Eserin tahliline başlamadan önce, daha iyi anlaşılması adına eserin yazıldığı dönem özellikleri ve yazarın hayatından kısaca bahsetmek isterim.
Don Quijote, ilk olarak 17. yüzyılın başlarında yayımlanmıştır. Bu dönem, feodal düzenin çözülmeye başladığı ve sermaye birikiminin hız kazandığı bir geçiş sürecine karşılık gelir. Basite indirgeyecek olursak, bu zaman dilimi; Rönesans, Reform ve Coğrafi Keşifler’in etkilerinin belirginleştiği bir dönemdir. Sömürgecilik faaliyetleri artmış, devletler arası rekabet yoğunlaşmış ve İpek ile Baharat yollarına alternatif güzergâhlar aranmaya başlanmıştır. İşte tam da böylesi bir dönüşüm sürecinde Don Kişot, değişen dünya düzenine karşı bir tepki olarak karşımıza çıkar.
Eserin yazarı Miguel de Cervantes; romancı, şair ve oyun yazarı kimliğiyle tanınır. Hayatının bir döneminde çeşitli sıkıntılar yaşamış, sürgün edilmiş, ardından orduya katılarak savaşlara katılmış ve Türk korsanlara esir düşmüştür. Bu yaşantının izlerini eserinde dolaylı olarak görmek mümkündür. Cervantes, 1605 yılında eserin ilk cildini, 1615 yılında ise ikinci cildini yayımlamıştır.
Eserin tahliline geçecek olursak:
Eser, temelde idealizm ile materyalizm arasındaki çatışmanın güçlü bir örneğini sunar. Bu çatışma, karakterler üzerinden somutlaştırılarak okuyucuya aktarılır. Don Kişot sürekli ideallerinin peşinden giderken, Sancho Panza her zaman daha gerçekçi ve maddi kaygılarla hareket eder. Sancho’nun zihni, “Aç kalır mıyız, dayak yer miyiz?” gibi somut sorular etrafında şekillenir. Onun dünyasında gerçeklik büyük ölçüde maddeden ibarettir; anlam ve değer boyutu geri plandadır.
Don Kişot ise yükselen materyalist düzene karşı bir tepki olarak ortaya çıkan idealist bir figürdür. Maddi kazanç peşinde değildir; onun için önemli olan, bağlı olduğu yüksek idealler
Don KişotErich Kästner · Can Yayınları · 20194,235 okunma
İlk Modern Roman
Bütün alıntılarımı yanlış kitaba yaptığımı kitap bitince fark etmem bütün hevesimi kırmış olsa da kitabın o olağanüstü büyüsünü bozmadı, bozamaz ;)
#Kitap okuya okuya aklını yitiren Don Kişot'un hikayesi#
Kitap oldukça kalın ama ona rağmen çok sürükleyici; okura nice eğlenceli servünler yaşatıyor, bambaşka karakterlerle tanıştırıyor, her birinin hikayesine ortak ediyor. Kısacası kendinizden ve şimdiki toplum yapısından bir şeyler bulacağınız şekilde yazılmış.
Bu sadece bir şövalye kitabı değil; bir eleştiri, anı, otobiyografi ve mizah kitabı. Kitapların nasıl yazılması gerektiğinden tutun da Osmanlı ile yapılan İnebahtı Savaşı'na kadar çetişli konularını içinde barındırıyor böylelikle romanı okurken asla sıkılmayacaksınız. Zaten gerek Don Kişot'un gerekse Sancho Panza'nın deliliklere şahit olunca sıkılma ihtimali de ortadan kalkıyor. Kitabın sonunda şöyle bir cümle vardı: "Şansı vardı; deli yaşadı, akıllı öldü". Aslında bu cümle tek başına bile kitabı özetlemeye yetiyor.
Kesinlikle tavsiye ediyorum.
-Bu incelememi aslında Miguel de Cervantes'in Don Quijote kitabına yazıyorum-
Bi Don Kişot varmış okuduğu kitaplardan etkilenip kendini şövalye sanmaya başlamış sonra yel değirmenlerine falan saldırmış... mış mış ta mış mış.
Don Kişot kitabı benim anlatabileceğim türden bir kitap değil fakat önümüzdeki zamanımı bunu yaşayarak geçireceğim. Elimde bir şövalye zırhı edecek kadar kitap ve keskin bir kılıcı andıran kalemim var. Bu masalda 4 kollu dev ise elbetteki cehalettir. Sevgili Dulcenea'm ise aydınlık yepyeni bir dünya olacak belki benim hiç göremediğim ama naçiz bedenimden ruhum ayrılırken başucumda gözyaşı dökenlerin çok yakın olduğu...
Okuduğu şövalye hikâyelerinin etkisiyle gerçeklikten uzaklaşan kendisini bir şövalye olarak gören adaleti sağlamak ve kötülerle savaşmak amacıyla yollara düşen Donkişot’a yolculuğunda sıradan bir köylü olan,kolay ikna olabilecek, basit bir yaşam hayali taşıyan, fiziksel olarak kilolu ve gösterişsiz biri olan ve maceralarının sonunda bir ada vereceğini vaat ettiği yaveri Sancho Panza eşlik eder. O da bu vaatlere inanarak efendisini takip eder. Bu seçim, aslında Don Kişot’un hayal dünyasının ne kadar güçlü olduğunu ve insanların basit umutlarla nasıl yönlendirilebildiğini göstermektedir. Maceralarında Don Kişot yel değirmenlerini dev düşmanlar sanarak onlarla savaşmaya kalkışır.Gerçekte sıradan yel değirmenleri Don Kişot’un hayal dünyası ile gerçeklik arasındaki kopukluğunu göstermeye başlar. Burada insanların bazen hayallerine ve inançlarına gerçeklerden daha fazla bağlandıkları görülmektedir. Romanda dikkat çeken bir diğer olay ise Don Kişot’un bir berberin tasını çok değerli bir şövalye miğferi sanmasıdır. O berber tasını büyük bir hazine gibi sahiplenerek, sıradan görünen nesnelere bile hayal gücüyle farklı anlamlar yükleyebildiğini göstermektedir.Don Kişot’un gözünde tas, sıradan bir eşya değil, şövalyeliğinin tamamlayacısıdır.Don Kişot, hayalperest ve maceracı bir karakterken Sancho Panza daha çok gerçekçi,biridir. Buna rağmen Sancho, efendisini terk etmez ve onunla birlikte türlü maceralara atılır. Sancho çoğu zaman gerçekleri göstermeye çalışsa da Don Kişot kendi hayal dünyasına bağlıdır. Hiç görmediği prensese aşık olması da hayaller ve gerçekliği okuyucusuna birlikte sunmaya çalışmaktadır.Don Kişot başarısızlıklarına rağmen şövalye olma tutkusundan asla vazgeçmez,Sancho Panza ise başlangıçta gerçekleri açıkça söyleyen biri iken zamanla Don Kişot’un dünyasına
Don KişotErich Kästner · Can Yayınları · 20194,235 okunma
Miguel de Cervantes’ten zamanları aşan bir hayal ve hakikat savaşı: Delilikle bilgelik arasındaki o ince çizgide bir şövalye…
Don Kişot, yalnızca bir roman değil; insanın hayalle kurduğu ilişkinin, dünyayı değiştirme arzusunun ve “akıl” denen kavramın sorgulandığı dev bir edebiyat yapıtıdır. Cervantes, gözü pek ama hayalperest bir “şövalye” aracılığıyla, çağının değerlerini altüst eden, yüzyıllardır geçerliliğini koruyan bir ayna tutar insanlığa.
Kitapta anlatılan, yalnızca yel değirmenlerine saldıran bir adamın komik hikâyesi değil; aslında dünyanın gerçekleri karşısında kendi doğrularına tutunan bir insanın içsel mücadelesidir. Don Kişot bir kahraman mı, deli mi, yoksa hepimizin bastırdığı hayal gücünün vücut bulmuş hâli mi? İşte tüm mesele bu.
Sancho Panza ise bu hikâyenin kalbidir. Onunla birlikte akıl ve hayal, toprak ve gökyüzü, mizah ve hakikat arasında gidip gelirsiniz. Ve en sonunda fark edersiniz ki: Don Kişot biziz.
O, kaybettikçe bile inancını kaybetmeyenin, alay edilse de düşlerinden vazgeçmeyenin temsilidir.
Don Kişot, hem güldürür, hem düşündürür; ama asıl yaptığı şey “içimizdeki çocuğu dürtmek”tir. Bu kitap, hayata inananlarla, hayatla yetinmeyenler arasında bir köprüdür.
“Gerçek, bazen sadece inanacak cesareti olanlara görünür.”
Don Kişot, düşlerini yitirmemiş herkesin yol arkadaşıdır. Onu bir kez okuyun; bir daha asla unutamazsınız.
Don Kişot, İspanya’nın merkezinde bulunan Mancha bölgesinde yaşayan orta yaşlı bir bey efendidir. Okuduğu kitaplarda söz edilen kahramanca ideallere takıntılı olarak, çaresiz durumda olanları savunmak ve kötüleri ortadan kaldırmak için mızrağını ve kılıcını almaya karar verir. İlk başarısız macerasından sonra Sancho Panza isimli şaşkın bir işçiyi sadık yaveri olmaya ikna eder. Bundan sonra da ikinci macerasına atılır.
Sancho’nun hizmetleri karşılığında Don Kişot, Sancho’yu bir adanın zengin valisi yapmayı vaat eder. Bu şekilde Don Kişot zafer ve büyük bir macera arayışı içinde İspanya’yı dolaşmaya başlar. Kendi gözünde prenses olarak tanımladığı köylü kadın Dulcinea del Toboso için yiyecek, barınak ve rahatlıktan vazgeçer.
İkinci macerasında, Don Kişot şövalyeliğe veya dünyaya tehdit olarak algıladığı şeylere karşı hareket eder. Şaşkın ve haklı olarak öfkeli olan vatandaşlardan çalarak ve onlara zarar vererek hayalini kurduğu kurtarıcıdan çok bir haydut haline gelir. Don Kişot, küçük bir erkek çocuğunu sırf çocuğa zarar vermeyeceğine söz veren kötü bir çiftçi adamın eline bırakır. Buna ek olarak efsanevi Mambrino’nun miğferi olduğuna inandığı için bir berberin leğenini çalar.
Don Kişot, kendini şövalye ilan edip macera aramaya çıkan, bu konuda da hiç zorlanmayan bir delinin hikayesi. Çok eğlenceli, incecik bir kitap. Büyükler de okusun derim. Ben bu kadar eğlendiysem çocuklar kesin bayılır diye düşünüyorum.
Don Kişot, İspanya’da bir köy asilzâdesidir. Okuduğu şövalye romanlarının etkisiyle aklını kaçırır. Ortaçağ şövalyeleri gibi ülke ülke dolaşma hevesine kapılır. Bu hevesin nedeni tüm kötülükleri ortadan kaldırmak ve insanları mutlu etmektir. Ele geçireceği adalardan birine de vefalı yol arkadaşı Sancho’yu vali yapacağına söz verir
Don KişotErich Kästner · Can Yayınları · 20194,235 okunma
Neşe ve keder insanın gözbebeğindedir. Cervantesin dünya edebiyatına armağan ettiği bu güzel eser öyle keyifli ki bazı satırlarda kahkalarınıza engel olamıyorsunuz. İyi okumalar.
Emil Erich Kästner (d. 23 Şubat 1899, Dresden - ö. 29 Temmuz 1974, Münih) Alman yazar.
I. Dünya Savaşı'na katıldı. Savaştan sonra liseyi bitirdi ve Üniversite de Alman dili, tarih, felsefe ve tiyatro tarihi okudu. Gazetelerde redaktör ve tiyatro eleştirmeni olarak çalıştı. 1933'te iktidardaki nasyonal sosyalistler bütün kitaplarını yaktılar. İki kez Gestapo tarafından tutuklandı ve 1943 yılında yazı yazması yasaklandı. Savaştan sonra tiyatro ve film alanlarında çalıştı. 1966 yılında edebiyat çalışmalarına son verdi. 1974 yılında Münih'te öldü. Yaşamı boyunca yapıtları için pek çok ödül aldı. Çocuklar için yazmış olduğu kitapları bütün dünyada çeşitli dillere çevrildi. Kästner, Alman çocuk edebiyatında yeni bir çığır açmış, çocuk kitaplarını gerçekçi temeller üzerine oturtmuştur.