Ayşe Sarısayın

Ayşe Sarısayın

7.8/10
12 Kişi
·
48
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.357
Gösterim
Adı:
Ayşe Sarısayın
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1957
Ayşe Sarısayın, 1957 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Alman Lisesi'nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden (1981) ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne bağlı İşletme İktisadı Enstitüsü'nden mezun oldu (1986). Uzun yıllar ilaç sektöründe yönetici olarak çalıştı. Evli ve bir oğlu var, İstanbul'da yaşıyor. Babası Behçet Necatigil'in çeviri şiirlerini (Yalnızlık Bir Yağmura Benzer, Adam Yayınları, 1984) ve aile mektuplarını (Serin Mavi, YKY, 1999, Selma Esemen ile birlikte) yayına hazırladı. Behçet Necatigil'e ilişkin anılarının yer aldığı Çok Şey Yarım Hâlâ adlı kitabı, 2001 yılında yayımlandı (YKY). Denizler Dört Duvar (Can Yayınları, 2003) adlı ilk öykü kitabı 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne, Yorgun Anılar Zamanı (Can Yayınları, 2004) 2005 Sait Faik Hikaye Armağanı'na,Karakalem Resimler (Can Yayınları, 2008) adlı öykü kitabı ise Dünya Kitap dergisinin 2008 Yılın Telif Kitabı Ödülü'ne değer görüldü. Erdal Öz, Unutulmaz Bir Atlı adlı biyografi çalışması ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nca desteklenen İstanbulum projesi kapsamındaki Beşiktaş, Yollar ya da Anılar Boyunca adlı kitabı 2009 yılında yayımlanan Ayşe Sarısayın'ın son kitabı Kedimin Adı Çamur (2010). Fırsat buldukça Almancadan çeviriler de yapıyor. Siegfried Lenz'den çevirdiği Almanca Dersi (Deutschstunde) romanına (Everest Yayınları, 2012) Dünya Kitap Dergisi 2012 "Yılın Çeviri Kitabı" ödülü verildi.
"Okudukça, iç dünyan da hızla zenginleşiyor. Bir daha vazgeçemiyorsun. Zaman bulunca okumak yerine, okumaktan arta kalan zamanlarda yaşayın."
Uzun bir aradan sonra yeniden. Yazıya sığındım, kelimelerden bir dünya kurmaya çalıştım bir kez daha.
Ayşe Sarısayın
Sayfa 164 - Can Yayınları - epub
Dışarıda olup bitenler umurumda bile değildi, yazdıkça nefes alıyor, yaşadığımı hissediyordum.
Ayşe Sarısayın
Sayfa 164 - Can Yayınları - epub
Bir insan ne çok insana dokunuyor, bir hayat ne çok hayattan geçiyor!
Ayşe Sarısayın
Sayfa 5 - Can Yayınları - epub
...Keşke her günü, yeni bir sevginin çevresine saçtığı ışık yumağı gibi görüp coşkuyla karşılayabilsek...
Onca kalabalığa rağmen, yalnız mı hissediyordun kendini, hüzünleniyor muydun zaman zaman? Yıllar geçtikçe çıkarsız, dolambaçsız ilişkilerin özlemini daha çok mu duymaya başlamıştın yoksa?" Ayşe Sarısayın/ Erdal Öz Unutulmaz Bir Atlı
...Hayatın anlamsızlığına katlanılıyor da bir şekilde, güçlükle yaratılan tek anlam sorgulandığında tutunacak dal kalmıyor...
Bu kitabı okuduktan sonra her zaman olduğundan daha fazla kedi almak istemeye başladım. Ama ailem kedi almamı istemiyor. Kitabı bir çırpıda bitirdim. Hayvan sevgisi bence herkesin tatması gereken bir değer. Sizde kedileri çok seviyorsanız, bu kitap tam da size göre...
Kitabı gördüm ve dedim ki:. Beşiktaş ((: adı okumam için yeterli. Ama beklendiğim gibi çıkmadı. Yazar Beşiktaş'ta yaşamış. Oradaki anılarını anlatmış.
İlk 90 sayfa bir saatte biterken "Beşiktaş'ı hiç, ama hiç sevmiyorum" cümlesinden sonra sadece kitabı bitirmek için okudum. Kalan 20 sayfayı da bir saate yakın bitirdim.
Sevemedim ben. Tavsiye de edemiyorum maalesef. Ama şunu diyebilirim yazar sade bir dille geçmişini, anılarını anlatmış. Hızlı bir şekilde okunabilir..
İnceleme spoiler içerebilir. :)

Kitap bir günlükten birkaç cümleyle başlıyor. Bunu cümleler bitince farkediyoruz. Ardından biri (kadın mı erkek mi olduğunu kestirmek güç) "bunlar benim yazdıklarım degil" diyor. "Sahibinden ödünç aldım sadece". Bu kişi bir gün eski bir arkadaşından telefon alır. Hemen görüşmek istediğini, ona önemli bir şey getireceğini söyler. Bu önemli şey bir Cd'dir. Cd'yi evin kuytu bir köşesinde bulur. Evin önceki sabibinin bıraktığını düşünür. Arkadaşına verir Cdyi. Daha sonra olanlar olur zaten. Tüm kitap Cdye kayıtlı birkaç belgeden ibarettir:

Bir kadın, Şahika Ener. Ressamdır kendisi. Resimle uğraşmayı çok sever. Belki üzerine gelen hayattan az da olsa kurtulma çabasıdır, kim bilir.

Fikret Ener. Şahika Hanım'ın eşi. Bir süre sonra eşini ve çocuklarını bırakıp gidecektir.

Şahika Hanım'ın üç kızı vardır. İsimleri yok kitapta. Büyük kızı (prenses), ortanca kızı ve küçük kızı (sarı papatyam der hep).

Kitapta bir ailenin başından geçenler anlatılır. Aldatılmalar, yer yer ölümler. Yalnızlık hissi. Umut. Sevgi. Inanç vs. Kurguyu beğendim. Bir cd'nin içindeki belgelerin okunmasıyla başlayıp belge sonlandığında biten bir kitap. Cdye yaşadıklarını aha doğrusu tüm bu kitabı geçirenin kim olduğunu kitabın sonuna doğru öğreniyoruz. Onu da söylemeyelim. Okuyanlar görsün :)

Biraz Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonnası'na benzettim kurgusunu. Orada da tüm olay bir mektuptu.

Kitap genel olarak güzeldi. Yazarın akıcı bir üslubu vardı. Birçok usta şairimizden alıntılar kitabı daha da güzel bir hâle getirmiş.

Kitapla ve sevgiyle kalın. :)
Mühendis yazarların kitapları çok daha başarılı oluyor. Bunun formülünü bilemiyorum ama bana daha detaycı geliyor. Bazı anıları o kadar güzel anlatıyorlar ki, Murat Gülsoy da bunu yaşamıştım, keza Oğuz Atay, Aslı Erdoğan, Cem Akaş, hatta yurtdışına gidelim Boris Vian, Dostoyevski'de de durum aynı.
Neyse bir işe yaramayan tespitten kitaba geçelim :)
Bu kitabı ödül alması nedeniyle okumaya başladım. Kitap 2005 Sait Faik Hikaye Armağanını almış. Dümdüz hikayeler var. Ancak bunu olumsuz anlamda söylemiyorum. Tamamı ile sade ve anlatmak istediğini yorgun biçimde anlatmış. Başlık çok güzel seçilmiş o açıdan.
Özellikle 2. kısımdaki hikayeler birbirlerini çok güzel takip ediyor.
Başka kitaplarını da okuma isteği uyandı içimde.
Tavsiye ederim.
Ayrıca Behçet Necatigil'in kızıymış Ayşe Sarısayın. Bunu bilmiyordum.
Yaşamımın benzerliğinden ötürü bende derin izler bırakmıştı. O yüzden hata bulsam da dilim varmıyor söylemeye. Yine olsa yine okurum dediklerimden oldu, olayları ele alışı kendim yaşıyormuşcasına hissetmemi sağladı, ayrıca ilk imzalı kitabım olmasından da kaynaklı ayrı bir bağım var bu kitapla.
Kapak resmini çok beğenip aldığım bir kitaptı. Farklı bir kurguya sahip. Yazar, anlatıcının bölük pörçük yazılardan bir hikaye oluşturmasını anlatıyor. İçerisinde ikinci yeni şairlerinden şiir alıntıları da mevcut. Bir ailenin içerisindeki olaylar, tüm çıplaklığıyla anlatılıyor.
Kitabın arkasında da yazdığı gibi,okuduğunuzda kedi sahibi olmak isteyeceksiniz. 2 aylık bir kediciğin ailesinden ayrılıp yeni bir aileyle tanışması ve sürüklenmesi... Sanırım bir kez daha kedilere olan sevgimin farkına vardım. Gönül isterdi ki evimizde minnoş bir kediciğimiz olsun, fakat sanırım şimdilik pek imkanı yok:) Her yaş grubu okuyabilir demek isterdim lakin belki büyük yaştakiler sıkılabilir,ben hala çocuk olduğum için bana çok güzel geldi...
Nostalji'nin ve Melânkoli'nin ağır abisi,yazar,senarist,yönetmen Selim Ileri ve yakın Arkadaşı,çevirmen,yazar Ayşe Sarısayın (Behçet Necatigil'in kızı) ile birlikte hazırladıkları bu kitap sayesinde, tanışmadığım öykücülerle tanışma ve birer kısa öykülerini okuma imkânı buldum.
Öykücülüklerini merak ettiğim,Roman türünde adını benimsetmiş yazarların çoğu bu 3.ciltte yer aldiğı için bu seçkiye öncelik verdim.Diğer iki cildini de Türkiye'den edinip,kısa zamanda okumayı plânlıyorum.
Bu kolaj çalışmanın,öykü türüyle ilgilenen genç yazarlar ve yazar adaylarımız için önemli kaynaklardan biri olabileceğini düşünüyorum.

Kitabın seçkisini yapan Selim Ileri ve Ayşe Sarısayın,Sait faik ödüllü yazarlarımızdan.Kitapta birer kısa öyküleri bulunan 52 yazarın büyük bir kısmının Sait faik ödüllü yazarlar olması dikkatimi çekti.
"Iyi öykü yazmanın getirisi ödüldür,dolayısıyla ödüllü öykü,ödülsüz öyküden iyidir" genellemesine varılmasını doğru bulmasam da kitap içerik bakımından başarılı bir çalışma.

Feride Çiçekoğlu,Sadık Aslankara,Şiir Özkök Yılmaz,Sevinç Çokum,Feyza Hepçilingirler,Leylâ Ruhan Oktay,Mehmet Günsür,Ayşe Sarısayın,Hasan Ali Toptaş,Jale Sancak,Ahmet Ümit,Birsen Ferahlı,Cihan Aktaş ve Necip Tosun hikâyeleri oldukça etkiledi beni.Bu birbirinden değerli klâsik öykücülerimiz,bizi bize,kelime oyunlarına ve ağdalı betimlemelere gerek duymadan,yalın bir dille anlatıyor.
Öykülerin ortak dokusu ; Hüzün ve Umut etmek...
Klâsik öykücülüğümüz gerçekten de Edebiyat'ımızın yüz akı.70 li 80 li yıllara pek çok duygu eşliğinde yolculuklar yaptım.Çocukluk anılarımla benzeşen pek çok anlar yakaladım...
zaman makinesi misali,bu kitapla geçmişe,keyifli ve hüzünlü duyguların harmanlandığı yolculuklar yaptım.
Bazen,bir yetimhanenin soğuk odalarında elleri üşürken,bakışlarını Annesinin geliş yoluna seyirterek,her pazar umutla bekleyen küçük kız çocuğuydum.Bazen,savaşın ortasında umutlarını yitirmek üzere olan yarı deli kadındım.Bazen,naif Aşıkların,bir başına kalınca,kırık dökük sanrılı yalnızlıklarını duyumsadım iç monologlarında...
Dolayısıyla,öykünün gücü,Onu ne kadar içselleştirdiğimizle alâkalıdır diye düşünüyorum.

Öykücülerimiz,doğdukları,büyüdükleri coğrafyaları anlatıyor.Hüzün yine başrolde !
Edebi eserlerin temel taşlarından biri de hüzün değil midir ? Söyleten,yazdıran,çizdiren...
Işte Öylesine güzel bir ahenkle (hüzün dahil) sizi yormadan,duru bir ırmak gibi akıyor ki hikâyeler,gıpta ettim.Işte bu dedim ; haz Aldiğım öykücülük bu !
Gönül isterdi ki aralarında,Tansu Bele'nin,Nursel Duruel'in,Zülfü livaneli'nin de hikâyeleri olsun içeriğinde.Umarım bu seçkide yer almayan öykücülerimizin eserlerini başka bir seçkide toplarlar.Emeklerine,yüreklerine sağlık...
Öykü severler,Okuyunuz.
Kaç türlü girilirdi anılardan içeri. Hayatın sonunda gelinecek yeri önceden görebilseydik! Uzun aralardan sonra ürkek, bin bir korkuyla kıpırdanırken eskimiş rüyalardaki duygular, teslim olmak tuhaf bir tedirginlikle, ılık, şifalı bir suda yüzercesine önce, tutkulu, gitgide daha tutkulu.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşe Sarısayın
Unvan:
Türk Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, 1957
Ayşe Sarısayın, 1957 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Alman Lisesi'nde tamamladıktan sonra, İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü'nden (1981) ve İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi'ne bağlı İşletme İktisadı Enstitüsü'nden mezun oldu (1986). Uzun yıllar ilaç sektöründe yönetici olarak çalıştı. Evli ve bir oğlu var, İstanbul'da yaşıyor. Babası Behçet Necatigil'in çeviri şiirlerini (Yalnızlık Bir Yağmura Benzer, Adam Yayınları, 1984) ve aile mektuplarını (Serin Mavi, YKY, 1999, Selma Esemen ile birlikte) yayına hazırladı. Behçet Necatigil'e ilişkin anılarının yer aldığı Çok Şey Yarım Hâlâ adlı kitabı, 2001 yılında yayımlandı (YKY). Denizler Dört Duvar (Can Yayınları, 2003) adlı ilk öykü kitabı 2004 Yunus Nadi Öykü Ödülü'ne, Yorgun Anılar Zamanı (Can Yayınları, 2004) 2005 Sait Faik Hikaye Armağanı'na,Karakalem Resimler (Can Yayınları, 2008) adlı öykü kitabı ise Dünya Kitap dergisinin 2008 Yılın Telif Kitabı Ödülü'ne değer görüldü. Erdal Öz, Unutulmaz Bir Atlı adlı biyografi çalışması ile İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı'nca desteklenen İstanbulum projesi kapsamındaki Beşiktaş, Yollar ya da Anılar Boyunca adlı kitabı 2009 yılında yayımlanan Ayşe Sarısayın'ın son kitabı Kedimin Adı Çamur (2010). Fırsat buldukça Almancadan çeviriler de yapıyor. Siegfried Lenz'den çevirdiği Almanca Dersi (Deutschstunde) romanına (Everest Yayınları, 2012) Dünya Kitap Dergisi 2012 "Yılın Çeviri Kitabı" ödülü verildi.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 48 okur okudu.
  • 5 okur okuyor.
  • 34 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.