1000Kitap Logosu
Selahattin Demirtaş

Selahattin Demirtaş

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.0
6,1bin Kişi
19,5bin
Okunma
2.341
Beğeni
41bin
Gösterim
Unvan
Yazar, Siyasetçi, Hukukçu
Doğum
Palu, Elazığ, Türkiye, 10 Nisan 1973
Yaşamı
Zaza kökenli Türk siyasetçi ve avukat olan Selahattin Demirtaş, Türkiye Büyük Millet Meclisi 26. dönem İstanbul milletvekili olup Halkların Demokratik Partisi eş genel başkanlığını 11 Şubat 2018 tarihine kadar yürütmüştür. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Demirtaş, siyaset öncesi serbest avukatlık ve İHD (İnsan Hakları Derneği) Diyarbakır şubesinde yöneticilik yapmıştır. Uluslararası Af Örgütü Diyarbakır Şubesi ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kurucuları arasındadır. 2007'de DTP'de Grup Başkanvekilliği yaptıktan sonra DTP'nin kapatılması sürecinde yeni kurulan BDP (Barış ve Demokrasi Partisi)'ye geçerek partinin 1 Şubat 2010 tarihinde yapılan olağanüstü kongresinde Genel Başkan seçildi. BDP'nin Halkların Demokratik Partisi'ne (HDP) katılması sürecinde 2014 yılında yapılan 2. Olağanüstü kongrede Figen Yüksekdağ ile birlikte HDP eş genel başkanlığına seçilmiştir. 2007 Türkiye genel seçimlerinde Diyarbakır, 2011 genel seçimlerinde Hakkâri ve Haziran 2015 genel seçimlerinde İstanbul milletvekili olarak meclise girdi. 4 Kasım 2016'da HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve dokuz HDP'li milletvekili ile birlikte Türkiye Anayasası'na göre "suç işlemek amacıyla örgüt kurmak", "terör örgütü üyesi olmak", "silahlı terör örgütüne üye olmak", "örgüt adına suç işlemek" iddialarıyla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak Edirne F Tipi Cezaevi'ne götürüldü. 21 Şubat 2017 tarihinde Doğubayazıt 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti devletini ve devletin kurum ve organlarını aşağıladığı" gerekçesiyle 5 ay hapse çarptırıldı.
244 syf.
·
4 günde
·
8/10 puan
Kürt Edebiyatıebiyatı Zindan Edebiyatı olarak gelişimine devam ediyor. Gerçekleri ve Coğrafyayı Hapishane haline getiren olduğu yerde Edebiyat ve Özgürlük arayışçılarının Zindanda olması şaşırtıcı değildir. Kuantum mekaniği ve dinamikleri üzerine evrene bakışı değişen Kürt Özgürlük Hareketi ve Emektarları da bu değişimden etkileniyor. Görüyoruz ki Roman 7 farklı karakter üzerinden ve dillerinden, bakış açılarından ilerliyor ve iç içe geçiyor. Ortak geçmişe sahip olan 7 kişi, 7 farklı insan tipi ve 7 farklı özgün koşullar. Tam da siyasi düşüncemize uygun bir kurgu. Teması Aşk yoğunluklu olsa da Kadın-Erkek toplumsal cinsiyet durumunu sorgulatan, Sınıf farklılıklarını teşhir eden( Marx'tan oldukça faydalanılmış:) Ortadoğu'daki savaşlar.. ve 1980 Darbesi, 38 Dersim soykırımı, "Faili Belli" cinayetler her şey var. En büyük çıkarımım ise aşk gerçekten de kurgulanacak bir şey değil. Ayarlanacak, ısmarlanacak bir şey değil. Kutsallığı ve bütün dünyanın Aşkı araması bundandır sanırım. Olay örgüsü sürprizlerle dolu, Barkodlarla da güzel anlar yaşattı diyebilirim. Ezhel'in parçası tam yerinde olmuş:) ama bazı gerçekler gün yüzüne çıkmadı önemli gibi görünmese de çıksın gün yüzüne isterdim ( spoiler vermemek için deginmiyorum) Eleştirilerim: öncelikle haddimi aşmamaya dikkat ettiğimi belirteyim. 30 yıla aşkın bu özgürlük mücadelesinde ailecek emekleri olan Demirtaş ailesinin ferdi ve aynı zamanda Eşbaşkanlık yapmış Selahattin Demirtaş, haksız,hukuksuz bir şekilde tutsaktır. Siyasi bir rehinedir. Onun özgürlüğü dışarda gelişecek olan mücadeleye bağlıdır. Şartlarına rağmen her türlü sanatsal üretkenliği devam ettirmek adeta bir direnme biçimidir. Bu kadar kapsamlı Roman yazması takdire şayandır.AMA. Daha önceki Seher(içimizdeki erkek,Sonu muhteşem olacak) hikâyeleri, Devran(Baranın Beşiği) Leylan(Qamislo kalbimin yarısıdır) gibi tavır belirten bir roman olmamış. Gözlemlerim çevrem ve bu uygulama ile kısıtlı tutarak görüyorum ki Efsun beklenen ilgiyi görmüyor. Çünkü Tekrara düşüyor Selahattin Demirtaş. Artık insanlar ondan roman değil ön açıcı bir söz bekliyor. Ve bunun üzerine yazmasını istiyor. Çoğu tutuklu Vekiller roman,şiir, anı yazıyor. Bize ise yazdıkları haksızlıklara karşı yöntem geliştirici şeyler lazım. Daha fazla öğretici metinler yazmalilar. Küfürlü ve argolu kelimeleri hoş göremedim. Diyeceklerim daha çok sıkıcı olmaması ve düşüncelerimi buraya sıkıştırmamak için kısa tutuyorum. Herkese bitmeyen sevgi ve selamlarımla...
Efsun
9.1/10
· 1.318 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
2
139
244 syf.
·
4 günde
·
9/10 puan
Efsun
Kitabın incelemesine başlamadan önce üzüldüğüm ve yakındığım bir konu hakkında konuşmak istiyorum bu defa. Bu kitabı okumaya başlayınca; "ya sen nasıl bu teröristin kitabını okursun?", "Sana yakıştırmadım Halil", "Siyasetçiden yazar olmaz" vs vs.. gibi tepkiler aldım. Böyle yazanlara üzülüyorum açıkçası. Neden üzülüyorum biliyor musunuz? Örneğin; Adolf Hitler'in Kavgam adlı eserini okumuş olsaydım hiçbir tepkiyle karşılaşmayacağıma eminim(ki okuyacağım da). Peki ya Adolf Hitler milyonların ölmesine doğrudan sebep olan bir siyasetçi değil miydi? Ölen Alman, Rus veya Polonyalı olunca sıkıntı yok da (sizin deyişinizle; Türk veya Kürt olunca mı sıkıntı oluyor?) Ben Selahattin Demirtaş okuyunca mı sıkıntı oluyor? (Ki ben siyaseti sevmem, anlamam ve anlamak da istemem). Ben yazar olarak onun kalemini beğeniyorum ve gerçekten gün geçtikçe gelişen bir yazar. Kitapla ilgili konuşacak olursam; Normalde ben aşk romanları seven biri değilim ama bu kitabı çok sevdim diyebilirim. Bilhassa araya kattığı güzel espriler ve aforizmalar güçlü kalemle birleşince de ortaya şahane bir eser çıkmış oldu. Kitaptan sevdiğim bir alıntı; "Empati kendini başkasının yerine koymak değildir bence. Kendini asla başkasının yerine koymayacağanın farkında olmaktır. Ateşin düştüğü yeri yaktığını bilmektir, herkesin hikayesinin özgün ve değerli olduğuna inanmaktır."
Efsun
9.1/10
· 1.318 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
5
149
244 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Basit fikirlerinizle okumayın anlamazsınız
Gerek yok..... Ama başlayalım demi nerden başlıyalım ki İlk sözüm kitabı sadece bir aşk kurmacası görenler Okurken sıkılırlar.... Bir bilinmezlik nasıl bir sona varıyor. Kaç kelimesinde adı susturulmaya çalışılmış koca bir Coğrafyanın gerçeklerini görmek mümkün. Belki görülmemiş, hiç gidilmemiş hiç bilmediğiniz yerler hakkında önyargılarınızın sizi yönlendireceğinden eminim. Siz bilmezsiniz. Okurken sadece aşk, cinsel şakalar, küfürler ve daha nice klişe kelimeleler takılıp kalırsınız. Her "gerek yok" sözünden sonra devamını ben kafamdan tamamladım. Çünkü; beni, bizi, ezilmiş dili asimile edilmeye çalışılan, yokmuş gibi tavırlarla arka plana atılmaya çalışılan bir milleti anlatıyor... Fazla etkilendim her ANNE kelimesi geçtiğinde Hiç bilmediği biriyle evlenme, Anlatamadım gerek yok....(ağlamaklı olursunuz) Samimi bağlarla okuyucuyla haşir neşir olunmaya çalışılmış, bu biraz fazla belli ettiriyor. Galiba yine Bizi anlatıyor.... belki bizi anlayan burda dökülen, Dersim'de yakılan,,,,,küçücük bedenlere bilmem kaçıncı asrın kiniyle sıkılan mermileri de anlatıyor siz bilmezsiniz...ki Dört duvar engel olamamış yazmasına. Çünkü eşi, kızı bir koca millet ona mürekkep oldu... hissetti yazdı, güzel yazdı, bizi yazdı. Ha okuyun çünkü bir halkı anlamak için onların yazdığı kitaplardan, dengbêjlerden, sakalı 70'ine dayanmış ihtiyarlarından dinlemeli bilmem anlar mısınız... Hiç oralı olmuyorsunuz da Neyse Gerek yok..... siz önyargılarınız, dayatılmış milliyetçi fikirlerinizle anca bazı beyinlerin fikirlerini görecek kadar size tolerans tanınmış, . size ne denmeli ki.. Sadece kendi doğruları tarih diye size yutuldu..
Efsun
9.1/10
· 1.318 okunma
Okuyacaklarıma Ekle
10
434