Çevirmen:
Ergin Altay
Tasarımcı:
Suat Aysu
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·666 syf.··
Beğendi
·
2021 39. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2021 01:05
Merhaba Delikanlı; Senin için Dostoyevski'nin en zayıf romanı dediler. Oysa ben seni hep ergenlik dönemini yeni tamamlayan bir genç gibi değerlendirdim. Sen ne kadar tutarsız olursan ol seni anlamaya çalıştım. Bu çok kolay olmadı. Yeri geldi okurken yoruldum, yeri geldi araya başka kitaplar sığdırdım. Yine de senin unuttuğun "ülkünü" ben unutmadım. Umarım dediğin gibi "ülkünden" hiç vazgeçmemişsindir. Evet dostlar, zor bir eseri bitirmenin sevinci ile yazıyorum bu satırları. Kitabın konusu yerine deneyimlerimi paylaşmayı daha uygun görüyorum. Zira konusu ve okuyucuların yorumlarına bakarak , bu güzelim eseri okumayı hep öteleyebilirsiniz. Dönemin eleştirmenleri , Dostoyevski'ye bu eseri için gerçekten acımasız davranmışlar. Şunu kabul ediyorum; Diğer eserlerine göre gerek akış olsun , gerek olay örgüleri evet biraz daha sönük. Ama ben konuyu şöyle değerlendiriyorum. Lüks bir otomobil markasının ürettiği en ucuz araç modeline kötü demek acımasızlık olur. Dostoyevski' nin de bu eseri aynı fabrikadan çıkma, ama üst modeller ile aynı konforu sunmuyor. Bazı kabullerle ilerlemek gerekiyor. Bu kabulleri sahiplendiğinizde yine Dostoyevski'nin gizli imzasına kavuşuyorsunuz. Nedir bunlar ; - Okuma alışkanlığınız yeni başladıysa Dostoyevski'nin daha popüler eserlerine yönelmeniz gerekli, bir ritim kitabı değil - Okuma ritminizin üst seviye olduğu bir dönem okumalısınız. - Öneri ile okumanız gereken bir kitap değil, okuma yolculuğunuzun sizi bu kitaba denk getirmesi önemli. Okuyup beğenseniz bile bir başkasına önermeyin. Her okuyacak kişinin kendi deneyimi ile karşılaşması gereken bir kitap olduğu düşüncesindeyim. - Karakterleri not alın. karekterler ,olay örgüsü ve ilişkilerin anlamlandırılması adına çok kıymetli Kitabın konusundan çok bu kabulleri aktarmayı daha
Edebiyat
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
dilenmeye taksiyle gelip giden “delikanlı”
6/10
·666 syf.··
2021 23. kitabı
Dostoyevski’nin zirvesinden, Karamazov’dan, bir kitap geri gidelim ve onun en kötüsü olarak tanımlayabileceğimiz Delikanlı’ya bir bakalım. Arkadiy Makaroviç Dolgorukiy, Dostoyevski’nin diğer önemli kişileri gibi özgürlük arayışı içerisindedir ve bu yolda kendine bir ülkü edinmiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse Dolgorukiy hakkında konuşulmaya değer tek konu birazdan bahsedeceğimiz deli saçması ülküsüdür, kendisi de Dostoyevski’nin en aptal başkişidir ve bana göre Budala’nın Prens Mışkin’inden daha budaladır. Rothschild gibi bir para babası olmak lazımdır çünkü özgürlük ancak bu yoldan geçer. Para güç getirirse , güç de özgürlük getirir. Bu durumda güç, amaç değil bir araçtır ancak. İhtiyaç olunan,güç ile yalnızlığın sakin, heyecansız bilincidir. Aynen böyle söyler Dolgorukiy ve ekler: “Büyüklüğün gizli duygusu, açık bir üstünlükten çok daha hoştur. Yüz milyonluk bir para babası olsaydım; beni, yoksulluğumdan neredeyse dilenecek çok küçük bir yaratık sansınlar, omuz vurup geçsinler, aşağı görsünler diye eski püskü giysilerle dolaşmakta bulurdum mutluluğu.” Ama bir Rostchild nasıl olunur ki? Çorba yerine sadece bir kuru ekmek yiyerek para biriktirsek?? Bir aptalın bile alaya alacağı bu fikir Delikanlı’mızın ülküsü… Ondan şaşmamak için kendine binbir türlü işkence uyguladığı, kafası karışır diye kitap bile okumadığı ülküsü… Delikanlı’nın ülküsünü yerin dibine soktuk ama Dostoyevski’de bizim gibi düşünmüş olacak ki ilk sayfalarda tutkulu bir şekilde bahsettiği bu deli saçması fikri diğer sayfalarda unutmuş gitmiş, yerine ne idiği belirsiz, ne ilgi ne sempati uyandıran karakterlerin aşk oyunlarını yazmış… Biz yine de deli saçması ülkümüze geri dönelim… Dolgorukiy, az çok Raskolnikov’la aynı amacı taşır: özgür olmak, sürünün dışına çıkarak ahlak kurallarını
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
9/10
·666 syf.··
Beğendi
·
2017 9. kitabı
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim. Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım... Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
Bir Delikanlının Gözünden İnsanlık Manzaraları
Puan vermedi·666 syf.··
2025 1107. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Temmuz 2025 17:10
Dostoyevski'nin "Delikanlı" romanını okumayı uzun zamandır istesem de kitabın kalınlığı ve etrafımda okuyan birine pek rastlamamış olmam beni hep ertelemeye itmişti. Ne var ki bu durum, eseri sesli kitap olarak dinleme fırsatı bulana dek sürdü. O an, Dostoyevski'nin satırlarına kulak verdiğimde, ertelediğim yılların ne kadar boşuna geçtiğini anladım. Genç kahramanı Arkadi'nin fırtınalı ruh hali üzerinden insan psikolojisine dair yapılan o derin ve sürükleyici anlatım karşısında, bunca zaman beklediğim için kendime kızdım. Sesli kitabın rehberliğinde bu büyük eseri bitirirken, kendimi ne denli önemli bir deneyimden alıkoyduğumu fark ettim. Çünkü "Delikanlı", Dostoyevski’nin o tanıdık ruhsal analizlerini, bu defa bir gencin çelişkilerle dolu dünyasında son derece akıcı ve etkileyici bir üslupla sunuyordu. Kitabın en çok etkileyen yanlarından biri, Dostoyevski’nin diyaloglarda kurduğu ustalıklı dengeydi. Karakterler arasındaki konuşmalar, bazen sıradan bir gündelik sohbet gibi başlasa da, çoğu zaman insanın aklında yankı uyandıran, derin ve sarsıcı sorgulamalara dönüşüyor. “Ormanda değil, medeni bir memlekette yaşıyoruz” denildiğinde, aslında insanın içindeki vahşiliğin, toplumun cilalı yüzünün hemen altında pusuda beklediğini hissettiriyor. Herkesin birbirine akıl verdiği, yüksek ruhlu göründüğü ama aslında kendi içindeki çocukla, korkularıyla, hurafeleriyle boğuştuğu bir dünyayı anlatıyor Dostoyevski. Ve bu dünyada, ne kadar medeni olursak olalım, en ufak bir felaket anında içimizdeki deliliğe yenik düşebileceğimizi gösteriyor. Kitabın özünde, insanın kendini ve başkalarını yargılaması, acı çekmeden yargıçlık hakkı kazanılamayacağı düşüncesi var. Kendi kusurlarını görebilen, kendini yargılayabilen bir karakterin gözünden, insanın ne kadar karmaşık ve çelişkilerle dolu
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
Puan vermedi·666 syf.··
2024 2. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2024 18:13
Dostoyevski’yi ilk eseri olan İnsancıklar’dan itibaren okuyan birisi olarak söylüyorum ki kesinlikle en ağır ilerlemesi en zor kitabıdır bana göre. Cümleleri anlamak için bir kaç kez üstünden geçmek zorunda kaldım. Dostoyevski’de doz önemlidir alt metinde verdiği önemli uyarılardan biridir bana göre. Dolgorukiy kendinden emin olamayan,karakteri tam oturmamış biridir bana göre. Yapması gerekeni bilip yapamayan hep erteleyen biridir. Bu tür insanlar günlük hayatta da vardır ve hep silik karakterlerdir. Nefret ederim. Ama kitabı sevdim.
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
Puan vermedi·666 syf.··
2020 13. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2020 02:01
Dostoyevski benim için ayrı bir parantez mi demeliyim yoksa bizim için mi demeliyim karar veremedim.. çünkü; insanoğlunun ruhunu çok iyi anlıyor. Tabi bu durum diğer yazarlarla kıyasladığım anlamına gelmiyor. Neden Albert Einstein, "Dostoyevski bana diğer bilim adamlardan daha fazla şey öğretti." dediğini çok iyi anlıyorum. Kitap; İletişimsizliği ve sevgisiz büyümenin getirdiği bunalımların kötü alışkanlıklara yönelmesine sebep olan dramatik bir öykü.. Yazarın bazı sayfalarından çıkamadım belkide çıkmak istemedim. Üzerinde durup düşündüren, biraz beyin fırtınası yapmamızı tetikleyecek türden..( kitabın kalan yarısından kuşkum yok! ) Hamuru fazla diye;) biraz zamanımı alır yada bana zaman kaybettirir mi diye düsünmeyin. Aksine size zaman kazandıracak bi kitap.!
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
8/10
·666 syf.··
Beğendi
·
2020 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Mart 2020 21:33
Dostoyevski’nin Delikanlı romanını az önce bitirdim.Etkisini sindirmeye çalşıyorum. Bu esnada da düşündüklerimi yazayım ki okuyacaklar veya okusam mı diye düşünenlere fikir vermesini istiyorum. Klasikleri okumayı seviyor veya istiyorsanız ve Dostoyevski’den neler okumalıyım gibi bir sorunuz varsa suç ve ceza, karamazov kardeşler, ecinniler, yeraltından notlar ve özellikle budala'yı okumanızı öneririm.Ardından diğer yazarların klasikler arasına girmiş eserlerini dolaşın.Ondan sonra,Dostoyevski başka ne yazmış merak ederseniz Delikanlı ile devam edin. Roman çok akıcı değil, çünkü tam anlamıyla boyutlandırılmamış veya açıklanmamış) çok sayıda karakter içeriyor. ama azmedip içine girince, roman daha hızlı akmaya başlıyor, kıyısından geçilmiş karakterleri ve öykülerini de öğrendikçe daha çok seviliyor. Dostoyevski’nin olayları bir karmaşa içinde sunması, kitabın son bölümünde heyecanlanmaya mahal veriyor.Bu heyecan damağınızda oldukça lezzetli bir tat bırakıyor. olur da bu kitabı herhangi bir yerde görürseniz ve elinize alıp inceleme şansına sahipseniz mutlaka okuyun. Bu kitaba zaman ayırmanın hiç de kötü bir fikir olmadığını siz de fark edeceksiniz.. Delikanlı'nın çevirisi ergin altay tarafından yapılmış. gayet akışkan bir şekilde yapılan çeviri de okuyucuyu metinden uzaklaştıracak tek bir nokta bile yok.İletişim yayınlarının çeviri konusundaki hassasiyeti kocaman bir alkışı hak ediyor kanımca...
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
2/10
·666 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2020 14:19
Şu zamana kadar okuduğum en zor kitap oldu galiba. Olayları çok karmaşık buldum. Çeviriden mi kaynaklı diye düşündüm ama cidden çok zorlayan bir kitap oldu beni. Dostoyevski’nin böyle bir eseri olması şaşırttı beni, hayal kırıklığına uğradım açıkçası...
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
7/10
·666 syf.··
2018 105. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2018 20:51
Okumak istediğim son Dostoyevski kitabıydı. Büyük bir hevesle aldım. Bir hevesle açtım kapağını. Ancak üzülerek söylemem gerekli ki kendimi bu kadar özdeşleştirdiğim bir yazarın okuduğum son kitabında aradığım şeyi bulamadım. Bunun da birkaç nedeni var. İlk olarak, bu kitap Dostoyevski'nin tarzına uygun değilmiş gibi geldi bana. Dürüst ve iyi bir şekilde yaşamanın budalalık olarak karşılandığı bir dünya yaratan ve Budala'yı yazan, Suç ve Ceza'da Raskolnikov üzerinden vicdani problemlere eğilen ve onların temelini kazıyan, baba katilliği üzerinde dönen Karamazov Kardeşler'de dinin temellerine saldıran, dinden cevap isteyen bir Dostoyevski'ye göre bu kitap biraz boş kalmış gibiydi. Tam olarak bir vicdani, ahlaki ya da felsefi bir sorun yoktu. Aranan sorgulanan çok güçlü sorular yoktu. Franz Kafka'nın Amerika'sını okumuş gibi hissettim. İkinci olarak da karakter ve olay problemleri. Karakterler neden bu romanda olduğunu bilmiyormuş gibiydi. Gereksiz eklemeler çoktu ve bunların romanın gidişatına etkisi çok azdı. Karakterlerin belirli özellikleri neredeyse yoktu ve belli ideoloji temsilleri çok azdı. Aynı zamanda olaylar da saçma bir şekilde ilerliyordu. Olaylar bir anda oluyor, hiç ilgisi olmayan kişiler olaylara etki ediyordu ki bu bence Dostoyevski'nin yazdığı diğer kitaplara göre aşırı bir zayıflık. Ancak Dostoyevski bir filozof(bence) yerine psikolog olsaydı, bu kitap yazdığı eserler arasında çok büyük bir ilgi görürdü. Çünkü Dostoyevski bu romanda çok başarılı bir psikolog olduğunu açıkça ortaya koymuş. Yüzlerin bir anlık hareketlerinden, kıyafetlerdeki küçük bir değişiklikten, söylenen ve hatta söylenmeyen kelimelerden çıkan sonuçlara baktığımızda bunu reddetmemiz imkansız. Daha çok şey söylenebilir ama bana göre asıl önemli olanlar bunlardı. Önsöz ve sonsöze
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma
5/10
·666 syf.··
2025 59. kitabı
Okuduğum en zayıf Dostoyevski kitabı, içerik çok zayıf, derinleşme neredeyse hiç yok, ana karakterin ağzından bir roman için fazla basit bir ülkünün anlatımı ve basit çatışmalar, elbette tamamen boş diyemem ama oturup da okumaya değer bir kitap değil bence, bir Dostoyevski kitabına bunu diyeceğim de aklımın ucundan geçmezdi.
DelikanlıFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınevi · 20204,352 okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.