RAŞİT ÇAYIRLI, Manhattan Transfer'i inceledi.
3 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Roman New York şehrinin bugünkü haline gelme sürecini anlatıyor denilebilir. Roman iki ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde birbirlerinden ayrı ve habersiz olan karakterlerin ikinci bölümde yolları kesişiyor. İki tür kişi grubu var romanda birinciler kapitalizmin mağdurları ki onlar ekseriyeti teşkil ediyor. Diğer grup ise kapitalizmin semirttiği tipler. Bunlardan özellikle Gus McNiel öne çıkıyor. Geçirdiği bir kaza sonucu yüklü tazminat kazanan bir sütçü olarak görürüz onu ilk bölümde ikinci ikinci bölümde ise zengin ve nüfuzlu bir işadamı olarak görünür. Congo isimli karakter beş parasız olarak geldiği New York'ta içki kaçakçılığı yaparak zengin olur, James Merivale ise babasından kalan mütevazı serveti büyütür. Ama bir de kaybedenler var: Joe Harland ve Blackhead bir anda yoksullaşan iş adamlarıdır. Bir diğer grupta hiçbir şey olamayanlardır. Bu roman gerçekten çok orijinal bir eser aynı zamanda çok sürükleyici. Okunmayı fazlasıyla hak ediyor..

Duru Ezel, Bel Altı Vuruşlar'ı inceledi.
8 dk. · Kitabı okudu · 9/10 puan

Hem komik, hem duygusal aynı zaman da romantik bir şeyler okumak isteyen herkese gözüm kapalı bu yazarı tavsiye edebilirim. Kadının kurguları da anlatım tarzı da cidden harika.
Sanırım hepimiz bazı karakterleri okurken “azıcık yaşının insanı ol” demişizdir. En azından ben bunu birçok kitapta diyorum. Ama burada böyle bir şey yok. Yazar sanki bu konuda özellikle bir özen göstermiş gibi tüm karakterler benim için muazzamdı.
Kitabı severek okumuş olsam da -hatta üçüncü kitabı da bitirdim- yine de benim favori kitabım hâlâ ilk kitap. Onun yeri hep başka olacak sanırım.
Bel Altı Vuruşlar kafanızı dağıtacak, size keyif verecek bir kitap. Benim gibi romantik bir şeyler okumayı seviyorsanız inanın bu kitap çerez gibi okunup bitiyor.
Arkadaşlık ve aile bağları aynı zamanda romantik ve tutkulu bir aşk vaat ediyor size, ben akşamüzeri başlayıp gece yatmadan bitirmiştim.
Bence yazara bir şans verin. Bu tür kitapları seviyorsanız kesinlikle ondan hoşlanacaksınız.

Leyla yüksel, Gece Kitabı'ı inceledi.
21 dk. · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Merhabalar kütüphaneden alıp yurda götürmeye üşendiğim bir kitap oldu kendisini o yüzden hemen orada okuyuverdim. Bilge Karasu'nun adı arada kulağıma zikrediliyordu kısmet bugüneymiş diyemeyeceğim çünkü Gece Kitabı yazarın "Gece" kitabının bir bölümünden alınıp çizgiye dökülmüştü. O yüzden çok bir şey anlamadım biraz sıkıldım falan ama keşke önce yazarın o kitabını okuduktan sonra bunu okusaydım daha güzel olurmuş ama ona rağmen çizimler ve yazarın anlatımı kitabın üstüne çeken geceyi benim içimede damla damla damlattı zaten hava da kasvetli olduğu için ben çok etkilendim. Kitabı okusam daha çok etkilenirim.
Kitaba puanım: 3,5/5⭐

Leyla yüksel, Ölüme Fısıldayan Adam'ı inceledi.
25 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · 2/10 puan

Merhabalar sevgili ÖFA. Hayranı olan canım takipçim ben seni seviyorum yazıya başlamadan önce bunu unutma. Öpüyorum.
Yazarın ilk, 4N1K kitabını okudum ve beğenmedim. Hatta dedim ki ben bu yazardan başka kitap okumam. :D gel gör ki buradayım yine. Tüyap kitap fuarında Büşra Yılmaz yorgunluktan bayılmış sanırım, merak ettim hesabında gezindim falan baya samimi buldum dedim ben bunun romanını okuyayım ve ne dersin hayal kırıklığı! Hiç sevmedim diyemem Yosun karakterinin o bir yerde ki naifliğini anlatımın kibarlığını sevdim. Tilki-balık olayını da sevdim ama her iki cümleden birinde balık kelimesini görünce sürekli gözlerimi devirmek zorunda kaldım. Özgür karakterini sevmedim bana aşırı derecede egoist geldi ve Yosun'a olan aşkına zerre inanmadım. Yosun karakterini biraz saf salak buldum. Sürekli ölmek istemesi bana saçma geldi. İntihar edeyim ama ölmeyeyim durumu olmuş, demezler mi adama bu yaşta senin derdin ne? Derler ama dememişler. :D sürekli içilen sigara ve sigara olumlaması beni rahatsız etti ama aklıma kitaplarda neler neler olacağı aklıma geldi sustum. Linç yerim yoksa :D kitapta geçen küvet sahneleri bana çok saçma gelen ikinci bir olay. Diğer olay sürekli bi "su, ıslaklık, balıklık su, su,SU" onlar soğuk sudan bağırsaklarını üşümediler ama ben üşüttüm! :D en son diyeceğim şey cümleler, diyaloglar bana çok doldurma geldi. Yani dedim "ablacım sen ne yapıyorsun?" demem o ki ben bu kitabı 17 yaşında okusaydım çok çok severdim, ağır fanı olurdum ama geç kaldık. Bir kitabı çok seven var. BAYA ÇOK seven var yorumu yazarken biraz tırsmadım değil. :DYazarı seviyorum, kitaplarını hayır :D sanırım bir daha da okumam aynı yazardan başka bir kitap.
Kitaba puanım: 2/5⭐️

Aykut, Mecburiyet'i inceledi.
 45 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Mecburiyetin oluşmasında birçok sebep vardır, kimi zaman insanın kendi kararları sebep olur buna. Kitapta ise başkalarının, sistemin, genel olarak toplumun sunduğu bir mecburiyet söz konusu. Sanırım en kötüsü de bu. Dayatılan sorumluluklardan kaçan bir adamın öyküsü askerlik üzerinden verilmiş, Paula karakteri kitabı tam bir başkaldırı haline getirmiş. Okuyanlar bilir, Zweig harika betimlemelerle, psikolojik tahlillerle, olayları,insanları dramatize eden bir yazar, kurgudan çok anlatım yönü ağır basan bir yazar.Diğer kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da vermek istediği mesajı başarılı bir şekilde vermeyi başarmış.

Ayşegül, Külkedisi’nin Zayıflama Hikayesi'ni inceledi.
55 dk. · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ve serinin ilk kitabı olduğunu bilmeden okudum. Ikinci kitabı da merak ediyorum. Kitapta, kendi halinde, yemek yemeyi seven, utangaç ve tombiş bir dergi editörü olan Öykü'nün külkedisinden bir prensese dönüşmesini anlatıyor. Öykü'nün sıradan hayatı iş çıkışı uğradığı kitapçıdaki Tolga ve hediye ettiği Gizemli Erkek Avcısının yazdığı kitapla değişir. Hoşlanıdığı erkeği tavlamak istersen kendini olayların içinde bulur. Kitap çok güzel motive eden bir kitaptı. Esas kızın mücadeleci oluşu pes etmeyişi ve olayların sıkmadan ilerlemesi kitabı daha okunur yaptı. Yazarın emeğine sağlık

Serap Kırgöz, Kamelyalı Kadın'ı inceledi.
58 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Okurken keyif aldığım bir romandı. Hikayenin gerçekten yaşanmış olması da beni daha çok etkiledi. .bir daha başkasının olmasın diye onu öldürmek geçiyordu içimden. Okunması gereken bir aşk romanı olduğunu düşünüyorum.

Tolunay Tüsüz, Evlilik Terapisi'yi inceledi.
1 saat önce · Kitabı okuyor · Puan vermedi

Kitapla ilgili bir yorum yapılmamış ve ben de okuduktan sonra gerekli bilgilendirmeyi yapacağım. Sezgilerim bana kitabın güzel olacağını söylüyor. Bakalım :)

Tolunay Tüsüz, Açlık'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Olaylar sanki çok fazla tekrara düşmüş ve tasvirler bazı kısımlarda gereksiz uzatılmış. Karakterin davranışları beni bazen çok sinirlendirdi. Ama kitabı da yaşadım. Kitap bana çok hitap etmedi ama okunabilir.

siyajin, .Başlangıç'ı inceledi.
 1 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bu sabah tam evden cikacakken dağıtıcı memur ile kapıda karşılaştık.. ismimi sordu ve bende mustafa pektaş dedim o heyecanla:-) yok fatoś deyince kitap dedim.. kitabım mi geldi diye.. :-))) ve kitabı aldığım gibi tabi itiraf etmek gerekirse ilkin imzaya baktım:-) çok teşekkür ediyorum Başlangıç yazarı MUSTAFA PEKTAŞ hocamıza... kitabın kapak tasarımı benim çok ilgimi çekti.. zamana bırakılmış inançlar mi desem hayatlar mi desem daha bir sürü şey uyandırdı.. Belki de zamanla olan büyük savaşım var diye dikkatimi çekti... bilmiyorum....

Önsöz de şiirin ne olduğu değil de ne olmadığı konusuna değinmiş olmasi farklıydı.. bende şiir okurken redif, kafiye kıta olayını pek sevmem.. şiirler gayet açık ve akıcı bir üsluba sahipti.. çoğu yerde sitemkar ruh hali ve hayat beklentilerinin kırgınlıklarıni hissetim..birçok satır Himm.... galiba bende yaşadım bunu dediğim anlarım oldu.. kadın konusuna anne konusuna değinmiş olmasi ayrıca benim dikkatimi çekti ve kitaba gömüldum resmen.. bana göre şiirler kitaba döküldü mu o artk yazarın özel hislerinden çıkıp toplumsal hislere dönüşür. Ve bende kitapta bir çok yerde o hisleri tattım...ah hocam dediğim nokta olmadı mi oldu... bu da benim feminist ruh halimden olsa gerek:-) aşk ve kadın konusunda biraz kadınlara yüklendiğini hissetim..:-/ onun dışında gayet samimi gayet güzel şiir tadı aldım... kaleminizin akış çizgisi her zaman açık olsun hocam... yureginize emeginize sağlık.. okunmasını tavsiye ederim:-)

Ruhtan Adam, Doğmadı Kutsal Çocuk'u inceledi.
 2 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 8/10 puan

Metafiziksel kurgu ile felsefik derinliklerin kaba bedensel gerçeklerle harmanlandığı güzel ve eğlenceli bir kurgu.

Dünyaya daha hazır bir bebek getirmek isteyen bir annenin, 9 aylık süreyi boşa geçirmek istememesinden yola çıkarak karnındaki ikiz bebekleri bilgi istilası altına almasıyla hikaye başlıyor. Bu iş için bir doktoru da ikna edip, olmadık "kurgusal" yöntemlerle bebeklerin artık açlığı haline gelen ihtiyacı karşılamaya çalışıyorlar.
Bebeklerin dışarısı ile bağlantıları, kendi iç çatışmaları ve diğer insanların olaya yaklaşımları pek alışılmadık bir bakış açısıyla sunuluyor.

İlerleyen bölümlerde kitaba adını veren "Doğmayan Kutsal Çocuk" bilgi seviyesini o kadar ilerletiyor ki artık bütün otoriteler önünde diz çöküyor. Tanrılık rolüne kalkışarak insanları yönetmeye başlıyor.

Tam burada, Ninja Turtles çizgi filmindeki iri adamın içinde "beyin" vardı ya adı Krangs, o geliyor aklıma (şuraya resmini koyayım hatırlarsınız https://i.hizliresim.com/XEjJrD.png) . Ninja Turtles 93 te yayınlanmaya başladığını düşünürsek belki de yazar bundan etkilenmiştir diye düşünmedim değil.

Sonlara doğru ne olursa olsun İnsan olgusunun zaaflarını da gösteren, o Tanrısal varlığı yerle yeksan eden bölümlerin de çok iyi işlenmesi, kurguyu yaşamsal öğelerin realitesine sunuyor ve derin sorgulamalar yapmamızı sağlıyor.

Eski ve pek göz önünde olmayan bir eser olması değerinden hiçbir şey kaybettirmemiş. Kütüphanemde kıymetli bir yer edindi.

Gulsum, Kekeme Çocuklar Korosu'yu inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Ama sen beni bitirdin 12 yasa çocukluğu öncesi olmayan 12 yaş. Sorma nerde olduğunu hiç olmadin hayat sahnesinde. Öncen yoktu. Acep annen mi taşıdı bunca yıl yoksa insanlar mi istemedi seni.neydi hayat hikayen. Yazar diyor ya suzinak hüzünler evet tam da orda saklıydım. Görmediler beni. O hüzün şehrinde çocukluğum sakliydi.ve bir göç sonucu yıkılan evleri sever olmuştum çünkü bazıları için bir hayat başlangıcı idi. Tıpkı ben gibi. 12 yaşinda doğdum, 12 yaşinda dil öğrendim 12 yaşında sokaklarla tanıştım. Ilk dayağı anneden görmedim öğretmen dururken. Ilk nefret ettiğim insan bir eğitimci.Allahim sevgiyi öğrenmeden nefreti öğrettiler. Beni dilimle yargiladilar duygularımı anlamadılar. Sokaklarda bıraktılar hayallerimi. Sahi neydi o gözyaşlarin sokak aralarında dolaşırken. Ilk selam veren bir eskici miydi yoksa radyodan gelen Merhaba sesi miydi. Yazar diyor ya "kirlenmemis çocukluğum " garip hangi çocukluk. Dinleyin büyükler ve asıl eğitimciler çocukluğumu geri verin.Allahin en güzel sanatı olan insanı sevgisini geri verin. Ne olur bende bitirdiğiniz hayallerimi geri verin. Beni tekrar almadığınız sokaklarda bağrışan çocuk seslerine alın. Şu an dil var eğitim var alın beni .insanlığımi onla sinirlandirdiniz. Şimdi ben sizi neyle sinirlandirayim lütfen söyleyiniz. Anlatamam daha fazlasını yürek dayanmıyor. Ne garip şu an bir eğitimci çocukluğunu alan eğitimciden sikayetci. Ne garip beni sokağına almayan insan şu an dost melodileri çalmakta.ama siz kıymetli nazende sevgili kitaplarım 12 yaşım sizde yaşamakta. Gittim ve geri geldim sokağıma. Çok şükür... kitabı okumaya dalarken yine insanları unuttum ve derse gidemedim Allah afetsin.cumlelerim zamanınızı aldıysa hakkınızı helal ediniz.