Budala

8,3/10  (342 Oy) · 
1.369 okunma  · 
307 beğeni  · 
8.831 gösterim
Dostoyevski Budala'da, sara hastası Prens Mişkin'i eserinin merkezine yerleştirir. Tedavi için gittiği İsviçre'den dönen Prens ikiyüzlülük, entrika, ahlaki yoksunluk üzerine kurulu bir dünyada; iyi yürekli, dürüst ve açık bir insan olmanın zorluklarıyla mücadele eder. Dürüst olmak "budala" olmaktır çünkü., Dostoyevski'nin en önemli kadın kahramanlarından, tutku ve güzelliğin sembolü NastasyaFilopovna'ya duyduğu aşk, Prens Mişkin'i 19. yüzyıl Rus edebiyatının kült kahramanlarından birine dönüştürürken Budala'yı da gelmiş geçmiş en güzel aşk romanları arasına ekler. 

"Bir 'budala', sara hastası, aynı zamanda sıra dışı ölçüde zeki olan Prens Mişkin, başkalarından oldukça farklıdır; 'bilinçdışı'yla çok daha yakın ve engelsiz bir ilişkisi vardır. Aşkın bir hale yükseldiği, idrak anları yaşar. Aydınlanma anlarında gelmiş geçmiş tüm varlıkları, duyguları, çekilen acıları ve kavrayış tecrübe eder. Bütün bunların dünyaya ait olduğunun farkındadır. Büyülü varoluşunun özü buradadır işte. Bu mistik bilgelik, kendi çabasıyla elde ettiği ya da ona bahşedilen bir birikim değildir; o bunu arzulamamıştır bile. Yalnızca tecrübe eder. Dahası rastgele gelişen bu duygu ve düşüncelere de sahip değildir. O tam anlamıyla, her şeyin kabul gördüğü, sadece en uzak düşüncelerin değil, aksinin bile doğru olabileceği büyülü sınırlarda birden fazla kez dolanır."
  • Baskı Tarihi:
    Şubat 2012
  • Sayfa Sayısı:
    779
  • ISBN:
    9786053604419
  • Orijinal Adı:
    Идиот
  • Çeviri:
    Ergin Altay
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Jay 
 08 Kas 2016 · Kitabı okudu · 29 günde · 10/10 puan

Okuyan bilir Dostoyevski okumak, karakterlerinin iç seslerine kulak vermek demektir. Dostoyevski’yi okuyan bir birey gittiği yoldan sapar bununla kalmaz olaylara ve çevresine de daha farklı bakmaya başlar. Neden? Nedeni çok açık çünkü üstat, okurun fabrika ayarları ile oynar ve destekliyorsa yazılım güncellemesi (Dosto 7.0 güncellemesi gibi) gönderir okurun zihnine ki büyük yazar olmakta zaten bunu gerektirir.

Dostoyevski’nin usta kalemini, ince zekasını, müthiş psikolojik tahlillerini burada anlat anlat bitiremeyiz. Bu yüzden direk okuduğum eserine dönmek istiyorum. Budala, dürüst, ahlaklı, temiz kalpli ve tüm bunların yanında oldukça da saf bir karakter olan sara hastası Prens Mişkin’in aşk hikayesini anlatmaktadır. Bu nokta da aşk kitabı demek ne kadar doğrudur bilemiyorum ancak bir Beyaz Geceler tadında yoğun bir aşk teması işlenmediğini belirtmek isterim. Budala adlı eserinde aşk teması, karakterlerin iç seslerinin, iç buhranlarının, psikolojik ve fikir tahlillerinin gerisinde kalmıştır. Kimi okur aşk temasının ön planda olmasını tercih edebilir ancak bana göre hiçbir sorun teşkil etmemekle beraber memnun bile kaldığımı söyleyebilirim.

Dostoyevski, Budala kitabında nelere değinmemiş ki; ahlak, ölüm psikolojisi, hayata bakış açısı, bilinçaltı, parçalanmış kişilik, toplumsal bozukluk, suçlu psikolojisi, hastalık psikolojisi, saflık ve bununla beraber daha bir sürü kavram Dostoyevski’nin ince zekâsı ile yoğrulup bu kitabında biz okurlara sunulmuştur.
Dostoyevski, tüm karakterlerinin her birine ayrı ayrı ve uzun uzun yer ayırarak deliliklerini, iç buhranlarını ve psikolojik tahlillerini olağanüstü bir ustalıkla yansıtmıştır okuyucuya. Toplumsal bozuklukları, veremli bir kızın üzerinden anlatırken kızın olduğu köyü yaşayan insanlarıyla beraber yakasım geldi. Ölüm psikolojisini idama giden bir adam üzerinden anlatırken de en hafif tabiri ile ürperdim diyebilirim ve bu nokta da bir iç ses alıntılamak istiyorum;
“Mahkûm, şehir sokaklarından geçerek idam sehpasına götürülür… Sanırım bu yolculuk esnasında, önünde yaşayacak daha uzun bir zamanı olduğunu düşünür. Yolda kendi kendine ‘Daha yaşayacağım! Önümde üç sokak var, bunları geçince, bir sokak daha var!’ der. On bin yüz, on bin çift göz… Bütün bunlara dayanması lazımdır. Aklında tek bir düşünce vardır: ‘Burada on bin kişi var; ama onlardan birini değil beni idam ediyorlar!’ İşte, hükümlünün idam alanına kadar yaşadıkları…”

Budala, okuduğum 7. Eseriydi Dostoyevski’nin. Hepsi de birbirinden güzel olmakla beraber henüz okumamış olduğum “Karamazov Kardeşler” kitabını da oldukça merak ettiğimi ifade etmek isterim. Dostoyevski benim nezdimde gelmiş geçmiş en büyük yazarlar arasındadır öyle ki büyük yazar okuyucularının zedelenen ahlak duygularını onarmak için, eserin sonunda ona dayak atmak zorunda kalır. Bu anlamda hangi kitabını okuduysam o dayağı yediğimi söyleyebilirim. Dayak yediğime, yiyeceğime hiç bu kadar memnun olacağım aklımın ucundan geçmezdi. Sadece bu kitabına değil her kitabına kefilim, her kitabını gönül rahatlığıyla öneririm. Keyifli okumalar dilerim.

Selim Aslan 
 07 Nis 11:18 · Kitabı okudu · 16 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nastasya Filippovna ve Aglaya İvanovna.

Size az önce hayatınız boyunca unutmayacağınız iki isim söyledim.

Bu iki kadın sizi rüyalarınızda bile takip edecek kadar akılda kalıcı, insanı neredeyse kurgu bir kitap karakterine aşık edecek kadar kanlı, canlı ve “hisli” yaratılmıştır. Dostoyevski budur, ağır bir karakter işçisi. Aklından geçenlerle, sorguladığı etikle, peşini hiç bırakmayan karanlık geçmişiyle, sevgilileriyle, gözlerinin önünde beliren silüetin tenindeki tüye etkisinden tutun da duyduğu bir sözün bilinçaltındaki yankısına kadar her şeyiyle karşısınızdadır Nastasya. Size bakarkenki edasını, sokakta yürürken yanınızdan geçişini, omuz silkişini görürsünüz. Seversiniz. Yargılarsınız. O Ağlar, siz üzülürsünüz. Gözyaşlarındaki tuzu bile tadarsınız, eğer kendinizi yeterince kaptırırsanız arkadaş olursunuz. Bende bu etkiye sahip tek yazar Dostoyevskidir. Ne kadar övsem az gelir.

Her neyse…

Bu kitapta ne okuyacaksınız? Kitap karışık bir aşk sarmalının etrafında geçiyor. Aşkın kitabın teması olmadığını, aslında sadece hareketler ve seçimler için bir motivasyon sebebi olduğunu okudukça görüyorsunuz. Ders verici niteliği de var. Sevmek, çok sevmek ve fedakarlık yapmak nelere gebedir? Rogojin size öğretecek. Küçük oyunlarla insanları tanımaya çalışmak ne gibi sonuçlar doğurabilir? Nastasya size küçük oyunları da, gururuna yenilmeyi de örnekleyecek. Geçmişte yaptıklarınızı unutturmak için bugün güzel şeyler yapmak yeterli midir? Neredeyse kitapta yer alan herkes size bu sorunun cevabını verecek. Soylu kesimin yozluğu ne kadar ileri gidebilir? Şaşırtıcı örneklerle göreceksiniz. Saflık işe yarayabilir mi? Nerde, nasılını anlatacak size.

İlgi çekici zihinlere sahip insanların bilinçlerini, duyularını, düşüncelerini ve hangi kararı nasıl aldığını okuyacaksınız. Dostoyevski’nin bilinç akışını aktarışındaki ustalık sizi kitaba çekecek ve karakterlere bağlanacaksınız. Kitap bittiğinde bayağı bir boşluğa düşmüştüm, büyük ihtimalle okuyan herkes de aynı hissi yaşamıştır zaten.

“İdiot” olarak lanse edilen kişi Prens Mişkin. Fakat kitap bittiğinde kim “idiot” diye sorarlarsa sanırım kimse sadece Prens demez. Bence Agnaya kitapta “idiot” olmayan tek karakterdi. Etrafındakilerin, tabiri caizse, ciğerini biliyordu. Kendisini de tanıyordu.

Kitabın sonunda olan biteni anlamak biraz vaktinizi alacak. Pek alışıldık bir son beklemiyor sizi. Rogojin’in ne yaptığını görünce çok şaşıracaksınız. (Ufak bir ipucu olsun: Nastasya’nın “Kurtar beni!” deyişinden ne anladığınızı sorgulamanızı tavsiye ederim.) Gayet mutsuz edici bir son olduğunu söylemeden edemeyceğim.

Bu kitabı henüz okumamış olan herkese şunu diyebilirim; edebiyat açısından hayatınızın en büyük yanlışlarından birisini yapıyorsunuz. Okuduğunuz zaman göreceksiniz ki okumayarak geçirdiğiniz günler için pişmanlık duyacaksınız. Nastasya ve Agnaya’yı tanımamak eksiklik gibi gelecek size. En azından bana öyle oldu.

İyi okumalar.

Raskolnikov un tam zıt özelliklere sahip ikiz kardeşi Prens Mişkin. Raskolnikov ne kadar şeytansa Mişkin o kadar melek. Raskolnikov olaylar üzerinde ne kadar etkiliyse Mişkin o kadar etkisiz. Raskolnikov için cinayet ne kadar olağansa Mişkin için affetmek o kadar olağan.Raskolnikov İD se Mişkin super ego. Ama ıkısıde topluma kendılerını kabul ettıremıyor. Bırısı toplum kurallarının ustune çıktığından dıgerı toplum kurallarına bırebır uydugundan. Raskolnikov un tam zıttı bır karakterın toplum ustunde bır etki bıraktıgının oykusu anlatılmış adeta. Belki de dostoyevski bu romanla raskolnikov un öcünü almış toplumdan. Budala da butun dostoyevski yapıtları gıbı gerek karakter tahlıllerıyle gerek felsefik psıkolojık boyutuyla adeta muazzam bır eser. Meraklılarına keyıflı okumalar dilerim.

Esma Tezgi 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · 10/10 puan

Budala'yı ben çok sevdim, iyi ki ikinci kez okumuşum, okumadan önce düşündüğüm gibi ilk okuduğumda gerçekten kitaba hak ettiği değeri verememişim. Bu sefer az da olsa verebildiğimi düşünüyorum. :) Budala gerçekten karakterleriyle, anlatmak istediğiyle çok güzel bir kitaptı, okuması zevkliydi, bazı yerlerde yazar sanki bazı şeyleri biraz uzatmış gibi geldiyse de bana, ben rahatsız olmadım ama klasiklerle arası iyi olmayan okurları biraz sıkabilir bu tabii. Budalalık derecesinde saf ve iyi bir insanın hikayesini Dostoyevki gibi bir yazardan okumak istiyorsanız hiç durmayın derim.

Ayrıntılı yorum için; http://yorumatolyesi.blogspot.com/...ala-dostoyevski.html

Kağan Kalava 
 16 Haz 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Budala kim , kimler budala ?

1.Kitabın baş karakteri,saf ve temiz kalpli Prens Mişkin ve onun gibi içleri iyilikle dolu olanlar mı ?

2.Personalara(Maskelere) bürünmüş,sahte ve yapmacık tavırlı,şahsi menfaatleri için her türlü kötülüğü yapan,insanlığını yitirmiş Soylular dünyası mı ?

Yazarın cevabı ise İKİNCİ SEÇENEK.Alaycı bir tonla hiciv edilmiş soylular dünyası ve insanlığın öldüğü yozlaşmış toplum düzeni...

Dara 
02 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Herkesin okuması gereken bir başyapıt değerinde. Budalalığın tanımını yeniden yapmalıyız. Budalalık kime göre aptallıkla özdeşleştirildi acaba? Öyle ki arkasından budala dediğimiz insanların dünyası oldukça farklı olabilir, belki de sadece budaladırlar!

ceren sevinc 
27 Oca 2016 · Kitabı okudu · 164 günde

İkiyüzlülü, hırslı, uyanık ve sahtekar olanların takdir edildiği, iyi ve açık yürekli olanla da budala diye alay edildiği bir toplumu inceleyen, günümüzde geçerliliğini koruması bakımından ilerigörüşlü sayılan eser.

Seyide Sözeri 
 04 Haz 03:29 · Kitabı okudu · 136 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabi okuyalı aylar oldu fakat düşünmeden edemiyorum.. Tamamen beni etkisi altına alan hepsinde kendi benliğimden büyük parçalar bulduğum güçlü karakterleriyle Budala çoğu zaman rüyalarıma bile giriyor.
Öncelikle söylemek istiyorum ki okuyacaginiz kitabı yorumlara bakarak okumaktan sakın vazgeçmeyin. Ve inceleme yazan herkese tavsiyem burada kesinlikle şu kişiler okumasın tarzı ifadeler kullanmayın. Bırakın herkes her şeyi okusun!
Şimdi gelelim kendini hiçbir yere ait hissetmeyen Nastasya Filipovna ve aşkın en elem boyutlarında dolaşan Rogojin'e.. Aglaya'nın kavramlarla ifade edilemeyen çekiciliği ve asla baş kahraman mi yoksa üçüncü kişi mi olduğunu anlayamadığınız Prens Mişkin'e ..

Bu kitap hayatın tümünü; en güzel betimlemelerle ve en ustaca hazırlanmış bir kurguyla işliyor. Tümünü diyorum çünkü içinde aşk, nasihat, bilim, siyaset, din gibi hayatin icinden her şeyle her an karşılaşabilirsiniz. Öyle ki okuduktan sonra sizinle yaşamaya devam edecek ve ansızın aklınıza düşecek..

Bu satırları yazarken bir anda kitabın sonu yine bir anda yüreğime oturdu..
Kendinizi bulmanız dileğiyle..

Dilara 
15 Mar 01:43 · Kitabı okudu

Bu Dostoyevskden okuduğum ikinci eseri. Suc ve Cezadakı Raskolnikovun aksine bu eserindeki Mışkin çokdaha iyi kalpli ahlaklı ve saf olduğu için insanlar tarafından yeri geldiğinde şaşkınlıkla bakıldığı yeri geldiğinde hor görülüp alaycı bakışlarla bakıbda Budala adlandırıldığı bir karekter. İyi kalpli olupda olaylara hep iyi yönden bakıp hep iyi düşünmek Budalalıkmı? Ama yinede iyi kapli ve saflığın her zaman her yerde sevildiğini vurgulamış yazar bu kitabda.Ama ne yalan söyleyeyim eserin böyle biteceğini hiç düşünmüyordum. Sonda bir ölüm olacağını bekliiyordum ama ben prens Mışkın beklerken Nastasiyanın öleceğini düşünmüyodum :) Bu eserinde Aşk öne çıkmamış bana göre.Aşkdan d0Bir sözle Dostoyovski eserlerinde insanların iç dünyasından karekterlerinden yazmağa daha çok önem veren bir yazar.

Emine Şimşek 
02 Eyl 09:19 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 8/10 puan

Romanın başkahramanı sara hastası prens Mişkin bir çok entrika,iki yüzlülük gibi ahlak yoksunluğuyla baş etmek için dürüstlüğünden ödün vermediği için adeta budala olmuştur etrafındaki insanların gözünde..."Budala" olduğu kadar zeki olan Prens,güzellikleriyle akılları baştan alan insanı kendisine hayran bırakan Tutku'nun kadını olan Nastasya Filippovnaya aşık olur ancak aşkı yaşayamaz Nastasya filippovnada ...

4 /

Kitaptan 269 Alıntı

SlmbnKüçükStajer 
28 Şub 11:25 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir insanın, başka bir insanın kaderi üzerindeki etkisini bilebilir misiniz?

Budala, Dostoyevski (Sayfa 503)Budala, Dostoyevski (Sayfa 503)

Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: “Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak mısın sen?” Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor.

Budala, DostoyevskiBudala, Dostoyevski
Esma Tezgi 
20 Nis 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Aptalca... mutlu olmaktansa, nedenini bilerek mutsuz olmak daha iyidir.

Budala, DostoyevskiBudala, Dostoyevski

"Belki ömrümüzce sevemeyeceğimiz birini yağmurlu bir havada güzel bulup sevivereceğiz."

Budala, DostoyevskiBudala, Dostoyevski

Param olduğunda, benim de son derece orijinal biri olduğumu göreceksiniz. Paranın en bayağı, en iğrenç yanı insana yetenek bile verebilmesidir. Dünya batana kadar da vermeye devam edecektir.

Budala, Dostoyevski (Sayfa 177)Budala, Dostoyevski (Sayfa 177)
SlmbnKüçükStajer 
09 Şub 11:51 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Her anne, çocuğunun beşiğini sallarken "Mutlu olsun , yaşamı bolluk içinde geçsin, doğru yoldan ayrılmasın."diye düşünür.

Budala, Dostoyevski (Sayfa 407)Budala, Dostoyevski (Sayfa 407)
SlmbnKüçükStajer 
 07 Şub 08:53 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Üçüncü bölüm
Her türlü yönetici bulunur ama hiçbiri iş bitirici değildir.

Budala, Dostoyevski (Sayfa 405 - Aden(ikinci cilt))Budala, Dostoyevski (Sayfa 405 - Aden(ikinci cilt))

Kitapla ilgili 2 Haber

Don Quijote, Son Dört Yüzyılın En Ciddi Kitabı
Don Quijote, Son Dört Yüzyılın En Ciddi Kitabı Cumartesi günü BİSAV’da, Entelektüeller Toplantı Dizisi’nin son oturumunda Dr. Mustafa Özel hocadan, çok önemli bir konuyu, “Aydınlar, Romanlar ve Hakikat” başlığı altında dinledik.
1k okurları kitaplardaki karakterlere oyuncu arıyor.
1k okurları kitaplardaki karakterlere oyuncu arıyor. 1k okurları olarak Amerikan Tanrıları'ndaki karakterleri oynayacak oyuncuları 1 Ağustos 2016 günü seçiyoruz.