ihtiyar'ın Kapak Resmi
ihtiyar, Müşahedat'ı inceledi.
 19 Şub 23:34 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · Puan vermedi

Nereden, nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Doğalcı romana bir örnek olarak Müşahedat’ı yazdığını iddia eden Ahmet Mithat Efendi ki bence de öyle ama başlangıçta romantik romandan da izler vardı, başka türlü olduğunu iddia edenler de olmuş, okurken, araştırırken ilginç şeyler deneyimledim.
Dergâh Yayınlarından 2013 birinci baskıyı okudum ve anladığım kadarıyla ikinci baskı şimdilik yapılmamış, alışveriş sitelerinde tükendi yazıyor. Bu ayrıntıyı niçin veriyorum, Dergah Yayınları eseri sadeleştirmeden basmış ki, eserin kalitesi ve orijinalliği bakımdan özenli bir çalışma da yapmışlar ama ülkemin gerçekleri farklı olunca belki de bu sebepten ikinci baskıyı yapamadılar. Ne diyorum ben! Okurken yoruldum, yoruldum demek eseri beğenmedim, keyifle okumadım, sıkıldım manasında değil. Bilmediğim kelimeler, bilemediğim kelimeler, yayınevinin dipnotları ve sözlük arasında gidip gelmeler, bazı yerleri tekrar okumama sebebiyet veren durumlar… Yıl 1890, yıl 1920 de, yıl 1935 de, yıl 1940 da fark etmiyor… Yanlış bir şeyler var çok açık ortada… Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini sadeleştirmek durumda kalmışız… Derinden üzüldüğüm için bu konuya girdim…
İşin bir başka boyutu Türk Dil Kurumu tarafından eser 2000 yılında basılıyor… Eee Cemil Meriç Ahmet Mithat Efendiye “tek kişilik akademi” diyor, Türk edebiyat tarihinde romancılığa yeni başlandığı zamanlarda, meddahlık kültürü ile yetişmiş bir topluma kitap okuma alışkanlığı kazandırmış, kendini sevdirmiş ve bu uğurda da bir sürü eser vermeye çalışmış bir yazar ki şöyle söyleniyor hakkında: “Gazeteci, hikaye ve roman yazarı, tarihçi, ilahiyatçı, felsefeci…O, bütün bu alanlarda ciltler dolusu eseri bulunan, edebiyattan coğrafyaya, müzikten dinler tarihine hemen her konuda kalem oynatmış ve okuyucularını her alandan haberdar etmek isteyen bir gazeteci, bir ansiklopedist hatta ilk öğretmen”
Ama değeri geç anlaşılanlardan… Ahmet Mithat Efendiden sonra yetişenler, onun romancılıktaki eksikliklerini görmüşler, iyi de onun eksiklerini görmek onu yok saymakla eş değer olur mu? Bir defa denemiş, yeni bir şeyler denemiş… İddia atmış ortaya doğalcı roman aynı zamanda şöyle de olmalıdır demiş, bu da yetmemiş onu göstermek için daha önce denenmediğini iddia ettiği şekilde Müşahedat’ı yazmış… Romanın yazılışını roman haline getiriyor, romanın yazılması esnasına roman kişilerini de katıyor ve romanın içine kendisi yazar Ahmet Mithat Efendi olarak karışıyor...
Hasan Ali Toptaş’ın en beğendiği eserlerin başında gelen 1759 yılında yayınlanmış “Tristram Shandy” de romanın yazılışını konu haline getirdiği söyleniyor. Ahmet Mithat Efendi’ni bu eserden haberi var mıydı bilmiyorum.
Özetle; Müşahedat türk romancılığının ilk yıllarında batıda denenmemiş bir şekilde yazım tekniği denenerek yazılması hadisesi ile büyük bir iştir.

ihtiyar, bir alıntı ekledi.
19 Şub 21:18 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bir kadın kendisine meyyal ve heveskâr olan ve bahusus kendi hakkında ciddi ve pak bir sevda peyda eyleyen adamın halini yalnız bir bakışından anlar. Bunu anlamayana kadın demektense odun demelidir.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 395 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 395 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
19 Şub 12:34 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bu halde biz hastegana en büyük müdavat, rahat-ı kafiye olduğunu emir ile bir araba cağırtıp, yine Cevdet'in tertip ve delaletiyle, bizi Beyoğlu'na aşırdılar. Keşke oraya aşırmasaydılar.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 302 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 302 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
18 Şub 11:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Gördüm ki yetmiş iki buçuk millet buraya dolarak ve mevarid-i servetin her birini birisi yakalayarak temettuat-ı vefire ile serian zengin oluyorlar da İstanbulluların bunları kıskanmaları şöyle dursun hakayık-ı ahvalden haberdar oldukları bile görülmüyor. Onlar daha sabavetten kurtulmaksızın devair-i devlette birer sandalye edinmeye müsaraat gösteriyorlar. Sözün daha doğrusunu mu istersiniz? Edinmesi için can attıkları sandalyeler üzerinde oturanlara ne yolda ve ne derecede malumat lazım olduğunu düşünüp o malumatı iktisap ile tehyie edilmelerine bile ehemmiyet verilmiyor. O sandalye üzerine her kim oturursa malumat ve dirayet ve kifayet onun ayaklarına kendi kendisine gelecek zannolunuyor.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 180 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 180 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
16 Şub 09:28 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Agavni'nin bu son sözünü lisan-ı Osmanninimize bihakkın tercüme edecek kelime-i vahide bulunamaz. Frenkler kadınlara yaranmak gayretinde bulunan adamlara "galant" derler. Bu adamların yaranmak için gösterdikleri etvara ve söyledikleri sözlere de "galantri" tabir ederler. Kâmiller cemiyetinde istimali pek de musarrahan caiz değilse de, o kadar ehl-i taassup olmayan cemiyette istimali memnu olmayan tabirlerdendir.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 95 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 95 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
16 Şub 08:26 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Taaccüp etmeyiniz birader. Şöhret denilen şey insanların sanatına göredir. Bendeniz de acizane epeyce meşhur bir adamsam da işte gördüm ki siz de benim ismimi hiç işitmemişsinizdir. Bir sınıfın meşhurları diğer sınıfın meçhulleri oluyorlar.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 88 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 88 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
16 Şub 08:15 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

.... kırk paralık kebap ile karın olduğu şu yerde kebap edilen luhumun mahiyetinden emin olmak kabil midir?
Bir ehl-i vukuftan mevsukiyetini temin ile mesmuum olmuştur ki İstanbul'da miktar-ı mecmuu elli binden aşağı tahmin olunmayan kira ve yük ve arabacı beygirleriyle beş binden müteaviz merkepler meyanında eceliyle ölenler nevadirdendir. Bir hayvan artık istihdam olunamayacak dereceye geldi mi böyle sokak kebapçılar onu bi'l-mübayaa müşterilerine ucuz ucuz kebap yedirirlermiş.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 85 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 85 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
16 Şub 08:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Bu mahşerin içinde ca-be-ca ve zaman zaman "sıcak pideler!" ve "Gözlemeci!" ve "Sütlü çay!" gibi avazeler dahi işitilir. Şurada seyyar kahveci kendi etrafında kimisi ufak iskemlelere, kimisi yerlere oturmuş bulunan bahçıvan ve hamal ve kayıkçı ve madrabaz mahlûtu cemaatlere kahve pişiriyor. Burada bir seyyar berber, yine bu mahlûttan birisinin ya kafasını, ya çenesini tıraş ediyor. Ya Langa, Yedikule vesair taraflardan yük getirmiş veyahut Aksaray, Beyazıt, Fatih gibi semtlere yük götürecek olan bir takım beygirler kuyruk salladıkça, yanlarına ziyadece takarrüp edenlerin yüzlerini kamçılıyor.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 83 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 83 - Dergah)
ihtiyar, bir alıntı ekledi.
16 Şub 07:59 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

O zamanlar pul rüsumu da vardı. Yalnız medahil-i şehirden giren eşyaya değil, bir daire-i belediye hududundan diğerine geçen arkacılardan, küfecilerden filanlardan da "toprak bastı parası" alınırdı.

Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 82 - Dergah)Müşahedat, Ahmet Mithat Efendi (Sayfa 82 - Dergah)