Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Pedofili içerik üzerine
8/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2020 13:57
·
Zweig' ı nasıl bilirdiniz? İyi bilirdik. İyi de zaten, o konuda hemfikiriz. Öykülerindeki karakterler histerik iç konuşmalarıyla ünlüdür. Çoğu zaman dışa vuramadığımız, ruhumuzun karanlık ve derin yerlerindeki; küçük harflerle büyük yaralar açan kelimeleri sayfalara döker Zweig. Ve bizler okuyucu olarak bunları okur, kendi yansımamızı görürüz sayfalarda ve özdeşim kurarız O'nunla. Netice itibarıyla da Zweig en çok okunan yazar olur. Kapağında Zweig' a ait emareler olmasa, Zweig okuyanlar bu kitabın ona ait olduğunu anlar. Beni rahatsız eden sadece bir konu var ki bir okuyucu olarak asla affedemeyeceğim bir durum. Pedofili... Hikayede asosyal bir tipleme var. Hayatında eli kadın eline değmemiş fakat içten içe dürtüleriyle tanışmak isteyen bir tıp öğrencisi var. Spoiler bu kadar yeterli olacak sizler için. Hikayenin sonunda 13 yaşındaki bir kızın dudaklarından öpüyor (hissi bir öpücük.) Rahatsız olmam için yeterliydi bu kadarı. Şimdi geçenlerde bi tane herifin biri çıktı (Zümrüt apartmanı.)Baya gündem olmuştu. Küçük çocuğa deyim yerindeyse tecavüz etmeyi hayal eden, aklında bunu canlandıran ve yanlış hatırlamıyorsam bunu uygulayan bir karakteri anlatıyordu. Baya baya edebiyat camiasını ikiye böldü. Bir grup "canım adam sanat yapıyor, sanatta sınır yoktur" u savunurken bir grup da "pedofili içerik" i etik ve ahlaklı bulmadı. Ben ikinci kısımdayım. Tabi ki gerekçem var. Şöyle ki, Bir yazar kesinlikle pedofiliyi içerik olarak temel alabilir. Fakat bizler içeriği oluştururken tecavüzcünün değil kurbanın bakış açısını temele almalıyız. Zaten öteki türlüsü psikaytrinin alanıdır. O da edebiyat olmaktan çıkar. Yani tıbbi bir makalede ya da kitapta tecavüzcünün bakış açısını, hislerini, kısacası davranımlarını tanımlayabilirsiniz. Edebiyatta bunu yapamazsınız. Son olarak
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Kızıl
6/10
·68 syf.··
2026 19. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 18:10
Kitabın merkezindeki karakter, dışarıdan sakin ve sıradan görünse de iç dünyasında büyük çatışmalar yaşayan, toplumun beklentisine sıkışmış bir figür. İnsanların ona dair yargıları, etrafındaki sessiz baskı ve özellikle zayıf anlarında yalnız bırakılması, karakterin ruh hâlini derinleştiriyor. Zweig, karakterin kırılgan yanlarını, hatalarını ve duygusal gelgitlerini öyle net bir şekilde yansıtıyor ki onu anlamamak mümkün olmuyor. Kendi iç hesaplaşmasıyla, gururuyla ve çaresizliğiyle verdiği mücadele, hikâyenin en etkileyici tarafı. Kızıl, insan psikolojisinin en kırılgan anlarını yakalayan, Zweig’a özgü yoğun duygularla ilerleyen kısa ama sarsıcı bir hikâye. Toplumsal baskıların, utanç duygusunun ve insanın kendi iç gerçeğiyle yüzleşmesinin nasıl ağır bir yük olabileceğini sade ama vurucu bir dille anlatıyor. Zweig, bir kişinin iç dünyasında kopan fırtınaları okura hissettirmekte yine ustalığını konuşturmuş bu kitapta. Zweig’in eserlerini genel olarak çok seviyorum; özellikle psikolojik çözümlemeleri beni hep içine çekiyor. Kızıl da akıcı, sade ve yoğun bir anlatıma sahip. Zweig’in insan ruhunu çözümleyen o keskin kalemini sevenler için mutlaka okunmalı diye düşünüyorum. Kitap puanlaması 6/10
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Puan vermedi·72 syf.··
2023 36. kitabı
Kızıl Üniversiteyi yeni kazanmış tıp öğrencisi Berger, Londra'da memurluk yapan kocasını kaybetmiş bir kadından, oda kiralar, oraya yerleşir. Tam eşyalarını yerleştiriyorken birden kapı çalar, genç, iri yapılı bir adam içeri girer. Kendini, "Ben Avukat Schramek" diye tanıtır. Berger ise bir karşısındaki gence bakar, bir de kendisine.. O kadar birbirlerinden farklılardır ki.. Schramek; güçlü, kuvvetli, özgüvenli iken, Berger; çekingen, içine kapanık, çelimsiz çocuksu yapıdadır. Kısa bir dalgınlığın ardından kendine gelen Berger de tokalaşmak için elini uzatır. "Memnun oldum, ben de Berger" der. Nitekim yazar, özünde bu iki karakter aracılığıyla.. Gençlik bunalımlarını, gençlerin yaşadığı çatışmaları, ben merkezci ve karşı cinse beslenen duyguları, arzuları, gençlerin dış görünüşlerine verdiği değeri, okuyucuya anlatmaya çalışmış. Bana kalırsa gayet  başarılı da olmuş. Okumanız Dileğiyle .. Keyifli Okumalar Diliyorum, Değerli Dostlar .. ๑ ◕‿◕ ๑ Gizemli okur
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
9/10
·68 syf.··
2024 32. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 11 Eylül 2024 20:00
Kendini arayan, kendini bulmaya çalışan bit tıp öğrencisinin hikâyesi… Berger henüz 17 yaşında olmasına rağmen yaşadığı özgüven sorunundan dolayı kendini topluma kabul ettirme çabası içerisindedir. İçerisinde bulunduğu bu çocuksu sancılı süreçten kurtulmak için çözümü çevresindeki insanlarda arar. Komşusu olan Schramek, karakter olarak Berger’in olmak istediği bir karakterdir ve hukuk öğrencisidir. Schramek’in kız arkadaşı olan Karla ise Berger ile tanıştıktan sonra Berger’in kişisel yapısı hakkında sürekli dalga geçer haldedir. Kitapta henüz açılmamış bir gül gibi diye tasvir edeceğimiz Berger’in saflığının ve temiz dünyasının, üniversiteyi kazandıktan sonra yaşadıkları üzerine çevresine karşı güvensizliği anlattığı sırada tam her şey bitti derken ev sahibinin kızının yaşadığı kızıl hastalığı bambaşka bir yol açıyor Berger’in hayatına. Kızı tedavi ederken aralarında geçen sohbet Berger’in insanlara ve aşka olan güvenini tekrardan tazeliyor. Ama gel gelelim kızıl hastalığı Berger’in de hayatına musallat oluyor. Gençlerin kolay atlatabildiği ama yaşı ilerlemiş insanların ölümle sonuçlanan bu hastalığı acaba Berger yenebilecek mi? Özetleyecek olursak çevrenizdeki insanlar sizi vezir de eder, rezil de eder… Bu sebeple çevrenizdeki insanları seçerken, bu insanlar benim şahsıma ve kişisel hayatıma nasıl bir etki yapabilir diyerek iyice bir süzgeçten geçirmeyi unutmayın. Keyifli okumalar dilerim…
Edebiyat
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Kızıl... Ölüm...
8/10
·68 syf.·
2024 27. kitabı
Dikkat Spoiler İçerir!!! Stefan Zweig'ın yazmış olduğu 'Kızıl' kitabında, yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi yine psikolojik sıkıntılar yaşayan bir karakter üzerinde duruluyor. Berger hayatı boyunca kendini güçsüz, zavallı, dışlanmış, acınası bir çocuk gibi gören bir genç bir adam. Tıp eğitimi almak üzere tek başına Viyanada yaşmaya başlıyor. Başlarda arkadaş edinmeye çalışıp, kendini kanıtlamaya çalışıyor ancak yeni çevresine bir türlü uyum sağlayamıyor ve zamanla bunalıma giriyor. Okuldan tamamen kopan genç adam, sadece çevresindeki insanları inceleyip, yalnız takılmaya başlıyor. Bir gün ev sahibinin küçük kızının 'kızıl' hastalığına yakalandığını öğreniyor ve bu durum ona umulmadık bir anda 'yaşamının yitirdiği anlamını ve hedefini bulmasını' sağlıyor. (Eğitimine devam edip, doktor olmak ve insanlara yardım edebilmek istiyor). Küçük kız iyileşmeye başlarken, kıza karşı duygularıda oluşuyor (burası biraz rahatsız ediciydi kız 13 yaşında!). Kız iyileşti, Berger eğitimine geri dönecek, mutlu olacak derken; 'kızıl/ölüm' yeni başlayan bir yaşamı bitiriyor... Yazarın tarzını artık bildiğim için bu son beni hiiiç şaşırtmadı. Kitapta Berger karakterin duyguları, düşünceleri, psikolojisi çoook iyi yansıtılmıştı bence. Yazarın diğer eserleri gibi bu kitapta çok kısaydı, hemen bitti, okurken hiç sıkılmadım. Kitabı okuyup okumamak size kalmış. Herkese keyifli okumalar... ---- Yaşamın elverişsiz ve zayıf olan her şeyi yok ettiğini öğrenmemiş miydi? Yaşam ona da eşit davranır ve onu sakınmazdı. ----
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
5/10
·72 syf.·
2023 9. kitabı
Bazen hayal kurduğumuz şey gerçekleşince istediğimiz gibi bir doyuma ulaşamayabiliriz. Hatta bazı kişiler tam tersine tepki vererek hayal kırıklığı yaşarlar. Tıp öğrencisi olan Berger tam da böyle bir dönemden geçiyor. Gerçi yaşının verdiği de bir durum söz konusu olabilir daha 18 yaşında ve birden bire kendini başka bir şehirde yalnız başına buluyor. Her şey ufak da olsa tetiklemiş. Berger tam ergen bir insanın sergileyeceği tavırları sergiliyor;ona göre düşünüyor,ona göre hareket ediyor,hatta hayalini bile ona göre kuruyor. Fakat bir süre sonra bu da onu tatmin etmiyor ve bırakıyor. Hayatta hiç beklemediğimiz şeyler olabilir. Bazen istediğimiz şeyler zamanında olmaz bazen de olmasını istediğimiz şeyler olur ama o sırada her şey için çok geçtir. Berger için tam da böyle bir durum oluyor. Berger karakterini sevdiğimi söyleyemem çünkü ne istediğini bilmeyen,yalnız olmamak adına her şeyi yapan,ne istediğini söylemeyen ama karşıdaki kisi anlamıyor diye öfke besleyen bir karakter.18 yaşında lakin 13 yaşındaki bir kızı öpmesi (kızın da rızası var tabi) bana pek doğru gelmedi. Söyle de bir durum var tabii ki o zamana göre bu normal bir durum olabilir. Bizim zamanımıza göre bu durum çok normal değilken belki bu durum gelecekte daha başka şekillerde karşılanabilir. Yine de okurken bu durumun beni rahatsız ettiği gerçeğini değiştirmiyor. Stefan Zweig'in kitaplarını okumayı gerçekten seviyorum. Karakter analizleri gerçekten çok etkileyici. Bu kadar kısa sayfa sayılarına rağmen her seferinde güzel mesajlar veren, derin anlamlara sahip olan kitaplar yazabilmeyi beceriyor.
Duygu ve Düşünce
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Kızıl
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 68. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2024 07:22
Kızıl kitabı Stefan Zweig 'ın gençlik dönemi eserlerinden. Günümüzde de hâlâ benzer hikâyelere rastlayabileceğimiz, realizm akımının hâkim olduğu bir kurgu. Stefan Zweig 'ın olduğu yerde gözlem olmazsa olmaz elbette ama tamamen gözlemden oluşan bir eser değil bu sefer. Diyaloglar ile desteklenmiş bir kurgu karşımıza çıkıyor. Tanrısal bakış açısıyla yazılmış Kızıl kitabı. Konusuna gelirsek baş karakterimiz Bertold Berger'in henüz 18 yaşında,tıp fakültesi okumak için Viyana'ya gelmesiyle başlıyor. Birçoğumuz yaşamışızdır,bilmediğin bir il,kalacak yer bulma kaygısı, kimseyi tanımama, insanı yalnızlık hissine sürükler. Elbette herkes için geçerli değildir bu. Daha dışa dönük,özgüvenli, herşeye çok fazla takılmayan insanlar bu hissin üstünde durmazlar çok fazla. Berger'in yalnızlık hissinin yanı sıra, ergenlikten yetişkinliğe adım atma dönemi olması, çekingen bir yapıda olması,kendisine arkadaş olarak seçtiği Schramek'ten yeterli desteği görememesi,kadınlara karşı duygularını yönetememesi,bunların farkında olup üstesinden gelememesi,çaresizlik duygusu, yaşadıklarını kimseyle paylaşamaması Stefan Zweig 'ın karakterin iç dünyası gözlemiyle bize aktarılıyor. Bütün bunları yaşaması ve baş edememesi ile herşeyi bitirme noktasına gelen Berger'in, üstesinden gelebilecek bir hedef ile karşılaşmasıyla başlar yeni hayatı. Yeni hayatı başlıyor ya da başlamıyor ve sonrasında ne oluyor bunu okumak isteyenlerin merakına bırakalım. :) Bu kitabı okurken,aklıma çocuk eğitimi geldi. Kitabın kurgusunda Berger'in ebeveynlerinden,onu nasıl yetiştirdiklerinden pek bahsedilmiyor. Berger sanki fanusta büyümüş gibi. O kadar sarsılıyor ki yalnızlık,çaresizlik,duygu yönetememe durumundan . Büyürken hiç kırılmamış, zorluklardan geçmemiş,hayatla ilgili sorumluluk verilmemiş gibi. Yaşam yolunda aslında
Öykü
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
Kızıl
7/10
·68 syf.··
2025 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 00:00
18 yaşındaki, tıp öğrencisi Bertold Berger, ailesinden ve arkadaşlarından ayrılarak Viyana'ya okumaya gider. İşte bu öyküde de Bertold Berger'in Viyana’da yaşadığı yalnızlık, yabancılaşma ve umut arayışıyla verdiği içsel mücadele anlatılıyor.  Berger, Schramek adında sosyalleşmiş ve  kendine biraz daha emin bir arkadaşıyla bağlantı kuruyor. Schramek’in hayatına dair yönleri keşfederken, aynı zamanda kendi içindeki çekingenliği ve güvensizliğini de sorguluyor. Özellikle Berger’in, Schramek’in evinde tanıştığı Karla ile kurduğu bağ ve “kızıl hastalığı” taşıyan genç kızla ilişkisi, onun dünyasında hem bir umut ışığı hem de bir sorumluluk duygusu yaratıyor. Zweig, Berger’in kalp çarpıntılarını, tedirginliğini, o gençlik heyecanını öyle incelikle aktarıyor ki, okuyucu ister istemez Berger’in yanına oturup onunla birlikte düşünüyor gibi hissediyor... Kitap tam bir Zweig klasiği... Stefan Zweig yine insan ruhunun en ince yerlerine dokunmayı başarıyor. Yani kitabın yazarını bilmeden okursanız, içinizden, "bu kitabın yazarı kesin Stefan Zweig'dır" dersiniz. Kitabın anlatımı çok içten ve melankolik; kitabı beğendim ama yazarın diğer kitaplarının yanında sanki biraz zayıf kalmış gibi geldi bana... Yine de kitap kötü değil; aksine, sıkılmadan okunacak bir kitap. (Bu arada kitapla ilgili beni rahatsız eden bir şey oldu ama spoiler olur mu olmaz mı bilemediğim için yazmak istemedim.)
Alıntı
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
9/10
·68 syf.··
Beğendi
·
2024 109. kitabı
·
Stefan Zweig’in psikolojik tahlillerle dolu kısa bir hikâyesidir. Hikâyede Stefano adlı genç bir adamın, bir cinayete tanık olduktan sonra yaşadığı derin suçluluk duygusu, korku, iç hesaplaşma ve vicdani çöküş anlatılır. Stefano, küçük bir kasabada yaşayan, içine kapanık ve sakin bir gençtir. Bir gün bir yürüyüş sırasında, bir adamın bir başkasını öldürdüğüne tanık olur. Katil, Stefano’yu fark eder ve ona tehditkâr bir bakış atar. Bu bakış Stefano’nun zihninde adeta kızıl bir leke gibi yer eder ve onu ölüm korkusuna sürükler. Olaydan sonra Stefano’nın ruh hâli hızla bozulur: Polise gidemez, çünkü katilin onu bulup öldüreceğine inanır. Sürekli kâbuslar görür, sokakta her gölgeyi katil sanır. Ailesi ve çevresi onun tuhaf davranışlarını fark eder ama Stefano ne olduğunu kimseye anlatamaz. Katilin her an ortaya çıkacağı düşüncesi, Stefano’nun hayatını bütünüyle zehir eder. Kaygı ve korkunun insan ruhunun üzerinden nasıl ezip geçtiğini muhteşem edebi bir dille yazmıştır zweıg. Okumanızı öneririm.
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma
"Madem ben henüz dışarı çıkamıyorum, bari bahar içeri gelsin."
7/10
·68 syf.··
2023 36. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 22 Ekim 2023 22:45
Stefan Zweig , eserlerinde sıklıkla ele aldığı kırılgan, hassas ve narin insanları ilk olarak işlediği romanı "Kızıl". Kızıl hem varoluşsal sıkıntılar çeken, hassas ve kırılgan karakterinin oluşumunun başladığı yer hem de kendisinin gençlik dönemi yapıtlarından birisidir. Konusu itibariyle de aslında yazar karakteri hakkında oldukça bilgi vermektedir. Kısa hikayesinde yazar, taşrada yaşamını sürdürmüş olan ancak tıp okumak için Viyana'ya gelen Berger'i ele alıyor. Berger daha 17 yaşında ve bu yaşına kadar sadece kendi küçük dünyasında yaşamış, ilk kez sevdiklerinden ayrılmış bir karakter. Viyana ise hem büyüklüğü hem de içerisindeki insan çeşitliliği ile gözüne gaddar ve acımasız gelir.  Hikaye her ne kadar yazarın gençlik dönemi eserlerinden olsa da ben doğru zamanda okuduğumu düşünüyorum. Karakter gelişimini görmek bir yana aslında yazarın derdini, anlatmak istediği sorunu, durumu daha iyi anladığımı düşünüyorum.  Berger büyük şehre uyum sağlamak konusunda büyük bir sıkıntı yaşar. Arkadaş edinir ancak karakteri ve fiziksel özellikleri bakımından kimse tarafından ciddiye alınmaz "çocuk" olarak kabul görür. Zweig özellikle Berger üzerinden taşradan büyük şehre göç eden kişilerin yaşadığı ikilemi bu kısa hikayesinde güzel ele almış. Türkiye de, aslında taşradan büyük şehre göç konusuna yabancı değil. Dolayısıyla hayal kırıklığı, çaresizlik, korku, güvensizlik, uyum sağlama çabası ve tabiri caizse kalabalıklar içerisindeki yalnızlık duygusu zaman zaman kendinizden izler bulacağınız duygular olmaktadır.  Kitabı okurken çoğunlukla hüzünlendim. Yaşadığı gelgit, o çaresizlik gerçekten çok zordu. Bilhassa da var olmaya çalışmak, uyum sağlamak için yaşadığı bocalama... Belki büyük bir çoğunluğumuz büyük şehirlerde büyüdük, okuduk ancak insanın bu duyguları yaşaması için illa
Edebiyat
KızılStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202236,9bin okunma

Yazar Hakkında

Stefan ZweigYazar · 187 kitap
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi. Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır. 1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.