Ben, bulanık denizde bir o yana, bir bu yana salınan bir takaydım (denizde kabuk). Rüzgâr ve rüzgârın getirdigi korkulardı, duvara inat mı inat bir sarmaşık gibi tutunmamı sağlayan (taka denize âşık). Gözlerindi bir de, ucu bucağı olmayan gözlerin, koskoca denizde döküntü takayı yaşatan.
Yarın ne getirecek bilmiyorum, ama her şeyi doğru yapmış değil, “yaşadım“ diyebilecek biri olarak ölmek istiyorum. Hayat hata yapmaktan korkmak için çok kısa. 
Neye elimizi atsak yetin, neye dokunsak tedirgin, ne yapsak eksiğiyiz. Hepimiz öyleyiz. Bize vaat edilmiş bir yarın yok, ruhumuzda kelebek sancıları kanat çırpıyor.