Ayşe Sarısayın

Ayşe Sarısayın

YazarDerleyenÇevirmenEditör
7.9/10
519 Kişi
·
2.492
Okunma
·
14
Beğeni
·
1.812
Gösterim
Adı:
Ayşe Sarısayın
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1957
Ayşe Sarısayın, 1957 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Alman Lisesi'nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden (1981) ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne bağlı İşletme İktisadı Enstitüsü'nden mezun oldu (1986). Uzun yıllar ilaç sektöründe yönetici olarak çalıştı. Evli ve bir oğlu var, İstanbul'da yaşıyor. Babası Behçet Necatigil'in çeviri şiirlerini (Yalnızlık Bir Yağmura Benzer, Adam Yayınları, 1984) ve aile mektuplarını (Serin Mavi, YKY, 1999, Selma Esemen ile birlikte) yayına hazırladı. Behçet Necatigil'e ilişkin anılarının yer aldığı Çok Şey Yarım Hâlâ adlı kitabı, 2001 yılında yayımlandı (YKY). Denizler Dört Duvar (Can Yayınları, 2003) adlı ilk öykü kitabı 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne, Yorgun Anılar Zamanı (Can Yayınları, 2004) 2005 Sait Faik Hikaye Armağanı'na,Karakalem Resimler (Can Yayınları, 2008) adlı öykü kitabı ise Dünya Kitap dergisinin 2008 Yılın Telif Kitabı Ödülü'ne değer görüldü. Erdal Öz, Unutulmaz Bir Atlı adlı biyografi çalışması ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nca desteklenen İstanbulum projesi kapsamındaki Beşiktaş, Yollar ya da Anılar Boyunca adlı kitabı 2009 yılında yayımlanan Ayşe Sarısayın'ın son kitabı Kedimin Adı Çamur (2010). Fırsat buldukça Almancadan çeviriler de yapıyor. Siegfried Lenz'den çevirdiği Almanca Dersi (Deutschstunde) romanına (Everest Yayınları, 2012) Dünya Kitap Dergisi 2012 "Yılın Çeviri Kitabı" ödülü verildi.
Sigarayı azaltmalıyım, ama şimdi değil. Başa çıkmam gereken o kadar çok şey var ki!
Ayşe Sarısayın
Sayfa 10 - Can Yayınları 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü
Beni sevmeni öylesine çok istemiştim ki! Beni alıp götürmeni bekledim. Anlamanı, istemeni...
Görmedin ya da göremedin.
Ayşe Sarısayın
Sayfa 18 - Can Yayınları 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü
Bellek nasıl da bu kadar iyi saklıyor her şeyi, anlamıyorum! Ve neden olmadık zamanlarda ortaya çıkıveriyor unuttuğumuz eski resimler? Kime, ne yararı var ki geçmişe ait resimlerin?
Ayşe Sarısayın
Sayfa 58 - Can Yayınları - 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü
168 syf.
Bu kitabı okuduktan sonra her zaman olduğundan daha fazla kedi almak istemeye başladım. Ama ailem kedi almamı istemiyor. Kitabı bir çırpıda bitirdim. Hayvan sevgisi bence herkesin tatması gereken bir değer. Sizde kedileri çok seviyorsanız, bu kitap tam da size göre...
Oğuz Aktürk
Oğuz Aktürk Fener, Gece ve Yıldızlar ve Ölümünden Sonra Yayımlananlar'ı inceledi.
57 syf.
·1 günde·7/10 puan
YouTube kitap kanalımda Wolfgang Borchert'in hayatını ve kitaplarını kronolojik okuma önerimle birlikte yorumladım: https://youtu.be/yAaaSmtCYn0

Bitmek bilmeyen aynılaşmış savaşsı gecelerin kasveti arasında göğün bir deniz olduğu evrende yıldızları deniz feneri olarak görme ütopyasıyla gri renkteki büyükşehirler kıstırıcılığının distopyasını, ışığın ve gölgelerin ressamı Rembrandt'ın ışığı ve gölgeleri sadece bu kitaplık Borchert'a hediye etmesiyle anlatır.
320 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
"Savaşa adım adım ...

#SPOILER

Bir yazar ,film yapımcısı ve muhabir yazması elinizdeki bomba .. başka bir dil başka bir anlatım "1939 Yazı "

"Hiç kimse bir ada değildir " kelimesiyle başlar kitap hepimizin ana karanın parçası olduğunu söyler. .istesek de istemesek de toplumsal değişimlerde "bireysellikten çıkartılıp "milletsel da ya da ırksal _laş_tırılırız" .. savaş zamanları gibi ..

Kitap hem savaş tarihini anlatırken ..hemde Varşova da piyanist Szpilman 'ın piyanosunun nasıl durdurulduğunu ..

Şair Joseph Roth 'un Hitlerin seçimleri kazandıktan sonra ülkesini terkettiği 'ni Zweig ile paylaştığı duygularını mektuplara döktüğünü. .

Thomas Mann ve Katia Mann in savaş karşıtı kulislerini ..

Freud'un son sözlerini "Savaş Paniği "
Wirginia Woolf un ziyaretlerini ..

roman diliyle ama günce tarzıyla önümüze koyar ..

Bir yandan Jorje Semprun'un annesinin Antonio Mauranın kızı olduğunu öğretirken .

Bir yandan normal halkın da kitlesel değişimini gösterir ..

Ingiltere ,Rusya Paris,Prag,Almanya Varşova, Milano, Washington ,Madrit ..
Tüm sehirler savaşa adım adım giden bir dünyanın ,"radyo " dinleyicisidir ..

Camus "Absürd " üzerine bir kitap yazmak ister Cezayir de dir ..Avrupada ki Hitler
Tıpası cıkartılmış lavobo misali girdap yaratırken, absürd hikaye "Sisifos Söyleni " olarak ortaya çıkacaktır ..

Brecht şöyle söylüyor .

"Savaş bir ticaret yalnızca ..
"Peynir yerine kurşun ..

Danimarkadan Isveç e geçmeye çalışırken ..

Kesin gerçek şu ki : "Asıl suçlular savaş'ı körükleyenler...
"Insanoğlunun en aşağılık yönünü yüceltenler "

1 Eylül 1939 Cuma saat 04:45 Danzing'de
Savaşın ilk kurşunu atılana kadar ..

Devam eden bir bekleyiş ..

Ve Sartre üniformasını giyer Simone ile vedalaşır. . SAVAŞ BAŞLAMIŞTIR

Çok detaylı ve başarı bir kitap ..sayesinde bu dönemde yazılmış olan
'Sisifos Söyleni ve SARTRE'nın Duvar ını okudum :) ..
En sevdiğim okuma türü kitap içinden kitap çıkartma :)
Dip Not
"Duvar" hakkında da bir şey söylemek isterim ki "saçma " bir şekilde insanı çarpıyor ve kalıcı hasar bırakıyor sizin hayatınızla hiç alakası olmayan hikayelerden oluştuğunu zannediyorsunuz ama bir bakmış _sınız ki "içinize sızmış "
SARTRE 1
CAMUS 1 okuyun! !!!
Mann okuma listesinde .. mutlaka okunacak :)

ve Barış la kalın :)
Sevgiler :)
176 syf.
Miguel De Unamuno'nun okuduğum ilk kitabı olan Yaman Adam 10 tane kısa öyküden oluşan bir kitap. Kitaba adını veren Yaman Adam kitabın en uzun öyküsü ve benim de en çok beğendiğim bu öyküsü oldu. Kitabı çeviren Behçet Necatigil olunca da kitap muhteşem bir  akıcılık kazanmış.

İlk dört hikayenin ana konuları aşk ve kadın-erkek ilişkileri olarak ele alınıyor. Kitapta karaketerlerin yaşadığı bol bol acı, hüzün, gözyaşı ve ölüm var. Öykülerde erkeklerin içlerinde sakladıkları sırları, acıları ve sevgiye olan hasretleri önplana çıkarılmış.

Öyküler zaman zaman bana fazla duygu yüklü gelse de dramatik türden kitaplara ilgi duyanlar için öneririm.
176 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yaman Adam 10 öyküden oluşan bir eser ve 5 tanesi aşk hikayesidir.
Eserin ilk sayfalarında da belirtildiği gibi Behçet Necatigil'in bu öyküye ve yazara önem vermesini gayet iyi anladım. Kesinlikle Unamuno'nun eserlerini okumaya devam edeceğim. Eserin özellikle aşk hikayelerini çok beğendim. Bu kitapta sadece iki öyküyü beğenemedim ama onun dışında muazzam bir tat aldım.
Şu sıralar öykü okumayı daha çok sevdim, sanırım öykülere odaklanmak daha kolay geliyor.
Yalnız tek şu yönü beni zorluyor, eserde olan her öyküyü ayrı ayrı sindirmek zaman istiyor. Bu durumda hızlı okumak bana çok da fayda vermiyor ama yine de elimden de bırakamadığımı kabul ediyorum.
176 syf.
Corona günlerine özel Can Yayınları Trendeki Yabancı (Online Hikaye Dergisi) uygulamasında bazı kitaplarını erişime açmış, bu da onlardan bir tanesi. Daha önce alışveriş listeme eklemiştim zaten, hemen okuyayım dedim. Fakat bir kez daha anladım ki ekrandan okumak benlik bir durum değil.
Yazarı daha önce hiç duymamıştım. Behçet Necatigil'in çevirmiş olması beni kendine çekti. İtiraf ediyorum, kapağa da vurulmuş olabilirim. (: Olur arada böyle şeyler.
Yaman adamdan başlayarak 10 hikayeden oluşuyor kitap. Aşk evlilik sadakat ve çocukluk üzerine hepsi de çarpıcı hikayeler. Behçet Necatigil'in çevirisi zaten şiir gibi. Ana dilimizdeki bir kitabı okuyormuşçasına nefis bir Türkçe. Benim favori hikayem "Eşekarısı". "Gabriel daima iyi bir insan olacak mısın?" Üzerinde bu ağırlığı hisseden herkesin favorisi olmaya aday bence.
Aynı yazardan yine Behçet Necatigil'in çevirisiyle "Sis" kitabı varmış. Listeye eklenebilir. :)
104 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
#saygıduruşu bir balıkçı kasabasında lise öğretmeni ve öğrencinin aşklarının anlatıldığı bir uzun öykü.
.
Öğretmenin anma töreniyle başlıyor hikaye ve öğrencinin geriye dönüşleri ile yaşadıkları ya da yaşayamadıkları ilişki anlatılıyor. Anlatıcının okura hitap etmeyi bırakıp sevgilisiyle konuştuğu kısa bölümler duygu aktarımını etkili kılmış. Ayrıca Lenz’in görsel bir dili var. Orwell’in Hayvan Çiftliği ile ilgili güzel bir inceleme de vardı hikayede.
.
“Yaşanmış olan,her şeye rağmen yaşanmıştı ve sürüp gidecekti; ben ise bir acının ve bu acıya ait bir korkunun eşliğinde artık geri gelmesi imkansız olan ne varsa bulmaya çalışacaktım.”

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Sarısayın
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1957
Ayşe Sarısayın, 1957 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Alman Lisesi'nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden (1981) ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne bağlı İşletme İktisadı Enstitüsü'nden mezun oldu (1986). Uzun yıllar ilaç sektöründe yönetici olarak çalıştı. Evli ve bir oğlu var, İstanbul'da yaşıyor. Babası Behçet Necatigil'in çeviri şiirlerini (Yalnızlık Bir Yağmura Benzer, Adam Yayınları, 1984) ve aile mektuplarını (Serin Mavi, YKY, 1999, Selma Esemen ile birlikte) yayına hazırladı. Behçet Necatigil'e ilişkin anılarının yer aldığı Çok Şey Yarım Hâlâ adlı kitabı, 2001 yılında yayımlandı (YKY). Denizler Dört Duvar (Can Yayınları, 2003) adlı ilk öykü kitabı 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne, Yorgun Anılar Zamanı (Can Yayınları, 2004) 2005 Sait Faik Hikaye Armağanı'na,Karakalem Resimler (Can Yayınları, 2008) adlı öykü kitabı ise Dünya Kitap dergisinin 2008 Yılın Telif Kitabı Ödülü'ne değer görüldü. Erdal Öz, Unutulmaz Bir Atlı adlı biyografi çalışması ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nca desteklenen İstanbulum projesi kapsamındaki Beşiktaş, Yollar ya da Anılar Boyunca adlı kitabı 2009 yılında yayımlanan Ayşe Sarısayın'ın son kitabı Kedimin Adı Çamur (2010). Fırsat buldukça Almancadan çeviriler de yapıyor. Siegfried Lenz'den çevirdiği Almanca Dersi (Deutschstunde) romanına (Everest Yayınları, 2012) Dünya Kitap Dergisi 2012 "Yılın Çeviri Kitabı" ödülü verildi.

Yazar istatistikleri

  • 14 okur beğendi.
  • 2.492 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 767 okur okuyacak.
  • 23 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları