Adı:
Karanlık Sular
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756668
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslıhan Kuzucan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Karanlık Sular
Into the Water
Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!

Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.

Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.

Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...

“Karanlık Sular’ın, Trendeki Kız kadar iyi olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Çok daha iyi!” –Clare Mackintosh
“Başından sonuna kadar Hitchcockvari bir hava taşıyan, eşsiz bir kitap.” –New York Times
“Bu kitap harcadığınız her saniyenin hakkını veriyor.” –Publishers Weekly
“Sürprizli sonları seven okurlar için vazgeçilmez olacak bir kitap.” –Library Journal
“Muhteşem bir kitap!” –Joanna Cannon
“Karanlık, rahatsız edici ve sürükleyici.” –Gilly Macmillan
“Hawkins, psikolojik gerilim türünü değiştiren ve günümüzde yazan kadın yazarlar arasında başı çekiyor.” –Vogue
“Bağımlılık yapacak türden.” –Marie Claire
“Hawkins baş döndürücü anlatısına daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.” –Booklist (starred review)
393 syf.
·3 günde
Eminim ki Paula Hawkins'in ilk kitabı olan Trendeki Kız'ı bir çoğunuz okumuşsunuzdur. Karanlık Sularda yine bu yazarın ikinci kitabı. Ama Trendeki Kızla benzer ve farklı yönleride var. Olay Londra'nın küçük bir kasabası olan Beckford da ünlü, Ölüm Göleti adındaki bir gölet etrafında dönüyor. Gölette 1679 yılında Libby adlı bir kızın ölümünden başlayıp 2015 e kadar o gölete atlayıp intihar etmiş kadınları anlatıyor. Sadece kadınların ölü bulunduğu bir gölet olduğu için "sorun çıkaran,başa bela olan kadınların atıldığı yer"diye anılıyor. Nel Abbot bu kadınlardan biri ve bir gün o gölü çok sevmesine ve gölde yaşanmış intihar olayları hakkında bir kitap yazmasına rağmen gölette ölü olarak bulunuyor. Kardeşi Julia(Jules) ve kızı Lena ve dahil olay 10-11 kişinin ağzından anlatılıyor. Ben bu tarz bir çok kişinin görüşünden anlatılan romanları her ne kadar çok sevsem de bu kadar çok kişinin bakış açısıyla anlatılması benim bile kafamı karıştırdı. Hatta şablon çıkarmak zorunda kaldım.Trendeki Kızla ikinci benzerliği ise belirli tarihler arasında gerçekleşmesiydi. Trendeki Kız,1 hafta gibi bir süre zarfında ilerlerken,Karanlık Sular 10-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sonra Eylül-Aralık-Ocak ayları arasında hızlı geçişler yapıyor. İki kitapta da son kısma kadar katilin kim olduğunu tahmin edemedim. Özellikle Karanlık Sularda katilin kim olduğunu belirlemek daha zor diye düşünüyorum çünkü oldukça gizem doluydu.Bir çok kişinin ağzından yazıldığı için tam olarak bir karakteri çözemiyor,iyi mi yoksa kötü mü anlayamıyorsunuz.İkinci olarak konuya direk girdiği için ilk sayfalarda oldukça kafanız karışıyor. Beni şablon çizecek kadar zorlayan ilk kitap olduğunu söyleyebilirim. İçinde bir çok kişinin sırrını barındırdığı için beni oldukça içine çekti nasıl başladım nasıl bitti anlamadım bile her seferinde heyecanla bir sonraki sayfaya geçtim. Oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde yazılmış. Sanırım tek sorun baştaki Libby adlı karaktere fazlasıyla ilgi çekilmiş gibi hissetmemdi. Olayın dönüp dolaşıp ona bağlanacağını hatta bir şekilde Nel Abbot un büyük büyük annesi tarzında bir şey çıkacağını bile düşündüm. Bir çok kişinin ağzından anlatılıp kafa karıştırması ve Libby ile ölen öteki kadınlara çok dikkat çekmesi dışında çok beğendiğim bir kitap oldu. Yazarın ikinci kitabı olmasına rağmen gayet başarılıydı.
Bunca yıl kitap okurum, hayatımda ilk kez böyle bir kitaba denk geldim. İlk 45 sayfayı okudum ama nasıl okudum bi bana sorun. Beni inanılmaz zorladı. Okuduğum sayfalara geri dönüp birkaç kez baştan aldım. Devrelerim yandı yani o derece. Psikolojik gerilim diyor ama bu onu da aşmış...
Kitap 393 sayfa. Sayfa 45' te bıraktım.
  • Gölün Dibindeki Ev
    5.8/10 (426 Oy)187 beğeni839 okunma100 alıntı6.563 gösterim
  • Kırmızı Piyano
    6.9/10 (254 Oy)147 beğeni525 okunma129 alıntı5.756 gösterim
  • Ateşin Şarkısı
    8.6/10 (310 Oy)246 beğeni757 okunma112 alıntı4.629 gösterim
  • Fobi
    8.3/10 (350 Oy)297 beğeni818 okunma135 alıntı9.443 gösterim
  • Bülbül
    9.2/10 (302 Oy)292 beğeni652 okunma236 alıntı7.015 gösterim
  • Gölge Şehir
    8.6/10 (329 Oy)296 beğeni771 okunma126 alıntı4.200 gösterim
  • 3:01
    7.4/10 (198 Oy)151 beğeni490 okunma66 alıntı9.223 gösterim
  • Oyunbaz
    8.7/10 (494 Oy)450 beğeni1.141 okunma158 alıntı11.291 gösterim
  • Ruhlar Kütüphanesi
    8.7/10 (231 Oy)201 beğeni515 okunma102 alıntı2.518 gösterim
  • Yörünge
    8.7/10 (333 Oy)285 beğeni818 okunma102 alıntı7.355 gösterim
395 syf.
·2 günde·6/10
Trendeki Kız, gizemini belli bir ölçüde tutabilen, karakterleri ile iyi iletişime geçebilen, olay örgüsün ritmini koruyabilen makul bir eserdi. Karanlık Sular ise, gizemini belli bir ölçüde tutamayan, karakterleri ile sağlam ilişkiler kuramayan, olay örgüsünün ritmini erkenden kaybeden bir roman.

Sanırım bu yaşadığım Paula Hawkins yanılgısı. Açıkçası Trendeki Kız kadar hoşuma gitmeyeceğini tahmin ediyordum fakat bu kadar eksiği olan bir romanla karşılaşacağımı da tahmin etmiyordum. Trendeki Kız ne kadar beni kendine çekse de yine eksiği olan bir romandı. Hawkins yeni eserinde bu hataları düzeltme yoluna gitmeyi denese de sadece işleri daha da kötüleştirmiş. Bölüm bölüm karakterler arası geçiş yapılması ve onların ağzından olayları dinlemek hoş bir fikirdi. Trendeki Kız'da kullanıldığında hoşuma gitmişti. Trendeki Kız'daki karakter sayısı Karanlık Sular'a göre biraz daha azdı. Karakter sayısının az ya da fazla olmasının avantaj ya da dezavantaj olması yazarın karakterlerini ne kadar tanıyabileceğine bağlı. Paula Hawkins, Karanlık Sular'da başkasının karakterlerinin öyküsünü anlatmış adeta. İçi boş klişe karakterler ve yavan kırılma noktaları hikayeye herhangi bir iyilik yapmıyor. Aniden gelen şaşırma amacı güden fakat şaşırtamayan son da bu işin tuzu biberi oluyor.

Hawkins'e bir açıdan hak vermek istiyorum. Ritm tutturma ve akıcı dilde gerçekten başarılı. Aynı övgüleri Trendeki Kız için de yapabilirim. Karanlık Sular kurgu açısından çok zayıf olabilir fakat teknik açıdan tutturabildiği güzelliklerle kendini okutmayı beceriyor. Bir öğleden sonra film kuşağına denk gelmişsiniz gibi okuyorsunuz romanı. Film, o an sizi içine çekse de aklınızın bir köşesinde o filmi ertesi güne unutacağınızı biliyorsunuz.

Hawkins okuyacaksınız, Trendeki Kız'ı okuyun. Kendisi bana göre türün en iyilerinden değil, fakat okunmaya değer yanları var. Eğer bu tarzın en iyi modern romanlarından birini okumak isterseniz Jane Harper'ın "Kurak" adlı eserini okumanızı öneririm. Hawkins'in Trendeki Kız sonrası işlerini merak ediyorsanız ve kariyerinin gittiği noktayı görmek istiyorsanız Karanlık Sular'ı elbette okuyun. Fakat bu işe yüksek beklenti ile girmeniz hayal kırıklığı ile çıkmanıza sebep olur.
400 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Paula Hawkins'in kalemi alışılmışın dışında bir kalem. İlk eseri "Trendeki Kız" adlı romanı da psikolojik gerilim tarzında yazılmıştı, Bu kitabını da aynı tarzda kaleme almış.İlk kitabında karakter sayısı oldukça az olmasına rağmen bu eserde koca bir kasabada neredeyse her evden bir karakter var belki bu bir çok okur için yorucu olabilir fakat beni rahatsız etmedi...

Kitabın konusu aile sırları ile dolu. Çocuklar ailelerini, ailelerde çocuklarını korumaya çalışırken tutulan sırların, verilen sözlerin gizli kalması için yapılan tüm anlaşmalar boşa gidiyor çünkü Beckford kasabasının "Ölüm Göleti" olarak bilinen gölün gölgesinde intiharların arkasında yatanlar tüm kasaba sakinlerinin ilgisini çekiyor. Özellikle intihar edenlerin kadınlar olması bir şekilde dedikodulara ve sırların ortaya çıkmasını zorunlu kılıyor...

Kitapta, Lena ve arkadaşı Katie'nin birbirlerine olan sevgilerini ölüm bile değiştiremiyor. Lena suçlanma pahasına arkadaşı hakkında bildiklerini anlatmamaya ne kadar direneceğini bilmese de annesi Nel'in ölümü ile tek akrabası olan teyzesi Jules'in hayatına girmesi ve iki kardeşin arasında ki sırların, kendi bakış açıları ile kendilerine ne kadar zarar verdiğini öğrenmesi oldukça iyi kurgulanmış. Kişi kendi psikolojisinde neyi nasıl anladığı ile ilgili iç dünyasına kapanıp yıllarca içinde nefretini büyütebiliyor. Jules ise ablası Nel'in ölümü ile gerçekte onu hiç tanımadığını, yıllarca ona olan tavrını eserin sonlarına doğru sorgulamaya başlıyor...

Eserin kurgusu kasaba da yaşayan ve intihar eden kadınların çevresinde yaşayan kişiler tarafından anlatılıyor. Hawkins insan psikolojisi ve korkuları üzerine kalemini değiştirmeden yazmaya devam etmeli. Eserlerini büyük bir merakla okumaya kesinlikle devam edeceğim...
400 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Olay küçük bir kasabada, Ölüm Göleti'nin etrafında geçiyor. 3 intahar eden kadın.. Nel'in ölü bulunmasıyla 3 kadının da ölümlerinin arkasında ki neden gün yüzüne çıkıyor. Uzun süredir konuşmadığı kız kardeşi (Jules) Nel'in ölümü ile çocukken yaşadığı ve dönmemeye yemin ettiği kasabaya yeğeni Lena için geri döner. Nel Ölüm Göleti hakkında hikaye yazmaktadır. Ölüm Göleti denmesinin sebebi kadınların intihar etmesi midir? Jules Nel'in intihar etmediğine giderek ikna olur.

Kitap bir cok karakterin anlattıklarıyla başlıyor, öncelikle insanın gözü korkuyor bu kadar insandan. Trendeki Kız kitabında olduğu gibi belirli insanlar yok ama bu kitap beni içine daha çok çekti. Konusu aldı götürdü, kitabın hicbir yerinde burası da gereksiz olmuş demedim.
Psikolojik gerilim sevenler için bence harika bir kitap olmuş, sayfalar nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile.
400 syf.
·8 günde·4/10
Yazarın ilk kitabı olan, öve öve bitirilemeyen meşhur Trendeki Kız kitabı benim için bir hayal kırıklığı olmuştu. Bunu yazarın tecrübesizliğine verip, ikinci kitabı olan Karanlık Sular çıktığı zaman, kitabı görünce içimden bir şans verme isteği geldi. Ama gel gör ki bu ondan da kötüydü. Hemen konuya geçiyorum:

Kitabın esas konusu küçük bir kasabada geçiyor. İki üç asır önce yaşanmış bir intihar (uçurumdan atlama) ve buna bağlı günümüze kadar gelen benzer olaylar. 1700'lü yıllarda esrarengiz bir şekilde hayatını kaybeden Lilly isimli bir kadın ve bunun büyüsüne kapılmış insan düşünceleri... Bu olayın yaşandığı merkezin adı ise Ölüm Göleti'dir. Kimilerine göre kadınların taptıkları bir güce kendilerini kurban edip arınmaları, kimilerine göre ise bir koca, bir sevgili tarafından bedenlerin uçuruma itilmesi. Nel Abbott ve kızkardeşi Jules de bu akımın içinde bulurlar kendilerini. Abbott, gölde yaşanmış eski intihar vakaları için bir kitap yazmak için uğraşırken ve bu olayı bir kamera ile çekmeye çalışırken kendisi de bu göletin kurbanları arasına girer. Ama tabii ölümü şüphelidir ve kitap boyunca bu şüphe üzerine olaylar gelişir. Jules ve diğer karakterler ise Nel üzerinde birleşir, durur.

Yazar, eser boyunca kadınların yaşamış olduğu dramları, ruhsal çöküntüleri ve erkekler dünyasında bulundukları konumu ele alıyor. Bunu kendi kadın olduğu için mi yoksa kendi ailesi veya geçmişte yaşadığı bir travma üzerinden mi yapıyor bilmiyorum? Çünkü Trendeki Kız'da da hep kadınların hüzünlü, kederli, psikolojisi bitik bir durumlarını yansıtırken, erkekleri de yerden yere vurmaktan kaçınmamıştır. Böyle olunca birinci kitabında olduğu gibi bu eserde de polisiye ve gerilim adına hiçbir tat alamadım. Ayrıca eser boyunca birçok karakter ağzından olaylar anlatılıyor ve bu kimi okurlar için güzelse de ben beğenmiyorum. Devamlı konuşmalar birinden diğerine geçiyor ve konuyu dağıtmış oluyoruz, toparlayamıyoruz. Yazar, finali bile aklı sıra küçük bir sürprizle( bitirilmemiş) kapatmayı düşünse de ve her ne kadar okuyucunun kafasını allak bullak edeyim gibi bir düşünceye kapıldıysa da başarısız olduğunu düşünüyorum. Finalin böyle bitirilmesi, konunun mantığına ters düşmesine ve tezatlık oluşturmasına neden oluyor. Okuduktan sonra anlayacağınızı umuyorum. Ayrıca kitabı okurken zerre bir zevk almadım. Kelimeler, sayfalar dökülürken en ufak bir duygu, gerilim, korku, üzüntü, sevinç, kahkaha gibi hiçbir belirti yok. Sanki kitabın ruhu çekilmiş gibi.

Bunlardan ziyade en çok merak ettiğim bu kitaplar neden bu kadar şişiriliyor? Arkalarında parasal güç fazla mı olduğu için? Örneğin Sırlar Uçurumu adlı kitap neden bu kadar reklamla çıkış yapamıyor? Halbuki bu kitabın öyle bir kurgusu, tarih tadı, polisiye ve korkunun harmanlanması, psikolojik bir havası var ki akıllara zarar! Bundan dolayıdır ki çok reklam, çok övmeler de bir kitabın gerçekliğini yansıtamıyor. Okuyup görmek lazım. İyi okumalar...
400 syf.
·8/10
Yazardan okuduğum ikinci kitap olur kendileri.Birinci kitap kadar beni derinden etkilemese de gayet güzel,sürukleyici ve ilgi çekici bir kitaptı.Kasaba da buluna nehirde kadınların intiharını konu alan romanımız gerilim tarzın da okumayı sevenler icin gayet ön sıralar da olabilir.Yazarın dili sade akıcı ve merak uyandırıcıydı.Tavsiye ederim
395 syf.
·2 günde·8/10
Daha önce yazarın Trendeki Kız kitabını okumuştum ve beğenmiştim. Bu kitabınıda heycanla okumaya devam ediyorum. Polisiye tarzı bir kitap merakla okuyorsunuz. Acaba katil kim diyerek ️ Bu bağlamda polisiye sever arkadaşlar okumalı diye düşünüyorum keyifli okumalar
400 syf.
·2 günde·7/10
Trendeki Kız'dan çok etkilenmemiştim. Açıkçası bundan da pek etkilenmedim. Çoğunluğun aksine kurguda çok fazla karakter olduğunu düşünmüyorum gayet yeterli sayida karakter vardi. Ama hepsinin bakış açısından yazılmış olmasi belki biraz yorucu bulundu ama benim için sorun değildi. Gerilimse eğer evet sayfalar gerim gerim gerdi. Karakterlerin çoğundan şüphelendim. Ama sonuc beni dumur etmedi. Lakin kitabı kötüleyemem. Keşke okumasaydim da demiyorum. Okumak gayet keyifliydi.
400 syf.
“Toynak sesi duyduğunuzda gözünüz at arar ama zebraları yok sayamazsınız."

Karanlık Sular beni çok yordu.
Çok fazla karakter , çok gereksiz anlatıcı kafamı iyice karıştırdı.
İlk 100 sayfa özellikle çok kafa ve göz yorucuydu.
Çoğu yerde hikayeden koptum ve sürekli geriye dönerek bu kim, bu kiminle alakalı diye baktım.
Okumaya devam edince karakterleri yavaş yavaş tanımaya başladım.

Roman Beckford kasabasında Ölüm Göleti diye efsaneleşmiş, bir nehirde ölü bir kadının bulunması ile başlıyor.
Tüm olaylar bu gölet etrafında gelişiyor.

Çok anlatıcı ile okuyucunun kafasını karıştırmış yazar...
Kim kimmiş, kim kime ne yapmış derken, roman bitiverdi, ben de kendimi öyle boşluğa bakarken buluverdim:))

Sonu bence olmamıştı.
Yazar bence tam da bunu istemiş. Ve
amacına ulaşmış.
Kitabı okuyanlar ne demek istediğimi anlamıştır.
400 syf.
·3 günde·5/10
Aynı yazar ve yine yapılan aynı hata.. Trendeki Kız'da olduğu gibi Karanlık Sular kitabında da tanıtımın yanlış yapıldığını, reklamının çok sesli olup beklentileri yükselterek ve bu bekletiyi karşılamayarak okuyucuya haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Sıradan bir konuya ve anlatıma sahip olan, polisiye romandan bir tık geride kalan Trendeki Kız ve ne Ölüm Göletinden ne de o gölette hayatını kaybeden kadınlar hakkında yeterli bir bilgi sunan, bunun yerine gereğinden fazla, karakterlerin iç dünyalarına, geçmişlerinde yaşadıkları hayal kırıklıklarına, özgüven sorunlarına vs. yer veren Karanlık Sular'ın fazlaca abartıldığını düşünüyorum. Kitapta birçok karakter var bu bir bakıma iyi bir tercihtir bana göre çünkü aynı konunun farklı karakterler üzerindeki etkilerinden yola çıkarak sonuç kısmına gidilmesi her zaman daha çok ilgimi çekmiştir. Fakat burda kullanılan bu yöntem bana göre yersizdi. Her bir karakter birbirinden depresif, iç karartıcı olmuş ve konunun aydınlatılması adına da pek bir yardımı olmamış. O zaman bunca karaktere ne gerek vardı? Çok gerildim ama olayların ürkücü oluşundan değil, karakterlerin karanlıklarından. Aslında baştan itibaren durgun başlayan ve yaklaşık 250.sayfadan sonra biraz hareketlenen bir kitap olmasına rağmen kitap hakkındaki düşüncelerim değişmedi. Sonundan da pek memnun kalamadım malesef. Benim için belirsiz olan birçok yer vardı. Kitap benim için tamamen hayal kırıklığı oldu ne yazık ki. Kitabı bu kadar gömdüğüm için üzgünüm ama beynimi çok yordu kitap :-)
Şimdi senin evinde , senin eşyalarının arasında oturuyorum ve bana tanıdık gelen şey bu ev , sen değilsin.
İçeri girmeyecekti -kiliseler ona göre değildi- ama izlemek istiyordu. Yas tutanları ,meraklıları ve yalancı ikiyüzlüleri izlemek istiyordu.
insan, kimse görmezse acısının azalacağını, daha az aşağılanacağını düşünür.
Bu yalnızca korku değildi, başka bir şeydi. Korku ve anlam verememe, korku ve dehşet. Bu, ara sıra kendimle aynada göz göze gelme hatasına düştüğümde yüzümde oluşan ifadeye benziyordu.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karanlık Sular
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756668
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslıhan Kuzucan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Karanlık Sular
Into the Water
Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!

Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.

Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.

Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...

“Karanlık Sular’ın, Trendeki Kız kadar iyi olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Çok daha iyi!” –Clare Mackintosh
“Başından sonuna kadar Hitchcockvari bir hava taşıyan, eşsiz bir kitap.” –New York Times
“Bu kitap harcadığınız her saniyenin hakkını veriyor.” –Publishers Weekly
“Sürprizli sonları seven okurlar için vazgeçilmez olacak bir kitap.” –Library Journal
“Muhteşem bir kitap!” –Joanna Cannon
“Karanlık, rahatsız edici ve sürükleyici.” –Gilly Macmillan
“Hawkins, psikolojik gerilim türünü değiştiren ve günümüzde yazan kadın yazarlar arasında başı çekiyor.” –Vogue
“Bağımlılık yapacak türden.” –Marie Claire
“Hawkins baş döndürücü anlatısına daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.” –Booklist (starred review)

Kitabı okuyanlar 617 okur

  • Duha'nın Annesi
  • Tur Ali
  • Polyndrome
  • Nilgün Bozkurt
  • Shadow Of Darkness
  • kitap_ko_lik
  • Sazlık/Otu
  • İrem Göktepe
  • Fatmanur Kacır
  • Deniz Güneş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.2
14-17 Yaş
%25.9
18-24 Yaş
%14.7
25-34 Yaş
%22.4
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%8.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.7
Erkek
%16.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.4 (32)
9
%15.1 (39)
8
%21.2 (55)
7
%20.1 (52)
6
%12.4 (32)
5
%8.1 (21)
4
%3.5 (9)
3
%1.9 (5)
2
%1.9 (5)
1
%3.1 (8)

Kitabın sıralamaları