Beyaz Geceler Bir Hayalperestin Anılarından

8,3/10  (795 Oy) · 
2.505 okunma  · 
693 beğeni  · 
13.530 gösterim
Öykünün Hayalperest anlatıcısı, Petersburg’un “beyaz geceler”inde sokaklarda dolaşırken, Nastenka adında bir genç kızla tanışır. Nastenka da Hayalperest kadar yalnızdır. İkinci buluşmalarında aralarında bir dostluk doğar; Nastenka, Hayalperestimize, kendi yaşam öyküsünü anlatır: Âşık olduğu bir genç adam bir yıl sonra ona geri döneceğini söyleyerek Moskova’ya gitmiş, ama aradan bir yıl geçmesine karşın tek bir mektup bile yazmamıştır. Bu arada, Hayalperestimiz de Nastenka’ya vurulduğunu fark eder, ama duygularını gizler.
Yalnızca 19. yüzyıl Rus edebiyatının değil, dünya edebiyatının en büyük yazarlarından Dostoyevski’nin 27 yaşında yazdığı Beyaz Geceler, sevecen, okuru sarıp sarmalayan, ama hüzünlü bir uzun öyküdür. Bir yanıyla romantik bir aşk üçgeninin, bir yanıyla da bir kişilik parçalanmasının öyküsüdür.
“Dört gecelik bir aşk hayali” diye tanımlanabilecek bu küçük başyapıtı, Sabri Gürses’in Rusça aslından yaptığı çeviriyle ve Dostoyevski ve yapıtı üstüne ayrıntılı incelemesi eşliğinde sunuyoruz.
  • Baskı Tarihi:
    2014
  • Sayfa Sayısı:
    218
  • ISBN:
    9786053321392
  • Orijinal Adı:
    Belıye Noçi
  • Çeviri:
    Barış Zeren
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 15 Kas 17:42 · Kitabı okudu · 4 günde · 8/10 puan

Beyaz Geceler : St. Petersburg'da mayısın son haftası başlayıp temmuzun 15'ine kadar devam eden, geceleri havanın bir türlü kararamaması olayına verilen isimdir. Yani, güneşin doğup batma konusunda karar veremeyip muallakta kalması sonucunda gecelerin kısa bir dönem için siyah renkte olamaması ve St. Petersburg'daki annelerin çocuklarını dışarıda top oynamaları için akşam ezanından önce eve çağırmamaları aslında.

Peki, Dostoyevski neden kitabındaki karakterlerin arasındaki etkileşim için özellikle bu ismi ve sadece St. Petersburg'da kısa bir süre için deneyimlenebilen bu özel dönemi seçmiştir? Aşık olduğumuzu gerçekten hissettiğimizde gönlümüz ferahlayıp, daha önce hiç yaşamamışçasına bir duygu hissetmeye başlamaz mıyız? Aşkın farkındalığında gecelerimizin gündüzlere karıştığını, günlerin bile artık ayırdına varamadığımızı hissetmez miyiz? İşte aynı bu özel dönemde yaşanan olayın aşktaki karşılığı da saflığı ve temizliği temsil eden beyaz renktir. Aynı gelinliklerde hakim olan ve masum bir temizliği ifade eden o renk gibi.

Yalnızlığı tanımıyoruz. Kendimizi bile tanımazken yalnızlığımızın değerinin nasıl farkında olalım? Her gün konuşmak zorunda kaldığımız insanlar yüzünden kendimizle, kentimizle, anılarımızla ve esas konuşmamız gereken deneyimlerimizle konuşmaya vakit mi bulabiliyoruz? Bunların hiçbiri bahane değil, kendimizi kandırmayalım. Kendini ve kentini dinlemek, öyle Spotify'ın haftalık keşfinde istediğin şarkıya tıkladığın an şarkının aniden açılmasıyla elektrik enerjisinin etkisinin mıknatıs özelliği kazanan bobin ile sabit mıknatısın birbirlerine itme ve çekme uygulaması prensibinde çalışan bir kulaklık vasıtasıyla da olmaz ki... Bu yüzden, insanoğlunun kulaklığındaki daimi müzik sevgidir. Her ne kadar kulaklığınızı çıkartıp onu göz ardı etmeye çalışıp dinlememeye kalkışsanız da tınısı aynı Dönence şarkısında Barış Manço'nun "Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor." sözlerini yazarken belki de gizli bir gönderme yaptığı Beyaz Geceler kitabındaki St. Petersburg'un geceyi aydınlatan bir güneş misali sevgisindeki gibidir.

Kitabın ana karakteri olan sevgiye muhtaç yalnız hayalpereste bir tüyo olarak Cemal Süreya'nın "Kim istemez mutlu olmayı, Mutsuzluğa da var mısın?" dizelerini hediye ediyorum. Mutsuzluğa bile varım demenin, yalnızlığın değerinin, dünyadaki bütün fani seslerin ve klonlaşmış sahte duyguların olmadığı bir dünya kurgulamak istiyor insan kendi kafasında. Ve çoğu zaman da mutsuzluğa bile mecburen varım dediğimiz sabahlara kalkıyoruz. Ama aklımıza bile gelmiyor ki geceler olmadan sabahların, sabahlar olmadan da gecelerin anlamının olmadığını. İşte bu kitap da belki edebiyat dünyasında gecelerin tam olarak olamadan sabahların anlamının olduğu tek kitap olabilir.

Eğer bir gün St. Petersburg'a giderseniz, bu kitabı beyaz gecelerin olduğu dönemde bir de sabahlayarak/geceleyerek okuyun ki kitabın ana karakterinin nasıl Rusya'nın Kezbanskasına denk geldiğini iyice anlayabilin diye.

Yalnız bir adam, o kadar yalnız ki görüp görebileceğimiz en yoğun hayalperest...

Tek başına dolaştığı akşamların birinde Nastenka isimli kızla karşılaşır, kız da en az onun kadar yalnızdır, kör olan babannesine bakmak dışında yaptığı hiçbir şey yoktur. Aynı zamanda sevdiği adam tarafından bırakılan onun yolunu gözlemekten bıkmamış olan Nastenka hayat hikayesini kahramanımıza anlatmaya başlar, tabii kahramanımız da Nastenka'ya anlatır tüm geçmişini (aslında geçmişindeki hayalleri desek daha doğru olur).
Ve tabii tüm bunların sonunda kahramanımız Nastenka'ya aşık olur, kız da kendisini sevdiğini söyler ama gerçek aşk mıdır, yoksa ilk defa bu duygularla karşılaştığı için midir bilemeyiz.

Günün birinde beklenen sevgili çıkagelir ve bu yalnız olan iki hayalperestimizin geleceği belirlenir.

İyi okumalar dilerim.

Aykut 
04 Eki 17:52 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ciddi anlamda ilk kez bir kitabın beni bu kadar etkilediğini söyleyerek başlamak istiyorum.Hayalperest başkahramanımızın kurduğu yoğun hayal dünyasının bir benzerini ''büyük bir zevkle'' kendi hayatımda yaşatıyor olmam da bunun etkisi çok büyük sanırım,büyük bir zevkle dedim çünkü ütopya'mı seviyorum.

Fakat romanda ki kahramanımızda bu durum söz konusu değil,daha pesimist bir havaya ve bu havanın oluşmasında en büyük katkıyı sağlayan yalnızlığa sahip olması onun hayallerini distopya'ya çevirmiş denebilir.Tabi en önemlisi bir de Nastenka faktörü var.Hayalperest kahramanımızda yalnızlığın ve boşluk durumunun getirmiş olduğu bir aşk var.(Ya da aşk sanmak)
Nastenka'da ise çaresizlik ve yalnızlığı görmek mümkün.Ortaya çıkan çarpık ilişkinin hikayesi,bir insanın duyguları arasında sıkışıp kalma süreci ve hayal kırıklığının yeni yalnızlıkları daim kılacağı çok güzel bir şekilde yansıtılmış.

Aysel 
17 Eki 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Mühendis olasın da bu kadar kalbe dokuna bilesin. Hayret ki ne hayret...

Okumak istediğiniz kitaplar Dostoyevski`den olunca nelerle karşılaşa bilirsiniz:
Duygu geçişleri, vicdan mühasebesi, karakter analizleri, devrilmiş sonra yeniden toparlanmış konular vs.. (benim okuduğum kadarıyla)

Bu kitapta da aynı durumlar mevcut.
Kitap,
hayalperest, evinden dışarıya nadiren çıkan bir adamın 4 günden oluşan kısacık aşkını konu alır.
Aleksi Aleksandroviç`i yalnızlığı bakımından Raskolnikov`a benzettim. Raskolnikov Sonya`nı bulduktan sonra kendini bulmuştu sanki. Aleksandroviç de benim alemimde Sonya`sını arayan onu bulduktan sonra kendini keşfeden biri olacaktı.

Ve Nastenka`nı bulur... Karanlık bir St. Petersburg gecesinde rastlar ona. Bundan sonra Karanlık Gecelerde buluşurlar. Aleksandroviç için tüm Karanlık Geceler kendini yavaş yavaş Beyaz Geceler`e bırakır..
Nastenka`da bir nevi Aleksandroviç`e benziyor. Karamsar duygularının içinde debelenip dururken bir birlerine bağlanmaya başlarlar. Ama Aleksandroviç sırılsıklam aşıkken karşındekine, Nastenka zayıf olasılıkla tutunur adama.
Hep böyle olmaz mı? Bir taraf hep ölümüne severken bir taraf çekip gitmeyi düşünür...

Sayfalara odaklandıkça, Nastenka`nın Aleksandroviç`i yeniden (4`cü günün sonunda) karamsar yalnızlığı ile başbaşa bıraktığının şahidi olacak, bazen Aleksandroviç`e "bu kadar karamsar, duygusal olma" diyecek, bazense Nastenka`ya çok kızacaksınız.

Aleksandroviç gibi erkekler kaldı mı acaba?

Yazarın 26 yaşında yazmış olduğu bu kısacık eser okunmaya değer niteliktedir..

Karamsar olmayın, Beyaz Geceler de olacaktır hayatınızda.:)

Keyifli okumalar...

Bayan Okur 
19 Mar 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tüm yalnız hayalperestlerin okuması gerektiğini düşünmekteyim çünkü kitabın ana karakteri de arkadaş bakımından yalnızdır ama hayalleri onu yalnız bırakmamaktadır. Başkalarının mutluluğuyla mutlu olabilen bir insanı anlatan bu kitap benim için kısa sürse de büyük etki yaptı tavsiyemdir.

Derya Yalınkılıç 
16 Şub 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap kısa iki öyküden oluşuyor. Kitaba da ismini veren Beyaz Geceler'i okurken tiyatro izliyor hissine kapıldım. O kadar içten ve samimi bir dille yazılmıştı. Yalnız Dostoyeski'yle Suç ve Ceza kitabıyla tanışmış biri olarak farklı anlatım tarzıyla şaşırttı beni yazar bu kadar sade bir anlatım beklemiyordum.
İkinci öykü olan Uysal Kız da aynı içtenlikle yazılmış. İçini döken birinin günlüğü gibiydi. Okurken keyif aldım. Okumayanlara tavsiye ederim. :)

meltem şen 
01 Nis 05:48 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap hayalin, hayalperestin dünyasını yansıtıyor. Kişinin düşünsel sonsuzlukta yok oluşunu, kendi zihnindeki dipsiz kuyusunda kurtulamadığı, özümser hale geldiği derin mi derin bir yalnızlığı anlatıyor.

Esmeralda 
08 Şub 03:37 · Beğendi · 10/10 puan

St. Petersburg'ta yaşayan genç ve yalnız bir adam, bir gün kendisi gibi yalnız olan bir kadınla karşılaşır. Birbirleriyle tüm hayallerini ve iç dünyalarını paylaşan ikili St. Petersburg'un sokaklarında dört beyaz gece geçirirler.
Yaz gelince tüm Petersburg sokakları boşalır. Bu durum kahramanımızı çok yalnızlaştırır. Sürekli Petersburg sokaklarında bir başına gezer. Yine bir gün böyle gezerken şehrin dışına çıktığını fark eder. Dalgınlık, yalnızlık ve arkadaşsızlık onu sokak sokak gezdirir geceleri.
Nastenka, kahramanımızın hikâyesini dinlemeden önce ona, kendisine âşık olmamasını söyler. Âşık olduğu takdirde arkadaş olamayacaklarını belirtir. Kahramanımız bu şartı kabul eder ve hikâyesini anlatır. Her şeyi doğruca anlatır. Petersburg’da tek başına yaşadığını, kimsesinin olmadığını, sürekli hayal kurduğunu, hiçbir arkadaşının olmadığını söyler. Nastenka kahramanımızın içinde bulunduğu durumu anlayınca onu asla bırakmayacağını söyler ve kendi hikâyesini anlatmaya başlar.
Nastenka’nın hikâyesi de kahramanımızınkinden pek farklı değildir. Annesi ve babası küçük yaşta vefat etmiştir. Kör bir ninesi vardır ve onunla beraber yaşamaktadır. Eskiden yaptığı bir yaramazlık yüzünden ninesi onu kendi elbisesine iğneleyerek yanından ayrılmasını engellemektedir. Bu yüzden Nastenka yalnızlığa mahkûm olmuştur.
Böyle başlar Beyaz Geceler…
Kelimelerine, sesine, gözlerine bakıp da ismi sormayı unutmak..
‘’Harika eğer bir seferinde Çin Şehzadesi ile evlendiyseniz demek beni kesinlikle anlarsınız yani dinleyin ama bağışlayın adınızı söylemediniz daha nihayet ne kadar erken hatırladınız! Ah tanrım tabi aklıma gelmedi öyle hoşnuttum ki adım Nastenka –Nastenka? Bu kadar mı? Bu kadar. ‘’
İlk buluşmadan sonra dolaşırken Petersburg’un boş sokaklarında ‘’gök öyle yıldızlı ve parlaktı ki ona bakınca insan ister istemez kendine soruyordu, bu beyaz göğün altında böyle biri yaşıyor muydu gerçekten ve ben hiç olmadığım kadar mutluyum.’’
Yaz geceleri ve boş sokaklar, sokak lambaları galiba bu beyaz geceler için yanar, her pervane yanışında biraz daha yanar..
Sohbetler devam ettikçe adam beyaz geceleri en aydınlık en parlak bir gün ışığı gibi görüyor. ‘’Ama her şeye rağmen geçen gündüzden daha güzel oldu’’
Kendisi daha önce hiçbir kadınla randevulaşmamış. Bir çekingenlik, utangaçlık, saf aşkın yanışı hem gözlerde parlıyor hem dudaklarda sayıklanıyordu.
‘’Göz ucuyla baktım kıza yanılmamıştım. Çok sevimli ve esmerdi, küçük elleri vardı. Kirpiklerinde hala ya az önce bir korkunun ya da eski bir acının gözyaşları parıldıyordu hangisi bilmiyordum. Ama dudaklarında bir gülümseme ışıldıyordu, artık o da kaçamak bir bakış attı bana hafifçe kızardı ve gözlerini kaçırdı..’’
Yanan bir kalbin dudakları parçalayacağına inanırım.
‘’Kalbim içimde konuşup dururken, susmayı beceremem ben..’’
Ve iç sayıklamalarını, korkularını, inceliğini diline düşürürken
‘’İyi yürekli hiçbir kadın eğer aptal değilse ya da o sırada bir şeye kızmamışsa sizin o sırada çekinerek talep ettiğiniz bir iki sözcüğü sizden esirgemeye kalkmazdı. Tek kelimeyle gerçekten kendimi tutamayıp size yaklaşmayı düşündüğüm için sizi incitmiş olabilir miyim?’’
Aşkın getirdiği yalnızlığını, benzersizliğin vurduğu dil çözülür. Kendini bir şeylere benzetmeden kelimelerin anlamları yeter mi anlatmaya? ‘’Sevgili Nastenka, mükemmel anlattığını biliyorum ama affedin başka türlü anlatamıyorum. Sevgili Nastenka şu an yedi mühürlü kutuda bin yıl kalmış ve sonunda yedi mührünün hepsini koparıp atmış Süleyman Peygamberin ruhu gibiyim. Sevgili Nastenka şu an öyle uzun bir ayrılığın ardından tekrar buluştuktan sonra çünkü ben sizi uzun zaman önce tanıdım Nastenka. Çünkü uzun zamandır birini arıyordum. Şu an tam da sizi aradığımın ve kavuşmamızın kaderimizde yazılı olduğunun bir işaretidir. Başımda binlerce musluk açıldı ve ben sözcükleri boşaltmazsam bu acıda boğulacağım. Bu yüzden rica ederim beni bölmeyin Nastenka uysal ve sakince dinleyin yoksa tümden susarım.
Aşk gelince insan geride bıraktığı ömrü sorguluyor. Ne çok şey yaşamadan yaşamışım, habersiz güzelliklerden geçmişim diye.. ‘’ Ve kendine soruyorsun: Yıllar ne çabuk geçiyor.. Yine soruyor kendine ne yaptın bunca yılı? Bunca zamanı nereye sakladın? Yaşadın mı? Yaşamadın mı? Baksana kendine yeryüzü nasıl soğuyor.. Daha yıllar geçecek ve peşinden kasvetli bir yalnızlık gelecek bastonlu, yaşlılık, titreklik onun da peşinden sıkıntı ve bunaltı.. ’’
Her şey yarım kalmıyor mu? Bazen rüyalar bazen hayaller ve gerçekler.. Rüyanın tam orta yerinden uyanırsın, uyuyamazsın bilirsin aynı rüya devam etmiyor, yarım kalıyor.. Beyaz Gecelerin rüyaları yarım kalır mı?
‘’Eğer sizi yirmi yıldır seviyor olsaydım da bu güçle sevemezdim. Elinizi verin Nastenka..’’
Beyaz Gecelerde atan kalpler geceyi alevlendiremez mi? Sokakların bu cazipliği sokakların yalnız insanları bu kadar çekmesinin başka ne anlamı olabilir ki…
‘’Ama sevinç ve mutluluk insanı ne kadar da güzel kılıyor.. Kalp nasıl da kaynıyor. İnsan, bütün kalbini başka bir kalbe akıtmak istiyor. Her şey neşeli olsun her şey gülsün istiyor.’’
Beyaz Gecelerin mavi rüyaları biter mi?
‘’Ahh Nastenka! Dedim içimden. Nastenka, bazen kalbimiz soğur ve ruhumuz ağırlaşır, soğuk su ve belki ateş gibi sıcak her yanımız. Ne kadar körsün Nastenka! Ahhh mutlu bir insan bazı zamanlarda nasıl çekilmez oluyor ama kızamam sana…’’
Yangınla yürüyen iki kişi birbirlerini tüten dumanından tanırlar. Beyaz Gecelere inen iki ateş. Dört gece. İki ömür.. İkiye ayrılan yol bir yerlerde birleşecek mi?
Keyifli okumalar.

Dünya klasiklerine başlangıç için gayet güzel hafif anlamlı bir kitap.Okumam sadece bir kaç saatimi aldı ve gayet dolu bir kaç saat geçirdim.Kitapta bir hayalperestin bir gece vakti tanıştığı Nastenka ile geçirdiği dört gecesi anlatılıyor ve insanların ne kadar dengesiz ve kararsız olduğu bir kez daha gözler önüne seriliyor.Ahh Nastenka son sayfalarda özelliklede tahmin edilemeyen bir son olması çok hoşuma gitti Dostoyevski ve dünya klasiklerini okumaya başlama niyetindeyseniz ilk sıralarda yer alması gereken bir kitap.İyi okumalar :)

Meyrem KARADENİZ 
05 Mar 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Klasiklere inceleme yazarken 2 kere düşünmem gerekiyor.Her kitabı ve kitaptaki karakterleri kendi zamanının şartları ile değerlendirebilmeli. Bana tiyatro sahnesinde hislerin yoğunluğu ile sahneye konulan bir oyunu izledigim duygusunu uyandırdı.Anlatımın akıcılığı kısa sürede biten sade ama etkili bir hikaye koyuyor ortaya.Final.. ah finale ne desem haddimi aşarım:) Karakterleri sizin hayalinizde canlandırmanızı sağlayabilen her yazarı ayakta alkışlarım.Keyifle okuyunuz ..ben sevdim kitabın kendisini ve yaşanan beyaz geceleri ;)

Kitaptan 525 Alıntı

Murat Sezgin 
09 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Hepimiz alınyazımıza dargınız, yaşamdan bıkıp bezmişiz.

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 41 - Klas Yayınları)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 41 - Klas Yayınları)
Murat Sezgin 
08 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Zekâyla güzellik birlikte olunca birbirlerine o kadar yakışıyolardı ki...

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 17 - Klas Yayınları)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 17 - Klas Yayınları)
Sadettin TANIK 
28 May 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

“Ama nasıl yalnız? Yani hiç kimseyi görmüyor musunuz?”
“Ah hayır, görmesine görüyorum –ama yine de yalnızım.”

Beyaz Geceler, DostoyevskiBeyaz Geceler, Dostoyevski

... biliniz ki, yanlış insana karşı duyulan sevgi çabuk unutulur.

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 93 - Panama Yayıncılık)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 93 - Panama Yayıncılık)
Seyide Sözeri 
14 Haz 19:50 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Dostluğa hazırım, işte elim... Ama lütfen bana aşık olmayın!

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 19 - Atlantis Yayıncılık)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 19 - Atlantis Yayıncılık)
Tuğçe 
21 Tem 18:06 · Kitabı okudu · 9/10 puan

“Çünkü insanlar kendileri mutsuz olmadıkça, başkalarının mutsuzluğunu asla anlayamazlar.”

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 66)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 66)
Murat Sezgin 
08 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Düşlere dalıp gitmek bazen ne kadar iyi bir şeydir.

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 32 - Klas Yayınları)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 32 - Klas Yayınları)
Murat Sezgin 
09 May 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Neşe ve mutluluk ne denli güzelleştiriyor insanları.

Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 74 - Klas Yayınları)Beyaz Geceler, Dostoyevski (Sayfa 74 - Klas Yayınları)
53 /

Kitapla ilgili 1 Haber