Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·
Beğendi
Bir öğretmenim bana Dostoyevski’den bahsettiğinde onun için “Karakter işçisi” demişti. Sanırım lise zamanlarımdı. Daha sonra kitaplarını okumaya başlayınca hocamın ne demek istediğini çok iyi anladım. Kitaplarının konusundan bahsederken karakterlerinin isimlerini ve hikayeye kattıkları anlamlarını kaç yıl geçerse üzerinden asla unutmadan söylediğim yazar. Ve onun harika kitabı #budala Konusu ise sara hastası, aynı zamanda sıra dışı ölçüde zeki olan Prens Mişkin, başkalarından oldukça farklıdır; 'bilinçdışı'yla çok daha yakın ve engelsiz bir ilişkisi vardır. En iyi insan romanı yazmak istemiş #dostoyevski ve Prens Mişkin’i Budala olarak yaratmış. Prens derken öyle zengin filan değil aksine çok fakir ve daha sonra yüklü bir mirasa konar ve ardından paranın çekim gücü ile çevresi genişlemeye başlar. Sonrasında da çeşitlenen çok sürükleyici bir roman olay örgüsü tabi ki tamamını anlatmayacağımOkuma listenize eklemenizi tavsiye ederim
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
Budala
Puan vermedi·351 syf.··
2020 129. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2020 00:46
Şöyle bir geriye dönüp baktığımda görüyorum ki bu sene benim için tam anlamıyla Dostoyevski yılı olmuş. #evdekal günlerinde su gibi Rus edebiyatı okudum. Budala, yılın 10. Dostoyevski eseri. Sırası da pek bir manidar, öyle değil mi! Dostoyevski’nin neredeyse gökten düşen yağmur damlasını bile salise salise anlatmasını, yeryüzünün en sıradan olaylarını ustalıkla hikayelere demlemesini seviyorum. Budala’da da bu konuda oldukça cömert davranmış. Onca eseriyle tanışmış olmama rağmen eğer Budala’yı okumamış olsaydım kesinlikle büyük ustaya karşı kusur işlemiş olurdum. Zira, bana diğer kitaplarından daha farklı bir duygu verdi. Özellikle kitabın ilk bölümleri öyle hızla ruhuma işledi ki! “Bu artık kaleminin zirvesi olmalı!” diye düşündüm. Budala’lık konusuna gelince. Galiba ben ömürlük bir Budala’yım ve bunun huzuru ile yaşıyorum.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
Budala
9/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2020 51. kitabı
Kitabın ismi bile çok şey anlatıyor gerçek anlamıyla Budala birini yine Dostoyevski sunumuyla görmekteyiz. Dostoyevski nin kendi hayatından da derin izler bıraktığı romanıdır. Dostoyevski deyince sayfalarca anlatabilirim fakat sizler Dostoyevski yi başkalarından değil bizzat kendiniz okuyup anlayın.
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
10/10
·464 syf.··
2020 21. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 04 Mart 2020 01:08
Zaten Dostoyevski'i anlatmaya gerek yok.Gerçekten yaşadığı dönemden insanların karakterine kadar ayrıntıların işlenmiş olması okumayı daha da lezzetli yapıyor. Kitapdaki baş kahraman Prens Mişkin, Suç ve Ceza'daki Raskolnikov adeta antitezi olarak işlenmiş.Kitabı okurkenki tavsiyem notlar alın ve aldığınız notları daha sonra birer makale haline getirin.Böylelikle hem daha çok özümsemiş hem de kendinize birçok şey katmış olursunuz.
1000Kitap
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
Puan vermedi
Dostoyevski bu kitabın ilk bölümünü bitirdikten sonra yeğeni Sonya'ya yazdığı mektupta romanın nihai amacını belirtip şöyle demiştir: "Romanın temel düşüncesi, mutlak iyi adamı anlatmak." Yazarın daha çok insan tahlillerinden bahsetmek amacıyla oluşturduğunu düşündüğüm eseridir. Aynı zamanda Dostoyevski'nin ilk ve ahlâki temel aldığı romanı, hatta en trajik ve en acı verici olanıdır. [Kitaba hemen girmeden önce şikayet edilmesi gereken bir husus olduğunu yazma gerekliliği hissettim. Sonuç bölümüne bağlayan o son bölümde yazar, bahsetmesi gereken ayrıntıları bilerek es geçmiş (Dostoyevski'nin kendisi belirtiyor bunu). Aslında son kez Rogojin ile kaçan Nastasya'nın o anlarını yazmasını beklerdim. Ayrıntıya girmesi gereken yerleri kestirip atmış gibi çabucak yazması, doğal olarak biraz hayal kırıklığı yaratıyor. Ayrıca Rogojin'in evinde bulunan ve her görenin önünde bir süre donup kaldığı "ölü isa" tablosu alman ressam Hans Holbein'nin eseridir. Karısının anlattıklarına göre Dostoyevski Avrupa gezisinde Cenevredeyken bu tablo karşısında 20 dakika kalmış, hatta sonunda sara krizine tutulmuştur. O kadar etkilenmiş olacak ki kitapta bu tablo'ya yer vermiş. Merak edenleriniz için : (Hans Holbein - Body of Dead Christ) şeklinde aratabilirsiniz.] Romanın baş kahramanı peygamberimsi havada olan sara hastası Prens Mişkindir ve yazarın "mutlak iyi" malzemesi yani diğer bir deyiş ile 'budala'sıdır. Dostoyevski hemen her filozofun araştırdığı sevgi meselesine farklı bir boyuttan yaklaşmaktadır. Dünyayı anlama ve anlamlandırma sürecinde önemli bir niteliğe sahip olan sevme, sevilme, değer görme, yazarın da eserinde çekirdek yapıyı oluşturmaktadır. Bana sorarsanız; Dostoyevski'nin bu eseri iyilik temasının sevgi teması ile birleştirildiğinde doğruluk, dürüstlük, açıklık gibi
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
10/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2019 12. kitabı
Fevkalade. Benim en çok değer verdiğim yabancı yazardır. Tüm eserlerini herkesin okumasını tavsiye ediyorum. Edebiyat dünyasının lokomotifi kim sorusunun cevabıdır kendisi.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
Puan vermedi·351 syf.··
2021 2. kitabı
youtu.be/ZkfMf-8yD9E kesinlikle önerdiğim bir kitap Budala eseri ancak karakter sayısı ve ara ara kitabın beni gerçekten sıkması zar zor bitirmeme neden oldu.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Übl Yayınları · 200331,5bin okunma
Saflık
9/10
·779 syf.··
2023 28. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2023 00:16
BudalaBudala, İdiot hatta Aptal olarak da bilinen Dostoyevski nin en kalın romanlarından biridir. Kitabı Dosto, İsviçre, İtalya ve Almanya da da yazmıştır. İlk bölümü İsviçre nin Cenevre kentinde oluşturmuştur. Almanya da devam etmiş, Floransa da da yazımını bitirmiştir. Roman için hazırlık defterleri(3 adet) Rus Hükümeti tarafından itina ile saklanmış ve 1931 de halkın ziyaretine açılmıştır. Taslak ve el yazmaları ne yazık ki günümüze kadar gelememiştir. 2003 yılında yayımlanan 10 bölüm 50 şer dakikalardan oluşan Bortko yapımı dizisini bu arada bitirdim. İncelememi de bunun arkasına yazayım dedim. Çünkü bende oturmayan bazı kısımlar vardı. Diziyi izledikten sonra çok daha iyi oturdu. Dizi bence hem oyunculuklar, hem sahne, hem de gerçeğe yakın asıl metinden kopmama açısından değerlendirecek olursak, kusursuza yakındı. Emek vererek, değer vererek Rusya Hükümetinin yapımcıya özel ricası ile yapılmış bir diziymiş. Dizinin girişinde de bu belirtiliyor. Ayrıca girişinde yine Dosto nun otururken çekilmiş bir fotoğrafı mevcut. Dizi ile bir bütün olarak bu kitap bence değerlendirilebilir. Neden derseniz. Çünkü kitapta sizde okuyunca anlayacaksınız ki, çok fazla uzun isim var, çok fazla karakter var, her ismin farklı söyleniş biçimi var, geçmişe gidip gelmeler var, kültür olarak da zaten duruma pek aşina değiliz, Generaller Prensler, varda var yani, bir şekilde yukarıda da belirttiğim gibi bazı parçalar tam oturamıyor, kalın bir kitap, tek solukla da okunamayacağından dolayı, araya giren zamanlar anında unutmalara sebep oluyor, bu nedenle diziyi kitabı daha iyi anlamak istiyorsanız kesinlikle izleyin. pişman olmayacaksınız. Kitabı Dosto 4 ana bölümden oluşturarak yazmış. O nedenle bende kısaca şekilde değinmek istiyorum konuya. Prens Mişkin öncelikle şunu belirtmem lazım ki; bende
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma
Gerçekten Budala Kim?
8/10
·769 syf.··
2025 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 30 Ocak 2025 13:07
Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski ’nin yaptığı aynen bu; insanın iç dünyasını, toplumsal değerleri ve insan ilişkilerini bir ayna gibi yansıtıyor. Budala, yalnızca bir karakterin değil, tüm toplumun psikolojik ve ahlaki durumunu gözler önüne seriyor. Kitap boyunca, saf ve dürüst bir insanın dünyada nasıl karşılandığını görüyoruz. Peki, gerçekte budala olan kim? Toplumun genel kabullerine uymayan, içtenliğiyle herkesin dikkatini çeken biri mi, yoksa çıkarcı ve yüzeysel ilişkiler içinde kaybolanlar mı? Okurken beni en çok zorlayan şey, karakterlerin isimleri oldu. Prens Lev Nikolayeviç Mışkin sarışın adam, Rogojin kara saçlı adam, Lebedev ise her şeyi bilen memur kılıklı adam olarak aklımda yer etti. Keşke roman boyunca bu lakaplarla devam edilseydi. Böyle olsaydı takip etmek çok daha kolay olurdu. Ama isimler bazen tam, bazen kısaltılmış, bazen soyadıyla anıldıkça takip etmek giderek zorlaştı. İlk başta anlam veremediğim bu karmaşa, bir noktada kitabın dünyasının bir parçası haline geldi. Sonunda bir soy ağacı çıkarırcasına notlar alarak ilerledim. Kitap boyunca aşk, ahlak, suç, bilinçaltı, toplumsal çürümüşlük ve insan psikolojisi gibi pek çok tema işleniyor. Aşk, bu romanda tek bir duygunun adı değil; sayfalar boyunca değişerek şekilden şekle bürünen, farklı karakterler üzerinden yorumlanan bir kavram. İki kadını aynı anda sevmek mümkün mü? İşte Dostoyevski, bunu ve daha fazlasını Prens Mışkin’in gözünden bizlere sorgulatıyor. Bununla birlikte, Budala sadece bireysel bir hikâye değil, toplumsal bir çözümleme de sunuyor. Hayat, yalnızca bir kişinin ya da bizim düşüncelerimizden ibaret değil. Çoğu zaman, etrafımızdaki insanların kararları, olayların akışı ve toplumun değer yargıları bizi yönlendiriyor. Dostoyevski, psikolojik analizleriyle tam da bu noktaya ışık tutuyor: Her şey bizim elimizde
BudalaFyodor Dostoyevski · İletişim Yayınları · 201931,5bin okunma
Budala - F. DOSTOYEVSKİ /Zamana bırak, zamanla her şey unutulur!
9/10
·779 syf.··
2023 171. kitabı
·
75 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2023 13:59
"Hayır, hayal ile yoktur benim alışverişim, İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim," der Mehmet Âkif ErsoyMehmet Âkif Ersoy, Ağlarım Ağlatamam isimli şiirinde. Birçok eser okudum Dostoyevski'nin kaleminden, iki cümle ile özetleyecek olsam onu şairin bu dizelerini seçerdim. Fyodor Mihailoviç Dostoyevski İsmini bile saygılı bir tonla okuyor insan. Oktay Kaynarca'nın meşhur bir repliği vardır: "En büyük o mu bilmiyorum ama çok büyük." Peki onu edebiyat dünyasında bu konuma getiren, böylesi unutulmaz eserler bırakıtıran neydi? Tek kelimeyle cevaplayacak olsam "YARALARI" derdim. Zira hiçbir kurgu gerçeğin kendisi kadar yer edinemiyor hayatta... Yaraları, ailesinden kalma, babasından kalma, hastalığından kalma, yaşantısından kalma yaraları... En çok karşılaştırıldığı yazarlardan biri olan Lev TolstoyLev Tolstoy'un Anna KareninaAnna Karenina'sında şöyle bir cümle geçer: "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mut­suzluğu kendine göredir." Dostoyevski'nin ailesinin mutsuzluğu da kendine göre, o kadar kendine göre ki başka hiç kimseye benzemeyen bir kalem doğurmuş: Fyodor DostoyevskiFyodor Dostoyevski Ölümü en iyi kim anlatır? "Ölüme ramak kalan!" Ölüm emri veriliyor kendisi ve arkadaşları hakkında. Son anda kurtuluyor ölümden. Budala da içlerinde olmak üzere birçok eserinde yer buluyor bu ölüme yakınlığın izleri... Ölümün kokusunu almış, tadına yaklaşmak üzere. Tahayyül edebiliyor musunuz o duyguyu? Peki bir hastalığı en iyi kim bilir? Yine o hastalığı yaşayan! Damdan düşenin hâlinden yine damdan düşen anlar misali... Sara hastası kendisi, kahramanlarında da bu hastalığı görüyoruz. Onun kahramanları çoğu zaman bizzat kendisi! Ve kumar düşkünlüğü, para ihtiyacı... Evet yine bizzat kendisi! Karamazov KardeşlerKaramazov Kardeşler'i okuyanlar kitaptaki "baba" ve "oğul" kavramlarının işlenişine hayranlık duyacaktır, yine kendi babası ile ilişkisi! Hatta haykırır adeta
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201231,5bin okunma

Yazar Hakkında

Fyodor DostoyevskiYazar · 137 kitap
Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı. Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg'ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi. Okulu başarıyla bitirdikten sonra İstihkâm Müdürlüğü'ne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski'nin ilk kitabı İnsancıklar, 1846 yılında yayımlandı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi. İlk yazarlık dönemi Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dahil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi. İkinci yazarlık dönemi 1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında: “ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı. Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü. Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçakgönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler'de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler'de ve Karamozov Kardeşler'da da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti. Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapisanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi. Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı çoşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.