Adı:
Kavgam
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059840392
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mein Kamph
Çeviri:
Ergün Aydın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
En Kitap
Yirminci yüzyıl siyasal tarihi açısından önemli bir yapıt olan bu eserde Hitler, "nasyonal sosyalizm" adını verdiği dünya görüşünün açıklamasını yapar ve amaçlarını bildirir. Hitler'in siyasal ve ekonomik tezlerinin yer aldığı, kapitalizmin ve Marksizmin eleştirildiği bu kitap, aynı zamanda bir otobiyografi olması nedeniyle de çok önemlidir. Kapitalizme ve Marksizme karşı yeni bir politik sistemin önerisi sunulmaktadır; bu bakımdan Kavgam'da Hitler'in kendi politik kuramları yazılı haldedir. Hitler parlamenter demokrasinin eleştirisini yapmış, milliyetçiliğin karşıtı olan enternasyonalizmi dönemin sosyopolitik koşulları altında kötülemiş, İdealleri üzerine kurulu "Büyük Almanya" hedefini açıkça dile getirmiştir. "Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim. "
-Adolf Hitler-
544 syf.
·Beğendi·10/10
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi bir eser de ancak böyle anlatılabilirdi diye düşünüyorum.

1925 yılında, hiperenflasyonun bitiminden kısa bir süre sonra Almanya'da, o günlerde sağcı politik ölçekten bir aktivist tarafından yayınlanan, aşırı görüşlere sahip politik bir kitap ortaya çıktı. Bavyera dışında henüz iyi bilinmeyen ve edebiyat camiasınca da tanınmayan bu yazar, 9 Kasım 1923'te Bavyera’nın başkenti Münih'te başarısız bir darbe girişimi (Birahane Darbesi) sonrasında, işlemiş olduğu bu suça istinaden 1924 yılında dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çektiği ve tutuklu kaldığı Landsberg cezaevinde geçen süre zarfında, “Mein Kamf – Kavgam” başlıklı ilk kitabının birinci cildini kaleme aldı ve yazdı. 35 yaşında olan bu genç yazarın adı Adolf Hitler'di. İşin ilginç olanı şudur ki, bu kitabın yazarının on yıl içinde Alman hükümetinin en başına geçeceğinden, altı yıl sürecek insanlık tarihinin en yıkıcı, en acımasız, en kanlı savaşından birisi olan, İkinci Dünya Savaşına baş aktörlük edeceğinden, ölüm ve tehditler ile geçen 20 yıllık diktatörlük süresinden sonrada intihar edeceğinden hiçbir kimsenin zerre şüphesi ve kuşkusu olmadı.

İki bölümden oluşan bu kitabın içeriği, başta politik düşmanlara karşı açık saldırganlığı, demokrasi ve esas olarak Hitler'in gözünde Alman halkının "düşman ırk" olarak adlandırdığı Yahudi karşıtlığı ile bilinir. “Mein Kamf – Kavgam” adlı eserinde Hitler iki ana konuyu birbirine bağlamıştır: otobiyografik bölümler ve bunun yanında detaylı politik programları. Hitler kitabında, o günlerde kendi düşüncesiyle büyük bir tehdit olarak gördüğü "Bolşevik-Yahudi" kitleye, Komünizme ve aynı zamanda yine ona göre uluslararası finans sermayesini elinde bulunduran asıl Yahudi’lere karşı izlenecek politik yolları ele aldı. Adolf Hitler, kitabında kendince bir takım siyasi ve politik taleplerde de bulundu. Avusturya’nın Almanya’ya bağlanması, her ne pahasına olursa olsun, jeopolitik anlamda üstün bir ırk olan Almanların sıkışıp kaldıkları bu dar topraklardan, diğer aşağılık devletlerin/ırkların ellerinde bulunan topraklara/alanlara doğru “Lebensraum - Yaşam Alanı” için genişlemesini ve dünya hâkimiyeti için emelleri olan Yahudi planlarının "açıklamasını" istedi. Bunun dışında, sahte senaryo ile dünya egemenliği için iddia edilen ve bir Yahudi projesi olan, "Siyon Liderlerinin Protokolleri" ‘ni "delil" olarak gösterdi ve dik duruşundan taviz vermedi.

Bu kitabın planlanması ve yazılması/yaratılışı hakkında birkaç varyasyon, hikâye, efsane ve dedikodu da yok değil. Hitler'in kitabının önemli kısımlarının yazılı olmadığı söylentiler arasındaydı. Başka bir iddiaya göre, metnin bazı kısımlarını sırdaşı Rudolf Hess'e dikte ettiği de iddia edildi. Daha çok Hitler'in tek başına, içinde bulunduğu psikoloji ile bu denli ağır bir kitabı kaleme alabildiğine ve tamamladığına inanmakta zorlananlar da yok değildi. Tüm bu özellikler ve soru işaretlerinin beraberinde getirdiği gizem ile birlikte, kitabın çok popüler olduğu ve Nasyonal Sosyalistler’in Ocak 1933'te iktidara geldiği o zamana kadar 240.000'den fazla kopyasının satıldığı, ama hiç kimsenin de konuyu/kitabı ciddi anlamda ele almadığı anlaşıldı. Fakat bir diğer önemli hususta, son araştırmalara göre, bu kitabı okuyan kişilerinde kitapta geçen düşünce ve fikirlere ilgi duyduğunu kanıtlar yöndeydi. "Mein Kampf - Kavgam" kitabının belli başlı başarısı ve yanlılarının olmasına rağmen, basında ona olan ilgi başlangıçta oldukça düşüktü. Almanya'daki faşist hareketle özdeşleşenler haricinde, kitap Weimar Cumhuriyeti'ndeki siyasal kitap eleştirmenleri tarafından pek de ciddiye alınmadı.

Hitler'in siyasi bir kitap yazma isteğine ek olarak, Mein Kampf – Kavgam’ın yayımlanması için bir başka sebep daha vardı: Hitler'in mali kaynak ve finans ihtiyacı. Kitabın satışından gelen gelirlerin, kendisinin Reich Şansölyesi olarak atanmasına kadar elinde tuttuğu sayısız hukuk danışmanını finanse etmek için yeterli gelir sağlayacağını umut ediyordu. Kitabı 1933 yılının başlarına kadar iyi kazanç sağladı ama asıl popülaritesini 1933 yılı sonrasında yakaladı diyebiliriz. Bu pek de şaşılası bir durum değildi Kitap adeta "Yeni Almanya" yol haritasında iktidara gelen Naziler’in fiili temel siyasi programı haline geldi. Hemen yeni basımlar için emirler verildi ve yeni evli çiftlere (İncil yerine) verildi veya insanlar çalışma arkadaşlarına hediye olarak Kavgam’ın birer kopyasını verdiler. Tarihçiler, sadece Almanca olarak Nazi döneminin sonunda 11 milyondan fazla kopyanın basıldığını tahminini yürüttüler. 1945 yılına kadar 15 dile yetkili ve yetkisiz çeviriler yapıldı. Bu yüksek baskı rakamları yüksek telif haklarını da beraberinde getirdi ve Hitler, yüksek kazancı riske etmemek adına ikinci el kullanılmış kopyaların satışını yasakladı. Bu şekilde resmi olarak sadece yeni kopyaların basımı mümkündü ve satışının yapılması sağlandı.


Adolf Hitler’e karşı Irene Harand’ın Kitabı, "Sein Kampf – Onun Kavgası", 1935.

"Kavgam" kitabında yer verilen birçok hitam ve iftiralara karşı verilen yanıtların arasında, Avusturya’lı Katolik Irene Harand tarafından yazılan kitap bir göze çarpıyor. 1935'teki kaleme aldığı kitabı " Onun Kavgası" adını taşır. Bu kitap Yahudiler için taraf olur ve Hitler'in yazlı olarak ele aldığı vahşi anti-semitik suçlamalarına karşı onları savunmaya çalışır. Harand kitabında, Hitler'in yalanı bir politik malzeme aracı olarak kullandığını ve iddiaları güçlendirmek içinde Yahudileri iddialarının en temel merkezine oturttuğunu belirtir. Harand, Hitler için tarihi bir kaynak değeri olan " Siyon Liderlerinin Protokolleri” iddiasını da bu kitabında yalanlar. Bir mucize gerçek olmuştu ve Irene Harand’ın şansı bir kere daha ona gülmüştü! Neden derseniz; İngiltere'de bulunduğu 12 Mart 1938 yılında, "Anschlusses" (Avusturya’nın ilhakı) esnasında kesin bir tutuklamadan ve belki de ölümden kıl payı kurtulmuştu. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.

Hitler'in fikirleri, düşünceleriyle ele aldığı liderlik yönetimi ve kariyeri, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya yenilgisiyle sona ermiştir. Nazi rejiminin çöküşünden hemen sonra, korkuya kapılan milyonlarca Alman vatandaşı, ellerinde bulundurdukları bu kitabın bir suç sayılmasından korktukları için Kavgam kitabını imha etmeye başladılar. Basım ve yayım hakları Bavyera Eyaletinin elinde olan ve uzun zaman yeni basımı yasaklı olan "Kavgam" kitabının, 02.12.2015’te alınan bir karar ile tekrar basımına müsaade edildi. Ancak kitabın politik ve tarihsel bağlamda ele alınarak, uzman araştırma ekibi eşliğinde bilimsel açıklamalı yayınlaması adına gayret ve çabalar vardır. Farklı dillerde yayınlanan türleri neredeyse hiçbir şekilde önlenememekte ve bu nedenle, maalesef dünya çapında pek çok kitapçı ve sahaflarda çok farklı, çoğu tarihsel açıklaması olmayan türleri de bulunmaktadır.

Elinizde ne varsa onun kıymetini bilin, ama elinizde şöyle bir 1925 ve 1929 basımı orijinal 1. ve 2. cilt mevcut ise, işte o zaman daha da yukarılarda bir yerde saklayınız. 28.02 2014 Tarihinde ABD’nin Los Angels şehrinde bulunan, Nate Sanders Müzayede evinde 1925 yılına ait özel imzalı olan iki cilt Kavgam eseri 64.850 Amerikan dolarına satıldı. Gel de şimdi korkudan bu eserler yakılıyordu detayına takılma!!! Kim korkmadan yıllarca sakladı bu güzelim iki cildi? Hem de özel imzalı!!!

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ A.Y. ~
544 syf.
·6 günde·10/10
Lütfen kitabı okuyun. Hemen ön yargılı olmayın. Bu benim fikrimden değil karşıyım demeyin. Tarafsız okuyun olayları bilmiyormuş gibi ve Adolf Hitler'i bir de onun gözünden bakarak okuyun arkadaşlar...
Kitabın dili oldukça sade ve kolayca anlaşılabilirdi.
Daha önce göz atmıştım ama şimdi güzelce sindirerek okuma fırsatı buldum. Çok ama çok zeki bir adam Adolf Hitler. Hani Onun için deli diyorlar ya zeki büyük liderlerin muhakkak biraz deliliği vardı normal diye düşünüyorum.
Kitapta Adolf Hitler çocukluğundan, hayallerinden bahsediyor, sonra partiye üye olması ve o günkü Almanya'nın içinde bulunduğu durumu, yönetimde olanların basiretsizliğini ve Yahudileri anlatmaktadır. Adam gerçekten de ileriyi görmüş . Şuan ki dünyayı kim yönetiyor. Tabi ki Yahudiler. O önceden olacakları tahmin etmiş ve kendince önlem almak istemiş. O anki şartların gerektiğini ve yapabileceklerini yapmış Hitler. Bunun gibi tarihte bir sürü örnekler vardır. Kabul edelim ya da etmeyelim o anda yaşamadık ancak yaşayıp görebilirdik. Kesin bir hüküm sürmek için. Osmanlıda padişahlar kardeş katli yapmadı mı? Mecburdular. Osmanlı imparatorluğunun devamı için. Cumhuriyetin ilk yıllarında İstiklal mahkemeleri kurulup idamlar olmadı mı? Mecburdular. Vatanın bekası için. Şartlar ne gerekiyorsa yapılması gerektiği ve ileri görüşlü liderlerin yaptıkları gibi mecburdular.
Hitler kitabında bir de kafasında tasarladığı Almanyayı anlatmakta ve yapılmasının mecburi olduğu yeni savaşlara gönderim yapmaktadır.
Lütfen tarafsız olun ve okumak için şans verin kitaba
İyi okumalar..
544 syf.
·Puan vermedi
İlk 200 sayfasında kendi milleti için bir şeyler yapmaya çalışan bir adam gördüm ancak sonra çığırından çıktı . Bu kitabı izlediğim bir filmden sonra bu adam bunları nasıl yapmış olabilir ne düşündü acaba diyerek okumaya başladım . Kitabı okuduğumda gördüm ki anlamak mümkün değil . Bu nasıl mantık dedirtti sık sık bana . Zamanında Almanlar tarafından katliama uğrayan bir milletin bugün başka bir topluma katliam yapması da anlaşılır şey değil . Demek ki ya insanlık unutuldu ya da insanlık aslında hiç var olmadı .
544 syf.
·Puan vermedi
"Eğer Kavgam'ı ciddiye alıp okusaydık, İkinci dünya savaşının çıkmasına engel olurduk!"
-Winston Churcill İngiltere Başbakanı
Kapitalizim ve sosyalizimi farklı yönleriyle ele alan bir siyasi eser. Okunmasını tavsiye ederim.
544 syf.
·Puan vermedi
Kavgam kitabını okuduğumda Adolf Hitler’in kırılmaz iradesinin, ona yaşanmışlıklarının eseri olduğunu gördüm. Anlattıkları, işçilerin arkasında olmak istemesi, parlamentonun vatandaşı yansıtmayacağını kestirebilmişti. Gerçekten ileri görüşlü ve iyi bir gözlemci. Kitabın dili oldukça sade. İdeolojik kavramlar dışında okurken hiçbir şekilde sıkılmıyor ve takılmıyorsunuz. Geçmiş nasılsa bugün de öyle çünkü. Ancak Hitler’in Yahudilere olan anlamsız kin ve yok etme isteğinin nedenini bilememek rahatsız ediyor.

Kavgam kitabında fazlasıyla imla ve noktalama hatası bulunuyor. Her sayfada en az bir hata bulunabilir diye düşünüyorum. Bunun dışında tarih ve otobiyografi severlerin okuması gereken bir kitap.

Adolf Hitler, annesi ev hanımı, babası memur olan bir ailenin tek çocuğudur. Çiftçi bir ailenin çocuğu olan babası okuyarak memur olmuştur ve Hitler’in de öyle olmasını ister. Hitler, küçüklüğünde babasının kütüphanesinde yer alan kitapları okumuş ve o yaşlarda hitabet etmeyi öğrenmiştir. Hitabet etmeyi bir tutku haline getirirken aile büyükleri bunu önemsemez fakat arkadaş çevresinde bir etki alanı oluşturduğunu fark eder. Kendini bu yönde geliştirmeye devam eder. Okul yıllarında resim alanında yetenek gösterir ve sanat okuluna gitmek ister. Ancak babası onun memur olması konusunda ısrar eder. Babasıyla bir çatışma yaşarlar. Bu ikilemde Hitler’in babası vefat eder. Hitler sanat okuluna gitmek için bir engelin kalmadığını düşünse de karşısında annesini bulur. Annesi eşinin isteğini yerine getirmeyi amaçlar. Ancak Hitler’in ciğerlerinde meydana gelen rahatsızlık sonucu, doktoru masa başı işin onun için iyi olmayacağını söyler. Hitler kaderinin ona açtığı yol sayesinde ressam olmak ümidiyle Viyana’ya gider. Orada inşaatlarda iş bularak geçinmeye çalışır. Sanat okuluna başvuru yapar ancak yetenek sınavından başarısız olur. Mimarlığa yönlendirilen Hitler, resme olan ilgisini bu alanda ilerletmeye çalışır. Çetin şartlarla mücadele eden Hitler, annesinin vefatıyla yıkılır. Ancak yolundan vazgeçmez. Bu arada da şehirle ilgili gözlemler yapar. Toplumu, mimariyi, politikayı inceler. Yahudilerin her yerde olduğunu, şehri ve imparatorluğu ele geçirdiğini fark eder. Yahudilere olan kini kat be kat artar. Ona göre Alman ırkının bir ehemmiyeti kalmamıştır. Bu yüzden Almanlar kendi ırklarını korumalı ve sadece kendi ırklarıyla üremelidir. Yönetimden sanata Yahudilerin her yere Yahudilerin egemen olması, onu inanılmaz rahatsız eder. Irklarını onlardan arındırmak gerektiğini şiddetle savunur. Kendi milletinin kadınları Yahudilerle asla evlenmemelidir. Pangermenizm politikasıyla bütün Cermen halkını tek bir bayrak altında toplamak çok makul bir görüştür.

Adolf Hitler o zamanlar birçok kötü şartla mücadele eder ama o daima haline şükretmiş ve yaşadıklarının gerçeği görmesini sağladığını düşünmüştür. Birinci Dünya Savaşı’nın belirtileriyle Hitler Berlin’e döner. Gönüllü asker olarak savaşa katılmak ister ve kabul edilir. Yılları savaşlarda geçer. Savaşta maruz kaldıkları hatta arkadaşlarını kaybetmesine neden olan zehirli gaza maruz kalırlar. Bu gaz nedeniyle gözleri zarar görmüştür ve uzun süre tedavi görür. O sağlık sorunlarıyla uğraşırken, Kızıl taraftarların yaptığı darbe ile yönetime el konulmuştur. Bu Hitler için son derece acı bir durumdur. İyileşir iyileşmez cepheye ger döner. Uzun yıllar süren savaş askeri yıldırır. O ise onları sürekli motive etmeye çalışır. Sonunda eğitmen sıfatıyla görev yapmaya başlar.

Hitler bir partinin toplantısına katılıp kendi tutamayarak kızıl taraftarlığının yanlışlığına yönelik konuşma yapar. Parti grubunda onun konuşmasından etkilenen biri başka bir toplantıya çağırır. Alman İşçi Partisi, Hitler’e göre yanlış politikalar ve düşüncelerle doluydu. Bu toplantıya gitmek istemese de içindeki meraka yenik düşer ve toplantıya gitmesiyle parti üyeliği başlar. Partinin değişmesi için elinden geleni yapar. Güçlü hitabetiyle yardım ve para toplar. Çok kısa bir zamanda kalabalığı alacak büyük salonlarda toplantı düzenlerler. Partinin adı, “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” olarak değişir. Hitler, her toplantı konuşmada yer alır. Bağlılık yemini eden savunuculara sahip olurlar. Bu yükseliş Kızılları rahatsız eder. Sabote etmeye çalışsa da başarısız olurlar. Partiye bir işçinin önerdiği sembolü Hitler elden geçirerek imge haline getirir. Flamalar ve kol bantları bastırırlar. Parti kuruluşundan dört yıl sonra kapatılır. Hitler amaçlarından asla vazgeçmez.

Hitler’in politika ile ilgili belli düşünceleri vardı. Parlamento ve demokrasiyi savunmuyordu. Bunlar Yahudilerin eseriydi. Eşitlik de onların ortaya attığı bir kavramdı ve bu kavramlar üzerinden tartışmalar yaratıp insanları birbirine düşürüyor, sonrasında destek oluyormuş gibi davranıyordu. Eğitim üzerine çocukların kendi tarihlerini detaylarıyla bilmesi gerektiğini savundu.

Ordunun disiplinle oluşturulması ve sonsuz bir sadakat içinde olması gerekirdi. Cesurların savaştığı gibi, cephenin arka saflarında duranlar da savaşmalıydı. Başka ırktan olanlar vatanı koruyamazdı.

Dış siyasette İngilizlere, onlardan farklı olmayan Amerika Birleşik Devleti’ne ve Fransızlara güven olmayacağını biliyordu. Pangermenizm politikasıyla toplumlara yeni bir yön verebilirdi. Cermen topluluklarıyla tek bir çatı altında birleşerek yeni bir imparatorluk kurmak onun için imkansız değildi.
http://kitap.yazarokur.com/kavgam
496 syf.
·115 günde·Puan vermedi
NOT : Tarafsız olarak okuyacağına söz ver tavsiye edeyim :)

NOT : Okurken dikkat edin gözleriniz bozulabilir.

Eğer merak ettiğiniz şey Hitler'in kendisii veya olumsuz özellikleri değilse okuyun. Farklı bakış açısı her zaman iyidir...

Kitabı 4 ay gibi kısa bir süre de (!) bitirmiş olmak güzeldi. Çok sık ve boğucu bir görüntü zamana yaymamda etkili oldu.Takdir edersiniz ki biçim de en az anlatım kadar önemli. İnat ederek okudum ama her kitabın bir güzelliği vardır degil mi? Hitler'in gençlik ve okul çağından bahsedip daha sonra da Marksizm, yahudi sorunları gibi birçok konuya değinmiş. Kaostan faydalandığını belli etmiş olması, diktatörler adına duyduğum bir tezi de doğrulamış oldu :) ama dikkatimi çeken şey Hitler'in zamanındaki siyasal yapının halka hep zarar verdiği, kendi halkını daha geri plana atmış olmasının Hitler'in yolunu açtığı bölümdü. Zaten o da kökten söküp atmıştır. Böyle bir yenilik ülkemiz adına olmalı mı? Diye düşündüm. Tabi diktatörlük olarak idare edilmeyi kast etmiyorum. Siyasal yapının komple değişmesi olarak elbette.... Dediğim gibi yeni bir fikir denemek isteyenlere tavsiye edilir.
496 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Adolf Hitler’in kendi düşüncelerini, nazi Almanya’sının doktrinlerini ve belirli konulardaki fikirlerini anlatan kitaptır. hitler'in düşünce tarzından çok "bir nazi hangi konuya nasıl bakar?" sorusunu da bulabileceğiniz bir kitap. naziler toprak bütünlüğüne nasıl bakar? alman ırkının gelişmesi için neler yapılmalıdır? askeriye nasıl olmalıdır? üstün ırk nedir? gibi bir çok soruya cevap bulabileceksiniz. hitler'in çok zeki bir adam olduğunu düşünmüşümdür hep. çünkü alenen ırkçılığı savunmasıyla, doğal seleksiyona inanıp bunu kaldırmayanların yok olmasıyla ilgili düşüncelerini söylemesiyle desteklenmesi çok zor bir insan. fakat hitler'in anlattıkları bence doğanın gerçek yüzü. sadece hitler bu acı yüzü dışarıya vurabildi.

kavgam genel olarak ağır bir kitap, lakin nazi almanyasının kuruluşunu ve hitler'in nasıl başa geldiğini merak ediyorsanız mutlaka okumalısınız bu kitabı. çünkü bir devleti anlamak için öncelikle o devleti kuran ve yöneten adamın düşüncesini anlamalısınız bence. çünkü "hitler 6 milyon yahudi yaktı" diye yüzeysel bakarsanız konuya hiçbir şey anlayamazsınız. hitler'in yaptığını doğru bulmuyoruz ama bunu neden yaptı? hangi gerekçelere dayanarak yaptı? bunları bilerek hitler'i değerlendirmek/eleştirmek lazım. çünkü hiçbir insan durduk yere milyonlarca yahudiyi toplama kamplarında yakmaz.
sanılanın aksine davasını anlatmaz, davasının ortaya çıkma nedenlerini yazar.bu sebepledir ki, bismarck imparatorluğu sonrası alman tarihini-siyasi partilerinin geçmişini bilmeyen birisi anlamakta zorluk çeker.

zaten hitler, bunu dünya'ya duyurabilecek bir manifesto şeklinde yazmamış - askeri kanatta gücünü arttırmak için askerlik arkadaşlarına yazmış.
okurken, her ne kadar objektif davranıp, tarihi gerçeklerle tartmaya çalışsanız bile, yazan kişinin ciddi psikolojik sorunlar yaşadığını anlayabileceğiniz bir kitap.

Hitler’e göre yahudilerin yok edilmemesi alman ırkına ve dünya'ya karşı yapılacak en büyük kötülüklerden birisiydi.

aslında hitler çocukluğunda yahudi aleyhtarı birisi değildi. pek haz etmiyordu, ancak onlara yapılan sistematik baskının da aşırı olduğu kanaatindeydi. kavgam'da bu konudan şöyle bahseder:

"...linz'de az sayıda yahudi vardı. yüzyıllar sonunda dış görünüşleri bakımından avrupalılaşmışlardı; diğer insanlara benziyorlardı. hatta onları alman zannediyordum. bu zannımdaki saçmalığı fark etmemiştim, çünkü onlarla bizim aramızdaki fark, sadece onların başka dine bağlı oluşlarından ibaret gibi geliyordu. onların dini inançlarından dolayı sürgün edildiklerine inandığım için, aleyhlerine olan konuşmalara antipati duyuyor, hatta bazen bu his nefret derecesine vuruyordu..."

ancak daha sonra hitler yaşı ilerledikçe birşey fark ediyor, kısaca anlatıyım:

hitler'e göre, kendi tabiriyle "avusturya imparatorluğu" alman ırkına zarar veriyor, "büyük" almanlar'ın gelişmesine engel oluyordu. o dönemde yahudiler de israil devletinin kurulması için avrupa'daki krallara tabiri caizse "yalakalık" yapıyordu, onların desteklerini arıyordu. bu ortamda viyana basınında muazzam bir saray yalakalığı vardı. hitler ilk başta bunu liberalliğin bir gereği olarak yorumladı. ancak daha sonra yine kendi tabiriyle "tiksinmeye" başladı.

bu esnada da fikir babası, idolü (karl lueger) onun hayatına girdi. hitler'in kitapta da anlattığına göre daha sonra şöyle oldu:

"...özellikle sosyal hayatta, herhangi bir pislik, bir rezillik olsun da, buna en az bir yahudi katılmamış olsun, bu mümkün değildi..."

"...sanat hayatının ortaya çıkarttığı bütün hayasız, pis eserlerin sahiplerini dikkatle araştırdım. bu araştırmaların sonu yahudilerin aleyhine idi. onlara karşı evvelce beslediğim iyi niyet iyice sarsılıyordu. his istediği kadar isyan etsin, akıl gerçek sonuçları çıkarıyordu..."

peki çözüm neydi? hitler'e göre yahudiler başka bir coğrafyaya sürülmeyle zaptedilecek bir kavim değildi. çok güçlü ve örgütlü, birbirlerine "hitler'i kıskandıracak derecede" bağlılardı. bu yüzden tek bir çözüm vardı: ortadan kaldırmak.

"...eğer yahudi, marksist fikir sayesinde bu dünya milletlerine karşı bir zafer kazanırsa, başına takacağı zafer tacı, insanlığın ölüm tacı olacaktır. o zaman üzerinde yaşadığımız dünya, milyonlarca yıl önce olduğu gibi insansız ve boşlukta ıssız bir şekilde kalacaktır..."

Nefretini seven bir adamın saplantıları sayesinde milyonlarca insanı nasıl öldürdüğünü birinci ağızdan dinlemiş oldum kitabı okuyarak....

Dini çekişmelerden ve dini inanışlardan çıkan her türlü düşmanlığı, hoşgörü ve insaniyet adına daima kınamaktan da kendimi alamıyordum.”

Yukarıdaki sözleri sarf eden bir insan milyonlarca insanı yakıyor çoluk çocuk yaşlı demeden bu nasıl bir yaman çelişki dedim çoğu yerde:(


Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün düşmanıdır ve kafaya kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder.Pierre Berton

Elimden geldiğince önyargısız okumaya çalıştım fakat sayfa 200 den sonra bir insanın gözü nasıl bu kadar dönebilir şaştım , midem kalktı .....

Okumalı mı kitabı ? Evet okumalı karşıt görüş olsa bile ......


https://youtu.be/aS4YDuTfJ7Y
568 syf.
·27 günde·Puan vermedi
Kitabı biraz süründürerek okudum gibi :) tek söylemem gereken nazi kamplarında yaşanan işkenceler falanlar filanlar yok kitapta birisi vicdanım rahat edemedi daha fazla okuyamadım kitabi gibi bir zırvalamada bulunmustu hiç alakası yokmus adam oturmus kendi hayatını anlatmıs kitapta işkencelere falan yer verilmemiş. Yahudilere karşı neden düşman olmuş diye merak ediyorsanız o şekilde okuyabilirsiniz.
584 syf.
Kitaplar neden değerli?
İşte bu soruyu Kavgam'da net bir şekilde görüyoruz bence.Churchill'in ifadesiyle "Eğer Kavgam'ı ciddiye alıp okusaydık, 2.Dünya Savaşı'nın çıkmasına engel olurduk."Tarih mış,mişlerle konuşulmaz ama Churchill'e bir kulak verilmesi kanaatindeyim.Belkide o acıların yaşanmasını engelleyebilirdi insanoğlu kimbilir.Ama şu gerçek ki,Hitler kendi ideolojisini kitapta çok net bir şekilde anlatmış.Versay'la dayatılan o haksızlıkları belki de Yahudilerin kanlarıyla temizlemeye çalıştı.Milliyetçiliğin o sapık ideoloji ırkçılığa dönüşmesinin bir öyküsü kısacası.Kavgam kendi ırkını yükseltmek için başka ırkları basamak olarak kullanmak,ve de buna inanan arkasındaki milyonlar,şaka gibi fakat ideolojilerin gerçek yüzü aslında.
Günümüze uyarlarsak eğer,malumunuz birçok ülkede aşırı sağ yükselişte.Evet kabul ediyorum bir Hitler'in çıkması beklenmiyor bunların arasından ama ellerindeki var olan güçler beni korkutuyor,en çokta nedensiz olarak inanan kitleler.Çünkü bir süre sonra bunları kontrol etmek imkansızlaşıyor.Kısacası 2.Dünya Savaşını engelleyemedik ama dünyanın bir kaçtane hayalperest yüzünden maceralara girmesini engelleyebiliriz,engellemeliyiz...
544 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Çok merak ettiğim bir kitaptı. Hitler'in ideolojisini çok merak ediyorum. Sebep neydi, neden bunları yaptı? Kitabın içeriğinde hep bunları aradım. Buldum sayılır ama beni hiç mi hiç tatmin etmedi. Anladığım şey Hitler 'in ayağına taş değse yahudilerden bildiği. Öncesinde Hitler hakkında çok araştırma yaptığım için. Bütün yaptığı o işkenceleri, mide kaldıramayacak görüntüleri kitabın hiçbir zerresine bulamadım. Amacım neden yaptın neden Hitler? Bu sorularıma, bu yaptıklarına cevap bulamadım. Benim için sığ bir kitaptı diyebilirim.
544 syf.
Bendeki kitap tam metin ve 700 sayfa. Kitap Adolf Hitler'in ağzından aktarılıyor. Doğduğu yer ve şartlarından başlanmış, çocukluğu, hayalleri, ailesi, babasıyla zaman zaman meslek seçiminde özellikle fikir çatışmaları anlatılmış. Ressam olmak istediğini belirtmiş birkaç yerde, bende çizdiği profilden dolayı bu hayali beni şaşırttı. Keskin ifade ve keskin cümleleri olan bir kitap. Çoğu yerde çok isabetli ve mantıklı tespitleri var. Kitapla ilgili duygularımı belirtmek istemiyorum. Neler yazdığını ve neleri savunduğunu herkes tahmin ediyordur zaten. Ama bazı görüşlerinin ve açıklamalarının çok yerinde olduğunu söyleyebilirim.
Tarih derslerinin amacının sadece tarihleri ve olayları öğretmekten ibaret olmadığını maalesef tarih öğretmenlerinin bile çok azı anlayabilmektedir. Mesela, bir savaşın veya bir hükümdarın tahta çıkma tarihini öğrencilerin doğru olarak bilmesinin hiçbir önemi yoktur. Zaten önemli olan da bu değildir. Tarihin amacı tarihi olayları meydana getiren nedenleri araştırıp öğrenmektir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kavgam
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059840392
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mein Kamph
Çeviri:
Ergün Aydın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
En Kitap
Yirminci yüzyıl siyasal tarihi açısından önemli bir yapıt olan bu eserde Hitler, "nasyonal sosyalizm" adını verdiği dünya görüşünün açıklamasını yapar ve amaçlarını bildirir. Hitler'in siyasal ve ekonomik tezlerinin yer aldığı, kapitalizmin ve Marksizmin eleştirildiği bu kitap, aynı zamanda bir otobiyografi olması nedeniyle de çok önemlidir. Kapitalizme ve Marksizme karşı yeni bir politik sistemin önerisi sunulmaktadır; bu bakımdan Kavgam'da Hitler'in kendi politik kuramları yazılı haldedir. Hitler parlamenter demokrasinin eleştirisini yapmış, milliyetçiliğin karşıtı olan enternasyonalizmi dönemin sosyopolitik koşulları altında kötülemiş, İdealleri üzerine kurulu "Büyük Almanya" hedefini açıkça dile getirmiştir. "Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim. "
-Adolf Hitler-

Kitabı okuyanlar 4.580 okur

  • Cengiz Yıldız
  • Kania
  • Gamze
  • Berkan Karacan
  • Gökay Yıldızoğlu
  • Melisa AKDENİZ
  • Edebiyat Memuru
  • Ayşe AFŞAR
  • Ftm___
  • Muhbir Arîn

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%8.4
14-17 Yaş
%4.8
18-24 Yaş
%22.1
25-34 Yaş
%27.7
35-44 Yaş
%24.8
45-54 Yaş
%9.8
55-64 Yaş
%1
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%40.9
Erkek
%59.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%11.1 (129)
9
%5.8 (67)
8
%10.6 (123)
7
%10.3 (120)
6
%5.3 (62)
5
%4.2 (49)
4
%1.7 (20)
3
%1.6 (19)
2
%0.9 (10)
1
%2.4 (28)

Kitabın sıralamaları