Glbn Eskl, Kehribar Zamanında Aşk'ı inceledi.
21 dk. · Kitabı okudu · 6/10 puan

Öncelikle bu kitap bana hediye edilmeseydi hiç okur muydum veya ne zaman okurdum bilmiyorum. Ancak okuyacak olanların fikrini değiştirmek de istemem ama okumamak da çok bir kayıp olmazmış. Nasıl yazacağımı da bilmiyorum.
Kitabın ismine ve arka kapaktaki tanıtım yazısına baktığımda gerçekten bir aşk hikayesi okuyacağımı düşünmüştüm. Öyle değil. Cumhuriyetin ilanından sonra ilk hakimlerden İhsan Köknel'in hikayesi. Evliliği, mesleği, çocukları vs. Baktığınızda gayet de hayatında herşey yolunda gitmiş Aşk-iş hayatında (ufak ayrıntılar dısında) hiçbir sıkıntı yasamadan hayatını sürdürmüş bir adam. Bunun yanı sıra hiç de tarih anlatılıyormuş hissi verilmemiş. Sadece ilk sayfada bir tarih atılmış o kadar. Daha sonra hangi döneme geldiğimizi ikişer üçer kere lütfedip İsmet İnönü, Cemal Bayar, Adnan Menderes vb isimler geçti de anlayabildik. Yazarın anlatım biçimi de enteresandı. Bütün kitap tiyatro metni gibi neredeyse diyaloglardan oluşmuştu. Anlatım yok, betimleme yok. Bir ailede yemek yerken neler konusulabilir, o denli her detayı diyaloglarla vermiş. Çok gereksizdi. Kısaca Yazarın kendi anneannesi ve dedesinin gerçek hikayesi denilince daha etkili bir şey okuyacağımı düşünmüştüm.

Recep Keten, Belâ Çiçeği'yi inceledi.
49 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

aysel git başımdan ile başladığı için olsa gerek büyük beklenti oluşturdu fakat diğer kitaplarına göre daha durağan bir yapısı var. cinnet çarşısı bölümü daha çok öykü gibi. Yine de okunası bir kitap sadece konu Attila İlhan olunca beklenti yüksek oluyor.

Recep Keten, Bütün Şiirleri'ni inceledi.
 2 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Çelebi; mistisizmi, tasavvufu, kutsal kitapları ve çocukluğunun bölük pörçük anılarını harmanlayarak kitabına taşımış. Şiirlerinin bir çoğu oldukça ahenkli. Farsça ve Fransızca dersleri almış olmasının yansımalarını kitabında görülüyor. Kitabı elinize almadan önce hayatını okumanızda fayda var diye düşünüyorum.

Recep Keten, Türkiye Kadar Bir Çiçek'i inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

‘’Siyasal bir lirizm’’ ile şiirler kaleme almış Ergin Günçe. Hem siyasal eleştiriler hem ironiler hem halk dilinin yalınlığını ve duygusallığını barındırıyor. Okunması gereken şiir kitapları arasında.

Recep Keten, Böyle Bir Sevmek'i inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Siyasi hicivleri bol olsa da galiba Attila İlhan’ın en çok acıyı yansıttığı kitabı. Bir şiirde sömürüyü eleştirirken bir sonraki şiirde yalnızlığı, ihaneti yüzünüze çarpıyor.

Recep Keten, Elde Var Hüzün'ü inceledi.
2 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Attila İlhan’ın kişisel duygularıyla başlayarak, İttihat ve Terakki’ye, Baki’ye kadar uzanan şiirlerinin bulunduğu güzel kitap. Ara sayfalarda Böyle Bir Sevmek kitabında olduğu gibi Divan Edebiyatı’ndan alıntılar yapması ekstra güzelleştirmiş kitabı.

Sena, Bilge Lider Aliya İzzetbegoviç'i inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 17 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tam paylaşacakken silinen inceleme yazımın üzerinden birkaç gün geçti ve ben şuan bu kitap hakkında bir şeyler yazabilecegimi düşünüyorum evet tam o moda girdim o halde başlayalım hazır hevesimiz varken.
Bosna Hersek cumhuriyetini herkes az çok duymuştur.Balkanlarda kalbi kırık bir Osmanli mirasi. Uzun zaman Osmanlı hakimiyetinde kalan bu ülke buram buram Osmanlı kokar.Sokaklarimiz evlerimiz gülmelerimiz, kültürlerimiz kardeştir.Biz börek deriz onlar burek derler.Biz ayranı yoğurdu sulandırıp yaparız onlar direk bizim yoğurdu ayran niyetine bardaklarda servis ederler.Baklavamizi onlar da bizim kadar sahiplenmiştirler.Aynı toprak parçasında yasamasak bile aynı kültür ve aynı medeniyetin çocuklarıyızdır.Boşnaklar bizi sever.Türkiye onlar için hep ayrıdır biz de onlara sempati duyarız bu karşılıklı sevgi diyaloğu hiç bitmez .bitmesin de .Uzak olmak mesela değil gönüller uzak olmasın.
Bu kadar bizden olan bir Balkan ulkesi Bosna'nın lideri Aliya İzzetbegoviç liseye kadar adını bile duymadığım birisiydi .Sonradan nasıl olduysa bir yerden kulak aşinaliğim oldu ama bu seneye kadar bu şahsiyet hakkında ayrıntılı bir bilgi sahibi olamamıştım.Kitap bana o kadar çok şey öğretti ki nerden başlasam bilemedim!Büyük ihtimalle de anlatmak istediğim çoğu şeyi anlatamayacağım ,neyse!
İlk kitabın içeriğinden başlayalim.Yazar Hüseyin Yorulmaz bu eseri ,çeşitli kaynaklardan derleyip ,kendi yorumunu da katarak oluşturmuş.Yararlandığı kaynaklar bizzat Aliya'nin yazdığı tarihe tanıklığim ,Özgürlüğe kaçışım gibi önemli tarihe ışık tutacak mahiyette eserler.Farklı kaynaklar kullanması oluşturduğu eserin daha kapsamlı olmasını sağlamış ki bence iyi olmus bu sayede Aliya'nin diger kitapları hakkında bir fikrim oldu ve onlara karşı merakım uyandı.
Eseri okumak düşündüğümden daha zevkliydi ama maharet yazarda değil anlatılan kişide bence.kim anlatırsa anlatsın o insan etkileyici ve takdire şayan biriyse dil üslup bir kenara çekilir ve şahsiyet konuşur sayfalarda .Bu kitapta da öyle oldu.Aliya İzzetbegoviç'in o kadar taktir ettiğim ve helal olsun dediigm yönü vardı ki!
Biraz bu şahsiyet hakkında bilgi verecek olursak,
"Hukuk benim yaşam tarzım hayat felsefem "diyen bir hukukçu .Siyasetin kirli sularında yüzüp kirlenmeden kalabilmiş dürüstlüğünden taviz vermemiş doğru bildiğini sonuna kadar savunmuş biri! Siyasete gören çoğu insanın bozulduğunu , hak hukuka dikkat etmeden karar verdiğini düşününce o tam anlamıyla hukukçu olmanın hakkını vermiş.
Elestirel düşünmeye önem veren çok okuyan ve çok arastiran biri.
Eserde ilgimi çeken bir husus siyasetçi olmasina rağmen iyimserligi ve önyargısızca tutumuydu.Bosna savaşı başladığı zaman batıdan yardım istemiş defalarca (bir netice alamamiş olsa da)ve her zaman barışçıl bir politika izlemeye çalışmış.
Bosna savaşından sonra kin ve nefret peşinde olmamış düşmanlarıya aynı ortamda yer almış onlara hiçbir şey yapmamış onlara hakkı olanı vermiş hakedenin rütbesini yükseltmistir.Bu olayın üzerine," onlari bir siyasetçi olarak affettim bir insan olarak değil. " der.Ne kadar zor bir şey!
Bir şahsiyeti anlatırken o zaman olan tarihi gerçekliklerden bahsetmemek bir eksiklik teşkil eder.Srebrenitsa'da tarihimizin utanç dolu gerçekliklerinden biridir.Batının ortasında müslümanlara karşı yapilan bu katliam tarihe kanlı harflerle yazılmıştir.(Suanda da Arakan ayni durumda .İnsanoğlu insanliktan sınıfta kaldı.) Aliya bu katliamı eli kolu bağlı çaresizce izlemiştir.Bir lider için halkının katledildiğini görmek dayanılmaz olsa gerek! Yıllarca dost bildikleri Sırplar ve Hırvatlar Boşnakları arkalarindan bıçaklamiş batıda bunu sadece izlemekle yetinmistir.
Sonradan Aliya şu sözleri der:
"Bunu hiç unutma evlat. Batı hiçbir zaman uygar olmamıştır ve bugünkü refahı, devam edegelen sömürgeciliği; döktüğü kan, akıttığı gözyaşı ve çektirdiği acılar üzerine kuruludur.. "

Dönemin diktatör rejimi yüzünden iki kere hapse girmek zorunda kalan Aliya hapiste de boş durmaz doğu ile Batı Arasındaki İslam ve birkaç kitabinin müsveddelerini oluşturur.Hapishanede tarihe kaynaklık yapacak bu eserleri kaleme alır.Hayatı boyunca doğruyu savunduğu için çeşitli zorluklarla karşılamistir ama karşılaştıği zorluklarda onun destekçisi ,İslam olmuştur.Aliya İslam'ın ne kadar mükemmel olduğunu farketmiş ve ona sıkı sıkı sarılmıştir.
Kitapta Aliya hakkında daha bir sürü hoş ayrıntı bulacaksınız anneannesinin bir Üsküdar hanimefendi olmasından tutunda
Belediye başkanı olan dedesinin yillar once Sırplara gösterdiği hakkaniyetli davranis sayesinde hayatinin kurtulmasina kadar bir sürü detay var kitap da.
Bu tarz insanları okumak biraz da insanı kendine getiriyor sanırım. bir hayata neler sığar görüyor insan.Adeta motive etti kitap beni.
Bu sahsiyet hakkinda bilgi edinmek isterseniz direk yazarın eserlerini okuyabilirsiniz.ama dil açısından bu eser oldukça hafif anlamakta ya da hazmetmekte zorlanmazsiniz.Çeviriden kaynakli sanirim Aliya'nin eserleri agdali bir dile sahip akici degil.Insallah güzel çeviri yapmis bir yayineviyle Aliya serüvenine devam ederim.
Benden bu kadar.

Ahmet cesur, Platon Bir Gün Kolunda Bir Ornitorenkle Bara Girer'i inceledi.
 4 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Puan vermedi

Felsefe var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin bilimsel olarak araştırılmasına verilen addır. Bu anlatım bile bazılarımızı kuramların derinine inme konusunda isteksizliğe itebilir. Yüzeysel yaşamanın popülerleştiği, sorgulamadan kabullenmenin ayyuka çıktığı, sistemin çarklarının artık değiştirilemeyecek kadar güçlü olduğunun düşünülmesi farkındalık için düşünmenin önümüzdeki en büyük engelleri gibi duruyor. Bilimin nasıl, felsefenin neden diye sorduğu algısal hayat kuramının içinde farkındalığımıza ulaşabilmek için yüzeysel de olsa bu kavramların incelenmesi gerektiği kanısındayım. Felsefe kısmından işe başlamak için, içinde tahminimden fazla mizahi anlatım bulunan, kavramları anlamayı fıkralı örneklemelerle kolaylaştıran ve okuması, anlaşılması muazzam kolay olan bu kitap siftah aracı olabilir.

Bayan Okur, Bülbülü Öldürmek'i inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · 36 günde · Puan vermedi

Şuan bu incelemeyi kitabın başında olan birinin sıkılmış bir şekilde acaba bıraksam mı diyerek okuduğunu düşünerek yazıyorum a dostlar.
BIRAKMA!
Kitabı bırakmayın çünkü ben hem sınav stresinden hem de ders yoğunluğundan vakit ayıramadım çok uzun sürdü ama değdi.
Bıraksaydım çok üzülürdüm.
Şuan dünyanın, ülkemizin en büyük sorunlarından biri sınıflaşma ve bunu bir çocuğun gözünden piyasadaki bir sürü kitaptan da güzel anlatmış. Evet aslında başlarda sıkılıyorsun, okurken bazı cümleler basit geliyor ama sen sağlam dur bırakma çünkü bu sorun hepimizin çocuğu için geliyor.
Artık bunlara dur demek için, belki bir şekilde bitirmek için oku, okut ve sev. Kimsenin kimseye üstünlüğü olmadığını kabullen yeter de artar bile :) Keyifli okumalar...

belo belo, Mrs. Dalloway'ı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 13 günde · 1/10 puan

Bir zamanlar en cok okunanlar listesinde ilk 10 dan aşağı uzunca bi sure düşmemiş bir kitaptir kendisi.Lakin ben hiç beğenmedim.yazacaklarimdan sonra okumaktan vazgecebilirsiniz :) Kitap Tutku Yayinevinden.O kadar cok imla yazım hatasi var ki noktalamalar da aynı durumda.Çevirmen Derya Öztürk.şahsen bu nasil bir çeviridir efendim hicbir sey anlasilmiyor.ceviri yaparken ilk gaye anlaşilabilirliktir.inanin devrik cumle duz cümle dememis anlam kaymalarinin icinde boğulmuş.bazi cumleler yarim kalmıs cevirmen tamamlayamamış cümleyi bırakmış cumlenin ortasinda.zaten kurgusal açıdan bakarsak kitabın dili bi hayli zor.anlamak için beyni zorlamak lazım.ustune bir de çevirmenin bastansavma iş cikartmasi onun da üstüne basım hataları,imla hatalari derken bisey anlamadim kitaptan.okuyacaksaniz bu yayinevinden ve bu cevirmenden uzak durun belki anlarsiniz.
Teknik sıkıntılardan kitaba dönemedim. Bilirsiniz Virginia Woolf yarı deli bir yazar.sanırım bu kitabi da atak gunlerinde yazmış.Konudan konuya, karakterden karaktere atlamış.takip edemiyorsunuz.insan karmasasi var.bu kimdi demekten arka sayfalari kontrol etmekten tadı kaciyo kitabin.uzun oldu.neyse isteyen okusun işte.

Semanur Yılmaz, Budala'yı inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 20 günde · Puan vermedi

Kitap prens Mışkin adındaki karakter etrafında kurgulanmış. Prens Mışkin yani nam-ı diğer "budala"mız tam bir insanlık timsali. Kitap boyunca prensin zekasına, iyi niyetine, duyarlılığına hayran kalıyorsunuz.Peki böylesine yüce meziyetleri olan bir insan nasıl oluyor da budala olarak nitelendiriliyor? Aslında Dostoyevski de tam olarak bunun eleştirisini yapıyor ve prensin değil de ona bu yakıştırmayı yapan insanların budalalıklarını, bayağılıklarını gözler önüne seriyor.

Kitap olay örgüsü açısından değerlendirildiğinde oldukça durağan ve ağır ilerliyor. Daha çok karakter tahlilleri ve ruhsal çözümlemelere yer verilmiş. Kitabı etkileyici kılan da bu özelliği sanırım. Kitaptaki yan karakterlerin dünyası bile kusursuz bir şekilde tasvir edilmiş. Özellikle beni en çok etkileyen İppolit adındaki karakterin gözünden veremli bir gencin dünyaya bakış açısının yansıtılmış olmasıydı. Hasta psikolojisini öyle güzel hissettiriyor ki bir hasta gibi düşünmeye başlıyorsunuz. Bunun yanında tabii ki kitabın iki önemli kadın karakteri Nastasya ve Aglaya da çok etkileyici bir şekilde anlatılmış. Dostoyevski bu iki kadın üzerinden güzelliğin, çekiciliğin nasıl bir güç olduğunu, insanları nasıl tesiri altında bıraktığını gösteriyor.

Kitap genel olarak çok etkileyiciydi.Kitapta sürükleyicilikten ziyade insan psikolojisine dair ipuçları arayanların kesinlikle okumalarını tavsiye ederim.

Mevlüt Ceylan, Sevimli Örümcek'i inceledi.
5 saat önce · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · Puan vermedi

Agatha Christie'nin Hercule Poirot ve Miss Marple serilerinin dışında bir kitap.
Kurgusu gerçekten çok güzel olan ve bir çırpıda okunan bir roman.
Christie gerçek bir olaydan yola çıkarak kaleme almış. Sonunda ise katil belli değil. Christie ipuçlarını gösteriyor ve katili bulma işi size kalıyor ki Agatha Christie'de katilin kim olduğunu kesin olarak bilmiyor.
Sadece sonunda bir başlık açmış ve "Bence katil şuydu." diye kitabı sonlandırmış Agatha Christie.