Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
666
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512698
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Подросток
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Delikanlı
Delikanlı
Delikanlı
Delikanlı
Yeniyetmə
Delikanlı
Kadın düşkünü bir toprak sahibinin gayrimeşru çocuğu olan on dokuz yaşındaki Dolgorukiy'in, St. Petersburg'da bir araya geldiği babası Versilov'la yaşadığı çatışmaların anlatısıdır Delikanlı. Baba ve oğlun duygusal, ideolojik ve ahlaki tartışmaları etrafında şekillenen uyuşmazlıklar, Dolgorukiy'in zıtlıklarla dolu yaşamöyküsünü ortaya koyar. Dostoyevski'nin sondan bir önceki romanı olan Delikanlı, yazarın diğer romanlarındaki felsefi ve politik sorunlardan uzak olmakla birlikte, insanlar arası ilişkilere odaklanarak psikolojik incelemelerde bulunur.

"Dostoyevski'nin tüm büyük romanları bir yana, Delikanlı farklı bir yerde durmaktadır. Büyük sorunları ve çelişkileri tartışmaz yazar burada. Basit, gündelik durumları ve yaygın insani tutkuları kullanarak oluşturulan bu roman, incelikli, gerilim dolu ve nefes kesici bir başyapıttır."
-Aleksandr Soljenitsin-
(Tanıtım Bülteninden)
Aldıktan sonra bayağı bekletip öyle okuduğum bir kitaptır. Niye bilmiyorum, gözüm mü korktu ne oldu, kim bilir? Yine de nereden baksanız yedi yıl önce filan okumuşumdur. Ama sevdiğim kitaplar arasına kesinlikle girdi. Zaten Dostoyevski'yi çok severek okurum, bu kitap da beni şaşırtmadı. Hatta ben ''Delikanlı''yı ''Karamazov Kardeşler''den daha çok severim.

Öncelikle karakterimiz çok başarılı tasvir edilmiştir. Durağan değildir, karakteri değişim gösterir. Gerçek bir insan gibi hatalar yapar, hep iyi bir profil çizmez. Tek bir konu etrafında gitmez kitabımız, yan olaylar da oldukça fazladır. Okurken meraka düşer, şimdi ne olacak derken sayfaları çevirip durursunuz. Dostoyevski öyle bir anlatır ki, karakterlerle beraber oradan oraya koşar durursunuz. Örneğin; bir müzayede sahnesi vardı, sanki ben de karakterin arkasına oturmuşum da onu izliyormuşum gibi hissetmiştim. Öyle bir anlatım...

Kesinlikle tavsiye ediyorum. Kitap oldukça kalın, fakat gözünüzü korkutmasın; çok akıcı. Konu ilgi çekici,yazarı da Dostoyevski; daha ne olsun.
Zor bir kitaptır diğer kitaplarına göre okumak daha zordur. İngiliz tarihçi yazar Edward Hallet Carr, Delikanlı romanı için şöyle der: " Dostoyevski sıradan bir filozof ve mükemmel bir psikologsa, diyebiliriz ki, Delikanlı diğer büyük romanlarından daha fazla incelenmeye değer ve eleştirmenlerin elbirliğiyle onu en düşük dereceye indirmeleri yanlıştır. Fakat, yazarının mükemmel usta olduğu bir alanda bulunmasına rağmen, Delikanlı bir başarısızlık olarak kabul edilmelidir“.
Aylar sonra Dostoyevski külliyatını bitirmiş oldum. Sadece "Delikanlı" romanı kalmıştı. Delikanlı romanı için Türkiye İş Bankasının basımını bekledim. 2017 senesi içerisinde basımının planlandığını söylemişlerdi. Ama basmadılar. 2018 için kendilerine sorduğumda bir tarih vermediler. Bende elimdeki İletişim Yayınlarının basımını okumaya başladım. Aslında birkaç kez yarım bırakmıştım bu basımı. Çevirinin kötü olması ve yazı puntolarının küçük olması gözlerimi yormuştu. Bu sefer başladığımda da zorlandım ama nihayetinde bitirebildim. Türkiye İş Bankasının klasiklerde en iyisi olduğunu düşünüyorum.

Neyse bu kadar açıklamadan sonra romanın konusuna geçelim. Delikanlı, soylu sınıftaki Versilov'un Sonya isimli bir hizmetçiden olma gayri meşru çocuğu Arkady karakterinin kendi hikayesini ve çevresindeki insanların hayat tarzlarını anlatan bir romandır. Arkady'nin babası Versilov psikolojik olarak çift kişilik sahibi bir insandır. Bazı özellikleri oğlu Arkady'e de geçmiştir. Arkady babasını kendisini küçük yaşlarda bakım evi tarzı bir okula bırakmasına rağmen babasına tam anlamıyla kızamayan bir gençtir. Aslında Arkady uçlarda yaşayan bir gençtir. Olayların gelişimine bağlı olarak bazen babasından nefret eder, bazen de ona çok büyük bir sevgi besler. Orta yolu bir türlü bulamaz. Bu durumda kafa karışıklıklarına, hareketlerinde, sözlerinde, hayat ülküsünde belirsizliklere neden olur. Bu durumda olmasının nedeni şüphesiz babasından almış olduğu genlerdir. Babasının kötü tarafı dediğimiz taraf kadınlara düşkün olma durumunu ifade ederken iyi tarafı ise mütevazi, nazik tarafı ifade eder.

Dostoyevski tam anlamıyla "Yeraltı" edebiyatına girmesine de yeraltı insanını çağrıştıran sahneler ortaya koyar. Tam anlamıyla bu yeraltı insanını derinlemesine işlemez. Psikolojik tahlilleri çok fazla kullanır. Kitabın başlarındaki mektup olayının bilinmesi, bu mektup olayının romanın sonuna kadar sürdürülmüş olması bir kanıt niteliğindedir.

Delikanlı'da bir diğer nokta ise Arkady'in annesi Sonya üzerine işlemiş olduğu psikolojik çıkarımlardır. Bana göre baba Versilov kadar anne de çok önemli bir etkendir. Annesi de tıpkı babası gibi oğluna sırt çevirmiştir. Sadece birkaç defa onu ziyaret etmiştir. Arkady tüm bunlara rağmen büyük bir öfke annesine başlarda öfkelense de sonraları onu çok sevdiğini anlar.

Toplayacak olursak, akıl karışıklığının çok olduğu, psikolojik durumlarının çok fazla değiştiği, Dostoyevski tarzının biraz uzağında olan bu roman her ne kadar çok fazla sevilmemiş olsa da okunası Dostoyevski romanlarından biri olduğunu düşünüyorum. Tabii ki bu değerlendirmemi yaparken Dostoyevski'yi çok seviyor olmamım da etkisi vardır.

Külliyat bitti. Tüm Dostoyevski okuyan okurları seviyorum, Dostoyevski okuyan okur ayrıcalıklıdır. Mutluluk ve esenlikler ile ...
Hayatımda okuduğum en ağır kitaplardan biriydi. Dosto bu romanında olayları uzatmış da uzatmış gibi geldi bana. Bir ara yarıda bırakmayı bile düşündüğüm oldu.
Bambaşka insanlarla tanışıp bambaşka hayatların içine girmek isteyenler için bir seçenek daha. Tıpkı her Dostoyevski kitabı gibi. Biraz kalınca ve karmaşık, yorucu. Bir o kadar da güzel. Kahramanların aralarındaki ilişkilere sasiracagiziniz, olay orgulerinde kaybolup, beklenmedik sonuçlarla karsilasacaginiz, baş kahramanın kendi ağzından yazdığı güzel bir roman.
Not: Elbette tavsiye ederim!
Eveeet!, yazarında sıkça ifade ettiği gibi evli bir kadının yasal olarak illegal, gönül olarak legal birlikteliğinden dünyaya gelen bu delikanlı oldukça zeki ve bir ülküsü bulunan gençti. Çocukluk döneminde ebeveyn yokluğunu sıkça çeken delikanlımız yaş ilerledikçe "okuma yazma" öğrenişiyle karakteri oturmaya başlıyor.. Yatılı bir okula yazılarak devam eden macerası orada soylu ailelerin çocuklarıyla birleşince bir ayrım ortaya konuyor yatılı okulun sahibi tarafından.. Okulda kalmasına izin verirken aynı zamanda kendi zevklerini ve el ayak işlerini yerine getirttiren bu sahip onu tam bir genç bir uşak konumuna sokuyor. Arkadaşları tarafından fark edilen bu ayrım hemen alay ve dayak ile küçük çocuklarda tepkimeye yol açıyor.. Yer yer dayak ve alaycı hatta aşşağılayıcı sözlere fazla dayanamayan delikanlımız, " Yetti canım bu saçmalık deyip " , annesini de bu karardan önce görüp, yatılı okul sahiplerine yalvararak " Onu yetiştirin, merhamet edin ve onu okutun, Tanrı sizinle olsun " diyerek yerlere eğilmesiyle bir hayli körükleniyor ve bir akşam şimsekli bir gecede okuldan çok çok uzakta başlıyor hikaye...


Dediğim gibi gayet zeki bir çocuk olduğu için delikanlımız, hayıflanıp sızlanacağına ailesinin yokluğunun sebebini öğrenmeye çalışıyor, bilgiler topluyor. Karşılaştığı bu gerçeklere üzülmeyip kendi ülküsünü oluşturuyor. İleride bu ülküye ihaneti görülüyor fakat hala peşine düşebilecek bir genç olarak kalıyor. Zaman sizlere kendi yalanlarınızı söyletir..
Bir çok yerde sahidi oldum bu saheserde de olduğum gibi ve ne üzücü kendini beğenmişlik, ne üzücü yokluğunu hissettiğimiz çocukluk dönemi hatıralarını büyüyünce yakalamaya çalışmamız, oluşan zaafımız. Yazar bir çok yerde gözümde defalarca alçalıyor fakat gururlu bir genç olduğunu düşünmekten vazgeçmiyor.
Belki de alçaklığı benim vicdan duyguma göreydi pek tabiki bu daha mantıklı bir açıklama! Üniversite hayatına başlamadan ülküsu adina yollara düşen bu genç gerek intaharlarla karşılaşsada aslinda güçlü bir karakter olduğunu segiliyor, fakat ülküsünün aslinda aile özleminin doğurduğu inanılmaz açlık olduğunu görmüyor onlar ne yapsarsa yapsın unutuyor , affediyor ve bir kulp bulup bizlere sunuyor.. saygilar bu gerçekleri görenlere saygilar..
Dünden beri beynimi zorlayan sorular var. Okumak, özellikle de klasik okumak bize ne kazandırır? Çeviriler ne kadar verir romanların tadını? Sadece Türkçe yapıtlar okumak daha mı mantıklı? Bütün bunlar aklımı karıştırdı durdu fakat yukarıdaki cümleyi okuyunca anladım ki çeviri de olsa böyle bir öğüt veriyorsa bir kitap asla burun kıvırmamak gerekir. Hele hele bu kadar büyük bir yazarın kitabına çeviri diye uzaklardan bakmak büyük hata. Şimdilik çevirmenlerin ellerinden tutup onların feneriyle yolu bulmak da aslında hiç fena bir iş sayılmaz. Tabi ki edebi hazzı tartışmak söz konusu değil ama ne mümkün...
Ancak tükenmişsek, artık acı çekme yetimizin sonuna değin acı çekmişsek ve yaşamın bütününü kor gibi yakan tek bir yara olarak duyumsuyorsak, eğer çaresizlik soluyorsak ve umutsuzluğun ölümlerini ölmüşsek işte o zaman okumalıyız Dostoyevski'yi. Ancak tükenmişlikten ötürü yapayalnız kalmışsak ve yaşama felce uğramışcasına bakıyorsak, o yaşamı artık vahşi, güzel acımasızlığıyla kavrayamıyorsak ve ondan artık hiçbir şey almak istemiyorsak, işte o zaman bu korkunç ve görkemli yazarın müziğine açız demektir... Ancak o zaman onun korkutucu ve çoğu zaman da cehennemden farksız dünyasının olağanüstü anlamını yaşayabiliriz.
İlk öncelikle bu kitabı okuyacaksanız baştan dikkatlice ve derin bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Yoksa anlamakta bayağı güçlük çekersiniz.Onun dışında sevebileceğiniz bir kitap.
Kitap çok güzeldi. Tabii okumak için büyük bir çaba harcadım ilk önce. Ama sonra kitabı elimden bırakamadım. Eğer okumadıysanız okumanızı öneririm.
Gerçekten okurken yoruldum. Belki benim ıskaladığım bir şeyler vardır. Yazan Dostoyevski olmasa yarım bırakırdım. Yine tekrar ediyorum belki benim yakalayamadığım şeyler olmuştur kitapta. Ama yine de bazı psikolojik durumları anlatması çok hoştur , altını çizdim etkilendim.
Belki hatıra olarak ele alınması kitabı sıkıcı yapmıştır. Yahut suç ve ceza , Karamazov kardeşler gibi kitabın sonuna kadar sizi merak ettiren büyük bir olay olmaması da bir problem olabilir.
Özgürlüğü para ile satın alma fikri oldukça ilginçti. Düşününce insanlar aslında bunu istiyorlar. Ama bu asla bitmeyen bir mücadeleye dönüşüyor. Dostoyevskinin tahlilleri her zaman sağlamdır zaten. Karakterlerine ayrı ayrı bayıldığım başarılı bir kitaptı
Deyirsiniz:"Bəşəriyyətə qarşı ağıllı münasibət də mənim mənfəətimdir"; bes eger bütün bu ağıllı şeyleri,bütün bu kazarmaları ağılsız hesab edirəmsə,onda necə?
Əlbəttə,cəmiyyətə alışmamışam,hətta heç nəyə alışmamışam...
En basit düşüncelerin en zor anlaşıldığını söylemiştim size...
Dostoyevski
Sayfa 145 - İletişim
İnsan kendinden utanmasını ve övünmesini bilmeli, çünkü kişi kendinin yargıcıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Delikanlı
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
666
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750512698
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Подросток
Çeviri:
Ergin Altay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Delikanlı
Delikanlı
Delikanlı
Delikanlı
Yeniyetmə
Delikanlı
Kadın düşkünü bir toprak sahibinin gayrimeşru çocuğu olan on dokuz yaşındaki Dolgorukiy'in, St. Petersburg'da bir araya geldiği babası Versilov'la yaşadığı çatışmaların anlatısıdır Delikanlı. Baba ve oğlun duygusal, ideolojik ve ahlaki tartışmaları etrafında şekillenen uyuşmazlıklar, Dolgorukiy'in zıtlıklarla dolu yaşamöyküsünü ortaya koyar. Dostoyevski'nin sondan bir önceki romanı olan Delikanlı, yazarın diğer romanlarındaki felsefi ve politik sorunlardan uzak olmakla birlikte, insanlar arası ilişkilere odaklanarak psikolojik incelemelerde bulunur.

"Dostoyevski'nin tüm büyük romanları bir yana, Delikanlı farklı bir yerde durmaktadır. Büyük sorunları ve çelişkileri tartışmaz yazar burada. Basit, gündelik durumları ve yaygın insani tutkuları kullanarak oluşturulan bu roman, incelikli, gerilim dolu ve nefes kesici bir başyapıttır."
-Aleksandr Soljenitsin-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 451 okur

  • Mustafa Bilici
  • Songül Ç.
  • Zehranur Hasekioğlu
  • B. Bulut Sağlam
  • Ramazan Hırkalı
  • Beyhan ok
  • Hale Eraslan
  • Arzu Aslantaş
  • M
  • Ozgur ozgur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.5
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%19.6
25-34 Yaş
%28.1
35-44 Yaş
%31.7
45-54 Yaş
%10.6
55-64 Yaş
%1.5
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%48.3
Erkek
%51.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%21.6 (22)
9
%15.7 (16)
8
%35.3 (36)
7
%11.8 (12)
6
%4.9 (5)
5
%5.9 (6)
4
%2 (2)
3
%1 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları