Adı:
Seher
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052318003
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
Baskılar:
Seher
Seher - Kurmancî
HDP'nin tutuklu eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın on iki öyküden oluşan Seher adlı öykü kitabı 16 Eylül’de kitapçılardaki yerini alacak.144 sayfadan oluşan kitaptaki öyküler ise şunlar: İçimizdeki Erkek, Seher, Temizlikçi Nazo, Bildiğiniz Gibi Değil, Kara Gözlere Selam Olsun, Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup, Denizkızı, Halep Ezmesi, Ah, Asuman!, Annemle Hesaplaşmalar, Tarih Kadar Yalnız, Sonu Muhteşem Olacak. Dipnot Yayınları, bu öykü kitabıyla beraber Demirtaş’ın cezaevinde yaptığı iki resmi de kitap ayracı olarak okurlara armağan edecek.

Seher’deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.

Demirtaş’ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı.

- Oya Baydar

Siyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş’ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.

Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor.

- Zülfü Livaneli
140 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Hâlâ etkisindeyim...

Bu kaçıncıdır gözlerim doluyor bilmiyorum. Selahattin Demirtaş beni kemiklerimden sarsmayı başardı. Demirtaş' ın öykücülükte bu denli iyi olabileceğini asla düşünmezdim. Sonuç itibarıyla önyargı kötüdür ve benim gibi dersini alanlara öğreticidir. (:

İncelemeyi okuyan okurların hangi ideolojik kültürle yetiştirildiği umrumda bile değil. Bildiğim tek şey öteden getirdiklerinizi ötede bırakmanız ve kendi ideolojik felsefenizi kendiniz oluşturmadan birey olduğunuzu iddia etmenizin saçmalık olduğudur. Hoş, kendi bedeni üzerinde söz söyleme hakkına sahip olmayan bir toplum içinde birey kalabilmenin ne denli başarılı olacağı da yine sizin taktirinizdir...

"Seher" bana göre kürt halkının lâzım gelen en önemli öz-eleştirisidir. Selahattin Demirtaş "edî bèsé" (yeter artık) çığlığının ilk mihenk taşıdır.

Demirtaş' ın üslubu bildiğiniz mitinglerde veya yerel televizyonlarda yaptığı güleryüzlü konuşmasının karşınızda yapılması gibi içten ve canlı.

Hep söylerim, keşke başka bir partiyle sizi tanısaydık Sayın Demirtaş. Değişim şart (!)

Klimalı ofisinde en zengin manzaralar karşısında en teknolojik programlarla kitap yazan yazarların günlük hayat tahlilleri zayıf olur. Yani bildiğiniz bir şantiye işçisinin yaşadığı zorlukları, bir çocuk gelinin zorla evlendirilmesinin onun üzerinde nasıl bir duygu durumu yaratacağını yazabilmek, yüksek topuklu ayakkabısıyla yaptığı röportajlar sonrası Anadolu' yu anlatmanın etkisi zayıf olacaktır diyorum.

Önyargılarını kırmayı bilen dostlara...

~~kitapla kalın~~
140 syf.
Spoiler olabilir.

Niye Hüseyin Nihal Atsız okuyorsun...?

Niye Sabahattin Ali okuyorsun...?

Niye Aziz Nesin okuyorsun...?

Niye Nazım Hikmet Ran okuyorsun...?

Niye "Tanrı Türkü Korusun" diyen birini takip ediyorsun...?

Niye Kürtçe paylaşımlar yapan birini önemsiyorsun...?

Sanane..! Sanane..! Sanane..! Sanane..! Sanane..! Sanane..! Sanane..! Sanane..!

Gelelim kitaba;

"Katledilen ve Şiddet Mağduru Bütün Kadınlara..."
Ithafen yazılmış bir kitap.

Bu kitapta hikaye var, öykü var.
Yozlaşmış töreler kadın cinayetleri var. Gülümseten hikayeler, öyküler var.

Diğer incelemeleri okuyupta, bu kitabın örgüt propagandası içerikli olmadığını anlayıp,

(ki oyle bir sey olsa zaten günümüz siyasi şartlarında "pedofili ler hariç..!" bandrol verilip yayınlanmasına izin verilmezdi)

Okuyan kişilere özellikle de kadınlara, mesaj yoluyla adeta örgüt propagandası yapmış gibi, yapılan küfür hakaret ve aşağılamalar ile egosunu tatmin etmeye çalışan bazı zihniyetleri anlamış değilim.

Acıları olan bazı konularda hassas olan, bazı kişileri anlarım sonuna kadar da saygı da duyarim.

Ama sana karşı bir tahrik ve sataşma olmadığı halde bu şekilde tavır göstermene anlam veremiyorum.


Aman din elden gidiyor,
Yok vatan elden gidiyor,
Ülke bölünüyor derken,
En korkunç şey başımıza geliyor.
Halk bölünüyor halk..
Kimsenin kimseye
Saygısı hatta tahammülü kalmamış.

Siyasi fikirleri bir kenara bırakın da önce insanlara saygı duyun.
Bunun sağcısı solcusu Türkü Ermenisi Lazi Kürdü Çerkezi Zazasi yok.
Sözüm üstüne alınan herkese.
.

Son olarak dikkat ettiyseniz, yazar hakkında hiç bir şey söylemedim.
Zaten yazarı küçük büyük herkes tanıyor.

Yazar hakkında yorum yapacak olursak,
belli ki siyasi fikir ve görüşler yüzünden tartışıp birbirimizi yemekten,
kitap içeriğinin önüne geçilecek pozisyona gelineceği kesin.

Okumak istemeyen okumasın.
Yorum yapmasın.
Ama kitap okuyan insanları da rahatsız etmekten bi vazgeçin.

Kitaplar ile kalın...
140 syf.
·3 günde·7/10
Öncelikle kitabı okuyorum, diye nefret dolu söylemlerle mesaj atan, beni takipten çıkaran arkadaşlara selam olsun.Kitaplardan yaptığımız alıntılar veya yazdığımız iletiler illa duygu düşüncelerimizi barındırıyor veya bu düşünceleri savunuyoruz anlamına gelmiyor ki bu eserde normal hayatın içinden kesitler yer alıyor ve siyasetle iç içe olsak da benim ilgi alanıma, duygu dünyama çok daha mühim şeyler giriyor.

Kitap toplam on iki öyküden oluşuyor.Bazı hikayelerde hayatın acı dolu gerçekleriyle yüzleştirip hayatın içinden ince tenkitlere yer veren, çoğu hikayede de hüzün veren; kendinizden birşeyler bulabileceğiniz içten içten biz kokan sıcacık bir eser. Artı akıcı ve sade bir dille yazılmış olup nasıl bittiğini anlayamadığınız bir okuma sunuyor bizlere yazar.Keyifli okumalar.
140 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kitap öyle sürükleyici ve etkileyiciydi ki elimden düşüremedim.
Hâlâ etkisindeyim.
Kitapta kısa kısa öyküler var. Hepsi birbirinden etkiliyici, yüreğe dokunuyor.

Bu kitabı okumaya başladığım an bir çok kişi takibimi bıraktı ya da beni engelledi, eminim bu incelemeyi gören bir çok kişi de böyle yapacaktır. Bu durum beni çok üzdü ve çok kırıcıydı.
Yazarın kişiliği önemli değil, biz eser üzerine konuşmalıyız. Eğer yazarlara da dikkat eden varsa Victor Hugo 'yu okumasın çünkü Türkleri sevmeyen bir yazardır.

Lütfen artık şu ırkçılığı bırakın, dünya bu ırkçılık yüzünden bu halde... Bir siyahi kendi isteğiyle siyah doğmuyor, bir Kürt kendi isteğiyle doğmuyor.
"Irkçılık ideolojik bir düşünce değil, aksine psikolojik bir rahatsızlıktır."

Lütfen siyaset ve sanatı birbirine karıştırmayalım.
Zülfü Livaneli'nin kitap arkasındaki şu yazısı çok hoşuma gitti: "Siyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleıi saklamak
ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli
duygulannı en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş'ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.
Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de
toplumsal açıdan aynca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek
olan ortak paycia sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor."

Önyargınız yıkın derim.

" Önyargılar insanları birbirlerinden uzak tutmak için bilgisizlikten yapılmış zincirlerdir. " (Blessington Kontesi)

" Fikrini değiştiremeyenler hiçbir şeyi değiştiremez. Önyargılarından kurtulamayanlar hiçbir insanı anlayamaz."

PDF OKUMAK İSTEYENLER İÇİN LİNK:
https://xn--e-kitapcm-2pb.com/...er-kitabi-indir.html

Okuyacaklar için keyifli okumalar :))
140 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
.
Ülkemizde öykü yazarı ve okuru azalmakla beraber, bizler yalnızca ilkokul ve ortaokulda okuduğumuz öykülerle kalıyoruz. Bu konuda Demirtaş, Seher ile bize ışık tutuyor. Hem daha çok öykü okumaya hem de yazmaya teşvik ediyor diyebilirim.

Demirtaş'ın doğum günü sebebiyle yaptığım etkinliği ( #67352347 ) de iyiki yaptım diye düşünüyorum. Hem 2. kez okuma fırsatım oldu, hem de katılan arkadaşlara yeniden okutturma fırsatım oldu. Hepsine çok teşekkür ediyorum. :))

Gelgelelim biraz da arkadaşlarımı Demirtaş okuyor diye rahatsız edenlere...

Birisi demiş ki "Teröristlerin fikirlerini elbette öğrenmeliyiz ama lütfen para verip almayalım" güldüm ama acı acı güldüm bu sözlere...

Sana anlatayım Demirtaş'ın fikirlerini o halde güzel kardeşim. Sen okuma olur mu? Zülfü Livaneli 'nin dediği gibi "Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor."

Evet, biraz sanat ve vicdan öğrenirsiniz okursanız... Bu da sizlere çok şey kaybettirir...

Peki nedir Demirtaş'ın fikirleri?
Hani hepimizin sözde ortak dertleri var ya... Öyle duyunca sosyal medyada paylaşmakla yetinip, ay çok üzüldüm dediğiniz şeyler...

Şiddet mağduru ve tecavüze uğrayan kadınlar:
“ Üç erkek, akşamüstü ormanda hayallerini çaldı Seher'in.
Üç erkek, geceyarısı boş bir arazide canını aldı Seher'in...”

Çocuk yaşta evlendirilmek isteyen kız çocukları:
“ Muş'un küçücük bir köyünde çocuk olmak zordu. Kız çocuğu olmak daha zor, çocuk gelin olmak daha da zordu. Asi bir çiçekti Berfin. Hiçbir zorluğa boyun eğeceği yoktu... ”

Küçük yaşta okuldan ayrılmak zorunda kalıp kendini çalışmaya adayan erkek çocukları:
“ Çocuk olmak zaten zordu. Kaçak çocuk işçi olmak daha da zordu. ”

Ülkenin ve dünyanın her bir yerindeki ölümler:
“Allahu Akbar!" diye bağırmış, kendini patlatan pazaryeri katili. Halep' te paramparça olurken Rukiye' nin bedeni, Hamdullah Usta dükkanın arkasında tahta namazlıkta namazını kılıyormuş. "Allahu Akbar" diye rükuya giderken göğsünde bir sızı hissetmiş, yaşlandık herhalde diye iç geçirmiş...”

Özgür bir yaşam isterken, derin sularda boğularak can veren mülteciler:
“ Benim babamı öldürdüler Hama' da. Niye öl-
dürdüler bilmiyorum, o zaman annem çok ağladı, ben de ağladım.
.
Benim adım Mina. Beş yaşındayım. İki ay önce
Hama' dan yola çıktık. Biz hayatımızda denizi hiç dışarıdan göremedik. Bir haftadır denizin dibindeyim, ben denizkızıyım, Akdeniz'in kızı, deniz benim annem artık. Annem beni sıkı sıkı sardı, hiç bırakmıyor. Bütün anneler kızlarını çok severler çünkü... ”

İşte bunlardır sevgili Demirtaş'ın fikirleri...
Ha bir de, sizin anlayamadığınız siyaset:
“Sermayenin tabana, yani halka yayılması
gerektiğini savunuyorduk. 300 liranın hepsini bakkala vermektense 250 lirasını toptancıya, 50 lirasını da arabacıya vererek siyasi hareketimizin ilk pratik eylemini gerçekleştirmiştik.”

...

Şimdi yine okumamaya devam et emi güzel kardeşim. Allah korusun birkaç bir şey öğrenirsiniz...
140 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Sade ve yalın bir dille anlatılmış,sohbet tadında,12 güzel öykünün anlatıldığı deneme ve öykü kitabı.Aslında bir sohbet havasında.Yazarı ister sevin ister nefret edin,apolitik olduğum için önyargılarımdan sıyrılmış halde keyifle okudum.Apolitik olmasaydım ve yazar da başka bir siyasi hareketin içerisinde kendine bir yol seçseydi geleceğin çok önemli bir siyasi lideri olabilirdi diye düşünüp bir anlığına politika yaptım şuan :) Yazarı araştırdığım kadarıyla piyasadaki çoğu siyasetçiden donanımlı,kültürlü ve entelektüel.Gerçi burası Türkiye.Hala da geleceğin lideri olabilir.Bazı Liderlerimizin referanslarında cezaevi yok mu sanki? Neyse... Ah Asuman ve Bildiğin gibi değil öyküleri muhteşem.Diğerleri de keyifli ve akıcı.Bir çırpıda okunur.İnsan ayırmadan,ötekileştirmeden okuyun derim entel arkadaşlarım.İncil'i okuduk,Hıristiyan'mı olduk :) Selametle.
140 syf.
"PLATON’un “DEVLET”i

SELAHATTİN DEMİRTAŞ’ın “Seher”i

Çoğunlukla siyasi liderler, teorik-ideolojik kitaplar yazarlar ancak bunları da iki gruba ayırmak mümkündür.
İlk grup, liderliği, teorik bilgisiyle elde edenlerdir.
İkinci grup ise liderliği sırasındaki edindiği tecrübelerle teori geliştirip yazanlardır.
İkinci grupta yer alanlar, yazdıkları teori-ideoloji kitapları ile zaten deneyimlerini anlattıkları için, yeni bir şey söyledikleri ileri sürülemez. O nedenle yazdıkları ile tartışılma ihtimalleri pek azdır.
Oysa birinci grupta yer alanlardan, yazdıkları teoriyi hayata geçirmeleri beklenir. Teorik kitaplar yazanlar, büyük iddialar, tespitler ortaya koyar!. Soğuk ve fazla ciddi olurlar. Özellikle teorik bilgisiyle lider olanların hiç şansı yoktur, dünya tarihinde de örneği yoktur.
Teori ile pratik çoğu defa örtüşmez yada kağıt üstünde ideal olan hayata geçirilince hiç istenmeyen bir şey olarak ortaya çıkar. Yazmak için farklı, hayata geçirmek için farklı meziyetler gerekir ki, bunun en çarpıcı örneği insanlık tarihinin en büyük filozofu Platon ile ortaya çıkmıştır.
Platon’un ideal devleti anlattığı “devlet” adlı eseri, en önemli eseridir. Platon bu eseri ile ortaya koyduğu bilgileri, Dionysios ile hayata geçirmeye çalışır, devleti yönetenin filozof kral olması gerektiği iddiası, Dionysios üzerinde denerken korkunç bir başarısızlıkla sonuçlanır ve Platon köle pazarında satılmaktan kurtulamaz ama bir dostu onun parasını ödeyerek özgürlüğüne kavuşturur.
Gelelim teorik kitap yerine, edebi eserler yazan liderlere!
Edebi eser yazan liderler enderdir, bir kere edebi eser yazmak için ya gerçekten halktan biri olmak gerekir yada kanatlı ve büyülü sözlerin samimi, sahici duygularla harmanlaştırılmasını sağlayacak sanatsal bir yetenek ve kişilik gerekir.
Selahattin Başkanda her ikisi de var, hem gerçekten halktan biri hem de duygu ve düşüncelerini çok etkileyici bir şekilde harmanlaştırıp, okuru beyninden, yüreğinden sarsıyor. Teorik kitap yerine edebi kitap yazmak cesaret ister, öyle kasılmadan, ağır adam rolüne girmeden, insani yanını göstermek, her babayiğidin harcı değildir.
Topluma kim liderlik etsin, kim öncülük etsin diye sorarsanız elbette “Devleti” yazan Platon değil, “Seheri” yazan DEMİRTAŞ derim. Bu kadar yalın, bu kadar sade, bu kadar naif ve daha bir çok insani erdemi taşıyan, üstelik ince ve keskin zekası ile duygularını harikulade bir ölçülülükte buluşturan ve hayatı gözlemleyip okuyan biri, şüphesiz bir teorisyenden çok daha iyi öncülük eder, herkesin malumu olduğu üzere öncülük ediyor da!"
140 syf.
·Beğendi·10/10
Spoiler içerir..

Seher; Selahattin Demirtaş'ın cezaevinde yazmış olduğu 12 öyküden oluşan bir öykü kitabıdır.
Kitap günümüz ticari yazarların aksine gayet duru ve yalın bir Türkçeyle yazılmış.

Kitabi daha ilk açışınızda gözünüze çarpacak ilk detay yazarın kitabı "KATLEDİLEN VE ŞİDDET MAĞDURU BÜTÜN KADINLARA..." ithaf etmesidir.

İçinde bulunan 12 öyküyle verilmek istenen mesajlar insanlık dersi olabilecek nitelikte.

İlk öykü olan "İçimizdeki Erkek" toplumumuzdaki erkek egemenliğine iğneleyici göndermeler yapmakta.

Devamında benimde okurken çok duygulandığım ve kitabın adını aldığı "Seher" bulunuyor. Yazar ikinci öyküsünde ise yine toplumumuzda hep ikinci planda bırakılan kadınlara değiniyor. SÜREKLİ BASKI ALTINDA OLAN, "NAMUS" ADI ALTINDA KATLEDİLEN KADINLAR...

Aynı zamanda öylülerle ilgili çizimleri yapan yazarın kızkardeşi Bahar Demistaş'ta çizimleriyle kitaba ayrı bir güzellik katmış..

Kitabın içeriği hakkında fazla bilgi verip henüz okumamış olan arkadaşlarımızı sinirlendirmek istemem;))

Zülfü Livaneli'nin de dediği gibi " Çünkü sanat vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş bu dili konuşuyor..."

İyi okumalar...
140 syf.
·7 günde·10/10
"SEHER" öncelikle şunu belirtmek isterim bu güne kadar okuduğum en iyi 5 kitaptan biri oldu. Ve yazarı Selahattin Demirtaş a çok teşekkür ederim... Bize bu değerli kitabı sunduğu için...

KİTAP 12 HİKAYEDEN OLUŞUYOR
- İçimizdeki erkek
- seher
- temizlikçi Nazo
- bildiğiniz gibi değil
- kara gözlere selam olsun
- cezaevi mektup okuma komisyonuna mektup
- denizkızı
- halep ezmesi
- ah, Asuman!
- annemle hesaplaşmalar
- tarih kadar yalnız
- sonu muhteşem olacak

BENİ EN ÇOK DUYGULANDİRAN HİKAYELER
- seher
- temizlikçi Nazo
- kara gözlere selam olsun
- denizkızı
- halep ezmesi
- tarih kadar yalnız

BENİ GULDUREN HİKAYELER
- Ceza evi mektup okuma komisyonuna mektup
- Ah, Asuman!

Gerçekten herkese tavsiye ediyorum.
Kesinlikle siyasi bir kitap değildir.
Çok güzel bir kitap asla okuduğunuza pişman olmayacaksınız...
Keyifli okumalar...!
140 syf.
Aman Allah'ım dedimm !!
Elimden düşüverecekti zor tuttum her satırı kıymetli kitabı.

Ne çok acı çekmişiz ne çok çektiriyormuşuz . Ne de çok şey ört pas edilmiş.

Ah !göğsünü yuvasına siper eden haksızlığa boyun eğmeyen minnik kuş

Ah! Seher ah! Güzel kalpli insan , tecavüze uğrayıp suçlu diye kardeşi tarafından katledilen melek yüzlüm.

Ah ah eve temizliğe gidip sonu zindan da olan temiz kalpli nazom

Ne çok ah ettim
Ne çok uyandı ruhum kitabın her mısrasında.

Ah ne çok utandım kendimden .
Ne çok defa yüreğim cız etti Seher e

AH AH AH !!!

ZINDANLAR NEDE COK IÇ DÜNYALAI ÖZGÜR. BIRAKIYOR


Selahattin Demirtaş özlemle
140 syf.
·Beğendi·10/10
Ince ve estetik bir dille toplumun, cinsiyet, ekonomi, etnisite gibi temel sorunlarını akıcı ve gerçekçi bir biçimde yazmış. Bazen kahkaha attığım da oldu, bazen gözlerimin dolduğuda,
bu kitap insana yaşam umudu veriyor. 4 duvar arasından da yaşamın mümkün olduğunu, yaşama dokunabileceğini söylüyor.
140 syf.
·Beğendi·10/10
Bazen kahkaha attığınız bazende yüreğinizden sizi vuran çok güzel kısa hikayelerin yer aldığı bir kitap
Ve şu kadarını dile getiriyim, okuduğum kadarıyla benim fikrim hikayelerin çoğu gerçek yaşanmış olaylar.
Hele ki İlk "içimizdeki erkek" bölümü beni baya güldürdü ve bir o kadarda etkiledi. Cesur bayanların azmini ve tutumunu ele alarak güzel yerlere değinmiş yazarımız. Bence tek seferde alıp okunulacak bir kitap. Beni en çok etkileyen zaten kitabın ismi olarakta belirtilen "Seher" in başından gecen acı olaydı. Okumayı düşünen arkadaşlar varsa kesinlikle tavsiye ediyorum. Pişman olmayacaklar sade düşünen arkaşlar olabilir lakin olayların inceliğini anlayabilenin ne kadar derin olduğunu anlarlar.... Kitapta gecen olaylar zaten günümüzde etrafımızda ve başımıza gelen olaylar... Keyifli okumalar dilerim şimdiden okuyanlara...
Bizim mahallenin insanlarıda arabalarıda bellidir. Hepsi yorgundur,emektardır,fakirlik kokarlar, boyaları dökülmüştür, saçları sakalları dağınıktır, iki elle tutarlar direksiyonu, direksiyon ekmek kapısıdır.
Her günümüz yeni bir tabuyu yıkmakla geçsin.Yıktıkça varalım çıkarsız aşkın tadına. Ne hesabını tutalım geçen günlerin, ne de hayalini kuralım geleceğin.
Selahattin Demirtaş
Sayfa 55 - Dipnot
Bazı insanlar vardır ya hani,Küfür ağızlarına yakışır, kaba durmaz. Öyledir benim babam,şiir gibi küfreder. Bir defasında daireden bir arkadaşıyla küfürsüz konuşunca arkadaşı alınımış,
hayrola abi bir sıkıntımı yaptık ? demişti.Babam da "NE YANLIŞ YAPACAKSIN LAN ŞEREFSİZ ! demiştide arkadaşı rahatlamıştı.
"Yanimdan geçerken bana değil de bana doğru baktı. Kesin beni görmek icin bakmıştı ama görmedi. Ama gülüşü bende kaldi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Seher
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
140
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052318003
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dipnot Yayınları
Baskılar:
Seher
Seher - Kurmancî
HDP'nin tutuklu eş genel başkanı Selahattin Demirtaş’ın on iki öyküden oluşan Seher adlı öykü kitabı 16 Eylül’de kitapçılardaki yerini alacak.144 sayfadan oluşan kitaptaki öyküler ise şunlar: İçimizdeki Erkek, Seher, Temizlikçi Nazo, Bildiğiniz Gibi Değil, Kara Gözlere Selam Olsun, Cezaevi Mektup Okuma Komisyonuna Mektup, Denizkızı, Halep Ezmesi, Ah, Asuman!, Annemle Hesaplaşmalar, Tarih Kadar Yalnız, Sonu Muhteşem Olacak. Dipnot Yayınları, bu öykü kitabıyla beraber Demirtaş’ın cezaevinde yaptığı iki resmi de kitap ayracı olarak okurlara armağan edecek.

Seher’deki hikayeler, heveskar işi değil insana ve yaşama duyulan derin sevginin ince bir mizahla harmanladığı has yazar işi metinler. Karşımızda, tutsaklık günlerinde vakit doldurmak için yazan biri değil, bugüne kadar ortaya çıkmamış, okura ulaşmamış bir edebiyatçı var.

Demirtaş’ın hikayelerini okuyunca, keşke halkına, ülkesine, dünyaya karşı duyduğu sorumluluk ağır basmasaydı da yazar olsaydı diye hayıflandım. Sonra, edebiyat-sanat damarımın bencilliğinden utandım: o zaman, edebiyat bir yazar kazanacak ama Türkiye Demirtaş kalibresinde bir siyasetçiden, geleceğin önemli bir liderinden, barış ve özgürlük umudundan yoksun kalacaktı.

- Oya Baydar

Siyaset ve sanat disiplinleri birbirine benzemez. Siyaset; doğru zamanda siyasi açıdan doğru olanı söylemek ve gerçek düşünceleri saklamak ilkesine sahipken, sanatçı deyim yerindeyse yüreğini kazıyarak en gizli duygularını, en büyük kitleyle paylaşmaya koşullanmıştır. Bu açıdan Selahattin Demirtaş’ın değerli öykülerini özel bir yere koymamız gerekir diye düşünüyorum. Acılar karşısında duyarlı bir yüreğin çığlığını yansıtan bu öyküler, siyasetten çok daha derin bir insani damara dokunuyor.

Kitabın özenli ve akıcı bir Türkçeyle yazılmış olması, hem estetik hem de toplumsal açıdan ayrıca övgüye değer. Bu ülkedeki herkesi birleştirecek olan ortak payda sanatın büyülü yaratıcılığında gizli. Çünkü sanat, vicdanın dilidir. Selahattin Demirtaş da bu dili konuşuyor.

- Zülfü Livaneli

Kitabı okuyanlar 4.886 okur

  • Hamdiye Yılmaz
  • Ruken  akay
  • Nalan çınar
  • Gülnaz Çağla
  • Sıla kalayci
  • Zara Çekik
  • Ahmet Başkan
  • Muhammed  Tatlı
  • Yakup kokuluğ
  • ARFFCİ

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%11.8
14-17 Yaş
%10.4
18-24 Yaş
%17
25-34 Yaş
%27.8
35-44 Yaş
%18.4
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%0.9
65+ Yaş
%4.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%53.2
Erkek
%46.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%56.7 (990)
9
%17.5 (306)
8
%12 (209)
7
%5.2 (91)
6
%2.2 (39)
5
%1.2 (21)
4
%0.4 (7)
3
%0.3 (5)
2
%0.2 (4)
1
%2.3 (40)

Kitabın sıralamaları