Adı:
Seher
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
140
ISBN:
9786052318003
Kitabın türü:
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
HDP'nin tutuklu eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın on iki öyküden oluşan Seher adlı öykü kitabı 16 Eylül’de kitapçılardaki yerini alacak.144 sayfadan oluşan kitaptaki öyküler ise şunlar: İçimizdeki Erkek, Seher, Temizlikçi Nazo, Bildiğiniz Gibi Değil, Kara Gözlere Selam Olsun, Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup, Denizkızı, Halep Ezmesi, Ah, Asuman!, Annemle Hesaplaşmalar, Tarih Kadar Yalnız, Sonu Muhteşem Olacak. Dipnot Yayınları, bu öykü kitabıyla beraber Demirtaş’ın cezaevinde yaptığı iki resmi de kitap ayracı olarak okurlara armağan edecek.

Seher’deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.

Demirtaş’ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı.

- Oya Baydar

Siyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş’ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.

Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor.

- Zülfü Livaneli
Siyasi figürlerin yazdıği kitapları okurum ama okumayi pek sevmem. Genel çerçevede siyasetçileri sevmem çünkü. Mesela en son oy verdiğim partinin genel başkanini da hiç sevmiyorum. Selahattin Demirtaş ile siyasi görüşümüz ve düşüncelerimiz taban tabana zıttır. Lakin yazdığı hikaye kitabini elime alinca, siyasi kimliğini bir yana ittim ve yazar kimliğiyle bütünleştim. Şimdi sezarin hakki sezara... çok güzel bir iş çıkarmış. Kitabına bayıldım. Herşeyden önce yeni türeyen ve çok sevilen güdük ergen yazarların aksine tertemiz duru bir Türkçe ile yazmış kitabını. Hikayeler hayattan parçalardı. Hayat gibi acimasiz hikayeler... ve yine bu acimasizliga gülüp geçerek ayakta kalmaya çalışan insanlar gibi bir uslup... trajikomik...
Zaten özellikle kadin ve hayvan haklari hususunda kendisinin duyarliliğini takdir ediyorum. Böyle güzel bir hikaye kitabini bize sundugu içinde tebrik ediyorum.
Temizlikçi Nazo
Bildiğiniz gibi değil
Denizkizi ve Halep ezmesi favori hikayelerim oldular.
Kitaba ismini veren Seher hikayesini ise sevmedim. Karabiberi unutulmuş köfte gibiydi sanki, evde sogan bitmişte içine patates rendelenmişti köftenin. Bişeyler eksikti.
Hani sorsaniz bu adami sever misin? Diye hayir sevmem. Ama 2. Kitabı çıksın gider alir miyim. Gider alirim. İnsallah gerisi gelir hikayelerinin. Ben kitabi sevdim.
Hâlâ etkisindeyim...

Bu kaçıncıdır gözlerim doluyor bilmiyorum. Selahattin Demirtaş beni kemiklerimden sarsmayı başardı. Demirtaş' ın öykücülükte başarılı bulduğum onca yazar kadar iyi olabileceğini asla düşünmezdim. Bunun nedeni alaylı olmanın bir takım teknik ve ruhsal dezavantajlarının olduğudur.

İncelemeyi okuyan okurların hangi ideolojik kültürle yetiştirildiği umrumda bile değil. Bildiğim tek şey öteden getirdiklerinizi ötede bırakmanız ve kendi ideolojik felsefenizi kendiniz oluşturmadan birey olduğunuzu iddia etmenizin saçmalık olduğudur. Hoş, kendi bedeni üzerinde söz söyleme hakkına sahip olmayan bir toplum içinde birey kalabilmenin ne denli başarılı olacağı da yine sizin taktirinizdir...

"Seher" bana göre kürt halkının lâzım gelen en önemli öz-eleştirisidir. Selahattin Demirtaş "edî bèsé" (yeter artık) çığlığının ilk mihenk taşıdır.

Demirtaş' ın üslubu bildiğiniz mitinglerde veya yerel televizyonlarda yaptığı güleryüzlü konuşmasının karşınızda yapılması gibi içten ve canlı.

Hep söylerim, keşke başka bir partiyle sizi tanısaydık Sayın Demirtaş. Değişim şart (!)

Klimalı ofisinde en zengin manzaralar karşısında en teknolojik programlarla kitap yazan yazarların günlük hayat tahlilleri zayıf olur. Yani bildiğiniz bir şantiye işçisinin yaşadığı zorlukları, bir çocuk gelinin zorla evlendirilmesinin onun üzerinde nasıl bir duygu durumu yaratacağını yazabilmek, yüksek topuklu ayakkabısıyla yaptığı röportajlar sonrası Anadolu' yu anlatmanın etkisi zayıf olacaktır diyorum.

Önyargılarını kırmayı bilen dostlara...

~~kitapla kalın~~

Benzer kitaplar

Evet ve "Seher" okuya okuya biriktirdiğimiz düşünce ve cümlelerle; kimimizin diline öfke ve nefreti kuşandırıp karşısında durduğu, kimimizin bunlara karşı kalkan olduğu, buranın sürekli tartışma konularından biri haline gelen kitap.
 İncelememin çemberinde tamamen bir kitap ve yazarı olduğunu söyleme gereği duyarak bu çember dışına çıkarılmaması umuduyla...

Kitap kısa 12 hikayeden oluşsa da bana göre sadece karakterlerin değiştiği geçmişe şimdiye ve geleceğe hitap eden uzun hikayeler. Evet toplumun o bitip tükenmek nedir bilmeyen, huzur vermeyen acı gerçekleri...
Kitabın cümleleri acıdan lastik misali çektikçe açılıyor ve açtıkça hiyakedeki acıyı daha derinden hissettiriyor. Ve kabul etmemiz gerekiyor ki kadın cinayetlerinin, kadına olan şiddetin üst safhada olduğu toplumumuzda, özellikle kadınlara itihafen yazılmış olması bu kitabı ayrıca önemli kılmaktatır. Kitabın adını taşımış olduğu Seher hikayesini okuduğumda klasik bildiğimiz yıllardır filmlere, dizilere konu olan, töre cinayetlerini konu edinen hikayeyinin adını kitaba verilmesini kendimce yanlış seçim, bariz bulmuştum. Sonradan biraz üzerinde kafa yorunca tamamen yanıldığımı düşündüm yazarın bize söylemek istediği de buydu. Yıllardır bitip tükenmek bilmeyen bu haksızlığın, yanlışlığın,acının,ölümün, meşrulaştırılmış tecavüzün  hepimizin farkında olup duyarsızlaşmamız ve gözümüzde basitleşmiş olması gerçeğine karşın "kendine gel" diye okuyucuyu dürtmesi  amacıyla seçilmiş olduğu kanısına vardım.
Diğer hikayelerinin hepsinde de toplumun vücudundaki sızılı organlarının ağrılarını rahatlıkla görmek mümkün.

 Kitabın dili oldukca duru, akıcı ,gayet samimi. Samimiliğinde yazarin kendi anılarını araya serpiştirmiş olması da büyük etken sanırım.
Ve yazarın iyi bir hayal güçüne sahip olmasının yanında mizahi yönün kuvetli olduğu gerçeği. Bu yönünü, konu olan acılarla çok iyi harmanlayıp okuyucuya sunması, toy bir yazar sayılabilecek birisi için fazla başarılı buldum. Kimi yerde kahkaha atmaktan kimi yerde boğazınıza düğümlenen hıçkırığa engel olamazsınız. Hayal gücüne ise babasının küfürlerinden şiir, annesinin dikiş makinasından ise piyano diye bahsetmesi en iyi örnekti benim açımdan.

Okumanın her türlüsünün mübah olduğunu düşünen bir kişilik olarak okuyucuya katkısı olacak bir kitap derim .Sevgiyle...
"PLATON’un “DEVLET”i

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’ın “Seher”i

Çoğunlukla siyasi liderler, teorik-ideolojik kitaplar yazarlar ancak bunları da iki gruba ayırmak mümkündür.
İlk grup, liderliği, teorik bilgisiyle elde edenlerdir.
İkinci grup ise liderliği sırasındaki edindiği tecrübelerle teori geliştirip yazanlardır.
İkinci grupta yer alanlar, yazdıkları teori-ideoloji kitapları ile zaten deneyimlerini anlattıkları için, yeni bir şey söyledikleri ileri sürülemez. O nedenle yazdıkları ile tartışılma ihtimalleri pek azdır.
Oysa birinci grupta yer alanlardan, yazdıkları teoriyi hayata geçirmeleri beklenir. Teorik kitaplar yazanlar, büyük iddialar, tespitler ortaya koyar!. Soğuk ve fazla ciddi olurlar. Özellikle teorik bilgisiyle lider olanların hiç şansı yoktur, dünya tarihinde de örneği yoktur.
Teori ile pratik çoğu defa örtüşmez yada kağıt üstünde ideal olan hayata geçirilince hiç istenmeyen bir şey olarak ortaya çıkar. Yazmak için farklı, hayata geçirmek için farklı meziyetler gerekir ki, bunun en çarpıcı örneği insanlık tarihinin en büyük filozofu Platon ile ortaya çıkmıştır.
Platon’un ideal devleti anlattığı “devlet” adlı eseri, en önemli eseridir. Platon bu eseri ile ortaya koyduğu bilgileri, Dionysios ile hayata geçirmeye çalışır, devleti yönetenin filozof kral olması gerektiği iddiası, Dionysios üzerinde denerken korkunç bir başarısızlıkla sonuçlanır ve Platon köle pazarında satılmaktan kurtulamaz ama bir dostu onun parasını ödeyerek özgürlüğüne kavuşturur.
Gelelim teorik kitap yerine, edebi eserler yazan liderlere!
Edebi eser yazan liderler enderdir, bir kere edebi eser yazmak için ya gerçekten halktan biri olmak gerekir yada kanatlı ve büyülü sözlerin samimi, sahici duygularla harmanlaştırılmasını sağlayacak sanatsal bir yetenek ve kişilik gerekir.
Selahattin Başkanda her ikisi de var, hem gerçekten halktan biri hem de duygu ve düşüncelerini çok etkileyici bir şekilde harmanlaştırıp, okuru beyninden, yüreğinden sarsıyor. Teorik kitap yerine edebi kitap yazmak cesaret ister, öyle kasılmadan, ağır adam rolüne girmeden, insani yanını göstermek, her babayiğidin harcı değildir.
Topluma kim liderlik etsin, kim öncülük etsin diye sorarsanız elbette “Devleti” yazan Platon değil, “Seheri” yazan DEMİRTAŞ derim. Bu kadar yalın, bu kadar sade, bu kadar naif ve daha bir çok insani erdemi taşıyan, üstelik ince ve keskin zekası ile duygularını harikulade bir ölçülülükte buluşturan ve hayatı gözlemleyip okuyan biri, şüphesiz bir teorisyenden çok daha iyi öncülük eder, herkesin malumu olduğu üzere öncülük ediyor da!"
Ince ve estetik bir dille toplumun, cinsiyet, ekonomi, etnisite gibi temel sorunlarını akıcı ve gerçekçi bir biçimde yazmış. Bazen kahkaha attığım da oldu, bazen gözlerimin dolduğuda,
bu kitap insana yaşam umudu veriyor. 4 duvar arasından da yaşamın mümkün olduğunu, yaşama dokunabileceğini söylüyor.
Spoiler içerir..

Seher; Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde yazmış olduğu 12 öyküden oluşan bir öykü kitabıdır.
Kitap günümüz ticari yazarların aksine gayet duru ve yalın bir Türkçeyle yazılmış.

Kitabi daha ilk açışınızda gözünüze çarpacak ilk detay yazarın kitabı "KATLEDİLEN VE ŞİDDET MAĞDURU BÜTÜN KADINLARA..." ithaf etmesidir.

İçinde bulunan 12 öyküyle verilmek istenen mesajlar insanlık dersi olabilecek nitelikte.

İlk öykü olan "İçimizdeki Erkek" toplumumuzdaki erkek egemenliğine iğneleyici göndermeler yapmakta.

Devamında benimde okurken çok duygulandığım ve kitabın adını aldığı "Seher" bulunuyor. Yazar ikinci öyküsünde ise yine toplumumuzda hep ikinci planda bırakılan kadınlara değiniyor. SÜREKLİ BASKI ALTINDA OLAN, "NAMUS" ADI ALTINDA KATLEDİLEN KADINLAR...

Aynı zamanda öylülerle ilgili çizimleri yapan yazarın kızkardeşi Bahar Demistaş'ta çizimleriyle kitaba ayrı bir güzellik katmış..

Kitabın içeriği hakkında fazla bilgi verip henüz okumamış olan arkadaşlarımızı sinirlendirmek istemem;))

Zülfü Livaneli'nin de dediği gibi " Çünkü sanat vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş bu dili konuşuyor..."

İyi okumalar...
Seher'i okuyanlardan olumlu tepkiler almıştım(Burda azımsanmayacak kadar fazla ve kitap çok çabuk tükeniyor.)
Seher'deki hikayelerin tümü sürekleyici, içten bir anlatıma sahip. Her birinin yarattığı farklı tadlar var. Hissettiğim ortak duygu ise çok yakınımda birinden duymuşum ya da şahit olmuşum hissi.Ama kitaba ismini veren 'Seher' adlı hikaye hepsinden bambaşka bir yerde benim için.Çünkü o öyküyü okuduktan sonra sayfalari çeviremedim, bir süre devam edemedim.O gece gözyaşlarıyla kapattım kitabı etkisi ertesi gün de sürdü.İnsanların oluşturduğu hayatı yaşanmaz kılan tabular, yasaklar, değişik düzen saçmalıkları bir çırpıda yok olan hayatlar..
Öykülerinden "Bildiğiniz gibi Değil"e gelince ondaki hayal gücüne hayran kaldım.(Nergis ismi bir başka öyküde bu kadar devleşir mi emin değilim )
Son olarak kitap ; okuyanlara farklı insanların içine bir günlük yerleşip onun koşullarında yaşama ve hissetme imkanı bahşetmiş ve sanatın gerçek amacını yerine getirmiş.
İyi okumalar ..
Tarih kadar yalniz, bazen en kalabalık ortamlarda bile kendinizi yalnız hissettiğiniz olur. Bütün evren de sizin varlığınızdan haberdar olan tek kişi yine sizmişsiniz gibi.
Bir Seher Yolculuğu...

Hayatın içinden çoğu zaman yanından geçip farkına varamadığımız, hayatları hikayelerle anlatmış.Özellikle de kısa kısa hikayelerden oluşan ve daha çok kadını ön planda tutan konuları kadının yaşamının farklı coğrafyalarda nasıl zorluklar çektiğini hikayelerle anlatan güzel bir eser. Siyasi kimliğini bir tarafa bırakıp bazı hikayelerden ders çıkarmak istiyorsanız bu Seher yolcuğuna bir göz atın.
Emeğine sağlık.
Siyasi görüşü bir yana bırakırsak, kitap'ı elime aldığımda içinde kayboldum. Hepimizin bildiği ama hiçbirimizin değiştiremediği haksızlıkların kaleme alındığı güzel ve kısa öyküler olmuş. Edebi yönünün bu denli başarılı olabileceğini hiç tahmin etmezdim. Hava alanında uçak rötar yapınca ve okuyacak hiç birşeyim olmadığı için oradaki bir kitapçıdan temin ettim ve iki saat içinde kitap'ı bir solukta bitirdim. Kitap içindeki öyküler de bazen güldüm, bazen içim acıdı ve sinirlendim. Özellikle seher'in hikayesi.. 3 erkek tarafından masumiyeti alınan, yine 3 erkek tarafından masumiyeti elinden aldığı için kardeşi tarafından öldürülen seher... Yapılan bir çok haksızlığı okurken, bir kez daha insan olarak bu dünyaya gelmenin aslında ne kadar şansızlık olduğunu hissediyorsunuz.
kitap 12 kısa öyküden oluşuyor. aslında ilk alırken ceza evinde vakit öldürmek için yazılan bir eser olduğunu düşündüm. ancak daha sonra okurken yanıldığımın farkına vardım çünkü eserdeki hikayelerin tümü özenle ve iyi bir edebi dille yazılmış. açıkcası böyle akıcı bir Türkçe ile yazılmış sınırlı sayıda eser olduğunu düşünüyorum.
Eserde yazar siyasi duruşunu esere yansıtmış mı ? Diye sorarsanız.içtenlikle söyleyebilirim ki kitapta politika yapmamaya çalışmış yalnızca dünyanın geldiği son noktayı anlatmaya ve toplumumuzda son dönemlerde adeta sorun haline gelmiş bazı durumları hikayelerine yansıtmaya çalışmış.Bir insanın politik düşüncelerini sevmeyebilirsiniz ama insanlığın derinlerinde bir çok ortak nokta vardır. Bence yazar bu ortak noktaları yakalamış. Güncel olayların dışında, insan olmanın erdem ve zaaflarını gösterebilmiş.
Kitaptaki çizimleri yazarın kendisi çizmiş buda ayrı bir durum.sözün özü iyi güzel bir çalışma olmuş.
Seher...Hayalleri calinan seher,en sevdigi kardesi tarafindan cani alinan seher.Ekmek parasi derdine dusen ama bir anda kendini olaylarin ortasinda bulan temizlikci nazo.Tarih kadar yalniz su gunlerde renk katti.Kah agladim kah guldum.Her iki duyguyuda yasatan bir kitap olmus.Yazarin siyasi kimligini bir kenara birakarak keyifle okudum kitabi ve bir siyasetci olarak tanidigimiz Selahattin Demirtas siyasetci olmasaydi belkide kalemi guclu bir edebiyatci olurdu.Kim bilir belki ikinci kitap gelir.Ve gercekten bildiginiz gibi degill.
Bizim mahallenin insanlarıda arabalarıda bellidir. Hepsi yorgundur,emektardır,fakirlik kokarlar, boyaları dökülmüştür, saçları sakalları dağınıktır, iki elle tutarlar direksiyonu, direksiyon ekmek kapısıdır.
Her günümüz yeni bir tabuyu yıkmakla geçsin.Yıktıkça varalım çıkarsız aşkın tadına.Ne hesabını tutalım geçen günlerin, ne de hayalini kuralım geleceğin.
Selahattin Demirtaş
Sayfa 55 - dipnot
Bazı insanlar vardır ya hani,Küfür ağızlarına yakışır, kaba durmaz. Öyledir benim babam,şiir gibi küfreder. Bir defasında daireden bir arkadaşıyla küfürsüz konuşunca arkadaşı alınımış,
hayrola abi bir sıkıntımı yaptık ? demişti.Babam da "NE YANLIŞ YAPACAKSIN LAN ŞEREFSİZ ! demiştide arkadaşı rahatlamıştı.
Emeğin ve alınterinin kutsal temelleri üzerinde yükselsin istersen sevdamız, eylemden eyleme koşarken birbirine karışsın ter kokularımız.
Bir gülüş uğruna harcanmış hayatların muhasebesini tutmaya mecalim kalmadı artık.
"Yanimdan geçerken bana değil de bana doğru baktı. Kesin beni görmek icin bakmıştı ama görmedi. Ama gülüşü bende kaldi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seher
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
140
ISBN:
9786052318003
Kitabın türü:
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
HDP'nin tutuklu eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın on iki öyküden oluşan Seher adlı öykü kitabı 16 Eylül’de kitapçılardaki yerini alacak.144 sayfadan oluşan kitaptaki öyküler ise şunlar: İçimizdeki Erkek, Seher, Temizlikçi Nazo, Bildiğiniz Gibi Değil, Kara Gözlere Selam Olsun, Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup, Denizkızı, Halep Ezmesi, Ah, Asuman!, Annemle Hesaplaşmalar, Tarih Kadar Yalnız, Sonu Muhteşem Olacak. Dipnot Yayınları, bu öykü kitabıyla beraber Demirtaş’ın cezaevinde yaptığı iki resmi de kitap ayracı olarak okurlara armağan edecek.

Seher’deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.

Demirtaş’ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı.

- Oya Baydar

Siyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş’ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.

Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor.

- Zülfü Livaneli

Kitabı okuyanlar 833 okur

  • Doktor C.
  • Fırat
  • Cihan Keklik
  • Didem Çamlı
  • Ali Karadaş
  • BEŞİRE
  • Rengin Gönenç Yüksel
  • hanife turkben
  • Deniz Türkdönmez
  • Ahmet Arıcı

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%12
14-17 Yaş
%10.5
18-24 Yaş
%17.5
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%19
45-54 Yaş
%8.5
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.1
Erkek
%46.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%52.9 (238)
9
%19.1 (86)
8
%14.7 (66)
7
%5.3 (24)
6
%2.9 (13)
5
%2 (9)
4
%0.2 (1)
3
%0.2 (1)
2
%0.2 (1)
1
%2.4 (11)

Kitabın sıralamaları