Kuyucaklı Yusuf

8,5/10  (1.961 Oy) · 
6.504 okunma  · 
2.014 beğeni  · 
20.307 gösterim
"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu."

Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hiyakesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    222
  • ISBN:
    9789750800016
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Onur Erol 
 21 Kas 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öykücü olarak bilinen Sabahattin Ali'nin ilk yazdığı romandır. Ve bence en güzel romanıdır. En azından benim için öyledir. Kürk Mantolu Madonna'nın isminden dolayı fazla ilgi gördüğünü düşünüyorum. Evet o da mükemmel denecek kadar güzel bir roman ama, Kuyucaklı Yusuf gibi değil açıkçası. Kuyucaklı, heyecanı sürekli üst seviyede olan bir roman. Gerilimin çoğu zaman zirve yaptığı bir roman Kuyucaklı Yusuf. İç hesaplaşmaların doruğa tırmandığı bir roman. Kitap yaptığı giriş cümlesiyle bizi nasıl bir romanın beklediğini haber veriyor; "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyü'nü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler."

Bir roman ancak bu kadar güzel ancak bu kadar korku dolu başlayabilir. Büyük bir merakla sayfaları çevirdiğinizde Kuyucaklı Yusuf'la tanışıyorsunuz. Ve o tanışma sizi ta alıp Edremit'in Zeytinli köyüne kadar götürüyor. Özellikle Sabahattin Ali'nin betimlemelerine o kadar hayran kaldım ki, gözümde canlandırarak bir sinema filmi izler gibi okudum kitabı. O kadar gerçekçi o kadar derinden vuran bir kitap Kuyucaklı Yusuf.

"Yolun iki tarafındaki zeytinlikler taş kesilmiş gibi hareketsizdi. Hayvan ince ayaklarıyla çakıllarda kıvılcımlar saçıyor ve hızlı hızlı soluyordu."

Özellikle bu ve buna benzer betimlemelerle dolu kitap beni benden almıştır.

Ayrı bir konu Sabahattin Ali'nin öldürülmesi gerçekten Türk Edebiyatı için derin bir kayıptır. Belki de nice baş yapıtlar kazandıracaktı nice büyük romanlar yazacaktı. 42 yaşında hayata gözlerini yuman yazarı rahmetle anıyoruz. Bize bu romanları yazdığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Daha çok kıymetini bilmeliyiz. Onu daha çok okumalıyız.

Bu arada İçimizdeki Şeytan isimli kitabındaki hayal kırıklığımı bu romanıyla ciddi şekilde telafi ettiğimi de belirtmek isterim. Belki tekrardan o romanı elime alıp tamamlayabilirim. İyi bir zamanda okumamış olabilirim. Umarım sorun bendedir. :)

Benden bu kadar.. Sürç-ü lisan ettiysek affola. Son olarak benim yazılarımı okuyanlar bilirler. Ben kolay kolay bir kitabı övmem. Benim için çok güzel bir buluşmaydı. Kuyucaklı Yusuf'u mutlaka okuyun dememe gerek yok sanırım. Keyifli Okumalar :)

Hacı Seydaoğlu 
23 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 8/10 puan

Hikayesi çok muazzam olmasa da karakterler üzerinden yapılan tahliller çok sağlam olan bir Sabahattin Ali kitabı. Bu anlamda daha çok İçimizdeki Şeytan'a benziyor.
Doğa tasvirlerinin çokça yapılması, olayların daha çok kırsalda geçmesi ve tabi baş karakterimiz Kuyucaklı Yusuf'un bazı özelliklerinden dolayı da biraz İnce Memed tadı aldım. Fakat karakterlerin çok gerçekçi olması kitabı özgün kılıyor.
Kaymakam üzerinden devlet, yolsuzluk, bürokrasi ile ilgili yapılan eleştirilerin, değerlendirmelerin günümüz Türkiye'sinde hala çok güncel olması insanı üzüyor. Neyse siyasete girmeyelim, kitaba dönelim en iyisi. :) Kitabın dili başlarda çok ağır. Osmanlıca kelime çok fazla. İlginç bir şekilde sonradan düzeliyor. İlk 80-90 sayfadan sonra dili gayet anlaşılabilir oluyor. Hikayesi de yer yer sıksa da akıcı sayılabilir. Özetle kaliteli, okunması gereken ve okurken zorlanılmayan kitaplardan biri diyebilirim.

DUA 
 05 Ağu 17:02 · Kitabı okudu · Beğendi

Ana var evlat doğurur oymağı devlet eder.
Ana var it doğurur devlete dert eder.
Ana var evladın başına dert olur.
Ufak bir ekleme yapmak istedim bu güzel söze. Bir ana kötü hayata düşmek isterse evladı da arkasından atlar.

Romanımıza gelirsek hem akıcılığı hem betimlemeleri hem de kurgusuyla dönemimize kadar kalıcılığını kaybetmeyen efsane bir eser. Yusuf erken yaşta kaybetmeyi öğrenmiş bir çocuk ve bağlanmamayı hayat felsefesi haline getirmeye başlıyor. Tabi ki gönül bu romanımızda da ferman merman dinlememiş.

Diğer değineceğim konu da kadınların her daim ucuz olan hayatı. Borç karşılığı alınıp verilmesi günümüzde de pek modasını kaybetmemiş ve hala erkeklerin evde bir kadın bulunsun hesabı ve kadınlarında zengin bir kısmet olarak gördüğüyle evlenmesi olayından vazgeçilmemiş.

Şükran Güngör 
09 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

Sabahattin Ali'nin kaleminden güzel bir kitap okuduğumu düşünüyorum. Kitabın dili gayet sade ve anlaşılır. Anlattığı dönemi kafanızda canlandırmaya çalışmak da güzeldi bana kalırsa. Konunun geçtiği yöre Ayvalık, Edremit; Akçay gibi yerleri - ki anne tarafından Ayvalıklı olduğumu da ekleyerek yani bölgeyi tanıyan biri olarak- de o dönemlerde hayal etmek bana ayrı bir haz verdi. Yalnız kitaba ismini veren kahramanımız! Yusuf beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Hep bir şey yapacak o gri renginden kurtulup bizlere kendini tanıtacak diye bekledim. Olmadı. Yusuf hep bi arka planda kaldı. Muazzez'in daha fazla ön planda olduğunu düşünüyorum. Hatta kitabın sonunda dahi ben Yusuf'u anlayamadım. Yusuf'ta hep bir mesafe hep bir perde var okuyucu ile arasında. Bunların yanında kitabın değinmiş olduğu belli zümrelerin iktidarı konusunun da güzel işlendiğini düşünüyorum. Tabi kitabı çok beğendiğimi de ekleyerek sözlerimi tamamlıyorum.

İlgen Aktürk 
16 Haz 21:05 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Sabahattin Ali'den okuduğum ikinci kitap Kuyucaklı Yusuf. İlki İçimizdeki Şeytandı ve bu yüzden ister istemez bir karşılaştırma yaptığımda Kuyucaklı Yusuf'un dilini daha hafif buldum. Ve olaylar daha akıcı ilerliyordu, hiç sıkmadı bu yönüyle beni. Kitabı okumadan önce sonunun kötü biteceğini bildiğimden kitap boyunca sonuna yönelik felaket senaryoları kurdum. Yanılmadım da değildi tahminlerimde.
Kitabın benim için en güzel yanı Yusuf'un içimizden bir karakter olması ve şu an yaşadığım ne olmak, ne yapmak istediğim ile ilgili olan kararsızlığımın aynı şekilde Yusuf tarafından da yaşanıyor olmasıydı ve bu konudaki düşüncelerini kendime benzettim.
Konu olarak ise; Yusuf'un küçükken anne ve babasını korkunç bir cinayete kurban vermesini ve ona acıyan o dönemin kaymakamının Yusuf'u evlatlık olarak almasını anlatıyor. Çok sağlam, mert bir karakteri olan Yusuf'un tek zaafı kaymakamın kızı Muazzez' e karşı duyduğu aşk. O trajik sona doğru yaklaşırken çok duygusal lirik bir aşkın hikayesini okuyorsunuz. Kuyucaklı Yusuf beni çok etkiledi diyemem belki ama yine de çok güzeldi. Okunmaya değer bir Sabahattin Ali eseri...

Ayçagül Akar 
17 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kuyucaklı Yusuf: Kendini, hayatı boyunca evlatlığı olduğu kaymakam babası ve Muazzez’den başka kimseye yakın hissedememiş bir yetimin hikayesi… Sabahattin Ali kişiliğinin hüzünlü yanını, kalabalıklar içinde hissettiği yalnızlığını, anlaşılamama duygusunu Yusuf karakteri ile sunmuş bize. Paranın güç ve çirkeflik getirdiğini yermiş hikayesinde. Can alıcı betimlemeleri, duru ve akıcı anlatımı ile sürükleyici ve okunması gereken bir roman.

Yusuf karakteri bazı yönleri ile “İnce Memed”i hatırlattı bana. Mizacına ters olsa da zulmeden, hak yiyen ağaları öldüren İnce Memed başını alır, dağlara çıkar, imi timi belli olmaz, daha sonra okuyucu ile tekrar buluşur. Kuyucaklı Yusuf’un da devamı olmalı beklentisi oluştu bende.

Merve Yüksel 
15 Nis 13:52 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İkisinin içinde de hem uzun zaman sonra tekrar görüşmenin verdiği vir memnuniyet, hem de belki de bir daha görüşmeyeceklerini sezmekten doğan bir hüzün vardı. Hayat, birbirinden ayırdıklarını, kısa bir müddet için tekrar yakınlaştırır gibi olsa bile, uzun zaman yan yana bırakmıyordu. Geçen günleri bir daha geri getirmek mümkün değildi ve sadece hatıralar, iki insanı birbirine bağlayacak kadar kuvvetli değildi.

Kıymeti geç anlaşılmış yazarların başında gelir Sabahattin Ali. Özellikle son birkaç yıldır herkesin elinde ve dilinde olan bu yazar, Kürk Mantolu Madonna ile popülerliğini en üst düzeye çıkarmış durumda. Ben de bu popülerliğine övgülere aldanıp başladım Sabahattin Ali kitaplarına. Kürk Mantolu Madonna ya diyecek lafım yok ama bu kitap benim için hayal kırıklığı olacak kadar sıradandı. Hatta çakma bir İnce Memed havası sezsemde onunla kıyaslanamayacak kadar sıradan.


Kitapta tasvirler oldukça başarılı, özellikle Anadolu yu anlatma şekli, tasvileri. Öyle ki ben Anadolu'nun içinde yaşamayan bir insanın gördüklerini bu kadar iyi tasvir edemeyeceğini düşünüyorum. Onun dışında klasik bir Türk sineması filmi izler gibi hissettim kendimi. Dili ve konusu akıcı bir kitap ama abartıldığı kadar mükemmel bir kitap asla değil.


Kitabın adın da anlaşılacağı gibi kahramanımızın adı Yusuf. Küçük yaşında ailesini kaybetmiş olan Yusuf , kaymakamın evlatlığı olarak hayatına devam eder. Sonrasında yaşadığı aşk ve yıkımlar kitabın seyrini değiştirir ve sonunda sizi bir hüsran bekler...


Benim aklımda yer edinmiş, en iyiler listeme ekleyeceğim bir kitap değil. Sırf Sabahattin Ali den dolayı 7 puan verdim, hakkettiği puan aslında daha az bence. Ama okunabilir ve akıcı...

Bayan Okur 
09 Nis 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Kitap özellikle tavsiye ettiğim kitaplar arasında girdi. Kitaba aslında bugün başladım bugün bitirdim çünkü yoğun bir sınav haftanın vardı ama olsun sınavları okumak hızlı anlamak kuvvetli olduğu için erken bitirip kitabı okuma fırsatı buldum.
Kitap bir yetimin bir kaymakam tarafından alınmasıyla başlıyor. Kitapta en şaşırdığını nokta ise Muazzez'in annesi karakterini her sayfada şaşırarak okudum.
TAVSİYEMDİR MUTLAKA OKUYUN.

Mustafa Oner 
11 Oca 14:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kanaatimce, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden birisi olan Kuyucaklı Yusuf, "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." cümlesiyle başlamaktadır. Sebahattin Ali'nin romantik edebiyat tarzında yazdığı bu roman, 20. yüzyıl başında Edremit'te Yusuf ile Muazzez'in aşkı etrafında gelişmektedir. Bir Anadolu kasabasında eşraf ve bürokrasinin kurduğu adaletsiz düzene romanda geniş yer verilmiş ve bu düzen eleştirilmiştir. Kitap şu şekilde özetlenebilir: 1903 yılında Aydın'ın Kuyucak İlçesinde bir karı kocanın öldürülmesi olayını soruşturmaya giden Nazilli kaymakamı Salahattin Bey, anne babası gözleri önünde katledilmiş olan dokuz yaşındaki oğlu Yusuf'u, evlatlık olarak alıp evine götürür. Salahattin Bey, kendisinden on beş yaş küçük Şahinde Hanım ile evlidir. Hem yaş farkı, hem de mizaç bakımından uyuşmazlık yaşadığı eşiyle zor yürüttüğü ilişkisi, Yusuf'u eve getirmesiyle daha da bozulur. Şahinde, kocasının eve getirdiği bu köylü çocuğunu benimsemez. Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte, karı koca arasındaki huzursuzluğun içinde büyür. Kaymakam, Yusuf'u eve getirişinden bir yıl sonra Edremit'e atanır; Yusuf evdeki karı-koca kavgalarının getirdiği huzursuzluğa rağmen Edremit'te mutlu bir çocukluk geçirir. On dokuz yaşına gelen Yusuf, bir bayram günü kaymakamın kızı Muazzez'e kasaba eşrafından Hilmi Beyin oğlu Şakir'in sataşması üzerine onunla kavga eder. Bu olay sonucu kasabanın en zengini olan fabrikatör Hilmi Bey'in gücü ile karşı karşıya gelir. Şakir bayramyerindeki olaydan bir süre önce Kübra adında bir genç kıza tecavüz etmiştir. Şakir, babası ve Hacı Ethem Bey'in tertibi ile Kübra ve annesini de kullanarak suçu Yusuf'a yüklemeye çalışır. Ancak Kübra'nın itirafı sonucu plan başarısız olur; Yusuf tarafından korunan Kübra ve annesi kaymakamın zeytinliğinde çalışmaya başlar; bu durum Şakir'in Yusuf'a kinini arttırır. İlk defa bir genç kıza gösterdiği ilgi ters karşılanan Şakir, Yusuf'la kavgasından sonra Muazzez'le evlenmek ister. Babası Hilmi Bey, evliliğe kaymakamı ikna etmek için yeni bir plan yapar. Selahattin Bey'i hileli bir kumar oyununa dahil ederek borçlandırır. İmzalattığı senetler karşılığında Muazzez'i oğlu Şakir'e ister. Şahinde Hanım kızını Şakir ile evlendirme düşüncesini sevinçle karşılar ama Selahattin Bey işi sürüncemede bırakır. Kübra'ya Şakir'in tecavüz ettiğini öğrenince borcu ödeyip kızını Şakir'le evlenmekten kurtarmanın yollarını arar. Yusuf, esnaf arkadaşı Ali'den para alarak borcu kapatır ve karşılığında Muazzez'i onunla evlendirmeyi düşünür Muazzez ise Yusuf'u sevdiği için Ali ile evlenmeye yanaşmaz. Yusuf Ali'ye Muazzez'in onunla evlenmek istemediğini söyleyemeyip zeytinliğe kapanır. Evlilik hazırlıklarına başlayan Ali'yi bir arkadaşlarının düğününde Şakir bütün kasabanın gözü önünde öldürür. Güçlüden yana olan kasaba halkı, elbirliği ile bu cinayeti örtbaseder. Şakir'in Muazzez ile evlenme düşüncesi Şahinde Hanım'ın da teşviki ile yeniden canlanır. Bunu öğrenen Yusuf, Muazzzez'i kaçırıp evlenir. Yusuf tahrirat katibi olarak kaymakamlıkta işe girer. Kalbinden rahatsızlanan Salahattin Bey çok geçmeden ölür; yeni atanan Kaymakam İzzet Bey, Şakir ve Hilmi Bey'in oyuncağı gibidir; onların isteğiyle Yusuf'u masa-başı işten alıp süvari tahsildarı yapar. O köy köy gezerken, Muazzez annesinin ısrarları ve paranın cazibesi sonucu eşraf ve bürokratların evlerindeki içki alemlerine katılır; alkole alışır; kendi evlerinde içki alemleri düzenler. Durumdan şüphelenen Yusuf, bir gece habersiz çıkıp gelir. Gördüğü durum karşısında çılgına dönerek, her yana gelişigüzel ateş eder. Yanlışlıkla Muazzez'i vurur, onu yaraladığının farkında olmayarak onu atına atıp kaçırır. Muazzez yolda ölür; Yusuf karısını gömer ve atını dağlara sürer.

Kitaptan 366 Alıntı

İlgen Aktürk 
15 Haz 01:46 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Beni anlatıyor adeta!
"Kendinde her şeyi yapabilecek kuvveti görmek, sonra yapılacak hiçbir şey bulamamak... Tükenmek bilmez bir sabırla bir meçhulü beklemek..."

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 154 - YKY Yayınları 2002 Basım)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 154 - YKY Yayınları 2002 Basım)
kitapları seven 
30 Haz 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

''O gelmez artık!'' dedi.
''Nereden biliyorsun?'' dedim.
''Gidişinden belliydi!'' dedi.

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
Hüseyin Erol 
22 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığını; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları)

"Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi!
Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var..."

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 61)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 61)
Sümeyye Ev 
19 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felâketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!"

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
Apollo 
17 Ağu 12:25 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Sanki sen yokmuşsun da orada seni arayacakmışım gibi oluyorum.

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 174)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 174)
Aysel 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi İlk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz öldürmeye mecbur kalıyordu?... Niçin? Kimin için?..

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
37 /

Kitapla ilgili 7 Haber

Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi!
Türk Edebiyatının En İyi 100 Romanı Yeniden Belirlendi! Eleştirmenler, yazarlar, akademisyenler, edebiyat öğretmenleri ve yayıncıların oluşturduğu 100 kişilik jüri ekibiyle Hürriyet Pazar eki ‘Türk Edebiyatının Gelmiş Geçmiş En İyi 100 Romanı’nı yeniden belirledi.
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne?
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne? Kürk Mantolu Madonna (1943) nicedir okurun kabulünde! Bu benim için şaşırtıcı gelmese de; ilkin orada İçimizdeki Şeytan’ı (1940), ardından da Kuyucaklı Yusuf’u (1937) görmek istiyordum. Nitekim İçimizdeki Şeytan şimdilerde okurun ilgi odağı oldu, sanırım Sabahattin Ali’nin “kült” romanı da bunu izleyecek.
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne?
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne? Kürk Mantolu Madonna (1943) nicedir okurun kabulünde! Bu benim için şaşırtıcı gelmese de; ilkin orada İçimizdeki Şeytan’ı (1940), ardından da Kuyucaklı Yusuf’u (1937) görmek istiyordum. Nitekim İçimizdeki Şeytan şimdilerde okurun ilgi odağı oldu, sanırım Sabahattin Ali’nin “kült” romanı da bunu izleyecek.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.