ihtiyar

ihtiyar
Sınırlı karakterlere sığmayan bir karakter miyim diye endişelendim... #65954273
Okur
Lisansüstü
Trabzon
Bursa
1792 okur puanı
Ağustos 2015 tarihinde katıldı
Romana başlamadan önce...
Bu zorlu süreçte Celine epey yıpranmıştır. Mahe'ye yazdığı bir mektupta şöyle der: “Hastaneye gittim! 11 kilo vermişim! Tükendim! (...) Bu korkunç canavarımın son noktasını koymaktayım. Daha sekiz günlük işim var! Hassiktir!” Ardından şunu da ekleyecektir: “En sonuncu paragrafı şimdi bitirdim, şu işkenceyi yani. Bu iş bana gani gani para getirmediği sürece bir daha asla yazmam, bu sefer neredeyse geberiyordum.”
Sayfa 13
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Romana başlamadan önce
Mayıs 1936'da Andre Rousseau'ya yazdığı bir mektupta, poetika'sının amacını şöyle açıklar: “Yok canım! Ne numarası, sizi temin ederim ki ben sadece konuştuğum gibi yazıyorum. (..) Yogunlaşma var burada sadece. Duyguyu yansıtabilmek için tek ifade tarzı bence budur. Ben anlatma derdinde değilim, yalnızca HİSSETTİRMEK istiyorum. Bunu bildik akademik dille, güzel üslupla yapamazsınız. (...) Neden mi argo dilini, jargonunu, sözdizimini bu kadar sık kullanıyorum, gerekirse kendim icat ediyorum? Çünkü tam da söylediğiniz gibi, bu dilin ömrü kısadır, yitip gider. Demek ki hiç olmazsa bir süre yaşamıştır, ben kullandığım sürece YAŞAMAKTADIR. Arı, duru, incelikli ve safkan Fransızca dilinden temel üstünlüğü de budur çünkü o dil ÇOKTAN ÖLMÜŞTÜR, ta başından beri, Voltaire'den beri ölmüştür, cesettir, dead as a poor nail. Bunu herkes hissediyor aslında ama kimse söyleyemiyor, söylemeye cesaret edemiyor!”
Sayfa 10
Roma'nın kurnaz politikacıları
Roma dinleri, ulusal kimliğin dayanağını oluşturuyordu. Bu dinleri inkâr etmek veya aşağılamak, failinin ölümle cezalandırıldığı ulusal bir ihanetti. Aristokrat sınıfından olan iktidar makamları dini kontrol etmeyi başarmışlardı. Çünkü rahiplerin seçimle belirlenmesini ilke olarak kabul ettirmişlerdi. Tabii ki soylular ve etkin nüfuzlu insanlar bu seçimi kazanmış ve tanrıları temsil etme görevini tekellerine almışlardı. Roma'nın kurnaz politikacıları Senato'dan geçiremedikleri her konuyu tanrıların kararı olarak uygulamaya koymaktayadılar.
Sayfa 69
Tanrıların kralı
Roma dinlerinde tanrı, şekil itibarıyla insanlardan farklı değildir ancak beden ve nitelikleri bakımından kemal sıfatlarına sahiptir. Bu nedenle, prensip olarak, Roma insanının gelişmiş ve farklı bir versiyonudur. Ancak tanrılar da tıpkı insanlar gibi komplo kurar, müttefik olur ve savaşırlar. Örneğin baş tanrı olan Jüpiter, kardeşleri deniz tanrısı Neptün ve yeraltı dünyasının tanrısı Pluto ile koordineli bir plan yaparak babası Satürn'le savaşıp onu tahttan indirmeye karar verdikten sonra bu yüksek konumuna erişmiş; böylece Jüpiter, Kutsal Üçlü'deki tanrıların kralı olmuştur.
Sayfa 69
On İki Tanrı
Roma geleneğinde, gezegenlerin isimlerini taşıyan, altısı erkek altısı da kadın olmak üzere on iki tanrıya inanılmaktaydı. Bunların en Önemlisi ve en yücesi Jüpiter'di. Güneş sistemindeki en büyük gezegen olan Jüpiter'e nispetle bu adla anılırdı. Tanrıların kralı mesabesindeydi ve Roma'nın bekçisi ve hamisi sayılırdı. Göğün ve yıldırımların ilahı kabul edilir, adalet tanrısı şeklinde nitelenir, kanunlar onun adına çıkarılırdı. Her tanrının, doğal bir durumla irtibatlı veya hasat, ekin, yağmur, sevgi gibi bir yaşam olgusuyla sorumlu tutulduğu belirli bir görevi vardı.
Sayfa 69