Netoçka Nezvanova

8,4/10  (50 Oy) · 
179 okunma  · 
50 beğeni  · 
2.576 gösterim
Netoçka Nezvanova Dostoyevski’nin yarım kalan ilk büyük roman denemesidir.

Edebiyat sahnesinde belirdikten çok kısa süre sonra genç Dostoyevski ağabeyine yazdığı 1846 tarihli bir mektupta “büyük bir roman” yazmak istediğini belirtiyordu ve bu niyetle Netoçka Nezvanova üzerinde çalışmaya başladı. 1849 yılında tutuklanıp Sibirya’ya gönderilmesiyle roman yarım kaldı ve Dostoyevski bir daha bu romana geri dönmedi.

Netoçka Nezvanova, fakir bir evde çilekeş annesi ve başarısız bir müzisyen olan babasıyla yaşayan Netoçka’nın acıklı çocukluk hikâyesiyle başlar, ilk gençlik ve gençlik anlatılarıyla devam eder.
Yarım kalan bir romanın parçaları olan bu üç hikâyedeki temalar, Dostoyevski’nin sonraki yıllarda vereceği büyük eserlerin habercisi gibidir.


“Netoçka Nezvanova, Dostoyevski’nin büyük romanlarındaki ideolojinin ve tekniklerin geliştirildiği bir laboratuvardır.”

KONSTANTIN MOCHULSKY
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2016
  • Sayfa Sayısı:
    219
  • ISBN:
    9789750516337
  • Orijinal Adı:
    Неточка Незванова
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İletişim Yayınları
  • Kitabın Türü:

Netoçka Nezvanova, Dostoyevski’nin tutuklanması nedeniyle yarım kalmış eseri olsa da olay örgüsüne takılmayan bir okur olarak bu durum beni rahatsız etmedi. Kötü giden maddi durumu ve kitaplarının anlaşılmayışının verdiği karamsarlıktan kurtulmak için Dostoyevski, büyük bir roman yazmak amacıyla Netoçka Nezvanova'yı yazmaya başlar ancak tamamlayamaz.

Dostoyevski, bu kitapta da karakter oluşturmada ve oluşturduğu bu karakterleri psikolojik ve fiziksel açıdan okuyucunun gözünün önüne getirmede gayet başarılı. Bence psikolojik tahliller hikâyenin çok önüne geçmişti. Freud’un Dostoyevski’den oldukça etkilendiğini düşündürdü kitap bana. Çocuklarda cinsellik olur mu, cinsel kimlik nasıl oluşur, eşcinsellik nasıl ve neden olur, sorularının cevabını kurguya yedirerek vermiş yazar.

Netoçka, annesinden alamadığı sevgiden dolayı önce babasına daha sonra da bir müddet evlerinde yaşadığı Katya’ya kendisinin ifadesiyle “aşk”la bağlanıyor. Yazarın Netoçka’nın duygusal gelişimini verirken başvurduğu hikâyeyi okumak beni zorladı biraz. Zira çocuk ve aşk kelimelerinin, cinselliğin de katılarak kullanıldığı cümleleri okumak (hastalık da olsa) kolay değildi. Kitap bu yönüyle psiklojiyle ilgilenenler için bu konularda örnek verilmesi açısından ders kitabı olarak bile okunabilir sanırım.

Kitapta yaşanan dram olsa da bu kitabı okurken eğlendim. Kitabı yarılayıncaya kadar sorun yoktu pek. Dostoyevski, araya girip sık sık ‘’anlatayım ‘’ deyip anıları sıralıyor, ben de üzülerek okuyordum. Ancak bir yerden sonra zaten hiçbirinin psikoljisi normal olmayan karakterlerin jet hızıyla değişen duygu durumlarına yetişemez oldum. Sürekli ağlamak istiyorlar, ağlıyorlar, gülüyorlar, sinir krizi geçiriyorlar sonra sakinleşiyorlar, arada bayılıp ayılıyorlardı. Bu satırları okurken ben artık kitabın duygusal havasından ayrılmış ve gözümün önünden hızlı bir film şeridi gibi geçen, siyah-beyaz filmi izlemeye koyulmuştum. Dostoyevski kahramanlarını okurun kafasında canlandırmada o kadar başarılı ki; film değil odada gezindiklerini bile düşünebiliyor insan.

Beni duygudan duyguya sürükleyen bu kitabı ayrı bir keyifle okumama sebep olan Sevgili Kübra’ya tekrar teşekkür ederim. Kitap dostlarımız eksik olmasın dileğiyle iyi okumalar.