Yeliznd, bir alıntı ekledi.
1 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi

..."Ve gece, karanlık yürümeye başladı"...

Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 79)Ağrıdağı Efsanesi, Yaşar Kemal (Sayfa 79)

Aşklar hep yalan ;)
Kafamda deli sorular
Bakıp da göremiyorum
Görsem de sevemiyorum artık anla
Ben aşık olamıyorum

Aykut Aydemir, Dönüşüm'ü inceledi.
4 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kafka'nın dil ve anlatım becerileri açısından bir okuyucu için bu kitap en akıcı olanı sayılabilir.. Müthiş bir gözlem ürünü olan bu akışın yarattığı hissiyatı sevmemek mümkün değil..

Aklımın kenarında bir sürü okumam gereken kitap var. Ama birini alsam aklım diğerinde kalıyor diye onuda alamıyorum. Bu ikilem çok zor

Sevgi kaptan, bir alıntı ekledi.
5 dk. · Kitabı okuyor

"Aslında tam diye bir şey yoktur." dedim. "Her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür."

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 45)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 45)
Serpil Ağ, Acı Kahve'yi inceledi.
 6 dk. · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tahayyül edin ki, bilime gönül vermiş bir bilim insanısınız ve gelecek bütün insanlığın kaderini değiştirecek bir formüle imza atmak üzerinesiniz. Bu öyle bir formül ki, atomun parçalanmasını sağlayarak, gelecek savaşlarda insanlığın kaderinin şekillenmesinde etkin bir rol sergileyecek. Hal böyle olunca da, bol sıfırlı rakamların havada uçuşması kaçınılmaz.
Ne yazık ki ortada büyük meblağlar söz konusu olunca, hiç kimseye itimat edilmemesi de cabası.

Üstüne üstlük bir de en yakınlarınız olan aile bireylerine dahi, güvenmemenizi salık veren isimsiz bir ihbar mektubu almışsanız.Vaziyet böyle olunca yapacağınız ilk eylem ne olacaktır? Koşulsuz aile bireylerine güvenmeye devam etmek mi, ya da kendinize bilim dünyasının dışından bir hami tayin etmek mi?

Eser de Claud Amory varlığını bilime adamış, ünlü bir fizikçidir. Geliştirdiği bir formül sayesinde, Savunma Bakanlı'ğının en gözde bilim adamıdır. Geliştirdiği formülü yetkili kişilere teslim etme arifesinde gelişen olaylar, aile bireylerine karşı olan güvenini temelden sarsacak ve bilim dünyasından olmayan Dedektif Hercule Poriot'a müracaat etmesine gereksinim duyacaktır. Maksadı formülün çalınmasına engel olmak ve güvenli yoldan ilgili makamlara teslim edilmesini sağlamak.

Lâkin bu iş öyle göründüğü gibi, kolay hallolacak bir mesele değildir. Çünkü bir tarafta aymazlıklarla boğuşan çaresiz oğul Richard ve sırlarla dolu bir maziye sahip genç ve güzel eşi Lucy. Diğer tarafta Viktorya Dönemi'nin terbiyesiyle eğitilmiş Caroline Hala ve hayatın baharında olan, uçarı yeğen Barbara. Bu arada Claud Amory'nin sekreteri, hizmetkârları ve davetsiz konuğu da unutmamalı!

Hercule Poriot yazarın deyimiyle, " Ufak, tefek, mağrur edalı, tıpkı yumurtaya benzeyen ve hafifçe yana eğik bir kafa yapısına sahip ama son derece düzen hastası ve şık giysiler giymekten hoşlanan, hayalperest bir şahıs. " Hercule Poriot, Claud Amory'nin çağrısına kulak vermekle birlikte, işin işinden çıkılmakta zorlanacağı bir yola koyulacağının farkında değildir. Çünkü Claud Amory'nin evine adımını attığı anda, soğuk bedeniyle karşılaşacaktır. Kendisini hami olarak tutan Claud Amory bir cinayete kurban gitmiştir.

Hercule Poriot'un işi zordur ama imkânsız değil! Orta zekâlı insanların işleyeceği cinayetlerin de basit olacağını savunan dedektif, mutlaka bu cinayette de bir açık nokta bulacağına inanmaktadır. Kendine güvendiği için de üstün zekası sayesinde aile üyeleri gibi varsayımlarda bulunmak yerine, olaya karışmış aile bireylerini gözlem altında tutar. Acaba sevimli dedektifimiz katili bulabilecek midir?

Son derece sürükleyici ve akıcı bir üslupla yazılmış bir Agatha klasiği.
Agatha " Herkes istediği şeyleri düşünmekte özgürdür. " der ve ben de, " Mutlaka Agatha okumalısınız! " demekteyim.

Bu hüznü siz de bilirsiniz
Anlat deseniz anlatamam
Enine boyuna yaşarım ancak
Turgut Uyar

Fırat özbey, 1914 inceledi.
7 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Film izler gibi bir okuma anıydı.An diyorum çünkü bir oturuşta bitiriyorsunuz kitabı.Kısa olması bir sebep ama yazarın dilinin sadeliği baş sebep kıtabın bir solukta bitmesine.Okurken savaş gözümde canlandı demek yalan söylemek olur, ancak bir savaş filmi canlanıyor diyebilirim.Savaşı bilmiyorum çünkü, sadece okudum ve dinledim.Ne kadar korkunç birşey olduğunu algılamam imkansız.Sanırım savaş insanı aptallaştırıyor, yaşamı en kötüsüde ölümü anlamsızlaştırıyor.Savaş bir felaket felaketlerin en büyüğü, Er Ryan'ı kurtarmaya gitmek bile bir felaket.Bu savaşlar hep bu kahramanlık öyküleri yüzünden çıkıyor zaten.
Not:yanlış anlaşılmasın kitapta bir kahramanlık öyküsü anlatılmıyor.Savaş hakkında son yazdıklarım Celine'den biraz farklılaştırılarak cut-uplanmıştır.