·
Okunma
·
Beğeni
·
35,8bin
Gösterim
Adı:
Trendeki Kız
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754428
Orijinal adı:
The Girl on the Train
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Trendeki Kız
The Girl on the Train
Qatardakı Qız
Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

"Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!" 
-S.J. Watson-

"Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock'u." -Terry Hayes-

"Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman." 
-Lisa Gardner-

"Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!" 
-Publishers Weekly-

"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar." -Kirkus-

"Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor." 
-Entertainment Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
 
360 syf.
·3 günde·7/10 puan
Yaşadığı bunalımı alkolle geçiştirmeye çalışan ve bu yüzden alkolik olup hem işinden hem de evliliğinden olan Rachel, her trene bindiğinde eski kocasının yeni eşi ve kız çocuklarıyla yaşadığı evin (aynı zamanda eskiden kocasıyla oturduğu evin) biraz ilerisindeki evde yaşayan bir çifti takıntı derecesinde izler. Jess ve Jason diye hayali isimler koyar, ne yaptıklarını, nelerden hoşlandıklarını, nelerden hoşlanmadıklarını düşünür ve kafasında canlandırır. Bir gün o çiftin başına trajik bir olay gelince hayatlarına dahil olur. Körkütük sarhoşken yaşadığı ve hayal meyal hatırladığı o gün, Jess in yani Megan’ın kayboluşunun ardındaki sır perdesini aralayabilir.
Çok güzel ve gerilimli bir kitap. Fakat aynı Roxane Gay’in Kafes kitabındaki gibi konusu ne kadar güzel olursa olsun fazla dram, depresyon ve kibirli karakterler beni kitaptan soğutuyor. Rachel’ın yaşadığı olaylar yüzünden alkolik olması normal karşılanabilir fakat hiç yardım almaması aksine her şeyi daha da kötü yapmasına ve bunu bilmesine rağmen yardım almaya çalışmayıp üstüne yalan söyleyerek her şeyi çıkmaza sokması beni çok gerdi. Megan’ın da bu kibri ve benmerkezciliği sonu oldu normal hayatta da kitapta da böyle karakterlere dayanamam. Bu hikayede yanan sadece Scott oldu kalbim sadece Scott için kırıldı sonra bunun sadece bir kitap olduğunu hatırlayıp sakinleştim. Katil ise bir yerden sonra tahmin edilebilirdi ama daha güzel bir son beklerdim kesinlikle bana aceleye gelmiş gibi geldi. Genel olarak güzel ama kasvetli bir kitap. Benim gibi drama, kibirli ve mantıksız hareket eden karakterlere dayanamıyorsanız önermiyorum.
360 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Merhaba değerli okurlarım;
Bugün karşınıza ne zamandır okumak istediğim ama bir türlü fırsat bulup da okuyamadığım bir kitapla çıkıyorum.TRENDEKİ KIZ.Galiba hepinize polisiye romanları sevdirene dek okumuş olduğum en iyi romanları seçip inceleme yazmaya devam edicem :)
Trendeki kız adlı romanımız Paula Hawkins tarafından kaleme alınmış bir yapıttır.Ayrıca New York Times dergisinin çok satanlar bölümünde tam 13 hafta zirveyi korumuştur.Eee sizin karşınıza boş bir kitapla çıkmam tabiki :) Romanımızda katilin kim olduğunu kitabın sonuna kadar tahmin edilmeyi güçleştiren olaylarla dolu bir sürü bölüm yer alıyor.Su gibi akıp giden bu sürükleyici romanı eminim ki benim kadar siz de seviceksiniz.Bir sonra ki polisiye roman incelemesine kadar kendinize çok iyi bakın,kitaplarla kalın okurlarım.
Ne diyorsunuz iyice kapmaya başladım galiba ben bu inceleme işini :))
  • Kafes
    8.3/10 (3.281 Oy)2.712 beğeni9bin okunma2.122 alıntı55,9bin gösterim
  • Cerrah
    8.9/10 (2.588 Oy)2.438 beğeni8,6bin okunma2.715 alıntı40,4bin gösterim
  • Ateşi Yakalamak
    8.5/10 (2.941 Oy)2.539 beğeni14,6bin okunma856 alıntı28,1bin gösterim
  • Alaycı Kuş
    8.3/10 (2.715 Oy)2.346 beğeni13,7bin okunma1.029 alıntı23,4bin gösterim
  • Grinin Elli Tonu
    7.0/10 (1.619 Oy)1.280 beğeni7,9bin okunma1.241 alıntı50,9bin gösterim
  • Yağmur Sonrası
    8.6/10 (2.854 Oy)3.031 beğeni12,5bin okunma2.468 alıntı55,3bin gösterim
  • On Küçük Zenci
    8.9/10 (5bin Oy)4.146 beğeni14,1bin okunma4.591 alıntı67bin gösterim
  • Ejderha Dövmeli Kız
    8.7/10 (2.042 Oy)1.932 beğeni7,9bin okunma1.071 alıntı29,5bin gösterim
  • Gözlerini Sımsıkı Kapat
    8.5/10 (2.273 Oy)2.229 beğeni9,8bin okunma2.605 alıntı33,1bin gösterim
  • Fısıltı
    8.1/10 (2.296 Oy)1.927 beğeni8,4bin okunma684 alıntı54,8bin gösterim
360 syf.
·8/10 puan
Kitabı almadan önce bu kadar populer olması abartılmış bir reklam olabilir mi diye şüphelerim vardı. Ama kendisine harcanan her dakikayı hak ediyor,kesinlikle çok iyiydi. Anlatım akıcı,kurgu sürükleyiciydi.
Trendeki kız kesinlikle tüm övgüleri hak ediyor.Son kısıma kadar katilden emin olamıyorsunuz, herkesten şüphelendim ben kitap boyunca ki bu da tempoyu çok yüksek tutmuş.
Rachel açısından kocasının kendi evinde bir başka kadınla yaşıyor olduğunu bilmek, daha da kötüsü mutlu olduklarını izlemek çok acı vericiydi bence. Aslında okurken Rachel'ın iyi bir insan olduğunu hissediyorsunuz ama sürekli içip içip Tom ve karısına bulaşması ne kadar çaresiz olduğunu hissettiriyor. Karakterlerin duygu geçişleri çok iyi anlatılmış. Anna karakteri en itici bulduğum karakter oldu.
Tam da denildiği gibi " Hergün önünden geçtiğiniz evlerde aslında neler oluyor? " .Kitap tam da bunun üzerine yoğunlaşmış... En yakınlarınızı bile aslında ne kadar tanıyorsunuz? Görmek istediğimiz kadarını kabullenip kalanını yok sayıp mutluluk oyunu mu oynuyoruz?
360 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bildiğim, sevdiğim, kurgusundan ve kaleminden emin olduğum bir yazarın, polisiye kitabını okumak için sabırsızlanırım. Bu kitap uzun zamandır kitaplığımda idi. Hiç acele etmedim. Neden? Çünkü yazarın ilk kitabı ne kadar iyi olabilir diye düşündüm. İtiraf ediyorum; yanıldım.
'Trendeki Kız' üç karakterin (aslında bence üçü de kurban) ağzından, farklı tarihlerde ve saatlerde, kendi anlattıklarıyla kurgulanmış. Rachel yani trendeki kız, sabah akşam yolculuk ettiği trende, yol üstünde gördüğü evleri izliyor ve özellikle bir evdeki çift dikkatini çekiyor. Onların birbirlerine davranışları ile ilgili romantik hayaller kurup, kendine yakın bulduğu, zihninde mükemmel çift olarak canlandırdığı bir hikaye oluşturuyor. Ta ki bu mükemmelliği bozacak bir sahne görene kadar. Bundan sonrası tam bir heyecan fırtınası.
Bir kaç yerde şüpheye düştümse de katili tahmin ettim. Yine de bu kitabı, kurgusunu, yazarın kalemini çok beğendim. Gönül rahatlığıyla polisiye sevenlere tavsiye edebilirim. Ve ben de yazar başka kitap yazarsa sorgusuz alırım ki umarım yazar.
360 syf.
·12 günde·Puan vermedi
"iyi ki okudum" dediğim kitaplardan biri oldu. Kurgusu,anlatımı çok sürükleyici. Hadi bir sayfa bir bölüm daha okuyayım derken kitap yağ gibi akmış gitmiş ve bitmiş oldu.
360 syf.
·5/10 puan
Bitince "nihayet bitti" dediğim bir kitap, o kadar reklam ve övgüden sonra almıştım beklentimin çok altında çıktı. Üç kadın karakterin hepsi agır depresyonda ve kitap baştan sona bu depresif davranışlar üzerine kurulu. Kitap yarısına gelindiğinde katil anlaşılıyor ama can sıkıcı-moral bozucu olaylar anlatıldıkça anlatılıyor. Basit bir dille yazılmış vasat bir kitap,
360 syf.
·10 günde·Beğendi
Bazen otobüste, trende, takside öylece dışarıya bakıp birilerinin hayatından kısa anlar görürüz. Kendimizce tahminlerde bulunuruz her bir hayatın kendi içinde karmakarışık bir düğüm olduğunu unutup kafamızda kurguladığımız mutlu hayatlara imreniriz. İşte trendeki kız da tam olarak böyle bir yanılgıya düşmüştü. Zekice kurgulanmış akıcı bir kitap. Kendinizi olayların tam içinde hissedeceğiniz kadar içine çekilseniz de son ana kadar bulunduğunuz tüm tahminlerde yanılıyorsunuz. Ha bir de şunu söylemeliyim, değerimiz insanların bize hissettirdiğinden bağımsız. Her birimiz çok değerliyiz ve daima inancımızı korumamız gereken tek kişi kendimiziz.
360 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Başta kitabın hiç ilgimi çekmediğini söyledim ve iki günde bitirecek kadar çok sevdim. Gerçekten aşırı heyecanlı, zeki bir kurgusu olan ve karakterleri gözümde tamamen canlandırabileceğim kadar güzel bir kitaptı. Okurken yaşadığımı, meraktan bırakmadığımı da söylemek isterim. Kitap karakterlerinden yalnızca üç kadının ağzından anlatılan güzel bir gerilim romanıydı. Üç kadını da o kadar iyi anladım hissettim ve yaşadım -ki yazarın ilk kitabı olmasına rağmen- ve heyecanla bitirdim. İçinde aşk, gerilim, cinayet gibi birçok tema var. Sizin de okumanızı öneririm ki bu tarz romanları seviyorsanız sizi daha çok bağlayacaktır kitaba, şimdiden iyi okumalar :)
360 syf.
·Puan vermedi
Rachel bir gün trenden evdeki kadının kocasının dışında biriyle olduğunu görüp şaşırır. Daha ilginci ise o gece kadın kaybolur. Rachel kadının gizli sevgilisini tek bilen kişi olduğunu düşündüğünden bu olaya kendini dahil etme isteği duyar. Daha sonra kadının cesedi ortaya çıkar. Bu cinayetten kadının kocası Scott sorumlu tutulur. yazar çok bariz bir şekilde yaptığı için Scott’un katil olmadığını hemen anlayabilirsiniz. Bu cinayet işinde Rachel’in eski kocası Tom ve karısı da vardır. Neyse bundan sonrasına pek değinmeyeceğim.
Kitabın dili akıcı ve yalın diyebilirim.
Yazar bana göre kitapta Rachel’in bitmiş tükenmiş ruh halini iyi anlatmış. Yaptığı bir iki yerdeki tasvirler sayesinde de Rachel’in içki yüzünden nasıl da güzelliğinin yok olduğunu okurlara düzgün bir şekilde yansıtabilmiş. Özetle yazarın karakterlere yüklediği psikolojik halleri iyi bir şekilde okuyucuya gösterdiğini söyleyebilirim. Tabi kitaptaki bu artı diğer eksileri tam olarak nötrleyemeyeceği için kitap için ne iyi ne de kötü diyebilirim. Benim için arada kalmış bir kitap. Eğer sıradaki okuyacağınız kitapta bir şey öğrenmek için değil de sadece eğlenmek ve dinlenmek için kitap okuyacağım diyorsanız bu kitap tam size göre. iyi okumalar.
360 syf.
·9/10 puan
Abiii çok iyiydi. Korku çok yoktu ama gizem-gerilim hissediliyordu gerçekten. Başta ben anlamadım ilk, karakterleri tanırken zorlandım. Çünkü geçmişe gidilip duruluyordu. Her bölümde farklı karakter ağzından anlatılıyormuş fakat şaşkın ben anlamamışım. O yüzden filmini izliyim de biraz otursun dedim. Filmin başlarında dayanamayıp yorumları da okudum bir güzel. Bir bakmışım spoi yemişim. Ve filmi 5 dk izledikten sonra hemen kitaba döndüm. Çok da güzel aktı gitti kitap. Spoi yesem de karakterlerin katili nasıl öğrendiğini merak ettiğim için okumaya devam ettim. Şimdi sıra filmini izlemede. Ama filminin vasat olduğu söyleniyor. Bakalım izleyelim görelim.
Pis yara bandını parmagimin ucundan çekip altındaki soluk, kırışmış ete baktım. Tirnagimin kenarındaki kan kurumuştu. Sağ elimin başparmağını kesigin ortasına bastırınca yara açıldı, acı keskin ve güçlüydü. Nefes aldım. Yaradan kan sızmaya başladı. Vagonun öteki tarafındaki kızlar boş gözlerle beni izliyordu.
UYANDIĞIMDA ne hissettiğimi idrak edebilmem için bir süre geçmesi gerekti. Neşeli telasimi yavaşlatan bir şey vardı: Adsız bir korku. Gerçeği bulmaya çok yaklaştığımızı biliyordum. Ama gerçeğin korkunç olacağı hissini içimden atamıyordum.
Birinin telefonu trenin ortamına uymayan neşeli ve hareketli bir şarkıyla çaldı. Cevap vermekte yavaş davrandığı için ses kafamda çınlayıp durdu. Diğer yolcuların koltuklarında kipirdandiklarini, gazetelerini hisirdattiklarini, bilgisayarlarına hafifçe vurduklarini duyabiliyordum. Tren dönemeçten yalpalayıp sallanarak geçtikten sonra kırmızı ışığı yaklaşınca yavaşladı .Kafamı kaldırmadan istasyona giderken uzatılan bedava gazeteyi okumaya devam etmeye cabaladimsa da sözcükler gözlerimin önünde bulaniklasiyor, hiçbir bende ilgi uyandirmiyordu. Aklımda hâlâ yolun kenarına terk edilmiş küçük giysi yığını vardı .
Yine de kendimi tutuyordum çünkü hissettiğim her şeyi söyleyemezdim. Terapinin amacının bu olduğunu bilsem de yapamıyordum işte. Bazı şeylerin belirsizliğini korumam, bütün erkekleri, sevgilileri ve eski sevgilileri karıştırmam gerekiyordu ama kendi kendime bunun sorun olmadığını, çünkü kim olduklarının bir öneminin olmadığını söylüyordum. Beni nasıl hissettirdikleri önemliydi. Gergin, huzursuz, aç. Neden istediğimi alamıyordum ki ? Bunu bana neden vermiyorlardı?
Yatakta oturdum, bilgisayarımın kapağını açıp sabırsızlıkla çalışmasını bekledim, sonra internete girdim. Bütün bu süreç hiç bitmeyecek gibi gelmişti. Cathy'nin evdeki hareketlerini, kahvaltı tabağını yikayisini, dişlerini fırçalamak ıçin üst kata kosusunu duydum. Bir süre odamın kapısında oyalandi. Çalmak üzere elini kaldırdığını hayal edebiliyordum. Fikrini değiştirip merdivenlerden aşağı koştu.
Geçen haftaki giysi yığını hâlâ oradaydı ve birkaç gün öncekinden daha tozlu, daha perişan görünüyordu. Bir yerlerde, tren çarptığında giysilerimizin yirtilabilecegini okumuştum. Tren çarpması sonucu ölmek o kadar da alışılmadık değildi. Söylenene göre yılda iki yüz ila üç yüz kişi bu şekilde ölüyordu. Yani en azından iki günde bir. Bunların ne kadarının kaza olduğunu bilmiyordum. Tren yavaşça ilerlerken giysilerde kan lekesi olup olmadığına dikkatlice baktım ama bir şey göremedim.
Düğmeleri göğsümü geren , rahatsız edici derecede dar gomlegimin koltuk altlarında ıslak lekeler oluşmuştu. Gözlerim ve boğazım ağrıyordu. Bu akşam yolculuğun uzamasını hiç istemiyordum; eve gitmek, soyunup duşa girmek, beni kimsenin göremeyeceği bir yerde olmak istiyordum.
Kalbim sanki yerini şaşırmış gibi rahatsız ve görültulu bir şekilde çarpıyordu. Ağzım kurumuştu, yutkunamıyordum. Yana doğru yuvarlanıp yüzümü pencereye döndüm. Perdeler örtülüydü ama ışık yine de gözlerimi acitiyordu. Elimi yüzüme götürdüm; parmaklarımla gozkapaklarima bastırıp acıyı ovusturmaya çalıştım. Tırnaklarım pislik içindeydi.
Herkes tahminlerde bulunuyordu. Gazeteler , polisin her şeyi hesaba kattigindan, bir başka acele yakalama kararı cikaramayacaklarindan bahsediyordu. Soruşturmanın acemice yapıldığından bahsediliyor, personel değişikliğine gidilebileceginden söz ediliyordu. Internette Scott hakkında korkunç konuşmalar vardı, teoriler çok acımasız ve mide bulandiriciydi. Megan'in geri dönmesi için gözyaşları içinde yaptığı ilk çağrının ekran görüntüleri vardı ve bu görüntülerin yanında hıçkıra hıçkıra televizyona cıkmış, sevdiklerinin başına gelenler yüzünden çılgına dönmüş gibi görünen katillerin fotoğrafları yer alıyordu. Bu korkunçtu , insanlık dışıydı. Bunları hiç görmemesi için dua etmekten başka elimden gelen bir şey yoktu. Icini çok acitirdi.
ÇOK YORGUNDUM, başım uyumaktan ağırlasmisti. Ictigim zamanlarda pek uyumazdım. Bir iki saat kendimden geçtikten sonra korku içinde, kendimden bıkmış bir hâlde uyanırdım. Icmedigim günlerde çok derin bir uykuya, derin bir bilincsizlige dalardım ve sabah olduğunda güzel uyanamaz , uyku hâlini üstümden atamazdım. Bu saatler, bazen gün boyunca sürerdi.
TREN RAYLARININ yanında bir elbise yığını vardı. Tişörte benzeyen açık mavi bir giysi, kirli beyaz başka bir şeyle birlikte tortop edilip atılmıştı. Muhtemelen kıyının yukarısındaki bol calilikli küçük ormana kaçak dökülmüş çöplerden bir parçaydı. Çalışmak için yolun bu tarafına sık sık gelen mühendisler de bırakmış olabilirdi. Ya da nedeni başka bir şeydi. Annem hep hayal gücümün fazla çalıştığını söylerdi, Tom da aynı fikirdeydi. Elimde değildi, kirli bir tişört ya da tek başına bir ayakkabı gibi kenara atılmış paçavralar gördüğüm anda dusunebildigim tek şey, ayakkabının öteki teki ya da içine giren ayaklar oluyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Trendeki Kız
Baskı tarihi:
Mart 2015
Sayfa sayısı:
360
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053754428
Orijinal adı:
The Girl on the Train
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Trendeki Kız
The Girl on the Train
Qatardakı Qız
Rachel her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.

"Büyüleyici, sürükleyici, üst seviye bir gerilim. Mutlaka okuyun!" 
-S.J. Watson-

"Hem karakter yaratımı hem olay örgüsü muhteşem, harika bir kitap! Yeni neslin Alfred Hitchcock'u." -Terry Hayes-

"Zeki, gerilim dolu ve baştan aşağıya sürükleyici bir roman." 
-Lisa Gardner-

"Aklınızı başınızdan alacak, zekice yazılmış bu psikolojik-gerilim romanı hem muhteşem hem de tren enkazı kadar korkunç!" 
-Publishers Weekly-

"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar." -Kirkus-

"Trendeki Kız, her şeyi anladığınızı düşündüğünüz an sizi farklı bir sürprizle karşılıyor." 
-Entertainment Weekly-
(Tanıtım Bülteninden)
 

Kitabı okuyanlar 8bin okur

  • zeynep ceren
  • ymir.
  • Berk İpek
  • yunus Sezgin
  • ece
  • Gamze öztürk
  • BANU SÖZER
  • S
  • beyza
  • zeynep kavraz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.7
13-17 Yaş
%18.3
18-24 Yaş
%23.4
25-34 Yaş
%23.6
35-44 Yaş
%20.8
45-54 Yaş
%7
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%0.5

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%82.4
Erkek
%17.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.5 (392)
9
%13.7 (346)
8
%22.7 (574)
7
%20.6 (521)
6
%12.1 (306)
5
%6.7 (170)
4
%3.4 (87)
3
%2.1 (52)
2
%1.1 (29)
1
%0.8 (21)

Kitabın sıralamaları