Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
21 Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052440964
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi gerçekçi kurgunun zirvesinde eserler ortaya koyan, Rus edebiyatının en ünlü yazarlarından Tolstoy'un iç dünyasına bir yolculuk olan İtiraflarım, ünlü yazarın yıllar süren arayışını konu alıyor. Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını anlamsız bulan Lev Tolstoy'un kendini ve dini anlamaya çalıştığı denemeleri hayatı anlamaya çalışan herkese hitap ediyor. Çocukluğunda öğretilenleri geride bırakmasıyla başladığı kendini bulma yolculuğunda Tolstoy varoluşunun sebeplerini bilim, felsefe, doğunun inanışları gibi pek çok farklı yerde arıyor.

Hayatı anlamlandırmaya çalışan bu otobiyografik eser hem savaşa hem barışa tanık olmuş, zengin, sevilen ve mutlu bir adamı depresyona sokan derin bir arayışın meyvesi.
108 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
İtiraflarım/Tolstoy
Kitabın ilk sayfasında öyle bir cümleyle karşılaştım ki, Tolstoy amcamı neden sevdiğimin cevabıydı bu cümle;
Gördüm ki, ben yalnızca Tanrı'ya inanınca yaşıyordum. Eskiden olduğu gibi şimdi de öyleydi:Tanrı'yı düşüneyim, yetiyordu, canlanıverıyordum. Onu unutayım, ona inanmayayım, o zaman hayat da yok oluyordu...

İtiraflarım, öyle günlük yaşamda karşılaştığımız ya da çocukluk zamanlarımızın afancalık ve yaramazlıklarından oluşan bir itiraf değil. Daha kapsamlı ve bir yazar için oldukça cesaret isteyen, hayatının dönüm noktalarını, fikir olarak değişimlerinin anlatıldığı bir kitap. Değişim müthiştir, bunu kabullenmek en büyük adımdır. Değişimi kabul edip kendisine itiraf eden insan hayat yolunun ilk basamağını atmıştır. Degişmek, gelişmektir ve gelişmek, büyümektir ve büyümek, olgunlaşmak, tecrübe kazanmaktır. Okumaksa tüm bunların anahtarıdır bana göre. Bu nedenle değişimden korkmamak bu anlamda cesaretli olmak gerektiğine inanıyorum.
Tolstoy'um bu anlamdaki gelişimini anlatmış ve çok da iyi yapmış bu kitabımda. Aileden gördüğü dini eğitim ve yönlendirme ile sıradan bir inançla yetişip, sonrasında sorgulamaya başladığında tamamen çıkmaza sürüklenen, orta yaş bunalımları...
Ve tekrar arayışlar sorgulamalar, sonrasında inanç sistemine giriş yapıp, burada olan biten tüm hurafe ve kendisini hep üstün gören din adamlarını eleştirmeye başlamış. Benim dediğim doğrudur diyen din adamlarından uzaklaşmış Tolstoy. Halkın arasına karışmış ve onların yaşamlarını gözlemlemiş. Sonrasında onu rahatlatan, huzur veren şeyin inanmak olduğunu keşfetmiş ve bunun sadece sevgiden, insanları sevmekten geçtiğinin altını kalın kalın çizmiş...

"O yılları, dehşete düşmeden, iğrenmeden ve yüreğimde derin bir sızı duymadan hatırlayamıyorum. Savaşta insanlar öldürdüm, insanları düelloya zorladım, kumarda para yedim, köylülerin çalışmalatını engelledim, onları cezalandırdım, sefih bir hayat sürdüm, insanları aldattım. Yalan, hırsızlık, her çeşit şehvet, sefahat, ırza geçme, öldürme... İşlemeyeceğim suç yoktu."

"Şüphelenmeye götüren ilk saik, bu inancın fahipleri arasındaki çekişmeyi fark etmemdi. Bir kısmı diyordu ki, biz en iyi ve en yararlı hocaları, biz nasıl olunması gerektiğini öğretiyoruz, ötekiler yanlış öğretiyor. Ve hepsi tartışıyor, kavga ediyor, birbirlerini alaya alıyorlardı. Üstelik aramızda öyleleri de vardı ki, bunlar, kimin haklı kimin haksız olduğuna hiç önem vermiyor, bu faaliyetlerimizde sadece kendi çıkarlarının peşindeydiler. İşte bütün bunlar, bizim inancımızın doğruluğundan şüphe uyandırıyordu."

Tolstoy'un bu eseri, 1882'de ilk defa Rus Düşüncesi dergisinde tefrika edilmiş. Dergi hemen toplattırılmış ve yasanlanmış. Eserin kitap olarak ilk baskısı 1886 yılında, yabancı bir dilde, Tolstoy'un denetiminden geçmiş olan şekliyle almanca olarak yayınlanmış.
Tüm bu olup bitenler bize gösteriyor ki, aykırı olmak ya da düşünmek bazılarını korkutuyor. Oysa beyaz en çok siyahın yanın da güzel durur. Bizi biz yapan farklılıklarımızdır...
Kitapla ve sevgiyle kalın...
96 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Kendi iç dünyasındaki sorgulamalarını bizlere aktarmış Tolstoy bu eseriyle. Yazmak işlevi de henüz o sıralarda sadece para kazanmak için yaptığı bir eylem.

İlk başta ailesinde herkesin inandığı din, Ona da sorgusuz, sualsiz kabul ettirilmiş. Abisi çok dindardır. Bu noktada diğer aile üyelerinin üstündedir. Abisi genç yaşında, dindar olmasına rağmen acı çekerek öldüğü için Tanrıyı sorgulamaya başlamış. Abisinin böyle bir ölümü haketmediği düşüncesi ile.
Felsefeci ve düşünürleri, bilim insanlarını araştırmış. Görüşlerini benimsemiş. Hiçliği ve varoluşunu anlamlandırmaya, kendi içinde savaş vermeye başlamış. Bu görüşleri benimseyip araştırmayı sürdürdükçe, çıkış yolu ararken, çıkmaza doğru sürüklenmiş. Dindar olup aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaşmış. Emekçi olup alınteriyle para kazanarak yaşamını devam ettiren, aynı zamanda da gerçekten dinini yaşayan kişilere yönelip, onlara sonsuz sevgi duymuş.

İntihar düşüncesi sıkça aklından geçmiş. Ancak "Tanrıyı aramak" isteği bir türlü tükenmemiş ve umudu içinde hep varolmuş. Bundan dolayı yaşamını sonlandırma fikrine uzak durmuş.
Bu şekilde kendi görüşlerini, yaşadığı iç sıkıntılarını, arayışlarını ve savaşlarını bizlere anlatmış Tolstoy.

Bu soruları sorar kendine birçok kişi.
Bazı kişiler Tanrının varlığını kabul edip de aramaya, sorgulamaya devam eder. Bu tükenmez arayışla kendini tüketir. Bir sonuca ya ulaşır ya ulaşmaz.
Bazı kişiler zaten sorgusuz inanırlar. Bazıları da tamamıyla reddeder.
Herkes kendine göre bir yol belirleyip, kendi doğrularına inanırlar. Bunlar olabilen gayet normal şeyler. Ama en kötüsü dayatma...
Kaç kişi birilerine bir şeyleri dayatmadan yaşayabiliyor? Hoşgörü ile yaklaşabiliyor? İnanan inanır inanmayan da inanmaz.
Kendilerince dindar olanlara göre inanmayanlar cahilken, inanmayanlara göre ise inananlar ya da dindarlar yobaz. Bu şekilde etiketlemek ne kadar doğru? İşte benim de sorgulamam en çok buna.

İncelemeyi burada sonlandırıyorum.
Kesinlikle herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Kitaplarla kalınız.
  • Ezilenler
    8.7/10 (635 Oy)668 beğeni2.181 okunma988 alıntı18.744 gösterim
  • Don Quijote
    8.6/10 (919 Oy)866 beğeni3.833 okunma1.076 alıntı17.054 gösterim
  • Yüzbaşının Kızı
    8.1/10 (923 Oy)825 beğeni3.599 okunma562 alıntı18.242 gösterim
  • İvan İlyiç'in Ölümü
    8.4/10 (836 Oy)737 beğeni2.537 okunma682 alıntı14.319 gösterim
  • Budala
    8.4/10 (841 Oy)899 beğeni3.128 okunma1.756 alıntı29.390 gösterim
  • Faust
    8.0/10 (610 Oy)545 beğeni2.371 okunma1.776 alıntı22.326 gösterim
  • Düşüş
    8.3/10 (723 Oy)654 beğeni2.185 okunma1.103 alıntı13.505 gösterim
  • Palto
    8.7/10 (1.222 Oy)1.084 beğeni3.427 okunma363 alıntı18.398 gösterim
  • Ölüler Evinden Anılar
    8.4/10 (452 Oy)443 beğeni1.611 okunma907 alıntı12.075 gösterim
  • İnsancıklar
    8.2/10 (1.427 Oy)1.390 beğeni5.157 okunma2.086 alıntı32.909 gösterim
103 syf.
·4 günde·10/10
Lev Nikolyeviç Tolstoy-İtiraflarım

Okumak İptiladır Müptelalara Selam!

Sene 1870. Rusya'ya kadar gideyim de bir Oblomov'u ziyaret edeyim. Dönüşte de Aleksey Dmitriyeviç Nejdanov'un mezarına bir karanfil bırakır dönerim diye düşünüyordum. Ne yazık ki Oblomov, Oblomovka'da değilmiş, üzüldüm. Onu bir daha görebileceğimi düşünmüyorum, ondan bana kalan sadece hayaller oldu. Yapacak bir şey yoktu. Döndüm mezarlığa şans eseri yolda Grigori Mihaylovic Litvinov ile karşılaştım el ele verdik gittik. Mezarlığa karanfili bırakırken hissediyordum bu son karanfildi, bir daha görüşemeyecektik. Sevemedim vedaları diyerek Litvinov ile de vedalaştım. Tren garına geldiğimde karşımda tuhaf giyimli yaşlı bir adam duruyordu. Başladı anlatmaya, dedim Kadir seni de düzgün biri bulmaz ki... Rusya'da çok ünlü biri olduğundan ama kimse tarafından dinlenmediğinden şikayetçi idi. Ben de konuşmayı pek sevmediğimi ama iyi bir dinleyici olduğumu söyledim.
Ve başladı anlatmaya İtiraflarım diyerek...
Ailesinin Ortodoks olduğunu bu sebepten ötürü kendisinin de sorgusuz sualsiz bunu kabul ettiğini belirtti. Dindar olan abisinin acı çekerek ölmesinden sonra sorgulamaya başlamış dini...
Genç yaşta Voltaire, Jean-Jacques Rousseau okuduğunu söyledi. Dindar olduğunu söyleyip aslında olmadığını anladığı kişilerden uzaklaştığını; zihin olarak en iyi olduğu zaman Rus köylüsüne, Ortodoks kilisesine, geleneğine koştuğu zaman hissetmiş. Onların saflığına-belki cahilliğine- gıpta ile bakmış yıllarca. Ama gerekli olan mutluluğu, zihin olarak rahatlığı bulamamış. Anlatmaya devam ederken etrafıma bakıyordum. Sanırım alındı ve gençler yaşlılara gerekli olan saygıyı göstermiyorlar dedi ve döndü gitti. Ama öyle değildi, trenim kalkıyordu ve dönmek zorundaydım. Daha sonra yurda döndüm ve elime Alemdar Gazetesi geçti. Tren garında donarak ölen bir Rus yazarın haberini yapmışlardı. İyice baktığımda garda konuştuğum adamın ta kendisi idi. Meğerse o yaşlı adam Lev Nikolyeviç Tolstoy imiş.
Ne demişti Sokrates: "Bildiğim bir şey varsa; o da hiçbir şey bilmediğimdir." Ne de doğru demiş.
Tolstoy’u seviyorsanız, okuyorsanız, bu kitap kritik bir basamak...
Sıradaki adresimiz;
Vüs'at O. Bener/Buzul Çağın Virüsü
Keyifli okumalar...
96 syf.
·101 günde·8/10
Tolstoy'un kendi ideolojik ve inançsal sorgulamalarını içeren İtiraflarım'ım Tolstoy-severler için kesinlikle okunmaya değer bir eser. Tolstoy bilindiği gibi inanç konusunda birçok buhran yaşamış bir yazar. Hristiyanlığın; hayatın varlığı ve anlamına tatmin edici bir cevap getiremediğini düşündüğü için geleneksel Ortodoks Hristiyanlığına olan inancını yitirir. İtiraflarım ise bunun karar aşaması gibidir. Hayatın ne olduğunu, neden ve nasıl yaşanabileceğini ve ölümü seçmenin en doğru yol olup olmadığını sorgular. Tabii Tolstoy İtiraflarım'da her şeyin başına gidiyor; çocukluğuna.

Rus klasiklerinden aşina olduğumuz bazı durumlar vardır. Mesela o dönem Rusya'sında inanç konuları önemini büyük bir ölçüde yitirmiş, onların yerine nihilizm veya ateizm gibi Kilise'yi reddeden ideolojiler Rusya'yı sarmıştır. İşte Tolstoy'un çocukluğu da tam bu döneme denk geliyor. Bu dönemde inanç kavramı öylesine zayıflamış ki (bunu kötü anlamda söylemiyorum) örneğin -Tolstoy'un anlattığına göre- birinin yemekten önce ettiği duayı gören o kişinin ağabeyi "Bunu hala yapıyorsun ha?" dediği için o kişi inanç kavramına tutunmayı bırakmış. Belki de buna büyük bir oranda toplumsal zihin etkili olmuş. Bu oldukça geniş ve tartışmaya açık bir konu. Dolayısıyla bu kavram düşmesi ile büyüyen Tolstoy, inanç konusunda bir nevi tarafsız olarak yetişiyor.

Daha sonraları hayatın akışına kapılan Tolstoy için bu konu gün geliyor ona sıkıntı vermeye başlıyor. O da her şeyi en baştan sorgulamaya ve araştırmaya başlıyor. Bence bu nokta çok önemli. Herhangi bir olguyu bulmak adına tüm önyargılardan arınıp sorgulamaya başlamak ile sorgulama yapmak arasında büyük bir fark var. Taraflı bir sorgulama ne denli isabetli bir sorgulama olur? Tolstoy bu hataya düşmüyor, her şeyi kafasından silip en baştan kafasında sorular üretiyor ve bunları insanların inandığı şeylerle karşılaştırıyor; cevap almaya çalışıyor. Tolstoy'un bu açıdan tarafsızlığı ve azmi beni gerçekten hayran bıraktı.

İtiraflarım felsefi bir eser olmasının yanı sıra bana kalırsa aynı zamanda sosyolojik bir eser olarak da nitelendirilebilir. Çünkü Tolstoy eser boyunca yalnızca kendinden bahsetmiyor. Rus halkının ideolojik ve inançsal durumunu gözden geçiriyor. İnsanların bu durumlarını gözden geçirmek için de bir süre toplumdan uzaklaştığı da oluyor. Şöyle bir tabir vardır; toplumu en iyi anlayanlar toplumdan dışlanmış kişilerdir diye, belki de Tolstoy da bunun farkında idi. İnanç konusunu dıştan inceliyor belki de herhangi bir inancın etkisine kapılmamak için. Sonuç ise ne oluyor onu da yeni okuyacaklara bırakıyorum.

Tolstoy'un inançla ilgili iç sorgulamalardan oluşan İtiraflarım kesinlikle okumaya değer.
96 syf.
·Beğendi·10/10
İlk Tolstoy okumamı İnci Hanım'ın etkinliği sayesinde yapmıştım. Buradan kendilerine selam ederim. :)
"İnsan neyle yaşar?" kitabıyla tanışmış oldum Tolstoy'la.
Lakin ben de itiraf etmeliyim ki Dostoyevski gibi ilk okuyuşta kuvvetli bir bağ kuramamıştım kendileriyle.
Ta ki "İtiraflarım" kitabını okuyana kadar.
Bu kitabı okuduktan sonra kendime sorduğum soru: "Neden ilk bu kitabını okumamışım ki ben?" oldu.
Bir yazarla tanışırken ilk kitap seçiminin bile ne kadar önemli olduğunu daha iyi anladım.
Diğer kitaplarını henüz okumadım ama Tolstoy'la henüz tanışmadıysanız bu kitabının doğru bir tercih olacağını düşünüyor ve kesinlikle tavsiye ediyorum.
Günümüzde birçok insan ne yazık ki kafasını kemiren sorulardan inşa edilmiş bir hastalığa düçar olmuş durumda.İddia ediyorum ki bu kitap sayesinde hastalıklı durumundan kurtulabilir, sorularına muazzam cevaplar bulabilir.
Eğer gerçekten arıyorsa ve sonunda da doğruyu kabullenip o yolda ilerlemek istiyorsa.
Bu kitapla beraber çetrefilli bir arayış serüvenine şahit oluyorsunuz.

Öyle bir arayış ki beyninizin varlığını hissettiren öyle bir arayış ki her buldum sandığınızda bir kaybedişi yaşatan ve yine öyle bir arayış ki sonunda güzel bir buluş olan...

Akıl ile inancın farklı kutuplarında gidip gelirken yaşama sebebinizi sorgulayacak ölümün varlığını ve yakınlığını hissedeceksiniz.
Beynim yana yana okurken hayranlık duymadım desem yalan olur.
Yeni ufuklar açan varlığımın sebebini yeniden bulduran bir kitap oldu benim için.

Zweig, Woolf gibi yazarların bu durumları yaşayıp bu evrelerden geçtiği fakat Tolstoy kadar şanslı olamadıkları düşüncesi de geçti aklımdan.

Bunu Tolstoy'un şu satırlarından çıkarmak mümkün: "Bunun için yollar da vardır:Boynun etrafına geçirilen bir ip, su, kalbe saplanan bir bıçak ya da raylardan geçmekte olan bir tren."

Arayış evrelerinde neler düşünmüyor ki neler geçmiyor ki beyninin karanlık dehlizlerinden?
Kaç kere vazgeçip kaç kere hayata tutundu kim bilir?
Bulmuş olan için aramak ne kadar kolaysa arayan için de bulmak bir o kadar zor.

"İtiraflarım" ise yaşam ile ölümün arasında bir yol.Tutunulan tek ve son kolon.

Tavsiyemdir, ölmeden önce okumanız gereken kitaplar listenizde kesinlikle yer almalı.
96 syf.
·Puan vermedi
Merhabalar Tolstoy’un en beğendiğim kitabı olan İtiraflarım’ın incelemesine bir alıntı ile başlamak istiyorum ; “Artık kendimizi ile tımarhanede yaşayanlar arasında fark olmadığını görüyorum ; o dönem bu hususta yalnızca belli belirsiz şüphelerim vardı ve her deli gibi benim dışındaki herkes delidir diye düşünüyorum.”
Esere gelecek olursak yazar çocukluk döneminden başlayarak kendini anlatamaya başlıyor.O dönemlerde hissetikleri,yaşadıkları,çevresindekileri ve hayatı sorgulayışı yer almaktadır.Yaşamının her döneminde hiç bir zaman değişmeyen tek şey vardı o da hayatı sorgulaması ve arayışıydı.Yazarın dönem dönem nasıl bir ruh halinde olduğu görme imkanı sağlamaktadır.Yazarın kendi kaleminden onu tanımaya çalışmak eşsiz bir deneyimdi.
Keyifli Okumalar Dilerim
96 syf.
·Puan vermedi
Neden varım ?
Neden şunu şunu yapmak zorundayım ?
Neden yaşamalıyım ?
Yaşamımın sonunda ne olacak ?
Neden , niçin .................

Dini öğretilerin '' şahsi fikrimde '' daha ağır bastığını gördüm ..
Okunması gereken bir kitap , özelliklere de müslümanlara okutulmalı ..
Hani neden eğilip kalktığını bilmeyen , ibadet ettiği Allah'ı ( Yaratıcı , Tanrı ) tanımayanlara ve en önemlisi ilk gelen ayetin '' OKU ! '' olmasına rağmen okumaktan bi haber insanlara okutulmalı .. Oku , seni yaratan Rabbinin sanatını oku , anla nasıl büyük bir Zat'a iman ettiğini anla ..

Ve bence kitaptaki en can alıcı alıntı şu ;
''Demiri onlar çıkardılar , ormanları kesmeyi bize onlar öğrettiler , inekleri ve atları onlar evcilleştirdiler , tahıl etmeyi ve birlikte yaşamayı bize onlar öğrettiler , yaşamımızı onlar düzenlediler ve bana konuşmayı ve yazmayı onlar öğrettiler ..
Ve onların bir ürünü olan , onlar tarafından yedirilen , içirilen öğretilen ben , onların düşünceleri ve sözcükleriyle düşünerek bütün bunların saçmalık olduğunu savundum .
( Yanlış olan bir şey var ! ) dedim kendime . ( Bir yerlerde büyük bir hata yaptım . ) Ancak nerede hata yaptığımı anlamam çok zamanımı aldı . ''

Dedelerimiz bize öğretti , Allahı , nasıl ibadet etmemiz gerektiğini ..
Peki biz onlar ne verdi ise onu kabul ettik ..
Düşünün ve sorgulayın lütfen ..
Bu sorgulamak kelimesini yanlış anlamayın ..
Allahı siz tekrar bulun , bir yaratıcının varlığını tekrar gösterin kendinize , insanlığa ...
102 syf.
·5 günde·Beğendi·8/10
Bütün yaptıklarımın ve yarın yapacaklarımın sonucunda ne olacak? Neden yaşıyorum? Okudum, yazdım, öğrettim, öğrendim... Bütün bunların ben öldükten ve yok olduktan sonra anlamı ne?

Tolstoy'un iç dünyasına kısacık da olsa tanık oluyoruz İtiraflarım sayesinde. Aslında küçük çocukların bile sorabileceği basit bir soru ve cevaplanması bir o kadar zor. Dünyevi hırslar ve zevkler içinde yaşama amacının nasıl solup gittiğini; ahlaki açıdan mükemmelliğe ulaşma ile başlayan serüvenin nasıl olup da herkesden daha güçlü, daha zengin, daha başarılı, daha önemli, daha ünlü olma hırslarına yenildiğini ve sonunda yolunu kaybedip nasıl karamsarlığa düştüğünü açıkça anlatıyor. Akıl danışabildiği herkese akıl danışıyor yine de tatmin edici bir cevap alamıyor. Sonsuzluk içinde sonlu bir varlık olma düşüncesi onu yiyip bitiriyor.

Sadece kendi düştüğü durumdan da bahsetmiyor Tolstoy, Rus halkının çeşitli eğitim seviyesindeki faklı yaşamlar süren insanlardan da kesitler sunuyor. Bu bağlamda hem sosyolojik hem piskolojik hem felsefik bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Bu incecik kitaptan öğrenebileceğiniz, kendinizi sorgulayabileceğiniz çok şey olduğuna inanıyorum.

Beyaz ve siyah fare tutunduğunuz asmayı kemirirken balı yalamaya devam mı edeceksiniz yoksa bütünün bir parçası olup inancınıza mı sarılacaksınız? Karar sizin. Keyifli okumalar...
96 syf.
·1 günde
Esasında yaratıcıyı arama gayesinde olan yazarın kitabı,aynı zamanda otobiyografik bir eserdir.İnancı sorgulaması nedeniyle 1984'te yasaklanmış. Tolstoy'un varoluşunun sebebini sorguladığı bu itiraflarında inanç sistemlerine eleştirisini samimi ve etkileyici bir dille yapmış. Yazması cesaret gerektiren bu eseri Tolstoy severlerin okuması gerektiğini düşünüyorum.
96 syf.
·5 günde·8/10
Daha önce hiç Tolstoy okumamış olmamın üzüntüsünü ve sonunda okumuş olmamın sevincini yaşıyorum. Tolstoy ile tanışmama vesile olan inci/Duvar/ hanıma teşekkür ediyorum. :)

Tolstoy derin bir hakikatin peşinde olan; önceleri bu hakikatın inkâr da, sonraları iman da olduğunu düşünen bir insan.

Gençlik yıllarında inkâr ile yaşamış ve -kendisinin tabiriyle- ne öğreteceğini bilmeden insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmış.

Sonra inkâr etmek artık ruhuna ağır gelmeye başlamış ve imanın huzur sağladığına kanaat etmiş. Ve elbette bunu öğrenmek için de dine ihtiyaç olduğuna..

Daha Sonra dinleri araştırmaya başlamış, kitabında en çok Hıristiyanlık geçiyor, kiliseler arası ayrılıkta oraya buraya savrulmuş bir nevi. Ama aradığını orada bulamamış.

Aslında benim gördüğüm kadarıyla, yazarın istediği inanç biçimiyle İslâm çok benziyor birbirine. 82 yaşındayken 1910 yılında İstanbul'a gelmek istemiş ama ömrü yetmemiş. Belki de İslâm'ı öğrenmek içindi, en doğrusunu Allah bilir.

Sana dua ediyorum sevgili Tolstoy, umarım Müslüman olarak vefat etmişsindir..
Tolstoyun iç dünyasına yolculuk... Kendi iç dünyamla karşılaştırabiliyorum ve sonucu şaşırtıcı ortak yanlarımız çıkıyor. Tolstoyun yıllar süren arayışlarını konu alan bu kitabı okurken siz de benim gibi benliğinize yolculuk yapacaksınız.Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını herkes gibi anlamsız bulan Tolstoy kendini, dini ve hayatı anlamaya çalıştığı bu kitabı okumaya devam ediyorum ve yolculuğum uzun sürecek gibi :))
96 syf.
·9/10
15 li yaşlarda felsefi kitaplar okuyarak inançtan ve dinden uzaklaşmaya başladığını yirmili yaşlarda üniversiteyi bitirdiğin de tamamen ateistlige geçtiğini ve tek gerçek olarak akıl ve aklın gerçeği modern bilimi kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor
Ateist olarak kalmasının otuz yıl kadar sürdüğünü ve bu esnada bir sorunun cevabını hep aradığını
Bu sorunun " Hayat nedir?  Hayatın anlamı nedir ? Sorusu olduğunu ve bu soruların cevabını modern bilimler ve Felsefe içerisinde asla bulamadığını,  bulduğu cevapların aklına yatmadigini çok içtenlikle belirtiyor
Ve Grek Ortodoks rus kilisesi inanç sisteminde aradığı  sorunun cevabını buluyor hayatın amacı hayatı yarstan Tanrının arzusu doğrultusunda yaşamaktır
Daha sonra Hristiyan mezheplerini karşılaştırır ve yanlış ve yalan bilgiler karıştığını farkettigini ve Hristiyan ilahiyatı hakkında okumalara başladığını belirterek kitap sona eriyor.
Neticede modern dünyada felsefi akım ve ideolojilerin olduğu bir çevre de bir insanın hayat serüveninde doğruyu arama itiraf ve değerlendirmeleri ki oldukça cesur bir kendini yargılama
Ve Allaha tekrar  inanarak iç huzuruna kavuşan Tolstoy.

Yaşamın anlamı ve imkanı, yalnızca inançla bulunabilir 56

Ölümlülüğün gölgemsiligini kavriyorsa, o zaman sonsuz olana inanmak zorundadır 56

Benim hayatım,  yani şımarıklık,  eğlence ve sefahatla dolu bir yaşam, manasız ve kötüydü. 65

Ben sebepsiz yere , sebepsiz ve anlamsız olarak dünyaya gelmiş olamazdım 70

Kıyı, Tanrıydı;
Yön;  gelenek;
Kürekler, bana verilen özgürlük;
Kıyıya ulaşmaya çabalayayım, Tanrıyla birleşeyim diye...

73

Bizim çevrelerin hayatından kopardım kendimi ; çünkü bunun hayat değil, hayatın yalnızca bir yansıması olduğunu, bolluk şartlarının hayatı kavramamizi imkansız hale soktuğunu farketmistim 75

"Her insan Tanrının iradesiyle dünyaya gelmiştir " Tolstoy  75

Ve Tanrı insanı öyle yaratmıştır ki , her insan ruhunu mahfedebilir ya da kurtarabilir 75
Soluk alabiliyor, yiyebiliyor, içebiliyor, uyuyabiliyordum.
Bunları yapmamak zaten elimde değildi, ama yaşamıyordum..
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 23 - Antik Kitap 1.Basım
İyiyle kötünün ne olduğuna insanların söyledikleri ve yaptıklarına bakılarak karar verilemez.

Hakem benim yüreğimdir.
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 17 - Antik Kitap 1.Basım
Her şey boş.İnsanın yeryüzünde sarf ettiği çabadan eline geçen ne? Bir nesil gidiyor,
diğeri geliyor; ancak dünya sonsuza dek kalıyor:Olup biten şeyler ne oluyor? Daha sonra ne olacak? İnsanın yaptığı şey nedir? Daha sonra yapacağı şey nedir?
Lev Nikolayeviç Tolstoy
Sayfa 38 - Kumsaati Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İtiraflarım
Baskı tarihi:
21 Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
95
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052440964
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Venedik Yayınları
Savaş ve Barış ve Anna Karenina gibi gerçekçi kurgunun zirvesinde eserler ortaya koyan, Rus edebiyatının en ünlü yazarlarından Tolstoy'un iç dünyasına bir yolculuk olan İtiraflarım, ünlü yazarın yıllar süren arayışını konu alıyor. Maddi başarısı ve sosyal konumuna rağmen hayatını anlamsız bulan Lev Tolstoy'un kendini ve dini anlamaya çalıştığı denemeleri hayatı anlamaya çalışan herkese hitap ediyor. Çocukluğunda öğretilenleri geride bırakmasıyla başladığı kendini bulma yolculuğunda Tolstoy varoluşunun sebeplerini bilim, felsefe, doğunun inanışları gibi pek çok farklı yerde arıyor.

Hayatı anlamlandırmaya çalışan bu otobiyografik eser hem savaşa hem barışa tanık olmuş, zengin, sevilen ve mutlu bir adamı depresyona sokan derin bir arayışın meyvesi.

Kitabı okuyanlar 2.162 okur

  • Muhlis Çelebi
  • Pelin Başeğmez
  • KitapKokanAdam
  • Dilek Erkan Dursun
  • Sema Görgeç
  • Psikolog Bey
  • Fatmanur Tiftik
  • Doruk
  • Burak kaya
  • Ece Cabaoğlu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.2 (1)
9
%0.2 (1)
8
%0.5 (3)
7
%0.3 (2)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları