Adı:
Bitmeyen Kavga
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
316
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707648
Kitabın türü:
Orijinal adı:
In Dubious Battle
Çeviri:
Gün Zileli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Eserlerinde işçi sınıfının gündelik ilişkilerini, yaşam koşulları ve mücadelelerini, çağımızın toplumsal meselelerini tüm insani ayrıntılarıyla resmederek haklı ününe kavuşmuş olan John Steinbeck, büyük romanı Bitmeyen Kavga’da destansı bir direnişi konu alıyor. 


Son derece zor koşullarda yaşayan ve aldıkları ücretle karınlarını bile doyuramayan meyve toplayıcıları örgütlenerek ellerindeki yegâne silah olan greve başvururlar. Kapitalist toprak sahipleri ise mücadelenin yayılmasını engellemekte kararlıdır. Çok güçlü ve kendilerinden emindirler, işçilerin örgütlenmesini yeri gelirse kanla, yeri gelirse grev liderlerini satın alarak yıkmaya hazırdırlar, fakat hesaba katmadıkları bir unsur vardır. 

 

İnsanlığın bitmeyen kavgasını tüm gerçekliğiyle resmederek bir destana dönüştüren Steinbeck, kapitalist düzenin dayanaklarını derinden sarsan, kuşaklar boyunca başkaldıranlara esin kaynağı olan bir roman yaratırken mücadelenin açmazlarını da sergilemekten geri durmuyor.  

.
Herkese merhaba..inceleme kısmıyla pek ilgim alakam olmasa da bu kitaba inceleme yazmak istedim =)))
zira emekciler,isciler,koyluler bizim isimiz ....
Neresinden baslayıp nerde bitircem bilmiyorum .Ama burda biraz kopya ceken sinsi ogrenci kılıgına burunup sevgili Tuco 'nun izinden gitmeyi planlıyorum =)))) zohahahhahaha ..
Suraya birkac KEY WORDS bırakayım...

#mercimek
#tarla
#gunes
#traktor
Bunlar bizimle ilgili olanlar

#elma
#kamyon
#grev
#fakirlik (diz boyu olandan hani =)

Bunlar da kitapla iligili kısım
---------------------------------------------
Gel gelelimmm bunları cumle icinde kullanıp olan bitenle bagdastırmaya!!!!!!
Arkadas hani koyde yasanır koylu olunur daa bu kadarı da fazla...Bizimkisi abartılı feodalite (bknz :Yozgat Koyluleri)

Bizim buralarda gecim tarzı bellidir...Guzun eker yazın bicersin..

Ne demis Asık Veysel " Kazma ile dovmeyince kıt verdi.."

Uretim tarzı topraga dayalı..

Okuyup kendini kurtaranlari saygı ile tenzih ediyoruz.. bizimkilerde mercimek,nohut,bugday iklimin kaldıracagı seyler ekiyorlar...Mercimek korkulu ruyamız...Oyle zorlar ki adamı ...hani imkan bulsan mercimek mevsimi denizasırı memleketlere kadar daha da donemezsin...biz de gelenegi bozmadık bu sene haddinden fazla zorlandik tarlada..eeeee EMEK'siz para kazanılmıyor...
Tepede gunes altında biz un helvası gibi kavuruyor bizi ...
Oyle sıcak oyle sıcak kii ici katkı maddesi dolu margarinler gibi eriyoruz ...En sonunda dayanamadik ...hayır orda orgutu toplum kurup isi greve goturcez..ama gel gor ki yapamıyoruz ucundaki babamız....

Neyse efenimmmmm zar dedik zor dedik hergun traktorumuze binip tarlaya gittik isimizi hallettik cok sukur ...
!!!!!!!!!!!!!!!
Gelelim kitaptaki garibanlara...
Onlarda bizden hallice..ac karnını doyurmaya calısıyor millett..
Patron zalimm..
Emek veriyorsun aldıgın karsılık hic niteliginde ...
Biz mercimek isine daldıkkkk ..Onlarda mevsimi gelince elma toplamaya gidiyolar.. bir deli bir kuyuya tas atıyor kırk akıllida cıkarmaya calısıyor ..
Bizim isguzarlar milleti orgutleyip greve goturuyor ...Elde silah yokkk kapitalistler tum guclere sahip..Yuregini ortaya koyuyor halk ..
Kamyonunu,evini,bahcesini bu ugurda feda ediyorlar... Aldı basını gidiyor bir kavgaaa ..Kıyıdan koseden doktor, onder bir yerde orgutleniyorlar ..
Mucadele son gazz ...Emekcileri doyurmak icin kız tavlayan mı dersin (inek ,domuz vs yiyecek bir seyler koparıyor )
..
Posta kutularına mektup koyanlar miii ???

Kan dokmeden devrim olur muuu ?
Kan da akıyor mezarda kaziliyor ...

Bu kavga boyle surup gidiyor ...kazan kim derseniz ...
Kazanan Kapitalizm her zaman oldugu gibi...

Birazda kitabin diline degineyim ...kitabı ikinci el almıstım ve yayınevi cok kotuyduuu ..Oyle kelimeler vardi ki birden kitaba Nasrettin Hoca kactı sandım (ye kurkum ye dunyası vardı bir yerde )
bazi yerlede cevirmenin Yozgatlı oldugu kanısına vardım =))))) ( yel yeperek )
...
Dili guzeldi ,ceviri kotu olsada...
Ama sonu pek umdugum gibi bitmedi ...
Belki biraz daha devam edebilirdi kitap..Farkli bir sonla bitebilirdi ...
Esen kalın ..Kitapla kalın ..

Kiraz Tadında okumalar a dostlar.. =)))
Daha da önemlisi eğer Steinbeck kişisel görüşlerine yer verdiyse bunlar Mac'in değil, Doktor Bruton'ın ağzından çıkanlar. Doktor ne sermayedar ne de mavi yakalı. Ne kapitalizm ne de komünizm aklına yatıyor. O işin biraz daha felsefi tarafında. Bu bitmeyen kavgayı insanın içindeki iyi ve kötünün savaşı olarak görüyor. Kızılların aksine bireye önem veriyor. Grevde siyasi olayları, işçi sınıfının hareketlerini değil, bireyin toplum içindeki hareket tarzını ve kötü ile iyi arasındaki mücadelesini gözlemliyor. Grev kampında çalışmasının tek nedeni "insan"a şahit olma hevesi. Çünkü ona göre bu da onun bitmeyecek savaşlarından biri. İnsanın içinde kendine duyduğu sevgi ve nefret bir arada bulunuyor, sürekli çatışıyor ve biri diğerini dengeliyor. Bütün bunlar insanın kendi içindeki çekişmenin yansıması belki. Bu yüzden insan ancak son bir birey (kendisi) kalıncaya kadar herkesi yok ettiğinde huzur bulabilir. Bütün bunlar kitaba siyasiden çok felsefi bir alt metin kazandırıyor
Küçükken, annemle birlikte dışarıya çıktığımızda, duvarlarda, siyah boyayla ve büyük harflerle yazılmış, "TKP", " KOMÜNİZM" denen şeylerin ne olduğunu anneme çocuk merakıyla sorar ve insanların çoğunun vereceği cevabı alırdım: 'Ne olacak; dinsizler, kitapsızlar, Allah'a inanmayanlar!' Aldığım cevap aslında beni tatmin etmiyor, içten içe annemin bu konuda pek bilgi sahibi olmadığını hissediyordum. Ancak çocukların duyabileceği bir korkaklıktan dolayı bu cevapla yetinmek zorunda kalıyordum ve annemin elini daha sıkı tutuyordum. Korkuyordum çünkü bize ve inandığımız değerlere zarar verebilirlerdi. Bizimle taban tabana zıtlardı. Uzun süre bu düşünceye sahip olan insanları benimsemedim. Amaçlarının güzel olan dünyamızı, güzel olan hayatımızı değiştirmek olduğunu düşündüm. Ayrıca mutlaka bizim bilmediğimiz birtakım çıkarları olduğunu gerçekmişçesine kesin bir şekilde kabullenmiştim. Ancak insanın, çocukken yanlış düşüncelere ve eğilimlere sahip olması (din) olağandır tıpkı sağlıklı düşünebilecek yaşta olup sağlıklı düşünemeyen milyonlarca yetişkin insanın var olduğu gibi...

Tanrı'ya ve dinlere inanmıyorum, Mac gibi Jim Nolan gibi. İnsanlara vurulmuş en büyük ve en ağır zincirin dinler ve Tanrı fikri olduğunu düşünüyorum.

İzlediğim filmlerde ve etrafımda gördüğüm birkaç kişi kadarıyla, Komünist olan insanların genel olarak sigara içtiği gerçeği var. Sigara içmelerinin sebebini diğer insanların içme sebeplerinden farksız olarak gördüğüm için bu konu üstünde hiç durmadım bu eseri okuyana kadar. Sayfa 41'de bu durumu şöyle açıklıyor, Mac: "Sigaraya başlasan iyi olur. İyi bir sosyal alışkanlıktır bu. Karşına bir yığın yabancı insan çıkacak. İşte o yabancılarla tanışmak için sigara alışverişinde bulunmaktan daha kestirme bir yol bilmiyorum."

Bu dünyada hiçbir çıkarı olmadan başkaları adına, yığınlar adına, ezilenler adına hareket eden insanlar var. Onlara selam olsun...
J.Steinbeck yapıtlarında çoğu zaman olayları bütün çıplaklığıyla anlatarak okuyucusuyla buluşturdu. Fakat aynı zamanda kendi görüşlerini de yarattığı karakterlere ustaca yerleştirmiştir. Yaklaşım ve hislerini net bir şekilde gözlemleyebiliyoruz eserlerinde. Bitmeyen Kavga'da ise yazar, işçi sınıfı arasındaki bağı kuvvetlendirmek, onları birlik ve dayanışmaya teşvik etmek adına 2 devrimci öncülüğünde başlattıkları greve sahip çıkmalarını sağlamak amacıyla daha çok Jim ve Mac'in başından geçenlere odaklıdır.Olaylar silsilesi bir yana bence kitabın özü insanın kendisine doğru yaptığı yolcukukta iyi ve kötüye yaklaşımlari, gösterdikleri uyum ve yaptıkları tercihtir. Bitmeyen kavgamız ilk önce kalabaliklar içinde bile kendimizle vermiş olduğumuz devamlı mücadelemizdir. Beğenerek okuduğum bir kitaptı. Yazar sorunlara doğru yaklaşimlarla ilerlemis bence.Herkese tavsiye ederim.
Açıkça söylemem gerek, kitaptan beklentim büyüktü. Büyük bir hevesle başlamıştım fakat bitirdiğim de aynı duyguları maalesef hissedemedim, aksine biraz da sinirliyim doğrusu. Kim bilir, belki de bu benim eksimliğimdir.

Kitap, grevde ki işçilere öncülük etmeye çalışan iki devrimci'nin başından geçenleri anlatıyor. Evet neredeyse diyaloglar birkaç kişi etrafında dolaşıp durmuş desem sanırım haksızlık etmiş olmam. Farklı karakterler, grev kırıcılar, mülk sahipleri vb arasında ki diyaloglara da yer verilse daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Bu yanıyla bence eksik kalmış. Bunun dışın da okuyanı pek sıkmayan akıcı bir dille yazılmış.

Okuyacak olanlara haksızlık etmemek için kitabın içeriğine pek girmek istemiyorum. Ancak kitap hakkın da genel olarak birkaç şey söylemesem olmaz.
Doğası gereği hiçbir grev sadece ücretler artırılsın, şartlar iyileştirilsin veya hiçbir anlamda uzlaşamayacak iki sınıf şiddete başvurmadan mutabık kalsın diye yapılmaz. Asıl amaç; ezilen emekçilerin birliğini sağlamak, dostu düşmanı ayırt edebilmesi için bilinçlendirmek ve kavganın meşruluğunu kavratmaktır. Tabii bunun yanın da birkaç tali neden de sayılabilir ki, bunlar da ender olarak zamana ve mekana göre önceden sezilemeyen gereksinimlerden kaynaklanabilir.

Kitap da anlatılan iki devrimcinin asıl amacı da bu, buraya kadar hiçbir sorun yok. Fakat devrimcilik, zafere giden yolda her yol mübahtır mantığı ile icra edilemez, edildiğin de ise adı devrimcilik olmaz. Emeği için grev kararı almış emekçi kitlesi en cesur kararı vermiş demektir ki devrimci kişilik için sağlam bir potansiyeldir bu. Sırada ki görev onları bilinçlendirmek, öfkelerini doğru hedefe yönlendirmektir, bir kaç kişiyi düşmana katlettirip kargaşa yaratmak değil. Fakat kitapta öyle bir anlatılmış ki, sanırsınız halktan değil bir hayvan sürüsünden bahsediliyor. Kargaşa çıksın, düşmana saldırılsın da nasıl olursa olsun mantığı yansıtılmış. Devrimci diye nitelendirilen kişilerin, eğer eylem başarısız olursa kaçacak yerleri bile hazır...

Daha yazacak çok fazla şey var fakat bunları inceleme de ele almak istemiyorum. Hem kitabın ''Talihsiz'' karakteri Jim her şeyi açıklamış gibi;
''Hayır... Düşünüyorum... Şimdi bir dövüş kazandık ve bizimkilere barikatları anırttık ama yine de her zamandan çok yakınız yenilgiye. biz buraya bir şeyler yapmaya gelmiştik Mac. Her şeyi bombok mu ettiik yoksa''

Kitabın ismi ''Ne yapmamalı?'' olsa sanırım daha iyi olurdu.
Bu yazıyı yazmadan önce, kitabın yazıldığı tarih de başta olmak üzere birçok şeyi inceledim acaba haksızlık etmiş olurmuyum diye, ama şu an haksızlık etmediğimin farkındayım.
Yazarın okuduğum ilk kitabı olduğunu da belirtmeliyim, bir başka kitabı ''Gazap Üzümleri''ni aldım ve yazarı da tanımak için onu da yakın zaman da okuyacağım.
lisedeyim artık. liseli olmuşum okulda. dünyanın kralıyım diye düşünüyorum. sonra sorumluluklar geliyor. abiler ablalar anlatıyor da çok umurumda olmuyorlar. sonra bir abla bir kitap veriyor al oku diyor. zaten o zamana kadar ne kadar geyik takılmış olsam da bizim zamanımızın en büyük eğlencesi, en büyük zihin geliştiricisi her daim kitaplar olmuştu.2 günde okuduğumu hatırlıyorum. iki gece klozetin üstünde kitabı okuyarak sabahlamıştım. ne de olsa derste uyurum gerekirse diye düşünmüştüm. ama elimden bırakamadığım için ancak bitirdikten sonra akşamdan sabaha uyuyup kendime gelmiştim. ve "bitmeyen kavga"yı okumuştum ve artık solcuydum. ....bütün bu haksızlıkları yapanları karşıma getirin de hepsinin aklını alayım tarzında ergen düşüncelerim olmuştu. ama bu kitabın hayatıma ektiği solculuğu hiç bir zor benden alamadı!
1930 lu yılların Amerikası ve, John Steinbeck o yılların Kaliforniyasından sergiler eserini.
1930 yılının altını çizmek gerekir.
Ne den?
1. çünkü dünya 1929 ekonomik bunalımın etkisindedir .
2.Çünkü, dünya siyasetten ve ekonomik güç dengeleri bloklara ayrılmış.
3. Çünkü. dünya bu blokların başını çeken süper güçlerin sistemleri arasında sıkışıp kalmış, Yeni bir dünya haritası oluşturulma hazırlıkları başlanmış.
4. Dünya kapitalizmin peşinden mi giderek şekil alacak yoksa sosyalizm in peşi sıra mı yol alacak....?
5. İşte bu çerçeveye sokulmuş...bir dünyada, yazarlar da bu ahval içerisinde fikiriyatları ve kalemleri ile , yol aldılar.
Bitmeyen Kavgada bu atmosferin bir ürünüdür.
O zamanlarda üretim araçlarının başında geleni olan TORAK;. bu toplumsal olaylarda, emekçiler ile büyük toprak sahipleri arasındaki çetin çatışmaların oluştuğu yerlerdi..
Yazarın kaleme aldığı hikayede işte böylesi bir çatışmanın Marksit bir yaklaşımla resmedilmesidir..,
Bireysel mücadelenin.bir hiç olduğu,, eylemlerin bütün işcilerin desteği ve örgütlenmesi ile hedefe ulaşamasa dahi amaçlardan birin gerçekleştireceği gerceğini ortaya koymakta.
Yazar nefis ve sürükleyici bir dil kullanmış. Ama bu arada Çevirmen Tuncay Gökmenin hakkını da vermek gerek...Bazı deyimler, tanımlamalar, Öz değişler Türkçeye uygun ve bizim kullandığım ifadelerle cevirmiş. adeta bir Türk yazarın eserini okur gibi okuyorsunuz.
Bazen de konunun Amerika da değilde, 1917 Bolşevik Devriminden önce Çarlık Rusyasın da geçiyor sandığım zamanlar olmadı değil.
Bu tarz konulardan hoşlanan okurlar için tavsiye ederim.
Gazap üzümleri, inci, fareler ve insanlar,sardalye sokağı hepsi ayrı bir tad bırakmıştı bende.
"Bitmeyen Kavga" bunlar kadar güzeldi.
Steinbeck yine işçilerden onların hayatlarından bahsediyor fakat bu sefer kavganın mücadelesini verme sürecini yaşıyorsunuz. Gazap üzümler'inde çok kısa bir yerde geçen grev ve rahibin greve öncülük etmesi aklıma geliyor.Bu sefer bir mücadele süreci var.
Sosyal hayatta bu kavramların ne denli büyük mânâ içerdiğini anlatmaya kalksanız bu kadar etkili olmaz ama Steinneck'le okuduğum kitaplarda toprağn kokusuna kadar duyuyorum.Onlarla birlikte bitli barakalarda oturuyorum. Bazen elma,üzüm, pamuk topluyorum. Genellikle eski dodge arabalarda benzin kaygısı taşıyorum. İşçi ne demek, emek ne demek, toprak bütün bunları anlıyorum.
Steinbeck sözlüğü demek gerekirse bu sefer bana "grev" kelimesinin ne ifade etmesi gerektirdiğini canlandırdı.
2/12/17 gece 2 de bitti
Bitmemiş, insanlık var olduğu sürece de bitmeyecek olan bir kavga...

Aslında belki de insanoğlundan da eski bu kavga. İnsanlar sadece daha insafsız hale getirdi. İyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, doğuyla batının savaşı gibi; ezen ve ezilenin savaşı.
Komünist olan Mac ve partiye yeni katılan Jim'in meyve bahçelerinde çalışan işçilere bir ayaklandırma başlatmaya çalıştırmalarının hikayesini okuyoruz Steinbeck'in yüreğinden.
Steinbeck'in tarzını seviyorum. Dünyada neler olup bittiğini göstermesini seviyorum. İnsanların maddiyat sevgisinin nerelere geldiğini ve de geleceğini görmeyi seviyorum.

Bitmeyen kavga evet. Devir değişse de kavga da amacı da hep aynı. Sadece meblağlar değişti bugüne kadar ve kandırılmaya devam ediyoruz. Bizi kandırmalarına izin veriyoruz. Bizimki de maddiyattan ötürü...

Kesinlikle okunması ve ders alınması gereken bir Steinbeck eseri olduğunu düşünüyorum. Okuyun, okutun ve en çok da düşünün. İyi okumalar efendim.
Bitmeyen kavga, akıcı bir dile sahip, çoğunlukla diyaloglar şeklinde kaleme alınmış, tasvire fazla yer verilmemiş, kolay anlaşılır bir kitap. İçerik olarak, bir grev klavuzu olabilecek bir eser. Romandaki Mac karakteri, grev öğreticisi olarak rol üstlenmiş. Marksist ideolojinin öngördüğü işçi sınıfının gerçekleştirebileceği devrim için bir saha çalışması şeklinde kurgulanmış. .Etkin ve sistemli İşçi örgütlenmesinin, işçi sorunlarını çözmede ne kadar önemli olduğunu yalın bir dille anlatan kitap, okunmayı hak ediyor.
Karışıklık olan yerlere ham halat adamlar göndermemeli. Bir sürü yanlış yaparlar. Sen istediğin kadar taktik oku, on para etmez. Eylem kitaptan daha çok şey öğretir insana.
Sınıf mücadelesinin destanlarından biri...
İncelemeleri uzun yazma taraftarı değilim. Tıpkı kitabın arkasında yazıldığı gibi az ve öz olmalı.
John steinbeck işçi sınıfını, ezilenleri en iyi anlatan yazarların başında gelir.
Bitmeyen Kavga'da bunu bir kez daha görüyoruz.
Grev nedir? Ne zaman yapılır? Kime karşı yapılır? Ne için yapılır? Vb. Soruları sorarak ve aynı güzellikte cevaplayarak anlatır bu kitabında. Olayın kahramanları 1930 lu yılların Amerikasinda yaşayan ve mevsimlik işçi olarak çalışan emekçilerdir. Şehirden iki kişinin gelerek grev hakkında onları bilinçlendirerek birlikte hareket etmeleri halinde ne kadar güçlü olduklarını, birleşen bu gücün neleri yapabilecek kapasite olduğunu anlatır.
Henüz okumayan varsa en kısa sürede alıp okumalı diyorum.
Herkese keyifli okumalar.
Ve insan, karşısına çıkan her engeli aşmış, her düşmanı yenmiş. Yalnız bir tanesinin üstesinden gelememiş. Evet, yalnızca kendisini yenememiş. İnsanlık nasıl da nefret ediyor kendi kendisinden.
Saçını tarıyordu. Tuhaf bir şey... Bazen biri çok sıradan bir şey yaparken bile harika görünebiliyor ve bu da insanın aklından çıkmıyor hayat boyu.
John Steinbeck
Sayfa 276 - Sel Yayınları
-Hoşuna gidiyorum, öyle değil mi, Lisa?
-Evet.
-Sen de benim hoşuma gidiyorsun, Lisa.
John Steinbeck
Sayfa 348 - Remzi Kitabevi
İnsan bir toplulukla hareket ediyorsa, bir amaca hizmet ettiğini düşünür. Örneğin 'Tanrı kutsal toprakları yeniden ele geçirmemizi istiyor' veya 'Komünizmle sosyal adaletsizliğin kökünü kazıyacağız' gibi bir düşünce peşindedir. Oysa kitle, Kutsal Topraklar, Demokrasi ya da Komünizm ile doğrudan ilgili değildir. Kitle sadece hareket ve kavga peşindedir ve bu sözcükleri sadece bireylerin beyinlerini ikna amacıyla kullanır.
İnsan... biri hariç, karşılaştığı her engeli, her düşmanı yendi. Kendini yenemedi. Nasıl nefret etmesin kendisinden.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bitmeyen Kavga
Baskı tarihi:
Ocak 2016
Sayfa sayısı:
316
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707648
Kitabın türü:
Orijinal adı:
In Dubious Battle
Çeviri:
Gün Zileli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Eserlerinde işçi sınıfının gündelik ilişkilerini, yaşam koşulları ve mücadelelerini, çağımızın toplumsal meselelerini tüm insani ayrıntılarıyla resmederek haklı ününe kavuşmuş olan John Steinbeck, büyük romanı Bitmeyen Kavga’da destansı bir direnişi konu alıyor. 


Son derece zor koşullarda yaşayan ve aldıkları ücretle karınlarını bile doyuramayan meyve toplayıcıları örgütlenerek ellerindeki yegâne silah olan greve başvururlar. Kapitalist toprak sahipleri ise mücadelenin yayılmasını engellemekte kararlıdır. Çok güçlü ve kendilerinden emindirler, işçilerin örgütlenmesini yeri gelirse kanla, yeri gelirse grev liderlerini satın alarak yıkmaya hazırdırlar, fakat hesaba katmadıkları bir unsur vardır. 

 

İnsanlığın bitmeyen kavgasını tüm gerçekliğiyle resmederek bir destana dönüştüren Steinbeck, kapitalist düzenin dayanaklarını derinden sarsan, kuşaklar boyunca başkaldıranlara esin kaynağı olan bir roman yaratırken mücadelenin açmazlarını da sergilemekten geri durmuyor.  

.

Kitabı okuyanlar 743 okur

  • Gökhan Alkan
  • Zennure Karaaslan
  • Meliha İpek
  • Mehmet Çağdaş
  • Zafer Çimen
  • Gürkan Akgül
  • MD MD
  • Ferhat Kılınç
  • Tubshhhhh
  • buse

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.5
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%14.1
25-34 Yaş
%29.6
35-44 Yaş
%31.4
45-54 Yaş
%14.8
55-64 Yaş
%2.9
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%46.1
Erkek
%53.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%30.2 (78)
9
%31.4 (81)
8
%22.5 (58)
7
%10.9 (28)
6
%3.1 (8)
5
%0.8 (2)
4
%0.4 (1)
3
%0
2
%0.4 (1)
1
%0.4 (1)

Kitabın sıralamaları