Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054985456
Kitabın türü:
Çeviri:
İhsan Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Antik Kitap
Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi gerçekçi kurgunun zirvesinde eserler ortaya koyan, Rus edebiyatının en ünlü yazarlarından Tolstoy'un iç dünyasına bir yolculuk olan İtiraflarım, ünlü yazarın yıllar süren arayışını konu alıyor.

Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını anlamsız bulan Lev Tolstoy'un kendini ve dini anlamaya çalıştığı denemeleri hayatı anlamaya çalışan herkese hitap ediyor. Çocukluğunda öğretilenleri geride bırakmasıyla başladığı kendini bulma yolculuğunda Tolstoy varoluşunun sebeplerini bilim, felsefe, doğunun inanışları gibi pek çok farklı yerde arıyor.

Hayatı anlamlandırmaya çalışan bu otobiyografik eser hem savaşa hem barışa tanık olmuş, zengin, sevilen ve mutlu bir adamı depresyona sokan derin bir arayışın meyvesi.
108 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İtiraflarım/Tolstoy
Kitabın ilk sayfasında öyle bir cümleyle karşılaştım ki, Tolstoy amcamı neden sevdiğimin cevabıydı bu cümle;
Gördüm ki, ben yalnızca Tanrı'ya inanınca yaşıyordum. Eskiden olduğu gibi şimdi de öyleydi:Tanrı'yı düşüneyim, yetiyordu, canlanıverıyordum. Onu unutayım, ona inanmayayım, o zaman hayat da yok oluyordu...

İtiraflarım, öyle günlük yaşamda karşılaştığımız ya da çocukluk zamanlarımızın afancalık ve yaramazlıklarından oluşan bir itiraf değil. Daha kapsamlı ve bir yazar için oldukça cesaret isteyen, hayatının dönüm noktalarını, fikir olarak değişimlerinin anlatıldığı bir kitap. Değişim müthiştir, bunu kabullenmek en büyük adımdır. Değişimi kabul edip kendisine itiraf eden insan hayat yolunun ilk basamağını atmıştır. Degişmek, gelişmektir ve gelişmek, büyümektir ve büyümek, olgunlaşmak, tecrübe kazanmaktır. Okumaksa tüm bunların anahtarıdır bana göre. Bu nedenle değişimden korkmamak bu anlamda cesaretli olmak gerektiğine inanıyorum.
Tolstoy'um bu anlamdaki gelişimini anlatmış ve çok da iyi yapmış bu kitabımda. Aileden gördüğü dini eğitim ve yönlendirme ile sıradan bir inançla yetişip, sonrasında sorgulamaya başladığında tamamen çıkmaza sürüklenen, orta yaş bunalımları...
Ve tekrar arayışlar sorgulamalar, sonrasında inanç sistemine giriş yapıp, burada olan biten tüm hurafe ve kendisini hep üstün gören din adamlarını eleştirmeye başlamış. Benim dediğim doğrudur diyen din adamlarından uzaklaşmış Tolstoy. Halkın arasına karışmış ve onların yaşamlarını gözlemlemiş. Sonrasında onu rahatlatan, huzur veren şeyin inanmak olduğunu keşfetmiş ve bunun sadece sevgiden, insanları sevmekten geçtiğinin altını kalın kalın çizmiş...

"O yılları, dehşete düşmeden, iğrenmeden ve yüreğimde derin bir sızı duymadan hatırlayamıyorum. Savaşta insanlar öldürdüm, insanları düelloya zorladım, kumarda para yedim, köylülerin çalışmalatını engelledim, onları cezalandırdım, sefih bir hayat sürdüm, insanları aldattım. Yalan, hırsızlık, her çeşit şehvet, sefahat, ırza geçme, öldürme... İşlemeyeceğim suç yoktu."

"Şüphelenmeye götüren ilk saik, bu inancın fahipleri arasındaki çekişmeyi fark etmemdi. Bir kısmı diyordu ki, biz en iyi ve en yararlı hocaları, biz nasıl olunması gerektiğini öğretiyoruz, ötekiler yanlış öğretiyor. Ve hepsi tartışıyor, kavga ediyor, birbirlerini alaya alıyorlardı. Üstelik aramızda öyleleri de vardı ki, bunlar, kimin haklı kimin haksız olduğuna hiç önem vermiyor, bu faaliyetlerimizde sadece kendi çıkarlarının peşindeydiler. İşte bütün bunlar, bizim inancımızın doğruluğundan şüphe uyandırıyordu."

Tolstoy'un bu eseri, 1882'de ilk defa Rus Düşüncesi dergisinde tefrika edilmiş. Dergi hemen toplattırılmış ve yasanlanmış. Eserin kitap olarak ilk baskısı 1886 yılında, yabancı bir dilde, Tolstoy'un denetiminden geçmiş olan şekliyle almanca olarak yayınlanmış.
Tüm bu olup bitenler bize gösteriyor ki, aykırı olmak ya da düşünmek bazılarını korkutuyor. Oysa beyaz en çok siyahın yanın da güzel durur. Bizi biz yapan farklılıklarımızdır...
Kitapla ve sevgiyle kalın...
94 syf.
Demek Hristiyanlarda da varmış 'taklidi iman'. Yani; aslında inanmamış, kalbinde gerçek anlamda inanç bulunmayan fakat inananların söylediklerini ve yaptıklarını, onlara bakarak benzer şekilde tatbik edenler. Bir nevi önce kendini sonra dünyayı kandıranlar.

Tolstoy, itiraflarını günah çıkartırcasına kaleme almış. Sayesinde birçok şey öğrenmiş oldum. Hristiyan değilim. Fakat Müslümanlar için de son derece güzel bir anlatımla, yeni bir bakış açısı geliştirmek hiç zor değil.

İnsanlar olarak çok fazla ortak özelliğimiz var. Senin dinin kötü, benim dinim iyi gibi bir şeyler söyleme saçmalığına girmeyeceğim. Sonuçta herkesin inancı kendine. Kim neye inanmak istiyorsa ona inanır, isterse ota tapar (ayrıca günümüzün yaygın inanışı gibi paraya tapmasından iyidir bence). Yaratıcı bile bu özgürlüğü sunmuşken insana (tabii ömür bitince hesabı görülmek üzere) biz kim oluyoruz ki diğerlerinin inancına karışma, değiştirme ya da küçümseme gücünü bulabiliyoruz kendimizde, bunu anlayamıyorum.

Kitabın anlatım tarzı çok yalın ve güzeldi. Cümlelerin arasında kaybolmak ya da anlamak için zorlanmak yoktu. Çevirisi de son derece iyiydi.

(Kitaptan alıntılar)
*İnsanın kendisini aldatmasının bir faydası yok.
*Her şey boş!
*Mutlu kişi henüz doğmamış olandır.
*Hayattansa ölüm daha iyidir ve insan kendisini bu hayattan
kurtarmalıdır.''

[İntihar etmek için mazeret arayanlar varsa Tolstoy'un amacı o değil. Onlardan ricam saçmalamasınlar.]

Şu cümleler Tolstoy'u neden bu kadar beğendiğimi ve neden bakış açımızın bu denli yakın olduğunu anlatıyor sanki.

Sonuçta hayatı tanıdıkça insanları tanıyorsunuz. İnsanları tanıdıkça da hayattan soğuyorsunuz. Sonra dönüp kendinize bakıyorsunuz; işte o zaman kendinizin de onlardan biri olduğunu, aslında çok farklı olmadığınıze anlıyorsunuz.

Ve her şey boş geliyor...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kendi iç dünyasındaki sorgulamalarını bizlere aktarmış Tolstoy bu eseriyle. Yazmak işlevi de henüz o sıralarda sadece para kazanmak için yaptığı bir eylem.

İlk başta ailesinde herkesin inandığı din, Ona da sorgusuz, sualsiz kabul ettirilmiş. Abisi çok dindardır. Bu noktada diğer aile üyelerinin üstündedir. Abisi genç yaşında, dindar olmasına rağmen acı çekerek öldüğü için Tanrıyı sorgulamaya başlamış. Abisinin böyle bir ölümü haketmediği düşüncesi ile.
Felsefeci ve düşünürleri, bilim insanlarını araştırmış. Görüşlerini benimsemiş. Hiçliği ve varoluşunu anlamlandırmaya, kendi içinde savaş vermeye başlamış. Bu görüşleri benimseyip araştırmayı sürdürdükçe, çıkış yolu ararken, çıkmaza doğru sürüklenmiş. Dindar olup aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaşmış. Emekçi olup alınteriyle para kazanarak yaşamını devam ettiren, aynı zamanda da gerçekten dinini yaşayan kişilere yönelip, onlara sonsuz sevgi duymuş.

İntihar düşüncesi sıkça aklından geçmiş. Ancak "Tanrıyı aramak" isteği bir türlü tükenmemiş ve umudu içinde hep varolmuş. Bundan dolayı yaşamını sonlandırma fikrine uzak durmuş.
Bu şekilde kendi görüşlerini, yaşadığı iç sıkıntılarını, arayışlarını ve savaşlarını bizlere anlatmış Tolstoy.

Bu soruları sorar kendine birçok kişi.
Bazı kişiler Tanrının varlığını kabul edip de aramaya, sorgulamaya devam eder. Bu tükenmez arayışla kendini tüketir. Bir sonuca ya ulaşır ya ulaşmaz.
Bazı kişiler zaten sorgusuz inanırlar. Bazıları da tamamıyla reddeder.
Herkes kendine göre bir yol belirleyip, kendi doğrularına inanırlar. Bunlar olabilen gayet normal şeyler. Ama en kötüsü dayatma...
Kaç kişi birilerine bir şeyleri dayatmadan yaşayabiliyor? Hoşgörü ile yaklaşabiliyor? İnanan inanır inanmayan da inanmaz.
Kendilerince dindar olanlara göre inanmayanlar cahilken, inanmayanlara göre ise inananlar ya da dindarlar yobaz. Bu şekilde etiketlemek ne kadar doğru? İşte benim de sorgulamam en çok buna.

İncelemeyi burada sonlandırıyorum.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitaplarla kalınız.
96 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Tolstoy’un en beğendiğim kitabı olan İtiraflarım’ın incelemesine bir alıntı ile başlamak istiyorum ; “Artık kendimizi ile tımarhanede yaşayanlar arasında fark olmadığını görüyorum ; o dönem bu hususta yalnızca belli belirsiz şüphelerim vardı ve her deli gibi benim dışındaki herkes delidir diye düşünüyorum.”
Esere gelecek olursak yazar çocukluk döneminden başlayarak kendini anlatamaya başlıyor.O dönemlerde hissetikleri,yaşadıkları,çevresindekileri ve hayatı sorgulayışı yer almaktadır.Yaşamının her döneminde hiç bir zaman değişmeyen tek şey vardı o da hayatı sorgulaması ve arayışıydı.Yazarın dönem dönem nasıl bir ruh halinde olduğu görme imkanı sağlamaktadır.Yazarın kendi kaleminden onu tanımaya çalışmak eşsiz bir deneyimdi.
Keyifli Okumalar Dilerim
103 syf.
·4 günde·10/10
Lev Nikolyeviç Tolstoy-İtiraflarım

Okumak İptiladır Müptelalara Selam!

Sene 1870. Rusya'ya kadar gideyim de bir Oblomov'u ziyaret edeyim. Dönüşte de Aleksey Dmitriyeviç Nejdanov'un mezarına bir karanfil bırakır dönerim diye düşünüyordum. Ne yazık ki Oblomov, Oblomovka'da değilmiş, üzüldüm. Onu bir daha görebileceğimi düşünmüyorum, ondan bana kalan sadece hayaller oldu. Yapacak bir şey yoktu. Döndüm mezarlığa şans eseri yolda Grigori Mihaylovic Litvinov ile karşılaştım el ele verdik gittik. Mezarlığa karanfili bırakırken hissediyordum bu son karanfildi, bir daha görüşemeyecektik. Sevemedim vedaları diyerek Litvinov ile de vedalaştım. Tren garına geldiğimde karşımda tuhaf giyimli yaşlı bir adam duruyordu. Başladı anlatmaya, dedim Kadir seni de düzgün biri bulmaz ki... Rusya'da çok ünlü biri olduğundan ama kimse tarafından dinlenmediğinden şikayetçi idi. Ben de konuşmayı pek sevmediğimi ama iyi bir dinleyici olduğumu söyledim.
Ve başladı anlatmaya İtiraflarım diyerek...
Ailesinin Ortodoks olduğunu bu sebepten ötürü kendisinin de sorgusuz sualsiz bunu kabul ettiğini belirtti. Dindar olan abisinin acı çekerek ölmesinden sonra sorgulamaya başlamış dini...
Genç yaşta Voltaire, Jean-Jacques Rousseau okuduğunu söyledi. Dindar olduğunu söyleyip aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaştığını; zihin olarak en iyi olduğu zaman Rus köylüsüne, Ortodoks kilisesine, geleneğine koştuğu zaman hissetmiş. Onların saflığına-belki cahilliğine- gıpta ile bakmış yıllarca. Ama gerekli olan mutluluğu, zihin olarak rahatlığı bulamamış. Anlatmaya devam ederken etrafıma bakıyordum. Sanırım alındı ve gençler yaşlılara gerekli olan saygıyı göstermiyorlar dedi ve döndü gitti. Ama öyle değildi, trenim kalkıyordu ve dönmek zorundaydım. Daha sonra yurda döndüm ve elime Alemdar Gazetesi geçti. Tren garında donarak ölen bir Rus yazarın haberini yapmışlardı. İyice baktığımda garda konuştuğum adamın ta kendisi idi. Meğerse o yaşlı adam Lev Nikolyeviç Tolstoy imiş.
Ne demişti Sokrates: "Bildiğim bir şey varsa; o da hiçbir şey bilmediğimdir." Ne de doğru demiş.
Tolstoy’u seviyorsanız, okuyorsanız, bu kitap kritik bir basamak...
Sıradaki adresimiz;
Vüs'at O. Bener/Buzul Çağın Virüsü
Keyifli okumalar...
104 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Tolstoy'un bu kitabı oldukça etkileyici, okurken kendimizi sorgulamaktan alamayacağımız türde bir eser.
Kitap Tolstoy 'un İtiraflarım başlığı altında yaşamının birçok kısmı boyunca ele aldığı en önemli konu ve soru "Ben ne için varım?", "Hayatın anlamı nedir?".
Kitabı okurken yazarın kendi hayatını sorgulamasının yanı sıra bizim de hayatımızı sorgulamamıza sebep olacak.
Tolstoy ilk olarak ele aldığı problemi ölüm kavramıyla açıklamaya çalışır, madem bir ölüm var, hayat ıstıraplarla dolu o halde bu hayata bir son verecek ölüm neden güzel olmasın. Bu dünyanın sıkıntılarından kurtulma yolu olan intihar düşüncesini defalarca düşünen yazar bunu bi türlü uygulayamaz.
Hayatın anlamı konusunda cevaplar bulmaya çalışan Tolstoy kendince şu cevapları verir :
Hayatın anlamı hiçbir şeydir. Yalnızca var olmak için bu dünyadayız.
Hayattan uzaklaştığını ölçüde gerçeğe yaklaşıyorsak ölüm bize gelirken niçin sevinmeyelim. Her şey boş yanılma yok bunda, ölüm hayattan daha iyi.
Sorularının cevabını bilimde bulmaya çalışan yazar bir çözüm bulamayınca cevabı etrafındaki insanlarda bulmaya çalışır. Tolstoy göre akla dayalı bilgi biricik ve bunu meydana getiren akıl o zaman hayatın yaratıcısıdır. Fakat bir yanlışlık olduğunu her daim düşüncesinin bir köşesinde duyumsar. Sonra yazar insanın ancak soruyu başka türlü sorarsa cevap alabileceğini düşünür.
Tolstoy'un sorguladığı bir diğer kavram 'inanç' kavramıdır. İnanç kavramına yöneldiğinde bu kavramın kendisine yaşama imkanı, sevinci verdiğinin farkına varıyor. Aslında sorunun düşüncesinin yanılmasında değil her türlü zevke doyum sağlayan hayatının olduğunun farkına varıyor. Bu sorgulamalar neticesinde bütün insanlığın inandığı bir Tanrının varolduğu, her insanın yaşamını anlamlandırmak için bir yaratıcıya ihtiyaç duyduğu sonucuna varır. Tolstoy gördüğü bir rüya üzerine hayatının anlamının yaratıcıya bilmek, yaşamak, ve hayatı boyunca yüzünü ona dönük olarak yaşadığında bir anlamı olacağını söyler.

Kitap son derece etkileyiciydi sorgulayan ve sorgulatan bir eserdi..Okuduğum için çok mutluyum.
Pek haddim olmasada Üstad için incelemeyi yazdım umarım ona layık bir incelemedir.

Size de tavsiyem Tolstoy okuyun, okutun..
96 syf.
·101 günde·8/10
Tolstoy'un kendi ideolojik ve inançsal sorgulamalarını içeren İtiraflarım, Tolstoy-severler için kesinlikle okunmaya değer bir eser. Tolstoy bilindiği gibi inanç konusunda birçok buhran yaşamış bir yazar. Hristiyanlığın; hayatın varlığı ve anlamına tatmin edici bir cevap getiremediğini düşündüğü için geleneksel Ortodoks Hristiyanlığına olan inancını yitirir. İtiraflarım ise bunun karar aşaması gibidir. Hayatın ne olduğunu, neden ve nasıl yaşanabileceğini ve ölümü seçmenin en doğru yol olup olmadığını sorgular. Tabii Tolstoy İtiraflarım'da her şeyin başına gidiyor; çocukluğuna.

Rus klasiklerinden aşina olduğumuz bazı durumlar vardır. Mesela o dönem Rusya'sında inanç konuları önemini büyük bir ölçüde yitirmiş, onların yerine nihilizm veya ateizm gibi Kilise'yi reddeden ideolojiler Rusya'yı sarmıştır. İşte Tolstoy'un çocukluğu da tam bu döneme denk geliyor. Bu dönemde inanç kavramı öylesine zayıflamış ki (bunu kötü anlamda söylemiyorum) örneğin -Tolstoy'un anlattığına göre- birinin yemekten önce ettiği duayı gören o kişinin ağabeyi "Bunu hala yapıyorsun ha?" dediği için o kişi inanç kavramına tutunmayı bırakmış. Belki de buna büyük bir oranda toplumsal zihin etkili olmuş. Bu oldukça geniş ve tartışmaya açık bir konu. Dolayısıyla bu kavram düşmesi ile büyüyen Tolstoy, inanç konusunda bir nevi tarafsız olarak yetişiyor.

Daha sonraları hayatın akışına kapılan Tolstoy için bu konu gün geliyor ona sıkıntı vermeye başlıyor. O da her şeyi en baştan sorgulamaya ve araştırmaya başlıyor. Bence bu nokta çok önemli. Herhangi bir olguyu bulmak adına tüm önyargılardan arınıp sorgulamaya başlamak ile sorgulama yapmak arasında büyük bir fark var. Taraflı bir sorgulama ne denli isabetli bir sorgulama olur? Tolstoy bu hataya düşmüyor, her şeyi kafasından silip en baştan kafasında sorular üretiyor ve bunları insanların inandığı şeylerle karşılaştırıyor; cevap almaya çalışıyor. Tolstoy'un bu açıdan tarafsızlığı ve azmi beni gerçekten hayran bıraktı.

İtiraflarım felsefi bir eser olmasının yanı sıra bana kalırsa aynı zamanda sosyolojik bir eser olarak da nitelendirilebilir. Çünkü Tolstoy eser boyunca yalnızca kendinden bahsetmiyor. Rus halkının ideolojik ve inançsal durumunu gözden geçiriyor. İnsanların bu durumlarını gözden geçirmek için de bir süre toplumdan uzaklaştığı da oluyor. Şöyle bir tabir vardır; toplumu en iyi anlayanlar toplumdan dışlanmış kişilerdir diye, belki de Tolstoy da bunun farkında idi. İnanç konusunu dıştan inceliyor belki de herhangi bir inancın etkisine kapılmamak için. Sonuç ise ne oluyor onu da yeni okuyacaklara bırakıyorum.

Tolstoy'un inançla ilgili iç sorgulamalardan oluşan İtiraflarım kesinlikle okumaya değer.
96 syf.
15 li yaşlarda felsefi kitaplar okuyarak inançtan ve dinden uzaklaşmaya başladığını yirmili yaşlarda üniversiteyi bitirdiğin de tamamen ateistlige geçtiğini ve tek gerçek olarak akıl ve aklın gerçeği modern bilimi kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor
Ateist olarak kalmasının otuz yıl kadar sürdüğünü ve bu esnada bir sorunun cevabını hep aradığını
Bu sorunun " Hayat nedir?  Hayatın anlamı nedir ? Sorusu olduğunu ve bu soruların cevabını modern bilimler ve Felsefe içerisinde asla bulamadığını,  bulduğu cevapların aklına yatmadigini çok içtenlikle belirtiyor
Ve Grek Ortodoks rus kilisesi inanç sisteminde aradığı  sorunun cevabını buluyor hayatın amacı hayatı yarstan Tanrının arzusu doğrultusunda yaşamaktır
Daha sonra Hristiyan mezheplerini karşılaştırır ve yanlış ve yalan bilgiler karıştığını farkettigini ve Hristiyan ilahiyatı hakkında okumalara başladığını belirterek kitap sona eriyor.
Neticede modern dünyada felsefi akım ve ideolojilerin olduğu bir çevre de bir insanın hayat serüveninde doğruyu arama itiraf ve değerlendirmeleri ki oldukça cesur bir kendini yargılama
Ve Allaha tekrar  inanarak iç huzuruna kavuşan Tolstoy.

Yaşamın anlamı ve imkanı, yalnızca inançla bulunabilir 56

Ölümlülüğün gölgemsiligini kavriyorsa, o zaman sonsuz olana inanmak zorundadır 56

Benim hayatım,  yani şımarıklık,  eğlence ve sefahatla dolu bir yaşam, manasız ve kötüydü. 65

Ben sebepsiz yere , sebepsiz ve anlamsız olarak dünyaya gelmiş olamazdım 70

Kıyı, Tanrıydı;
Yön;  gelenek;
Kürekler, bana verilen özgürlük;
Kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Tanrıyla birleşeyim diye...

73

Bizim çevrelerin hayatından kopardım kendimi ; çünkü bunun hayat değil, hayatın yalnızca bir yansıması olduğunu, bolluk şartlarının hayatı kavramamizi imkansız hale soktuğunu farketmistim 75

"Her insan Tanrının iradesiyle dünyaya gelmiştir " Tolstoy  75

Ve Tanrı insanı öyle yaratmıştır ki , her insan ruhunu mahfedebilir ya da kurtarabilir 75
96 syf.
·6 günde·Beğendi·7/10
Tolstoy sürekli hayatın amacını aramış. Bu soruya o kadar kilitlenmiş ki, kalan yaşamını da bu soruyu irdelemeye adamış. Hem soruyu incelemiş hem cevabı aramış. Depresyonun karanlığını ölesiye yaşamış. Bilimde, inanışlarda her yerde aramış.

İnce bir kitap olmasına karşın oldukça derin. Tavsiye ederim, keyifli okumalar.
96 syf.
·Beğendi·10/10
İlk Tolstoy okumamı İnci Hanım'ın etkinliği sayesinde yapmıştım. Buradan kendilerine selam ederim. :)
"İnsan neyle yaşar?" kitabıyla tanışmış oldum Tolstoy'la.
Lakin ben de itiraf etmeliyim ki Dostoyevski gibi ilk okuyuşta kuvvetli bir bağ kuramamıştım kendileriyle.
Ta ki "İtiraflarım" kitabını okuyana kadar.
Bu kitabı okuduktan sonra kendime sorduğum soru: "Neden ilk bu kitabını okumamışım ki ben?" oldu.
Bir yazarla tanışırken ilk kitap seçiminin bile ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.
Diğer kitaplarını henüz okumadım ama Tolstoy'la henüz tanışmadıysanız bu kitabının doğru bir tercih olacağını düşünüyor ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Günümüzde birçok insan ne yazık ki kafasını kemiren sorulardan inşa edilmiş bir hastalığa düçar olmuş durumda.İddia ediyorum ki bu kitap sayesinde hastalıklı durumundan kurtulabilir, sorularına muazzam cevaplar bulabilir.
Eğer gerçekten arıyorsa ve sonunda da doğruyu kabullenip o yolda ilerlemek istiyorsa.
Bu kitapla beraber çetrefilli bir arayış serüvenine şahit oluyorsunuz.

Öyle bir arayış ki beyninizin varlığını hissettiren öyle bir arayış ki her buldum sandığınızda bir kaybedişi yaşatan ve yine öyle bir arayış ki sonunda güzel bir buluş olan...

Akıl ile inancın farklı kutuplarında gidip gelirken yaşama sebebinizi sorgulayacak ölümün varlığını ve yakınlığını hissedeceksiniz.
Beynim yana yana okurken hayranlık duymadım desem yalan olur.
Yeni ufuklar açan varlığımın sebebini yeniden bulduran bir kitap oldu benim için.

Zweig, Woolf gibi yazarların bu durumları yaşayıp bu evrelerden geçtiği fakat Tolstoy kadar şanslı olamadıkları düşüncesi de geçti aklımdan.

Bunu Tolstoy'un şu satırlarından çıkarmak mümkün: "Bunun için yollar da vardır:Boynun etrafına geçirilen bir ip, su, kalbe saplanan bir bıçak ya da raylardan geçmekte olan bir tren."

Arayış evrelerinde neler düşünmüyor ki neler geçmiyor ki beyninin karanlık dehlizlerinden?
Kaç kere vazgeçip kaç kere hayata tutundu kim bilir?
Bulmuş olan için aramak ne kadar kolaysa arayan için de bulmak bir o kadar zor.

"İtiraflarım" ise yaşam ile ölümün arasında bir yol.Tutunulan tek ve son kolon.

Tavsiyemdir, ölmeden önce okumanız gereken kitaplar listenizde kesinlikle yer almalı.
128 syf.
·7 günde·8/10
“Çıkışı olmayan bir ormanda yaşayan biri olsaydım eğer, yaşamaya devam edebilirdim. Fakat ben daha ziyade ormanda kaybolmuş ve bu gerçek nedeniyle dehşete düşmüş, yolunu bulmak için koşuşturan birisi gibiydim; attığı her adımla kafası daha da karışan ve yine de koşuşturmaya devam eden biri.”

Evet, Tolstoy bu arayışında tam olarak böyle biri... Nasıl özenle anlatmış.



Tolstoy, bu eserinde cesur bir otobiyografi ile karşımıza çıkıyor. Ailesinden aldığı ve gördüğü klasik din eğitimi ile inanan biri olan Tolstoy (insanların pekçoğu gibi) sıradan bir inananken, orta yaşlarına geldiğinde ailesinden, çocuklarından, evliliğinden, onları ne kadar çok sevdiğinden söz etse de, din hakkında çok büyük bir sorgulama savaşının içine düşer.
Bu savaşta defalarca kez doğurur kendisini, intihar eder, öldürür, son nefesi vermek üzereyken tekrar yaşatır...

Varoluşunu, neden var olduğunu, aslında yer yer toplumsal konu olarak da ele alır.
İnsanın her şeyi bilerek, yeryüzündeki tüm haksızlıklara boyun eğebilmesinin tek şartı ona göre inanmaktır.

İnsan bir şeye gönülden inandığı zaman yaşayabilir demek ister.
İnce eleyip sık dokuyarak yazdığı bu eseri, herkes okusun... Okunmalı.
Çünkü insan ömrü boyunca hep bir şeyleri arar durur. Tolstoy'un İtiraflarım'ı gerçek, saf bir arayıştır...
Alıntılarla renklensin inceleme :) :

**
Dümeni nereye kırmalıyız?” gibi önemli bir soruya “Bir yerlere sürüklenip gidiyoruz,” yanıtını veren biri gibiydim.
**
Ne istediğimi bilmiyordum. Hayattan korkuyor, ondan kurtulmaya çalışıyor ama yine de ondan bir şeyler umuyordum.
Sayfa 28
**
Artık gerçeği bile öğrenmek istemiyordum, çünkü bir tahminim vardı. Gerçek, hayatın hiçbir anlamının olmayışıydı.
Sayfa 27
**
"Sevdiğin insanları kaybetmeye alıştığın zaman, hayatı önemsememeye başlıyorsun."
**
"Her şey beyhûde. Mutlu kişi henüz doğmamış olandır."
**
Eğer aranan hakikat ise, ayrılık olmamalıdır ve ayrılık olmayacaksa, bizimle aynı fikirde olmayanları da sevmeli ve onlarla uzlaşmalıyız.

******
Bizler intiharın gerçekliğine hakikaten inanmış ancak onu uygulamaya karar veremeyen bir grubuz, bizler aslında kimiz?

En zayıf, en tutarsız-mantıksız, açıkça söylemek gerekirse; meczubun yamalı bohçası gibi aptallığını peşisıra sürükleyen ahmakların en ahmağı değil de neyiz?

Bilgeliğimiz ne kadar derin olursa olsun bize hayatın anlamını öğrenmeyi veremedi..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
Nisan 2016
Sayfa sayısı:
96
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054985456
Kitabın türü:
Çeviri:
İhsan Özdemir
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Antik Kitap
Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi gerçekçi kurgunun zirvesinde eserler ortaya koyan, Rus edebiyatının en ünlü yazarlarından Tolstoy'un iç dünyasına bir yolculuk olan İtiraflarım, ünlü yazarın yıllar süren arayışını konu alıyor.

Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını anlamsız bulan Lev Tolstoy'un kendini ve dini anlamaya çalıştığı denemeleri hayatı anlamaya çalışan herkese hitap ediyor. Çocukluğunda öğretilenleri geride bırakmasıyla başladığı kendini bulma yolculuğunda Tolstoy varoluşunun sebeplerini bilim, felsefe, doğunun inanışları gibi pek çok farklı yerde arıyor.

Hayatı anlamlandırmaya çalışan bu otobiyografik eser hem savaşa hem barışa tanık olmuş, zengin, sevilen ve mutlu bir adamı depresyona sokan derin bir arayışın meyvesi.

Kitabı okuyanlar 6.984 okur

  • Kolektifokur
  • melike
  • Semra çiçek
  • brım brım
  • Can
  • Mahmut Ö.Çoban
  • E.cyrn
  • Adem Külük
  • UlU
  • GKCY

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.1
14-17 Yaş
%7.8
18-24 Yaş
%27.3
25-34 Yaş
%33.9
35-44 Yaş
%16.7
45-54 Yaş
%6.4
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.5
Erkek
%46.5

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.4 (241)
9
%7.3 (142)
8
%9.5 (184)
7
%5.4 (104)
6
%2.1 (41)
5
%0.9 (17)
4
%0.4 (7)
3
%0.2 (4)
2
%0.1 (1)
1
%0.1 (1)

Kitabın sıralamaları