Tess Gerritsen

Tess Gerritsen

Yazar
8.6/10
7.933 Kişi
·
27.046
Okunma
·
2.172
Beğeni
·
50.833
Gösterim
Adı:
Tess Gerritsen
Unvan:
Çin Asıllı Doktor, Yazar
Doğum:
San Diego, Kaliforniya, 12 Haziran 1953
Cerrah, Günahkar, Diriliş, Siliniş, İkiz Bedenler, Hasat ve daha birçok polisiye-gerilim türündeki kitaplarıyla ülkemizde ve dünya çapında hatrı sayılır bir okuyucu ve hayran kitlesi edinmiş Çin asıllı Amerikalı yazar Tess Gerritsen, 12 Haziran 1953 yılında doğdu.

Küçük yaşlarda polisiye türündeki kitaplara ilgi duymaya başladı. Gerritsen’ın bu ilgisi zamanla kendi polisiye öykülerini yazma isteğine dönüştü. Lakin yazarın ailesi Tess’i yazarlıktan uzak tutmaya çalışıyordu, onlara göre yazarlık uzun vadede iyi gelir getirmiyordu ve Tess tıp okumalıydı. Öyle de oldu ve Tess Gerritsen tıp öğrenimi gördü. Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu ve daha sonra California Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gitti ve ardından Honolulu’da hekim olarak iş hayatına atıldı.

Ne var ki Tess Gerritsen, hekim kimliğine rağmen yazmaya olan tutkusunu yitirmedi ve romantik gerilim türünde çeşitli öyküler yazdı. Bu öykülerden biriyle bir ödül bile kazandı.

Bunun ardından Tess, ilk romanlarını yazmaya koyuldu. Başlangıçta romantik gerilim türünde eserler veren yazar, yazarlığını mesleğiyle birleştirmeye karar verdi ve tıbbi gerilim türünde kitaplar yazmaya başladı. Yazarın bu türdeki ilk romanı 1995 yılında yayımlanan Hasat adlı romanıydı ve roman kısa zamanda çok satanlar listelerine yerleşerek büyük bir başarı kazandı. İlk Tess Gerritsen eseri Hasat, gerçek bir olaydan esinlenmişti ve romanda Moskova’da gerçekleşen bir kayıp çocuk vakası ele alınıyordu. Roman, New York Times Çok Satanlar Listesi’nin bir parçası olmuştu.

Tess Gerritsen Hasat’ın ardından eleştirmenlerce de övgüyle bahsedilen Rizzoli & Isles Serisi’ni yazdı. Tıbbi gerilim türündeki bu serinin ilk romanı ülkemizde de çok sevilen Cerrah’tı. 2001 yılında yayımlanan Cerrah, Jane Rizzoli adında bir cinayet dedektifinin ve ortağı Thomas Moore’un kurbanlarına işkence ettikten sonra onları katleden bir seri katili yakalama uğraşlarını anlatmaktaydı. Kitabın zekice kurgusu, yazarın tıp bilgisinin getirdiği gerçekçi tıbbi tasvirler, insan psikolojisinin başarılı aktarımı, yazarın son derece akıcı ve heyecan uyandırıcı kalemiyle birleşmesiyle kitabı alanında üst seviyeye taşıyordu.

Cerrah’ın devamı niteliğindeki Çırak romanında Rizzoli’nin ortağı Thomas Moore’un yerini tıp alanında uzman olan Dr. Maura Isle aldı. Kadın baş karakterler Rizzoli ve Isles, güçlü ve etkileyici kişilikleriyle yazarın çift kariyerini de sembolize etmektedir. Dedektif Rizzoli, yazarın polisiyeye olan tutkusunun bir sembolüyken Dr. Isles ise yazarın tıbbi kimliğinin bir imgesidir. Seri, Tess Gerritsen eserleri arasında televizyon dizisine uyarlanan tek eserdir.

Özellikle ülkemizde giderek artan bir hayran kitlesine sahip olan Tess Gerritsen, Stephen King’in memleketi Maine’de yaşamaktadır ve heyecan yaratan eserlerini yazmaya devam etmektedir.
Kötülük ölmüyor. Asla ölmüyor. Sadece yeni bir yüze, yeni bir isme bürünüyor.
Tess Gerritsen
Sayfa 48 - Doğan Kitap
Bu dünyada kendi işleriyle ilgilenmeyen çok fazla insan var. Bir sürü işgüzar...
Tess Gerritsen
Sayfa 66 - Martı Yayınları
"Bazen çocuk sahibi olmanın delilik olduğunu düşünüyorum. Onları seviyorsun, büyütüyorsun. Sonra da sadece zarar görecekleri bir dünyaya adım atmalarını izliyorsun."
Tess Gerritsen
Sayfa 82 - Doğan Kitap
276 syf.
·2 günde·8/10
- Kral Agamemnon Truva'ya saldırmak için bin gemisiyle birlikte Aulis limanına geldiğinde Tanrıça Artemis'in gazabıyla karşılaşır. Bu gazabın nedeni Agamemnon'un Tanrıçanın en sevdiği hayvanlardan birini öldürmesidir. Bu öfkeyi dindirmek içiin kral korkunç bir kurban vermeyi, kızı İfigeneia'yı tanrıçayı adamayı kabul eder. Sonrasında olanlar da Cerrah'ın kan ile böyle özel bağ kurup olaylar zincirine katmasının da temel noktalarından ve bu mitolojik hikayeye dayanıyor...

- Kan ile hayat arasındaki ilişki insanlığın başından beri biliniyor. Eskiler kanın kemik iliğinde üretildiğinden ya da büyük bölümünün su olduğundan habersizdi, ama kanın gücünü kabullenerek törenler ve adak ayinleri düzenliyorlardı.

- Cerrah adıyla bilinen katilimiz yarım kalan bir işi tamamlamak için yıllarca, kendini dizginleyerek, geliştirerek, her şeyi en ince ayrıntısına kadar düşünerek hareket etmiş. Peki neden? Elinden gelenin en iyisini yapmak içini tabii ki. Kendine basamak olarak seçtiği adımları aşmış önce. İlk kurbanlarında alıştırma yaparak kendini çoook özel olan kişiye gelene kadar ustalaştırmış. Sıra ona geldiğinde her şeyi en ustaca yapmak ve zevki doruklarına kadar yaşayarak hissetmek için. Bu aşamaya gelene kadar seçtiği kişilerle özel olarak ilgilenmiş, onlardan kendine hatıra almayı ve eski geleneği sürdürmeye devam ettiğini gördük.

- Cerrah kan ve intikam tutkusunu bize iliklerimize kadar hissettirecek şekilde canlı bir halde gözler önüne sermiş. Gerek maktullerin ölüm şeklinden, onlara uyguladığı işkenceler ve son vuruşlarından da anlaşıldığı üzere Cerrah bundan ayrı bir haz aldığını açık açık göstermiş. Katilin bu kadar tutkulu oluşunun elbette bir sebebi var. Hayatından çok büyük bir şeyin çalınmış olması. Bunun ne olduğunu sayfaları çevirdikçe kendiniz keşfedeceksiniz.

- Meslek Günü'nde bir kadın polisin gelip de okulu ziyaret etmesinden bu yana, ta on iki yaşından beri polis olmayı istemişti Boston Cinayet Masası'ndan Jane Rizzoli. Cinayet Masası'ndaki tek kadın dedektif oydu. Kadın olmanın dezavantajlarıyla polis olsa da karşılaşıyor. Bunun farkında olarak mesleğine daha sıkı sarılıp hiç kimseye pabuç bırakmamakta kararlı. Hırslı ve çalışkan polisimiz yaptığı tespitlerin isabeti sayesinde olası bir katliamı engellemeye giderek çok zor bir adım atıyor ama umduğu gibi olmuyor. Katilin kıvrak zekası kendini bir kez daha gösteriyor ve olacakları bir kez daha gözümün önüne getirerek ürperiyorum.

- Dr. Catherine Cordell.. Cerrah'ın altın çileği. Göz bebeği. Uğruna dağlar aşıp geldiği, yıllarca diline doladığı ve hafızasının her köşesine kazıdığı kişi. Bahsetmemek olur mu hiç? Bu başarılı kalp damar cerrahımızın maalesef ki kötü bir geçmişi var. Kötü derken kimsenin başına gelmesini istemediğimiz bir geçmiş. Katil ile kendisini bağlayan olay da tam olarak bununla alakalı. Bu zavallı ablamız hayatının çözüme gittiğini sandığı bir noktada öyle şeyler gelişiyor ki tekrardan her şey sarpa sarmaya başlıyor. Başarılı doktorumuz acile gelen hastalarıyla mı uğraşsın? Etrafındaki erkeklerle mi yoksa ona musallat olan Cerrah ile mi? Tası tarağı toplayıp kaçmasını istedim bir an. Böylesi onun için de bizim için de en doğrusu olurdu bence :) Hem daha fazla gerilmemiş olurduk. Cesur ablamız kaçmadı. Sonra neler oldu neler..

- Kitabımız sadece gerilimden ibaret değil. Yer yer duygusal yerleri paylaşıyoruz. Sinirlendiğimiz, sevindiğimiz yerler de var. Hatta bazı olay yerlerine kahramanlardan önce gitmek istedim. Rekabet var, özellikle polisler arasında. Baş kahramanımız Rizzoli çetin ceviz dediğim gibi, ekibin içindeki tek bayan ama Dedektif Moore'da yardımlarıyla olayın çözülmesine çok büyük katkılar sağlıyor.

- Cerrah'ın diliyle anlatılan Agamemnon miti ise tam bir efsaneydi bence. Öyle güzel yerlerde katil araya girip, hayatından kesitlerle hikayeyi harmanlıyordu ki; işte şimdi kurt yuvadan çıkıp avlanacak diyordum ve sıradaki avını dört gözle bekliyordum. Miti anlatmamış resmen yaşamış yazarımız. Daha önce duymadığım için kitabın sayfalarıyla birlikte araştırdım ve mitte en az kitap kadar etkileyiciydi bence.

- Yazarın anlatımı çok akıcıydı. Olayların sıralanışı nefes kesiciydi, neredeyse boşluk yok ve bir sonraki sayfada ne olacağını tahmin bile edemezsiniz. Bu tarz kitaplar hep hoşuma gitmiştir. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.


- Tess Gerritsen CERRAH adlı eseriyle çok güzel bir iş başarmış. Okumanızı tavsiye ederim.

-İncelememi okuyan herkese teşekkürler.
376 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Yazar hakkında

Tess Gerritsen Çin asıllı, doktor, yazar. 12 Haziran 1953 yılında ABD'nin San Diego kentinde doğdu. Stanford Üniversitesi'nde antropoloji konusunda lisans yaptı, California Ünüversitesi'nde tıp diplomasını aldı. Film yapımcısı olan Jacob Gerritsen ile evlendi. İlk kitabı olan 'Cerrah'ı 2001 yılında yayımladı.

Kitaba nereden başlayacağımı düşünüyorum, nasıl bir başlangıç yapacağımı, ne tür bir giriş yapacağımı...

Öncelikle kitap kapağından ve isminden başlayayım. Kitap kapağı polisiye kitaplarında olduğu gibi dikkat çekici, gözler sargı bezi ile kapanmış, acı bir şekilde çığlık atan bir kuru kafanın resmi. Kitap ismine gelirsek ki bu daha da ilginç gelecek. ''Cerrah'' kitap hakkında hiç araştırma, öneri ve bilgisi olmayan herhangi biri kitap isminden nasıl bir içeriğinin hatta yazarın mesleğini tahmin edebilir. Açıkçası araştırmadan önce tahmin etmiştim. Araştırmama gelince, Tess Gerrıtsen'i baya araştırdım, birçok siteden kitapları hakkında yorumları okudum. Dikkat çektiğim birkaç şeyi paylaşmak gerekirse, birçok kişi kitabın 'tıbbi' terimlerinden dolayı sıkıcı ve karmaşık olduğunu yazmıştı. Aslında onları yadırgamıyorum, insanı daha önce duymadığı hatta bazen terimleri bile söyleyemediği bir takım terimler sıkıcı gelebilir. Ancak önemli olan bu terimleri öğrenmektir, bağdaştırmaktır, birleştirmektir.


Kitapta, geçmişte tecavüze uğramış kadınları hedef alan seri katilin geçmişini ve neden bu cinayetleri işlediğini anlatmaktadır. Seri katilin peşinde düşen Boston polis teşkilatından dedektifler işin peşine düşmektedir. Polisiye kitaplarının hemen hemen hepsinde olduğu gibi bir karakter ön plana çıkar, 'kararlı, kurnaz ve vazgeçmeyen' biri olan Jane Rizzoli dişiliğinin verdiği hırs ile bu işin üstesine diğerlerinden çok daha kararlı adımlarla gitmeye çalışır. Seri katilimiz olan Warren Hoyt, Tıp fakültesi 1. sınıftayken okuldan kovulmuştur. Gecenin bir vakti kadavranın rahmini çıplak ellerle çıkardığını gören Prof. onunla bir anlaşma yaparak bu işin duyulmasını engeller ve okuldan kovar. Aynı sınıfta olan Catherine Cordell'i hedef alan seri katil rahmini çıkaracağı an, Cordell'in pratikliği ile öldürülür. Her şeyin bittiğini düşünen Cordell, Boston'a taşınır ama kendini yeni bir çıkmazın içinde bulur. Çünkü onun öldürdüğü seri kati değil, sadece bir kopyasıdır. 'İkili kombinasyon'

Kitapta yukarıda da belirttiğim gibi çok fazla tıbbi terim vardı. Yani bilinmedik ve karmaşık olarak görünen birçok terim. Kitabın karakterlerini beğenmedim, çünkü akılda kalıcı değillerdi. Kitabın yayınevinden mi kaynaklı emin değilim ama yer yer kopuklar oluştu. Cerrah'ın ismini de beğenmedim, erkek olup olmadığına dair git geller yaşadım. Sadece kadın dedektif 'Rizzoli' ve 'Moore'in ismini beğendim.

Rizzoli'nin özelliklerini de sevdim, kararlı, kendine pek bakmayan, hırslı, dirençli, güçlü, sert bir kişiliği olmasını sevdim. Bir kadın da olması gerekenler diyebilirim.

Tess Gerrıtsen'in diğer kitaplarnı tıbbi terimler ve kendini geliştirmiş mi diye okuyacağım. Öncelikle iki kitap sipariş ettim, ama bu kitaptan sonra diğerlerini de okuyacağım. Evet, belki ilk kitabı diye bazı aksaklıklar ve hatalar gözardı edilebilir, önemli olan sonrasıdır. Tıpkı Aleın Kentigerna gibi, ilk kitabı her ne kadar iyi olsa da, son kitabına kadar çıtayı baya yükseltmiş ve kendine 'hayran' bırakmıştır. Bu yüzden tıbbi terimler bakımından güzel bir polisiye kitap. Aslında çok basit yazılmış, zevkle okuyabilirsiniz.

Daha önce duymadığım, okumadığım birkaç tıbbi terimi kitaptan yazmak istiyorum.

Disseminated intravascular coagulation: Yaygın damar içi pıhtılaşması.

Cardiopulmonary resuscitation: Kalbi ve solunum durmuş bir kişide suni solunum ve kalp masajının bir arada uygulandığı bir ilk yardım yöntemi.

Central venous pressure: Sentral venöz basınç.

Torakotomi: Göğüs kafesinin cerrahi girişimle açılması. Çoğunlukla kalp-damar cerrahisi ve göğüs cerrahisinde kullanılır.

Kitaptan beğendiğim birkaç yer paylaşmak istiyorum.

''Hayatında belirli bir düzeni ne kadar korumaya çalışırsan çalış, kendini yanlışlara, kusurlara karşı ne kadar korumak istersen iste, her zaman gözden kaçıracağın bir leke, bir hata olacaktır. Seni hep bir sürpriz bekleyecektir. '' (40)

Tek bir cümle ile açıklamam gerekirse: Umudun tükendiği an, umudun yeşermiştir. Elman çürüdükten sonra, sağlam bir portakal alacaksın.

2- ''Çoğu katil adayı, toplumun güçsüz üyelerine saldırır. Fahişeler ya da otostopçulara. Avlanan bütün yırtıcılar gibi, sürünün dışına çıkanlara yaklaşırlar.'' (73)

Burada bir yanlışı düzeltmek istiyorum. Burada bahsedilen sıradan, zevk uğruna cinayet işleyen sıradan katiller. Çünkü bu kesim ne polis teşkilatının ne de başka birilerinin üstüne gitmeyeceği kişiler. Çünkü onlar dışlanmış olarak lanse edilen insanlar. Hayır, seri katillerin amacı farklı, psikolojik yapısı farklıdır. Öldürdüğü her insanın neden öldürdüğüne dair bir açıklaması vardır. Karıştırmayın.

3- ''Mantıklılık, ne zamandan beri duygusuzluk anlamına geliyordu?'' (147)

İşte bu tespite şapka çıkardım. Çevrenize bir göz atın, mantıklı olduğunu düşündüğü birkaç adım, mantıklı olarak düşündüğünü birkaç söylemden kaçınma gibi bir durumda kişinin duygusuz olduğunu söyleyebilir misiniz? Evet mi? Yani sırf size göre mantıklı olmadığı için mantıklı mı değil? İyi de siz, sen kimsin? Umurumda mısın? Değilsin! Başkalarının sırlarına dokunmaktan vazgeç! Elleme bile, okşama, hissetme bile. Seni ucube!

4-'' Kanın sadece görüntüsü bile bazı erkeklerin bayılmasına neden olabiliyor; insanlar kanın döküldüğü kaldırımlara basınçlı su tutarak ya da televizyonda şiddet sahneleri gösterildiğinde elleriyle çocukların gözlerini kapatarak böylesi korkunçlukları halkın gözünden saklamaya çalışıyor. İnsanlar aslında kim olduklarını, neden yaşadıklarını yitirmiş.''

Şapkayı takmayın, elinizde dursun.

Tarihi önemli bir bilgi ile sonlandırayım.

Aztekler insanın kalbini çıkarmak için çapraz torakotomi denen bir yöntem kullanıyor. Kesik, sternumun bir tarafında, ikinci ve üçüncü kaburgaların arasından başlayıp, göğüs kemiğinin öbür yanına yarıyor. Kemik çaprazlamasına, muhtemelen sert bir kesik darbesiyle kırılıyor. Bunun sonunda, ortaya kocaman bir delik çıkıyor. Dış havayla temasa geçen ciğerler o anda sönüyor ve kurban bilincini yitiriyor. Yürek çarpmaya devam ederken, rahip elini göğüs boşluğuna sokup, atardamaları ve toplardamarları kesiyor. Hâlâ titreşen yüreği kavrayıp, kanlı beşiğinden çıkarıyor ve havaya kaldırıyor.

Keyifli okumalar.
432 syf.
Okuduğumda bu zamana kadar niye okumadım ki pişmanlığını hissettirmişti bana.

Bir sağlık çalışanı olarak Tıbbi kelimelerinde geçmesi beni daha da bir motive etti.

Heyecanı bol,sonunu hiç tahmin edemeyeceğiniz türden sürükleyici bir kitap.
464 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
- Sekiz milyara yaklaşan nüfusuyla dünya, içinde binbir çeşit kötülük barındıran milyonlarca insan ve bu kötülüklerden etkilenen sayısız çocuk, kadın, erkek, yaşlı, genç. Tess Gerritsen, Rizzoli&Isles Serisi'nin beşinci kitabı olan Siliniş'te bu kötülüklerden belki de en sarsıcı olanını ele alıyor: Henüz çok küçük yaşta zorla ve para karşılığında erkeklere(!) sunulan kız çocukları başta olmak üzere bu alçaklığa maruz kalan kalan kadınlar, yani kadın ticareti. Çeşitli vaatlerle kandırılarak hayatları iğrenç yaratıklar tarafından ellerinden alınan çocuklar ve onlar üzerinden parasal, bedensel her türlü iğrenç zevklerini tatmin etmeye çalışan canavarlar. Evrensel bir sorun ve hastalıklı beyinlerin en bariz örneklerinden biri olan bu durumu yazarımız Gerritsen kendine has üslubu, polisiye ve tıp öğeleriyle bir araya getirerek mükemmel bir eser meydana getirmiş. Siliniş yüksek tempolu, aksiyon dolu, kaliteli ve sarsıcı bir kitap. Nefreti iliklerinize kadar hissettiren, merak unsurlarıyla sürükleyiciliğin tavan yaptığı bu kitap gerek ele aldığı konu gerekse konuyu ele alan yazarın ustalığıyla kazandığı beğeniyi fazlasıyla hak ediyor.

Siliniş, serinin ilk dört kitabına oranla tıbbi terimlerin daha az olduğu bir kitap. Bu sayede tıp terminolojisine ait kelimelerin çokluğuyla uğraşmak yerine direkt olarak olaylara odaklanabiliyorsunuz. Merak unsurunun kendini fazlasıyla hissettirdiği Siliniş, Gerritsen'in okuyucuyu ne şekilde etkileyebileceğini ve sürükleyiciliğin nasıl sağlanacağını çok iyi bildiğini gözler önüne seriyor. 464 sayfalık kitabın tek bir sayfasında bile sıkıldığımı hatırlamıyorum. Duru-akıcı dil kullanımı, olayların kitabın ilk sayfalarından itibaren başlaması sayesinde kendinizi kısa sürede olayların gidişatına kaptırıyorsunuz ve sayfalar tüm heyecanıyla akıp gidiyor. Şunu da söylemem gerek ki Rizzoli&Isles Serisi'nde Çırak, Günahkâr, İkiz Bedenler ve Siliniş'in yayıncılığını üstlenen Martı Yayınları, kapak-sayfa kalitesi ve beğenimi kazanan ciltli tasarımlarıyla seriyi daha da çekici hale getiriyor.

- Siliniş'te olaylar Adli Tıp Uzmanı Maura Isles'in otopsisini yapacağı bir cesedin morga getirilmesi ve öldüğü sanılan kadının morgda aniden gözlerini açmasıyla başlıyor. Hastaneye yetiştirilen kadın hayatta kalıyor ve kısa süre sonra çevresindekilere karşı saldırgan bir tutum sergilemeye başlıyor. Ölümcüllüğe dönüşen saldırganlık güvenlik görevlisinin bu kadın tarafından öldürülmesi ve yine aynı kadının hastane görevlileri ve hastalardan bazılarını rehin almasıyla sonuçlanıyor. Rehin alınan kişilerden biri de Boston Cinayet Masası dedektiflerinden Jane Rizzoli. Peki parmak izleri de dahil kendisi hakkında hiçbir bilgi edinilemeyen bu kadın kim ve bütün bunları neden yapıyor , Rizzoli kurtulabilecek mi, FBI bu işin neresinde ve tüm bu olayların başlangıç noktası ne? Merak ediyorsanız en kısa zamanda bu seriye başlamanızı öneririm.

Alanının en iyilerinden olan Tess Gerritsen bize suçlarla, kötülüklerle, adalet arayışıyla dolu bir dünyanın kapılarını aralıyor. Ben de her kitabından ayrı ayrı zevk alan bir okuru olarak sizleri bu kapıdan içeri davet ediyorum. Hepinize keyifli okumalar...
408 syf.
·3 günde·8/10
Tess Gerritsen gerçekten polisiye gerilim dalında kendini ispatlamış bir yazar. Önemini ve güncelliğini hiç bir zaman yitirmeyen, organ nakli ve organ mafyası konusuyla kurgulamış baştan sona gerilimi yaşayacağınız, çok güzel bir kitap. Polisiye gerilim seven arkadaşlara öneririm.
276 syf.
·5 günde·Beğendi·9/10
Rizzoli&Isles Serisi'nin ilk kitabı Cerrah ile tanışmam yine bir öneri üzerine oldu. Aslında birkaç sene evvel bu seriye dahil olduğunu bilmeden serinin 2 kitabını okumuşum. Okuduğum kitaplar baya merak uyandırıcı, heyecanlı ve bol ayrıntılıydı. O kitaplarda gördüğümü serinin ilk kitabında da gördüm. 11 kitaptan oluşan Rizzoli&Isles serisinin tamamını okumaya kararlıyım. Eğer merak ve heyecan, akıcılık ve sadelik istiyorsanız Tess tam size göre.

Şimdi, geçmişlerinde tecavüze uğramış, yaşadıkları saldırı nedeniyle hayatları alt üst olmuş kadınları ve bu kadınları kendisine kurban olarak seçip aynı zamanda kurbanlarının rahimlerini hatıra olarak alan bir katili düşünün. Katilin peşinde de Boston Polis Teşkilatı'ndan 4'ü erkek 1'i kadın -seriye ismini veren, zeki, cesaretli ve pes etmeyen kadın dedektif Jane Rizzoli- 5 kişilik bir ekip. Boston'da başlayan seri cinayetlerin çok benzerleri Savannah'ta da görülmüştür. Savannah seri cinayetlerinin katili, kendi seçtiği kurbanı Dr. Catherine Cordell tarafından cinayeti işleyeceği anda öldürülür. Bu olaydan sonra Boston'a taşınan Cordell, başlayan seri cinayetlerle kendini yeniden bu kaosun içinde bulur. Rizzoli ve ekibin diğer kalanları bu kaos ortamını nasıl yönetecek? Kötü şeyler olmadan katil yakalanacak mı?

Adından da anlaşılabileceği gibi tıbbi terim ve kelimelerin bolca yer aldığı Cerrah, soluksuz diyalog ve maceralarıyla size mükemmel bir kitap okuduğunuzu hissettirecek. İyi okumalar.
276 syf.
Sıradaki kitabım bu olacak.

Kan kokusu sevenler bu yaZarı takip etsin derim:)

Sayın Doktor Tess Gerritsen sen bu tarz konulu yazarlar arasında kesinlikle 1 numarasın.
328 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Kemik Bahçesi ile birlikte on ikinci Tess Gerritsen kitabımı bitirmiş bulunuyorum. Bu on iki kitaptan onu Rizzoli&Isles serisinden kitaplarken, ikisi seriden bağımsız tek kitaplardı. Kemik Bahçesi de bu kitaplardan yani Rizzoli&Isles serisi dışındaki kitaplardan biri. Yazara asıl ününü kazandıran kitaplar bu seriye ait olduğu için, genel itibariyle seri dışındaki kitaplar biraz daha az beğeniliyor. Kemik Bahçesi de bana göre serideki kitaplar kadar iyi değil ancak buna rağmen genel polisiye kitap ortalamasının da üstünde. Ayrıca Kemik Bahçesi'nin ilk kısımlarında az da olsa tanıdık bir ismi de görüyoruz: Adli Tabip Maura Isles'ı.

Kemik Bahçesi'nde olaylar geçmişle gelecek arasında ilerliyor. 1830'lu yıllar ve günümüz. 1830'lu yıllarda tıp fakültesi öğrencisi Norris Marshall çıkıyor karşımıza. Eğitim masraflarını karşılamak için bir kadavra tacirine yardımcı olan Norris, görev aldığı hastanedeki hemşire ve doktorun ölü bulunması ile birlikte bu cinayetlerin bir numaralı zanlısı konumuna gelir. Norris bu işten ancak kendisiyle birlikte katili gören diğer kişiyi bularak sıyrılabilecektir. Günümüzde ise Julia Hamill yeni taşındığı son derece büyük ve eski evinin bahçesinde toprakla uğraşmaktadır. Julia toprağı kazarken sert bir şeye çarpar: Bir kafatası. Olay yerine gelen Maura Isles bu olayın bir cinayet olabileceğini söyler ve çok uzun bir süre önce meydana gelen olayların gün yüzüne çıkarılması için araştırmalar başlar.

Kemik Bahçesi kurgu açısından beğendiğim bir kitap oldu. Diğer Tess Gerritsen kitaplarına oranla daha durağan başlasa da ardından yine sürükledi, şaşırttı, bilgilendirdi. Kemik Bahçesi'nde özellikle tıp okulunda anlatılan otopsi ve cerrahi müdahale kısımlarına bayıldım. Normalde bu tarz kısımlar beni çok fazla etkilemezdi ancak bu kitapta yer alan otopsi bölümleri özellikle midesi hassas kişileri fazlasıyla etkileyecek nitelikte, oldukça gerçekçi. Kitapta geçmiş ve gelecek bağlantısı olduğunu söylemiştim, geçmiş olayların anlatıldığı bölümler bugüne oranla fazla ancak ben günümüzdeki olayları daha çok görmek isterdim. Kitabın geçmiş bölümlerinde Norris'in tıp okulundaki arkadaşlarından birinin ismi Oliver Wendell Holmes. Gerritsen bu kitabında tarihte gerçekten yaşamış birisine yer vermiş ve bu karakter aracılığıyla o dönemin önemli sorunlarından biri olan lohusa ateşi hastalığına değinmiş. Oliver Wendell Holmes önemli bir hekim, aynı zamanda şair. Kitabın sonunda da yazarın notu kısmında bahsedildiği gibi Holmes'un devrim niteliğindeki son derece basit önerisiyle sayısız hayat kurtarıldı,  bu öneri de doktorların ellerini yıkaması gerektiğiydi. Tess Gerritsen bu kitabında aynı zamanda o dönemin toplumsal yapısı ile ilgili noktaları da aktarıyor. (Özellikle toplumsal eşitsizlik gibi noktalar...)

Kemik Bahçesi genel itibariyle sevdiğim bir kitap oldu, ancak yazarın en iyi kitaplarından biri olmadığı da aşikar. Tabii bu durum kitabı okurken keyif almama engel teşkil etmedi. Bir sonraki Tess Gerritsen kitabı olarak Kan Gölü'nü okumayı düşünüyorum. Hepinize keyifli okumalar.
322 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
"Tıbbi Polisiyenin Kraliçesi" Tess Gerritsen, Rizzoli&Isles Serisi'nin 6. kitabı olan, içinde bolca vahşet, gerilim ve merak unsuru barındıran Mefisto Kulübü ile karşımızda. Serinin ilk 5 kitabı benim açımdan o kadar etkileyiciydi ki kısa bir sürede okumak için Rizzoli&Isles Serisi'nin 4 kitabını aldım. Mefisto Kulübü bunlardan ilki oldu ve şunu söylemem gerekir ki Tess Gerritsen inanılmaz bir kurgu yeteneğine sahip. Mefisto Kulübü serinin diğer kitaplarına göre daha farklı bir konuyu ele alıyor. Evet tabii ki yine kurbanlar, aksiyon, otopsiler vb. vb. vb. var ancak bu sefer cinayetler araştırılırken olaya farklı bir açıdan yaklaşılıyor. Yaşanan tüm olaylar içinde saf kötülük barındıran bir varlığa dayandırılıyor: Şeytan.

Adli Tıp Uzmanı Maura Isles ve sert polisimiz Jane Rizzoli yine iş başında. Ancak bu kez durum diğer vakadakilerden farklı. Şeytanı açıklamaya çalışan bir kulüp, bu kulübün düzenlendiği yemek sırasında evin kapısına bırakılan bir ceset, evinde ölü olarak bulunan bir kadın. Kesilmiş eller, koparılmış bir kafa ve cinayet mahallerinde katil tarafından duvarlara, yerlere çizilen semboller: ters dönmüş üç haç, Latince yazılmış "Günah işledim" yazısı. Ve satanik bir ayine aitmiş gibi görünen diğer detaylar. Geçmişini ardında bırakmak isteyen bir kadın ve 12 yıllık bir sır. Aksiyonun hiç düşmediği, şaşırtıcı aynı zamanda içinde tarihsel ve mitolojik öğelerin de kullanıldığı Mefisto Kulübü kesinlikle etkileyici bir kitap.

Mefisto Kulübü, Tess Gerritsen'in diğer kitaplarında olduğu gibi, içinde sadece polisiye-gerilim unsurları barındıran bir kitap değil. Evet yazarımız bu tarzda yazıyor ancak bu türde eserler verirken olay örgüsünde tüm dünyanın sorunları olan konulara değiniyor ya da bu kitapta olduğu gibi tarihte yaşanan bazı olaylar, bazı mitolojik, gizemli varlıklar hakkında okuru bilgi sahibi yapıyor. Doktor olması dolayısıyla bu konuda da aydınlatıcı bilgileri zaman zaman okura sunuyor . Serinin bir kitabında kadın ticareti, bir diğerinde aile ilişkileri gibi konulara değinen Gerritsen okuru şaşırtırken bilgilendiriyor, heyecanlandırırken öğretiyor.

Mefisto Kulübü'nü okurken kitabın içinde barındırdığı Şeytan, İblis, Kötü Ruh, Lucifer'in Gözü gibi varlıklar nedeniyle fazlasıyla gerildim. Ancak bana göre tabii ki iyi bir polisiye-gerilim kitabının da yapması gereken budur ve Tess Gerritsen hiç kuşkusuz bunu en iyi yapan yazarlardan. Sizlere de bu gerilim dolu seriye başlamanızı öneririm. Hepinize iyi okumalar.
276 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Buz Gibi Soğuk Rizzoli&Isles Serisi'nin sekizinci kitabı. Serinin bitimine üç kitap kaldı ve ben bir taraftan hepsini bir an önce bitirmek isterken bir taraftan da biten her kitapla serinin sonuna biraz daha yaklaşmanın burukluğunu yaşıyorum. Serinin ilk kitabı olan Cerrah'tan bu yana, her kitapta bir öncekinin üstüne bir şeyler koyarak ilerleyen Gerritsen Buz Gibi Soğuk ile yine harikalar yaratmış. Rizzoli&Isles Serisi'nde özellikle serinin altıncı kitabı olan Mefisto Kulübü'nden beri korku-gerilim öğelerinin dozu artmış durumda. Tabii yine cinayetler, otopsiler mevcut ancak son kitaplarda işin içine şeytan, mumyalar, hayaletler gibi unsurların da dahil olmasıyla birlikte seri çok daha çarpıcı bir boyut kazanıyor. Buz Gibi Soğuk da gerilimin hat safhada olduğu, sürükleyici bir diğer Tess Gerritsen romanı.

 Rizzoli&Isles Serisi'nde iki ana karakterimiz bulunduğunu öğrenmeyen kalmadı galiba. Jane Rizzoli Ve Maura Isles. Birbirlerinden çok farklı olan iki karakterin Rizzoli&Isles Serisi ile birleşen hayatları, iş ve özel hayatlarında yaşadıkları, içinde bulundukları duygu durumlarını okurken bu karakterler ister istemez ailenizden biri gibi olacak. Kitaplarda ve dizide genel olarak Jane Rizzoli daha ön planda, zaten Maura Isles ilk kez serinin ikinci kitabında okurların karşısına çıkmıştı. Ancak seride, İkiz Bedenler'de olduğu gibi olayların genel olarak Maura Isles etrafında döndüğü kitaplar da var, Buz Gibi Soğuk da onlardan biri.

Adli Tıp Uzmanı Maura Isles bir tıp konferansı için Wyoming'e gider. Konferansta üniversite yıllarından arkadaşı Doug ile karşılaşan Maura, Doug'un hafta sonunu arkadaşları ile birlikte kayak merkezinde geçirme teklifini kabul eder.  Kar yağışının artması ve kayak merkezine giden yolun engebesi nedeniyle araçları devrilir ve mevsimlik yolda mahsur kalırlar. Yürürken karşılarına terk edilmiş gibi görünen bir köy çıkar ancak gerçek hiç de göründüğü gibi değildir.  Evlere girdiklerinde masalarda bırakılmış yemekler, ölüme terk edilmiş evcil hayvanlar bulurlar. Geçmişte esrarengiz olayların meydana geldiği bu köyde tam olarak neler olup bittiğini ortaya çıkarmak ise Dedektif Jane Rizzoli ve Patolog Maura Isles'a düşmektedir.

Tess Gerritsen polisiye-gerilim türünde eserler vermesine rağmen kitaplarının hemen her biri önemli sosyal mesajları da içinde barındırıyor. Buz Gibi Soğuk'ta verilen mesaj "çarpık inançla" ilgili. Din gibi önemli ve hassas bir konunun yanlış insanların elinde nasıl tehlikeli hale gelebileceği ve bilinçsiz insanların ne kadar kolay bir şekilde yönlendirilebileceğiyle ilgili.

Kitabın henüz ilk bölümlerinde başlayan ürpertici olaylar, her sayfada daha da artan merak duygusu, beklediğimden farklı bir şekilde gelişen kitap sonu Tess Gerritsen okumaya başlamakla ne kadar doğru bir tercih yaptığımı yine gösteriyor. Seride bulunan kitaplar arasında en çok sevdiklerimden biri olan Buz Gibi Soğuk dikkat çekici konusu, yazarın kurgu yeteneği ve duru anlatımıyla son derece özgün bir kitap.

Yazarın biyografisi

Adı:
Tess Gerritsen
Unvan:
Çin Asıllı Doktor, Yazar
Doğum:
San Diego, Kaliforniya, 12 Haziran 1953
Cerrah, Günahkar, Diriliş, Siliniş, İkiz Bedenler, Hasat ve daha birçok polisiye-gerilim türündeki kitaplarıyla ülkemizde ve dünya çapında hatrı sayılır bir okuyucu ve hayran kitlesi edinmiş Çin asıllı Amerikalı yazar Tess Gerritsen, 12 Haziran 1953 yılında doğdu.

Küçük yaşlarda polisiye türündeki kitaplara ilgi duymaya başladı. Gerritsen’ın bu ilgisi zamanla kendi polisiye öykülerini yazma isteğine dönüştü. Lakin yazarın ailesi Tess’i yazarlıktan uzak tutmaya çalışıyordu, onlara göre yazarlık uzun vadede iyi gelir getirmiyordu ve Tess tıp okumalıydı. Öyle de oldu ve Tess Gerritsen tıp öğrenimi gördü. Stanford Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden mezun oldu ve daha sonra California Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne gitti ve ardından Honolulu’da hekim olarak iş hayatına atıldı.

Ne var ki Tess Gerritsen, hekim kimliğine rağmen yazmaya olan tutkusunu yitirmedi ve romantik gerilim türünde çeşitli öyküler yazdı. Bu öykülerden biriyle bir ödül bile kazandı.

Bunun ardından Tess, ilk romanlarını yazmaya koyuldu. Başlangıçta romantik gerilim türünde eserler veren yazar, yazarlığını mesleğiyle birleştirmeye karar verdi ve tıbbi gerilim türünde kitaplar yazmaya başladı. Yazarın bu türdeki ilk romanı 1995 yılında yayımlanan Hasat adlı romanıydı ve roman kısa zamanda çok satanlar listelerine yerleşerek büyük bir başarı kazandı. İlk Tess Gerritsen eseri Hasat, gerçek bir olaydan esinlenmişti ve romanda Moskova’da gerçekleşen bir kayıp çocuk vakası ele alınıyordu. Roman, New York Times Çok Satanlar Listesi’nin bir parçası olmuştu.

Tess Gerritsen Hasat’ın ardından eleştirmenlerce de övgüyle bahsedilen Rizzoli & Isles Serisi’ni yazdı. Tıbbi gerilim türündeki bu serinin ilk romanı ülkemizde de çok sevilen Cerrah’tı. 2001 yılında yayımlanan Cerrah, Jane Rizzoli adında bir cinayet dedektifinin ve ortağı Thomas Moore’un kurbanlarına işkence ettikten sonra onları katleden bir seri katili yakalama uğraşlarını anlatmaktaydı. Kitabın zekice kurgusu, yazarın tıp bilgisinin getirdiği gerçekçi tıbbi tasvirler, insan psikolojisinin başarılı aktarımı, yazarın son derece akıcı ve heyecan uyandırıcı kalemiyle birleşmesiyle kitabı alanında üst seviyeye taşıyordu.

Cerrah’ın devamı niteliğindeki Çırak romanında Rizzoli’nin ortağı Thomas Moore’un yerini tıp alanında uzman olan Dr. Maura Isle aldı. Kadın baş karakterler Rizzoli ve Isles, güçlü ve etkileyici kişilikleriyle yazarın çift kariyerini de sembolize etmektedir. Dedektif Rizzoli, yazarın polisiyeye olan tutkusunun bir sembolüyken Dr. Isles ise yazarın tıbbi kimliğinin bir imgesidir. Seri, Tess Gerritsen eserleri arasında televizyon dizisine uyarlanan tek eserdir.

Özellikle ülkemizde giderek artan bir hayran kitlesine sahip olan Tess Gerritsen, Stephen King’in memleketi Maine’de yaşamaktadır ve heyecan yaratan eserlerini yazmaya devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 2.172 okur beğendi.
  • 27.046 okur okudu.
  • 315 okur okuyor.
  • 10.682 okur okuyacak.
  • 167 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları