Büşra Betül Özbakış, Milena'ya Mektuplar'ı inceledi.
25 dk. · Kitabı okudu · 2 günde

Bir kitap daha bende derin izler bırakarak sona erdi.Okurken altını çizdiğim her satırı alıntı yapmak istemedim çünkü o satırlarda ben hep kendimi buldum.
Kafka' nın iç dünyasına, düşüncelerine, aşkına tutulmuş dev büyüteç gibi bir kitap. Mutluluğun en üstünden korkunun en altına savruluşunu nasıl bu kadar içten, acıklı ve mükemmel ifade edebildiğinin şaşkınlığı içindeyim. Bitmesin diye başlamaya kıyamıyordum bitti. Güzel olan her şey çabuk biter zaten.

Fatih çimen, Otomatik Portakal'ı inceledi.
27 dk. · Kitabı okudu · 8 günde · Puan vermedi

Okurken Çok zorlandım. Diyaloglar normal romanlara nazaran çok basit geldi. Örneğin "görmek veya görüşmek" için "dikizlemek", "bağırmak" yerine "cıyaklamak", "ölmek" yerine "cavlağı çekmek" kullanıyor v. b. Bütün bunların bir tercüme hatası olmadığı belliydi. Ama yinede insanı rahatsız ediyor. İlk bölümde herkesi rahatsız edeceğini düşündüğüm ölçüsüz şiddet sahneleri var. Bence muhteşe değil ama yazar amaçladığı şey neyse ulaşmış kendine göre bir argo dili yeni bir jargon oluşturmuş. Hatta buna bir isim de bulmuş. "nadsat". İyi okumalar diyelim herkese. "Ve bir sürü bok püsür" . Sakın bana kızmayın kitabı bitirince benim en son söylediğime güleceksiniz.

Erdem Gül, Bir Yunanlı Gazeteci Gözüyle Atatürk'ü inceledi.
52 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir Yunanlı gazetecinin 1936 yılında kaleme aldığı bu kitapta şunları bulacaksınız;
1. Osmanlı'nın son zamanlarında büyük devletler ile arasındaki gelişmeler,
2. içte siyasi çekişmeler ve bu çekişmelerin imparatorluğu yıkılmaya, parçalanmaya götürdüğü,
3. İttihat ve Terakki Fırkasının genel politikası ve Atatürk ile yollarını ayırmaları,
4. Atatürk'ün dünya sahnesi çıkması ve kurtuluş savaşı,
5. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ve çağdaş modern bir devlet kurma yolunda verdiği savaş...
Yazar bir Yunanlı olmasına karşın inanılmaz güzel ve objektif değerlendirmeler yapmış..elbette yerdiği de olmuş övdüğü de Atatürk'ü.. ama kendi cümlesiyle "Atatürk bir efsane" diyerek övdüğü çok olmuştur...Bilgi dolu bir kitap..tavsiye ederim..

Erdem Gül, Kafamın İçinde Bir Ben'i inceledi.
56 dk. · Kitabı okudu · 5/10 puan

Yaşadığı şeylerin kilit noktalarını, kendine hedef tayin ederek, kafasının içindeki kağıda senaryolar çizen Selim...Çocukluğu, gençliği, aşkları, aile içi sorunlar, ne varsa hepsinin ruh dünyasındaki izlerini, kafasını dinleyerek yepyeni bir kurgu ile senaryoya çeviriyor...
Kitabın ilk bölümünde; Eylül ile yaşadığı karşılıksız aşk ve Eylül'ün para için sevmediği bir adamla evliliği, Selim'in bunu kaldıramayıp yanlış bir bayanla hırsızlığa kadar varan ahlaksız ilişkisi ve neticede intihar etmesi...
İkinci bölümde; Eylül ile yaşadığı tadına varılamaz aşkın bir kaza sonucu Eylül'ün ölümü ile son bulması, bu acıyla hayatına devam eden Selim'in askerlik görevi icra ederken şehit olması...üçüncü bölüm de ise henüz yeni başlıyor ..

Erdem Gül, Sırça Köşk'ü inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okuması çok rahat, birbirinden güzel, anlamlı, yer yer manidar öykülerinin yer aldığı güzel bir kitap..Kitaba ismini veren "Sırça Köşk" masalı ise günümüze inanılmaz uyuyor.. hoş bizim ülkemize hangi masal uymuyor ki..

Erdem Gül, Değirmen'i inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Pazar sabahı Sabahattin ALİ çok dinlendirici geldi...1927-1934 yılları arasında yazdığı (20-27 yaşlarında yani) güzel, genç olarak iyi sayılabilecek öykülerini topladığı kitabı..kafa dinlemek için güzel bir kitap..

Kitap eleştiri kaynağı olabilecek türden bir kitap. Tarafsızca okudum ve eleştirilerden kaçındım. Okurken duygulara baktım anlatım ve dili güzel ama amasi var onu okuyun derim anlarsınız bence dili rahat anlatımı kolay anlaşılır bir kitap. Hayat bizden bir mucize bekliyor ve sen mucizelere inanmalısın, çünkü olduğun yerden olduğun gibi izlesen bile bu hayatı, eğer isterse sana o mucizeyi yaşatıyor.En güzel yerlerde, en doğru insanlarla yollarımızın kesişmesi ve her zaman en iyisinin değil, en hayırlısının olması dileğiyle

Şeyma Bakırtaş, Kinyas ve Kayra'yı inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 34 günde · Beğendi · 8/10 puan

Spoiler içerir!
Kitabı okurken ne tam olarak kayrada kendimi bulabildim, ne de kinyasta. Ben onları uzaktan seyreden bir çift gözdüm. Kitabın arasına sıkışıp kalmış kurumuş bir gül. Her ikisinden de payımı aldım. Kitap yarı anarşist yarı varoluşçu temaların yer bulduğu iki insanın şiddet , suç , cinsellik yüklü en uç noktalarında dolaştıkları hayatlarını konu ediniyor . Sorgulama üzerinde düşünmeye sevk edecek yoğun bir anlatıma sahip. İlk 100 sayfasında oldukça karamsar ve buhranlı havası beni etkilesede daha sonra büyük bir merak uyandırarak akıcı bir şekilde ilerledi . Hakan güdayın eserlerini yeralti edebiyatı olarak kategorize etmek çok doğru olmasa gerek . Kendisinin de bir röportajında dediği gibi :" yeraltı edebiyatı dostoyevski nin tek bir eserinde durması gereken raf. Yeraltından notlar ".
Kesinlikle alıp okumanızı tavsiye ederim. Keyifli okumalar 1k ailesi.

Kitabı okurken çok stresli bir dönemde İdim. Yanımda bana hayatını anlatan biri vardı sanki çok yakın sıcak ve bizden biri adeta. Güldüm düşündüm çoğu kez ve güzel bir anı yaşadım
Bir alıntı ile noktalayayim
Sırf dövülmek adına dövülüyor insanlar, mahkeme salonları sonun önceden yazıldığı yerler, gerisi vodvil. İnsanlar sorgulanmak üzere odalara alınıyor ve ya yarı insan çıkıyorlar dışarı ya da insanlıktan tamamen çıkmış, devrim isteyenler var, biliyorum, ama isyan sonrasında yeni hükümetinizi bir kurduğunuzda bakarsınız ki yeni hükümetiniz eski Baba'nızdır yine, yüzüne bir maske geçirmiştir sadece.

Yusuf Çorakcı, Cin Ali Serisi'yi inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Bir nesle okumayı öğreten, küçük çocukları kitaplarla tanıştıran, daha önlüğünü yeni giymiş kurşun kalemi 3 numara örgü şişi zanneden öğrenci milletinin ilk göz ağrısı efsane seri Cin Ali. Ali isminde oldukça akıllı, terbiyeli, çalışkan ve sevecen bir çocuğun ailesi ve arkadaşlarıyla yaşadığı maceraları ilgiyle okudum yıllar önce. Çocuklara sadece okumayı öğretmek değil örnek öğrenci ve evlat olmayı da öğretmeyi amaçlıyor aslında bu kısacık kitap dizisi. Kitapların gizliden gizliye söylemeye çalıştığı Cin Ali gibi olursanız hem aileniz, hem arkadaşlarınız hem de öğretmenleriniz sizi çok sevip sayarlar. Cin Ali'nin babası tam örnek bir baba gidip oğluna at alıyor at. O zamanlar belki ucuzdur ama şimdi almaya kalksak dünyanın parası atlar çok pahalılar. Şaka bir yana müfredattan kaldırılmasına anlam veremedim hiç. Şimdiki çocukların okumasını isterim açıkçası. Belki birçoğuna komik gelecektir Cin Ali ama geçmişi bilmeden geleceği göremeyiz.

Nasıl olduğuna anlam veremediğiniz durumlar olur ya yok ulan bu kadar da olamaz dediğin hani Ziyan öyle bir roman. Romanın kahramanı bir anda sen oluyorsun.Asker oluyorsun, soğuğu hissediyorsun, çok sigara içiyorsun,yeri geliyor ağız dolusu küfür ediyorsun,tarihin içinde kayboluyorsun....Okunmalı kesinlikle okunmalı.

Cenk Avcılar, Hayvan Çiftliği'yi inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sosyalizme karşı oldukça başarılı bir eleştiri. Büyük umutlarla çıkılan bir yolda, yozlaşmış yönetici sınıfının toplumu nerelere sürükleyebileceği kitapta gayet başarılı şekilde anlatılmış. Özellikle son bölümde yer alan, domuzların iki ayak üzerinde yürümeye başlayıp insanlarla beraber bir yemekte beraber olmaları ve çiftliğin isminin Hayvan Çiftliği yerine Beylik Çiftliğe dönüştürülmesi çıkılan bu yolun bir sonunun olmadığı, ilerlemenin dairesel gerçekleştiği ve gene başa döküldüğünün Harika bir kanıtıdır. Yöneten kısmında kişiler ve sıfatlar değişmiş fakat yönetim şekli tekrar eski halini almıştır. Kitap bu yüzden gayet başarılı.