Silahlara Veda (Bütün Eserleri 7)

·
Okunma
·
Beğeni
·
7.701
Gösterim
Adı:
Silahlara Veda
Alt başlık:
Bütün Eserleri 7
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752202795
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Farewell To Arms
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Silahlara Veda
Silahlara Veda
Silahlara Veda
Romanda, sıcak savaşın ortasında iki genç insan hem kendi sevgi dolu dünyalarında, hem de savaşın her şeyi yerle bir eden acımasız dünyasında yaşarlar; bütün zorlukları aşarlar sevgileriyle. Bir yanda insanı yok eden savaş, bir yanda insanı insan yapan sevgi... Yaşama sevinci... Bu çelişkili yaşam içinde bu iki insanı çeke sürükleye götüren olaylar... Romanı en güzel savaş romanlarından biri yapan bir sonuç...
(Tanıtım Bülteninden)
“Ernest Hemingway, ‘Dünya güzel bir yer ve de uğruna savaşmaya değer’ demiş. Ben cümlenin ikinci yarısına katılıyorum.”
Seven | W. Somerset




Bir üslup ve sadelik ki, en darlanılan zamanlarda, en yakın kulağa fısıldanan sözleri anımsatır. Bir iskemlede sessizce oturup, Hemingway’i dinlersin. Savaş buhranlarından sığınılan yaşama sevincini duyumsarsın. Arzuları için yalan söylemekten çekinmeyen, mutluluk veren her şeyi mübah kabul eden bir adam çıkar ortaya, özyaşamöyküsel olabileceği hissini çokça vererek… Elinde purosu, masada viskisi, denizin dalgalı sesi, yağmur altında ıslanan kedi, tren vagonlarının gürültüsü, geride bırakılan anılar, daha az gülüşler, daha çok savaş ve daha fazla aşk. ‘Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.’ diyerek…


1. Dünya Harbi’nin patladığı yıllarda orduya gönüllü olarak katılan Amerikalı bir teğmen olan Frederic Henry, savaştan yaralı olarak kurtulan askerleri hastanelere sevk etme görevini üstlenir. Savaşın tüm şiddetiyle sürdüğü anlar, akla gelen yaşama sevincini ve bütün iyi şeyleri -ütopik de olsa- hayal etme, arzulama anlarıdır. Silahların ve bombaların insanlardan daha fazla konuştuğu bir zamanda, eşikte kalan bir ruh halinin bir şeylere kaçma arzusundaki keskinlik, savaşın bıraktığı izlerle doğru orantılıdır. Zorluklar karşısında hayatın dar koridorlarından geçmekte olan birinin tutum ve ciddiyeti, sıradan bir yaşantının unsurlarıyla karşılaştırılamaz elbette. Açlık orucundan sonra damakta artan tat duygusu gibi bir şeydir bu. Kendi kırılmalarımızla beraber dünyanın da karanlığa karışmasını isteyerek çamuru onda ararız, kendimizi doğru çıkarırcasına. Haksız da sayılmayız, kötülüğü kendisinin dışına çıkarmayan hapsolmuş insanın durumu, tabiatın kesin kanunları gibidir. Ölümler çok uzaktadır onun için.


‘’İlk bilmen gereken şey savaşın filmlerdeki gibi olmadığıdır.’’


İtalyan ordusunun Avusturya cephesinde çarpışması tüm hızıyla sürerken, Henry çatışmalarda ağır bir şekilde yaralanır ve tedavi için Milano’ya gider. İnsanları yok eden savaşı unutturacak bir kişiyi tanırken, aradığı yaşama sevincinin de farkındadır artık. İtalyanların takviyesiz kalmasıyla sonuçlanan geri çekilme savaşın kaderini tayin eder. Geri çekilen İtalyan askerleri ve Henry, acı ve sıkıntılarla karşı karşıya kalır... Savaş ve zorluklardan usanan askerlerin orduya ve rütbelere ettiği hakaretler; Udin’e geri çekilmeleri ve Henry’nin karşılaştığı manzaralar, ona silahları veda kararını almaya iter. Rütbeye ve orduya hakaret edenler tespit edilerek mahkeme edildikten sonra idam cezasına çarptırılır. Sorgu sırası kendisine gelen Henry, buradan kaçarak kurtulur. Yeni yüzler, yeni şehirler, yeni hayatlar kaçışların önüne çıkardığı zorluklardır....


Yoksunluklar yenileri gereksinmez mi? Korna sesiyle beraber yediğin küfür mesela, sabır patlaması yaşayan birinin kronik rahatsızlığı sana nasıl iyi bir hava verirdi ki. Bir kadının kahkaha sesinden rahatsız olanların yaydığı olumsuz havayla bile kan akışı alevlenebilir insanın. Ruh, duygu ve algı nizamsızlığının her tarafa aksedildiğini hissettikçe anormal olmanın normal olduğuna karar veriyorsun. En küçük meselelerin kavga diline dönüşmesi, “senden daha çok biliyorum” durumları karşısında daha çok sessizliğe, daha fazla uzaklığa sığınırken buluyor insan kendini... Işık hızında yayılan ve her yeri kuşatan bu negatif hava, Somerset'in katılmadığı ilk cümle gibi, "Dünya güzel bir yer..."


Savaş meydanındaki bir askerin, savaş muhabiri gözüyle yaşadıklarını olanca sade ve biçimsizliğiyle aktardığı bir kahraman Henry…


HAT’ın, "Kaaaar, neden yağaar? Kaaar." Motifi, Hemingway’in geceleri purosunu eline aldığında başlayan yağmurlarıdır. Hayatın içindeki en sıradan olayların doğal ve abartısız anlatısı, Hemingway’i özel bir yere konumlandırmayı gerektiriyor. Olayların aktarımındaki üslup, bir muhabirin aktarımıyla benzer nitelikte. Romancı kimliğinin yanında gazeteci kimliğinin de konuştuğunu net olarak görebiliriz bu romanda. En sıradan olayları kördüğüm gibi, cümlelerin elementlerinden geçirip sunan yazarların aksine EH’in doğru orantısını daha makul buluyorum. Bazı eserlerin anlaşılır olmayışından kaynaklı yüceltilişi, o eserin başka bir zekaya hitap ettiği kanısına varılması, algı sınırlarının pek zorlanmayışından öte geldiğini düşünüyorum. Hayatın küçük meselelerine büyük dokunuşlar yapan Hemingway daha çok tanınmalı...
Anlatacak bir hikayesi olsun insanın, yeter ki.


O, daha ilerilere, henüz hiç gitmediği yerlere gitmek istiyor, artık nicedir emin adımlarla bastığı zeminini değiştirmek, emin olmadığı yerlere kaçmak, kurtuluşu daha önce hiçbir şeye bağlı olmadığı yerlerde aramak istiyor; başka şeyleri bağlayabilsin, bir araya getirmek için zorlayabilsin, başka şeyler sezebilsin diye.
E. C.
Savaş ve Aşk gibi iki zıt kavram çok güzel harmanlanmış. Savaşın ne kadar kötü bir şey olduğunun sık sık dile getirildiği bir kitap. Savaşta yaşanan hüzünlü bir hikaye. Karakterleri ve betimlemeleri de çok beğendim. Fakat kitabı cem yayınevinden okudum ve çeviri biraz sıkıntılıydı. Yine de sıkılmadan keyifle okudum diyebilirim.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (16.029 Oy)19.958 beğeni45.747 okunma3.606 alıntı193.272 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.759 Oy)8.222 beğeni22.381 okunma4.646 alıntı137.399 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.958 Oy)9.227 beğeni30.317 okunma918 alıntı146.942 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.271 Oy)9.270 beğeni27.678 okunma2.938 alıntı122.002 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.927 Oy)6.042 beğeni20.705 okunma928 alıntı107.609 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.805 Oy)8.417 beğeni24.096 okunma960 alıntı96.132 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.169 Oy)13.993 beğeni36.285 okunma3.798 alıntı154.108 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.947 Oy)9.482 beğeni26.707 okunma1.832 alıntı136.465 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.309 Oy)6.675 beğeni17.746 okunma3.011 alıntı90.609 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.769 Oy)9.729 beğeni27.339 okunma2.011 alıntı126.468 gösterim
Savaş ve aşk bir arada... Savaşta yaşanan bir aşk hikayesi.. Konusu, güzel betimlemeri, akıcı anlatımı ve hüzünlü sonuyla keyif veren akıcı bir kitaptı. Savaş, kaçış, hastalık... Ve bunlara rağmen yaşanan masumca bir aşk hikayesini keyifle okudum.
Savaş ortasında bir aşk... Betimlemeleri öyle sağlam ki kahraman sanki siz olmuşsunuz. Herkese tavsiye ederim. Olay İtalya'nın 1.dünya savaşındaki durumlarından bahsediyor. Bizde ki yakup kadri tadında , Yaban gibi sürükleyici.
Çok güzel yada çok sürükleyici gibi kelimeler kullanamayacağım. Kitap rastgele elime geçti ve okudum. Okuduğuma pişman değilim. Kitap farklı farklı bölümlerden oluşuyor ve çok sakin bir ilerlerleyişi var. Savaş, aşk, hastalık, kaçış, doğa, mutluluk ve hüzün. Yani hayata dair bir çok şeyi bünyesinde bulunduruyor.
Savaş ve aşkın iç içe harmanlanmış halini çok güzel anlatmış. Kahramanımız bir teğmen ve savaşın tam ortasında; ölümler görüyor, arkadaşlarını kaybediyor ama bunun yanında bir de aşık oluyor. Daha sonrasında savaşın ne kadar boş ve anlamsız olduğunu düşünüyor. acıyı,hüznü arkasında bırakıp kaçmayı tercih ediyor. Bu kaçış onu mutluluğa götürüyor ama malesef bu mutlulukta kısa sürüyor. Kitap çok sade, yalın,anlaşılır bir anlatıma sahipti. İçindeki aşk ‘da oldukça etkileyiciydi. Savaş ve aşk; iki zıt kavram acının içinde yeşeren peyda olan mutluluk gibi.. keyifli okumalar dilerim.
Bir yanda savaşın acımasız ve keskin soğukluğu, diğer yanda aniden başlayan ve gittikçe büyüyen bir aşkın huzurlu sıcaklığı... Savaşın acımasız yüzünü, askerlerin umuduyla en iyi harmanlayan yazarların başında gelen Bay Hemingway'in bu başarısı, Birinci Dünya Savaşı'nı bizzat cephede geçirmiş olmasından kaynaklanıyor muhtemelen. Benim için "Çanlar Kimin İçin Çalıyor"un yeri ayrıdır ama bir buçuk ay kadar kısa sürede yazılmış olan ve hiç unutmayacağım bu dev eser de mutlaka okunmalı diye düşünmekteyim. Tavsiyemdir. =)
Catherina öldükten sonra Henry hemşireleri kovar, odaya girer. Catherina'nın ölü bedeniyle vedalaşır. Ölü bir bedenle vedalaşmak ne kadar sarsıcı... Şöyle der: " Onları dışarı attım. Kapıyı kapattım ama bir şey değişmedi. Bir heykelle vedalaşmak gibi bir şeydi yaptığım. Anlamsızdı..." Benim için sarsıcı olan "bir ölü bedenle vedalaşmak", bu kitapta "bir heykelle vedalaşmak" kadar sıradan bir düzeye indirgenmiş. Herhalde en sarsıcı kısmı bu...
Yine lise yıllarımda okuduğum bir kitap. Konusuna gelince; Birinci Dünya Savaşı esnasında İtalya'da geçen dramatik bir aşk hikayesi. Aşk ve savaş yanyana gelmesi biraz güç görünen bu iki kavram kitapta çok güzel harmanlanmış.
Bir savaş ve aşk hikayesi.Savaşla ilgili olan kısımları okuduğunuzda her türlü savaşın olmaması gerektiğini düşünüyorsunuz.Çünkü hiçbir şey insan hayatından değerli değildir.Aşk kısmı ise karakterler biraz liseli aşıklar gibi. Bazen keyif alınan bazen hüzünlendiren bir kitap
Savaşın soğukluğu içinde aşkın sıcaklığı..Silahların gölgesinde üşürken,engel değil ki yüreğin sıcacık sevmelere..Savaşın acımasızlığı ve çirkinliği yanında insanın kalbinin gücünün sınır tanımamazlığı...Betimlemeleri başarılı,dil bakımından hayli güçlü bir roman...
Kitabın dili çok yakındı öyle ki nerdeyse yazar kitabın sonlarına kadar olayları duygusuz bir şekilde anlatmış desem çok abartmış olmam. Kitabı savaş karşıtı bir kitap olarak görmemenizi tavsiye ederim çünkü kitabın yarısından fazlası aşk temasına dayandırılmış. Aşk konusu da biraz ütopik kalmış diyebilirim yani kadın olsun erkek olsun ikisi de sanki hayali bir aşk yaşıyor o kadar mutlular özellikle Cat'in konuşmaları bana birazda çocuksu geldi(çocuksudan kastım herşeyi kabul etmesi bunu biraz çocuk saflığında yapması devamlı devamlı aşk üzerine konuşmaları, Cat'in safça ve hemen kabullenen cevapları vs) diyebilirim. Kitap beklediğimden daha alt bir seviyedeydi özellikle savaş konusuna ucundan değinmiş diyebilirim. Kitabı savaş karşıtı değil de aşk kitabı olarak okursanız belki daha olumlu düşünebilirsiniz.
"İnsanın kaybedecek bir şeyi olmayınca, yaşam o kadar güç değildir."
"Ne demek istiyorsun?"
"Hiç. Bir zamanlar öylesine büyük görünen engellerin, şimdi ne kadar küçük olduklarını düşünüyordum."
Ernest Hemingway
Sayfa 123 - Bilgi Yayınevi, 2017. 11. basım, Türkçesi: Mehmet Harmancı
“Düşünüyor ve okuyabiliyoruz. Köylü değiliz. Makinistiz. Köylüler bile savaşın hiçbir yararı olmadığını biliyor. Herkes nefret ediyor savaştan.”
“Ülkeyi yöneten bir sınıf var, akılsız bir sınıf. Hiçbirinin bir boktan anladığı yok. Bu savaş bu yüzden çıktı işte.”
“Para da kazanıyorlar savaştan.”
Ernest Hemingway
Armoni Yayıncılık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Silahlara Veda
Alt başlık:
Bütün Eserleri 7
Baskı tarihi:
Ocak 2009
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752202795
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Farewell To Arms
Çeviri:
Mehmet Harmancı
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilgi Yayınevi
Baskılar:
Silahlara Veda
Silahlara Veda
Silahlara Veda
Romanda, sıcak savaşın ortasında iki genç insan hem kendi sevgi dolu dünyalarında, hem de savaşın her şeyi yerle bir eden acımasız dünyasında yaşarlar; bütün zorlukları aşarlar sevgileriyle. Bir yanda insanı yok eden savaş, bir yanda insanı insan yapan sevgi... Yaşama sevinci... Bu çelişkili yaşam içinde bu iki insanı çeke sürükleye götüren olaylar... Romanı en güzel savaş romanlarından biri yapan bir sonuç...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 868 okur

  • Duygu Açıkgöz
  • Zafer Çimen
  • esra aslan
  • nejla soprano
  • Furkan Güreci
  • merve
  • İmre yılmaz
  • Burçak Kayiş
  • Fırat BALCI
  • Reyhan Gürel

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.3
14-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%16.3
25-34 Yaş
%33.8
35-44 Yaş
%26.1
45-54 Yaş
%11.7
55-64 Yaş
%4
65+ Yaş
%3.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%50.7
Erkek
%49.3

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.4 (49)
9
%15 (36)
8
%29.6 (71)
7
%18.3 (44)
6
%4.2 (10)
5
%2.9 (7)
4
%1.7 (4)
3
%1.7 (4)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları