Korku

8,7/10  (513 Oy) · 
1.132 okunma  · 
452 beğeni  · 
4.301 gösterim
Rahat ve korunaklı bir yaşam süren saygın bir kadın, sekiz yıllık evliliğinden sıkılmış, burjuva dünyasının kozasından çıkarak kendini genç bir piyanistin kollarına atmıştır. Ancak bu gizli ilişkiden haberdar olan bir şantajcının ansızın zuhur etmesiyle, hayatında yeni farkına vardığı bütün güzellikleri yitirme tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve kahredici bir korkunun pençesine düşer. Korku insanı bilinçdışına itilmiş utanç verici deneyimlerden, bastırılmış pişmanlıklardan özgürleştirebilecek güçte bir yapıt.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    80
  • ISBN:
    9786053325017
  • Orijinal Adı:
    Angst
  • Çeviri:
    İlknur İgan
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
16 Tem 22:14 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

Fobofobi. Korkmaktan korkmak. Sınırsız bir korku döngüsü içinde kalmak. Belki de neden korkacağını bilememenin verdiği bir korku girdabı.

Çağımızda herkes için bir korku çeşidi var. Bunun içinde yerfıstığı ezmesinin, yerken, damağa yapışmasından duyulan korku çeşidi olarak arakibutirofobi, sakaldan ya da sakallı kişilerden korkmanın çeşidi olarak pogonofobi ya da güzel kadınlardan korkmanın çeşidi olarak venüstrafobi gibi korku çeşitleri de var. Fakat Zweig'ı bilirsiniz. Etiketlendirmelerle vakit kaybetmez bizim Zweig. İnsanın içinde olup biten buhranları en kesif bir şekilde ne yapar ne eder ama anlatmasını bilir.

Sahi neyden korkmuyoruz ki biz artık? Her gün korkacağımız yeni şeyler çıkıyor karşımıza. Korkunun bir süreç olduğunu bildiğimizden ötürü de sonucun soru işaretleriyle dolu olması bizi daha da alt ediyor çoğu zaman. Ygs-Lys'lere giriyoruz geleceğimizden korkuyoruz, pişmanlıklar duyuyoruz geçmişimizden korkuyoruz, anı yaşayamıyoruz şimdiki zamanımızdan korkuyoruz... Sevilecek insanlar çıkıyor karşımıza ve biz sevmekten korkuyoruz, karşımızdaki insanlara onların istediği türden hareketler yapmazsak da sevilmemekten korkuyoruz... Sanki kitaptakine benzer olduğu gibi hayattaki her parçanın bize şantaj yapmaya çalıştığını düşündüğümüz bir ortamda büyüyoruz. Korkarken bile doğru dürüst korkamıyoruz, çünkü korkunun mistikliği arasında kaybolup gidiyoruz.

Damarlarımız genişliyor, kan basıncımız artıyor, kalp atış hızımız artıyor, göz bebeklerimiz büyüyor... Aynı kedilerin nereye gittiklerini bilmeden rastgele yürümeleri gibi biz de rastgele yürüyoruz ölüme kadar. En çok da ölümden korkuyoruz denilir her zaman fakat hiç ölümle barışık olmayı deniyor muyuz? Belki de o zaman korku sürecinin sonunu göreceğiz. Belki de o zaman korkularımızın yersizliğini nice özgürlüklerimizle birleştireceğiz.

Iron Maiden'ın da dediği gibi karanlığın korkusu zaten esas olan. En karanlık olan da insanın nefsiyle, vicdanıyla ve kendisiyle verdiği o savaşın rengi değil mi? Belki de senden habersiz kaç hücre intihar ediyor içinde? Yoksa Zweig bir adrenalin şırıngasının mı içinde? Kitapta bahsi geçen piyanistin, piyanonun tuşlarına vurduğunda seyircilerde oluşan ürperme gibi beynimizin vurduğu tuşlara karşı kalbimizin korkusunu engelleyebiliyor muyuz?

Sınırlarını bilmediğimiz her şey korku doludur. Zweig da insan ruhunun sınırları konusunda Freudspor'lu olduğu için senden korkuyorum Zweig. Zamanında böyle kitaplar yazabilmiş olduğun için korkuyorum. Zira senin de dediğin gibi uzaklarda iyiliksever, kocaman bir güneş gibi iyileşme umudunun olduğunu ben de biliyorum. Fakat ben zaten korkamamaktan korkuyorum. Çünkü bilim adamları yüzlerce korku çeşidi sıralarken korkamamaktan korkmanın tanımını es geçmişler. Daha tanımlandırılmamış bu korkma çeşidini 1934'ten sonra Brezilya'da senin gerçekleştirdiğini biliyorum. Hitler sana ve eşine korkamamaktan korkmayı öğretmişti çünkü. İyi ki zamanında korkmuşsun. Çünkü Allah'ın Amazon Ormanları'nda yeni böcek türleri keşfetmek varken Satranç kitabını o kesif korkuyla yazabilmişsin.

Korku deyip de geçmeyin, bir gün ruhunuzun depresif sınırlarında perende atarken olur ki Korku kitabına rastlarsanız alabildiğinize korkun diye.

Çünkü korku özgürlüktür.

Damla Köseoğlu 
 01 Nis 19:29 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Korku genel itibariyle gerçek bir tehlike ya da tehlike olasılığının, düşüncesinin uyandırdığı kaygı duygusu olarak tanımlanır. Daha birçok şekilde tanımlanabilecek, üzerinde derinlemesine inceleme yapılabilecek korku kavramının ne şekilde ortaya çıkabileceği, insan bilincindeki etkilerinin neler olabileceği gibi sorular, Stefan Zweig'ın 70 sayfalık hikayesiyle cevap buluyor. Okuduğum ilk Stefan Zweig kitabı olan "Korku" insanoğlunun en temel duygu durumlarından birini ele alıyor. Çeşitli nedenlerle insanı pençesine alan ve kolay kolay bırakmayan korku hissini. Stefan Zweig vermek istediği mesajı, okurda uyandırmak istediği duyguları sayfa sayısını kısa ve öz tutmasına rağmen kişiye başarılı bir şekilde aktarıyor. Yani kitaplarının geneli az sayfa sayısına sahip olan Zweig, "az cümleyle çok şey nasıl anlatılabilirin" bariz örneklerini veren yazarlardan biri.

Kitabın konusundan kısaca bahsedecek olursam; Irene Wagner, avukat olan eşi ve iki çocuğuyla gösterişli bir hayat süren, maddi kaygı nedir bilmeyen bir kadındır. Bu rahat ve ışıltılarla bezenmiş hayattan sıkılan Irene, kendisini genç bir piyanistin kollarına atar. Ancak Irene'nin yaptığı kaçamaklardan haberdar olan bir şantajcı Irene'yi hayatını alt üst etmekle tehdit etmektedir. Sıkıldığı için kendini acınası bir maceraya atan Irene, şimdi sıkıldığı her şeyi kaybetme riskiyle karşı karşıyadır.

Sahip olduğu birçok şeyin nankörü olan insan, elindeki şeylerin değerini ancak onları kaybettiğinde ya da kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığında anlıyor. Elindekilerle asla yetinmiyor insanoğlu. Karnı doysa ruhunun doymadığından, ruhu doysa karnının doymadığından dem vuruyor. İkisi de tatmin edildiğinde bu kez "Sıkıldım" diyor "Biraz risk iyi  gelir" diyor. Sonuç mu? Maddi-manevi tüm doygunluklarını kaybetme korkusuyla karşı karşıya kalıyor. Peki, kötü bir şey yaptınız diyelim. Ne kadar kötü olduğunun önemi yok,  küçük ya da büyük bir suç işlemiş kişi evindeyken, dışarıda gezerken sanki herkes kabahatinden haberdarmış gibi hissediyor. O his kemiriyor insanın içini. Başka insanların suçlarına, hatalarına mantıklı ve adil bir şekilde yaklaşabilen kişi, konu kendisi olduğunda adil yargı yeteneğini kaybedip yaptıklarına kılıf uydurmaya çalışıyor. Bir de şu durum var: Burun buruna geldiğinde insan zihnini rahat bırakmayan durum, belirsizlik durumu. Yaptığınız eylemlerinin sonucunun iyi mi kötü mü olacağını ya da bu eylemin hayatınızı mahvedip mahvetmeyeceğini düşünürken içinize kazınan belirsizlik durumu. Bazı konularda siyahı beyazı bilmek çok daha rahatlatıcı olurken, griler insanı boğabiliyor.

Psikolojiye, özellikle Freud'a duyduğu ilginin, ortaya başarılı psikolojik tahliller koymasını sağlayan Zweig "Korku" ile beğenimi kazandı.  Bir çırpıda bitirilecek ancak etkisi kendisi kadar kısa sürmeyecek bir kitap okudum. Bir sonraki Stefan Zweig kitabım Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat olacak. Son olarak sizlere şunu söylemek isterim: "Yaptığınız hatalarla yüzleşin, hatanızı kabul edip yüzleşmediğiniz her gün, her saat, her dakika sadece endişenizi ve korkunuzu artıracaktır." Keyifli okumalar.

melisa 
 20 Haz 12:38 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kısaca olayın sadece başını özet geçeyim.Evli bir kadın hem de 2 çocuk annesi.8 yıl boyunca evlilikleri müthiş bir şekilde ilerlerken birden evlilikleri bozuluyor aslında bozulmaya başlıyor diyebiliriz.Bunun sebebi bir erkek.Irene kendini birden piyanistle bir olayın içinde buluyor.Zaman zaman piyanistle buluşup görüşüyorlar.Bir gün birine yakalanıyorlar.Kocası ve başkaları kadında bir degişiklik oldugunun farkındalar,itiraf etmesine yardımcı olmaya çalışıyorlar fakat kadın itiraf etmiyor.Fark ettim ki biraz fazla spoi içeriyor ama olsun:).Burdan sonra olaylar daha da büyümeye başlıyor.

Bana göre akıcı bir kitaptı diyebilirim.Hemen bitirme şansım oldu.Okumalısınız:)

Umut 
 17 Ara 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Yoğun referanslar sonrasında okuma kararı aldığım Zweig eserlerinin ilkiydi ve şunu söylemeliyim: etkilendim.
Kitap, sayfa sayısı az olmasına rağmen anlamların özünü verme konusunda ve okuyucuyu doyurma konusunda çok başarılıydı. Yazar, "korku ve tedirginlik" hislerini müthiş şekilde tasvir ederken kitap boyunca merakımı da diri tuttu.
Bunların yanı sıra kitap, içeriğiyle de bende bazı farkındalıklar oluşturdu. Misal alıntı olarak da girdiğim "Tokluk da açlıktan daha az kışkırtıcı değildir." cümlesi beni fazlasıyla düşüncelere sevk etti. Hayatta şu an bizi heyecanlandıran sıra dışı her şeyin sıradanlaşabileceğini hatırladım. İnsanlar duygusal olarak doyumsuzdur ve hissel tokluğa ulaştığı anda yeni bir şeyler aramaya başlar. Ama yeni olan şeylerin bize neler getireceğini bilemeyiz. Pişmanlık, yeni korkular, tehlikeler, ölüm...
Zweig gerçekten anlatılan kadar varmış. Bu kitaptan sonra hemen Satranç'a başladım. Sanırım daha da devam edeceğim Zweig ile.

İyi okumalar.

Rogojin 
 02 Mar 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hikâyeyi çok beğendim. Açıkçası okuduğum kitaplar arasında bu kadar güçlü, iyi çizilmiş bir karaktere çok az rastladığımı söylemem gerek. Yazarın Irene karakterini içine düştüğü sıkıntısı içerisinde böyle etkileyici, kıvrak bir dille; bu kadar has edebiyat kokan bir üslûpla anlatması beni çok etkiledi. Çok nadiren bu kadar lezzet almışımdır okuduğum eserlerden ve onların karakterlerinden; bir benzeri meselâ Sâmiha Ayverdi'nin bana göre başyapıtı 'Yolcu, Nereye Gidiyorsun...' romanı ve onun kendime çok yakın hissettiğim karakteri Adlî ile 30 senedir içimde taşıdığım James Joyce'un 'Ölüler' adlı muazzam güzellikteki hikâyesi ve onun baş karakteri, en sevdiğim edebiyat karakterlerinden olan Gabriel olabilir...tekrar tekrar okunacak güzellikte bir gerilim, hatta korku hikâyesi bu; insan ruhunu anlatmakta gösterilen bu maharet gerçekten, hakikaten, 'iyi ki edebiyat var' dedirtiyor insana. Kitabı herkese öneriyorum.

Özge Gören 
19 Oca 17:04 · Kitabı okudu · 1 günde · Puan vermedi

Muazzam bir psikanalistten muazzam bir tahlil. Hiçbirimizin yabancı olmadığı korku duygusu, çok kısa bir hikayede bu kadar hissettirilebilirdi.
Karakteri okuduğunuz değil de 'yaşadığınız' kitaplardan.

Mehmet Aldemir 
04 May 00:08 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

"Korku"yu okudum ve Stefan Zweig'in kaleminden soğuk, derin, ürkütücü bir hikaye izledim. "İzledim" kelimesini yanlışlıkla yazmadım, çünkü yazar o kadar başarılı anlatmış ki hikayeyi; okumadım, adeta izledim; hatta olayın içinde buldum kendimi.

"Bu kadar başarılı tasvir ve anlatış; uzun cümleler, fazla sayıda sözcüklerle olmalı herhalde" diye düşünüyor insan. Ama Stefan Zweig kısa cümlelerle, az sayıda sayfayla çok şey anlatmış bu eserinde de. Şiirde en sevdiğim, okumaktan en fazla haz aldığım şair, Özdemir Asaf'tır. Birkaç dizesinden oluşan şiirleri, birkaç milyon anlam içerir Özdemir Asaf'ın. Nesirde de en sevdiğim yazarlardan birisi (çok fazla eserini ve genel anlamda da çok fazla eser okumadığımı da belirterek) Stefan Zweig.

Akıcılığı, kısa sürede eserin bitmesi, heyecan ve merak temposunun düşmeyişi; Stefan Zweig'in bu eserinde de mevcut. Ben de sözü fazla uzatmadan okudum, mükemmeldi; siz de okuyun diyorum...

Bekir İstanbul 
28 Mar 16:58 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Satranç ve Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu gibi bu kitap da bitmesini istemediğiniz ama kısacık, hemen biten çok sürükleyici bir uzun öykü...

Korku kimi zaman basit gölgeleri canavar yapar, kimi zaman hayat kurtarır. İtiraf af dilemedir ama cesareti olanlar itiraf edebilir. Israr doğrulukta olursa güç olur, azim olur, kararlılık olur. Israr yanlışta olursa inat olur, yanlışta inat hata olur, kişiyi ezer, içten içe kemirir...

İnsan sahip olduklarının kıymetini onları kaybetmeden önce bilmeli...

Kitabın sonunda çok dahiyane hazırlanmış büyük bir sürpriz var. Sürprizi tahmin ettiğinizi sanacak, kendinizle gurur duyarak son sayfalara yaklaşacaksınız ama şaşırtıcı son ile şaşıracaksınız...

Bence Stefan Zweig kelimelerin, cümlelerin, anlatımın Einstein'ı. Bu yazarın tüm kitaplarını okumak istiyorum...

mustafa tamer akder 
14 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Öncelikle çok yoğun bir zamanda işinin gücünün arasında bana kargo ile değerli kitaplarını göndermesiyle Zweig amca'nın belki de fark etmeyeceğim çok değerli kitabını okumamda vesile olan Seray arkadaşıma sonsuz teşekkürler diyerek minnet borcumu belirtmekle söze başlamak istiyorum(Bu seferki yağlama nasıl Seray :D)
Dil konusunda su gibi akıcılığı Zweig amca'yı tanıyanlar bilir. Tanımayanlar için acilen tanışması gerekir. Konusu suçluluk psikolojisinin insan üstündeki çığ gibi büyüyen denetimsiz korkusu. Olay hayatı şımartılarak, refah içerisinde yaşayan bir kadının, monoton süren bir hayatın heyecan ve macera katmak için gönül ilişkisine girmesiyle ve maceradan yakalanma korkusuyla evden çıkarken gönül ilişkisine girdiği erkeğin kız arkadaşına yakalanmasıyla başlayan şantajın suçluluk psikolojisinin adım adım ana karakterin hayatındaki olumsuz değişimi ve çektiği ızdırabı iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Geri dönüş için hayatın sunduğu kapıları değerlendirmemin gerginliği daha yukarı çekişini ve yakalanma korkusuyla etrafa daha dikkatli incelediğinizde hayatınızdaki yanlışlıkları daha rasyonel gözlemlediğiniz fark ediyorsunuz. Mutluluğun aslında yanı başınızda olduğunu mutluluğu kaybetmek üzere olduğunuzda fark etmenin muhteşem ironisi gözünüze adeta sokuyor yazar. Siz siz olun Zweig amcayla tanışmadan bu dünya'dan ayrılmayın derim ve yorumu bitiririm. :D

mukavvadan adam 
 30 Nis 22:36 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Zweig, bir efsane...
Bir dahi...
Hep yazarların bir dahi olduğunu düşünmüşümdür.
Korku, bir ruh hali bir psikolojik tramva
Bir ders...
Korkunun insanda yaptığı o fiziksel ve manevi darbe dilinin kuruması, afallama, titreme,.. İnanın korkunun bittiğini düşündüğünüz an içinizdeki ferahlama, çiçeklerin açması baharın gelmesi tarif edilmez...yaşanır ozaman KORKU'n :))
Kurgu ancak böyle olur. Nefes kesen bir gerilim, İrene karakterini o kadar gerçekçi anlatıyor ki nefesinin bittiği yerdeymişim hissi uyandırdı bende.
İrene nin ruh halini o kadar ayrıntılı anlatıyorki şahane...
Korku nun insan hayatına nasıl etki ettiğini psikoloji sini nasıl değiştirdiğini açık ve net gösteriyor ;ikilemi yaşatıyor adeta.
Zengin ve varlıklı bir kişinin gayri ahlaki davranışının yapmaması gerektiğini.
Bütün sosyal statüdeki insanların da ahlaksız bir davranışta bulunmaması lazım gelmez mi.
Bir çok şeyi elde etmiş birinin farklı arayış ta bulunması buna örnekler çok...
Belli bir çizgide giden hayatın bir anlık sapması yalanlarla nereye kadar gider ki bir yerde patlak veriyor...
Korku halinin kişide verdiği depresyon. ilerisi artık hayaller görmeye başlaması
...
Etkileyici ve büyüleyici...

Kitaptan 259 Alıntı

Ebru Hacıalioğlu 
12 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

"Korku cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif; bilinmeyene, sınırlandırılmışa kıyasla ceza, daha az ürkütür. Cezasının ne olduğunu anlayınca kız rahatladı. Ağlaması seni şaşırtmasın: Gözyaşları şimdi dışarıya akıyor, daha önce içeride birikip kalmıştır. İçerdeki gözyaşları dışarı akandan daha fenadır."

Korku, Stefan Zweig (Sayfa 55)Korku, Stefan Zweig (Sayfa 55)
Hera 
29 Mar 01:06 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Bir sözcük, çarpan kalbinde bütün dünyanın alevlendiği o sonsuz ateşi söndürebilir mi?"

Korku, Stefan Zweig (Sayfa 55)Korku, Stefan Zweig (Sayfa 55)
insan_okur 
18 Haz 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Zamanın çoktan sildiği bir hata için cezalandırılabilir miydi insan ?

Korku, Stefan Zweig (Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Korku, Stefan Zweig (Sayfa 39 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Nurhan Işkın 
04 Ara 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bir anda yaşamının tüm zenginliğini hissetmeye başlamıştı ve artık yaşamında tek bir saati bile anlamsız geçiremeyeceğini biliyordu.

Korku, Stefan Zweig (Sayfa 38 - İş Bankası Kültür Yayınları)Korku, Stefan Zweig (Sayfa 38 - İş Bankası Kültür Yayınları)

Korku, cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif; bilinmeyene, sınırlandırılmamışa kıyasla ceza, daha az ürkütür..

Korku, Stefan ZweigKorku, Stefan Zweig
Büşra 
08 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Belki de... Utançların en büyüğü... İnsanın kendine en yakın bildiği kimselere karşı duyduğu utançtır.

Korku, Stefan Zweig (Sayfa 36)Korku, Stefan Zweig (Sayfa 36)
Vâveyla 
11 Tem 12:25 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

"Korku cezadan daha berbattır, çünkü ceza bellidir, ağır veya hafif; bilinmeyene, sınırlandırılmışa kıyasla ceza daha az ürkütür"

Korku, Stefan ZweigKorku, Stefan Zweig

Yarın, ne kadar yakın ve ne kadar sonsuzca uzaktı.

Korku, Stefan Zweig (Sayfa 58 - İş Bankası Kültür Yayınları)Korku, Stefan Zweig (Sayfa 58 - İş Bankası Kültür Yayınları)
26 /