Sergen Özen profil resmi
2414 okur puanı
29 Eki 2015 tarihinde katıldı.
  • "Onlardan biri değilim ama..." dedi. "Kendimden biriyim!"
    Rıfat Ilgaz
    Sayfa 93 - 40. basım, 2020
  • 472 syf.
    ·12 günde·Puan vermedi
  • Bir suç cezasız kalmamalı yoksa tüm ahlak değerleri sıfıra iner ve kaos ortamından hiç kurtulamayız.
    Erich Maria Remarque
    Sayfa 460 - 1. baskı, 2018
  • "Size bir sır vereyim. Resim hakkında yazı yazılmaz. Sanat hakkında da. Yazılanlarsa hep palavra. Sanat hakkında yazamazsın, onu olsa olsa hissedersin."
    Erich Maria Remarque
    Sayfa 115 - 1. baskı, 2018
  • Emir, onların vicdanını yatıştırıvermişti. En çok sevilen bahane buydu. Emre itaat eden kişi, sorumlu sayılmıyordu.
    Erich Maria Remarque
    Sayfa 469 - 1. baskı, 2018
  • Sergen Özen paylaştı.
    479 syf.
    ·9 günde·Beğendi·9/10
    Bütün dünyanın virüsle boğuştuğu günlerde, dünyayı ne hale getirdiğini hiç umursamadan virüsün kendi halinde içine kapandığı gibi, Hikmet 1 masasında oturmuş çok ciddi bir konu hakkında düşünmektedir. Karmaşık bir kitabı yeni bitirmiş, kitabın heyecanıyla bir şeyler yazmak istese de devamını getirebileceğinden emin değildir. Her ne kadar oyunlarla dolu kitabın yanında birkaç kitap daha okuduğunu göstererek konuya hâkim olduğu izlenimi vermek istese de durumun ciddiyetinin farkındadır.

    Çünkü okullar kapanmış, ev kalabalıklaşmış, sakin kafayla yazı yazmak imkânsız hale gelmiştir. Her zil çaldığında birisi bavuluyla eve girmektedir. Hikmet zili iptal etmek zorunda kalır. Bu sırada ısrarlı bir şekilde kapıya vurulur, buna engel olmanın da bir yolu olmalı. Bunu düşünelim. Bu ses kendinden emin bir komutanın koğuşa girerken gösterdiği pervasızlığa benzer. Hikmet sesi takip ederek kapıyı bulur. Kendisi dışarı çıkmak istediği zaman bile herhangi bir sese ihtiyaç duymadan kapıyı bulabilmektedir. Evde kimsenin olmadığı zamanlarda (bunu kestirmekte güçlük çektiği olmuştur) daha önce defalarca denemiştir çünkü. Bu yüzden kapıya vurulduğunda gidip açmak onun için çocuk oyuncağıdır. Ses olmasa bile kapıyı bulabileceğini bilmenin haklı gururu benliğini kaplar. Herkes yapabilir bunu hayatı boyunca, insanlara şans verilmiyor albayım. Bir de önlerinde yeteri kadar örnek yok, nasıl yapılacağını bilmiyorlar. Sadece kapıya vardığınızda iş bitmiyor ki, kapı ne tarafa açılacak, kolu hangi yönde çevireceksiniz, gelen misafiri içeri almak isteyip istemediğinize bağlı olarak hangi tarafta durursanız misafir mesajı alabilir, bu sorunların kayıt altına alınması lazım albayım. Yoksa ev dediğimiz binalarda kapı olmazdı. Buraya kadar iyi düşünülmüş. Devamında ne yapılacağına dair büyük bir belirsizlik var. Bu konuya ben el koyuyorum. Kapıyı açmayacak mısın Hikmet? Ses yakından geliyor, demek ki kapıya kadar gelmişim. Mesafeyi çok iyi hesaplamak lazım…

    Albayım senin üst katta yaşayıp yaşamadığın bile varoluş sancısının üstünde bir sorun teşkil etmektedir. Ne var ki, bu kadar zengin bir oyun için kuvvetli bir aktöre ihtiyacım vardı. Bu kişi mesleğine herkesin saygı duyacağı biri olmalıydı ki, diğer eksiklerimizi telafi etme imkânımız olsun. Eli kalem tutan biri olmalıydı hatta, biraz kitap okuyan ve oyunlarıma katlanabilecek biri. Yoksa benim deli olduğumu düşünebilirdi. Hâlâ da böyle düşünen insanların varlığından bahsedilmektedir. Oysa ben dünyada olup biteni takip ederek değişiyorum sürekli, sonra bunlara numaralar vererek sıraya diziyorum. Dünyadaki salgın hastalıktan sonra Hikmet 2 olarak insanlığın yararına çalışmaya karar verdim. O kadar güvendiğimiz bilim küçük bir virüsle baş edemiyor. İnsanlık körleşmenin eşiğinde artık. Bir yol haritamız olacak, “hep birlikte saçmalayıp aklımızı dinlendireceğiz. “ İnsanlığın bilimsel aklı mevcut sorunlarımızı çözmeye yetmiyor. Aşının canlılar üzerinde ve canlı olduğu sanılan insanlar üzerinde denemeleri yapıldıktan sonra diğer Hikmet’ler durumun aciliyetine göre devreye girecekler, biz aramızda öyle anlaştık. Diğerleri henüz anlaştığımızı bilmiyor, panik yapmamaları için bu bilgiyi gizliyoruz.

    Tek çıkar yol olarak ev halkıyla birlikte bir oyun oynamaya karar verdik albayım. Dünya yüzeyine inen uzaylılar neden hep Amerika’yı tercih ediyor buna bir son verme günü gelmiştir. İnsanlığın sıkışıp kaldığı bu dönemde kurtuluşu biz başlatacağız. Evet çocuklar hep birlikte oyun oynayacağız. Ders çalışıyormuş gibi yapmayı bırakın!

    Öyle bir oyun olmalı ki bu, kitap okuduğumuz belli olsun. “Baba Cioran’dan bahsedeyim mi ben?” Yok oğlum, sıkışık bir durumdayız, insanlığa ümit aşılamamız gerekiyor. Tanpınar gibi bir enstitü kurmalıyız, saatleri ayarlamaya gider gibi virüslerden kurtulmak için buraya gelmeli insanlar. Maç izler gibi haberleri takip ediyoruz artık. Bu akşamki tanı ve ölümler açıklandı mı? Nasıl da sayılara bağladık her şeyi, iyiye gidiyoruz bugün üç kişi daha az ölmüş. Sanki bir kişi öldüğünde o kişinin tamamı ölmüyor mu? Aaa ne güzel, bizim cenazemiz var ama neyse ki ülke genelinde sayı çok yüksek değil diye teselli mi buluyor insanlar? Oğlum Hikmet konuyu dağıtma. Acı var diye haklı duruma geçtiğini mi sanıyorsun, oyun değil bu, bir savaş. Savaşta ölüler her zaman olacaktır. En az kayıp veren kazanır savaşı. Çin sarayının basılmasını biliyor musun Hikmet? “Başını ve sonunu biliyorum albayım”. Ahh! Kürşad’ın yerine ben girecektim ki Çin sarayına, insanlık bu durumlara düşmezdi. Kaç kişiydiniz albayım? 40 kişiydik, ben operasyonun devamından yanaydım, re’sen emekliye sevketmeseler virüs bu kadar bulaşmazdı. Ben Hikmet 2 olarak bu konuya el koyuyorum. Kötü günler bitecek artık...

    İlk önce kelimeleri çözeceğiz. Çok fazla anlam verilmiş onlara. Sonra bütün insanlık bu duyguları yaşamak için kendimizi mecbur hissediyoruz. Âşık gibi görünmeye çalışmaktan âşık olmaya vakit kalmıyor. Başkaları nasıl âşık olmuşsa onlara benzemeye çalışıyoruz. Dışardan bakanlar akıl sağlığımız konusunda endişeye kapılıyor. Bir masala inanıyoruz, sonra uyuyunca göremiyoruz rüyamızda, uyuduk mu uyumadık mı ondan da emin değiliz. Ölüm konusunda bile tam bir mutabakat yok. Bu kadar örnek görüyoruz ama binlerce yıldır çözemiyoruz. İnsanlar daha iyi anlasınlar diye savaşlar ve salgın şeklinde daha kalabalık ölümler görüyoruz, görmemiş gibi yapıyoruz. Buna bir son vermemiz lazım artık. Zamanımızı çok iyi değerlendireceğiz. Her duyguyu yeni baştan yazıp onlara isimler vereceğiz. Bu isimler onların olmasını istediğimiz kalıplara uygun fakat gerçekten uzak olmayacak. Bilge deyip, Bilmezge’ye çevirmeyeceğiz sonra. Hikmet bütün insanlığa yayılmalı, her yere yetişmem mümkün değil. Bu iki katlı gecekonduda insanlığın büyük bir trajediden kurtulması için devrim yapacağız. “Çılgın bir kalabalığın ortasında nereye döneceğimizi bilmeden koşup durmayacağız.”

    Güvenilebileceğimiz çok az sayıda kişinin katılmasını istiyoruz. Nurhayat hanım katılabilir bize, çok kahve içmemiz gerekecek. Hatta hemen şimdi başlatıyorum bu büyük devrimi.

    Bu kadar büyük bir devrim için kapılardan başlamak gerekiyor albayım. Yoksa insanlık kapılarda sıkışıp kalacak. Bazen içeri giremeyecek, bazen de dışarı çıkamayacak insanlar. Kimin içerde, kimin dışarda olduğunun netliğe kavuşması lazım. Ülkeler nasıl istediği zaman sınırlarını ve havaalanlarını kapatıyorsa insanların da böyle bir özgürlüğü olmalı. Bunun için de kapı kolunun ne yöne çevrileceğini ve kapının hangi tarafa açılacağını bilmesi lazım. Senin gibi emekli bir asker bile merdiven boşluğunda kalırsa insanlık bunun altından kalkamaz. Senin yaşın 65 in altında değil mi albayım, buna dikkat etmemiz gerekir. Gençler hafta içi, yaşlılar Pazar günleri, bunu unutmayalım. Önemli, önemli, önemli... Pazar günü gelirken Mütercim Arif’in kitabını da getir ki, yazdığımız yazıyla uyumlu hale getirmeye çalışalım, yoksa bu yazıyı toparlayabilecek gibi görünmüyoruz...

    Kalabalık bir yemek vereceğiz bu gece, oyunda adı geçen herkesi bu yemekte görmek istiyorum. Bunun son yemeğimiz olmaması için sosyal mesafeye dikkat etmemiz gerekiyor. Masaların köşelerine ve çapraz oturalım lütfen, insanlığa bir sözümüz var. Virüs küçük bir yerden dünyaya yayılabiliyorsa kurtuluş da bir gecekondudan yayılabilmeli. Evet bunu iyi düşündüm. Nurhayat hanım, bir kahve yapar mısınız bize?

    Hikmet 3 topla kağıtları, daha önemli işlerimiz var…yazmıyoruz…
  • Nasıl da sığınmıştım ölülerin güzel gösterildiği, gençliğin taparcasına sevildiği, o güne dek hiç görmedikleri, yerini bile bilmedikleri yörelere gönderilen ve orada ne uğruna öleceklerini bile bilmeyen askerlerin ülkesine. İlk "üniformalı dünya vatandaşı"ydı onlar.
    Erich Maria Remarque
    Sayfa 75 - 1. baskı, 2018
  • Mutluluk insana özgü bir şeyse ölüm de öyle.
    Erich Maria Remarque
    Sayfa 340 - 1. baskı, 2018
2414 okur puanı
29 Eki 2015 tarihinde katıldı.

İkinizin de okuduğu 2 kitap

  • Denemeler
  • Denemeler
2020
29/80
37%
29 kitap
7.474 sayfa
2 inceleme
223 alıntı
4 günde 1 kitap okumalı.

Okuduğu kitaplar 293 kitap

  • Cennetteki Gölgeler
  • Güneş de Doğar
  • Körlük
  • Proust Projesi
  • Okuma Üzerine
  • Cimri
  • Coşkuyla Ölmek
  • Şeytan Tozu
  • Denemeler
  • Yazınsal Metin Çözümlemesinde Kuramsal Yaklaşımlar

Okuyacağı kitaplar 91 kitap

  • Hayat Felsefesi Yahud Yaşamak Sanatı
  • Acımak
  • Yine/Hâlâ
  • Kırmızı ve Siyah
  • Mimesis
  • Tutarsızlığın Tutarsızlığı
  • Filozofların Tutarsızlığı
  • Normalliğin Deliliği
  • Şimdi'nin Gücü
  • Anne Frank'ın Günlüğü Sahte Mi?

Beğendiği kitaplar 12 kitap

  • İlk ve Büyük Halife Hz. Ebubekir (r.a.)
  • Dr. Jekyll ile Bay Hyde
  • Beş Şehir
  • Dünyanın İlk Günü 1453
  • Kayıp Zamanın İzinde
  • Susam ve Zambaklar
  • İnsanın Taşrası
  • Bilim Tarihi Sohbetleri
  • Öldürmeyeceksin
  • Julius Caesar

Beğendiği yazarlar 6 kitap

  • Ahmet Hamdi Tanpınar
  • Beyazıt Akman
  • Thomas Bernhard
  • Marcel Proust
  • Hermann Hesse
  • Jean-Christophe Grangé
Okur takip önerileri
Daha fazla