Adı:
Taksitle Ölüm
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750840876
Orijinal adı:
Mort à crédit
Çeviri:
Simla Ongan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Kitap nihayet yayımlanıyor. Biçeminden haberdarsınız zaten
- bu, Yolculuk’tan çok daha ötesi.”
L.-F. Céline’den J. Garcin’e mektup, 21 Nisan 1936

Fransız yazar Louis-Ferdinand Céline’in ikinci romanı olan Taksitle Ölüm, Gecenin Sonuna Yolculuk’tan dört yıl sonra, 12 Mayıs 1936’da yayımlandığında eleştirmenler tarafından kıyasıya eleştirilmiş, günümüzdeyse birçok yorumcu tarafından Céline’in gerçek başyapıtı olarak kabul edilmiştir.
Céline, yer yer otobiyografik anlar da içeren bu romanında, hayatını büyük bir yokoluşa adamış Ferdinand’ın hikâyesini anlatıyor. Paris sokakları, pasajlar, tezgâhtarlar, kuyumcular, hayat kadınları, uçan balonlar, tuhaf bilimsel fikirler, sinir krizleri, kayıtsızlık ve hiçlik de cabası…
Yayımlanışından tam 81 yıl sonra Türkçeye ‘‘bulaştırılan’’ Taksitle Ölüm küfürbaz, asi, provokatif, müptezel, haz düşkünü, sınır ihlali yapan, kaotik bir metin.
Hayatta dikiş tutturamayanların, dahası tutturmak istemeyenlerin başucu kitabı…
Louis-Ferdinand CELINE – Taksitle Ölüm

Céline hakkında yorum yapmanın haddim olmadığını düşünsem de dilim döndüğünce yorum yapmaya çalışacağım. Bu ne kadar güzel bir üslup, bu ne kadar güzel bir anlatım. ‘’Taksitle Ölüm’’ kitabı öncesi ‘’Gecenin Sonuna Yolculuk’’ kitabını 2 defa okumuş biri olarak ‘’Taksitle Ölüm’’ benim açımdan bir nebze düşük seviyede kalsa da bu eseri okurken ‘’Gecenin Sonuna Yolculuk’’ kitabının izlerini azaltmaya ve düşünmemeye odaklandım ve bu harika başyapıttan inanılmaz keyif aldım ve edebi doyuma ulaştım.

Fakat benden nacizane bir okur tavsiyesi, imkanınız varsa önce ‘’Taksitle Ölüm’’ eserini okuyunuz devamında da ‘’Gecenin Sonuna Yolculuk’’ eserini. O zaman çok daha derin bir etki ile yola devam edeceğinizi düşünmekteyim.

Artık temennilerimden biri şudur ki; ben ölmeden önce Louis-Ferdinand Céline'e ait bir eser daha dilimize çevrilsin ve okuma şansına sahip olalım. Céline kesinlikle benim kutsal yazarım..

‘’Taksitle Ölüm’’ eseri 81 sene sonra dilimize çevrildi. Umarım ki diğer eserleri için bu kadar uzun süre beklemek zorunda kalmayız. Ayrıca enfes çevirisi için Simla Ongun’a da teşekkür etmek gerektiği fikrindeyim.

Bir çok usta kalem bu eser için harika yorumlar yapmıştır. Harika bir başyapıt ile yeniden karşı karşıyayız.

Kitaba başlamadan önce Yiğit Bener’in yazmış olduğu önsözü sindire sindire mutlaka okumalısınız. Heyecan daha o satırlarda iken başlıyor çünkü. Unutmayınız ki; Yiğit Bener, ‘’Gecenin Sonuna Yolculuk’’ eserinin çevirmenliğini yapmış ve 2002 yılında ‘’Dünya Çeviri Ödülü’’ ne layık görülmüştür ve almıştır.

‘’Taksitle Ölüm’’ eserine değinecek olursak; bir hayat ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi, diyebilirim.
Celine yine farkını ortaya koymuş ve baş döndürücü bir esere imzasını atmıştır.

Taksitle Ölüm, çok daha cüretkar, çok daha sade. Roman dilinin bilindik sınırlarının çok çok ötesinde. Daha başlangıcında ‘’Gecenin Sonuna Yolculuk’’ kitabına atıfta bulunuyor. Ölüm başlayan ölüm bitiyor. İki eseri birbirine ruh yapıyor.

Otobiyografi tarzında yazılmış nadide bir roman, ‘’Taksitle Ölüm’’. Okumayanın çok şey kaybedeceği bir başyapıt.

Céline bu eseri yazdığı yıllarda iki yıl arayla iki acı ölüm yaşıyor. Eseri de şekillendiren bu ölümlerdir. İlk ölüm, babası Fernand Destouches’tir. Bu ölüm ile yetim kalır. Yetemez yani kendine. Diğer ölüm ise babası yerine koyduğu Raoul Marquis’tir. İflah olmaz bu acı ölümlerden sonra Celine.

Doğru bir karakter, düzgün bir birey olma savaşı verirken olayların ne denli akıl almaz yerlere ulaştığını anlatır eserinde. Verilen bütün çabalar sonuçsuz bir sonla biter. Her defasında olmuşluk ile olmamışlık arasına sıkışıp kalır Ferdinand… Ferdinand… Selam olsun sana…

Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.
Yaramaz bir çocuk...Yaralarla dolu...

Ferdinand! İmla kurallarını alt üst eden adam... Sorunlu bir çocukluk, sevgisiz büyümek, yoksulluk, yoksun kalmak, argo bir yaşam...
" Herkes, her şey hor gòrüyordu beni. Romalı ahlakı, Çiçero , tüm imparatorluk ve hatta İlkçağ yazarları bile" (s.187)

Aslında bir çocuk büyürken ne yaşıyorsa onu bütün ömrüne yayıyor. Ferdinand da öyle. Aile içinde babasının sevgisiz tutumu, onu sürekli hor görmesi ve asla başarılı olabileceğine inanmaması...
" İnsanın soluklanacağı yerlerin hepsinin birbirinden korkunç olması ne acayip bir durum"(s.183)
Durum bòyle olunca " her saniyen, son saniyen" kendi deyimiyle böyle yaşamaya karar veriyor. Tabi şanssızlıklar peşini bırakırsa...
Kitabın başlarında bir doktor olarak, hasta bir çocuğa yardıma gidiyor ama birden kendinizi Ferdinand 'ın çocukluğunda buluyorsunuz. Başarısız geçen okul hayatı, işe alınmalarda yaşanan talihsizlikler, sürüyle illet. Dayısının yardımıyla gençliğinin deli dolu yıllarında bir okula gidiyor, sonuç hüsran. Ordan dönüşte yine dayısının yardımıyla bir mucit olan Courtial' le tanışıyor. Mucitlik işte, biraz da dalavere gerektiriyor. Türlü işlere kalkışıp her seferinde kalakalmaya devam ediyorlar, iyi tarafıysa en azından iki şanssız beraber çırpınıyorlar.

Kitabı okurken aslın da çoğu kez her gördüğünü, düşündüğünü açık açık yazabilen bir yazar olması yönüyle Celine yı sevdim. Benim de büyüdüğüm yerde insanlar asla söylediklerine dikkat etmezlerdi. Küfürler hep havada uçuşurdu. Benim büyüdüğüm coğrafyada babaların, babalarının yanlarında çocuklarını sevmeleri ayıp kaçardı.
Çocuklar sevgisiz büyürse, ömürleri boyunca bunun telafisini farklı yerlerde aramaya, kötü şeyler düşünmeye ve kötü şeyler yaşamaya mahkum olurlar. Şansızlık dediğimiz şey belki de insanın nasıl, ne zaman ve nerede dogduğuyla alakalıdır çogu kez. Yanı şans ve şansızlık birebir çocuklukla ilintilidir.
Afrika ile Norveç'te doğan iki kişi gibi...
Doğduğun yer, doymuyorsan hiç bir anlam ifade etmiyor...
Aç, sevgisiz ve yoksun büyümüş bir çocuktu Ferdinand, yaptıklarını tasvip edemeyecek olsak bile yine de bir düşünmek gerekir ona küfretmeden önce... kitaplarındaki argoyu anlamak zor olmasa gerek...

Ben Celine'nin kitaplarındaki sıkça kulandığı üç noktaları çocukluğuna bağladım.
Çocuklar, gelecektir, onlara sahip çıkmalı, sevmeli, şefkati eksik etmemeli derim.
Bir çocuk büyüyünce üç noktanın vehmine maruz kalmamalı...

Belki de sevgisiz ve ilgisiz büyüyen bir çocuk bütün hayatı boyunca günahlarından muaftır.
Sevgiyle...
  • Yabancı
    8.3/10 (4.414 Oy)3.915 beğeni12.964 okunma1.193 alıntı52.944 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.468 Oy)7.869 beğeni21.373 okunma3.997 alıntı129.285 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.541 Oy)8.826 beğeni28.691 okunma836 alıntı139.581 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.275 Oy)9.241 beğeni25.608 okunma1.824 alıntı118.649 gösterim
  • Yeraltından Notlar
    8.7/10 (3.349 Oy)3.440 beğeni10.499 okunma5.230 alıntı95.426 gösterim
  • Genç Werther'in Acıları
    8.3/10 (2.666 Oy)2.401 beğeni8.743 okunma4.295 alıntı57.207 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.884 Oy)8.839 beğeni26.318 okunma2.654 alıntı114.689 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.651 Oy)5.757 beğeni19.656 okunma836 alıntı101.140 gösterim
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.293 Oy)19.056 beğeni43.361 okunma3.023 alıntı182.857 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.312 Oy)5.094 beğeni16.971 okunma3.518 alıntı109.297 gösterim
Edebiyat tarihinin sıradışı asi çocuğu, gecenin sonuna doğru başladığı yolculuğuna bu kitabıyla devam ediyor. Kendine has üslubunu daha da ilerleterek duygulara yoğunlaştığı kitap bir yandan "Gecenin Sonuna Yolculuk"taki anlatacı Ferdinand'ın çocukluğuna dair trajikomik anılarından bahsediyor. Kitabın bitişiyle yolculuğa hazır Ferdinand hem geçmişe hem de geleceğe dallanıp budaklanıyor. Gecenin Sonununa Yolculuk'da ki anlatma kaygısıyla ortaya çıkan keskin ve erdem yüklü saptamalarına rastlayamayacaksınız ama çocuk Ferdinand'tan bunu bekleyemesiniz ama duygularını en karanlık derinliklerden hissediyor olacaksınız. Kitabın başında yer alan Yiğit Bener'in değerli incelemesinin bir paragrafında yazarın ağzından önemli bir ipuçu veriliyor:
"Ben anlatma derdinde değilim, yalnızca HİSSETTİRMEK istiyorum. Bunu bildik akademik dille, güzel üslupla yapamazsınız(...) Neden mi argo dilini, jargonu, sözdizimini bu kadar sık kullanıyorum, gerekirse kendim icat ediyorum? Çünkü tam da söylediğiniz gibi, bu dilin ömrü kısadır, yitip gider. Demek ki hiç olmazsa bir süre yaşamıştır, ben kullandığım sürece YAŞAMAKTADIR. Arı, duru, incelikli ve safkan Fransızca dilinden temel üstünlüğü de budur çünkü o dil ÇOKTAN ÖLMÜŞTÜR, ta başından beri, Voltaire'den beri ölmüştür, cesettir, dead as a door nail. Bunu herkes hissediyor aslında ama kimse söyleyemiyor, söyleyemiyor!"
Celine'in Andre Rousseau'ya yazdığı mektuptaki bu satırlara bakıldığında , haklı isteğini bu kitapda başarmış.
Üç noktalara doyamayacaksınız.
Yayımlanışından tam 81 yıl sonra Türkçeye ‘‘bulaştırılan’’ Taksitle Ölüm küfürbaz, asi, provokatif, müptezel, haz düşkünü, sınır ihlali yapan, kaotik bir metin.Hayatta dikiş tutturamayanların, dahası tutturmak istemeyenlerin başucu kitabı
Ben Ferdinand'ı seviyorum. Yolculuk'u iki kez okumuş, hayatımın ilerleyen yıllarında tekrar tekrar okuyacak kadar seviyorum. Ama itiraf etmeliyim ki Taksitle Ölüm'de, Yolculuk'tan aldığım lezzeti alamadım. Sanırım beklentiyi yüksek tuttum.
Kitap tamamen kötü değil elbette, Yolculuk'un aksine, yazarımız çocukluk ve ergenlik dönemini anlatmış, o kendine has üslubuyla. Hiç sevmediği babasını, çok sevdiği annesini. Sorunlu geçirdiği çocukluğunu.
Yazarın dikiş tutturamamaktaki uğursuzluğu çocukluğundan geliyor. (Ben O'nu böyle seviyorum:))
Yinede hayatla ilgili nokta atışı tespitler, her şeyi alaya alan cümleler için bile okunur bu kitap.
Beklentiyi yüksek tutmamakta yarar var. Gecenin Sonuna Yolculuk tadında bir eser değil bana göre. O nedenle okuyacak olanların kült eser olan Gecenin Sonuna Yolculuk u baz olarak okumamalarında yarar var. Biyografik özelliği olan bir eser.
Yolcukuk'u okuduktan sonra Celine'in tüm kitaplarını okumak istemiştim. Bu vesileyle Taksitle Ölüm'ün türkçe çevirisinin yayınlanması beni cidden heyecanlandırmıştı. Bu romanı da kötü değil elbette fakat yazarın Yolculuk'taki deneyimlerinin daha sıra dışı olması ve daha sık aforizmalara yer vermesi nedeniyle Taksitle Ölüm'ün Yolculuk'a kıyasla daha sönük kaldığını söyleyebilirim.

Bu romanda sanıyorum ki ana konu Courtial adında bir yazar-mucitin yaşadıklarıdır. Yazarın aile ortamı, karşılaştığı insanlar, yolculukları da romanda yer alıyor. Anne, baba, dayı, ninesiyle ilişkileri... Çalıştığı yerlerdeki insanlar... Öğrenim gördüğü birkaç yer ve oradaki insanlar... Yazar tüm hikayelerini gayet yalın ve kendine has bir özelliği olan konuşma diliyle yazmış. Celine okumak gerçekten keyif veriyor insana... Anlattığı ne olursa olsun dürüstlüğü, zengin ve sıra dışı üslubuyla insanı alıp götürmeyi çok güzel bir şekilde başarıyor...
Hayata tutunamayanların , dikiş tutturamayanların, azap çekenlerin ve bu azap dolu yaşantıyla yaşamaya zorlanan kıyıda , köşede kalmış bir kurban topluluğun romanı. Alışılmış tarzı , zor cümleleri ile Celine bambaşka bir gezintiye çıkarıyor ve rahatsız edici tarzıyla bambaşka bir dünya ve bakış açısıyla modern insanın çarpıklığını yansıtıyor. Anti-semitik tavrı fazlasıyla ırkçı algısı yerin dibine sokulası cinsten.
"Adam hep gülümsüyordu ama sıradan bir gülümseme değildi onunki... mikrop saçıyordu."
Louis Ferdinand Celine
Sayfa 139 - Yapı Kredi Yayınları
Muhteşem topraklarımız, Kuzey'den Güney'e melankolik yıkıntılarla dolu değil mi? Geçmişin mağrur evleri, kibirli köşkleri, topraklarımızın süsleri, ne oldu size? Toz!
- Bu dünyada şefkat yok Gwendor! Hepsi masal! Tüm krallıkların sonu rüya!..
Louis Ferdinand Celine
Sayfa 34 - Yapı Kredi yayınları
Bir kere bir şeye baktın mı. Hep hatırlamalısın! Zekanı zorlama. Her şeyi tıkayan mantığımızdır. İçgüdüye öncelik ver. gözünü diktin mi iş bitmiştir! Asla yanıltmaz seni.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Taksitle Ölüm
Baskı tarihi:
Haziran 2017
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750840876
Orijinal adı:
Mort à crédit
Çeviri:
Simla Ongan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
“Kitap nihayet yayımlanıyor. Biçeminden haberdarsınız zaten
- bu, Yolculuk’tan çok daha ötesi.”
L.-F. Céline’den J. Garcin’e mektup, 21 Nisan 1936

Fransız yazar Louis-Ferdinand Céline’in ikinci romanı olan Taksitle Ölüm, Gecenin Sonuna Yolculuk’tan dört yıl sonra, 12 Mayıs 1936’da yayımlandığında eleştirmenler tarafından kıyasıya eleştirilmiş, günümüzdeyse birçok yorumcu tarafından Céline’in gerçek başyapıtı olarak kabul edilmiştir.
Céline, yer yer otobiyografik anlar da içeren bu romanında, hayatını büyük bir yokoluşa adamış Ferdinand’ın hikâyesini anlatıyor. Paris sokakları, pasajlar, tezgâhtarlar, kuyumcular, hayat kadınları, uçan balonlar, tuhaf bilimsel fikirler, sinir krizleri, kayıtsızlık ve hiçlik de cabası…
Yayımlanışından tam 81 yıl sonra Türkçeye ‘‘bulaştırılan’’ Taksitle Ölüm küfürbaz, asi, provokatif, müptezel, haz düşkünü, sınır ihlali yapan, kaotik bir metin.
Hayatta dikiş tutturamayanların, dahası tutturmak istemeyenlerin başucu kitabı…

Kitabı okuyanlar 39 okur

  • Oktay arabacı
  • Haluk
  • Drkitapsever
  • Barış Ağca
  • Jiyan
  • Metin Pir ( Von Kleist )
  • HOMO FABER...
  • ismail
  • erdijrk
  • Kitap Odası

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%31.3 (5)
9
%18.8 (3)
8
%18.8 (3)
7
%12.5 (2)
6
%6.3 (1)
5
%6.3 (1)
4
%0
3
%6.3 (1)
2
%0
1
%0