Adı:
Kızıl
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954539
Orijinal adı:
Scharlach
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar.
72 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Zweig’ın 1908 yılında yazdığı ve gençlik dönemi eserlerinden olan Kızıl, kimlik bunalımı içinde olan, hayatına yön vermeye / anlam katmaya çalışan 18 yaşındaki bir tıp öğrencisinin kısa hayatını işliyor.

Zweig hikayelerinde karakterlerin iç dünyalarını göz önüne sermeyi, ruhsal betimler yapmayı çok iyi başarıyor. Bana göre bunun en büyük nedeni kendi ruhsal durumunu yansıtıyor oluşu.

Yoğun duygulara şahit olacak ve şaşıracaksınız.

İyi okumalar
72 syf.
·1 günde·10/10
Çocukluk hayallerini süsleyen Viyana'da tıp okuyan Berger'in Viyana'da yalnız kalışı, arkadaş bulamaması ve derslerinden geri kalışını konu alıyor. Kızıla yakalan bir kız onu tekrar hayata döndürüp, hayatına mal oluyor. Sindire sindire okuyun çabucak bitiyor sonra :(

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
72 syf.
·1 günde·8/10
Kitapta Viyanaya okumak için giden Berger adındaki gencin yalnızlığı, içine kapanıklığı ve utangaçlığı anlatılıyor. Kendini güçsüz ve aciz hissederken derslerini de aksatıyor ve üniveristeyi bırakıyor. Büyük bir iç sıkıntıyla günlerini geçirirken kızıl hastalığına yakalanmış 13 yaşındaki bir genç kızla tanışıyor ve hayatını değiştireceğine yemin ediyor. Genç kızın da varlığıyla tam bir şeyler düzelmeye başlamışken Berger'in kızıl hastalığına yakalandığı görülüyor...
Stefan Zweig kitaplarını hep severek okumuşumdur . Bu kitap da akıcı konusuyla birkaç saatte kolaylıkla bitirilebilir. Okumanızı tavsiye ederim. :))))
72 syf.
·10/10
Merhabalar Kızıl kitabını okuyunca altı yıllık üniversite serüvenim aklıma geldi.Küçük memleketimden Gaziantep’e gelince Berger gibi bende hayallerimi süsleyen üniversiteyi görme ve okuma heyacanı içinde gittim.Gerçekten okula başlamadan önceki Berger gibi bende içine kapanık dışarıya nerdeyse hiç çıkmamış biriydim.Okulda seneler geçtikçe bende farklı çehreler ve tek bir çehrenin de farklı farklı maskeler kullandığını gördüm.İlk geldiğim günlerimden hiç bir eser almamıştı.Dönem 4 de staja başlamıştım pediatri stajında kawasaki hastalığına yakalanmış bir çocukla tanıştım.Kawasaki hastalığı da nerdeyse kızıl gibi belirtiler gösteren bir hastalıktı.Kawasaki hastalığında genelde nadir ölümlere neden oluyordu çocuğun ailesi hastalığın son evrelerinde getirebilmişlerdi.Ama gerçekten çok geçti deri döküntüleri yüksek ateş dolayısıyla beyinde hasarlar oluşmuş ishalden dolayı kilo kaybı derken kalp komplikasyonundan dolayı hayatını kaybetti benim için çok farklı bir şey olmuştu hayatımda ilk defa birinin hayatının kaybetmesine şahit olmuştum.Kitabı okumanızı tavsiye ederim iyi okumalar dilerim sağlıcakla kalın
72 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10·
Zweig' ı nasıl bilirdiniz?
İyi bilirdik.
İyi de zaten, o konuda hemfikiriz. Öykülerindeki karakterler histerik iç konuşmalarıyla ünlüdür. Çoğu zaman dışa vuramadığımız, ruhumuzun karanlık ve derin yerlerindeki; küçük harflerle büyük yaralar açan kelimeleri sayfalara döker Zweig. Ve bizler okuyucu olarak bunları okur, kendi yansımamızı görürüz sayfalarda ve özdeşim kurarız O'nunla. Netice itibarıyla da Zweig en çok okunan yazar olur.

Kapağında Zweig' a ait emareler olmasa, Zweig okuyanlar bu kitabın ona ait olduğunu anlar. Beni rahatsız eden sadece bir konu var ki bir okuyucu olarak asla affedemeyeceğim bir durum. Pedofili...

Hikayede asosyal bir tipleme var. Hayatında eli kadın eline değmemiş fakat içten içe dürtüleriyle tanışmak isteyen bir tıp öğrencisi var. Spoiler bu kadar yeterli olacak sizler için. Hikayenin sonunda 13 yaşındaki bir kızın dudaklarından öpüyor (hissi bir öpücük.) Rahatsız olmam için yeterliydi bu kadarı.

Şimdi geçenlerde bi tane herifin biri çıktı (Zümrüt apartmanı.)Baya gündem olmuştu. Küçük çocuğa deyim yerindeyse tecavüz etmeyi hayal eden, aklında bunu canlandıran ve yanlış hatırlamıyorsam bunu uygulayan bir karakteri anlatıyordu. Baya baya edebiyat camiasını ikiye böldü. Bir grup "canım adam sanat yapıyor, sanatta sınır yoktur" u savunurken bir grup da "pedofili içerik" i etik ve ahlaklı bulmadı. Ben ikinci kısımdayım. Tabi ki gerekçem var. Şöyle ki,

Bir yazar kesinlikle pedofiliyi içerik olarak temel alabilir. Fakat bizler içeriği oluştururken tecavüzcünün değil kurbanın bakış açısını temele almalıyız. Zaten öteki türlüsü psikaytrinin alanıdır. O da edebiyat olmaktan çıkar. Yani tıbbi bir makalede ya da kitapta tecavüzcünün bakış açısını, hislerini, kısacası davranımlarını tanımlayabilirsiniz. Edebiyatta bunu yapamazsınız.

Son olarak bir eleştiri yaparken, eleştirdiğiniz şeyin hangi tarihi dönemde ortaya çıktığını dikkate almak zorundasınızdır. Benim burda Zweig' a lafım yok. Hala benim için en değerli yazarlardandır. Zira o dönemlerde 13 yaş evlenmek için çok tercih edilmese de kabul edilebilir bir yaştı. Fakat artık bu bir hastalık olarak tanımlanıyor. Ve ben günümüz koşullarına göre rahatsızlık duyuyorum. Şikayetim tamamen pedofilinin altını çizmek ve artık neyin sanat olmadığını bir nebze olsun aktarabilmek (sinema dahil-matilda.)

Kitabı tavsiye ediyorum. En azından çocuklarınızdan uzak tutmanız şartıyla.

~~Kitapla kalınız~~
72 syf.
·4 günde·10/10
"Kendimi perişan hissediyorum,hasta gibiyim,sakat gibiyim,çünkü herkesten çok farklıyım,gitgide daha kötü,daha değersiz,daha gereksiz olduğumu gözyaşları içinde hissediyorum,ben..."

Viyana'ya giden delikanlı bir tıp öğrencisi alışamadığı büyük kentin gerçekliğe uyum sağlama ve yaşayışlara karşı adım atma süreci anlatılıyor.

İçinde kalan "çocuksu" duygusuyla, girdiği bunalımlar genci tıp eğitim sürecinden vazgeçme aşamasına getirir.O zamanlarda kızıl hastalığına yakalanan ve yardıma ihtiyaç duyan kız çocuğu genci tekrar hayata geri çevirir...
Bu yaptığı yardım ile kızıl hastalığına kendisi yakalanır ve kendini hayata bırakır...

Stefan eserlerinden bu kitap bende ayrı bir yeri oldu diyebilirim.Yalnızlık,utanç,çocuksu davranışlar...Bunlarla baş etmek zor...Okurken bir an gencin yerine kendi hayatımı okuyorum sandım,hayata yeni adımlar atarken ki korktuğum olaylar hepsi bir bir beni cezbeder hale geldi...
Çabuk bitmesin diye yavaş yavaş okudum çünkü olaylar da o kadar kendinizi kaptırıp aklınızda ilişkilendiriyorsunuz ki sayfaların hızını fark edemiyorsunuz...Betimlemeler,iç dünyayı gözler önünde düşünmek çok iyi kurguyu gösteriyor...Yoğun duyguların ön planda oluşu daha iyi sonuçlar elde ettiriyor...

Tek kelimeyle çok güzel bir eser...Kesinlikle okunması gerekiyor.

Keyifli okumalar dilerim.
72 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Bir Zweig hayranı olarak, geçtiğimiz ay İş Bankası tarafından Türkçe'ye kazandırılmış ''Kızıl''ı okumamak elbette olmazdı. Ve hazır bugün zamanım varken okuyup bitireyim dedim. İyi ki de okumuşum dedirten de bir etki bıraktı üzerimde.

Kitabın kısaca konusuna değinmek gerekirse, kitap 17 yaşında bir gencin, Berger'in, tıp fakültesinde okumak için Viyana'ya gelmesiyle başlıyor. Peki bu Berger nasıl biri derseniz söyleyeyim; kendisini ezik, güçsüz ve değersiz hisseden biri kendince. Memlekette, taşrada arkadaşları, Viyana/ Josefsdat'ta ucuz oda bulabileceğini söylüyorlar Berger'e. Ve Berger de Viyana'ya geldiğinde Josefstadt'ta bir ev tutuyor. Bu evde Berger'in iki komşusu var. Birincisi ev sahibi, yoksulluk içinde yaşayan ve Mizzi adında 13 yaşında kızı olan zavallı bir kadın, ikincisi ise Schramek adında çete işleriyle ilgilenen, kaba saba tipli hukuk okuyan bir üniverste öğrencisi. Berger ise belirttiğim gibi bir tıp fakültesi öğrencisi. Schramek ile tanışma sürecinde, yine belirttiğim gibi kendisini hem Schramek hem de diğer tüm insanlar karşısında ezik, değersiz ve güçsüz biri olarak görüyor. Onlar gibi kadınlara yaklaşamadığını anlıyor. Ve kendini bir anlamda soyutlanmış hissediyor. Yalnızlık duygusunu yaşıyor çokça.

Ama kitabın sonlarına geldiğinizde ev sahibinin 13 yaşındaki kızı Mizzi'nin kızıl denilen ölümcül bir hastalığıa yakalanmış olduğunu öğreniyor. Ve kendini sorguluyor o an. Sadece kendini düşündüğünü, yanıbaşında ölen bu küçük kızcağaza herkese kayıtsız kaldığını anlıyor. Kendisinden çok utanıyor ve bir nevi olsun, o kıza karşı borcunu ödemek için gece gündüz onunla ilgileniyor. Onu kardeşi ile özdeşleştiriyor. Ona baktığında kardeşini hissediyor. Onunla vakit geçirirken yalnızlık diye bir şey hissetmiyor. Kız da öyle. Ve birbirlerine aşık olduklarını hissediyorlar.

Yalnız kitabın en son olayla birlikte çok kötü bir sonla bitiyor. Onu söylemeyeceğim. Mutlaka okumanızı tavsiye ediyorum. Çok güzel cümleleri, durum değerlendirmeleri vardı. Mutlaka Zweig'i tanımalısınız ve bu kitabını da mutlaka okumalısınız.

Alıntılar:
''Ölüm bitişikte bir kız çocuğunu pençesine almaya çalışırken, o hayvan gibi uyumuştu ve bu durumda nasıl olur da başkalarından güven bekleyebilirdi.''

''Berger'in içinde şiddetli bir duygu kabarmaya başlamıştı. İlk kez bir insana yardım edebileceğini hissetmiş, ilk kez mutluluk içinde mesleğinin parıltısını duyumsamıştı.''

''Bundan sonraki yaşamının istikametini o an açıkça gördü: Faal ve yararlı olmalıydı, o zaman insanlar onu fark eder, o da bir daha hiç yalnız kalmazdı.''

İyi akşamlar =)))
72 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
18 yaşına yeni giren ve üniversite eğitimi almak için taşradan Viyana’ya gelen bir gencin hikayesi.
Yaşıtlarından her zaman daha küçük gösteren, sıska, çelimsiz, utangaç bir genç Berger.
Viyana’da bir oda tutuyor ve orada hukuk okuyan bir öğrenci ile tanışıyor, Schramek. Bu kişi Berger’in tam aksine güçlü, iri yapılı, kaslı, özgüvenli ve tecrübeli bir adam. Berger, Schramek gibi olmak isteyip olamadığı için de bu adama karşı hayranlık ve saygı duyuyor.
Sonrasında Schramek’in kız arkadaşı Karla ile ilginç deneyimler yaşıyor.

Ona Çocuk diye hitap ediyorlar, bu ezikliğini sürekli yüzüne vuruyorlar.

Berger gün geçtikçe her şeye karşı ilgisini yitiriyor, daha da mutsuz oluyor, okula gitmeyi de bırakıyor.

Tam bu noktada ummadığı bir şeyle karşılaşıyor. Bundan sonrasında Umut ve Hüzün bir arada.

Çok beğendim bu kitabı. Zweig’ın bir çok kitabını okudum ama bunu ayrı bir sevdim. Stefan Zweig Kızıl
72 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Kurduğu her cümleyle yüreğimize dokunmayı başaran yazar Stefan Zweig, “Kızıl” eseriyle de bizi her daim olduğu gibi eserin yoğun dünyasına çekmeyi başardı.Hikayenin tamamı Zweig’ın doğup büyüdüğü Viyana’da geçiyor. Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisi Berger'in büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama, yetişkinliğe adım atma sürecini ve bu gencin psikolojik süreçlerini anlatır.
Kızıl, bazen insan kendi yaralarını sarmak isterken daha derin yaralar açabileceğini ve aslında her an ölümle burun buruna yaşadığımızı kanıtlar nitelikte bir eser. Ve yine hüzünle,ölümle beklemedik sonuçlarla bırakmış Zweıg. Ah Zweig ah...
72 syf.
·4 günde·Puan vermedi
KENDİNİ KAYBEDİŞ ,BULUŞ VE TEKRAR KAYBEDİŞ HİKAYESİ

Zweig'ın ilk eserlerinden olduğunu öğrenince bir acemilik bekledim ama yoktu.Her zamanki gibi sürükleyiciliği ve psikolojik betimlemeleri harika. .
 
Tasvirlerine hayranım Zweig'ın... 

Evinden çok uzakta, tek başına hayata tutunmaya çalışan bir tıp öğrencisinin, kaybolmuşluk, hiçlilik ,itilmişlik gibi duygularından bahsediyor kitap.


Tek kusuru çabuk bitmesi..diyemeyeceğim, çünkü kitapta hoşuma gitmeyen bir bölüm vardı. Ateşler içinde yanan kendisinden /sözde / kardeşim diye bahsettiği küçük kızın dudağından öpmesi biraz midemi bulandırdı açıkçası.

Yine de güzel bir kitap tavsiye ederim , Zweg sonuçta,
"o kadarı kadı kızında da" olur deyip bitiriyorum..
keyifli okumalar.. :)
72 syf.
·2 günde
Zweig okumayalı epey olmuştu, özlemişim. Kitaplığımda birkaç eseri daha var okumadığım ama elim Kızıl’a gitti. Bir çırpıda okuyacağınız, kelimelerin sizi alıp götürdüğü bir eseri yine. En sevdiğim kitapları arasına Kızıl’ı da aldım. Bir tıp öğrencisinin ailesinden uzakta, gençliğe adım attığı günlerine tanık oluyoruz. Ben çok belirgin bir şekilde id, ego ve süperego kavramları üzerinden hikayeyi işlediğini farkettim. İçgüdüleri, hayatta kalma çabası ve kendini gerçekleştirme, faydalı olma serüveni. Okumanızı tavsiye ederim.
72 syf.
50- 60 sayfalık kitaplara kocaman hayatlar
sığdıran adam Stefan Zweig
Yaptığı psikolojik tahlillerle okuyucuyu hemen etkisi altına alıyor.

Taşradan Viyana' ya tıp eğitimi almaya giden çocuksu bir gencin yalnızlığını ,kendini ispatlama çabasını ,yaşadığı ikilemi ,kente ve insanlara uyum sağlama sürecinin anlatıldığı bir novella.
Kızıl Üzdü...
Nedenini bilmiyorum ama artık hissizleştim.
Boğucu yalnızlık duygusundan kimse beni çekip çıkarmıyor.
Stefan Zweig
Sayfa 45 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
Kitaplar yalan söylememişti..

Burası, onlara ulaşamadığı için çoğu zaman kuşkuyla yaklaştığı, bütün o maceraların gerçek olduğu yerdi; yaşantı, macera, yazgı buradaydı.
Stefan Zweig
Sayfa 19 - Berger
Hiçbir şey anlamıyorum, bilmiyorum, yapmıyorum, tükeniyorum..

Binlerce insanın arasında yapayalnız olmanın ne anlama geldiğini bilemezsin.
Stefan Zweig
Sayfa 44 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım
İçinde milyonlarca yüreğin attığı şu kocaman kentte tek başınaydı.
Tek bir sözcük duymanın hasretini o an olduğu kadar hiç çekmemişti.
Stefan Zweig
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 1.Basım

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kızıl
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
72
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052954539
Orijinal adı:
Scharlach
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Zweig gençlik dönemi yapıtlarından Kızıl’da öğrenim için Viyana’ya giden genç bir tıp öğrencisinin büyük kentin gerçekliğine uyum sağlama ve yetişkinliğe adım atma sürecini anlatır. Kendini birdenbire ailesinden uzakta soğuk bir odada yapyalnız bulan bu “çocuksu” genç adam, zamanla girdiği bunalımın etkisiyle hayallerinden, başlangıçta büyük bir hevesle sarıldığı tıp eğitiminden vazgeçme noktasına gelmiştir. Tam da o günlerde kızıla yakalanan ve yardımına ihtiyaç duyan bir kız çocuğu onu hayata geri çağırır… 1908 yılına ait bu anlatı, Zweig’ın daha o zamanlar çoktan bir novella üstadı olup çıktığının kanıtıdır adeta. Üstelik, yazarın sonraki yapıtlarında sıklıkla karşılaştığımız bir temanın peşine henüz kariyerinin başındayken düştüğünü; gaddar bir dünyada varoluşunu sürdüremeyecek kadar kırılgan insanların acılarını baştan beri dert edindiğini ortaya koyar.

Kitabı okuyanlar 6,8bin okur

  • Gizem Tuna
  • moruseun
  • Buse Tuğcu
  • Cafer Barlıklı
  • İrem Cankurtaran
  • Hamit Turgut
  • Yasemin Kantar İşcan
  • İrem Öden
  • Portakal
  • fuatagram

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%21.4
25-34 Yaş
%26.2
35-44 Yaş
%31
45-54 Yaş
%16.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.4
Erkek
%35.6

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.3 (333)
9
%18 (392)
8
%27.5 (600)
7
%17.1 (372)
6
%5.6 (122)
5
%3.3 (71)
4
%0.8 (18)
3
%0.5 (10)
2
%0.4 (9)
1
%0.2 (4)

Kitabın sıralamaları