İtiraflarım

Lev Tolstoy
Çevirmen:
Buket Yılmaz
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·95 syf.··
2025 45. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2025 01:03
Hepimiz, evet her birimiz. Zamanın başlangıcından bu yana var olan her bir insanın aynı arayışın peşinden gittiği gibi sevgili Tolstoy da Tanrı'yı bulma arayışına girmiştir. Onu hurafeler ve kulaktan dolma dogmalarla değil aklın ve bilimin ışığında mantığa uyacak şekilde bulmayı amaçlamıştır. Fakat ne yaparsa yapsın hiçbir zaman dinin içindeki dogmaların tümünü bilim ile açıklayamamıştır. Varlığının bir amacının olmadığının düşüncesi onu kendini yok etme arzusuyla doldurmuştur. Fakat ne var ki tam da bütün ümitlerin bittiği yerde her zaman Tanrı tarafından bu dünyada insanların ve evrenin hiçbir suretle başı boş yaratılıp bırakamayacağına, her şeyin mutlak bir anlamının olduğuna ve Tanrı'nın var olduğuna kanaat getirmiştir. Kadir-i mutlak vardır. O zamanın başlangıcından çok daha önce vardı ve hep var olmaya devam edecek. İnsan aklının cevabını bulamadığı soruları Tanrı'nın kullarına verdiği ölüm hediyesi ile birlikte cevaplayacağına inanıyorum. Tıpkı sevgili Tolstoy gibi.
1000Kitap
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
Tolstoy 'un var oluş çabası
7/10
·95 syf.··
2022 15. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2022 16:29
Tolstoy kendi kendi ile bir sohbet etme gereğinde bulunmuş bu da haliyle felsefe yapmasına yol açmış gibi duruyor. Her insanın hayatında inişler çıkışlar olur. Hatta öyle şeyler yaşarız ki hayata tutunmak istemeyiz çünkü yaşamak boş gelir. Bir sebeb ararız hakikati öğrenmek için. İşte Tolstoy'da hayatının en berbat, en umutsuz, en acımadığı anlarda kendini hakikati aramaya yöneltmiş. Başta inançlı olmayan Tolstoy tanrıyı görmediği için inanmayı reddetmiş. Neden yanında değil, neden var olsa da kendini kurtarmıyor diye serzenişte bulunuyor. Ama daha sonra fark ediyor ki inandığı zamanlarda yaşadığını farkediyor ve oruç tutmaya başlıyor, kiliseye gidiyor. Yani var oluş çabasını inanmakta buluyor. Ama yine de inanç kavramı onun her sorusunu yanıtlamıyor. Sadece Tanrıyı kendine ışık olarak görmeyi seviyor. Varoluş çabasında kat ettiği yollar kendince oldukça uzun. Bir de insanın kendini bulması için yani hayat ışığının altında ne olduğunu görmesi için insanın dibi bulması gerektiğine de inanıyor. Demekki neymiş en dipte olduğumuz anlarda hep umut vardır. Her dibin bir çıkma gücü vardır. Herkesin kendi ışığını bulduğu dünya diliyorum.
Edebiyat
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
Puan vermedi·95 syf.··
2023 18. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 11 Mart 2023 18:37
Tolstoy’un çocukluğundan başlayan, yaşamını ve bu yaşamın içindeki amacı, körü körüne inanılan değerleri ve inançları sorguladığı düşünce kitabıdır. Hayatının büyük bir dönemini arayış içinde geçirmiş olan yazar, önünde ölüm gibi bir gerçeklik olması ve bu ölümün ne için olduğunu düşünmesi hayatı sorgulamasına sebep olur. Yaşadığı hayatın anlamsızlığı, tatmin olamama duygusu, hayatın acı ve kötülüğe sürükleyen yönü, yazarımızı hayattan zevk alamayacak bir boşluğa düşürür. Yaşamın amacını anlama yolunda bir çok alanda araştırmalar yapar ve sonucunda aldığı cevapların hiç birinden tatmin olmaz. Düştüğü durumun içinden çıkılmaz olması, sorduğu soruların kendisinde değil sorulara verilen cevapların yetersizliğinde olduğunu anlar. Bu arayışın ve soruların sonucu olarak tek çıkar yolu intihar olarak görmeye başlar. Ölümü kabullenmiştir ama ne için? İnsan ne için yaşar ve hangi amaca hizmet eder? Tesadüf eseri oluşan bir varlık mıyız yoksa bir amaç uğruna mı varız? Düşündükçe, araştırdıkça işin içinden çıkamadığı bu soruların cevabını insanın bir inanca tutunmasında bulur. Düşünce olarak insanın bir şeye inanmadan yaşayamayacağını, her zaman tutunacak bir dal bulduğu sonucuna varır. İnsanın inanmak üstüne varolan bir varlık olduğunu; tersi durumunda anlamsız bir hayat süreceğini, boşlukta yaşayacağını ve bu boşluğun sonunu getireceğini çünkü yaşamın anlamsızlığı içinde kaybolacağını savunur. “İnanç varoluşun gücüdür.”
Edebiyat
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
10/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2023 12. kitabı
Tolstoy ölümün kaçınılmaz olduğunu farkeder ve bunun üzerine hayatından tat alamamaya başlar. Madem öleceğiz yok olacağız unutulacağız oyleyse yaşamanın ne anlamı var ki diyerek hayatın anlamını sorgulamaya başlar. Bunu bulma isteği o kadar yoğundur ki bulamazsa yaşama devam etmek dahi istemektedir. Artık içinde bulunduğu çevre ve o boş eğlenceler ona hiç keyif vermemektedir. Kitabın akışında Tolstoy akıl, bilim yoluyla hayatın anlamını bulamıyor . Arayış sürecinde inancı olan insanların hayatı daha anlamlı yaşadıklarını gözlemliyor ve bunu: "sadece inancın insanlığın varoluş sorusuna yanıt verdiğini ve bunun sonucu olarak da yaşamayı mümkün kıldığını kabul etmekten başka çarem yoktu." Diyerek ifade ediyor. Kitabın beni en çok etkileyen kısmıysa Tanrının varlığına kendini ikna etme süreciydi bu kısımları ağlayarak okuduğumu itiraf etmeliyim. Tanrıyı arayışını akıl yürütüşten çok bir his, Düşünce zincirinden yola çıkan bir arayış değil yüreğinden kopan bir arayış olarak tanımlıyor. Bunu bir tür korkuya, öksüzlüğe, yabancı bir ülkede yalnız kalmaya, birilerinden yardım beklemeye benzetiyor. (Gerçekten de düşündüğümüzde Allah her an bizi dinleyen her an esirgeyen ve her an yardım istediğimiz Rabbimizdir eğer onu bulamamamış olsaydık öksüz bir çocuktan ne farkımız kalırdı?) "Sadece Tanrı'ya inandığım anlarda yaşamış olduğumu hatırladım. Yaşamak için tanrının varlığının farkında olmaya ihtiyaç duyuyordum onu inkar etmeye ya da unutmaya çalıştığımda ölüyordum." "Daha ne arıyorsun dedi içimdeki ses bu onsuz yaşanılmayandır . Yaşamakla Tanrıyı bilmek aynı şeylerdir.". Cümleleriyle Tanrının varlığına ikna oluyor. Okurken aslında sırf inancımızın maneviyatimiz üzerindeki etkisi için bile ne kadar şükretsek az diye düşündüm.
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
Puan vermedi·95 syf.·
2024 43. kitabı
Boşluk hissi .. Bunun en temel nedeni inanç eksikligi . İnanclarımıza bazen sadık kalamamak . Aslında hepimiz bazen hayattan zevk alamayız yedigimiz yemekten içtiğimiz icecekten bile tad alamıyor hale gelebiliyoruz . Mutluklarımız bile kısa süreli veya monotonlasıyor . En basitinden neden var olduğumuzu ne için yaşadığımıza kadar sorgular, düşünür deliriz . Filozoflar ve yazarlar böyle değilmidir zaten . Tolstoy " un iyi bir aileden gelmesi iyi bir hayatı olması da bunu degistirmiyor .O da hayatı sorguluyor ve en nihayetinde neden böyle hissettiğini kesfediyor ...
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum
9/10
·95 syf.··
Beğendi
·
2022 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2022 09:55
İtiraflarım adlı eser bence tolstoy’u tanıtan en güzel eser. Tolstoy oldukça cesur bir şekilde ve kendisi gibi topluma yön veren büyük yazar veya ilim takımının Yapamadığını yapıyor ve tıpkı necip fazil kısakürek gibi Sergüzeşti hayatını allem güllem etmeden her şeyi ile ortaya döküyor. Tolstoy çocukluğundan Yaşlılığına kadar içinde bulunduğu siyasi ya da dini atmosferi, gözlemlerini hissettiklerini, Yaptıklarını ve yapılanlarla yapanların karşılaştırılmasını bu Bu eserde gözler önüne seriyor. Esasında yapmış olduğu şey Tolstoy’un kendisi için hayatın ne olduğu, hayatın anlamının ne olduğu, hakikatin ne olduğu ve ölüm ve ötesi hayatın gerçek sahibinin ne olduğu ya da kim olduğuna yönelik derin bir araştırma ve zihin sürecini ortaya konulmasıdır. Gayet iyi bir mal varlığı olan ve dünya çapında da üne sahip olan, ülkesinde eğitim sisteminde çığır açmış ve bilge bir kişi olarak kabul edilen Tolstoy’un sahip olduğu bu maddi ve manevi değerlerin aslında bir hiç olduğunu hayatın anlamının bunlardan ibaret olmadığını sahanın şöhretin maddi varlığın Bir yerde son bulacağını ve hakikatin sevginin saygının ve tüm varlıkların sahibinin aslında her şeyin sahibi olduğunu ve hayata hayatın anlamının ne olduğunu bilerek bakmak gerektiğini vurgulamaktadır. Tolstoy inandığı ya da kendisine sunulduğu dinin, kilisenin neler yaptığını neler yapması gerektiğini ve ileri gelenlerin yaptıklarıyla kendi şahıslar arasında uyumsuzluklar bulunduğunu ve kendisi için Ve hakikat için gerçek inanışın ne olması gerektiğini oldukça açık bir şekilde ifade ediyor. Ama aslında kendisinin de kitabın sonuna doğru ifade ettiği üzere sanki notlarının bazılarını özellikle en vurucu olanlar kitaba eklenmemiş gibi geldi bana çünkü Hristiyanlık Protestanlık Katoliklik vs bunlarla ilgili oldukça Ciddi
1000Kitap
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
Okunması gereken bir kitap
Puan vermedi·95 syf.··
2019 7. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Ağustos 2019 01:15
Yazar iç dünyasını ve aslında hepimizin kafasında olan veya olabilecek sorularını müthiş bir şekilde ele almış.. Her cümlesinde hatta her sözcüğünde ayrı bir bilgi ayrı bir tat ayrı bir dünya var.. Ben sindire sindire okudum kitabı.. Anlaşılması gereken çok şey var o kitaptan ... İyi okumalar
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
Puan vermedi·95 syf.··
Beğendi
·
2021 86. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Kasım 2021 22:05
Nerede benim küreklerim?!!!! Beni bir kayığa koymuşlar ve bilmediğim bir sahilden kayığı nehre doğru ittirmişlerdi.Bana karşı sahilin istikametini göstererek alışık olmayan ellerime kurekleri tutuşturup tek başıma bırakmışlardı.Kureklere elimden geldiğince asılarak yol alıyordum,ancak nehrin ortalarına doğru ilerledikçe akıntı beni hedefimden uzaklaştırıyordu ve benim gibi akıntıyla sürüklenen insanlara daha çok rastlıyordum.Kürek çekmeye devam eden birkaç kişi vardı ,ama diğerleri kürek çekmeyi bırakmışlardı. Büyük kayıklar ve ağzına kadar insan dolu devasa tekneler vardı . Bazısı akıntıyla mücadele ediyor, bazısı da ona teslim oluyordu. Daha ileriye gittikçe akıntıyla nehrin aşağısına doğru sürüklenenleri görüyor ve gideceğim yönü iyiden iyiye şaşırıyordum.Nehrin tam ortasında akıntıyla aşağılara sürüklenen o kayık ve tekne kalabalığının arasında yönümü iyice kaybettim ve kürekleri bıraktım .Dört bir yanımda yelkenli kullanan ve kürek çeken insanlar mutluluk ve neşe içerisinde başka bir yön olmadığına temin ediyorlardı. Ben de onlara inandım ve onlarla birlikte sürüklendim. O kadar uzaklara sürüklendim ki nehrin beni paramparça edecek olan en akıntılı yerlerinin kükremesini duyabiliyor ve bu akıntı yerlerinde paramparça olan kayıkları görebiliyordum.Kendimi toparladım . Çok uzun zaman başıma ne geldiğini anlayamamıştım.Önümde yok oluştan başka hiçbir şey göremiyordum ve ben dehşete kapıldığım bu yok oluşa doğru hızla ilerliyordu. Etrafta güvende olabileceğim hiçbir yer göremiyordum ben ne yapacağımı bilmiyorum.Arkama baktığımda akintida durmaksızın, şiddetle sürüklenen sayısız kayık gördüm . Aklıma o sahil, kürekler ve gideceğim yön geldi. Akıntıya karşı ,o sahile doğru kürek çekmeye başladım . O sahil Tanrı'ydı.Gitmem gereken o yön gelenekti. Kürekler ise sahile
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
6/10
·95 syf.··
2018 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2018 00:00
Tolstoy’un, neden ne kiliseye ne de bilime güvendiğini anlattığı ve hayata bakışını romanlarının dışında aktardığı nadide bir eser. Konu Tolstoy ise akan sular durur derim. Çok içten, yumuşak bir üslubu var. Sanki bizim Anadolu topraklarındanmış hissi veriyor bazen. Size nasihat veren ve hayatın tecrübelerini sokaklarda fakir bir halde geçiren hakiki insan. Hayattaki tecrübeleri ona çok şey kazandırmış. Özellikle din konusunda sivri köşeli olmayan, kışkırtmayan ve sevdiren düşünceleri var. Lev Tolstoy
1000k
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma
9/10
·95 syf.·
2019 10. kitabı
Tolstoy, çarpıcı bir dürüstlükle anlatmış yaşadığı iç buhramını. İtirafları gençlik yıllarından başlıyor. Ahlaki yönden iyi olmaya çalıştığında aşağılanmış, alay edilmiş, tam tersi olduğu zaman da alkışlanmış, şan, şöhret sahibi olmuş. Daha sonraları iç dünyasında çatışmalar, dalgalanmalar başlıyor. Kafasında devamlı sorular ve sorularının cevaplarını öğrenme arzusu. En doğru şekilde nasıl yaşarım? Ne için? Amaç ne? Daha fazla çabalamak niye? Hayatımın tamamının sonucunda ne olacak? Niçin yaşayayım? Ben kimim? Hayatımın anlamı nedir? Bilim insanlarıyla görüşüyor, çevresini gözlemliyor ama hiçbir cevap alamıyor. Daha çok yeni sorular ortaya çıkıyor. Ta ki, inancın insanlığın varoluş sorusuna yanıt verdiğini ve bunun sonucu olarak yaşamayı mümkün kıldığını kabul etmesine kadar. Budizm'i ve İslam'i kitapları ve çevresindeki Hristiyanları incelemeye başlıyor. Kısacası Tolstoy hakikati arıyor. Daha iyi anlamak istiyorsanız Tolstoy okumaya bu kitaptan başlamalısınız. .Mutlaka okunması gereken bir klasik.
İtiraflarımLev Tolstoy · Venedik Yayınları · 201829,3bin okunma

Yazar Hakkında

Lev TolstoyYazar · 205 kitap
Lev Tolstoy 28 Ağustos 1828 tarihinde Moskova'da doğdu. Babası Kont Nikolay İlyiç Tolstoy, 1812 Napolyon Savaşlarına katılmış emekli bir yarbaydı. Tolstoy romanlarında, insanoğlunun ne kadar değişik karakterli olduğunu vurgular. ''Savaş ve Barış'', ''Anna Karanina'' insan tahlileri ve canlı tasvirler bakımından birer baş eserdir. Lev Tolstoy'un kendini arayış serüveni ölünceye kadar sürdü. Karısı bile onu anlamadı. Tolstoy, bir çocuk gibi hayata küstü ve kaçtı. Seksen iki yaşındaki karanlık ve yağışlı bir Ekim gecesinde köyünden ayrıldı. Yolda hastalandı 7 Kasım 1910'da küçük bir tren istasyonunda hayata veda etti. Lev Tolstoy zengin bir ailenin çocuğu olarak Rusya'nın Tula şehrindeki Yasnaya Polyana adlı konakta doğdu. Çok küçük yaşlarında önce annesini, sonra babasını kaybetti, yakınlarının elinde büyüdü. Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. Öğrenimini tamamlamak için Moskova'ya gitti. Çalışkan zeki bir öğrenci olarak başarı ve sevgi kazandı. Fransızcasını ilerletmiş, Voltaire'i ve J. J. Rousseau'yu okumuş, bu iki yazarın kuvvetli etkisinde kalmıştı. Yasnaya-Polyana'ya döndü, yoksul köylüler arasına katıldı. İlk eseri olan "Çocukluk"u bu sıralarda yazdı. Lev Tolstoy Bir süre sonra orduya girdi; Kafkasya'ya gitti. Kafkas halkının yoksulluk dolu yaşayışlarını ele aldığı izlenimlerle ilk gerçekçi hikâyelerini yazdı. 1854'te Kırım savaşı'na subay olarak katıldı. Sonra askerlikten ayrılıp Petersburg'a gitti. Bir kısım eserlerini oldukça sakin geçirdiği o yıllarda yazdı. Gene de içinde, aradığını bulamayan bir ruh çalkalanıyordu. Batı Avrupa ülkelerinde uzun bir gezintiye çıktı. Almanya, Fransa, İsviçre'de dolaştı. Yurduna dönüşünde gene Yasnaya-Polyana'ya yerleşti. Asalet ünvanlarından, lüksten sıkılıyordu. Köyünde bir okul kurdu. Bu okul, öğrenim, eğitim bakımından yepyeni bir kurumdu. Huzura kavuştuğuna kanaat getirdikten sonra, 1862'de evlendi. Lev Tolstoy evlendiğinde karısı Sophie Behrs kendisinden 16 yaş küçük olup henüz 18 yaşındaydı. Bu evlilik onun düzenli bir hayat özlemini giderecekti. Bu evlilikten 13 çocukları oldu; bu çocukların 3'ü bebek iken, biri 5 diğeri de henüz 7 yaşında iken öldü. Eserlerinden en kuvvetli olan iki romanı "Savaş ve Barış" ile "Anna Karenina'yı" bu dönemde yazdı. Karısı, eserlerini yazmasında en büyük yardımcısıydı. Hatta "Savaş ve Barış"ın düzeltmelerini 12 kez yapıp yazmıştır. Aradan bir süre geçince yeniden, bu sefer eskilerden daha şiddetli bir moral çöküntüsüne uğradı. Geniş halk yığınlarının, özelikle Rus köylüsünün yoksul, perişan durumu onu çok üzüyordu. Bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Kaba saba giyiniyor, giydiği her elbiseyi kendisi dikiyordu. Değişmeyen tek tarafı bıkıp usanmadan yazmasıydı. "Kroyçer Sonat", "Efendi ile Uşak", "Karanlıkların Gücü", "İman nedir", "İnciler", "Kilise ve Devlet", "İtiraflarım" hep bu yılların ürünleridir. Lev Tolstoy Eserlerinde insanlığın çeşitli meselelerine değinen Tolstoy'un dünya ölçüsünde bir sanat ve fikir değeri vardır. Kendi ülkesinin toplumsal siyasal çalkantılarını, halkının yaradılışını, yaşayışını büyük bir ustalıkla yansıtmıştır. Gerçekçi edebiyatın en büyük temsilcilerinden olduğu kadar, bir filozof ve bir eğitimci olarak da ün kazanmıştı. Yukarıda sayılanların dışında "Diriliş", "Gençliğim", "Çocukluk", "Hacı Murat", "Ayaklanış", "Sergi Baba", "Tanrı Bizim İçimizdedir", "Kazaklar", "Tesadüf", "İki Süvari" gibi eserleri vardır. Lev Tolstoy 82 yaşındayken, 1910 yılında öldü. Kış ortasında evini terk ettiğinde hasta düştükten sonra, Astapovo'da tren istasyonunda zatürre'den öldü. Polis, cenazesine katılmak isteyenlere ulaşımı sınırlandırmak için çalıştı, ama binlerce köylü cenazesinde sokakları doldurdular. 82 yaşında vefat eden Lev Tolstoy birçok kez büyük sıkıntılar yaşamıştır. Marksizm'den etkilenerek oluşturduğu mülkiyet konusundaki radikal fikirleri nedeniyle bütün servetini köylülere dağıttı, her haliyle onlar gibi yaşamaya başladı. Bu sebeple ailesiyle arası açıldı. Hıristiyan anarşizmini geliştirmeye çalıştığı kitabı "tanrının egemenliği içimizdedir" kitabıyla yeni bir hristiyanlık akımı tanımlaması, Ortodoks Kilisesi tarafından aforoz edilmesine sebep oldu. Tolstoy, ömrünün son yıllarını büsbütün derbeder bir şekilde geçirdikten sonra, bir küskünlük sonucunda, evini bırakıp yollara düştü. Astapovo tren istasyonunda ölü olarak bulundu. Ölümüne zatürrenin sebep olduğu bilinmektedir. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalıştı. Eserlerinde bunu eksiksiz olarak yansıtmayı hedef edinmiş en büyük Rus yazarlarından birisi olarak edebiyat ve dünya tarihindeki yerini aldı.