Adı:
Kavgam
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059840392
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mein Kamph
Çeviri:
Ergün Aydın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
En Kitap
Baskılar:
Kavgam
Kavgam
Kavgam
Kavgam
Yirminci yüzyıl siyasal tarihi açısından önemli bir yapıt olan bu eserde Hitler, "nasyonal sosyalizm" adını verdiği dünya görüşünün açıklamasını yapar ve amaçlarını bildirir. Hitler'in siyasal ve ekonomik tezlerinin yer aldığı, kapitalizmin ve Marksizmin eleştirildiği bu kitap, aynı zamanda bir otobiyografi olması nedeniyle de çok önemlidir. Kapitalizme ve Marksizme karşı yeni bir politik sistemin önerisi sunulmaktadır; bu bakımdan Kavgam'da Hitler'in kendi politik kuramları yazılı haldedir. Hitler parlamenter demokrasinin eleştirisini yapmış, milliyetçiliğin karşıtı olan enternasyonalizmi dönemin sosyopolitik koşulları altında kötülemiş, İdealleri üzerine kurulu "Büyük Almanya" hedefini açıkça dile getirmiştir. "Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim. "
-Adolf Hitler-
Burada sizlere hem kitap hakkında, hem o zamana ait, hem sonrasında yaşananlar için az biraz bilgi vereceğim. Umarım konu ile ilgili sizleri çok sık boğaz etmemişimdir? Evet, az uzun oldu ama böylesi bir eser de ancak böyle anlatılabilirdi diye düşünüyorum.

1925 yılında, hiperenflasyonun bitiminden kısa bir süre sonra Almanya'da, o günlerde sağcı politik ölçekten bir aktivist tarafından yayınlanan, aşırı görüşlere sahip politik bir kitap ortaya çıktı. Bavyera dışında henüz iyi bilinmeyen ve edebiyat camiasınca da tanınmayan bu yazar, 9 Kasım 1923'te Bavyera’nın başkenti Münih'te başarısız bir darbe girişimi (Birahane Darbesi) sonrasında, işlemiş olduğu bu suça istinaden 1924 yılında dokuz ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Cezasını çektiği ve tutuklu kaldığı Landsberg cezaevinde geçen süre zarfında, “Mein Kamf – Kavgam” başlıklı ilk kitabının birinci cildini kaleme aldı ve yazdı. 35 yaşında olan bu genç yazarın adı Adolf Hitler'di. İşin ilginç olanı şudur ki, bu kitabın yazarının on yıl içinde Alman hükümetinin en başına geçeceğinden, altı yıl sürecek insanlık tarihinin en yıkıcı, en acımasız, en kanlı savaşından birisi olan, İkinci Dünya Savaşına baş aktörlük edeceğinden, ölüm ve tehditler ile geçen 20 yıllık diktatörlük süresinden sonrada intihar edeceğinden hiçbir kimsenin zerre şüphesi ve kuşkusu olmadı.

İki bölümden oluşan bu kitabın içeriği, başta politik düşmanlara karşı açık saldırganlığı, demokrasi ve esas olarak Hitler'in gözünde Alman halkının "düşman ırk" olarak adlandırdığı Yahudi karşıtlığı ile bilinir. “Mein Kamf – Kavgam” adlı eserinde Hitler iki ana konuyu birbirine bağlamıştır: otobiyografik bölümler ve bunun yanında detaylı politik programları. Hitler kitabında, o günlerde kendi düşüncesiyle büyük bir tehdit olarak gördüğü "Bolşevik-Yahudi" kitleye, Komünizme ve aynı zamanda yine ona göre uluslararası finans sermayesini elinde bulunduran asıl Yahudi’lere karşı izlenecek politik yolları ele aldı. Adolf Hitler, kitabında kendince bir takım siyasi ve politik taleplerde de bulundu. Avusturya’nın Almanya’ya bağlanması, her ne pahasına olursa olsun, jeopolitik anlamda üstün bir ırk olan Almanların sıkışıp kaldıkları bu dar topraklardan, diğer aşağılık devletlerin/ırkların ellerinde bulunan topraklara/alanlara doğru “Lebensraum - Yaşam Alanı” için genişlemesini ve dünya hâkimiyeti için emelleri olan Yahudi planlarının "açıklamasını" istedi. Bunun dışında, sahte senaryo ile dünya egemenliği için iddia edilen ve bir Yahudi projesi olan, "Siyon Liderlerinin Protokolleri" ‘ni "delil" olarak gösterdi ve dik duruşundan taviz vermedi.

Bu kitabın planlanması ve yazılması/yaratılışı hakkında birkaç varyasyon, hikâye, efsane ve dedikodu da yok değil. Hitler'in kitabının önemli kısımlarının yazılı olmadığı söylentiler arasındaydı. Başka bir iddiaya göre, metnin bazı kısımlarını sırdaşı Rudolf Hess'e dikte ettiği de iddia edildi. Daha çok Hitler'in tek başına, içinde bulunduğu psikoloji ile bu denli ağır bir kitabı kaleme alabildiğine ve tamamladığına inanmakta zorlananlar da yok değildi. Tüm bu özellikler ve soru işaretlerinin beraberinde getirdiği gizem ile birlikte, kitabın çok popüler olduğu ve Nasyonal Sosyalistler’in Ocak 1933'te iktidara geldiği o zamana kadar 240.000'den fazla kopyasının satıldığı, ama hiç kimsenin de konuyu/kitabı ciddi anlamda ele almadığı anlaşıldı. Fakat bir diğer önemli hususta, son araştırmalara göre, bu kitabı okuyan kişilerinde kitapta geçen düşünce ve fikirlere ilgi duyduğunu kanıtlar yöndeydi. "Mein Kampf - Kavgam" kitabının belli başlı başarısı ve yanlılarının olmasına rağmen, basında ona olan ilgi başlangıçta oldukça düşüktü. Almanya'daki faşist hareketle özdeşleşenler haricinde, kitap Weimar Cumhuriyeti'ndeki siyasal kitap eleştirmenleri tarafından pek de ciddiye alınmadı.

Hitler'in siyasi bir kitap yazma isteğine ek olarak, Mein Kampf – Kavgam’ın yayımlanması için bir başka sebep daha vardı: Hitler'in mali kaynak ve finans ihtiyacı. Kitabın satışından gelen gelirlerin, kendisinin Reich Şansölyesi olarak atanmasına kadar elinde tuttuğu sayısız hukuk danışmanını finanse etmek için yeterli gelir sağlayacağını umut ediyordu. Kitabı 1933 yılının başlarına kadar iyi kazanç sağladı ama asıl popülaritesini 1933 yılı sonrasında yakaladı diyebiliriz. Bu pek de şaşılası bir durum değildi Kitap adeta "Yeni Almanya" yol haritasında iktidara gelen Naziler’in fiili temel siyasi programı haline geldi. Hemen yeni basımlar için emirler verildi ve yeni evli çiftlere (İncil yerine) verildi veya insanlar çalışma arkadaşlarına hediye olarak Kavgam’ın birer kopyasını verdiler. Tarihçiler, sadece Almanca olarak Nazi döneminin sonunda 11 milyondan fazla kopyanın basıldığını tahminini yürüttüler. 1945 yılına kadar 15 dile yetkili ve yetkisiz çeviriler yapıldı. Bu yüksek baskı rakamları yüksek telif haklarını da beraberinde getirdi ve Hitler, yüksek kazancı riske etmemek adına ikinci el kullanılmış kopyaların satışını yasakladı. Bu şekilde resmi olarak sadece yeni kopyaların basımı mümkündü ve satışının yapılması sağlandı.


Adolf Hitler’e karşı Irene Harand’ın Kitabı, "Sein Kampf – Onun Kavgası", 1935.

"Kavgam" kitabında yer verilen birçok hitam ve iftiralara karşı verilen yanıtların arasında, Avusturya’lı Katolik Irene Harand tarafından yazılan kitap bir göze çarpıyor. 1935'teki kaleme aldığı kitabı " Onun Kavgası" adını taşır. Bu kitap Yahudiler için taraf olur ve Hitler'in yazlı olarak ele aldığı vahşi anti-semitik suçlamalarına karşı onları savunmaya çalışır. Harand kitabında, Hitler'in yalanı bir politik malzeme aracı olarak kullandığını ve iddiaları güçlendirmek içinde Yahudileri iddialarının en temel merkezine oturttuğunu belirtir. Harand, Hitler için tarihi bir kaynak değeri olan " Siyon Liderlerinin Protokolleri” iddiasını da bu kitabında yalanlar. Bir mucize gerçek olmuştu ve Irene Harand’ın şansı bir kere daha ona gülmüştü! Neden derseniz; İngiltere'de bulunduğu 12 Mart 1938 yılında, "Anschlusses" (Avusturya’nın ilhakı) esnasında kesin bir tutuklamadan ve belki de ölümden kıl payı kurtulmuştu. Kendisi daha sonra Amerika Birleşik Devletleri'ne göç etti.

Hitler'in fikirleri, düşünceleriyle ele aldığı liderlik yönetimi ve kariyeri, İkinci Dünya Savaşı'ndaki Almanya yenilgisiyle sona ermiştir. Nazi rejiminin çöküşünden hemen sonra, korkuya kapılan milyonlarca Alman vatandaşı, ellerinde bulundurdukları bu kitabın bir suç sayılmasından korktukları için Kavgam kitabını imha etmeye başladılar. Basım ve yayım hakları Bavyera Eyaletinin elinde olan ve uzun zaman yeni basımı yasaklı olan "Kavgam" kitabının, 02.12.2015’te alınan bir karar ile tekrar basımına müsaade edildi. Ancak kitabın politik ve tarihsel bağlamda ele alınarak, uzman araştırma ekibi eşliğinde bilimsel açıklamalı yayınlaması adına gayret ve çabalar vardır. Farklı dillerde yayınlanan türleri neredeyse hiçbir şekilde önlenememekte ve bu nedenle, maalesef dünya çapında pek çok kitapçı ve sahaflarda çok farklı, çoğu tarihsel açıklaması olmayan türleri de bulunmaktadır.

Elinizde ne varsa onun kıymetini bilin, ama elinizde şöyle bir 1925 ve 1929 basımı orijinal 1. ve 2. cilt mevcut ise, işte o zaman daha da yukarılarda bir yerde saklayınız. 28.02 2014 Tarihinde ABD’nin Los Angels şehrinde bulunan, Nate Sanders Müzayede evinde 1925 yılına ait özel imzalı olan iki cilt Kavgam eseri 64.850 Amerikan dolarına satıldı. Gel de şimdi korkudan bu eserler yakılıyordu detayına takılma!!! Kim korkmadan yıllarca sakladı bu güzelim iki cildi? Hem de özel imzalı!!!

Şimdiden keyifli okumalar dilerim arkadaşlar.

Bir sonraki kitap yorumu ve değerlendirmesin de görüşmek dileğiyle. Esen kalınız!

~ Adem YEŞİL ~
İlk 200 sayfasında kendi milleti için bir şeyler yapmaya çalışan bir adam gördüm ancak sonra çığırından çıktı . Bu kitabı izlediğim bir filmden sonra bu adam bunları nasıl yapmış olabilir ne düşündü acaba diyerek okumaya başladım . Kitabı okuduğumda gördüm ki anlamak mümkün değil . Bu nasıl mantık dedirtti sık sık bana . Zamanında Almanlar tarafından katliama uğrayan bir milletin bugün başka bir topluma katliam yapması da anlaşılır şey değil . Demek ki ya insanlık unutuldu ya da insanlık aslında hiç var olmadı .
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.005 Oy)17.369 beğeni39.210 okunma2.047 alıntı164.098 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.019 Oy)7.276 beğeni19.704 okunma3.088 alıntı115.574 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (7.793 Oy)8.079 beğeni25.817 okunma614 alıntı125.710 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.178 Oy)8.090 beğeni23.796 okunma1.855 alıntı101.514 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (9.954 Oy)12.400 beğeni31.544 okunma2.695 alıntı131.601 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (6.776 Oy)7.304 beğeni20.413 okunma657 alıntı78.798 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.099 Oy)10.757 beğeni26.378 okunma1.372 alıntı139.022 gösterim
  • Sefiller
    9.1/10 (4.075 Oy)4.789 beğeni15.941 okunma2.721 alıntı102.044 gösterim
  • Olasılıksız
    8.5/10 (5.830 Oy)6.522 beğeni18.798 okunma556 alıntı106.441 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (5.478 Oy)5.760 beğeni15.110 okunma2.165 alıntı77.938 gösterim
"Eğer Kavgam'ı ciddiye alıp okusaydık, İkinci dünya savaşının çıkmasına engel olurduk!"
-Winston Churcill İngiltere Başbakanı
Kapitalizim ve sosyalizimi farklı yönleriyle ele alan bir siyasi eser. Okunmasını tavsiye ederim.
Kavgam kitabını okuduğumda Adolf Hitler’in kırılmaz iradesinin, ona yaşanmışlıklarının eseri olduğunu gördüm. Anlattıkları, işçilerin arkasında olmak istemesi, parlamentonun vatandaşı yansıtmayacağını kestirebilmişti. Gerçekten ileri görüşlü ve iyi bir gözlemci. Kitabın dili oldukça sade. İdeolojik kavramlar dışında okurken hiçbir şekilde sıkılmıyor ve takılmıyorsunuz. Geçmiş nasılsa bugün de öyle çünkü. Ancak Hitler’in Yahudilere olan anlamsız kin ve yok etme isteğinin nedenini bilememek rahatsız ediyor.

Kavgam kitabında fazlasıyla imla ve noktalama hatası bulunuyor. Her sayfada en az bir hata bulunabilir diye düşünüyorum. Bunun dışında tarih ve otobiyografi severlerin okuması gereken bir kitap.

Adolf Hitler, annesi ev hanımı, babası memur olan bir ailenin tek çocuğudur. Çiftçi bir ailenin çocuğu olan babası okuyarak memur olmuştur ve Hitler’in de öyle olmasını ister. Hitler, küçüklüğünde babasının kütüphanesinde yer alan kitapları okumuş ve o yaşlarda hitabet etmeyi öğrenmiştir. Hitabet etmeyi bir tutku haline getirirken aile büyükleri bunu önemsemez fakat arkadaş çevresinde bir etki alanı oluşturduğunu fark eder. Kendini bu yönde geliştirmeye devam eder. Okul yıllarında resim alanında yetenek gösterir ve sanat okuluna gitmek ister. Ancak babası onun memur olması konusunda ısrar eder. Babasıyla bir çatışma yaşarlar. Bu ikilemde Hitler’in babası vefat eder. Hitler sanat okuluna gitmek için bir engelin kalmadığını düşünse de karşısında annesini bulur. Annesi eşinin isteğini yerine getirmeyi amaçlar. Ancak Hitler’in ciğerlerinde meydana gelen rahatsızlık sonucu, doktoru masa başı işin onun için iyi olmayacağını söyler. Hitler kaderinin ona açtığı yol sayesinde ressam olmak ümidiyle Viyana’ya gider. Orada inşaatlarda iş bularak geçinmeye çalışır. Sanat okuluna başvuru yapar ancak yetenek sınavından başarısız olur. Mimarlığa yönlendirilen Hitler, resme olan ilgisini bu alanda ilerletmeye çalışır. Çetin şartlarla mücadele eden Hitler, annesinin vefatıyla yıkılır. Ancak yolundan vazgeçmez. Bu arada da şehirle ilgili gözlemler yapar. Toplumu, mimariyi, politikayı inceler. Yahudilerin her yerde olduğunu, şehri ve imparatorluğu ele geçirdiğini fark eder. Yahudilere olan kini kat be kat artar. Ona göre Alman ırkının bir ehemmiyeti kalmamıştır. Bu yüzden Almanlar kendi ırklarını korumalı ve sadece kendi ırklarıyla üremelidir. Yönetimden sanata Yahudilerin her yere Yahudilerin egemen olması, onu inanılmaz rahatsız eder. Irklarını onlardan arındırmak gerektiğini şiddetle savunur. Kendi milletinin kadınları Yahudilerle asla evlenmemelidir. Pangermenizm politikasıyla bütün Cermen halkını tek bir bayrak altında toplamak çok makul bir görüştür.

Adolf Hitler o zamanlar birçok kötü şartla mücadele eder ama o daima haline şükretmiş ve yaşadıklarının gerçeği görmesini sağladığını düşünmüştür. Birinci Dünya Savaşı’nın belirtileriyle Hitler Berlin’e döner. Gönüllü asker olarak savaşa katılmak ister ve kabul edilir. Yılları savaşlarda geçer. Savaşta maruz kaldıkları hatta arkadaşlarını kaybetmesine neden olan zehirli gaza maruz kalırlar. Bu gaz nedeniyle gözleri zarar görmüştür ve uzun süre tedavi görür. O sağlık sorunlarıyla uğraşırken, Kızıl taraftarların yaptığı darbe ile yönetime el konulmuştur. Bu Hitler için son derece acı bir durumdur. İyileşir iyileşmez cepheye ger döner. Uzun yıllar süren savaş askeri yıldırır. O ise onları sürekli motive etmeye çalışır. Sonunda eğitmen sıfatıyla görev yapmaya başlar.

Hitler bir partinin toplantısına katılıp kendi tutamayarak kızıl taraftarlığının yanlışlığına yönelik konuşma yapar. Parti grubunda onun konuşmasından etkilenen biri başka bir toplantıya çağırır. Alman İşçi Partisi, Hitler’e göre yanlış politikalar ve düşüncelerle doluydu. Bu toplantıya gitmek istemese de içindeki meraka yenik düşer ve toplantıya gitmesiyle parti üyeliği başlar. Partinin değişmesi için elinden geleni yapar. Güçlü hitabetiyle yardım ve para toplar. Çok kısa bir zamanda kalabalığı alacak büyük salonlarda toplantı düzenlerler. Partinin adı, “Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi” olarak değişir. Hitler, her toplantı konuşmada yer alır. Bağlılık yemini eden savunuculara sahip olurlar. Bu yükseliş Kızılları rahatsız eder. Sabote etmeye çalışsa da başarısız olurlar. Partiye bir işçinin önerdiği sembolü Hitler elden geçirerek imge haline getirir. Flamalar ve kol bantları bastırırlar. Parti kuruluşundan dört yıl sonra kapatılır. Hitler amaçlarından asla vazgeçmez.

Hitler’in politika ile ilgili belli düşünceleri vardı. Parlamento ve demokrasiyi savunmuyordu. Bunlar Yahudilerin eseriydi. Eşitlik de onların ortaya attığı bir kavramdı ve bu kavramlar üzerinden tartışmalar yaratıp insanları birbirine düşürüyor, sonrasında destek oluyormuş gibi davranıyordu. Eğitim üzerine çocukların kendi tarihlerini detaylarıyla bilmesi gerektiğini savundu.

Ordunun disiplinle oluşturulması ve sonsuz bir sadakat içinde olması gerekirdi. Cesurların savaştığı gibi, cephenin arka saflarında duranlar da savaşmalıydı. Başka ırktan olanlar vatanı koruyamazdı.

Dış siyasette İngilizlere, onlardan farklı olmayan Amerika Birleşik Devleti’ne ve Fransızlara güven olmayacağını biliyordu. Pangermenizm politikasıyla toplumlara yeni bir yön verebilirdi. Cermen topluluklarıyla tek bir çatı altında birleşerek yeni bir imparatorluk kurmak onun için imkansız değildi.
http://kitap.yazarokur.com/kavgam
Küçüklüğümüz, 2. Dünya Savaşı filmleriyle ve buna bağlı olarak Yahudi soykirimini anlayan filmlerle geçti dersek yalan olmaz. Beni şahsen en çok etkileyen bu tarz filmlerden biti Piyanist'ti. O zamanlardan beri merak etmişimdir bu kadar insanı peşinden suruklemeyi ve dünyanın gördüğü en büyük vahşete imza atmayı ve bunu yapanlarda en ufak bir pismanlik dahi uyandirmamayi Hitler nasıl başardı?

Oncelikle, 1. Dünya savaşından sonraki kötü ortam Hitlerin bu ırkçı tutumlarinin bir zemin kazanmasına müsaade etti ve de yardım etti. Sonrasında kitapta da sıklıkla degindigi gibi propaganda bu işin temelini oluşturdu. Hitler partisinin başlarında partinin propaganda işleriyle ilgileniyormus ve oldukça da başarılı olmuş. Sonraları Hitler'in de propaganda Bakanı olacak Joseph Goobels'e de ilham veren Hitlerin kendisi olmuş. Bu temel propagandalardan birisi şu mesela: "Yalan ne kadar büyükse inanani o kadar çok olur. Ve bu yalan sürekli yinelenmeli, bir süre sonra insanlar bu yalana inanacaklardir". Gerçekten çok doğru bir şey bu. Doğru oldugunu günümüzde dağı görebiliyoruz. En basitinden Lozan'in gizli maddeleri var; 2023'te Boru kullanacağız, petrol çıkaracağız, halifelik gelecek vs vs. Gibi bizim ülkemizdeki büyük yalanlara inanan sayısı her gün giderek artıyor.

Kitabın kapağında Winston Churcill'in sözü çok hakli: "Bu kitabı okusaydik, 2 dünya savaşına mani olabilirdik". Çünkü Hitler açık açık Yahudi düşmanlığı sadece Yahudi değil, Marksizime, siyahi insanlara vs ırkçı ve düşmanla tutumunu açıkça sergiliyor. Ülkesinde kötü olan her şeyden Yahudileri sorumlu tutuyor. Marksizimi de Yahudilere hizmet etmekle suçluyor. Halbuki Sovyet Rusya da Yahudilere oldukça kötü bir tutum sergilemis. Zülfü Livanelinin Serenad kitabında buna deginmisti.

Neticede, Hitler'in Yahudi düşmanlığı bir Yahudi devleti kurulmasina da ortam sağladı. Kader !
Çok merak ettiğim bir kitaptı. Hitler'in ideolojisini çok merak ediyorum. Sebep neydi, neden bunları yaptı? Kitabın içeriğinde hep bunları aradım. Buldum sayılır ama beni hiç mi hiç tatmin etmedi. Anladığım şey Hitler 'in ayağına taş değse yahudilerden bildiği. Öncesinde Hitler hakkında çok araştırma yaptığım için. Bütün yaptığı o işkenceleri, mide kaldıramayacak görüntüleri kitabın hiçbir zerresine bulamadım. Amacım neden yaptın neden Hitler? Bu sorularıma, bu yaptıklarına cevap bulamadım. Benim için sığ bir kitaptı diyebilirim.
Hitler'e nasıl zeki biri deniliyor anlamıyorum kitabı okuduğum zaman da bu sitemimde ısrarcı oldum.
Şöyle anlatayım
Adolf Hitler Almanya'da bir onbaşıydı. Almanya'nın güçlü bir ekonomisi yoktu ve zaten o döneme bakarsanız ABD tarafından desteklendiğini borç verildiğini görürsünüz. Daha sonraları buhrandan dolayı ABD de yardımı kesmek zorunda kalmıştı Almanya son derece sefildi. Önce gençlik ele geçirildi özellikle genç kesime çalışıldı zaten dünya liderleri bunun önemini kavramışlar ki 2.dünya savaşından sonra sürekli gençler üzerinden siyaset yürüdü. Özellikle gençler üzerinden..
Hitler başa geçip ilerlediğinde fikir babası değildi.İyi bir hitabet yeteneği iyi bir yönetici olmayı beraberinde getirmez tıpkı Nixon gibi onun da ısrarcı olduğu konular vardı savaş sırasında kibirlilikle Dunkirk ten güya kazanan olarak oradaki askerlere izin verdiler ha! Hayır 300 bin askeri küçümsediler. Ruslar ki berbat bir ekonomileri varken teknik anlamda kusurlu tanklar yaparken Almanya gibi teknik anlamda üst seviye tank ve askeri teçhizat karşısında dimdik durdular. Bu Stalin i övmek falan da değil. Aksine Hitler in elinde teçhizat varken ford Almanya ya para yığarken nasıl oluyor da yeniliyorsun..
Aptallık.
Sonunda bitti diyebileceğim bir kitap maalesef. Benim görüşlerime ters bir düşünceyi okumak gerçekten çok zordu.
Milliyetçilik evet tabiki her insanda olması gereken bir şey ama insanları üstün ırk aşağı ırk gibi ayırmak çok çok iğrenç bir şey. Zaten kitabın ilk 200 sayfası falan normaldi. Çoğu düşüncesi de çok güzeldi ki eğitim bunlardan ilkidir. Ama mesele ırka gelince okuması zorlaştı açıkçası.
Farklı düşünceleri okumak, kendi içinde değerlendirmek kişisel gelişim için önemli bir şey olduğu için okunsun tabi. Ama lütfen çok da örnek almayın.
Hitler’in hapishanede kaldığı süre içerisinde yazdığı siyasi otobiyografisidir. Kitabın başından ortasına yani çocukluğundan siyasi hayata atılmasına kadar her şey normaldi ve hayran kaldım , kitabın yarısından sonra zaman zaman öfkelendim , sinirlerim de bozuldu. Genel olarak tarihe kötü olaylarla yazdırmış da olsa adını ondan öğrenilecek en iyi şey liderliğin hakimiyet üzerinde etkin bir silah olarak kullanılmasıdır . Kendisi hem hitabet gücü hem etkileyici jest ve mimikleri hem de Alman halkına verdiği güven sayesinde onlar için insanüstü niteliklere sahip karizmatik bir lider olmuştur . Kısaca kitap bittiğinde ona hem hayran kaldım hem de ondan nefret ettim ama ondan öğrendiğim en iyi şey onun da söylediği ve inandığı gibi “ İnsan ancak sevdiği ve inandığı şeyler uğruna mücadele eder.”
Evet Hitler milyonlarca insanı katleden biri ancak çokta zeki bir kişiliği var.Emin olun kitabı okuduktan sonra bana destek vereceksiniz.Nasyonel Sosyalizmi ve Adolf Hitler'i anlamak için Kavgam'ı okumalısınız.
Hitler'in yaptığı katliam kabul edilemez olsa da tarihe mâl olan bir kişilik bu katliamları neden yapmış, neden yahudilere karşı çıkmış, inandığı dava uğruna neler yapmış bunları anlatan okunması gereken bir kitap.
Aslında tarihin en büyük faşist diktatörü olarak hafızalara kazılmış devlet adamlarından biri şüphesiz ki adolf hitler dediğimiz zaman ilk aklımıza gelecek düşüncedir bu kendi yazdığı eserine baktığımız zaman onu bu katliamlara yönelten yaşamı ve yaşadıklarının verdiği acıların onun ruh haline nasıl yansıttığını ve yaptığı yapacağı katliamlara nasıl yansıttığını dile getirmiştir belkide hitler o kadar acımasız değil yaşadıkları çok acımasız di bu eser biraz daha hitleri ve onu diktatörlüğe kadar nasıl getirdiğini anlatıyor kendi ağzından
"Kendinizi dünya üzerinde hiç kimseyle karşılaştırmayın. Karşılaştırıyorsanız, kendinize hakaret ediyorsunuzdur."
Tarih derslerinin amacının sadece tarihleri ve olayları öğretmekten ibaret olmadığını maalesef tarih öğretmenlerinin bile çok azı anlayabilmektedir. Mesela, bir savaşın veya bir hükümdarın tahta çıkma tarihini öğrencilerin doğru olarak bilmesinin hiçbir önemi yoktur. Zaten önemli olan da bu değildir. Tarihin amacı tarihi olayları meydana getiren nedenleri araştırıp öğrenmektir.
"Bir devletin hakkında verilecek karar, milletine sağladığı fayda ile ölçülür."
Siyasi partilerin din meseleleriyle herhangi bir isi olamaz.Sadece bu meselelerin etkisiyle milli hayatin karsisinda yer almamali ve irkin ahlakina zarar vermemelidir.Bunun gibi, siyasi partilerin mucadelesine dini meseleleri karistirmamalidir...
Adolf Hitler
Sayfa 106 - Kum Saati Yayinlari
Babam görevine düşkün bir memur, annem ise çocuklarının üzerine şefkat ve titizlikle titreyen bir ev kadınıydı.
Hiç kimse neslinin ve hele ırkının zararına günah işleme hürriyetine sahip değildir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kavgam
Baskı tarihi:
Kasım 2016
Sayfa sayısı:
544
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059840392
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Mein Kamph
Çeviri:
Ergün Aydın
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
En Kitap
Baskılar:
Kavgam
Kavgam
Kavgam
Kavgam
Yirminci yüzyıl siyasal tarihi açısından önemli bir yapıt olan bu eserde Hitler, "nasyonal sosyalizm" adını verdiği dünya görüşünün açıklamasını yapar ve amaçlarını bildirir. Hitler'in siyasal ve ekonomik tezlerinin yer aldığı, kapitalizmin ve Marksizmin eleştirildiği bu kitap, aynı zamanda bir otobiyografi olması nedeniyle de çok önemlidir. Kapitalizme ve Marksizme karşı yeni bir politik sistemin önerisi sunulmaktadır; bu bakımdan Kavgam'da Hitler'in kendi politik kuramları yazılı haldedir. Hitler parlamenter demokrasinin eleştirisini yapmış, milliyetçiliğin karşıtı olan enternasyonalizmi dönemin sosyopolitik koşulları altında kötülemiş, İdealleri üzerine kurulu "Büyük Almanya" hedefini açıkça dile getirmiştir. "Ben dünyaya insanları güçlü yapmak için gelmedim, onların güçsüzlüklerini kullanmak için geldim. "
-Adolf Hitler-

Kitabı okuyanlar 1.692 okur

  • e.noyan
  • Aleyna Beyhan
  • Mahmut Furkan Kocaman
  • Halil Sami Demirbaş
  • Dbuzel
  • Ergin Günee
  • Hasan Elif
  • Alperen polat
  • Zeynep Bilici
  • Tolga Temir

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7
14-17 Yaş
%5.1
18-24 Yaş
%22.3
25-34 Yaş
%27.5
35-44 Yaş
%24.7
45-54 Yaş
%10.8
55-64 Yaş
%1.1
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%41
Erkek
%59

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.2 (97)
9
%11 (53)
8
%18.3 (88)
7
%17.3 (83)
6
%10.6 (51)
5
%6.7 (32)
4
%3.7 (18)
3
%3.1 (15)
2
%1.9 (9)
1
%5.4 (26)

Kitabın sıralamaları