Adı:
Çalıkuşu
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751027689
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
Çalıkuşu ilk kez 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve aynı yıl kitap olarak basılmıştır. Beşinci baskısından sonra eser, 1939 yılında bizzat Reşat Nuri Güntekin tarafından sonra tekrar yayımlanmıştır. Bu kitap söz konusu baskısından yararlanılarak aslına uygun olarak yayına hazırlanmıştır.

ÇALIKUŞU, Reşat Nuri Güntekin''in en yaygın ününü kazandığı ilk romanı. Romanda, iyi öğrenim görmüş bir İstanbul kızının, Anadolu'nun çeşitli köy ve kasabalarında öğretmen olarak yaşadığı serüven anlatılır.Serüven yönü ağır basan bu romanda, kişilerin duygu dünyaları, ülke gerçeklerinden soyutlanmadan verilir. Çalıkuşu, her yaştan insanın rahatlıkla okuyup sevebileceği önemli romanlarımızdan biridir.
Aşk, edebiyatta her zaman vardır; dönemlere ve akımlara bağlı olarak bazen az, bazen çok ele alınsa da aşk, edebiyatın en temel konusu olmuştur. Vaziyet böyle olunca aşk, Adem’e şiir de yazdırır, roman da yazdırır olmuş. La Rochefoucauld’un “Edebiyat olmasaydı aşk olmazdı.” Sözü ekseriya zihnimi meşgul etmiştir ve ben, onun bu düşüncesinin tersine; Aşk olmasaydı edebiyat olmazdı düşüncesini daha makul bulmuşumdur. Şimdi burada aşk nedir? diye bir tartışma başlatsak zannediyorum ki, her yorum getiren birey kadar, farklı tanımlar doğacaktır. Kaldı ki, bir aşk romanı veya şiiri okuduğumuzda dahi farklı anlamlar çıkarmamızda bundan kaynaklı değil midir?

Aşk dedim, edebiyat dedim ama hasılı, ne demek istedim ya da nereye varmak istedim, haklı olarak anlam veremediniz. Lütfen bu boş lakırdılarımı maruz görünüz ya da görmeniz lazım gelir mi demeliyim bilmiyorum. Çünkü ben on gündür Çalıkuşu’nun o zorlu hayatına tanıklık ediyor, onunla hüzünleniyor, şimdiki hayatımdan sıyrılıp onun hayatında önemsiz bir parça eşya olabilmenin hayalini kuruyor ya da ona, yaşadıklarına nazaran bir teselli bulmak istiyorum biçare vaziyette. İçinize işleyen şarkılar vardır, nasıl örnek versem… Belki Ezgi’nin Leyla türküsü gibi… Sözleriyle yüreğinize işleyen, müziği ile sizi alıp farklı diyarlara götüren şarkılar gibi…

Çalıkuşu tam da böyle bir eser alıp sizi farklı diyarlara götürecek türden… Öyle bir eser ki anlatacaklarımı anlatamayıp, her cümlenin ardına üç nokta koymama neden bir eser… Eser, öylesine içten öylesine samimi ki; faraza kitabı açacak olsam Feride’nin ruhu ile karşılaşıyor, tüm bu yaşadıklarından dolayı ondan defalarca özür dileyesim geliyor tüm suçlu benmişim gibi.

Çalıkuşunu pamuklara sarıp, saklayıp koruyasım geliyor, öylesine güzel öylesine naif, öylesine…

Hayattan sıkılıp ya da hayatın acımasızlıklarına karşı direnemeyen bütün iyi yürekli insanlara öneririm.
Eğer Çalıkuşu'nu tek bir kelime ile anlatacak olsaydım bu kelime kesinlikle "naif" olurdu. Sanki okurken kitabı incitmek istemedim, Feride ile hüzünlendim, Feride ile çocuklaştım, yüreğim Feride ile bir attı. Türk edebiyatının en önemli romanlarından olduğu malumumuz; okumayı sevsin sevmesin, yaşı kaç olursa olsun isteyen herkesin çok rahat bitireceği, daha doğrusu bitirmek istemeyeceği eşsiz bir eser.

Tek şikayetim Feride ve Kamran sahnelerine doymamamdır, keşke o güzelim aşkı daha fazla sayfada okusaydık.. :)
  • Sefiller
    9.1/10 (3.933 Oy)4.604 beğeni15.371 okunma2.195 alıntı98.414 gösterim
  • Aşk
    7.8/10 (4.560 Oy)5.272 beğeni16.858 okunma668 alıntı89.596 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (5.834 Oy)7.019 beğeni19.009 okunma2.426 alıntı111.835 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (4.940 Oy)5.087 beğeni17.159 okunma583 alıntı84.643 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (6.580 Oy)7.927 beğeni21.871 okunma979 alıntı106.106 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.658 Oy)6.309 beğeni18.085 okunma543 alıntı103.475 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (6.771 Oy)7.656 beğeni22.481 okunma1.280 alıntı95.683 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (8.749 Oy)10.358 beğeni25.214 okunma1.247 alıntı134.582 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.471 Oy)11.854 beğeni29.868 okunma2.195 alıntı125.690 gösterim
  • Bin Muhteşem Güneş
    8.9/10 (4.350 Oy)4.887 beğeni14.280 okunma661 alıntı70.267 gösterim
Herkese nükseden çeşitli duygular vardır.
Severiz, üzülürüz, aşık oluruz... Bir şekilde bu duyguları kontrol altına almaya​ çalışırız.
Peki Çalıkuşu'nun yerine olsak.. Veya Gülbeşeker'in.. Ya da İpekböceği'nin...
Biz bu duygularımızı nasıl yönlendirirdik acaba?
Kitaba: Aşk, sevgi, merhamet, şefkat, acıma, ayrılık, ihanet, gurur, güzellik, yalnızlık, kıskançlık, gurbet gibi çokça tema hakim.
Bütün bu duyguların bir bedende fazlaca yaşanması insanı nasıl bir bitmişlik ve tükenmişliğe iter?
Ama o hoppa, yaramaz, küçük Çalıkuşu her yaşta bu duygulara baş kaldırmasını biliyor. Genellikle de hırçınlık başgöstererek bunu yapıyor.

Kitabı okurken Feride'nin bütün duygularına hakim olmamak işten değil. Adeta bizi elimizden tutup kitaba bağlayarak siz anlayın halimi, derdime ortak olun diyor. Okadar samimi kaleme alınmış ki bağlanmamak mümkün değil.

Bu güzel kitap, Reşat Nuri ile başlayan ilk serüvenim oldu. Bir şans olarak karşıma çıkmasaydı belki daha tanımayacaktım kendisini. Ve gerek cümle yapısı, gerek anlatış tarzıyla çok kaliteli.

Çalıkuşu, zamanında 4 perdelik bir oyun olarak "İstanbul Kızı" adıyla yazılmışken 1922 yılında, Vakit Gazetesinde​ "Çalıkuşu" adıyla roman olarak yayınlanmış ve büyük ilgi uyandırmıştır.
Duygusal olarak ağırlıkta gibi gözükse de toplumsal ve eleştirel bir yapısı da vardır.
Arkaplanda Osmanlı'yı gözler önüne serer. Dönemin siyasal, sosyal ve toplumsal yapısını da bizlere hissettirir.
Memurların sorumsuz tavırlarından, Müdürlerin insanlara karşı takındığı aşağılayıcı hallerden bürokrasideki çarpıklığı da görürüz.
Anadolu halkının yoksulluğunu, cehaletini, bağnaz yapısının da kitaba serpiştirildiğini unutmamak lazım. Aynı zamanda da yeni ve modern yaşama atılan bebek adımları da var.

Ve en önemlisini unutuyordum; Paşa'mın en sevdiği roman olduğu söyleniyor.

Tam okunası bir kitap.
Gerçek aşkı bulacaksınız sayfaları arasında. Sevgiyi, üzüntüyü, ayrılığı, ihaneti... Hepsi mevcut..

Eğer tanımıyorsanız, o ince daldaki kendi türküsünü çığıran Çalıkuşu'nu bir tanıyın. :)
Değerli 1k okuyucuları. Kitaplar hakkında elimden geldiğince duygu ve düşüncelerimi paylaşmaya çalışıyorum. Bunu en azından kitabı okumayanlara yol göstermesi amacıyla yapıyorum . Okuduğum kitapların içeriğinden çok, beğenimi ve bende bıraktığı etkiyi belirtmeye çalışıyorum. Uzun zaman sonra ilk defa bir kitap hakkında ne yazmam gerektiğine dair uzun uzun düşünmek zorunda kaldım. Evet bu kitap, Türk edebiyatının kilometre taşlarından biri olan Çalıkuşu'dur.
Kitabın ne anlattığına değinmeyeceğim. Kısaca şunu söylemek istiyorum ki; Başkarakter Feride ile roman boyunca birlikte yaşadım birlikte büyüdüm. O muzip çocukluk dönemi, uçarılığı, kendi kabına sığmaz tavırları ve o naif aşk hikayesiyle. Sonbaharda rüzgarın yaprağı havada savurması gibi hayatın Feride'yi Anadolu'nun ücra köşelerine sürüklemesine, o narin bedeniyle hayatla mücadelesine, sevgisine ve şefkatine tanık oldum. Onunla üzülüp onunla sevindim. Çaresizliğin pençesinde kalmış ceylan yavrusu gibi hayata tutunma çabası, ve sonunun mutluluğa erip eremeyeceğinin merakıyla kitabı bitirdim. Kadın gözünden bu uzun tasvir romanı yazdığı için de Reşat Nuri'yi ve kaleminin muazzam başarısını takdir ettim. Edebiyatımızın gücüne ve başarısına tanık olacaksınız. İyi okumalar.
"Hazır olun!

Çalıkuşu‘nun günlüğü içerisinde bir yolculuğa çıkıyoruz. Tabii siz ona Feride de diyebilirsiniz. Veya Gülbeşeker… Velhasıl karar sizin."

Kitap hakkındaki yazımızı okumak için : http://1cay1kitap.com/calikusu/
İstanbullu bir subayın kızı olan Feride, küçük yaşta anne ve babasını kaybeder. Teyzesinin korumasıyla “Nötre Dame de Sion” Fransız yatılı okulunda okur. Yaramazlıkları yüzünden arkadaşları, okulda, ona “Çalıkuşu” adını takarlar.
Feride, yaz tatillerini teyzesinin köşkünde geçirir. Teyzesinin yakışıklı oğlu Kâmuran ile birbirlerini severler ve nişanlanırlar. Feride, düğün günü, bir kadının getirdiği mektuptan Kamuran’ın İsviçre’de iken Münevver adında hasta bir kızla ilişkisi olduğunu, ona evlenme sözü verdiğini öğrenir, her şeyi yüzüstü bırakıp kaçar.
Feride, Anadolu’nun çeşitli yerlerinde (Zeyniler Köyü, Bursa, Çanakkale…) öğretmenlik yapar. Oldukça idealisttir. Güzelliği başına belâ olur. Çeşitli dedikodular çıkar. Zeyniler Köyü’nde iken tanıştığı Doktor Hayrullah Bey’le Kuşadası’nda ikinci kez karşılaşır. Babacan bir adam olan Hayrullah Bey, Feride’yi kızı gibi korur; halkın dedikodusu üzerine onunla kağıt üzerinde evlenir; fakat aralarında sadece “baba – kız” ilişkisi vardır.
Feride, öğretmenliğe başlayınca bir “günlük” tutmuş, başından geçen her şeyi günü gününe bir deftere yazmıştır. Hayrullah Bey bu defteri bulur, okur ve saklar. Hastalanınca, Feride’ye kendisinin ölümünden sonra ara sıra teyzesinin yanına gitmesini ve verdiği kapalı zarfı Kâmuran’a teslim etmesini vasiyet eder.
Hayrullah Bey’in ölümünden sora, vasiyeti yerine getirilir. Feride, zarfı Kâmuran’a verir. Zarfın içinde Hayrullah Bey’in bir mektubu ile Feri-de’nin “günlük”ü vardır. Hayrullah Bey, Kâmuran’a yazdığı mektupta Feride’yi bir daha bırakmamasını salık vermektedir. Kâmuran mektubu ve Feride’nin günlüğünü sabaha dek okur, her şeyi öğrenir. Ertesi gün gidecek olan Feride’yi bırakmaz, evlenirler.
Ne tatlı bir sevdadır, Çalıkuşu'nun hikayesi... O bir Gülbeşeker, bir Feride, bir İpekböceği, bazen Çalıkuşuydu. Her satırda kavuşmalarını merakla beklediğimiz hikayeydi Çalıkuşu... Yerinde beraber ağladık Feride ile. Beraber güldük satırlar boyunca. Bazen ise heyecandan o yazamadı, ben okuyamadım. Sevda, insanının yüreği yanında olmasa bile, gece gündüz yan yana çarpmasıdır. İşte sen bunu çok güzel anlattın be Feride...
SPOİLER

Öncelikle bu kitabı bana hediye olarak yollayan
Ferah ablama çok teşekkür ediyorum :)
•••••••••••••••••••••••••
Nereden başlayacağımı bilmiyorum ya da ne yazacağımı çünkü bu kitap bana o kadar çok şey hissettirdi ki gerek Munise'nin vefatında gözlerimin dolması, gerek Kâmran ile Feride'nin kavuşmasın'da hissettiğim mutluluk her şeyi ile esir aldı bu kitap beni. Bazen ise az güldürmedi Çalıkuşu bizi =)
•••••••••••••••••••••••••
Yazarın kullandığı üslubu çok sevdim bir aşk kitabının bu kadar akıcı ve duyguları bu kadar hissettirebileceği aklıma hiç gelmezdi bir de bir zamanlar dizisini izlemiş olmanın verdiği önyargı da olunca bu kadar güzel eser beklemiyordum hiç ama şuan okumanın verdiği mutluluk içerisindeyim.
••••••••••••••••••••••••
Kitabın içeriğine hiç girmeyeceğim gidin alın bu kitabı kesin okuyun.
Kitaptan bir kaç tane beğendiğim alıntı ile yazımı sonlandırmak istiyorum;
#29744581
#29370601
#29546775

Bu kitabı okuyun okurken siz de hissedin yeri geldiğinde hüzünlenin ağlayın yeri geldiğinde ise Feride namıdeğer "Çalıkuşu' kadar mutlu olun.
Sağlıcakla kalın :))
öğretmenlik yapması, belki masumluğu belki saflığı, belki de hırçınlığı. Ama hep samimi oluşu. Reşat Nuri öyle güzel anlatmış ki, bitince yüzümde büyük bi gülümseme asılı kaldı bi süre. Uzun sürdü, ama bitmesin diye yavaş okumuş olacağım.
Uzuun bir aranın ardından, sonunda bir kitabı bitirebildim, mutluyum.Kâmran'ın Feride'ye kavuştuğu andaki sevinç ve heyecan içindeyim.
Güzel yüzlü Feride... Bazen küçük bir çocuk kadar yaramaz, bazen bir ihtiyar kadar huysuz.
Çalıkuşu sadece bir aşk romanı mıdır? Tabii ki değildir. Bu kadar anlamlı bir kitabı sadece aşk romanı olarak belirtip kitabın ruhunu kısıtlamak kadar anlamsız bir şey olamaz.
Kitaptaki olaylar genel olarak savaş yıllarında yaşanmış olsa da savaşın getirdiği siyasi, ekonomik, sosyal hatta düşünsel değişimler romanda yer almamış, gayet içten ve yalın bir anlatım kullanılmıştır. Öğretmenimden öğrendiğim kadarıyla - ne kadar doğru bilemem- kitapta gerçek bir hikaye anlatılıyor, zaten birçok kısım Feride'nin defterine yazdığı günlükleri.
Çalıkuşu ve yaşadıkları insanın mutluluğuna engel olacak şeyleri önemsemenin doğru olmadığını hissettirdi bana. Bir kadının ne kadar gururlu olabileceğini. Kâmran ise bir erkeğin de acı çekebileceğini. Doktor Hayrullah, insanların sözlerini çok da önemsememek gerektiğini.
Çalıkuşu'nun aşkı da, acısı da beni derinden etkiledi. Keşke bu kitabı daha önceden okumuş olsaydım ama anca liseye geçtiğim zaman okuyabildim hatta sadece sınavda sorulacak diye aldım kitabı. Kim bilir daha birçok okumaya değer ve burnumun ucunda olan kitapları fark etmemişimdir. Güzel kitapları okumamış olmak bana acı veriyor.

Sitede çok güzel inceleme yapabilen ağabeylerimiz, ablalarımız çok diye inceleme yapmamak güzel değil, bundan dolayı inceleme yapmaya çalışıyorum -ne kadar kötü olurlarsa olsunlar-. Benim incelemem de bu kadardı, kitabı okumasına vesile olduğum biri varsa ne mutlu bana.
Bugüne dek okuduğum en naif en samimi hikâyedir Çalıkuşu. Ve nedense okuyacağım diğer kitaplarda böyle hissetmeyeceğime eminim. Belki öğretmenlik yapması, belki masumluğu belki saflığı, belki de hırçınlığı. Ama hep samimi oluşu. Reşat Nuri öyle güzel anlatmış ki, bitince yüzümde büyük bi gülümseme asılı kaldı bi süre. Uzun sürdü, ama bitmesin diye yavaş okumuş olacağım. Çünkü şu an bi arkadaşımı kaybetmiş gibi hissediyorum. İçinizdeki Çalıkuşu hiç kaybolmasın.
Güzel, ne güzel bir romandı...

Öncelikle kitabın türü hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Reşat Nuri Güntekine ait Çalıkuşu eseri romantizm akımının bir eseri. Yani tesadüflere, aşka, duygulara daha çok yer veren ve tabii olarak da bu duyguları size yaşatan bir eser. Kitapla tanışmam, Edebiyat sınavı için belirlenen romanın bu eser olması ile oldu. Her ne kadar karakterleri çok fazla olan bir roman olsa da konusu ve etkileyici cümleleri ile yormadan ve sıkmadan bu sergüzeşti yoğun duygularla okuyucuya geçirmeyi başarmış Reşat Nuri.

Biraz da kitabın içeriğine değinmek gerekirse, kitap subay bir babanın kızı olan Feride adlı küçük bir kızın annesini kaybetmesi ile, babasının bakamayacağını düşündüğü için ( mesleği yüzünden ) İstanbul'da teyzesinin yanına veriyor. Feride bu süreçte Sör Mektebi denen bir Fransız okuluna başlıyor. Ayrıca Feride çok yaramaz, neşeli, hareketli bir kızdır. Bir gün ağaçtan ağaca atladığı için öğretmeni tarafından ona ''Çalıkuşu'' lakabı veriliyor. Çalıkuşu akrabalarına pek yaklaşmayı sevmese de Kâmran adlı teyzesinin oğluyla pek iyi anlaşıyor. Ve bu ilişkinin aşka doğru sürüklenmesi, Feride'nin, Kâmran tarafından ''Sarı Çiçek'' lakaplı Münevver adlı bir kadınla aldatılması, Kâmran'ı içindeki hazin ve buruk hüznü ile terketmesi, Anadoluda öğretmenlik macerasına atılıp bir çok olay yaşamasıyla, bu süreçte bir yandan kimsesiz olmanın üzüntüsü, bir yandan da evlat olarak sahiplendiği Munise'nin ölümü ve tabii ki Kâmran'ı her anında düşünmesiyle akıp gidiyor.

Kitabın son bölümündeki kavuşmaları da çok farklı bir şekilde oluyor. Feride'nin en son öğretmenlik görevi yaptığı Çanakkale'de, Feride'yi kızı gibi sahiplenen Hayrullah Bey'le evlenmeleri, ve Hayrullah Bey'in ölümü ile vasiyet ettiği gidip Kâmranı bulup kavuşmaları gerektiği düşüncesi ile oluyor. Ve iyi ki de böyle oluyor. Beni en çok etkileyen kısımlardan biri de yine kavuşmaları olayının anlatıldığı son bölümdeki, Kâmran'ın şu sözleri;
''Dağlarda ismini bilmediğim bir ot yetişir. Feride, insan, onu daima koklarsa, bir zaman sonra kokusunu daha az duymaya başlar. Bunun ilacı, bir zaman kendini ondan mahrum etmektir. Hatta bazen –sırf o eski güzel kokuyu yeniden bulmak hırsıyla – herhangi bir kokuyu, mesela manasız ''Sarı Çiçeği'' yüzüne yaklaştırır.''

Ne kadar doğru değil mi? Bazen her ne kadar çok seviyor olsak da sırf o güzel kokuyu yeniden bulmak için başkalarına muhtaç duyarız kendimizi. Bu ahmakçadır. Oysa sevdiğimiz insan burnumuzun dibindedir, ve onu sevmemizi bekliyordur...

Herkese hayırlı Ramazanlar, buna mukabele olarak da hayırlı iftarlar diliyorum =)) İyi akşamlar...
Aynı duayı birbirinden habersiz eden iki insan, er ya da geç birbirlerine kavuşurlar.
Reşat Nuri Güntekin
Yazımızı profildeki linkten okuyabilirsiniz
Sıkılıyorum. Boğulacak gibi, ölecek gibi sıkılıyorum​. Memleket şimdi bomboş.
Reşat Nuri Güntekin
Sayfa 334 - İnkılap Yayınevi
" Daha o gün anlamıştım Feride; ben ömrümce seninle sınanacaktım.
Çünkü insan daima en sevdiğiyle sınanır.."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Çalıkuşu
Baskı tarihi:
Mart 2013
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789751027689
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İnkılâp Kitabevi
Çalıkuşu ilk kez 1922 yılında Vakit gazetesinde tefrika edilmiş ve aynı yıl kitap olarak basılmıştır. Beşinci baskısından sonra eser, 1939 yılında bizzat Reşat Nuri Güntekin tarafından sonra tekrar yayımlanmıştır. Bu kitap söz konusu baskısından yararlanılarak aslına uygun olarak yayına hazırlanmıştır.

ÇALIKUŞU, Reşat Nuri Güntekin''in en yaygın ününü kazandığı ilk romanı. Romanda, iyi öğrenim görmüş bir İstanbul kızının, Anadolu'nun çeşitli köy ve kasabalarında öğretmen olarak yaşadığı serüven anlatılır.Serüven yönü ağır basan bu romanda, kişilerin duygu dünyaları, ülke gerçeklerinden soyutlanmadan verilir. Çalıkuşu, her yaştan insanın rahatlıkla okuyup sevebileceği önemli romanlarımızdan biridir.

Kitabı okuyanlar 17.044 okur

  • Helin AKÇİN
  • Yavuz Türk
  • oğuz çevik
  • ayşegül karakaya
  • ahsen alkurt
  • Tuba Damar
  • Medi
  • Burak şen
  • Sukrantdk
  • Ayşe Deniz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%32.4
14-17 Yaş
%18.8
18-24 Yaş
%14.3
25-34 Yaş
%15.6
35-44 Yaş
%10.8
45-54 Yaş
%4.9
55-64 Yaş
%0.6
65+ Yaş
%2.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%81.3
Erkek
%18.6

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%46.1 (1.794)
9
%19.1 (742)
8
%16.6 (645)
7
%9.7 (376)
6
%4.2 (163)
5
%1.9 (73)
4
%0.8 (30)
3
%0.6 (25)
2
%0.5 (21)
1
%0.5 (19)

Kitabın sıralamaları