ngzم

ngzم
@ugurbocuguuu
Rabbimiz! Hidayet ettikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize kendi katından bir rahmet ver. Şüphesiz ki sen, (kullarına karşılıksız veren) El-Vehhâb’sın. [Âl-i İmran-8] Sizi değil, alıntılarınızı beğeniyorum! #freepalestine
@ugurbocuguuu·
·
sabitlendi
Allahümme Amin... Hayat mottom
Ne büyük bir ilme sahibiz, ne de kusursuz bir kalbe.. Sadece önce kendimizi ıslah etmeye, sonra da size hatırlatmaya çalışanlardanız.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Seyyid Kutub
Bugün yeryüzünde isimleri Müslüman ismi, kendileri de Müslüman bir sülaleden gelen milletler vardır. Yine bir zamanlar İslam yurdu olan birtakım ülkeler vardır. Ancak bu milletler, günümüzde -bu anlamda- Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik etmedikleri gibi bu ülkeler de, bu anlamın gereği olarak günümüzde Allah'ın dinini din edinmiyorlar... İşte gerçek İslami hareketlerin bu ülkelerde bu milletlerle karşılaşırken önüne çıkan büyük zorluk budur. Bu hareketlerin karşı karşıya kaldığı en büyük zorluk; bir yandan 'Allah'tan başka ilah yoktur.' ilkesinin ve İslam'ın anlamının etrafını, diğer yandan şirk ve cahiliye anlamlarının etrafını kuşatan belirsizlik, kapalılık ve karışıklıktır. Bu hareketlerin karşı karşıya kaldığı en büyük zorluk; salih Müslümanların yolu ile suçlu müşriklerin yolunun açık açık belli olmaması, işaret ve özelliklerin karışması, isim ve sıfatların birbirine girmesi, yolların ayrılış noktasını seçemeyecek kadar bir şaşkınlığın egemen olmasıdır. İslami hareketlerin düşmanları bu gediği çok iyi bili-yorlar. Bu yüzden gediğin biraz daha genişlemesi, sorunun laçkalaşması, birbirine girip karmakarışık olması için yoğun çaba sarf etmektelerdir. Öyle ki gerçek sözü açıkça söylemek, insanı alnından ve ayaklarından bağlayan bir töhmete düşürür. 'Müslümanları tekfir ediyorlar. töhmetine... İslam ve küfür konusunda hüküm verme, bu konuda insanların örf ve geleneklerine başvurma sorununa dönüşür, Yüce Allah'ın ve Peygamber'inin -salât ve selam üzerine olsun- sözlerine değil... İşte en büyük zorluk budur. Bu, her nesilden Allah davasının taraftarlarının aşması zorunlu olan bir engeldir. İnsanları Allah'ın yoluna davet edenler, gerçek ve kesin sözü söyleme konusunda uzlaşmaya, yağcılığa yeltenmemelidir. İçlerinde bir korku ve endişe duymamalıdır.
Sayfa 133·Kitabı okuyor
Alıntı
Seyyid Kutub
İslam'ın; şirkle, putperestlikle, Allah tanımazlıkla, semavi bir temele dayanmakla beraber beşerî tahrifatların değiştirip bozduğu tahrif olmuş dinle karşılaştığı sıralarda... Evet, İslam'ın bu gruplar ve akımlarla karşılaştığı sıralarda salih müminlerin yolu ile kâfir ve suçlu müşriklerin yolu açık açık gözler önündeydi. Birbirlerine karışmalarına imkân yoktu. Ancak bugün için gerçek İslami hareketlerin karşı karşıya kaldığı sorun, bunlardan hiçbiri değildir. Sorun, Müslüman sülalelerden gelen milletlerin, Allah'ın dininin egemen olduğu ve onun şeriatının hükmettiği zamanlarda İslam yurdu olan ülkelerin varlığında somutlaşmaktadır. Sonra bu ülkeler ve milletler gerçek İslam'ı hayattan uzaklaştırıp isim olarak ilan ediyorlar. İnanç açısından İslam'ı din olarak benimsediklerini sanmalarına rağmen inanç ve realite olarak İslam'ın prensiplerini inkâr ediyorlar. Çünkü İslam, Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik etmektir. Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik ise Yüce Allah'ın tek başına evrenin yaratıcısı olduğuna ve orada dilediği gibi tasarrufta bulunduğuna, kulların ibadet kastı taşıyan davranışlarını ve hayatla ilgili eylemlerini sadece O'na sunacaklarına, kulların yasalarını sadece O'ndan edineceklerine, hayatlarına ilişkin konularda tek başına O'nun hükümlerine boyun eğeceklerine inanmakta somutlaşmaktadır. Kim -bu anlamda- Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik etmezse hiçbir zaman şehadet getirmemiş ve İslam'a girmemiş demektir. Adı, lakabı ve soyu ne olursa olsun... Hangi bölgede -bu anlamda- Allah'tan başka ilah bulunmadığına şahitlik etme gerçeği gerçekleşmezse o bölge hiçbir zaman Allah'ın dinini din edinmemiş ve asla İslam'a girmemiş demektir.
Sayfa 132·Kitabı okuyor
Alıntı
Şu bir gerçektir ki; tekfir şer'i bir hükümdür. Şer'i hükümleri koyma hakkı da Allah'ındır. Bizler Allah'ın (cc) verdiği tüm hükümlere kayıtsız şartsız iman edip teslim olunca mümin/Müslim oluruz: "Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resûl'üne davet edilen müminlerin sözü: 'İşittik ve itaat ettik. demeleridir. İşte bunlar, kurtuluşa erenlerin ta kendileridir." "Allah ve Resûl'ü bir şeye hükmettiğinde, mümin erkek ve mümin kadının o işlerinde seçim hakları yoktur. Kim de Allah'a ve Resûl'üne isyan ederse, muhakkak ki apaçık bir sapıklıkla sapmıştır." Bu konuda Allah (cc), kesin ve kat'i yargısını vermiştir: O'nun indirdikleriyle hükmetmeyen, O'nun yolundan alıkoyan, insanları kendilerine ibadete çağıran tağutların küfrüne hükmetmiştir.
Sayfa 127·Kitabı okuyor
Alıntı
Tekfir konusu
Rabbimiz, Ehl-i Kitab'ı İslam'a davet ettiğinde onları dört asla çağırmıştır. Bunlardan biri de yüz çevirenleri tekfir ederek İslam kimliğini ortaya koymaktır: "De ki: 'Ey Ehl-i Kitap! Gelin sizinle bizim aramızda ortak bir kelimede buluşalım: Yalnızca Allah'a ibadet edelim, hiçbir şeyi O'na ortak koşmayalım, (Allah'ı bırakıp da) birbirimizi Allah'ın dışında rabler edinmeyelim. Şayet yüz çevirirlerse deyin ki: 'Şahit olun ki biz Müslimlerdeniz/şirki terk ederek tevhidle Allah'a yönelen kullardanız." Allah (cc) ortak kelime için dört asıl zikretmiştir: Yalnızca Allah'a ibadet etmek, hiçbir şeyi O'na ortak koşmamak, insanların birbirini rabb edinmemesi ve bu ilkelerden yüz çevirenlere "Şahit olun ki biz Müslimlerdeniz..." demek. "Ben Müslimim." demek, yüz çevirenin böyle olmadığını ilan etmektir. Hiç şüphesiz tağut, bu ilkelerin tümünden yüz çevirmiştir. İnsanları kendisine ibadet etmeye ve rabb edinmeye davet etmiştir. Ortak kelimenin gereği olarak İslam kimliğiyle karşısına çıkılması gereken ilk kişi de tağuttur.
Sayfa 126·Kitabı okuyor
Alıntı