Budala

8,3/10  (409 Oy) · 
1.570 okunma  · 
389 beğeni  · 
11.148 gösterim
Dostoyevski Budala'da, sara hastası Prens Mişkin'i eserinin merkezine yerleştirir. Tedavi için gittiği İsviçre'den dönen Prens ikiyüzlülük, entrika, ahlaki yoksunluk üzerine kurulu bir dünyada; iyi yürekli, dürüst ve açık bir insan olmanın zorluklarıyla mücadele eder. Dürüst olmak "budala" olmaktır çünkü., Dostoyevski'nin en önemli kadın kahramanlarından, tutku ve güzelliğin sembolü NastasyaFilopovna'ya duyduğu aşk, Prens Mişkin'i 19. yüzyıl Rus edebiyatının kült kahramanlarından birine dönüştürürken Budala'yı da gelmiş geçmiş en güzel aşk romanları arasına ekler. 

"Bir 'budala', sara hastası, aynı zamanda sıra dışı ölçüde zeki olan Prens Mişkin, başkalarından oldukça farklıdır; 'bilinçdışı'yla çok daha yakın ve engelsiz bir ilişkisi vardır. Aşkın bir hale yükseldiği, idrak anları yaşar. Aydınlanma anlarında gelmiş geçmiş tüm varlıkları, duyguları, çekilen acıları ve kavrayış tecrübe eder. Bütün bunların dünyaya ait olduğunun farkındadır. Büyülü varoluşunun özü buradadır işte. Bu mistik bilgelik, kendi çabasıyla elde ettiği ya da ona bahşedilen bir birikim değildir; o bunu arzulamamıştır bile. Yalnızca tecrübe eder. Dahası rastgele gelişen bu duygu ve düşüncelere de sahip değildir. O tam anlamıyla, her şeyin kabul gördüğü, sadece en uzak düşüncelerin değil, aksinin bile doğru olabileceği büyülü sınırlarda birden fazla kez dolanır."
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2012
  • Sayfa Sayısı:
    779
  • ISBN:
    9786053604419
  • Orijinal Adı:
    Идиот
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Jay 
 08 Kas 2016 · Kitabı okudu · 29 günde · 10/10 puan

Okuyan bilir Dostoyevski okumak, karakterlerinin iç seslerine kulak vermek demektir. Dostoyevski’yi okuyan bir birey gittiği yoldan sapar bununla kalmaz olaylara ve çevresine de daha farklı bakmaya başlar. Neden? Nedeni çok açık çünkü üstat, okurun fabrika ayarları ile oynar ve destekliyorsa yazılım güncellemesi (Dosto 7.0 güncellemesi gibi) gönderir okurun zihnine ki büyük yazar olmakta zaten bunu gerektirir.

Dostoyevski’nin usta kalemini, ince zekasını, müthiş psikolojik tahlillerini burada anlat anlat bitiremeyiz. Bu yüzden direk okuduğum eserine dönmek istiyorum. Budala, dürüst, ahlaklı, temiz kalpli ve tüm bunların yanında oldukça da saf bir karakter olan sara hastası Prens Mişkin’in aşk hikayesini anlatmaktadır. Bu nokta da aşk kitabı demek ne kadar doğrudur bilemiyorum ancak bir Beyaz Geceler tadında yoğun bir aşk teması işlenmediğini belirtmek isterim. Budala adlı eserinde aşk teması, karakterlerin iç seslerinin, iç buhranlarının, psikolojik ve fikir tahlillerinin gerisinde kalmıştır. Kimi okur aşk temasının ön planda olmasını tercih edebilir ancak bana göre hiçbir sorun teşkil etmemekle beraber memnun bile kaldığımı söyleyebilirim.

Dostoyevski, Budala kitabında nelere değinmemiş ki; ahlak, ölüm psikolojisi, hayata bakış açısı, bilinçaltı, parçalanmış kişilik, toplumsal bozukluk, suçlu psikolojisi, hastalık psikolojisi, saflık ve bununla beraber daha bir sürü kavram Dostoyevski’nin ince zekâsı ile yoğrulup bu kitabında biz okurlara sunulmuştur.
Dostoyevski, tüm karakterlerinin her birine ayrı ayrı ve uzun uzun yer ayırarak deliliklerini, iç buhranlarını ve psikolojik tahlillerini olağanüstü bir ustalıkla yansıtmıştır okuyucuya. Toplumsal bozuklukları, veremli bir kızın üzerinden anlatırken kızın olduğu köyü yaşayan insanlarıyla beraber yakasım geldi. Ölüm psikolojisini idama giden bir adam üzerinden anlatırken de en hafif tabiri ile ürperdim diyebilirim ve bu nokta da bir iç ses alıntılamak istiyorum;
“Mahkûm, şehir sokaklarından geçerek idam sehpasına götürülür… Sanırım bu yolculuk esnasında, önünde yaşayacak daha uzun bir zamanı olduğunu düşünür. Yolda kendi kendine ‘Daha yaşayacağım! Önümde üç sokak var, bunları geçince, bir sokak daha var!’ der. On bin yüz, on bin çift göz… Bütün bunlara dayanması lazımdır. Aklında tek bir düşünce vardır: ‘Burada on bin kişi var; ama onlardan birini değil beni idam ediyorlar!’ İşte, hükümlünün idam alanına kadar yaşadıkları…”

Budala, okuduğum 7. Eseriydi Dostoyevski’nin. Hepsi de birbirinden güzel olmakla beraber henüz okumamış olduğum “Karamazov Kardeşler” kitabını da oldukça merak ettiğimi ifade etmek isterim. Dostoyevski benim nezdimde gelmiş geçmiş en büyük yazarlar arasındadır öyle ki büyük yazar okuyucularının zedelenen ahlak duygularını onarmak için, eserin sonunda ona dayak atmak zorunda kalır. Bu anlamda hangi kitabını okuduysam o dayağı yediğimi söyleyebilirim. Dayak yediğime, yiyeceğime hiç bu kadar memnun olacağım aklımın ucundan geçmezdi. Sadece bu kitabına değil her kitabına kefilim, her kitabını gönül rahatlığıyla öneririm. Keyifli okumalar dilerim.

Mehmet Deligöz 
7 saat önce · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 9/10 puan

Dürüst, saf, sevgi dolu, sabırlı, malda mülkte gözü olmayan, hırsları olmayan, merhametli, ön yargısız, karşısındaki kişi kim olursa olsun hep güleryüzlü olan ve buna benzer birçok sıfata sahip olan kişiye "budala" denir mi?

En iyi insanın romanını yazacağım diyerek yola çıkmış Dostoyevski ve bunu da peygamberimsi özellikleriyle yarattığı Prens Mışkin, namıdiğer BUDALA karakteriyle başarmış.

Niye budala?
Vur ensesine al ekmeğini diye tarif edilen insan türüne yakıştırılabilecek daha iyi bir sıfat var mı?
Yetmedi.
Sövene dilsiz, dövene elsiz misali bir adamdan bahsediyoruz burada.
Eyy Mışkin biz okurken çıldırdık, sendeki bu ne rahatlık ulan!

Tamam üzerine fazla gelmek istemiyorum. Yeterince geldiler zaten. Sonra bi sara krizi de benim yüzümden yaşama.

Evet Prens Mışkin sara hastası tıpkı yaratıcısı gibi. Bu hastalığı taşıyanlar ne yaşar, ne hisseder karakteri üzerinden anlatmış Dostoyevski. Hele öyle bir tanımı var ki:
"Kriz gelmeden önceki 1sn'lik zaman diliminde insan olmanın en yüksek mertebesinde hissediyorum kendimi" diyor. Galiba Mışkin o bir saniyede çıktığı mertebeyi bütün hayatına yaymayı başarabilmiş.

Söylemeyi unuttuk prens dediysek de Suudi prensler gibi kıçını parayla silen bir prens gelmesin aklınıza. Senden benden fakir :) Ancak prense yüklü bir miktarda miras kalır hiç beklenmedik bir yerden. Tabi kendisine budala diye burun kıvıranlar da yalakası olur bi anda.

Parayı bulan prensimizin sosyal çevresi bi anda büyümeye çeşitlenmeye başlar. Sosyetenin en üst tabakasındaki insanlarla dahi ahbaplık edebilir duruma gelmiştir artık, ee adamın parası var.

Parası var diye değişecek mi sandınız onu? Yo yoo klasik Mışkin işte, budala!

Konu cemiyete gelir de Dostoyevski durur mu? Veriyo ayarı. Tabiki sağlam bir sınıf eleştirisi.

Cemiyet demişken aşk olmadan olur mu? İki güzel kız ve ortalarında Prens Mışkin. Kibir, kıskançlık, ihtiras, aldatma tam bir pembe dizi. Türk dizi sektörü bu kitabı şu ana kadar nasıl keşfetmemiş hayret!

Yazar Dostoyevski olup da eleştiri biter mi? Sınıf eleştirisinden bahsettik. Hızını alamayıp Hristiyanlık ve Katoliklik özelinde Roma'ya ağır göndermeler var. Bu kitaptan sonra Papalık nasıl karşılık vermiştir acaba?

Dostoyevski aldığı idam cezasını da bu çatallı dilinden dolayı almamış mıydı zaten? Lafı idama getirmişken idam cezasıyla alakalı eleştirileri de bulacaksınız burada. Victor Hugo'nun Bir İdam Mahkumunun Son Günü eserini okuyanlar bilir idam mahkumunun son anlarında neler hissettiğini. Yalnız Hugo gözlemini aktarmış o kitapta, Dostoyevski ise yaşadıklarını bu kitapta. İdam edilmesine dakikalar kalan bir mahkumun hissettiklerini, yine aynı mahkumun son saniyelerde affedilişindeki duyguları yaşatıyor bizlere adeta. (Yeri gelmişken idam cezası bir insanlık ayıbıdır.)

Dostoyevski kendisinden önceki Rus edebiyatı öncülerinden (Puşkin, Gogol, Lermontov) alıntılar yapmayı çok seviyor. Ancak aynı durumu çağdaşı olan yazarlara karşı göremiyoruz malesef. Hatta bazılarıyla çatışma içerisinde, özellikle Turgenyev ile. Nihilizm, liberalizm eleştirisi yaparken Turgenyev'e de bol bol gönderme yapmış.

Dostoyevski okuyacak olanlara tavsiyem onun hayatını çok iyi bilin. Çevresiyle olan ilişkilerini, zevklerini, nefretini... Çünkü her kitabında kendisinden çok fazla iz var. Onu tanıyarak okuduğunuzda eserlerinden çok zevk alacaksınız.

Budala eseri ise Dostoyevski'nin en büyük eserlerinden bir tanesi ama Suç ve Ceza ve Karamazov Kardeşler kadar zorlu bir kitap değil. Okurken akıyor akıyor. Sonraki bölümde neler olacağı konusunda sürekli merak içinde okuyorsunuz. Yani anlayacağınız çok akıcı bir kitap. Dostoyevski'den gözü korkanlar için iyi bir başlangıç kitabı olabilir.

Not:Kitap okurken müzik dinlemeyi başaran garip insanlar var. Bu kitabı da müzikle okurum derseniz Gökhan Özen'in aynı adlı şarkısını tavsiye ederim.

Budala benzeri kitaplar

Selim 
 07 Nis 11:18 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nastasya Filippovna ve Aglaya İvanovna.

Size az önce hayatınız boyunca unutmayacağınız iki isim söyledim.

Bu iki kadın sizi rüyalarınızda bile takip edecek kadar akılda kalıcı, insanı neredeyse kurgu bir kitap karakterine aşık edecek kadar kanlı, canlı ve “hisli” yaratılmıştır. Dostoyevski budur, ağır bir karakter işçisi. Aklından geçenlerle, sorguladığı etikle, peşini hiç bırakmayan karanlık geçmişiyle, sevgilileriyle, gözlerinin önünde beliren silüetin tenindeki tüye etkisinden tutun da duyduğu bir sözün bilinçaltındaki yankısına kadar her şeyiyle karşısınızdadır Nastasya. Size bakarkenki edasını, sokakta yürürken yanınızdan geçişini, omuz silkişini görürsünüz. Seversiniz. Yargılarsınız. O Ağlar, siz üzülürsünüz. Gözyaşlarındaki tuzu bile tadarsınız, eğer kendinizi yeterince kaptırırsanız arkadaş olursunuz. Bende bu etkiye sahip tek yazar Dostoyevskidir. Ne kadar övsem az gelir.

Her neyse…

Bu kitapta ne okuyacaksınız? Kitap karışık bir aşk sarmalının etrafında geçiyor. Aşkın kitabın teması olmadığını, aslında sadece hareketler ve seçimler için bir motivasyon sebebi olduğunu okudukça görüyorsunuz. Ders verici niteliği de var. Sevmek, çok sevmek ve fedakarlık yapmak nelere gebedir? Rogojin size öğretecek. Küçük oyunlarla insanları tanımaya çalışmak ne gibi sonuçlar doğurabilir? Nastasya size küçük oyunları da, gururuna yenilmeyi de örnekleyecek. Geçmişte yaptıklarınızı unutturmak için bugün güzel şeyler yapmak yeterli midir? Neredeyse kitapta yer alan herkes size bu sorunun cevabını verecek. Soylu kesimin yozluğu ne kadar ileri gidebilir? Şaşırtıcı örneklerle göreceksiniz. Saflık işe yarayabilir mi? Nerde, nasılını anlatacak size.

İlgi çekici zihinlere sahip insanların bilinçlerini, duyularını, düşüncelerini ve hangi kararı nasıl aldığını okuyacaksınız. Dostoyevski’nin bilinç akışını aktarışındaki ustalık sizi kitaba çekecek ve karakterlere bağlanacaksınız. Kitap bittiğinde bayağı bir boşluğa düşmüştüm, büyük ihtimalle okuyan herkes de aynı hissi yaşamıştır zaten.

“İdiot” olarak lanse edilen kişi Prens Mişkin. Fakat kitap bittiğinde kim “idiot” diye sorarlarsa sanırım kimse sadece Prens demez. Bence Agnaya kitapta “idiot” olmayan tek karakterdi. Etrafındakilerin, tabiri caizse, ciğerini biliyordu. Kendisini de tanıyordu.

Kitabın sonunda olan biteni anlamak biraz vaktinizi alacak. Pek alışıldık bir son beklemiyor sizi. Rogojin’in ne yaptığını görünce çok şaşıracaksınız. (Ufak bir ipucu olsun: Nastasya’nın “Kurtar beni!” deyişinden ne anladığınızı sorgulamanızı tavsiye ederim.) Gayet mutsuz edici bir son olduğunu söylemeden edemeyceğim.

Bu kitabı henüz okumamış olan herkese şunu diyebilirim; edebiyat açısından hayatınızın en büyük yanlışlarından birisini yapıyorsunuz. Okuduğunuz zaman göreceksiniz ki okumayarak geçirdiğiniz günler için pişmanlık duyacaksınız. Nastasya ve Agnaya’yı tanımamak eksiklik gibi gelecek size. En azından bana öyle oldu.

İyi okumalar.

Halil Korkut 
19 Kas 10:30 · Kitabı okudu · 13 günde · 8/10 puan

Yazdığı efsane romanlarda, roman karakterlerini oluştururken normalin üzerinde bir gayrete giren büyük usta Dostoyevski, bu romanında karakterlerini oluştururken öyle görünüyor ki öncekilerden daha çok gayret göstermiştir ve bunun sonucunda okur, roman karakterlerini (özellikle bayan karakterleri) ziyadesiyle somut olarak yaşıyor, bunu bu şekilde anlatabildim mi bilmiyorum, şöyle söyleyeyim; okur, romanı okurken karakterleri sanki yaşıyor...

Sonra efendim, roman içerisinde hikayeye yön veren önemli olayları okur, olaylar gerçekleşirken değil de sonradan kurulan diyaloglardan öğreniyor yani okur çoğu olanlara birebir şahit olmuyor. Bu gerçekten sıradışı bir roman tekniği olsa da Dostoyevski'nin kaleminde oldukça şık durmuş.

Hikâyemizin yufka yürekli kahramanı Prens için çoğu okur 'O bir budala değil, bir dahi' diye düşünse de romanın finalinde bence sorulması gereken soru 'yoksa gerçekten de budala mıymış' olmalıdır, bana soracak olursanız, aslında öyleymiş, yani öyle görünüyor...

Bu inceleme yazısını, romanda General'in anlattığı bir hikayeyle haşır neşir olduğumuz Napolyon'un, küçük bir çocuğa yazdığı öğüt niteliğindeki pusulada yazan cümle ile bitiriyorum:
''Asla yalan söylemeyiniz, sevgili dostunuz Napolyon''

Keyifli okumalar...

İbrahim P. (Hiçbir şey yok!) 
07 Mar 22:27 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Raskolnikov un tam zıt özelliklere sahip ikiz kardeşi Prens Mişkin. Raskolnikov ne kadar şeytansa Mişkin o kadar melek. Raskolnikov olaylar üzerinde ne kadar etkiliyse Mişkin o kadar etkisiz. Raskolnikov için cinayet ne kadar olağansa Mişkin için affetmek o kadar olağan.Raskolnikov İD se Mişkin super ego. Ama ıkısıde topluma kendılerını kabul ettıremıyor. Bırısı toplum kurallarının ustune çıktığından dıgerı toplum kurallarına bırebır uydugundan. Raskolnikov un tam zıttı bır karakterın toplum ustunde bır etki bıraktıgının oykusu anlatılmış adeta. Belki de dostoyevski bu romanla raskolnikov un öcünü almış toplumdan. Budala da butun dostoyevski yapıtları gıbı gerek karakter tahlıllerıyle gerek felsefik psıkolojık boyutuyla adeta muazzam bır eser. Meraklılarına keyıflı okumalar dilerim.

ceren sevinc 
27 Oca 2016 · Kitabı okudu · 164 günde

İkiyüzlülü, hırslı, uyanık ve sahtekar olanların takdir edildiği, iyi ve açık yürekli olanla da budala diye alay edildiği bir toplumu inceleyen, günümüzde geçerliliğini koruması bakımından ilerigörüşlü sayılan eser.

Esma Tezgi 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Budala'yı ben çok sevdim, iyi ki ikinci kez okumuşum, okumadan önce düşündüğüm gibi ilk okuduğumda gerçekten kitaba hak ettiği değeri verememişim. Bu sefer az da olsa verebildiğimi düşünüyorum. :) Budala gerçekten karakterleriyle, anlatmak istediğiyle çok güzel bir kitaptı, okuması zevkliydi, bazı yerlerde yazar sanki bazı şeyleri biraz uzatmış gibi geldiyse de bana, ben rahatsız olmadım ama klasiklerle arası iyi olmayan okurları biraz sıkabilir bu tabii. Budalalık derecesinde saf ve iyi bir insanın hikayesini Dostoyevki gibi bir yazardan okumak istiyorsanız hiç durmayın derim.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...ala-dostoyevski.html

Kağan Kalava 
 16 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Budala kim , kimler budala ?

1.Kitabın baş karakteri,saf ve temiz kalpli Prens Mişkin ve onun gibi içleri iyilikle dolu olanlar mı ?

2.Personalara(Maskelere) bürünmüş,sahte ve yapmacık tavırlı,şahsi menfaatleri için her türlü kötülüğü yapan,insanlığını yitirmiş Soylular dünyası mı ?

Yazarın cevabı ise İKİNCİ SEÇENEK.Alaycı bir tonla hiciv edilmiş soylular dünyası ve insanlığın öldüğü yozlaşmış toplum düzeni...

Semanur Yılmaz 
26 Eyl 02:03 · Kitabı okudu · 20 günde · Puan vermedi

Kitap prens Mışkin adındaki karakter etrafında kurgulanmış. Prens Mışkin yani nam-ı diğer "budala"mız tam bir insanlık timsali. Kitap boyunca prensin zekasına, iyi niyetine, duyarlılığına hayran kalıyorsunuz.Peki böylesine yüce meziyetleri olan bir insan nasıl oluyor da budala olarak nitelendiriliyor? Aslında Dostoyevski de tam olarak bunun eleştirisini yapıyor ve prensin değil de ona bu yakıştırmayı yapan insanların budalalıklarını, bayağılıklarını gözler önüne seriyor.

Kitap olay örgüsü açısından değerlendirildiğinde oldukça durağan ve ağır ilerliyor. Daha çok karakter tahlilleri ve ruhsal çözümlemelere yer verilmiş. Kitabı etkileyici kılan da bu özelliği sanırım. Kitaptaki yan karakterlerin dünyası bile kusursuz bir şekilde tasvir edilmiş. Özellikle beni en çok etkileyen İppolit adındaki karakterin gözünden veremli bir gencin dünyaya bakış açısının yansıtılmış olmasıydı. Hasta psikolojisini öyle güzel hissettiriyor ki bir hasta gibi düşünmeye başlıyorsunuz. Bunun yanında tabii ki kitabın iki önemli kadın karakteri Nastasya ve Aglaya da çok etkileyici bir şekilde anlatılmış. Dostoyevski bu iki kadın üzerinden güzelliğin, çekiciliğin nasıl bir güç olduğunu, insanları nasıl tesiri altında bıraktığını gösteriyor.

Kitap genel olarak çok etkileyiciydi.Kitapta sürükleyicilikten ziyade insan psikolojisine dair ipuçları arayanların kesinlikle okumalarını tavsiye ederim.

Seyide Sözeri 
 04 Haz 03:29 · Kitabı okudu · 136 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabi okuyalı aylar oldu fakat düşünmeden edemiyorum.. Tamamen beni etkisi altına alan hepsinde kendi benliğimden büyük parçalar bulduğum güçlü karakterleriyle Budala çoğu zaman rüyalarıma bile giriyor.
Öncelikle söylemek istiyorum ki okuyacaginiz kitabı yorumlara bakarak okumaktan sakın vazgeçmeyin. Ve inceleme yazan herkese tavsiyem burada kesinlikle şu kişiler okumasın tarzı ifadeler kullanmayın. Bırakın herkes her şeyi okusun!
Şimdi gelelim kendini hiçbir yere ait hissetmeyen Nastasya Filipovna ve aşkın en elem boyutlarında dolaşan Rogojin'e.. Aglaya'nın kavramlarla ifade edilemeyen çekiciliği ve asla baş kahraman mi yoksa üçüncü kişi mi olduğunu anlayamadığınız Prens Mişkin'e ..

Bu kitap hayatın tümünü; en güzel betimlemelerle ve en ustaca hazırlanmış bir kurguyla işliyor. Tümünü diyorum çünkü içinde aşk, nasihat, bilim, siyaset, din gibi hayatin icinden her şeyle her an karşılaşabilirsiniz. Öyle ki okuduktan sonra sizinle yaşamaya devam edecek ve ansızın aklınıza düşecek..

Bu satırları yazarken kitabın sonu yine bir anda yüreğime oturdu..
Kendinizi bulmanız dileğiyle..

Kitaptan 378 Alıntı

SlmbnKüçükStajer 
28 Şub 11:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir insanın, başka bir insanın kaderi üzerindeki etkisini bilebilir misiniz?

Budala, Dostoyevski (Sayfa 503)Budala, Dostoyevski (Sayfa 503)

Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: “Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?” Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.

Budala, DostoyevskiBudala, Dostoyevski

"Belki ömrümüzce sevemeyeceğimiz birini yağmurlu bir havada güzel bulup sevivereceğiz."

Budala, DostoyevskiBudala, Dostoyevski
Esma Tezgi 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Aptalca... mutlu olmaktansa, nedenini bilerek mutsuz olmak daha iyidir.

Budala, DostoyevskiBudala, Dostoyevski
Mehmet Deligöz 
09 Ara 13:53 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Ne o, sevgini kininden ayırt edemiyor musun?

Budala, Dostoyevski (Sayfa 260 - T.İ.B.K.Y.)Budala, Dostoyevski (Sayfa 260 - T.İ.B.K.Y.)

Param olduğunda, benim de son derece orijinal biri olduğumu göreceksiniz. Paranın en bayağı, en iğrenç yanı insana yetenek bile verebilmesidir. Dünya batana kadar da vermeye devam edecektir.

Budala, Dostoyevski (Sayfa 177)Budala, Dostoyevski (Sayfa 177)
Mehmet Deligöz 
08 Ara 14:49 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Bilmez miyiz!
Alçaklar dürüstleri sever. Bunu biliyor muydunuz?

Budala, Dostoyevski (Sayfa 153 - T.İ.B.K.Y.)Budala, Dostoyevski (Sayfa 153 - T.İ.B.K.Y.)
SlmbnKüçükStajer 
09 Şub 11:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her anne, çocuğunun beşiğini sallarken "Mutlu olsun , yaşamı bolluk içinde geçsin, doğru yoldan ayrılmasın."diye düşünür.

Budala, Dostoyevski (Sayfa 407)Budala, Dostoyevski (Sayfa 407)

Kitapla ilgili 2 Haber

Don Quijote, Son Dört Yüzyılın En Ciddi Kitabı
Don Quijote, Son Dört Yüzyılın En Ciddi Kitabı Cumartesi günü BİSAV’da, Entelektüeller Toplantı Dizisi’nin son oturumunda Dr. Mustafa Özel hocadan, çok önemli bir konuyu, “Aydınlar, Romanlar ve Hakikat” başlığı altında dinledik.
1k okurları kitaplardaki karakterlere oyuncu arıyor.
1k okurları kitaplardaki karakterlere oyuncu arıyor. 1k okurları olarak Amerikan Tanrıları'ndaki karakterleri oynayacak oyuncuları 1 Ağustos 2016 günü seçiyoruz.