Unutma Dersleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
8,3bin
Gösterim
Adı:
Unutma Dersleri
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051923758
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap Yayınları
Baskılar:
Unutma Dersleri
Unutma Dersleri
“Hayat dediğin neydi ki zaten; bitecek diye korktuğun kısıtlı vakti,

bozuk para gibi harcama telaşı.”

Aşk acısıyla baş edemeyen Feribe, Mazi İmha Merkezi’ne başvurur. Bu tuhaf merkezde alacağı dersler yoluyla acı veren tatlı hatıralarını unutmayı hedeflemektedir. Peki Feribe yana yakıla geçmişiyle uğraşırken, bugünün payına ne düşecek? Bugün de vakti geldiğinde derslerin konusu olmak üzere sıraya mı girecek, yoksa Feribe’nin geçmişin oyunbaz gölgeleri arasında nefes almayı öğrenmesi mi gerekecek?

İnsanın sonu gelmez yalnızlığını modern dünyanın tuzakları üzerinden tarif eden Nermin Yıldırım, bitmiş bir aşkın fonunda, belleğin karanlık dehlizlerine daldırıyor muzip kalemini. Bir yandan neşeli diliyle gülümsetirken bir yandan da hayat karşısındaki çaresizliğimizi yüzümüze vurarak sarsıyor bizi.
312 syf.
·2 günde·Puan vermedi
“Acı veriyorsa geçmiş, demek ki daha geçmemiş…”
https://i.imgyukle.com/2020/05/26/yNlgD1.jpg

Nermin Yıldırım’a göre insanlar üçe ayrılır: Geçmişte yaşayanlar, bugünde yaşayanlar ve gelecekte yaşayanlar… Geçmişte yaşayanlar hep maziyi kurcalar, ‘keşke’lere, pişmanlıklara saplanmış yaşar. Gelecekte yaşayanlar yarının kaygılarından kafasını kaldıramaz. Bugünü yaşayanlarsa, çocuklardan ve delilerden mürekkep şanslı bir azınlıktır… Nermin Yıldırım ise kendini bildi bileli ilk kategoriden paçayı kurtaramaz. Sürekli “Neden?” diye sormak ve cevabı bulmak için geriye doğru bakmak gibi fena bir huyu vardır, bu sebeple yazarken de ekseriyetle hep bunu yapar.

Unutma Dersleri romanı da, yasak bir aşkın kurbanı olan ve geçmişe saplanıp kalmış Feribe’nin önce kendi ağzından mizahi bir dille anlatılan trajikomik hikâyesinin girizgahıyla başlıyor; sonrasında namını duyduğu “Mazi İmha Merkezi”ne, “Eternal Sunshine of the Spotless Mind” filmindeki gibi hafızasını sildirebileceği umuduyla gitmesiyle birlikte birbirinden ilginç ve beklenmedik olaylar ardı ardına patlak veriyor…
(Yazar ayrıca MİM denen bu acayip kurum vasıtasıyla en sevdiği yazarlardan biri olan Ahmet Hamdi Tanpınar‘ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü’ne de göndermede bulunmayı ihmal etmiyor.)

Nermin Yıldırım’ın romanlarındaki karakterlerinin hepsinin de özel bir anlamı var. Zaten yazara göre insan ismiyle yaşar ve isminin önemi de anlamında gizlidir. Unutma Dersleri'nin Feribe’si de “aldatılan” demek…

Kalbini kaptırmış olsa bile, aklını korumak derdindedir, Feribe…
https://www.youtube.com/watch?v=NWcMIJLVFKQ
Acı veren tatlı hatıralardan külliyen kurtulmak ister, nihayetinde…
https://www.youtube.com/watch?v=gJAqEIeSlM8

Ancak, MİM’de fiziksel bir işlem söz konusu olmadığı için Feribe sadece uzmanlardan dersler alıp verilen ödevleri yerine getirmekle yetiniyor. MİM’in vaadi hatıraları unutturmak, duygusal tahribatı ortadan kaldırmak ya da hiç değilse sahiplerinin hayatında kapladıkları yeri azaltmaktan ibaret… Neticede bir şeyi unutmaya gerek duymak, o şeye hayatını zindan etmesine müsaade edecek kadar önem atfetmekle ilgili olduğundan, MİM de işte o muzır şeyi önemsizleştirmeyi vaat ediyor.

Özellikle bu durumu “Zeigarnik Etkisi” üzerinden şöyle açıklamak mümkün:
Bluma Zeigarnik’in keşfettiği ve psikolojide yarım kalmışlığı açıklayan bir kavram olan bu etkiye göre sonlandırılmamış işler yahut ilişkiler ve tamamlanmamış ‘keşke’ler zihni meşgul ediyor, ancak iş bitince ya da ilişki miadını doldurup nihayetlenince zihnin meşguliyeti de bitiyor ve zihin rahatlıyor.
Viktor E. Frankl bu durumu İnsanın Anlam Arayışı’nda şöyle izah etmiş:
“İnsanlar geçmişlerinden kalan mevzuları eğer bir anlama bağlamazlarsa, nedensellik ilkesini çalıştırmazlarsa ve hiçbir neticeye ulaştırıp sonlandırmazlarsa, asla unutamazlar…”
Bir şeyi düşünmemeye çalışmak, o şeyin hatırlanma şiddetini arttırır. Zaten aşk zihne tebelleş olan görüntülerden oluşur ve kaçmaya çalıştıkça daha da beter onun ağına düşme riski çoğalır. ”Ruminasyon sendromu” ile de ilintili olarak bundan kurtulmanın tek yolu vardır: Bir nehir misali sürekli akan düşünceyi zihnin süzgecinden geçirip onu anlamaya çalışmak, sorgulamak ve çözümleyerek en kısa yoldan bir neticeye ulaştırdıktan sonra, menfi etkilerinden sıyrılmak…
Geçmişte yaşananları, olup biten trajik olayları hiç yaşanmamış saymayı tercih edenler genellikle, aynı acıları, benzerlerini defalarca baştan yaşarlar. Çünkü, bir ayıpla, günahla, acıyla, sorunla baş etmenin yolu başını kuma gömüp onu yok saymak değildir. Yüzleşmek, anlamak, anlaşmak, özür dilenecekse dilemek, affedilecekse etmek gerekir. Yok saymak insanı çıldırtır.

Nermin Yıldırım, Unutma Dersleri’nde Marc Chagall tabloları gibi bir roman yazmaya çalıştığını ifade ediyor. Mutluluk ve iyimserliği çok canlı renkler kullanarak afişe eden Chagall, tablolarında damlarda keman çalan ihtiyarlar, el ele tutuşup uçan âşıklar gibi her türlü olumsuzluğa inat çocukça, haşarı, muzip, insana iyi gelen, yaşama kudreti ihtiva eden bir ‘neşe’yi resmeder:
https://i.imgyukle.com/2020/05/27/ycOdxt.jpg
https://i.imgyukle.com/2020/05/27/ycjEQe.jpg

Nermin Yıldırım’ın Feribe’yi gülerek, eğlenerek yazdığını söylemesi de bundan… “Yaşadığımız acılara biraz uzaktan bakmak, onlarla eğlenmek iyidir. Gülerek direnmek diye bir şey de var!” diyen yazar, ‘dantelli lafta müseccel marka’ olarak tanımladığı karakterine adeta;
“Her ne kadar tahammül sınırlarını zorlasa da, envai çeşit acı,
Sen yine de tebessümü yüzünden eksik etme, Feribe bacı…” diyerek, onun hayata karşı her daim mütebessim bir direniş sergilemesini telkin ediyor…
Hem, "Tevekkülle belâ yüzünde gül, ta o da gülsün. O güldükçe küçülür, eder tebeddül." diye Lem'alar'da meşhur bir söz var…

Unutma Dersleri, her anlamda sağ gösterip sol vuran, ters köşeye yatıran bir roman olmakla birlikte, Nermin Yıldırım roman boyunca sağa sola serpiştirdiği bütün soruları finale kadar muhakkak cevaplayan bir yazardır; zira sorulara cevap bulma onda obsesyon derecesinde güçlü bir eğilim olduğundan metnin vaadini gerçekleştirmesi ya da verdiği sözleri tutması mutlak surette tecelli ediyor. Bilhassa finale gelirken, romanın hakikatini parçalayıp prizmalar içinde servis etmeyi yeğliyor.

Unutma Dersleri, yazarın kendi ifadesiyle; “Bir kişisel gelişim kitabı değil, unutturma vaadi yok, edebi lezzetten başka hiçbir vaadi yok. Hatta bu tür vaatlerle eğlenen, modern dünyada MİM’in muadili olabilecek kurumları eleştiren bir romandır. Öte yandan bir psikolog danışmanlığında yazıldı. Sonuçta edebiyat bu; unuttursun diye yazılmadı. Hatta, tam da böyle işlere meyledenlere başka bir şey söylemek için yazıldı.”

‘Yazma eylemi’ verilen onca emeğin, uykusuz gecelerin ve insanın psikolojisine dair aktarılan envai çeşit düşüncelerin ve de eksantrik hislerin çok daha ötesinde bir iştir; zaten yazar bir “meselesi” olduğu için yazar… Bir derde binaen yazdığını her fırsatta dile getiren Nermin Yıldırım da bir yazar programıyla gidip koca kışı geçirdiği hangar gibi bir stüdyoda, saçı başı dağılmış, yaban ellerde zayıflayıp iyice kuşa dönmüş bir durumda Unutma Dersleri romanını yazarken bakın ne hale gelmiş:
https://i.imgyukle.com/2020/05/27/ycOMZ1.jpg

Kendisini edebiyata böylesine adayan bir yazarı okumak size çok şey katacaktır, hiç kuşkunuz olmasın…
312 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
Öncelikle okuduğum İlk kitabı olan Dokunmadan'dan sonra Nermin Yıldırım'ı, dilini, kalemini, anlatış tarzını, üzerinde durduğu belli başlı konuları artık tanımış, benimsemiş ve sevmiş biri olarak, Unutma dersleri de bana aynı tanıdık hissi, o müthiş tadı, keyifi verdi diyebilirim.
Konusundan bahsetmek gerekirse; Ana kahraman olan Feribe'nin aşk acısı ile başlayan kitap, bu aşk acısını unutmak için birtakım yollar araması, sonrasında MİM(mazi imha merkezi) diye bir kurumu bulması, o merkezi komik bulup pek inanmasa da orada "unutma dersleri" görmeye başlaması ve ardından bu süreçte yaşadığı trajik ve aynı zamanda yazarın mizahi anlatımıyla da yer yer güldüren olaylar bütününü okuyoruz kitapta.

Feribe'nin geçmişte yaşadığı acı olaylar, ailesi, travmaları, şimdiki haline neler yaşayıp da geldiği, aşkı, işi kısacası bir Kadının hayat hikayesini okuyoruz bu kitapta.
Yer yer kızdıran, üzülüp aynı hisleri paylaşıp yer yer ağlatan, sevincini de birlikte yaşadığım derin çok güzel bir karakterdi benim için Feribe. Kendimi okur gibi oldum çoğu yerde. Bu da daha etkili kıldı elbette hikayeyi..

Nermin yıldırım ile hala tanışmadıysanız lütfen bir an önce okumaya başlayın derim. Pişman olmayacağınız bir kalem kendisi.
Zira hayatla ve yaşadığımız birçok duyguyla ilgili öyle vurucu tespitleri var ki okuduğum cümleleri defalarca okumak istediğim oldu inanın bana. Aynı zamanda Nermin yıldırım'ın röportajlarını, söyleşilerini de izlemenizi tavsiye ederim.
Buraya kadar okuyan gerçek okurlara teşekkür ederim...
312 syf.
·13 günde·Puan vermedi
Yaşadığı yasak bir aşk ve bu acı ile baş etmek, unutabilmek için Mazi İmha Merkezinde "Unutma Dersleri" alan Feribe'nin bu süreçte yaşadığı psikolojik süreçleri anlatan bir kitap.
Gerçekten böyle bir merkez olsaydı, eminim çoğu insan başvurabilirdi. Yazarla güzel bir başlangıç kitabı oldu benim için. Duygu geçişleri çok başarılıydı. Yazarın esprili yaklaşımı da ayrı bir sıcaklık katmış. Benim elimde kitap ne kadar sürünse de rahat okunabilir ve akıcıydı..
312 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
İstemediğimiz, bizi üzen, utandıran anılarımızı silebilmek için bir seçeneğimiz olsaydı kaçımız hiç çekinmeden bunu kullanırdı?

Feribe de onu üzen ve utandıran anılarından kurtulmak isterken yolu Mazi İmha Merkezi’ne (MİM) düşüyor.

Nermin Yıldırım ile ilk kitabım. Bu kitapta yazım dili biraz arabesk ile mizah karışımı. Başkası söylese çok yapmacık duracak bazı cümleleri romanın içinde anlamlı kılmış. Kurgu yer yer yavaşlasa da kitabın yarısından sonrası hızla yükselişe geçiyor ve büyük bir ihtimalle tahmin edilemeyecek bir sona ulaşıyor.

Unutma Dersleri bir kişisel gelişim kitabında anlatılsa bu kadar etkili olmazdı. Feribe ve okuyucu bu unutma yolculuğunda beraber. Psikolojik açıdan unutma, kabullenme evrelerini yazarın güzel aktardığını düşünüyorum. Kitabın güzel yanı unutma yolunda atılan bu adımları Feribe’nin dünyasından yer yer hüzünlü olsa da komik bir şekilde anlatılması. Feribe’nin unutmak istediği olay asla tahammül edemeyeceğim bir şeydi benim için. O yüzden Feribe’ye kızdım, sinirlendim. Ama kitap bana bu konuda da bir ders verdi. ‘Asla yapmam deme. İnsanız sonuçta.’

Yazarla güzel bir tanışma oldu benim için. İlk kez okuyacaklar için güzel bir başlangıç olabilir.

Unutmak, kaçmak isteyenler, uzun zamandır zor kitaplar okuyorum arada akıcı, bana değer katan bir kitap okumak istiyorum diyenler için özellikle tavsiye ediyorum. Mutlu hafta sonları

https://www.instagram.com/...igshid=13bt76zf94emt
312 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10 puan
Bu yıl gittiğim izmir tüyap kitap fuarında tanışıp, ne zamandır bir kitabını okumayı istediğim bir yazardı Nermin Yıldırım , kitabı benim için imzalarken yazdığı " unutmak istemeyeceğin anılar yaşadığın bir hayata" diyerek içimi ısıtan bir yazar oldu ilk anda.
Ilk okuduğum kitabı olmasına rağmen, arkadaşımla uzun bir sohbet ediyor gibi hissettim, aslında bu kitaba dair yazmak istediğim çok şey var ama ne kadarını anlatmak ya da ne kadarını kendime saklamak doğru bilemedim.
Kitap adından da anlaşılacağı gibi unutmak istediklerimiz ve ne kadar unutmamız gerektiğiyle alakalı.

Yıllar önce yaşadığım bir olayla ilgili bir şey paylaşmak istiyorum, aslında kitap tam da bununla ilgili.
17 yaşında lise çağında ilk aşkım diyebileceğim dolu dizgin bir ilişkiyi bitirdigim gün ,kırgınlıklar içinde yurda kendim döndüğümu sanmıştım, çünkü beynim o durumda onun beni yurda bırakmış olabileceği gerçeğini kabullenmemişti ve kendince bir savunma mekanizması geliştirmişti, kendini korumak için. Yaklaşık 10 yıl sonra karşılaştık ve konuştuğumuzda mazide kalan o gün aslında o beni arabasıyla yurda bıraktığını hatırlatmıştı ve ben bunu 10 yıl.sonra hatırladım.10 yıl boyunca unutmuştum o olayı, ya da olmasını istediğim gibi hatırlamıştım.
Bazen hatırlamak istediğimiz gibi hatırlar, bir acıyı paylaşıp bir olayı anlatırken yıllarca olmasını istediğimiz gibi anlatırsak beynimizde onu o şekilde hatırlıyor. Neden unutmak isteriz ki? Her yaşadığımız bizi biz yapandir, eğri ya da doğru, doğru ya da yanlış...Hepsini yapan yine biziz. Hiç birimiz mükemmel değiliz, başka insanların yaptığı hataları gördüğümüzde o insandan daha mi mükemmeliz ki o hatayı bir gün biz de yapmayız...
Çok hata yaptım belki hala yapıyorum ama hatalarımdan asla pişman olmadım, çünkü her hata bir şekilde başka bir şeye sebep oldu. Bir hata,bir doğru doğurdu. Belki de doğru sandığınız, bir hata...yaşamadan hiç bir şey tecrübe edilemiyor, o yüzden hata yapmaktan korkmayın, o yaptığınızı düşündüğünüz hata sizin başka bir doğruyu görmenizi sağlıyor.
Içimizden bir kitap,okuyun derim, her hatırladığımızda unutmak istemeyeceğimiz anılar yaşamamız dileğiyle. Anılarla kalın, sevgiler.
312 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Hiç bir kitap için inceleme yazmayı düşünmedim gerçi inceleme yazısı nasıl yazılır nerden başlanır onu da pek bilmiyorum.. Ama bu kitap insana bi dokunuyor belki vakti zamanında unutmak için çok çabalayıp hayatın akışını seyreden biri olarak daha da bir etkiledi sanırım. Dili de olayların akışı da o tanıdık his de ayrı bir tat bıraktı. Unutma Dersleri Nermin Yıldırım
312 syf.
·1 günde
Kitabı ilk olarak Ot Dergi'deki reklamlar üzerinde görmüş, konusu itibariyle ilgimi çekmişti. Kitap kesinlikle okunması kolay ve zevkli bir kitap. Yer yer gülerken, yer yer anlatılanlarla beraber siz de iç çekiyorsunuz. Yazarın anlatış şekli bana biraz Murat Menteş romanlarını andırdı fakat bunu bir eksiklik olarak görmedim.
Kitapla ilgili henüz olumsuz bir düşüncem olmadı, en güzel yanlarından biri ise bana göre okurken "keşke böyle bir şey olabilseydi" diye düşünebilmek..

Keyifli okumalar.
312 syf.
·18 günde·10/10 puan
Efenndimm yine bir roman, yine bir uzun soluklu okuma halleri. Artık roman okumaktan sıkıldığımı söylüyorum sürekli, fakat etkinlikler yaptığımız için ve önerildiği için okumam gerekiyor. Neyseki kitap hiç ama hiç sıkıcı değildi. Bilakis yazarın anlatışı o kadar keyifli ki anlatı diline bayıldım desem inanın abartmış olmam. Kitaptan bahsetmem gerekirse eğer; illegal bir ilişki yaşayan Feribe, çektiği aşk acısıyla kavrulurken bir gün işyerinde kendi aralarında konuşan arkadaşlarından MİM isminde bir kurum duyuyor. Ne demek bu MİM? Mazi Imha Merkezi Ne olduğunu anlamak için kuruma gidiyor ve "Unutma Dersleri" belli seanslarla başlıyor ve işte kitap sizi burada içine çekiyor. Ben yazarın anlatı dilini ve üslubunu çok begendim. Bir yazarı ilk defa okuyorsam ve o okuduğum kitabı beğendiysem yazarın tüm kitaplarını alır okurum. Bu yazarın da tüm kitaplarını okumayı düşünüyorum. Kitapta birçok yerin altını çizdim, gerçekten güzel bir kitap. Bu arada 6. Baskısı çıkmış. Ben diyeyim bu kitap 10, 20 baskıya kadar gider. Tavsiye ederim
312 syf.
·Puan vermedi
Başlarda aşk acısıyla ilgili bir roman olduğunu düşündürse de okuyunca sırf bununla kalmayan bir roman olduğunu anlayabiliyorsunuz.
Sevgilisi tarafından terk edilmiş , kocasını aldatmış olan baş karakterimiz Feribe’nin “MİM” adlı ,distopik bir kurum gibi olan, Mazi İmha Merkezi’ne gitmesiyle olaylar başlıyor.Sonra yavaş yavaş karakterimizin geçmişindeki kötü ve karanlık anılarını öğrenmeye başlıyoruz.Roman, aşk acısı değil de hayat acısını hissettiriyor insana.Böyle hep acıdan bahsettim ama kitap dramatik bir şekilde gitmiyor tabii ki. Tam tersine karakterimiz olay örgüsünü kendisiyle dalga geçerek, ironik bir dille anlatmış.

Online yorumlara baktığımda insanlar kitabın dilini beğenmediklerinden söz etmişler. Yazarın araya eski kelimeler koymasını zorlama bulanlar olmuş. Ama bence bu anlatımı kuvvetlendirmiş. Okurken hiç sıkılmadan , zorlanmadan okudum. Gayet akıcı olduğunu düşünüyorum.

Son olarak yer yer duygusal olan , belki kendi deneyimlerinizle benzerlik kurabileceğiniz bir kitap gibi görünsede ; derinde düşündürücü ve eğlenceli bir kadın kahramanın taşıdığı sağlam bir roman olmuş.
312 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10 puan
Aşk acısı çeken bir kadının acısına son vermek isteği gibi sıradan bir konuyla başlayan kitap, sayfalar ilerledikçe sizi şaşırtacak.
Konudan, olayların birbirine bağlanmasından etkileneceksiniz evet ama her şeyden önce Nermin Yıldırım’ın dili önce ruhunuzla buluşacak, sonra sizi sarmalayacak. Öyle cümleler okuyacaksınız ki durup tekrar tekrar okumak isteyeceksiniz. Anlatılan duyguların kadar yalın, o kadar içten, o kadar sizden olduğunu göreceksiniz.
Kitabı bitirdiğimde bittiğine üzüldüm desem az olmaz. Benim belleğimde, duygularımda çok güzel bir tat bıraktığı için yazara teşekkür etmeliyim.
312 syf.
·25 günde·Beğendi·Puan vermedi
unutmayı,insanın içinde o yas döneminde yaşayabileceği gelgitleri çok güzel şekilde anlatmış,hem esprili hem de insanın kalbine dokunan bir dili var yazarın.. ben çok beğendim ve dönüp dönüp okuyacağım yerlerle dolu sayfalar;diğer kitaplarını da en kısa zamanda okuyacağım
312 syf.
·21 günde·Beğendi·7/10 puan
Unutma Dersleri yazarın ilk okuduğum kitabıydı. Kullandığı dildeki değişkenlikten etkilenmemek elde değil. Geçişler çoğu zaman yorar insanı fakat burada tersi bir durum gelişti. Okudukça okuyasım geldi. Kısıtlı zaman dilimi ayırdığım bir kitaptı. Uzun soluklu okuma için doğru bir eser seçtiğimi düşündüm ama.

Kitabı dinlediğimiz ana karakter Feribe’nin büyük hatalarla ve acılarla dolu hayatının bir kısmına dâhil olmak çoğu zaman ilgi çekiciydi. Mazi İmha Merkezi (MİM) adlı bir unutma desteği sağlayan şirketi keşfetmesiyle hayatının detaylarına girdik. MİM enteresan bir şirketti sahiden ama paragözlüklerinin yanı sıra istenen etkiyi yarattıkları da aşikârdı. İzledikleri metotların birçoğunun psikolojide yer aldığını varsaydım okurken. Ama elbette araştırmak gerekli.

Karakterin yaşamına dahil olurken hayatla ilgili birçok çıkarımını okumak ilginç ve hoştu. Ustalıkla yapılan eleştirilere çoğu zaman hak verirken buluyordu insan kendini. Ya da etiketlemek yerine anlamaya çalışıyordunuz okurken. Sadece karakteri değil kurguya temas eden herkesi. İkili ilişkilerin sayısı bir hayli fazlaydı. Bu da çözülecek ve algılayacak birçok duyu vermekteydi okura.

Feribe’nin hayatı algılayış şekli, geçmişinden taşıdığı yıkımlar doğru zamanda aktarılmış gibi geldi bana. Kurgu finale kadar gerçekten ilgi çekici ilerlemekteydi. Final kısmına geldiğimizdeyse bir miktar incindim sanırım. Kurgudaki karakterin depresyonunun bireyselliğini üzerinden atıp dünyanın acılarına şahitlik ettiği ve şükretmeyi keşfettiği bir kısım kesinlikle beklemiyordum. Ki buradan sonrasında yapay duyar hissi kaldı damağımda. Evet, bahsedilenlerin gayet farkındaydım fakat gerçekten son kırk sayfada bunlara değinmek gerekli miydi? Bu tarz mevzuların içeriğe serpiştirilme tarzı yaklaşımı sevemedim oldum olası. Belki bundan dolayı gelişti rahatsızlık hali benim için.

Bunun dışında yine finalle alakalı çeşitli kaygılar taşıdım okurken. Daha iyisi olmalı gibi bir fikriyatım yok. Sadece yanlış yönlendirmelerin ardından bak bu aslında böyle minvalinde gelişen bir son beklememiştim yazardan. Kitabın neredeyse büyük bir kısmını zaten olanı yazıp şaşırtarak gitmişken neden bu şekilde devam ettiğini algılayamadım. Finale dair gerçekten sindirdiğim ve bayıldığım tek detay sesin akıbetiydi galiba.

Yazarın bizlere bir umut ışığı sunduğunun da farkındayım. Bu tarz titrek parıldamaları her daim sevmişimdir. Lakin ışığı tutma şekliyle barışamadım sanıyorum ki. Lakin yadsınamayacak bir gerçek olarak fikir, kurgunun akıcılığı, içerisindeki imgeler, şarkılar ve akış içerisinde yarattığı atmosfer kesinlikle özgündü diyebilirim.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Unutma Dersleri
Baskı tarihi:
Mart 2020
Sayfa sayısı:
312
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051923758
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap Yayınları
Baskılar:
Unutma Dersleri
Unutma Dersleri
“Hayat dediğin neydi ki zaten; bitecek diye korktuğun kısıtlı vakti,

bozuk para gibi harcama telaşı.”

Aşk acısıyla baş edemeyen Feribe, Mazi İmha Merkezi’ne başvurur. Bu tuhaf merkezde alacağı dersler yoluyla acı veren tatlı hatıralarını unutmayı hedeflemektedir. Peki Feribe yana yakıla geçmişiyle uğraşırken, bugünün payına ne düşecek? Bugün de vakti geldiğinde derslerin konusu olmak üzere sıraya mı girecek, yoksa Feribe’nin geçmişin oyunbaz gölgeleri arasında nefes almayı öğrenmesi mi gerekecek?

İnsanın sonu gelmez yalnızlığını modern dünyanın tuzakları üzerinden tarif eden Nermin Yıldırım, bitmiş bir aşkın fonunda, belleğin karanlık dehlizlerine daldırıyor muzip kalemini. Bir yandan neşeli diliyle gülümsetirken bir yandan da hayat karşısındaki çaresizliğimizi yüzümüze vurarak sarsıyor bizi.

Kitabı okuyanlar 870 okur

  • Gamze gamze
  • Emine kerzan
  • Turgut arslan
  • Rumeysa Geleri
  • Yeliz Elmas
  • Meltem
  • HĪĆ
  • Tuğba Gülsüm Karaca
  • Gülnaz
  • İlknur

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.8 (10)
9
%3.7 (13)
8
%4.5 (16)
7
%1.4 (5)
6
%0.3 (1)
5
%0.6 (2)
4
%0
3
%0
2
%0.6 (2)
1
%0