Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu

·
Okunma
·
Beğeni
·
3890
Gösterim
Adı:
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Baskı tarihi:
Nisan 1999
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180274
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Bu eser İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak benim en başa alınması gereken verimlerimden biri...

Eser 20 yıl kadar önce Ramazan ayında ve üç defada konferans şeklinde verilmiş ve üç gece teravihten sahur vaktine kadar sürmüştür.

"Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu" üç gecede dörder saatten oniki saat konuşan adamın muazzam davayı temellendirmeye ve bir (sentez)'e bağlamaya çalıştığı en kesafetli bir deneme kabul edilmelidir.
(Önsöz'den)
226 syf.
>>>ZEHİRLE PİŞMİŞ AŞI YEMEYE KİM GELİR<<<
Buyurun efendim üç gece sahura kadar yapılan konferansların toplandığı kitabın incelemesine, öncelikle efendim kitabı Necip G. abinin düzenlediği Farklı Türleri Keşfet (#28548203) etkinliğine Tasavvuf türü ile katıldım ve Sarius’un NFK etkinliğini (#28573527) de görünce ona da katılıp bir taşla iki kuş vurayım dedim. :)

Bu kitap için ciddi bir inceleme yazmak isterdim ancak bu benim için pek mümkün olmadı çünkü kitabı okurken devamlı Google amcaya bu ne, şu ne diye sormak zorunda kaldım. Yine de ilk gözlemim şurda dursun ama

Kitap 1962 yılının mübarek Ramazan ayının üç gününde dört saatlik konferanslarının yine NFK’nın kendi çalışmaları ile kitaba dönüşmüş hali. NFK bu kitabı için başyapıtı olan ‘’ İdeolocya Örgüsü'’ ne bağlı bir eserdir der (ki ben okuyamadım onu).
Peki, İdeolocya nedir; aslında ideolojidir buda kelime anlamı olarak ‘siyasal ya da toplumsal bir öğreti oluşturan, bir hükümetin, bir siyasi partinin, bir toplumsal sınıfın davranışlarına yön veren politik, hukuksal, bilimsel, felsefi, dinsel, ahlaki, estetik düşünceler bütünü’ demekmiş benim anladığım da kısa ve öz bir toplumun bir konu için toplu düşüncesi:))

Kitabın ana fikri ise batı felsefesini tee Yunanlardan Roma’dan araştırıp incelmesi birer birer temsilcileri ve görüşlerini izah edip daha sonra bunu İslam tasavvufu ile harmanlaması. E ben bunu nasıl anlamış ve incelemişim bakalım.
Bir kere kitabın ismine bakalım ‘Batı Tefekkürü’ tefekkür düşünme demek o halde önce batının düşüncesini irdeliyor daha sonra bunu Tasavvuf ile harmanlayıp bize sunuyor. İslam Tasavvufu konusunda kendi yaşantısından bir çok anı vermiş ve tefekkür konusu kadar karışık değildi.

NFK için bir (kendi deyimiyle) batı menevverinin şöyle söylediği yazıyor; ‘’Yahu Necip Fazıl’da en beğendiğim nokta, düşmanını iyi tanımasıdır’’ bu sözden de zaten anlaşılabilir ki NFK Batı Düşüncesini bu yüzden kurcalamış o kadar, önce onları tanımış daha sonra kendi doğrusunu anlatırken onlara açıklık bırakmamış yani onu veya inancını sorguladıklarında NFK onları kendi açıklarıyla dövecek.

Kitaptaki anlamadığım kelimeleri araştırırken de Salih MİRZABEYOĞLU’nun bu kitapta ki ‘çift kanat’ metaforu hakkındaki şu açıklamasını gördüm; ‘“İslâm Tasavvufu” ve “Batı Tefekkürü” arasında kanatlarını açan İBDA, birincisinde imânın hakikatini ve ikincisinin de bir “arınma kurnası” hâline getirdiği gizli imânını selamlarken, “ana gövde” dilinde, yâni işin kemmiyet örgüsüne memur zarurî bir âlet mevkiindeki BÜYÜK DOĞU dilinde tecelli eden mânânın muhasebecisi, iç ve dış hikmetlerin bu gövdeye maledicisidir. (İbda Diyalektiği -Kurtuluş Yolu-, İbda Yay., 3. Basım, İstanbul 1995, s. 17)’’’

“Batının bütün eserlerini sıfıra indirici eksiği ruh, asl olarak Doğu’da, ahiretin tarlası olan dünya fethine memur akıl Batı’da…
Bu iki kutbu birleştirip bir ark lambası parlayışına vücut vermeden, yaşanmaya değer hayatın sırrı da ele geçirilemeyecektir.”

Şiddetle tavsiye edilir
213 syf.
·44 günde·Beğendi·10/10
Kitap, din ve felsefenin akıl üzerinde eşsiz bir şekilde anlaşılmasını ve uygulama teknikleri, Batı' nın ve bir çok ülkenin din mezhepleri üzerinde hakları ve düşünceleri gerçeğe bağlayan niteliklerini ele almıştır.

Bir çok insanın ve kitabı tek cümle ile anlatabilirsiniz ama bazı insanlar tek kelimeye sığmayacak kadar bilgili ve kalabalıktır. Bazen tek bir insana ihtiyaç duyar insan hiç düşündünüz mü bunun sebebi nedir?

İnsan duygularıyla, gözyaşları ile, en önemlisi sevgisi ile çoğalır.

Kitapta bazı öge ve nesillere yer vermiş bunlardan bazılarını ele almak istiyorum:
Akıl, dinde önce Allah' a teslim sonra kula iadedir. İki yolu var buna inanmanın; biri din diğeri felsefe...
Dinde akıl, Allah' teslim kula iade derken aklın insan için varla yok arasında ama var olan bir kavram olarak hayatımıza girmesini inceliyoruz.
Akıl, bana göre kullanıldığı alana göre var ya da yok şeklinde nitelendiriliyor hatta daha iyi bir açıklama irade ile şekil alan akıl insanın asıl kimliğini beyan etmektedir.
İyiye ve doğruya çalışır; o zaman vardır.
Kötüye ve harama çalışır; o zaman en iyi cümle ile insan ağzından konuşmak isterim ki " aklı olan bu kötülüğü yapar mı?" ...
Sanırım insan nesli var olduğundan beri bu cümle dilden ve felsefeden eksik olmamıştır.

Felsefede akıl, aklın kendi hükümdarlığı peşindedir. Akıl kesinlikle var ama görünmeyen bir kavramdır. Hem dinde hem de Felsefede ortak alan edinen akıl sanırım yerini çok eski zamanlarda din felsefesine bırakmıştır.

İnsan kararı: hiç bir kararsızlık en kötü kararın bile yerini tutamaz. Herkes bilir ki en kötü karar bile kararsızlıktan iyidir. İnsan iki ele sahiptir. Bir elinde hakikat diğer elinde mağlup vardır. Hangisini seçeceği ona kalmış. Akıl devreye girer ve birini seçer.

NFK. Tasavvuf konusunda dıştan ve satıh üstü beş türlü anlayış ve görüş tespit edebileceğimizi beyan etmiştir:
- Evliyalık adı altında basit anlayış
- İslamda yarı aydınların anlayışı
- İslami ruha yanaşmayanların anlayışı
- Din içinden tasavvufu red anlayışı
- Batı kültürüne biraz ulaşmış tipler

Açıklamaya gelince kendini üstünkörü sanan insan topluluğunun boyundan büyük sözler ile insan iradesinin yanlış yollarda ilerlemesini sağlamaktır. Sözlerinin gerçeklik payının oldukça düşük olması basit açıklama ve kanıt yetersizliği ile Felsefede de yerini bir çok olguya kaptırmıştır.

İslamda kendini gerçek bir düşünür ve din adamı olarak gören velhasıl din mezunu bir öğretmen ve imamın peygamber nizamında yalan bir inanç ve dayanağı bulmadan yarı aydın bir şekilde tam aydın düşüncesi ve maskesi ile kendini halk arasında isim duyurup din felsefesi adı altında kendini korumaya çalışmasıdır.

İslami ruha yanaşmak kişinin kendi kararı ve inancıdır. Dendiği üzere dinde zorlama yoktur ve insan karşısındaki insana mağlup duygulara zorla mahkum edip hadsizlik etmediği sürece...

Din içinde tasavvufi red anlayışı insanın hastalıklı, kendine özgü din yaratıp din adı altında üzerinde saygı bekleyen nitekim kişilik ve ruha istiklal duyulup yaşama arzusudur.

Batı kültürüne gelince bir çok filozof, düşünür ve yükselen insan tiplerinin çıktığı dönemdir. Kanıt ve insanı hakların maddeye döküldüğü dönem, istiklal kelimesinin tam anlamı ile kullanılmaya başladığı gelişim sürecidir.

Kitabı en iyi şekilde açıkladığımı düşünüyorum. Belirtilmek istenen dinde özgürlük vardır lakin hiç bir dinin temelinde hakları ihlal ve saygısızlık yoktur. Yeri olmayana yer açmak hukuk sürecinde suçtur.

İyi okumalar diliyorum.
226 syf.
Yunan ve mitoloji sonrası İyonya mektebi; Tales, Aleksimandros, Aleksimen, Diyojenis batının ilk düşünen adamları... İyonya mektebinden sonra Ksenefon; milattan altı asır önce… Ksenefon'un sahip olduğu Ele mektebi ve bu mektebin esası panteizm... Ondan sonra Pitagor geliyor; adet, sayı mistiğini getirmiştir... Sonra bir akamet devresi ve ardından ruh fışkırışı ve sofizm... Yunan'da büyük düşünce fışkırışının başı Sokrates. Sokrates'in ilk talebesi Eflatun-Platon. İdealizmi getiren adam. Platon'un talebesi Aristo... Aristo maddeci, Platon ruhçu...Bunlardan sonra Zenon geliyor, ahlak felsefesi... Zenon'dan sonra Epikür geliyor, zevk ve sefa... Sonra Piron, septisizm kurucusu... Yunan'dan sonra Roma... Roma'da Senek ve Epiktet...İsevilik, Hiristiyanlık... Sen Pol ve Sen Piyer... Engizisyon... Rönesans... Ümanistler; Bembo ve Rable... Ümanistlerin faaliyetlerinden sonra Servetüs, Bruno, Vanini, Luter, Kalven... 17. asır Beykın ondan sonra Spinoza, ondan sonra Dekart, Paskal, Laypniç... 18. asır Volter…
Kant ve kurduğu kritisizm felsefesi. Sonra Fihte, bencil görüşün tohumunu atar... Jan Jak Ruso, ona göre her şey tabiata terk edilmelidir. Sonra Didero…Materyalizm felsefisini getiren Hegel, aynı asırda Piron'la başlayan septizmi getiren Şopenhavr...Hiçlik felsefesi Nirvena.... Ogüst Komt pozitivizm kurucusu...Hegel diyalektiğini alan aksiyon fikircileri Engels ve Marks...Fenomenizmi kuran Hium...
Batı düşünürlerinden başlayıp tasavvufa kadar gelen anlatım... Necip Fazıl’ın müthiş birikimi… Etkilenmemek mümkün değil, kitabın içeriğinden etkilenmekle birlikte, yazarın birikiminden de etkilenmek… Çok yoğun bir dönemime denk gelmesine rağmen zevkle okudum. Arada sözlük kullanmak zorunda kaldığım, konferanslar serisinden bir eser.
226 syf.
·1 günde·10/10
Kesinlikle zihninizi kullanmaya tesvik edicek bir yazar kalemi kuvvetli bir ustad okuyan herkesin dusunmeye yonelik hareket etmesine Ne? Neden? Nasil? Sorularini sordurdugu gibi cevap araticak bir etki birakicagini dusunuyorum okuyacaklara son bir anektot bu kitapta Ustadin" Anlamak yok cocugum anlar gibi olmak var akil icin son tavir saci basi yolmak var ." Sozunu yasayacaginizi dusunuyorum
226 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Evet Üstadın bir fikir hazinesinden kitabını bitirmiş olduk. Sadece kitap bitti, olayların tamamına vakıf olmak kenarda dursun, zordur fakat imkansız değil.

( Bugün İslâmiyet’i içeride müdafaa etmek, dışarıda müdafaa etmekten daha zor hale gelmiştir. ) diyecek Üstadım kitabın son sayfasında.

Kitabın başlarında ise Batının mistik ve felsefe akımlarını ele alacaktır. Benzerlikler göstermişler dinimizde ki tasavvuf ilmi için daha da gösteriyorlar. Hızını alamayıp batıdan gelmiştir bu iş diyenlere de güzel cevaplar vermekte Üstad.

Kitap ramazan ayında iftardan, sahura kadar yapılan konferansların derlenmesinden oluşmuştur. Keyifli okumalar.
226 syf.
·17 günde·Beğendi·10/10
Üstadın mütefekkir yönünü belirten eserlerden bir tanesidir. Eser iki bölümden oluşmaktadır. Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu. Birinci bölümde Yunan medeniyetinden itibaren Batıdaki filozoflar, düşünürler vb. şahsiyetlerden ve akımlardan bahsetmektedir. Necip Fazıl kendisi felsefe okuduğu için felsefî akımları özet şeklinde anlatmaktadır. İkinci bölüm ise tasavvufun önemini ve İslâmın inceliklerinden bahsetmektedir. Yine burada da önemli İslâm alimlerinden ve şahsiyetlerden bahsetmektedir. Bu eser "İdeolocya Örgüsü" adlı eserin yanında okunması gereken bir eserdir. Okumanızı tavsiye ederim.
226 syf.
·2 günde·Beğendi
Sözü uzatmaya gerek yok. tasavvufu anlamak isteyen tüm herkes için üstadın kitaplarını tavsiye edilir. Eserlerinin hepsi ayrı ayrı güzel.
Allah Rahmet eylesin .
211 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Eski Yunan, Roma, İsevilik,İskenderiye mektebi, ortaçağ tüneli, rönesans. Yani Yunan+Roma+Hristiyanlık= Batı medeniyeti Necip Fazıl, batı medeniyetinin düşünce seyrini bu şekilde anlatıyor, aklın sınırlarını zorlayan nice düşünürler ötesine geçemiyor, madde aleminde takılıp kalıyor. 16. yy da luther kilisenin hristiyanlığına karşı gelip reform yaptığında biz neredeydik diyor, yazık ki islam düşüncesine bu kadar yaklaşmış insanlar kendi düşünce sistemlerine uygun din uyduruyorlar. Yaptıkları şey içinde bulundukları karanlığın tonunu artırmaktan öteye geçemiyor. Kitabın sonrası ise Doğu’nun asli rengi ve mutlak vahidi İslamiyet. Şimdi oraya geçiyoruz. “Bugün İslamiyeti içeride müdafaa etmek dışarıda müdafaa etmekten zor hale gelmiştir. Ben bu davayı eğer Avrupa’da ,Amerika’da, Afrika’da hatta kutuplarda müdafaa etmiş olsaydım belki bir anlayış istidadı, bir ‘acaba’ merakı olsun bulabilirdim. Burada ise,her şeyin anlaşılmış olduğunu zannetmenin sadece kabuktan ibaret kalmanın ve böylece her türlü nefs muhasebesinden mahrumluğun düzelmez akameti vardır.” Sanırım asıl sorumumuz da bu, her şeyi bildiğini zannetmek. Son olarak ise batı tefekkürü ve islam tasavvufunu şöyle güzel özetliyor: “ Batının bütün eserini sıfıra indirici eksiği ruh, asl olarak Doğuda, ahiretin tarlası olan dünya fethine ( dünya fethi - çok sevdim bu ifadeyi) memur akıl da Batı’da ... Bu iki kutbu birleştirip bir ark lambası parlayışına vücut vermeden, yaşanmaya değer hayatın sırrı ele geçirilemeyecektir.”
226 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Bu eser Türkiye'yi islam alemini ve bütün insanlığı kurtaracak sistemin örgüsü lif lif yerleştirilmeye çalışılmıştır.
Bu kitap Necip Fazıl en uzun süren konuşmasının kitaba alınmış halidir.
Konuşmasına Yunus Emre'nin şu sözü ile başlamıştır " zehirle pişmiş aşı yemeye kim gelir"
Ve bu cümle ile konuşacağı konunun ne kadar önemli bir konu olduğunu belirtmiştir
226 syf.
·5 günde·8/10
İlk bölümünde Batı Adamının tefekkür kabiliyetini ele alıp mücerred akılla en son nereye varılırın muhakemesini yapan Üstad,İkinci bölümde Tasavvufu ele alıyor ve ana hatlarıyla çiziyor.Elbette ki konferanstan kitap haline gelişi bizzat kalemiyle yazdığı yazıların lezzetini vermiyor.Ama bakın ki son cümleyle her şeyi yerli yerine koyuyor ve veriyor Hükmü:"Batının,bütün eserini sıfıra indirici ruh,asl olarak Doğuda,ahiretin tarlası olan dünya fethine memur akıl da Batıda..."
İşte tüm mesele meseleyi kökünden kavramak ve bu doğrultuda çalışmak.Neyi niçin yaptığını bilmek kısaca.Okuyun ve okutun bu muazzam eseri.
226 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Her bir cümlesini anlamak için özel gayret sarfettigim, anlamaktan yine de çok uzak kaldigim, Üstadın İdeologya orgusu'nden sonra baş yapitim dediği büyük eseri, fikir manzumesi. Dünya görüşümüzün mayasıni oluşturan doğu ve batınin, İslam ve felsefenin Necip Fazil'in kaleminde eriyip süzülmesi. Çektiği çileden bizede bir paye ayırmış üstat, keşke anlayabilsek.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Baskı tarihi:
Nisan 1999
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758180274
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Büyük Doğu Yayınları
Baskılar:
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
Bu eser İdeolocya Örgüsü'ne bağlı olarak benim en başa alınması gereken verimlerimden biri...

Eser 20 yıl kadar önce Ramazan ayında ve üç defada konferans şeklinde verilmiş ve üç gece teravihten sahur vaktine kadar sürmüştür.

"Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu" üç gecede dörder saatten oniki saat konuşan adamın muazzam davayı temellendirmeye ve bir (sentez)'e bağlamaya çalıştığı en kesafetli bir deneme kabul edilmelidir.
(Önsöz'den)

Kitabı okuyanlar 359 okur

  • Yasemin Kırtepe
  • Arda Yıldız
  • Anıl Özdemir
  • Cihad Gürel
  • Selim Bülent Bingöl
  • Tunahan Akyüz
  • Bedia yıldırım
  • Kuş ve Çicek
  • Çehovların Elif
  • Ecmel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.5
14-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%24.6
25-34 Yaş
%28.1
35-44 Yaş
%28.1
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%1.8
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.6
Erkek
%62.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%44 (51)
9
%20.7 (24)
8
%18.1 (21)
7
%7.8 (9)
6
%1.7 (2)
5
%0.9 (1)
4
%0
3
%0
2
%0.9 (1)
1
%4.3 (5)