·
Okunma
·
Beğeni
·
12,8bin
Gösterim
Adı:
Karanlık Sular
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756668
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslıhan Kuzucan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Karanlık Sular
Into the Water
Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!

Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.

Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.

Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...

“Karanlık Sular’ın, Trendeki Kız kadar iyi olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Çok daha iyi!” –Clare Mackintosh
“Başından sonuna kadar Hitchcockvari bir hava taşıyan, eşsiz bir kitap.” –New York Times
“Bu kitap harcadığınız her saniyenin hakkını veriyor.” –Publishers Weekly
“Sürprizli sonları seven okurlar için vazgeçilmez olacak bir kitap.” –Library Journal
“Muhteşem bir kitap!” –Joanna Cannon
“Karanlık, rahatsız edici ve sürükleyici.” –Gilly Macmillan
“Hawkins, psikolojik gerilim türünü değiştiren ve günümüzde yazan kadın yazarlar arasında başı çekiyor.” –Vogue
“Bağımlılık yapacak türden.” –Marie Claire
“Hawkins baş döndürücü anlatısına daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.” –Booklist (starred review)
395 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Trendeki kız kitabını okuduğum için yazarın hem anlatım hemde yazımını yine çok beğendim;

Kitapta kadınlara yapılan şiddet cidden beni çok üzdü hem psikoloji hemde fiziksel şiddetin tüm hayatları etkilemesi, çok yıpratıcı.

•Jules ‘in tüm çocukluğu kilosuyla bedeniyle dalga geçilmesin özellikle belli bir sayfada gittikleri nehir kenarında uğradığı hakaretler fiziksel şiddet beni çok yaraladı.
Tüm çocukluğu hep ikinci plan olarak yaşaması ablasının gölgesinde sürekli ezik muamelesi görmek çok acı.

•Nel ‘in tüm hayatı nehirde ölen kadınlara adaması kendi sonunu getirmesine sebep olması, aslında hak ettiğini bulmasına, inanın hiç üzülmedim.
Ne ekersen onu biçersin misali.

•Lena benim aslında en benimsediğim karakter oldu. okudukça önce gıcık olsanızda zamanla ergenlik hayatınızda kendi davranışlarınız gözünüzün önüne geliyor.
Herşeyi sakladığı için ona kızsam da kocaman kadınların yapamadığını yapıyor herşey ortaya çıkmasında rolü büyük.


•Helen’ nin güçlü bir kadın olduğu başta düşünsenizde, kocası tarafından aldatılan ama evine yuvasına sahip çıkan imajı malum çok tanıdık.
Okul müdüresi okumuş görmüş kadın olması gerekirken tamamen bir aptal, yaptığının sonucunda yalnız kalması hak ettiği son.

•Louise’i anlamayı hiç istemem kızını kaybetmiş bir annenin nasıl içinin yandığı okudukça sadece tahmin edebilirim.
Çocuklarımızı ne kadar tanıyoruz kısmı oluşuyor.
Herşeyi anneler babalar bilirin aslında bomboş bir söz olduğu çok gerçek.
Kızına olanları bulma arzusu , çok içten.


•Katie’in boyundan büyük işlere karışması öğretmenine aşık olması sonunda hiç hayırlı bitmemesine şaşırmamakla birlikte gerçekten neden öldüğünü hala anlamış değilim yazara kızabilirim çünkü net bir sonuç bırakmıyor.



•Erin iyi bir dedektif olsa da pek etkili değildi sevdiğim bir karakter oldu kendisini yine de tanıdığıma memnunum.


•Nickie dışlanan ama bir çok konuda haklı olan kimsenin dinlemediği biri.
Onun için epey üzüldüm kimseyi ikna edememek bir yana kimsenin seni dinlemiyor olması çok kötü.


_Sadece kadın karakterlerden bas etmek istedim kitap her ne kadar nehirde ölen kadınlardan söz etse de aslında her türlü kadının bir birinin hayatında rol almasıyla ilgiliydi belki bir birleriyle alakaları sadece nel’in ölümü de olsa hayatlarını seçimlerini yaptıklarının sonuçlarını görmeleri gerekli olduğuydu.

-Erkek karakterleri anmıyorum bile,
Ne kadar kızsam az sanırım kadınlar neden erkeklere bu kadar minnet edecek konuma geliyor,hiç anlamıyorum, kıskançlıklarının sevgisizliklerinin sonuçunda hep ölüm olduğunu bile bile peşlerinden gitmekte .
Bile bile lades demek sanırım.


-Kitapta aşırı karakter var çok fazla kişiden bas ediyor sevmediğim ilk yönü o oldu. Sadece katie ‘in nasıl öldüğünü pek anlamadım çünkü düzgün anlatmamış.
Final daha iyi olabilirdi.
Herşeyin üstünün örtülmesi beni çok kızdırdı.
Adaletin sağlandığını düşünüp herkesin kabullenmesi çokta mantıklı gelmedi elbette.
Ama sevdim sevdim.

Kitabı sevgili L Hitap ediyorum .

Keyifli okumalar .
400 syf.
·7 günde·3/10 puan
Olmamış ! Kurgu oturmamış eksik bi şeyler var. Sanki böyle çok aceleye gelmiş gibi, sanki yazılmak zorundaymış o yüzden bi kaç cümle karalanmış gibi. Tatsız tuzsuz bir roman olmuş.
393 syf.
Eminim ki Paula Hawkins'in ilk kitabı olan Trendeki Kız'ı bir çoğunuz okumuşsunuzdur. Karanlık Sularda yine bu yazarın ikinci kitabı. Ama Trendeki Kızla benzer ve farklı yönleride var. Olay Londra'nın küçük bir kasabası olan Beckford da ünlü, Ölüm Göleti adındaki bir gölet etrafında dönüyor. Gölette 1679 yılında Libby adlı bir kızın ölümünden başlayıp 2015 e kadar o gölete atlayıp intihar etmiş kadınları anlatıyor. Sadece kadınların ölü bulunduğu bir gölet olduğu için "sorun çıkaran,başa bela olan kadınların atıldığı yer"diye anılıyor. Nel Abbot bu kadınlardan biri ve bir gün o gölü çok sevmesine ve gölde yaşanmış intihar olayları hakkında bir kitap yazmasına rağmen gölette ölü olarak bulunuyor. Kardeşi Julia(Jules) ve kızı Lena ve dahil olay 10-11 kişinin ağzından anlatılıyor. Ben bu tarz bir çok kişinin görüşünden anlatılan romanları her ne kadar çok sevsem de bu kadar çok kişinin bakış açısıyla anlatılması benim bile kafamı karıştırdı. Hatta şablon çıkarmak zorunda kaldım.Trendeki Kızla ikinci benzerliği ise belirli tarihler arasında gerçekleşmesiydi. Trendeki Kız,1 hafta gibi bir süre zarfında ilerlerken,Karanlık Sular 10-25 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşiyor. Sonra Eylül-Aralık-Ocak ayları arasında hızlı geçişler yapıyor. İki kitapta da son kısma kadar katilin kim olduğunu tahmin edemedim. Özellikle Karanlık Sularda katilin kim olduğunu belirlemek daha zor diye düşünüyorum çünkü oldukça gizem doluydu.Bir çok kişinin ağzından yazıldığı için tam olarak bir karakteri çözemiyor,iyi mi yoksa kötü mü anlayamıyorsunuz.İkinci olarak konuya direk girdiği için ilk sayfalarda oldukça kafanız karışıyor. Beni şablon çizecek kadar zorlayan ilk kitap olduğunu söyleyebilirim. İçinde bir çok kişinin sırrını barındırdığı için beni oldukça içine çekti nasıl başladım nasıl bitti anlamadım bile her seferinde heyecanla bir sonraki sayfaya geçtim. Oldukça akıcı ve merak uyandırıcı bir şekilde yazılmış. Sanırım tek sorun baştaki Libby adlı karaktere fazlasıyla ilgi çekilmiş gibi hissetmemdi. Olayın dönüp dolaşıp ona bağlanacağını hatta bir şekilde Nel Abbot un büyük büyük annesi tarzında bir şey çıkacağını bile düşündüm. Bir çok kişinin ağzından anlatılıp kafa karıştırması ve Libby ile ölen öteki kadınlara çok dikkat çekmesi dışında çok beğendiğim bir kitap oldu. Yazarın ikinci kitabı olmasına rağmen gayet başarılıydı.
400 syf.
#trendekikız’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman daha okudum.
Olaylar Londra'da Beckford kasabasında geçiyor. Kasabaya dışardan bakıldığında sakin göl manzaralı turistik bir yer. Fakat kasaba halkı bu göle Ölüm Göleti adını vermiş .Çünkü göl zulme uğrayan kadınların , dışlananların ve ataerkil hükümlere ters düşen uyumsuzların yeri olarak biliniyor. Kısacası umutsuz insanların hayatlarına son verdiği çaresizlik katedralleri...

Kitap Nel Abbott un ölümü ile başlıyor. Nel in ölümü tüm kasabada merak ve endişe uyandırıyor çünkü Nel Ölüm Göleti ve orada ölen kadınlar hakkında yazı yazan araştırma yapan birisi.
Nel ölümünden birkaç gün önce kardeşi Jules i arıyor fakat aramaları yanıtsız kalıyor. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır. Jules in istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, ablasının intihar etmeyeceğine de emindir.
Nel intihar mi etti yoksa biri onu Ölüm Göleti sularına mı gönderdi okuyup siz öğrenin
Keyifli okumalar diliyorum (ben sevdim tavsiye ediyorum )
395 syf.
·2 günde·6/10 puan
Trendeki Kız, gizemini belli bir ölçüde tutabilen, karakterleri ile iyi iletişime geçebilen, olay örgüsün ritmini koruyabilen makul bir eserdi. Karanlık Sular ise, gizemini belli bir ölçüde tutamayan, karakterleri ile sağlam ilişkiler kuramayan, olay örgüsünün ritmini erkenden kaybeden bir roman.

Sanırım bu yaşadığım Paula Hawkins yanılgısı. Açıkçası Trendeki Kız kadar hoşuma gitmeyeceğini tahmin ediyordum fakat bu kadar eksiği olan bir romanla karşılaşacağımı da tahmin etmiyordum. Trendeki Kız ne kadar beni kendine çekse de yine eksiği olan bir romandı. Hawkins yeni eserinde bu hataları düzeltme yoluna gitmeyi denese de sadece işleri daha da kötüleştirmiş. Bölüm bölüm karakterler arası geçiş yapılması ve onların ağzından olayları dinlemek hoş bir fikirdi. Trendeki Kız'da kullanıldığında hoşuma gitmişti. Trendeki Kız'daki karakter sayısı Karanlık Sular'a göre biraz daha azdı. Karakter sayısının az ya da fazla olmasının avantaj ya da dezavantaj olması yazarın karakterlerini ne kadar tanıyabileceğine bağlı. Paula Hawkins, Karanlık Sular'da başkasının karakterlerinin öyküsünü anlatmış adeta. İçi boş klişe karakterler ve yavan kırılma noktaları hikayeye herhangi bir iyilik yapmıyor. Aniden gelen şaşırma amacı güden fakat şaşırtamayan son da bu işin tuzu biberi oluyor.

Hawkins'e bir açıdan hak vermek istiyorum. Ritm tutturma ve akıcı dilde gerçekten başarılı. Aynı övgüleri Trendeki Kız için de yapabilirim. Karanlık Sular kurgu açısından çok zayıf olabilir fakat teknik açıdan tutturabildiği güzelliklerle kendini okutmayı beceriyor. Bir öğleden sonra film kuşağına denk gelmişsiniz gibi okuyorsunuz romanı. Film, o an sizi içine çekse de aklınızın bir köşesinde o filmi ertesi güne unutacağınızı biliyorsunuz.

Hawkins okuyacaksınız, Trendeki Kız'ı okuyun. Kendisi bana göre türün en iyilerinden değil, fakat okunmaya değer yanları var. Eğer bu tarzın en iyi modern romanlarından birini okumak isterseniz Jane Harper'ın "Kurak" adlı eserini okumanızı öneririm. Hawkins'in Trendeki Kız sonrası işlerini merak ediyorsanız ve kariyerinin gittiği noktayı görmek istiyorsanız Karanlık Sular'ı elbette okuyun. Fakat bu işe yüksek beklenti ile girmeniz hayal kırıklığı ile çıkmanıza sebep olur.
Bunca yıl kitap okurum, hayatımda ilk kez böyle bir kitaba denk geldim. İlk 45 sayfayı okudum ama nasıl okudum bi bana sorun. Beni inanılmaz zorladı. Okuduğum sayfalara geri dönüp birkaç kez baştan aldım. Devrelerim yandı yani o derece. Psikolojik gerilim diyor ama bu onu da aşmış...
Kitap 393 sayfa. Sayfa 45' te bıraktım.
400 syf.
·8/10 puan
Sıkılmadan okuduğum ve sürekli dile getirmekten sıkılmayacağım bir kere daha okumak istediğimde benim için klasikleşen bir kitap olarak aklımda yer edinmiş bir kitap.Polisiye seven okurlar için tavsiye niteliğindedir.
400 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10 puan
Olay küçük bir kasabada, Ölüm Göleti'nin etrafında geçiyor. 3 intahar eden kadın.. Nel'in ölü bulunmasıyla 3 kadının da ölümlerinin arkasında ki neden gün yüzüne çıkıyor. Uzun süredir konuşmadığı kız kardeşi (Jules) Nel'in ölümü ile çocukken yaşadığı ve dönmemeye yemin ettiği kasabaya yeğeni Lena için geri döner. Nel Ölüm Göleti hakkında hikaye yazmaktadır. Ölüm Göleti denmesinin sebebi kadınların intihar etmesi midir? Jules Nel'in intihar etmediğine giderek ikna olur.

Kitap bir cok karakterin anlattıklarıyla başlıyor, öncelikle insanın gözü korkuyor bu kadar insandan. Trendeki Kız kitabında olduğu gibi belirli insanlar yok ama bu kitap beni içine daha çok çekti. Konusu aldı götürdü, kitabın hicbir yerinde burası da gereksiz olmuş demedim.
Psikolojik gerilim sevenler için bence harika bir kitap olmuş, sayfalar nasıl geçiyor anlamıyorsunuz bile.
400 syf.
·2 günde·6/10 puan
Güzel geceler, herkese.

An itibariyle Paula Hawkins'in ikinci 'Polisiye/Gerilim/Suç' içerikli kitabını bitirmiş bulunuyorum. Soğumadan, okumak isteyenler için naçizane fikirlerimi paylaşayım dedim. O halde başlayalım.

Açıkçası, 'Trendeki Kız' romanını üç yıl önce okumuş olmama rağmen son sayfayı da okuyup kapağını kapattığım anı, beni ne kadar etkilediğini hâlâ anımsarım. Bu kitap için aynısını söyleyebilecek miyim? Sanmıyorum. Çünkü ağzı açık bir şekilde bu tarz kitapları okuyan ben sıkılıp arada bir tavanı seyrettiysem bilemiyorum artık. Sürpriz sonlu olmasına, insanı dehşete düşürecek hadiseler içermesine rağmen kopukluklar, kafa karışıklıkları yaşattı biraz. Ayrıca yazar bunu bilerek mi yaptı bilemiyorum ama karakterler bana biraz donuk geldi. Yakın hissedemedim tekine bile. Role girememiş oyuncular gibiydiler tıpkı. Tüm karakterlerin hikâyesinden bir tutam ortaya karşık yapmış yazarımız ama bu sadece kafa karışıklığına neden olmuş, üzgünüm. Uzattık, kopmasın. Gömdük biraz ama yazarımız emek vermiş sonuçta; ayrıca okumak isteyen varsa okuyabilir tabii sonuçta renkler ve zevkler tartışılmaz.
400 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10 puan
Paula Hawkins'in kalemi alışılmışın dışında bir kalem. İlk eseri "Trendeki Kız" adlı romanı da psikolojik gerilim tarzında yazılmıştı, Bu kitabını da aynı tarzda kaleme almış.İlk kitabında karakter sayısı oldukça az olmasına rağmen bu eserde koca bir kasabada neredeyse her evden bir karakter var belki bu bir çok okur için yorucu olabilir fakat beni rahatsız etmedi...

Kitabın konusu aile sırları ile dolu. Çocuklar ailelerini, ailelerde çocuklarını korumaya çalışırken tutulan sırların, verilen sözlerin gizli kalması için yapılan tüm anlaşmalar boşa gidiyor çünkü Beckford kasabasının "Ölüm Göleti" olarak bilinen gölün gölgesinde intiharların arkasında yatanlar tüm kasaba sakinlerinin ilgisini çekiyor. Özellikle intihar edenlerin kadınlar olması bir şekilde dedikodulara ve sırların ortaya çıkmasını zorunlu kılıyor...

Kitapta, Lena ve arkadaşı Katie'nin birbirlerine olan sevgilerini ölüm bile değiştiremiyor. Lena suçlanma pahasına arkadaşı hakkında bildiklerini anlatmamaya ne kadar direneceğini bilmese de annesi Nel'in ölümü ile tek akrabası olan teyzesi Jules'in hayatına girmesi ve iki kardeşin arasında ki sırların, kendi bakış açıları ile kendilerine ne kadar zarar verdiğini öğrenmesi oldukça iyi kurgulanmış. Kişi kendi psikolojisinde neyi nasıl anladığı ile ilgili iç dünyasına kapanıp yıllarca içinde nefretini büyütebiliyor. Jules ise ablası Nel'in ölümü ile gerçekte onu hiç tanımadığını, yıllarca ona olan tavrını eserin sonlarına doğru sorgulamaya başlıyor...

Eserin kurgusu kasaba da yaşayan ve intihar eden kadınların çevresinde yaşayan kişiler tarafından anlatılıyor. Hawkins insan psikolojisi ve korkuları üzerine kalemini değiştirmeden yazmaya devam etmeli. Eserlerini büyük bir merakla okumaya kesinlikle devam edeceğim...
400 syf.
·8 günde·4/10 puan
Yazarın ilk kitabı olan, öve öve bitirilemeyen meşhur Trendeki Kız kitabı benim için bir hayal kırıklığı olmuştu. Bunu yazarın tecrübesizliğine verip, ikinci kitabı olan Karanlık Sular çıktığı zaman, kitabı görünce içimden bir şans verme isteği geldi. Ama gel gör ki bu ondan da kötüydü. Hemen konuya geçiyorum:

Kitabın esas konusu küçük bir kasabada geçiyor. İki üç asır önce yaşanmış bir intihar (uçurumdan atlama) ve buna bağlı günümüze kadar gelen benzer olaylar. 1700'lü yıllarda esrarengiz bir şekilde hayatını kaybeden Lilly isimli bir kadın ve bunun büyüsüne kapılmış insan düşünceleri... Bu olayın yaşandığı merkezin adı ise Ölüm Göleti'dir. Kimilerine göre kadınların taptıkları bir güce kendilerini kurban edip arınmaları, kimilerine göre ise bir koca, bir sevgili tarafından bedenlerin uçuruma itilmesi. Nel Abbott ve kızkardeşi Jules de bu akımın içinde bulurlar kendilerini. Abbott, gölde yaşanmış eski intihar vakaları için bir kitap yazmak için uğraşırken ve bu olayı bir kamera ile çekmeye çalışırken kendisi de bu göletin kurbanları arasına girer. Ama tabii ölümü şüphelidir ve kitap boyunca bu şüphe üzerine olaylar gelişir. Jules ve diğer karakterler ise Nel üzerinde birleşir, durur.

Yazar, eser boyunca kadınların yaşamış olduğu dramları, ruhsal çöküntüleri ve erkekler dünyasında bulundukları konumu ele alıyor. Bunu kendi kadın olduğu için mi yoksa kendi ailesi veya geçmişte yaşadığı bir travma üzerinden mi yapıyor bilmiyorum? Çünkü Trendeki Kız'da da hep kadınların hüzünlü, kederli, psikolojisi bitik bir durumlarını yansıtırken, erkekleri de yerden yere vurmaktan kaçınmamıştır. Böyle olunca birinci kitabında olduğu gibi bu eserde de polisiye ve gerilim adına hiçbir tat alamadım. Ayrıca eser boyunca birçok karakter ağzından olaylar anlatılıyor ve bu kimi okurlar için güzelse de ben beğenmiyorum. Devamlı konuşmalar birinden diğerine geçiyor ve konuyu dağıtmış oluyoruz, toparlayamıyoruz. Yazar, finali bile aklı sıra küçük bir sürprizle( bitirilmemiş) kapatmayı düşünse de ve her ne kadar okuyucunun kafasını allak bullak edeyim gibi bir düşünceye kapıldıysa da başarısız olduğunu düşünüyorum. Finalin böyle bitirilmesi, konunun mantığına ters düşmesine ve tezatlık oluşturmasına neden oluyor. Okuduktan sonra anlayacağınızı umuyorum. Ayrıca kitabı okurken zerre bir zevk almadım. Kelimeler, sayfalar dökülürken en ufak bir duygu, gerilim, korku, üzüntü, sevinç, kahkaha gibi hiçbir belirti yok. Sanki kitabın ruhu çekilmiş gibi.

Bunlardan ziyade en çok merak ettiğim bu kitaplar neden bu kadar şişiriliyor? Arkalarında parasal güç fazla mı olduğu için? Örneğin Sırlar Uçurumu adlı kitap neden bu kadar reklamla çıkış yapamıyor? Halbuki bu kitabın öyle bir kurgusu, tarih tadı, polisiye ve korkunun harmanlanması, psikolojik bir havası var ki akıllara zarar! Bundan dolayıdır ki çok reklam, çok övmeler de bir kitabın gerçekliğini yansıtamıyor. Okuyup görmek lazım. İyi okumalar...
400 syf.
·3 günde·4/10 puan
Goodreads okurlarına göre 2017'nin en iyi polisiye-gerilim romanı! Oysaki ne polisiye ne de gerilim kitabı... Entrikalarla dolu pembe dizi kıvamında bir kitap!

Ölüm Göleti
zulme uğrayan kadınların, dışlananların ve ataerkil hükümlere ters düşen uyumsuzların yeri.
Konu çerçevesinde bakıldığında bu konudan çok güzel bir kitap çıkar zaten yazarın ilk kitabı olan ''Trendeki Kız''ı okudum, yazar bu kitabıyla da yine zekice kurgusu, gerilimi bol, yine kadın cinayetlerine değinecek, bilinçlendirecek ve bu kitabı da güzel bir anlatımla aktaracak diye öyle bir bekledim öyle bir bekledim ki ama kitabın ortasına bile gelmeden umudum kırıldı belki şaşırtır diye devam ettim ama olmadı. Hem sıkıcı ama aynı zamanda da sürükleyici olan bir kitaptı.
Kitap başlangıçta fantastik bir romana kayar gibi oldu örneğin kadınların cadı olunması ki 1967'ye dayanan bir olayla 2015'e kadar kadınların nehirlerde boğulmuş bir şekilde bulunmasının sebebini cadılığa bağlayacak diye düşündüm. Sonra olay buradan polisiyeye evrim geçirdi bir sürü ipucu görmezden gelindi, kitabın başında anlatılan birkaç bir şey unutuldu gitti. Kısaca polisiye kısmı işin içinde polisler var diye olmuş olmasın dedim bu çok komik olurdu, hiç polisiye okumayan birini kandırırdınız ama öyle olması gerekmemeli. Belki de bu kitabı yine bir Agatha Christie romanından sonra okuduğumda içerisinde barınan polisiyede eksiklikler fark ediliyor. Sonra da gerilim kısmına evrimleşti gerilim yine az çok vardı mesela kurgunun tam oturmamış olması ve nereye gidiyor bu kitap diye düşünmem beni gerdi gerçekten. Gelelim entrikalar kısmına pedofili normalleştirip eş cinselliği etik kurallar çerçevesine almayan bir katilin gelinine yürümesi hatta yürümeyi bırak koşması da ne kadar etik(!) ve bunun aşk diye masumlaştırılması (biliyorsunuz ki eş cinsellik rızaya dayalı bireyler arasındadır fakat pedofili rızaya dayalı değildir ve bunu aşk gibi sıfatlarla masumlaştıramazsınız, pedofili hastalıktır!) Yazar bunu savunuyor demiyorum ama bunu iki farklı görüşte karakterle yansıtmış daha çok romanın akışını zedelemeden bu konu hakkında bilgi vermesi ve bilinçlendirmesini beklerdim.
Sanki yazarın kafasına silah dayamışlar ve bir günün var otur yaz yoksa ölürsün demişler de öyle yazılmış gibi yoksa o kadar kusuru bünyesinde barındırmazdı diye düşünüyorum.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Karanlık Sular
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053756668
Kitabın türü:
Çeviri:
Aslıhan Kuzucan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Karanlık Sular
Into the Water
Yayımlandığı andan itibaren çoksatan listelerini altüst eden, pek çoklarınca yılın kitabı seçilen, son yılların en önemli gerilim romanı TRENDEKİ KIZ’ın yazarı Paula Hawkins’ten gizem dolu yepyeni bir roman!

Nefes almak giderek daha da zorlaşacak.

Ölümünden birkaç gün önce Nel yardım istemek üzere kız kardeşine telefon eder. Ancak kardeşi Jules yanıt vermez ve yardım çağrısını geri çevirir. Birkaç gün sonra Nel’in ölüm haberi gelir. Jules ise kaçtığı ve gelmemeye yemin ettiği kasabaya, geride kalan yeğenine bakmak için dönmek zorunda kalır.

Ancak Jules dehşet içerisindedir. Çok korkmuştur. Anımsamak istemediği hatıraları su yüzüne çıkarken, Nel’in intihar etmeyeceğine de giderek ikna olur. Bunların ötesinde Jules sudan korkmaktadır, özellikle de Ölüm Göleti dönen o korku verici yerden...

“Karanlık Sular’ın, Trendeki Kız kadar iyi olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Çok daha iyi!” –Clare Mackintosh
“Başından sonuna kadar Hitchcockvari bir hava taşıyan, eşsiz bir kitap.” –New York Times
“Bu kitap harcadığınız her saniyenin hakkını veriyor.” –Publishers Weekly
“Sürprizli sonları seven okurlar için vazgeçilmez olacak bir kitap.” –Library Journal
“Muhteşem bir kitap!” –Joanna Cannon
“Karanlık, rahatsız edici ve sürükleyici.” –Gilly Macmillan
“Hawkins, psikolojik gerilim türünü değiştiren ve günümüzde yazan kadın yazarlar arasında başı çekiyor.” –Vogue
“Bağımlılık yapacak türden.” –Marie Claire
“Hawkins baş döndürücü anlatısına daha güçlü bir şekilde geri dönüyor.” –Booklist (starred review)

Kitabı okuyanlar 1.240 okur

  • Umut Güvenç
  • Gül Ay
  • Burcu
  • Zehra Gül Büyükarslan
  • Sueda Dikmen
  • Mine Güler
  • 00.00☄
  • jimin park
  • Ayşenur VAROL
  • Irem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.2
13-17 Yaş
%25.9
18-24 Yaş
%14.7
25-34 Yaş
%22.4
35-44 Yaş
%22.4
45-54 Yaş
%8.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0.9

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%83.7
Erkek
%16.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.6 (63)
9
%14.1 (65)
8
%21.2 (98)
7
%20.6 (95)
6
%11.9 (55)
5
%8.2 (38)
4
%4.1 (19)
3
%1.7 (8)
2
%1.5 (7)
1
%1.9 (9)

Kitabın sıralamaları