Poyu

Poyu
Dünyanın genel istikrarsızlığıdan kendi payına düşeni fazlasıyla yansıtan bir fani..
Başka bir evrende
14 Nisan
İstanbul
14 Nisan 1997
7330 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Sabitlenmiş gönderi
Süleymaniye’nin gölgesinde
İstanbul’un kalbinde, tarih ile bilimin sessizce buluştuğu bir yer… Süleymaniye’nin gölgesinde yükselen bu kütüphane, sadece kitapların değil düşüncelerin de nefes aldığı bir alan. Burada sayfalar çevrilmez sadece; zaman, sessizliğe karışır.
Reklam
Bu Kitap Hakkında Düşüncelerim Net
Puan vermedi·136 syf.·
2026 12. kitabı
bam Karı Kovalardı Ben Mucize — ilk bakışta insanı şok eden bir isim… ama sayfaları açtıkça bunun sadece dikkat çekmek için atılmış bir başlık olmadığını anlıyorsun. Emre Işık, okuyucuyu rahatsız etmekten çekinmeyen, yer yer sert ama bir o kadar da gerçek bir hikâye anlatıyor. Bu kitap, klasik “acı hayat” hikâyelerinden biri gibi başlamıyor. Daha çok, kırık bir aile yapısının içinden çıkmaya çalışan bir çocuğun gözünden hayatın ne kadar tuhaf, adaletsiz ama aynı zamanda umut dolu olabileceğini gösteriyor. Anlatım sade ama vurucu; öyle süslü cümleler yok, direkt kalbine giriyor. Okurken en çok çarpan şey şu: Bu bir kurgu gibi ilerlese de, hissiyatı fazlasıyla gerçek. İnsan bazı satırlarda “bu kadar da olmaz” diyor, ama bir yandan da “aslında oluyor” gerçeği suratına çarpıyor. İşte kitabın gücü burada. Yazarın dili ağır değil, akıcı. Bir oturuşta yarısını bitirebilirsin. Ama mesele sadece akıcılık değil; alt metinde verdiği mesajlar. Aile, travma, büyüme ve hayatta kalma mücadelesi… Hepsi abartıya kaçmadan, doğal bir şekilde işlenmiş. Bu kitap herkese hitap etmez, net söyleyeyim. Çünkü bazı bölümler rahatsız edici olabilir. Ama tam da bu yüzden etkili. Okuyup geçeceğin bir kitap değil; bazı cümleler aklına takılı kalıyor. Sonuç olarak: Eğer gerçek hikâyeleri, sert hayatları ve filtresiz anlatımları seviyorsan, bu kitap tam sana göre. Eğer “beni sarsacak bir şey istiyorum” diyorsan, kesinlikle şans vermelisin.
Babam Karı Kovalardı Ben MucizeEmre Işık · Cinius Yayınları · 20242,147 okunma
Ruhun iç dünyasındaki huzur arayışı.
İyileşmenin ilk adımı: Zihnini Yaratan'a teslim etmek…
Bugün takvimde bir tarih sadece… Ama benim için bir zamanlar çok şey ifade ediyordu. İnsan bazen konuşmasa da bazı şeyleri içinde taşımaya devam ediyor. 2 yıl… az değil. Sessizlik bile bazen bir hikaye anlatır. 🖤
Puan vermedi·144 syf.·
2026 11. kitabı
Pandora’nın Kutusu aslında dışarıdan bakınca basit bir mitolojik hikâye gibi duruyor ama içine girdikçe insanı rahatsız eden bir derinliği var. Hikâyede Pandora’ya bir kutu veriliyor ve özellikle açmaması söyleniyor. Ama zaten olayın en kritik noktası burada başlıyor: İnsana hem merak duygusu verip hem de onu sınamak. Pandora’nın kutuyu açtığı an, dünyaya yayılan şeyler sadece “kötülük” olarak geçiştirilecek şeyler değil. Hastalık, acı, ölüm, kıskançlık… Bunların hepsi aslında insan hayatının temel parçaları. Yani bu hikâye bize şunu söylüyor: İnsan hayatı baştan sona kusursuz bir düzen değil, tam aksine acının ve kaosun içinde kurulmuş bir sistem. Burada dikkat çeken en önemli detay şu: Pandora kötülüğü yaratmıyor, sadece ortaya çıkarıyor. Bu çok kritik bir nokta. Çünkü bu durum, kötülüğün zaten var olduğunu ama bir şekilde serbest kalmayı beklediğini gösteriyor. Yani insan doğası aslında baştan beri “temiz” değil. Ama hikâyenin en vurucu ve düşündüren kısmı sona saklanmış: Kutunun içinde kalan tek şey “umut”. İlk bakışta bu iyi bir şey gibi görünüyor ama bence tam tersine tartışılması gereken bir detay. Çünkü umut, insanın tüm bu acılara rağmen yaşamaya devam etmesini sağlıyor. Yani bir nevi insanı ayakta tutan ama aynı zamanda kandıran bir şey de olabilir. Pandora karakterine baktığımda onu suçlamak çok kolay ama aslında o tamamen insanı temsil ediyor. Merak eden, yasaklara karşı koyamayan ve sonuçlarını düşünmeden hareket eden biri. Bu yüzden hikâyeyi okurken Pandora’ya kızmak yerine kendini sorgulamaya başlıyorsun.
Pandora'nın KutusuOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20236bin okunma