Şeker Portakalı

8,9/10  (2.443 Oy) · 
8.149 okunma  · 
2.422 beğeni  · 
40.419 gösterim
Yazarlıkta karar kılıncaya kadar, boks antrenörlüğünden ressam ve heykeltıraşlara modellik yapmaya, muz plantasyonlarında hamallıktan gece kulüplerinde garsonluğa kadar çeşitli işlerde çalışan Jose Mauro de Vasconcelosun başyapıtı Şeker Portakalı, "günün birinde acıyı keşfeden küçük bir çocuğun öyküsü"dür. Çok yoksul bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen, dokuz yaşında yüzme öğrenirken bir gün yüzme şampiyonu olmanın hayalini kuran Vasconcelosun çocukluğundan derin izler taşıyan Şeker Portakalı, yaşamın beklenmedik değişimleri karşısında büyük sarsıntılar yaşayan küçük Zezenin başından geçenleri anlatır. Vasconcelos, tam on iki günde yazdığı bu romanı "yirmi yıldan fazla bir zaman yüreğinde taşıdığını" söyler.

Aydın Emeçin, güzel Türkçesiyle dilimize armağan ettiği Şeker Portakalının başkahramanı Zezenin büyüdükçe yaşadığı serüvenleri, yazarın Güneşi Uyandıralım ve Delifişek adlı romanlarında izleyebilirsiniz.
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2014
  • Sayfa Sayısı:
    186
  • ISBN:
    9789750719400
  • Orijinal Adı:
    O Meu Pé De Laranja Lima
  • Çeviri:
    Aydın Emeç
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Emre İBRİ 
11 Mar 16:25 · Kitabı okudu · 11 günde · Puan vermedi

Ben bu kitabı okumadan önce Sevgili Öğretmenim Hüseyin Hocam ve Sevgili Arkadaşım Yusuf'a kitabın nasıl olduğunu onlara sordum ikiside bana kitabı okurken duygulanacağımı ve çok seveceğimi söylediler bende bu kitabı satın alıp okumaya başladım daha kitabı elime alır almaz kitabın güzel bir kitap olduğunu anladım. Kitabı okuyunca resmen kendimi kitabın içinde zannettim sanki o küçük Zeze bendim. Kitabı okurken birçok yerinde ağlamamak için kendimi zor tuttum. Kitapta unutamadığım yerlerin çoğu Zezenin yediği dayaklardı. Eğer ki ben Zezenin yerinde olsaydım hiç bu kadar dayağa ve yaşadığı acılara hiç katlanamazdım. Lafın kısası herkese tavsiye ediyorum çok güzel bir kitap.

sezen 
15 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zeze... Kim onu okuduğunda adı aklına kazınmamıştır ki. Kitabı okurken bir çok yerde gözyaşlarımı tutamadım. Zeze'yi dövenlerin elinden onu almak, ona en sevdiği pastayı yapmak, onunla şarkı söylemek istedim. Öğretmeni ile olan sahne müthişti. Portuga, Gloria, Kral Luis, Edmundo Dayı ve şeker portakalı fidanı...Bu kitabı büyük küçük herkes okumalı. Hatta insanlar bu kitabı çocuklarıyla beraber okumalı. Ona sarılarak, öperek, sevdiğini hep hissettirerek ve ona saygı duyarak...
Güzel olan pek çok kitap vardır. Ama bazı kitaplar bize insan olduğumuzu hatırlatır. İçimizdeki iyiliğe seslenir, duygulandırır. Şeker Portakalı böyle bir kitaptır. Acı vardır, yoksulluk vardır ama arabesk yoktur. Sahici olanın kanıtlanmaya ihtiyacı yoktur çünkü. Küçük Prens, Küçük Kara Balık, Bir şeftali bin şeftali, Peter Pan, Pinokyo gibi güzel bir eser.

Bazı kitapların içinde derin bir edebiyat birikimi, söz sanatları, başka eserlere göndermeler yoktur belki ama hayat vardır. Vasconcelos da tıpkı Yaşar Kemal gibi her tür işte çalışmış, yoksullukla cebelleşmiş biri. Belki bu yüzden bu insanların eserlerinin hep özel bir yeri vardır içimizde. Hepinize iyi okumalar...

Rogojin 
 30 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Özlediğimden değil de zamanı geldiği içindi bir kere daha okumak istemem...ve hızlı hızlı atlayarak okudum, çünkü okumasam da ne olduğunu artık hatırlıyorum, hatırlamamak elde değil, 33 senedir okuyorum her sene, ve her sene, her okumada, kitabın sonunda, yine ağlıyorum. Şu anda hastayım, daha doğrusu hastalanıyorum; ancak bu beni yazmaktan alıkoymuyor, yani ateşimin artması, vücudumun dinlenmek istemesi beni engellemiyor; Şeker Portakalı, çünkü, benim çok aşina olduğum, ve bir anlamda, beraber büyüdüğüm bir edebiyat mekânı gibi. İnternette senelerce Vasconcelos'un tek bir resmini bulmak için uğraşmıştım. Üniversitede İngilizce basımlarında dahi kitabın yazarının bir resmini bulmak mümkün olmamıştı. Facebook'a 2007 yılında katıldığımda, çok uzun süre Vasconcelos'u bulmaya çalıştım. Hatta bana yardımcı olmak isteyen bir iki yabancı da oldu, ama sonuç hep olumsuzdu. Eğer yanılmıyorsam, Can yayınlarının Şeker Portakalı'nın yeni basımlarından birine, kimbilir beş mi on mu yıl kadar önce, on olamaz ama, mutlaka beş civarı olmalı, işte o basıma koydukları resim ise hepimizi etkilemişti, zaten Facebook'ta ilk gördüğüm resim de oydu, yakışıklı bir genç adam, bize siyah beyaz fotoğraftan bakıyor, ve güzel yüzü senelerce yüzünü görmeden onun çocukluk dünyasında kaybolup giden benim gibi nice insanda sevgi hissi uyandırıyordu; çünkü Zezé O'ydu, yani O, 24 yaşında intihar eden Godoia'nın kardeşi ve bahçelerde elini tutarak dolaşan genç yaşında ölmeyi seçen Kral Luis'in abisiydi , Portuga ile Kralice Charlotte'un önünde eğilerek ona hürmetlerini sunan ve sırtı yediği dayaktan yara bere içinde kalmış, içine şeytan kaçmış bizim Zezé'mizdi, ama ilginçtir ki bu fotoğrafın gerçek olmadığı ortaya çıktı, aynı isimde bir başkası, bir Meksikalı devrimcinin resmiydi bu, ve gerçek Zezé'nin resmini daha sonra görmek nasip oldu: yılların yorduğu bedeninde gözlerinde tanıdık pırıltılar gördüğümüz güleç yüzlü bir adama bakıyorduk, ve ne güzeldir ki onu çok çok iyi tanıyorduk.

Günün birinde acıyı keşfeden bir çocuğun öyküsü olan Şeker Portakalı bir yandan da nice babasızın öyküsü gibidir, bir gün bir yabancının bütün samimiyeti ve sevgisiyle kalbinde size yer açmasının öyküsüdür. Sevgi güzeldir, Dona Cecilia Paim öğretmenimizin masasındaki çiçek gibidir, o çiçek büyür ama hayat herşeyden daha ağır, 'benim suçum yok' diye ağlayan katil tren Mangaratiba üzerinizden ezip geçer... sonra bir bakarsınız, günlerce acı çekseniz de yaşamaya mahkûmsunuz ve o zaman bir küçük ses size seslenir, "üzülme küçüğüm, O göklerde". O zaman yine kelimelerin heyecanına, hayatın rengine dönmek istersiniz, ama büyümüşsünüzdür işte; yokmuş, olmamış gibi yapamazsınız ve Onun artık bir ceset olduğu gelir aklınıza. Acı çeke çeke içinizde bir şeker portakalı büyür...gerçek hayatta onu yol yapmak için bahçenizdeki diğer masum ağaçlar ve fidanlarla beraber kesseler de, içinizde acıyla sulanan bu şeker portakalı büyür, büyür, büyür. Ben de 11 yaşımdan beri Zezé ile böyle büyüdüğümü düşünürüm hep, her zaman geri dönüp mutlaka yeniden okurum onu...bir edebiyatçının dünyaya bırakabileceği en güzel miraslardan biri çünkü Şeker Portakalı...bu kadar sevgi ve acının bir arada yoğrulduğu bir kitap hayata daha iyi tutunmaya, dayanmaya, ümitvar olmaya ve acılarla sarsıldığımızda pes etmemeye davet eder bizi, biz de Zezé gibi gülümseyerek ve içimiz ağrıyarak dayanmaya ve inadına yaşamaya çalışırız.

"Ama Xururuca sensin, Minguinho"

Hasta hasta ancak bu kadar yazabildim...benim için Şeker Portakalı'nı ancak bu kadar anlatabildim...belki seneye bir kez daha okuduğumda, nasipse ve ömrüm varsa elbette, daha doğru ve daha iyi anlatabilirim gerçek düşünce ve hislerimi.

Bekir İstanbul 
01 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Ben ki kolay kolay ağlamam, bu romanı okurken birkaç kere duygulandım, gözlerim doldu. Zeze çok zeki, hayalgücü çok geniş ama bir o kadarda yaramaz ve bunun için sık sık ailesinden dayak yiyen bir çocuk. Çok fakir bir ailesi var, çok zorluklar çekmiş ve çok duygusal biri olduğu için hayat onu çabuk pişirmiş. Bazen bir yetişkin gibi konuşabiliyor, insanları anlayabiliyor. Böyle bir çocukla bakıyorsunuz Brezilya insanlarına, sokaklarına... Hayata. Zeze ile birlikte eğleniyor, öğreniyor, ağlıyorsunuz... Çok beğendim kitabı, yazarın anlatımını. Mutlaka okunması gereken bir kitap.

Hüseyin DEMİR 
 28 Oca 17:37 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

“Yalnız bu hafta 3 kez dayak yedim.” dedim. “Hem de ne biçim. Yapmadığım şeylerden ötürü bile dayak yiyorum hep suç bende. Artık beni dövmeyi alışkanlık haline getirdiler”
“İyi ama niye yapıyorsun böyle?”
“Bütün bunları yapan aslında şeytan olmalı bir takım şeyler yapma isteği geliyor içimden ve yapıyorum bu hafta Nega’nın çitini ateşe verdim. Dona’ya topal ördek diye bağırdım çok kızdı. Paçavradan bir topa tekme yapıştırdım batasıca top, Dona’nın penceresinden girdi büyük aynasını kırdı. Sapanımla üç lamba patlattım. Seu’nun oğlunun kafasına taş attım.”
“Yeter yeter”
Zeze’nin yaptığı yaramazlıklardan sadece birazı… Uzun süredir okumayı düşündüğüm fakat bir türlü fırsat bulamadığım “Şeker Portakalı”nı en sonunda okumayı başardım. Tek kelime ile harika bir kitap olmuş. Bugüne kadar okumadığıma hayıflandığım bir kitap oldu. “Zeze” yazar kitabında harika bir kahraman yaratmış. Herkesin seveceği küçük ama yüreği çok büyük bir kahraman. Yıllar önce “İdamlık Genç” kitabını okuduğumda yazar kitabın başına: “Ben kitabı yazarken bir yerde ağladım bir yerde güldüm. Okuyanların da aynı yerde gülüp aynı yerde ağlayıp ağlamayacağını merak ediyorum.” demişti. Ciddi anlamda kitabı okuyunca bir yerde gülüp bir yerde ağlıyordunuz. Yıllardan sonra ilk defa “Şeker Portakalı”nı okurken aynı şeyi yaşadım. Zeze’nin hayal gücü ve yaptığı yaramazlıkları okudukça gülmeye hatta kahkaha atmaya başladım. Daha sonra Zeze’yi acımasız şekilde dövmelerini okuyunca ister istemez gözlerin doluyor ve ağlıyorsun.
Kitabı daha çok öğrencilerime tavsiye edeceğim için birazda onların gözünden bakmaya çalıştım. Ciddi anlamda hem çocukların gözlerinden hem de yetişkinlerin gözlerinden okununca insanı derinden etkileyen bir eser. Hani bazı kitapları okuyup bitirince; bittiğine hayıflanırsınız ya... İşte “Şeker Portakalı” bunlardan bir tanesi. Özellikle kardeşiniz ya da çocuğunuz, 7. Sınıf ve üstü tüm çocuklara özellikle okutulması gereken bir eser. Kitabının en güzel yanı o yaştaki çocuklarımızın kesiklikle hayal dünyasını geliştirecek bir eser olması. Öte yandan kitapta birçok kötü söz var. ( Ki bu yüzden bir ara bir öğretmene soruşturma açıldı.) Bu kötü sözler yüzünden kitabı tavsiye etmeyenler mevcut. Fakat kitabın iyi tarafı bu sözleri verirken aynı zamanda bunların kötü ve söylenmemesi gereken sözler olduğunu okuyucuya net şeklîde belli ediyor. Kitapta yer alan sözler zaten çocuklarımızın her an çevrelerinde duyabileceği şeyler. Bu yüzden bunların bu şekilde verilmesi çok daha güzel olur.
Kitabın en önemli faydası tekrar belirtmek gerekirse hayal gücünü geliştirecek olmasıdır. Çünkü Zeze denilen kahramanın felaket bir hayal gücü var. Kitabın içinde de sürekli bu hayal gücünü kullanmıştır. Hatta o kadar fazla hayal gücü gelişmiş ki ister istemez bazı yerlerde kafanız karışabiliyor.
Bu yazıyı yazdığım esnada serinin ikinci kitabı olan “Güneşi Uyandıralım” kitabının ortalarına vardım. O da hemen hemen “Şeker Portakalı” ile aynı tadı veriyor. Okuyacak kişilere önemli bir tavsiyem serinin üç kitabını da birlikte okumalıdır. Şeker Portakalı- Güneşi Uyandıralım ve Deli Fişek…
Netice olarak “Şeker Portakalı” biran önce okunması gereken güzel bir kitap.

Meral 
25 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Zeze, çok akıllı fakat biraz haylaz. Kitabı okurken, günümüzde böyle yaşamı olan çocukların düşüncelerini muhteşem şekilde aktaran bir kitap. Zeze çocuk olmasına rağmen ruhu kocaman bir adam.

Hakan TEKİN 
07 Nis 03:49 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bu nasıl olabilirdi?
Herkesin yaptığı bir şeydi oysa ; harfleri yanyana getirip kelime, kelimeleri yanyana getirip cümleler oluşturmak. Buna yazı yazmak deniyor! Oysa duyguları yazmak; işte ben buna gerçek yazmak derim.

İçinde binlerce harften oluşan bir şey düşünün ;sizi kendisine bağlıyor, durmadan okumak istiyorsunuz, hemde hiç durmadan. Lakin korkuyorsunuz bitecek diye korkuyorsunuz. Kendinizi frenlemeye çalışsanızda korkunun ecele faydası olmuyor, ölüyor. Ama sizde yaşamaya devam ediyor.

"Zeze" 5 yaşında bir çocuk ama kim?
O dünyadaki bütün çocuklar, o her çocuğun olduğu kadar çocuk, o içimizdeki çocuk.

Her çocuğun bir şeker portakalı vardır.
Kimisi ağlatır.

Söylenecek sözler, ne söylersem söyleyeyim yarım kalacak. Bu yüzden siz kitabı okuyup tamamlayın olur mu?
Ve hayatınıza, kendisi küçük sevgisi büyük bir yürek katmaya hazır olun.

OKUMALISIN...

Murat Sezgin 
15 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 8/10 puan

"...Gerçek olan, acımasız bir biçimde nedenini bilmeden dayak yiyen küçücük bir hayvan olarak iç yaramı bir türlü geçirmeyi başaramadığımdı. "
Beş. Altı. Beş yaşında bi çocuğun ağzından kurguda olsa bunları duymak çok üzücü.

Okumadan önce filmini izlemek gibi bir hata yaptım bu yüzden biraz heyecanı ve zevki kaçtı.

Hayatın acısını bir çocuğun agzından anlatmak eseri duygusallaştırıyor. Okurken kelimeler resmen boğazınıza düğümleniyor.

Zezé, yoksul bir ailenin zeki, meraklı, hayal gücü yüksek çocuğu. Ondaki hayal gücüyle dünyayı yeniden yaratabilirsiniz. Tüm çocuklarda bu böyledir.

Çocuklar çevrelerinde olup biten her olayın farkındadırlar. Ona göre tavır geliştirirler ve iç dünyalarını oluştururlar. Zezé'yi anlıyorsak çocukların dünyasına merhaba diyebiliriz.

Keyifli okumalar.

Kubra B. 
02 Mar 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 10/10 puan

Çok geç kalmışım.. Gerçekten tek kelimeyle bayıldım. Bir çocuğun duyguları ancak bu kadar güzel yansıtılabilir.. Kitabı okurken hep küçük kardeşim aklıma geldi ve onu acaba anlamıyor muyum ? Diye sordum kendime.. Zeze bana o kadar çok şey öğretti ki.. Beni ağlatan nadir kitaplardan biri oldu Şeker Portakalı.. Geç kalmayın hepiniz okuyun.

mithrandir21 | Uğur D. 
 22 Eki 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Ah Zeze vah Zeze diye klasik Şeker Portakalı incelemesi giriş cümlesi eşliğinde incelememe başlamam gerekirse eğer, kitap çocuklardan ziyade Küçük Prens'in de dediği gibi bir garip bir tuhaf olan büyüklere daha çok hitap eden bir roman. Zeze belki birçok konuda azarlanmayı belki de küçüklüğümüzden beri gördüğümüz şekilde dayağı hak etmiş dediğimiz konularda bile aslında tam olarak haklı ve derdini anlatamayan çünkü dinlenmeyen kişi diyebiliriz. Zeze'nin ağzından pis, kötü, kaka bir söz mü çıktı, ablasına oros** mu dedi ve 5 yaşındaki bir çocuk bu sözü söylediğinde garip olan biz büyükler çoğunluk olarak maalesef iki farklı yönden tepki veriririz. Ya "benim erkek oğlum küfür ediyor" diye böbürleniriz ya da "ablana bu sözü nasıl söylersin" diye sinirlenip Zeze gibi olanları döveriz; ama maalesef bu dediğim çoğunluk 3. bir yönü hiç düşünmez, Zeze ve benzerindekiler bu sözü nereden, nasıl öğrendi de bu sözü neden söyleme gereği duydu diye düşünmezler. #10196742 Vasconcelos işte tam da bu dediğim konuda adeta biz büyüklere ders veriyor. Zeze'ye yaptığı yaramazlıklardan dolayı, söylediği kötü sözlerden dolayı kızmamızı isterken birkaç sayfa sonra Zeze'nin neden bu şekilde hareketler ettiğini, neden kötü bir anlamı olduğunu BİLDİĞİ sözleri söyleme ihtiyacı hissettiğini de bizlere tabir-i caizse kafamıza vurarak gösteriyor. #10553660 Dediğim gibi kitap baştan sona büyüklere ders niteliğinde, diğer arkadaşların dediği gibi çok duygusal, Kürk Mantolu Madonna'ya son günlerde denildiği gibi ağlamaklı bir kitap değil ama her ne kadar içinde duygusallık öğeleri fazlası ile olsa da bana göre esasen baştan sona ders verici bir kitap. Bir çocuk ile karşılıklı konuşurken onun küçük olduğunu, onun çocuk olduğunu ve hatta onun yaramaz vs. olduğunu ona hissettirmemeliyiz. Bir çocuk ile karşılıklı konuşurken boy farkı ile beraber de onun küçük olduğunu hissettirmek maalesef çocuğun davranışlarında olumsuz etki ediyor maalesef istemediğimiz davranışlar sergilemesine neden olabiliyor, bir çocuk ile konuşurken aynı Portuga gibi onun büyük biri olarak görün ve karşılıklı konuşurken küçük olduğunu hissettirmemek için kesinlikle karşısında diz çökün ve boylarınızı eşir duruma getirip eşit şartlarda olduğunuzu ona belirtin ve ama bu eşitlik ile saygı çerçevesinin de sınırını aşmadan ince çizgiyi korumak, koruyabilmek yine de Zeze gibiler için çok önemli. Bunlar için de bana göre Şeker Portakalı ve Küçük Prens gibi kitaplar biz büyüklere gerçek manada ders niteliğindedir. Çünkü unutmayalım çocuklar etraflarında dönen her bir olayın farkındadırlar ve adeta bir kayıt cihazı gibi o etraflarında dönen her bir olayı kayıt edip ve bir papağan gibi de tekrarlar çünkü bunlardan fazlası ile etkilenirler. Çocuklara yaklaşırken onların da kendi dünyaları olduğu unutmamalıyız hatta daha doğrusu farkına varabilmeliyiz.

Kitap küçüklerden ziyade daha çok büyüklere hitap ediyor dedim ama bu sözümden kitabı büyüyünce değil, bu ve benzer kitapları iş işten geçtikten sonra okumak yerine kesinlikle kendimizi bildiğimiz yaşta okumalıyız, belki kendinizi bildiğiniz yaşlarda bu ve benzer kitapların farkında olamayabilirsiniz ama başınızdaki garip olan büyüklere işte tam da o zaman fazlası ile iş düşmekte ve size bu tarz kitaplara yönlendirmeleri gerekmekte.

Kitaptan 406 Alıntı

Vedat Geçit 
13 Eyl 2014 · Kitabı okudu · 8/10 puan

''Nen var Zeze?”
”Hiç. Şarkı söylüyordum.”
”Şarkı mı söylüyordun?”
”Evet.”
”Öyleyse ben sağır olmalıyım.”

İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim.

Şeker Portakalı, José Mauro De VasconcelosŞeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos
BİROL COŞKUN 
 29 Eyl 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

“Daha çok anlat” dedim.
“Hoşuna gidiyor mu?”
“Çok. Elimden gelse seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre hiç durmadan konuşurdum.”
“Bu kadar yola nasıl benzin yetiştiririz?”
“Gider gibi yaparız.”

Şeker Portakalı, José Mauro De VasconcelosŞeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos
İbrahim Korhan 
12 Eyl 2014 · İnceledi · 10/10 puan

Onu düşünmekten kendimi alamıyorum, şimdi acının ne olduğunu gerçekten biliyordum. Ayağını bir cam parçasıyla kesmek ve eczanede dikiş attırmak değildi bu. Acı, insanın birlikte ölmesi gereken şeydi. Kollarda, başta en ufak güç bırakmayan, yastıkta kafayı bir yandan öbür yana çevirme cesaretini bile yok eden şeydi.

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 170)Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 170)
pandanın kitaplığı 
21 Eki 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Neyi bekleyeceğiz, Zeze?"
"Gökyüzünden güzel bir bulutun geçmesini."

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 67 - can)Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 67 - can)
Ezgi Sezgin 
29 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

''Portuga!''
''Hımm...''
''Hep senin yanında olmak isterdim, biliyor musun?''
''Neden?''
''Çünkü dünyanın en iyi insanısın. Senin yanındayken beni kimse azarlamıyor ve günışığının yüreğimi mutlulukla doldurduğunu hissediyorum.''

Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 143)Şeker Portakalı, José Mauro De Vasconcelos (Sayfa 143)
41 /

Kitapla ilgili 3 Haber

Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...!
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...! Can Yayınları Minikitap Serisi yeni eklenen kitaplarla büyümeye devam ediyor. Şeker Portakalı, Dava, Simyacı, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Zorba ve 1984 eserleriyle toplam 6 kitap ile başlangıç yapan seri yeni eklenen 5 Minikitap; Hayvan Çiftliği, Aldatmak, Genç Werther'in Acıları, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Lüsyen Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikâyesi ile birlikte 11 kitaba yükselmiş oluyor.
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap
Can Yayınları’ndan yeni bir yayın formatı: Minikitap Yaratıcı baskı formatları açısından farklılıklara alışkın olmayan yayıncılık sektöründe, son yılların belki de en etkili tartışması “Basılı kitap mı, e-kitap mı?” başlığını taşıyordu. Kitap kokusunu sevenlerle teknoloji çağına doğanları karşı karşıya getiren bu başlığa eklenebilecek üçüncü seçenek Can Yayınları’ndan geldi: Minikitap.