1000Kitap Logosu
C.Oğuz
C.Oğuz
C.Oğuz
TAKİP ET
C.Oğuz
@CnslOguz
Benden önce delirmiş; çok kıskandım.
Özel Eğitim
Üniversite
Kadın
2374 okur puanı
06 Ağu 2018 tarihinde katıldı.
86
Kitap
39
İnceleme
964
Alıntı
100
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
C.Oğuz
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
·
7/10 puan
Kitaplarla Hayata Tutunun :)
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." demiş Oğuz Atay. Biliyoruz ki zaten insanlar hayal dünyasında hayal kırıklıklarına yer vermezler. Mesela "ölmeden ölmek" yazarın dediği gibi kimin hayallerinde var ki?... Selim ve Turgut hayallerinde olmayan şeyleri yaşadılar. Ölmeden birkaç defa öldüler. Bu yüzden incelememe alıntılardan başladım çünkü bazı kitaplar insan hayatlarından birer alıntı, alıntıların da birer yaşam tecrübesinden doğan duygular olduğuna inanıyorum. Oğuz Atay'ın en özel ve bilindik eserlerinden biri olan Tutunamayanlar hayata tutunamayan Selim karakterinin hayatından kalan anılarını ve yaşama olan bağlılığını ama var olan, yok edemediği mutsuzluk, bekleyiş, umut havuzunu kaleme almıştır. Selim'in hayatı çatlak bardakdaki su gibiydi. Yaşasa da yaşamasa da hayatı tükendi çünkü tutunamadı hayata. Aşk, sadakat, ölüm, saygı, güven, yalnızlık, iş hayatı, hayat koşulları kısaca sanki doğumdan ölüme kadar sık elenip ince dokunan bir eser olmuş. Her karakterin, kitabı okuyan okuyucuda bir etkisi bırakılmak istercesine duygular yoğunlaştırılmış. Karakterler yazarın dediği gibi ölmeden öldürülmüş fakat hala yaşayan insanlar. Dost kelimesinin sözlükteki anlamı olabilen Turgut', Selim karakterinin hayatında önemli yeri vardı çünkü şimdilerde de eskilerde de dost kavramı bulunamayacak kadar değerli. Turgut, hayata tutunamayan arkadaşı Selim'in hayatından kopup gitmesi ile psikolojik sorunlar yaşamış hatta bir süre arkadaşının ölümüne inanmamıştır. Sevgi ne kadar büyükse bıraktığı hasar da o kadar büyük olabiliyor. Hayat doğumdan ölüme bir kitap gibidir, anılara gelince; o da o kitabı ölmeden göz önünde izlemek gibi... Turgut'un hayatından bahsedecek olursam; ilk okulda sınıfın zeki öğrencisi, itileni, kakılanı ve duygusal olanı. Kendini kitaplara veren, okumayı seven belki de hayatını bir kitapta arayan insandı. Hayatının orta yaşlı dönemlerinde dostunun acısı ile ne yapacağını bilemedi. İnanamadığı ölüm delillerle karşısında durur gibiydi. insanların sevdiği birini kaybetmesinde bıraktığı en büyük etki öldüğüne inanamaması olduğunu biliyoruz. Hayattan her duygu kitabın sayfalarını, satırlarını süslemiş. Arkadaşından kalan yazılar, mektuplar tutunamamış hayatın son izleri. Turgut, o kelimelerde kendini boğdu ve arkadaşının ölümüne inandı. Bir hayata değer veriyordu o hayatta değere inanmıyordu. Oğuz Atay'ın bir sözü var; Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara... İşte insan bütün hayatı boyunca bu cümleyi yaşar. O yüzden ağlamak bile bir yere kadar çünkü ağlamayı yaşıyoruz. Eser o kadar derinden işlenmiş ki, karakterler ölümü bekler gibi yaşıyor ama ölmekten korkuyor. İnsanı çatlak bardakdaki su yerine koyarsak eksildikçe eksiliyor. Selim hayata tutunamadıkça eksildi. Turgut, tutundukça. Hayata nasıl tutunamadığı hakkında yorum yapmayacağım çünkü kitabın asıl konusu. İnceleme hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Kitabı yaklaşık bir ayda zor okudum, ilk defa aklımı bu kadar zorlayan ve beni düşündüren bir eserle karşılaştım. Şunu söyleyebilirim ki; kısa kısaya özetlenecek bir eser değil. Her kelimesinde bir yaşam izi, her satırında bir duygu fark ettim. Çok alıntı paylaştım. Bir başka incelememde; okuduğunuz kitapta paylaşacağınız alıntı, altını çizebileceğiniz yorum yoksa boşuna zaman ayırmayın demiştim ve şuan bu esere iyi ki bir ayımı ayırdım diyorum. Yazar hakkında yorum yapmak istiyorum; en sevdiğim yazarlardan biri ancak yazım hatasını sık yapan bir yazar ya da teknik hata bilmiyorum. Bazı eserlerinde dört beş kelime birleşik yazılmış ama genel anlamda çok derinden düşünen ve yazabilen yazar gibi yazar dediğim biri. Okunmaya, inceleme yazmaya ve alıntı paylaşmaya, üzerine düşünmeye değen bir eser. Okumanızı tavsiye eder, huzurlu günler dilerim.
Tutunamayanlar
9.0/10
· 37,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
1.099
C.Oğuz
tekrar paylaştı.
C.Oğuz
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'yu inceledi.
68 syf.
·
3 günde
·
9/10 puan
"Onu sevmek, nefes almak gibidir. Gel de nefes almaktan vazgeç şimdi" demiş Mevlana. Sevmek, şansın yoksa yaşarken ruhen ölmeyi göze almaktır. Stefan Zweig' in Satranç kitabını okudum ve beğenmişle beğenmemiş arasında kaldım. Yalnız iyi olan bir tarafı var bu yazarın; olay örgüsü kuvvetli ve okurken film izliyormuşçasına bir his uyandırıyor. Bu yüzden şansımı Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu kitabında denedim ve bayıldım. Kitabı kesinlikle tavsiye edeceğim için spoiler vermeden yoğunlaştırılmış duyguların kenarlarından kalemle geçmek istiyorum. İnsan bir defa aşık olabilir ve eğer bir çok defa aşık olduğunu idda edebilen varsa hiç aşık olmamıştır çünkü şanslıysan aşk bir defa uğrar ve gider. Karşılıksız aşk, bedenen yaşayıp ruhen hayata veda etme cesaretidir bana göre. Herkes aşkı farklı şekilde yaşayabilir ama bazıları yaşayamaz ve yazmaya çalışır. Bilinmeyen bir kadından bilinen bir adama yazılan bu mektup sevgisiz ve sadakatsiz geçen bir ömrü kaleme almış. Yaş küçük, aşk kapıda ve sevdiğin kişi sadece kapı altından bir ayak sesi... Bir hayatı bir zarfa sığdırmış, halinden memnun, yaşama çocukluğundan ruhen veda etmiş bir kadın kaç kişiye nasip olur bilmiyorum. Seviyorsun, unutluyorsun tanınmayan bir yüz haline geliyorsun ve sevdiğin insanın yüzünü her insanda görüyorken, sevdiğin insan senin yüzünde hep tanımadığı farklı yüzler görüyor. Evine giriyorsun, hayatına dokunuyorsun, şansın varsa bir iki kelime konuşup nefesini hissediyorsun şansın yoksa uzaktan izleyip ölmeye devam ediyorsun. Bir ölümü bir kelime ile anlatabilirsin ama kağıtlara dökülen ölmeyi dinlemek kolay değil. Ellerinde titreme, gözlerinde buğulanma ve vazonda artık gül yoksa her şeyin sonuna geldiğini anlıyorsun. Bir sabah uyanıp o vazoyu boş görmek artık asla dolmayacağının bir belirtisidir. Her gece farklı koku alıp aynı şeyi yapan bir erkek en fazla tanımadığı kadın ölene dek sevilir sonrası yalnızlık ve boş vazo... Karşılıksız sevmek cesaret ister bana göre. Onu başka insanlarla görmek, evinde farklı kokular almak ve bunu sindirmek, bir de her yıl gönderdirğin o güller başka ellere de dokunuyorsa cesaret vazgeçilmez bir hal alıyor. Güzelsin, gençsin, sevdiğin insandan büyük bir hatıra ama tek bir insan aklında... Bunun ne demek olduğunu şuan okuyan bazı arkadaşlar anlamıyor çünkü yaşamadan bazı şeyler anlaşılmıyor. Bilinmeyen kadın bu yüzden sevilmeyi değil sevmeyi tercih etmiş. Fuzuli’ye sormuşlar: “sevmek mi daha güzeldir, sevilmek mi?” “Sevmek” demiş; “çünkü sevildiğinden hiçbir zaman emin olamazsın.” Değil sevilmek asla tanınmayan uzaktan gelip geçen bir araba sesi gibiydi bilinmeyen kadın. Köpeğin en önemli ve belki de tek özelliği sahibine sevenlerine sadık kalabilmesidir. Adam sadakatsiz, sadık kalamayan biriydi. Kadın neyse adam tersiydi. Sevmek, sevdiğinin yürüdüğü yolu, okuduğu kitapları, dinlediği şarkıları, kullandığı kalemi, kitaplarında yazdığı cümleleri, taktığı kravatı, saati, giydiği çekete kadar bilme arzusurdur. Bazılarımız böyle şeylere burun kıvırıp köşeye çekiliriz bazırlarımızsa sevdiğinin giydiğini, evden çıktığı saati gördüğü için kendini şanslı hisseder. Görmeden aşık olan kaç insan vardır acaba? Sadece kullandığı kalemden, kitabına görüp yüzünü görmeden yaşanılan o aşk kaç kişiye nasip olur? Mevlanın sözünü incelememe ekledim çünkü aşkın öldürmesi değil nefes aldırması gerektiğine inanıyorum. Bilinmeyen kadın hiç sevildiğinden emin olamadan nefes aldı. Bu seven bir kadının yapabileceği en güçlü ayakta kalma şekildir. "Okyanusta ölmez de insan gider bir kaşık sevdada boğulur" demiş Cemal Süreya. O mektup bir kaşık sevdada boğulan bir kadının mektubu. O mektubu, o duyguları, o kısa filmi hayalinizde izlemeyi kesinlikle tavsiye ediyorum. Okuduğum en muhteşem kısa bir günlük romandı. Bazı yerleri aynı duyguları farklı şekilde dile getirmiş ve uzun uzadıya bahsedilmiş. Dili akıcı aynı zamanda dediğim gibi bir günde okuyup bitirebileceğiniz bir roman. Romandan keyif alabilirsiniz. İyi okumalar dilerim.
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
OKUYACAKLARIMA EKLE
9
922
C.Oğuz
tekrar paylaştı.
C.Oğuz
Tutunamayanlar'ı inceledi.
724 syf.
·
7/10 puan
Kitaplarla Hayata Tutunun :)
"Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer yok." demiş Oğuz Atay. Biliyoruz ki zaten insanlar hayal dünyasında hayal kırıklıklarına yer vermezler. Mesela "ölmeden ölmek" yazarın dediği gibi kimin hayallerinde var ki?... Selim ve Turgut hayallerinde olmayan şeyleri yaşadılar. Ölmeden birkaç defa öldüler. Bu yüzden incelememe alıntılardan başladım çünkü bazı kitaplar insan hayatlarından birer alıntı, alıntıların da birer yaşam tecrübesinden doğan duygular olduğuna inanıyorum. Oğuz Atay'ın en özel ve bilindik eserlerinden biri olan Tutunamayanlar hayata tutunamayan Selim karakterinin hayatından kalan anılarını ve yaşama olan bağlılığını ama var olan, yok edemediği mutsuzluk, bekleyiş, umut havuzunu kaleme almıştır. Selim'in hayatı çatlak bardakdaki su gibiydi. Yaşasa da yaşamasa da hayatı tükendi çünkü tutunamadı hayata. Aşk, sadakat, ölüm, saygı, güven, yalnızlık, iş hayatı, hayat koşulları kısaca sanki doğumdan ölüme kadar sık elenip ince dokunan bir eser olmuş. Her karakterin, kitabı okuyan okuyucuda bir etkisi bırakılmak istercesine duygular yoğunlaştırılmış. Karakterler yazarın dediği gibi ölmeden öldürülmüş fakat hala yaşayan insanlar. Dost kelimesinin sözlükteki anlamı olabilen Turgut', Selim karakterinin hayatında önemli yeri vardı çünkü şimdilerde de eskilerde de dost kavramı bulunamayacak kadar değerli. Turgut, hayata tutunamayan arkadaşı Selim'in hayatından kopup gitmesi ile psikolojik sorunlar yaşamış hatta bir süre arkadaşının ölümüne inanmamıştır. Sevgi ne kadar büyükse bıraktığı hasar da o kadar büyük olabiliyor. Hayat doğumdan ölüme bir kitap gibidir, anılara gelince; o da o kitabı ölmeden göz önünde izlemek gibi... Turgut'un hayatından bahsedecek olursam; ilk okulda sınıfın zeki öğrencisi, itileni, kakılanı ve duygusal olanı. Kendini kitaplara veren, okumayı seven belki de hayatını bir kitapta arayan insandı. Hayatının orta yaşlı dönemlerinde dostunun acısı ile ne yapacağını bilemedi. İnanamadığı ölüm delillerle karşısında durur gibiydi. insanların sevdiği birini kaybetmesinde bıraktığı en büyük etki öldüğüne inanamaması olduğunu biliyoruz. Hayattan her duygu kitabın sayfalarını, satırlarını süslemiş. Arkadaşından kalan yazılar, mektuplar tutunamamış hayatın son izleri. Turgut, o kelimelerde kendini boğdu ve arkadaşının ölümüne inandı. Bir hayata değer veriyordu o hayatta değere inanmıyordu. Oğuz Atay'ın bir sözü var; Gel seninle bir kez daha ağlayalım. Yaşanmışlara, yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanmayacaklara... İşte insan bütün hayatı boyunca bu cümleyi yaşar. O yüzden ağlamak bile bir yere kadar çünkü ağlamayı yaşıyoruz. Eser o kadar derinden işlenmiş ki, karakterler ölümü bekler gibi yaşıyor ama ölmekten korkuyor. İnsanı çatlak bardakdaki su yerine koyarsak eksildikçe eksiliyor. Selim hayata tutunamadıkça eksildi. Turgut, tutundukça. Hayata nasıl tutunamadığı hakkında yorum yapmayacağım çünkü kitabın asıl konusu. İnceleme hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Kitabı yaklaşık bir ayda zor okudum, ilk defa aklımı bu kadar zorlayan ve beni düşündüren bir eserle karşılaştım. Şunu söyleyebilirim ki; kısa kısaya özetlenecek bir eser değil. Her kelimesinde bir yaşam izi, her satırında bir duygu fark ettim. Çok alıntı paylaştım. Bir başka incelememde; okuduğunuz kitapta paylaşacağınız alıntı, altını çizebileceğiniz yorum yoksa boşuna zaman ayırmayın demiştim ve şuan bu esere iyi ki bir ayımı ayırdım diyorum. Yazar hakkında yorum yapmak istiyorum; en sevdiğim yazarlardan biri ancak yazım hatasını sık yapan bir yazar ya da teknik hata bilmiyorum. Bazı eserlerinde dört beş kelime birleşik yazılmış ama genel anlamda çok derinden düşünen ve yazabilen yazar gibi yazar dediğim biri. Okunmaya, inceleme yazmaya ve alıntı paylaşmaya, üzerine düşünmeye değen bir eser. Okumanızı tavsiye eder, huzurlu günler dilerim.
Tutunamayanlar
9.0/10
· 37,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
11
1.099