Mavera, Hayal Meyal'ı inceledi.
32 sn. · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Tarık Tufan'ın ince ve duygulu mürekkebi... Merak edenlere, başlangıç kitabı olarak tavsiye ederim.İnce olması vesilesiyle hem yazarın anlatımını inceleme ve keşfetme hemde kolay okunabilirlik açısından güzel bir başlangıç olacaktır.

Persona Non Grata, Yaprak Fırtınası'ı inceledi.
1 dk. · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · Puan vermedi

Yaprak Fırtınası Marquez'in ilk kitabi olmakla birlikte sonraki eserlerininde esin kaynağı olmuştur. Olayin geçtiği Macondo kasabasından, öyküdeki karakterlere kadar bir çok ayrıntı varlığını Marquez'in eserlerinde sürdürmüştür.
Öykü safi bir karakter veya zaman dilimi içinde ilerlemiyor. İlk bölümler olayin tam ortasında evin avlusunda ölmüş ve gömülmeyi bekleyen doktorun morarmış dudaklarından, gözlerinde bahsederken başlıyor.
İlerleyen bölümlerde konu farklı karakterlerin farklı zaman dilimlerindeki anlatımlarıyla sürüyor.
Tam buna alıştığınız anda yani kitabın zaman tasavvurunu kavradığıniz anda kitap sizi içine alıyor ve tüm ayrıntısını öğrenmeden rahat edemeyeceğiniz bırakıp su içmeye bile gitmek istemeyeceğiniz bir hâl alıyor.
İyi okumalar...

"Niye yazıyorum ki bunları. İçimiz bir dolap değil ki açıp bakalım. Açıp gösterelim. Yine de anlatıyoruz ama. Bizi fark edince eşyaların arasına gizlenmeye çalışan bir böceğe benziyor anlattıklarım.” der Yaşamak kitabında Zarifoğlu. Bütün kitaplar bu güzel cümlelerin izdüşümü olarak durur bende. Her okuduğum kitabı dolapların arkasına saklanmaya çalışan böceklerin kaçışını izler gibi okurum. Bu cümle benim içimde yankılanırken yazar burada ne anlatmak istemişin peşinde koşarak okurum. O sihirli cümlelerdeki acıyı, sızıyı, hüznü ve mutluluğu kendiminkiler kadar yazarın ruh dünyası ile okumaya çalışırım. Karşıma otursa yazar bana ne anlatırdının merakıyla okurum hep.
Ölüm kelimesi ilk akla geldiğinde hepimizde hepimizde farklı anılar canlanır, farklı şemalar, bilişlerimize yansıyan temel düşünce belki de korkudur. Ölüm ne ürpertici bir kelime değil mi? Tüyleri diken diken eden, insanı şair eden, delirten, dağlara kaçıran o muğlak kelime. Kimi şair “ölüm geliyor aklıma ölüm/bir ağacın gövdesine sarılıyorum.” diyerek yaşamış olduğu korkuyu kökleri hayata sımsıkı bir bağla bağlı ağaçla yatıştırmaya çalışmış başka bir şair de “bir namazlık saltanatın olacak taht misali o musalla taşında” diyerek ölümün tüm insanları eşitlediğine hicvedici bir gönderme yapmıştır. Sezai Karakoç ise ölen annesine ağıdında “Anne ölünce çocuk/Bahçenin en yalnız köşesinde/Elinde bir siyah çubuk/Ağzında küçük bir leke diyerek ölümün trajik yüzüyle bizi buluşturmuştur.
Varoluşçuluk akımını terapi ekolu olarak devam etmesini sağlayan en temel öğe ölüm olmuştur. Ölüm gerçeğini nasıl kabul edersiniz? Ölüme nasıl baktığınız ile şu anı dolu dolu yaşamınız arasında bir ilişki görüyor musunuz? Sorusuyla birlikte mezar taşı metaforuyla ölümünüzde yaşamınızdaki anlamlı kişiler hakkında ne düşündüğünüzü ve ne söylemek isteyeceğinizi sorar. Varoluşçuluğa göre ölüm kabul edilmesi ve yüzleşilmesi gereken temel gerçekliktir.
Hasan Ali Toptaş, babasının hastalığı üzerine konu ettiği kitabında bu yüzleşmeyi masalsı bir dille aktarmıştır bize. Hiç yolculuk boyunca bir at eşlik etti mi size? Bir bozkırda size eşlik eden at ile birlikte radyoda kimi zaman Hacı Taşan, kimi zaman neşet Ertaş çalıyor. “Cahilim dünyanın rengine kandım’ın” buğusunu o zaman hissediyorsunuz yüreğinizde. Anadolu’da baba olmak kadar, babanın evladı olmak zordur. Hele erkek çocuk iseniz. Toptaş bu gerçekliği satırlar arasına o kadar işlemiş ki kendi içsel yolculuğuma dönüp, en son babama ne zaman sarıldığımı sorguladığımı biliyorum. Onların kıymetini, kırgınlığımızı, kızgınlığımızı derleyip toplayan şey ise şüphesiz ölüm. Böyle bir dilemmanın izinde okuyorsunuz kitabı ara ara size eşlik eden türkülein naif ve iç burkan kıvamıyla.
“Zaten o yıllarda burnumuzun ucunda gezinen mazot kokusuydu babam, kulağımızda çınlayan uzak bir motor sesiydi ve az evvel dediğim gibi gitti mi gelmek bilmezdi.” Dediği kamyoncu babanın süreç içerisinde yaşadığı hüznü Hasan Ali Toptaş öylesine güzel bir dille öyküleştirmiş ki her satırda Ankara’dan baba evine yolculuğa çıkan bir yolcu edasıyla okuyorsunuz satırları. Artık her yolculuğumda masalsı beyaz atı arayacağımı da biliyorum.
Önceki romanlarının aksine daha yalın bir anlatım var Hasan Ali Toptaş'ın. Tıpkı Mustafa Kutlu'nun öykülerini okuyormuşum gibi geldi. Kitabı bitirdiğimde ölüm kelimesinin bende yarattığı anlamı Varoluşçu terapist İrvin Yalom'un kitabına adını verdiği "Güneşe Bakmak Ölümle Yüzleşmek" ismiyle özetleyebilirim. Bir gün eğer güneşe bakacak kadar güce sahip olabilirsem, içimdeki ölüm korkusu ile yüzleşebileceğim.

Kitaptan size en çok ne kaldı derseniz, sonsuz bir hüzün ve merhamet. Bir de babasının oğluna dediği “"sana da aldatılmak yakışırdı oğlum" “ cümlesi. Sevgiyi başka hangi cümle bu kadar güzel anlatabilir bilemedim.
İçinde bulunduğum şartları ve hayatı yeniden sorgulayışıma eşlik eden ve sıklıkla açıp okuyacağım başucu kitaplarımdan biri oldu Kuşlar Yasına Gider. Okuyunuz demek haddime değil belki ama kim sorarsa ne okuyayım diye ilk söylediğim kitap oldu artık. Tadı damağımda kalan bir roman oldu, eksik kaldım bitirince, içimde yatan ölüm korkusunun tezahürü belki. Dilimde uzun süre kalacak güzel bir mısra gibi Kuşlar Yasına Gider..

Halisâne, Delikanlı'ı inceledi.
4 dk. · Kitabı okudu · 13 günde · 7/10 puan

Gerçekten okurken yoruldum. Belki benim ıskaladığım bir şeyler vardır. Yazan Dostoyevski olmasa yarım bırakırdım. Yine tekrar ediyorum belki benim yakalayamadığım şeyler olmuştur kitapta. Ama yine de bazı psikolojik durumları anlatması çok hoştur , altını çizdim etkilendim.
Belki hatıra olarak ele alınması kitabı sıkıcı yapmıştır. Yahut suç ve ceza , Karamazov kardeşler gibi kitabın sonuna kadar sizi merak ettiren büyük bir olay olmaması da bir problem olabilir.

Selcan Goksu, Küçük Prens'i inceledi.
12 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

küçük bir dünya. yaşımız arttıkça küçük şeylerden mutlu olabilmekten uzaklaşıyoruz belki de. hayal gücümüzü zorlamalıyız.
ve odamızın bir köşesine not: '' 'Hoşça git' dedi tilki. 'Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.' Küçük prens unutmamak için tekrarladı. ' 'Gerçeğin mayası gözle görülmez.' ''

Isimsizokur, Yabancı'ı inceledi.
 14 dk. · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 8/10 puan

Farklılık farklı olmak herkes gibi olmamak
Bas kahramanimiz herkes gibi degildir farklidir duygulariyla degil mantigiyla hareket eder ve bu onu olume goturur sirf yakininin cenazesinde aglamadi diye.Sirf gozunden yas akmadi diye olume gider...

Yusuf Ekrem Çagdaş, Dünyanın İlk Günü'ü inceledi.
18 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Tek nefeste yemeden içmeden okudum, tabi kahve ve biraz su içmiş olabilirim, hani şu fetih 1453 filmi varya herkesin çok beğendiği heh işte bu ondan da güzel çünkü belli kalıplarda insanları görmenize gerek yok nasıl göreceğiniz sizin tahayyülünüze kalmış..

ayşe kara, Akışı Olmayan Sular'ı inceledi.
20 dk. · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 7/10 puan

Kitap çok sürükleyiciydi. Hikayeyi baya sevmiştim. Üzerinden epey zaman geçmiş olmasına rağmen hala hatırlıyorum. Normalde beğenmediğim kitapların konularını çok çabuk unuturum.

Çınar, Hayalden Holdinge'yi inceledi.
20 dk. · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Onlarca iş kariyer liderlik vs. Kitaplarının bir özeti olarak okunabilecek başarı yolunda uyulması ve yapılması gereken ve her biri ayrı bir kitap konusu olan 50 ilkeyi gostermis. Erol bey iş hayatı boyunca edinmiş olduğu bilgiyi bu kitapta kısa ama etkili bir şekilde yazmış. Bu tür kitaplara ilgisi olanların okuması gereken bir kitap.

ayşe kara, Pinhan'ı inceledi.
23 dk. · Kitabı okudu · 2201 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okuduğum kitaplar arasında bence Elif Şafak'ın en iyi romanı.Yine osmanlı dönemi, sufizm, eşcinsellik ve aşk temaları var. Elif Şafak cinsel tercihini romanlarına yansıtıyor. Beğendim.

Yusuf Ekrem Çagdaş, İmkansızın Şarkısı'ı inceledi.
23 dk. · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitaptan bir sonuç bekliyorsanız hiç başlamayın derim çünkü alışılagelmişin dışında sonu yok, sonu okuyucuya bırakılmış, harukiye başlangıç için gayet hoş bi kitap

Hülya Açılan, Shenzen - Çin'den Bir Gezi Hikayesi'ni inceledi.
24 dk. · Kitabı okuyor · Beğendi · 7/10 puan

Yazarın -seri olmasa da- bu içerikteki diğer kitaplarına göre en beğendiğim kitap oldu..Belki karanlık çizgilerle Çin’in o boğucu görüntüsünü hissettirebildiği içindir ..