Adı:
Kazaklar
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
283
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517877
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Казаки
Çeviri:
Leyla Soykut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Tolstoy’un yarı otobiyografik kitaplarından biri olan Kazaklar, bir aşk hikâyesi olduğu kadar, yazarın hayatı boyunca medeniyetle yaşayacağı gelgitli ilişkinin de öyküsü.

Tolstoy’un 1852’de başladığı ama on yıl boyunca tamamlanamayan Kazaklar, genç ve zengin Olenin’in Moskova hayatından bıkarak Rus ordusuna yazılması ve Kafkaslar’da ücra bir köye gönderilmesiyle başlar. Burada Kazakların ve Çeçenlerin kaba kuvvetine hayran kalır, bir Kazakla sözlü olan Maryana adında bir kadına âşık olur. Tolstoy’un Kafkaslar’da yirmi bir yaşında genç bir asker olarak deneyimlerini hikâyeleştirdiği, Puşkin ve Rousseau gibi ustalarına bir selam niteliğinde olan bu roman, büyüleyici doğa tasvirlerini yazarın sade ama ihtişamlı diliyle birleştiriyor.
Bu kitapta hepimizden birer parça var. Zaten klasikler tam olarak bunu sağlamaz mı? Yılları aşıp gelirler; ama ilk günkü gibi güncelliklerini korurlar.

Gelin kitaba yakından bakalım...
Kitabın başkarakteri Olenin, bir Rus asilzadesi; ama sanki bizlerden biri. Bulunduğu yerden, Moskova’dan, kaçıp kurtulmak isteyen, mutluluğun o ân kendisinin bulunduğu yerde olmayıp başka herhangi bir yerde olduğundan emin biri. Sahte davranışlardan, yapmacıklı duygulardan bıkmış biri...
Biz de modern yaşamın bireyleri olarak, mutluluğu hep o ân bulunmadığımız yerde aramıyor muyuz? Tası tarağı toplayıp gitmeyi düşünmüyor muyuz hiç?
Hadi gittik diyelim, anılar ve alışkanlıklar da ardımız sıra bir gölge gibi peşimize düşmez mi?

Tolstoy’un “Kazaklar” eseri, işte tam da bu ikilemi yansıtıyor.
Evet, savaşlar, Kazakların yiğitliği, Kazaklar ve Çeçenler arasındaki çekişmelerin çetinliği, Kazakların kültürü kitabın bir diğer yüzü. Ama beni en çok etkileyen, Olenin’in geçirdiği duygusal ve manevi değişim oldu.

Tolstoy’un karakterleri, bir ân gelir ki, bu ân aynı zamanda kırılma ve aydınlanma noktasıdır, gerçek mutluluğun ne olduğunu kavrarlar: “Mutlu olmak istiyorsan bencil olma! Diğer insanların mutluluğu için çabala!”
İşte bu düsturla hareket ederler.
İster Anna Karenina’daki Levin olsun ister Diriliş’teki Nehlüdov olsun ya da Tolstoy’un öykülerindeki herhangi bir asilzade olsun, fark etmez. Her bir karakter yaşamın anlamının ne olduğu ve gerçek mutluluğun ne olduğu konusunda sınanır.
Bu sınama aşk ile olur, dini sorgulamalar ile olur ama bir şekilde muhakkak olur.
Tolstoy’a ister vaiz diyelim ister ahlâkçı filozof, ona hem katılır hem de karşı çıkarız.

Benim de kızdığım, karşı çıktığım noktalar oldu:
Evet, yine Tolstoy ve yine yıldızı kadınlarla bir türlü barışamayan erkek karakterler.
Kadınlardan kitapta nasıl mı bahsediliyor? “Kadınlar şeytandır.”
“Saçı uzun, aklı kısa.” gibi söylemler kitapta mevcut. Ya da “Sanki kız doğmuş gibi derin bir sessizlik olmuştu.” gibi bir cümleyi okuduğunuzda, siz de kadınlara hangi zamanda ve hangi mekânda olursa olsun, benzer önyargılarla yaklaşıldığını görüp hayret edebilirsiniz.

Eser, ilk dönem eseri olduğu için, Tolstoy’un büyük eserlerinde işlenecek temaların bir habercisi. Okuduğum Tolstoy eserleri arasında en fazla betimlemenin yer aldığı kitap “Kazaklar” oldu.
İletişim Yayınları, Leyla Soykut çevirisiyle okudum kitabı. Çeviri gerçekten çok başarılıydı. Yalnızca, büyük bir emek harcanarak hazırlanan ve isabetli eleştirilerin yer aldığı “önsöz”ü kitabı bitirdikten sonra okumakta fayda var.

Bulunduğunuz yer dünyanın neresi olursa olsun, sevdiklerinizin hep yanınızda, en azından sol yanınızda olduğu, mutluluğun kaçmakta değil; yaşamakta olduğunu her an duyumsayarak geçirdiğiniz bir yaşamınız olması dileğiyle.
Herkese iyi okumalar dilerim.
Eskiden insanların tv gibi net gibi iletişim araçları olmadığı gibi kolay kolay seyehat imkanları da yoktu. Hal böyleyken dönemin insanı için dünya henüz keşfedilmemiş Amerika gibidir.

Muhtemelen zengin amcamız Tolstoy işte bundan mütevellit, gezip gördüğü yerleri dönemin fakirleri için bol bol betimlemiştir diyebiliriz. Klasiklerin çoğunun önemli bir alanını bu sebeple betimlemeler kaplar.

Daha yakın zamanlara gelindiğinde Kafka olsun Hesse olsun hatta bunlara Musil de eklenebilir daha çok karakterlerin düşünce dünyalarını betimlemeyi tercih etmişlerdir.

Nereye varıyoruz esasen yazarı, okurun nitelikleri gibi ihtiyaçları da yönlendirebiliyor sonucuna.

Kazaklar da nitekim Tolstoy için betimleme nedir nasıl yapılır dersi niteliğindedir. Oleninin, ormana ava gidişi bile sırf betimleme yapma amaçlı olabilir.

Okunur mu okunur.

Not: https://1000kitap.com/nekedisiznekitapsiz arkadaşımın Kazakların incelemesi altına yorum yazma amaçlı başlayıp sonradan inceleme olarak evrilmiş bir yazımdır.

Detaylı ve sosyal yönden ele alınmış olan Kübra'nın zengin incelemesini öneririm; #27960883
Tolstoy'un "Kazaklar" adlı eseri, dönemin Rusya'sın da zengin ve hayatın anlamını arayan Olen'in diğer adıyla Dmitriy Andreyiç'in Rus ordusuna yazılarak, Kafkaslar'da Kazaklar'ın bulunduğu ücra bir köye gönderilmesiyle gelişen olayları anlatıyor.

Kitap da o kadar Kazaklardan ve onların yaşayış biçimlerden bahsediliyor ki, ben de kendimi onlar hakkında küçük bir araştırma yapmaktan alıkoyamadım.

"Kazak" sözcüğünün belli bir halk adından çok "Bozkır Atlısı" olduğunu biliyor muydunuz?
Ben bilmiyordum. Aynı zaman da "hür, müstakil, mert, yiğit ve cesur" anlamları taşıdığını da bu şekilde öğrenmiş oldum. Peki bu yazarın betimlemelerine uyuyor muydu? Hem de tam manasıyla...

Kazak erkekleri gerçekten de özgürlüklerine düşkün, yiğit askerler...
Kadınları ise daha çok ev, bahçe ve bostan işleriyle meşgul oldukları için, evin bütün yükünün kadınların omuzlarında olduğunu söyleyebiliriz. Tolstoy bunun dışında kadınların nasıl bir görüntüye sahip olduklarını da şu sözleriyle belirtmeden geçememiş...

"Kazak kadınları çoğunlukla daha güzel, erkeklerden daha güçlü, daha akıllı ve daha gelişmiştir."

Yaşlılar ise günlerini daha çok avcılık ve kadınlara bahçe işlerin de yardımla geçiriyorlar.

Kitabı 2 gün gibi kısa bir sürede okudum çünkü yazarın anlatım tarzı ve dili o kadar etkileyiciydi ki, kitabı elimden bırakamadım. Burdan beni bu eserle tanıştıran Ebru Ince'ye ve Homeless'e teşekkürlerimi iletiyorum...

Keyifli Okumalar herkese...
Tolstoy’un ilk kitabı olmasından dolayı okumaya karar vermiştim. Olay yoğunluğunun az olduğu, uzun betimlemelerle kır yaşamının güzel bir şekilde işlendiği ve baş karakter Olenin etrafında psikolojik iç tahlillerin de yer aldığı bir kitap. Yaşar Kemal’in İnce Memed’ine çok benzettim kitabı. O tatlı dilin güzelliği ikisinde de var. Bir de iki kitapta işlenen kültürlerin benzerliği var. (Bkz: Kazaklar, Türkler)

Sonuçta Tolstoy okumaya karar veren bir okur için, dilinin ve konusunun yormaması da hesaba katılacaksa, iyi bir başlangıç kitabı olacaktır.
Kitabı İletişim Yayınlarından Cynthia Ozick önsözü eşliğinde, 2009 yılı 1. Baskısından okudum.

"Kazaklar" Tolstoy'un Kafkasya'ya gittiği zaman yazmaya başladığı ilk roman... Ancak, yazma aşamasına on yıl ara vermiş. O süre zarfında farklı hikaye ve romanlar yayımlamış , askerlik yapmış vs.
"Kazaklar" kitabı yarı otobiyografik özellik taşıyor . Tolstoy'un daha çok gençlik yıllarından izler var kitapta... Zevkü sefaya düşkün olduğu , egosantrik kişiliğin hakim olduğu gençlik dönemleri...

Tolstoy'un gençlik dönemleriyle pek barışık olmadığını biliyoruz. Hatta Tolstoy, günlüğünde gençlik dönemleri için; kaba, pasaklı,insanların canını sıkan, bir çocuk kadar edepsiz, merhametsiz , kendini beğenmiş, ünlü olmayı erdemli olmaya tercih edecek kadar hırslı olduğuna dair ifadelere yer verir.( iletişim 2009 1. Baskı ön sözünde yer alıyor tamamı. )

Kitap kahramanı 18 yaşındaki Olenin de içinde bulunduğu buna benzer bir hayattan uzaklaşmak adına orduya katılmak için Kafkasya'ya gider. Farklı bir kültür içinde bulur kendini ve bulunduğu kültüre uyum sağlamaya çalışarak içsel yolculuğunu kemale erdirmeye çalışır.

Terek Kazakları ve Çeçen mücadelelerinden bahsedilse de ön planda olan, Olenin'in geldiği Rus kültürü ile Kazak kültürüne ait etnografik bilgilerdi. Olenin'in içsel yolculuğuna ışık tutacak olan Kafkas yolculuğu sırasında Kafkas dağları ; Terek ırmağına rağmen o bozkır yapısına dair tasvirleri oldukça etkileyiciydi. Kazak Kadın ve erkeklerinin sosyal yaşantıdaki yerleri, görevleri en ince ayrıntısına kadar anlatılmış.

Karakter anlatımları üzerinden Kazak kültürüne hayranlık duyulsa da aslında iki etnik köken (Kazak/Çeçen) arasındaki savaşın, insan ölümlerinin gereksizliğine de değiniyor Tolstoy.

Yazarın okuduğum " İnsan Ne ile Yaşar" ve "Diriliş" kitaplarına göre daha çok sevdim bu kitabı. Yavaş yavaş Tolstoy'a alışmaya başlıyorum galiba. Ayrıca yazarın hayatındaki değişimleri daha iyi anlamak ve hayatına dair yansımaları eserlerinde keşfetmek adına biyografisini de okumak gerektiğini düşünüyorum. Herkese iyi okumalar :)
Tolstoy on senede yazmış ben bir haftada okumuşum çok mu?
Rusların kitapları hep zor başlıyor benim için.
Neredeyse yarısına kadar çok zorlandım psikolojik tahliller, betimlemeler,tasvirler,adamların isimleri, bilmediğim şehirler farklı coğrafya falan filan derken gözümde bir türlü canlanamadı okuduklarım.
Sonradan parcalar birleşip herşey yerine oturunca mis gibi bir roman okudum baştan pes etmediğime memnunum.
Kazaklar, Çeçenler ,Ruslar hepinizi çok sevdim hatta bir araştırma mı yapsam diye heveslendim fakat vazgeçtim Tolstoy ne dediyse doğru kabul ediyorum konuyu kapatıyorum .
Kafkasya'da yaşayan Terek Kazakların yaşayışları, gelenekleri üzerine kurulmuş bir eserdir. Sürükleyici bir anlatım vardır. Tolstoy'un en güzel romanlarından biridir. Kitaplığımdaki en değerli kitapların başında gelir ki 1966 basımına sahibim, cilt kapağı, sararmış sayfaları bir harika...
Kitabın son sahnesi beni bitirdi abi derin düşünüşlere soktu yüreğimi kitap bitince müslüm baba dinlemeye başladım ve şuan 70li yılların damar parçalarını dinliyorum kitap o derece okumalısınız .
Tolstoy iki farkli dunyayi ele alan bu yapitinin zemininde ask motifine de yer vermektedir. Bir tarafta zengin bagimsiz aristokrat Rus genci Olenin, diger tarafta yalin yasayan kazak genclerinin yasam kosullari ve savasci yasam stilleri...tum bu atmosferde yeseren karsiliksiz ve umutsuz saf bir ask hikayesi , önerebileceğim etkileyici bir roman
Kazaklar, adlı kitap beni Tolstoy ile tanıştıran eser olarak tarihe geçmiş bulunmakta. :)

Tolstoy Kazaklar'ı 1852'de yazmaya başlayıp on yıl boyunca tamamlayamamış. Bunun nedenini merak etmedim değil. Çünkü bu kitap olay yoğunluğu az olup betimlemeler ile zenginleştirilmiş bir eser niteliğinde.

Fikrimce hayat koşuşturmasından yorulup, hafif bir şey okumak isteyenler için bu kitap hiç de yanlış bir seçim olmayacaktır. Çünkü eser, sade anlatımı ve mükemmel betimlemeleri ile sizi sürükleyerek taaa Kafkaslarda Terek Nehri civarında yaşayan Kazaklara misafirliğe götürecek.

Kitapta aşırıya kaçan bir yer çarpmadı gözüme. Tolstoy her ne kadar bu eseri toparlamayı geciktirmiş olsa bile bence teraziyi dengede tutmayı başarabilmiş. En nihayetinde Tolstoy... :)

Olayın az olup betimlemelerin yoğun olduğu bu kitapta Tolstoy aslında birden fazla noktaya değinerek birçok şey irdelemiştir.

-SPOİLER-
Kabaca bu, kendini aramaya çıkan bir adamın (Olenin'in) hayal kırıklığı ile son bulan hikayesidir.

Eser Moskova'da yaşayan genç ve zengin olan Olenin'in bu hayattan bir hayli sıkılmış olup bir türlü aşkı bulamaması ile başlar. Olenin uşağı Vanyuşa ile birlikte Rus ordusuna yazılıp Kazaklar'ın yaşadığı bir köye gönderilir. Orada güzel bir Kazak kızı olan Maryanka'ya aşık olur. Fakat Kazakların Rusları sevmemesi ayrıca daha sonrasında Maryanka'nın Lukaşka adlı bir kazak ile sözlenmesi nedenleriyle aşkına karşılık bulamaz.
Bir aşk hikayesi etrafında Tolstoy
- İki hayatı karşılaştırır. Biri aristokrasi dünyası diğeri ise daha önce başka bir kültür ile karşılaşmayan halktır. Özellikle kitabın sonlarına doğru çok beğendiğim, Olen'in mektubunda, yazdıkları ile de farklılığa açıklık getirir.
-Aşkı arayıp "Peki aşk nerede? Neden gelip elimi kolumu bağlamıyor?" (sf.16) diyen Olenin'in hayalinde gizlediği o kadına aşık olup kendini aşk konusunda sürekli sorgulaması yer alır. "Daha sonra bu güzelliği seyretmenin hayatımın vazgeçilmez bir gereksinimi olduğunu hissettim. İşte o zaman kendi kendime onu sevip sevmediğimi sormaya başladım." (sf.173)
- Mutluluğu malk mülkte değilde gerçek hayatta,' başkalarını mutlu etmekde olduğunu' fark eden Olenin'in yaşadığı hayal kırıklığı sonucu mutluluğun, başkalarını mutlu etmekte olmadığını kendini mutlu etmekte yattığı kanaatine varır.
- Çeçenler ile Kazaklar arasındaki askeri mücadeleler(Kazakların Çeçenleri öldürmesine çok kızdım) ve bunun sonucu yaşanan ölüm karşısında takındıkları soğukkanlı tavırlar irdelenen konular arasında yer alır.

İncelemeyi çok uzattım sanırım fakat bunların hepsi Tolstoy yüzünden. :)
Kendimi bir gezi yazısı yazıyormuş gibi hissettim. Bu seyahat sonucu aklımda bir çok an kaldı.
Ayrıca eserde kendisini sevip, bu kadar dağınık oluşuna şaşırdığım Yeroşka amca ile tanışmayı çok isterdim. Koca Bilge...

Sabır gösterip okuduğunuz için teşekkür ediyorum.
Keyifli okumalar ve iyi yolculuklar dilerim... :)

https://www.youtube.com/...ndex=129&list=WL
Kitabın Yorumu

Dünyanın en çok okunan ikinci yazarı Lev Nikoloviç Tolstoy’un önemli romanı olan “Kazaklar”; Moskova’dan Kafkasya’ya görevlendirilen bir subayın (Olenin) yaşadıklarını, Terek Kazakları’nın yaşam tarzını, Çeçenlerin savaşçılıklarını, ölümü, aşkı, cesareti ve doğayı anlatır.

Romanın bizce üç kelimeyle özeti; “Kazaklar, Kültür, Moskova (Oterite)”, üç kelimeyle yorumu ise; “Sade, Kararında, Harika”

Romanın olay örgüsü genel hatlarıyla;

- Roman kahramanı Olenin’in Moskova’da yaşadığı renkli sosyal hayatın tasviri,

- Manevi tatmin bulamadığı Moskova’dan tayinini isteyerek savaşmak üzere Kafkasya’ya gelmesi,

- Kafkasya coğrafyasının büyüleyen güzelliklerinin yine büyüleyici bir ustalıkla tasviri,

- Olenin’in birliğinin yerleştiği Kazak köyündeki gözlemleri, Kazakların kaba fakat coşkulu, sade fakat özgür yaşam tarzına imrenmesi,

- Çeçen ve Kazakların askeri mücadelelerinin, insanların ölüm ve yaşam karşısındaki şaşkınlık uyandıran soğukkanlılıklarının irdelenmesi, güç ve menfaat ilişkilerinin anlatılması,

- Köyde Marianka adlı bir kıza âşık olması, meslekten ayrılarak köye yerleşme düşüncelerine kapılması, şeklinde kurgulanmıştır.

- Nihayetinde (son 3-5 sayfa da); aniden gelen bir talimatla birliğin köyden ayrılması karşısında, birliğiyle gitme kararı alan Olenin’in de köyü terk etmesiyle, sürpriz bir bitiş gerçekleşmektedir.


Tolstoy’un, romanın kurgusunu; subay olarak görev yaptığı 1884 Kırım savaşından esinlenerek oluşturduğu söylenmektedir. Romandaki askerlik yaşantısıyla ilgili gerçekçi anlatımlar ve doğayla ilgili canlı tasvirler düşünüldüğünde, bu yaklaşımın isabetli olduğunu kabul edebiliriz.


Romanın en dokunaklı, en akılda kalıcı yeri, bana göre; en son sayfada kısacık anlatılan Olenin’in köyden ayrılış sahnesidir. Bu sahnede, Moskova’daki medeni hayatını terk etmeyi düşünecek kadar köylüleri seven Olenin’e karşı; Kazakların kayıtsız davranması, onun gidişinden hiç etkilenmemeleri ve Mariyana dâhil eski dostlarının sanki hiçbir şey yaşanmamış gibi hayatlarına beklemeksizin devam etmeleri birkaç cümleyle ustalıkla anlatılmış. Hatta romanın bu şekilde aniden bitirilmesi, döneminin bazı eleştirmenlerinin hedefi olmuş ve Tolstoy’un “Kazaklar”ı ustalıkla sonlandıramadığı yorumları yapılmıştır. Buna katılmadığımızı ifade ediyoruz.


Romanın ana düşüncesini de; her şeyin bir anda bitiverdiği, hayallerin gerçekler karşısında bir balon gibi söndüğü “Köyden ayrılış tablosundan” çıkartıyoruz. Bunu da; “Hayat şartları dayatmıyorsa; farklı kültürlere ait insanların birlikte yaşamasının kolay olmadığı, sadece duygu birlikteliğinin yetmediği, düşüncede uyumun yakalanması için konuşup anlaşmanın şart olduğu” şeklinde ifade edebiliriz.


Romanın dili sade, cümleleri kısa, anlatımı harikadır. Bu romana Tolstoy’un ustalık öncesi son eseri veya ustalığının ilk eseri denebilir. Zira yazar “Savaş ve Barış”ı aynı yıl yazmaya başlamış, “Anna Karenina”yı ise henüz kaleme almamıştır.


Roman bize göre ne uzun, ne de kısa, yani kararında bir romandır. Yazarın en güzel romanı olmasa da, “roman türü” denince anlaşılması gereken bir örnek metin ve okura "zamanını doğru değerlendirdiği hissini veren" keyifli bir kitaptır.


Sonuç olarak, Kazaklar'ı; hiç Tolstoy okumamışlar için taze bir başlangıç kitabı olarak tavsiye ederken, yazarın bu romanını sırada bekletenlere de önceliklendirmelerini önerebiliriz.
Romanı okurken bir an İnce Memed aklıma geldi. Bu romanda da çok güçlü doğa tasvirleri var. Lukaşka'nın nehri geçmeye çalışan bir Abrek'i vurmasının anlatıldığı o an çok etkileyiciydi. Tavsiye edebileceğim bir roman.
Mutlu olmak için gereken bir tek şey vardı: Sevmek... Özveriyle sevmek...
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 204 - İletişim Yayınları
"Görünürde bir eksiklik yoktu ama yine de tam olmayan bir şey hissediliyordu."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 61 - Kum saati yayınları
Tek korkusu şuydu: Kimseye hiçbir iyilik yapmadan, herhangi iyi bir davranışta bulunmadan ölmek. Oysa yaşamak istiyordu... Büyük bir özveride bulunabilmek için yaşamak...
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 165 - İletişim Yayınları
Pazartesi günü âşık oldum,
Salıyı acı ile geçirdim.
Çarşambaya aşkımı açıkladım,
Perşembeye yanıtını bekledim...
Cumaya geldi yanıt,
Acımın sonu olmayacak...
Cumartesi mübarek gün,
Hayata veda edeyim dedim...
Gidersem ruhum ne olur dedim?
Pazara kararımdan caydım
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 169 - Bordo Siyah Yayınları
"Mutlu olmak için gereken tek şey vardı: Sevmek... Özveriyle sevmek... Her şeyi, herkesi sevmek, sevgiyi bir örümcek ağı gibi çevreye yayarak bu ağın içine her geleni almak..."
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 172 - Bordo-Siyah

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kazaklar
Baskı tarihi:
Aralık 2016
Sayfa sayısı:
283
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750517877
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Казаки
Çeviri:
Leyla Soykut
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınları
Tolstoy’un yarı otobiyografik kitaplarından biri olan Kazaklar, bir aşk hikâyesi olduğu kadar, yazarın hayatı boyunca medeniyetle yaşayacağı gelgitli ilişkinin de öyküsü.

Tolstoy’un 1852’de başladığı ama on yıl boyunca tamamlanamayan Kazaklar, genç ve zengin Olenin’in Moskova hayatından bıkarak Rus ordusuna yazılması ve Kafkaslar’da ücra bir köye gönderilmesiyle başlar. Burada Kazakların ve Çeçenlerin kaba kuvvetine hayran kalır, bir Kazakla sözlü olan Maryana adında bir kadına âşık olur. Tolstoy’un Kafkaslar’da yirmi bir yaşında genç bir asker olarak deneyimlerini hikâyeleştirdiği, Puşkin ve Rousseau gibi ustalarına bir selam niteliğinde olan bu roman, büyüleyici doğa tasvirlerini yazarın sade ama ihtişamlı diliyle birleştiriyor.

Kitabı okuyanlar 590 okur

  • Pouliche
  • Ömer Gözübüyük
  • Emre Aşık
  • Melih Bozkurt
  • İmre yılmaz
  • Sedef Taşkesen
  • Cursed
  • Bey Böyrek
  • Betikevi
  • Çetin Çakır

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%3.8
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%32.1
35-44 Yaş
%29.2
45-54 Yaş
%12
55-64 Yaş
%4.3
65+ Yaş
%1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%43.4
Erkek
%56.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.1 (26)
9
%22.7 (39)
8
%29.7 (51)
7
%15.7 (27)
6
%9.3 (16)
5
%4.1 (7)
4
%0.6 (1)
3
%0
2
%0.6 (1)
1
%0.6 (1)

Kitabın sıralamaları