Kuyucaklı Yusuf

8,4/10  (1.344 Oy) · 
4.181 okunma  · 
1.148 beğeni  · 
16.380 gösterim
"Bu manasız ve yabancı hayatta bir tek şeye hakikaten sarılmış, hakikaten inanır gibi olmuştu. Bu da karısı idi. Muazzez'in varlığı Yusuf için büyük, boşlukları dolduracak mahiyette bir şey değildi, fakat onun yokluğu müthişti. Onun bu kadar sebepsiz yere, bu kadar insafsızca Yusuf'un hayatından koparılması çıldırtacak kadar acı idi. Hayatında asıl aradığı şeyin Muazzez olmadığını biliyordu, fakat Muazzez olmadan bunu aramaya muktedir olamayacağını sanıyordu."

Kuyucaklı Yusuf Türk edebiyatının belki de en romantik kahramanıdır. Hayatın ve insanların zalimliği karşısındaki naif duruşu ile bir yandan trajik bir sona ilerlerken, bir yandan da yaşadığı lirik aşk hiyakesinin kahramanı olarak edebiyat tarihinde yerini almıştır.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    222
  • ISBN:
    9789750800016
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Şükran Güngör 
09 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 10 günde · 8/10 puan

Sabahattin Ali'nin kaleminden güzel bir kitap okuduğumu düşünüyorum. Kitabın dili gayet sade ve anlaşılır. Anlattığı dönemi kafanızda canlandırmaya çalışmak da güzeldi bana kalırsa. Konunun geçtiği yöre Ayvalık, Edremit; Akçay gibi yerleri - ki anne tarafından Ayvalıklı olduğumu da ekleyerek yani bölgeyi tanıyan biri olarak- de o dönemlerde hayal etmek bana ayrı bir haz verdi. Yalnız kitaba ismini veren kahramanımız! Yusuf beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. Hep bir şey yapacak o gri renginden kurtulup bizlere kendini tanıtacak diye bekledim. Olmadı. Yusuf hep bi arka planda kaldı. Muazzez'in daha fazla ön planda olduğunu düşünüyorum. Hatta kitabın sonunda dahi ben Yusuf'u anlayamadım. Yusuf'ta hep bir mesafe hep bir perde var okuyucu ile arasında. Bunların yanında kitabın değinmiş olduğu belli zümrelerin iktidarı konusunun da güzel işlendiğini düşünüyorum. Tabi kitabı çok beğendiğimi de ekleyerek sözlerimi tamamlıyorum.

Onur Erol 
 21 Kas 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · Beğendi · 10/10 puan

Öykücü olarak bilinen Sabahattin Ali'nin ilk yazdığı romandır. Ve bence en güzel romanıdır. En azından benim için öyledir. Kürk Mantolu Madonna'nın isminden dolayı fazla ilgi gördüğünü düşünüyorum. Evet o da mükemmel denecek kadar güzel bir roman ama. Kuyucaklı gibi değil. Neyse romana dönecek olursak; gerilimin çoğu zaman zirve yaptığı bir roman Kuyucaklı Yusuf. İç hesaplaşmaların doruğa tırmandığı bir roman. Kitap yaptığı giriş cümlesiyle bizi nasıl bir romanın beklediğini haber veriyor; "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyü'nü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler."

Bir roman ancak bu kadar güzel ancak bu kadar korku dolu başlayabilir. Büyük bir merakla sayfaları çevirdiğinizde Kuyucaklı Yusuf'la tanışıyorsunuz. Ve o tanışma sizi ta alıp Edremit'in Zeytinli köyüne kadar götürüyor. Özellikle Sabahattin Ali'nin betimlemelerine o kadar hayran kaldım ki, gözümde canlandırarak bir sinema filmi izler gibi okudum kitabı. O kadar gerçekçi o kadar derinden vuran bir kitap Kuyucaklı Yusuf.

"Yolun iki tarafındaki zeytinlikler taş kesilmiş gibi hareketsizdi. Hayvan ince ayaklarıyla çakıllarda kıvılcımlar saçıyor ve hızlı hızlı soluyordu."

Özellikle bu ve buna benzer betimlemelerle dolu kitap beni benden almıştır.

Ayrı bir konu Sabahattin Ali'nin öldürülmesi gerçekten Türk Edebiyatı için derin bir kayıptır. Belki de nice baş yapıtlar kazandıracaktı nice büyük romanlar yazacaktı. 42 yaşında hayata gözlerini yuman yazarı rahmetle anıyoruz. Bize bu romanları yazdığı için kendisine teşekkür ediyoruz. Daha çok kıymetini bilmeliyiz. Onu daha çok okumalıyız.

Bu arada İçimizdeki Şeytan isimli kitabındaki hayal kırıklığımı bu romanıyla ciddi şekilde telafi ettiğimi de belirtmek isterim. Belki tekrardan o romanı elime alıp tamamlayabilirim. İyi bir zamanda okumamış olabilirim. Umarım sorun bendedir. :)

Benden bu kadar.. Sürç-ü lisan ettiysek affola. Son olarak benim yazılarımı okuyanlar bilirler. Ben kolay kolay bir kitabı övmem. Benim için çok güzel bir buluşmaydı. Kuyucaklı Yusuf'u mutlaka okuyun dememe gerek yok sanırım. Keyifli Okumalar :)

Bayan Okur 
09 Nis 2016 · Kitabı okudu · 5 günde · 8/10 puan

Kitap özellikle tavsiye ettiğim kitaplar arasında girdi. Kitaba aslında bugün başladım bugün bitirdim çünkü yoğun bir sınav haftanın vardı ama olsun sınavları okumak hızlı anlamak kuvvetli olduğu için erken bitirip kitabı okuma fırsatı buldum.
Kitap bir yetimin bir kaymakam tarafından alınmasıyla başlıyor. Kitapta en şaşırdığını nokta ise Muazzez'in annesi karakterini her sayfada şaşırarak okudum.
TAVSİYEMDİR MUTLAKA OKUYUN.

Ayçagül Akar 
17 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kuyucaklı Yusuf: Kendini, hayatı boyunca evlatlığı olduğu kaymakam babası ve Muazzez’den başka kimseye yakın hissedememiş bir yetimin hikayesi… Sabahattin Ali kişiliğinin hüzünlü yanını, kalabalıklar içinde hissettiği yalnızlığını, anlaşılamama duygusunu Yusuf karakteri ile sunmuş bize. Paranın güç ve çirkeflik getirdiğini yermiş hikayesinde. Can alıcı betimlemeleri, duru ve akıcı anlatımı ile sürükleyici ve okunması gereken bir roman.

Yusuf karakteri bazı yönleri ile “İnce Memed”i hatırlattı bana. Mizacına ters olsa da zulmeden, hak yiyen ağaları öldüren İnce Memed başını alır, dağlara çıkar, imi timi belli olmaz, daha sonra okuyucu ile tekrar buluşur. Kuyucaklı Yusuf’un da devamı olmalı beklentisi oluştu bende.

Uğur Ukut 
09 Kas 2016 · Kitabı okudu · 7 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir yetimin önce etrafındakilerle, daha sonra aşkı ve en sonra da kendi içindekilerle mücadelesinim anlatıldığı bir roman. Sanki yazar burda bşraz sıkıcı bir üslup kullanmış, psikolojik detaylara fazla girmiş gibi. Böyle olunca tükenmeyen bir anlatımı var. Bir de Sanki devamı yazılacak gibi yarım kalmış hissettim. Belki de bana öyle gelmiştir. Okuyucu mesajı net olarak alıyor kitaptan. Okunması kazançtır.

Mustafa Oner 
11 Oca 14:15 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kanaatimce, Türk edebiyatının en önemli eserlerinden birisi olan Kuyucaklı Yusuf, "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkıyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." cümlesiyle başlamaktadır. Sebahattin Ali'nin romantik edebiyat tarzında yazdığı bu roman, 20. yüzyıl başında Edremit'te Yusuf ile Muazzez'in aşkı etrafında gelişmektedir. Bir Anadolu kasabasında eşraf ve bürokrasinin kurduğu adaletsiz düzene romanda geniş yer verilmiş ve bu düzen eleştirilmiştir. Kitap şu şekilde özetlenebilir: 1903 yılında Aydın'ın Kuyucak İlçesinde bir karı kocanın öldürülmesi olayını soruşturmaya giden Nazilli kaymakamı Salahattin Bey, anne babası gözleri önünde katledilmiş olan dokuz yaşındaki oğlu Yusuf'u, evlatlık olarak alıp evine götürür. Salahattin Bey, kendisinden on beş yaş küçük Şahinde Hanım ile evlidir. Hem yaş farkı, hem de mizaç bakımından uyuşmazlık yaşadığı eşiyle zor yürüttüğü ilişkisi, Yusuf'u eve getirmesiyle daha da bozulur. Şahinde, kocasının eve getirdiği bu köylü çocuğunu benimsemez. Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte, karı koca arasındaki huzursuzluğun içinde büyür. Kaymakam, Yusuf'u eve getirişinden bir yıl sonra Edremit'e atanır; Yusuf evdeki karı-koca kavgalarının getirdiği huzursuzluğa rağmen Edremit'te mutlu bir çocukluk geçirir. On dokuz yaşına gelen Yusuf, bir bayram günü kaymakamın kızı Muazzez'e kasaba eşrafından Hilmi Beyin oğlu Şakir'in sataşması üzerine onunla kavga eder. Bu olay sonucu kasabanın en zengini olan fabrikatör Hilmi Bey'in gücü ile karşı karşıya gelir. Şakir bayramyerindeki olaydan bir süre önce Kübra adında bir genç kıza tecavüz etmiştir. Şakir, babası ve Hacı Ethem Bey'in tertibi ile Kübra ve annesini de kullanarak suçu Yusuf'a yüklemeye çalışır. Ancak Kübra'nın itirafı sonucu plan başarısız olur; Yusuf tarafından korunan Kübra ve annesi kaymakamın zeytinliğinde çalışmaya başlar; bu durum Şakir'in Yusuf'a kinini arttırır. İlk defa bir genç kıza gösterdiği ilgi ters karşılanan Şakir, Yusuf'la kavgasından sonra Muazzez'le evlenmek ister. Babası Hilmi Bey, evliliğe kaymakamı ikna etmek için yeni bir plan yapar. Selahattin Bey'i hileli bir kumar oyununa dahil ederek borçlandırır. İmzalattığı senetler karşılığında Muazzez'i oğlu Şakir'e ister. Şahinde Hanım kızını Şakir ile evlendirme düşüncesini sevinçle karşılar ama Selahattin Bey işi sürüncemede bırakır. Kübra'ya Şakir'in tecavüz ettiğini öğrenince borcu ödeyip kızını Şakir'le evlenmekten kurtarmanın yollarını arar. Yusuf, esnaf arkadaşı Ali'den para alarak borcu kapatır ve karşılığında Muazzez'i onunla evlendirmeyi düşünür Muazzez ise Yusuf'u sevdiği için Ali ile evlenmeye yanaşmaz. Yusuf Ali'ye Muazzez'in onunla evlenmek istemediğini söyleyemeyip zeytinliğe kapanır. Evlilik hazırlıklarına başlayan Ali'yi bir arkadaşlarının düğününde Şakir bütün kasabanın gözü önünde öldürür. Güçlüden yana olan kasaba halkı, elbirliği ile bu cinayeti örtbaseder. Şakir'in Muazzez ile evlenme düşüncesi Şahinde Hanım'ın da teşviki ile yeniden canlanır. Bunu öğrenen Yusuf, Muazzzez'i kaçırıp evlenir. Yusuf tahrirat katibi olarak kaymakamlıkta işe girer. Kalbinden rahatsızlanan Salahattin Bey çok geçmeden ölür; yeni atanan Kaymakam İzzet Bey, Şakir ve Hilmi Bey'in oyuncağı gibidir; onların isteğiyle Yusuf'u masa-başı işten alıp süvari tahsildarı yapar. O köy köy gezerken, Muazzez annesinin ısrarları ve paranın cazibesi sonucu eşraf ve bürokratların evlerindeki içki alemlerine katılır; alkole alışır; kendi evlerinde içki alemleri düzenler. Durumdan şüphelenen Yusuf, bir gece habersiz çıkıp gelir. Gördüğü durum karşısında çılgına dönerek, her yana gelişigüzel ateş eder. Yanlışlıkla Muazzez'i vurur, onu yaraladığının farkında olmayarak onu atına atıp kaçırır. Muazzez yolda ölür; Yusuf karısını gömer ve atını dağlara sürer.

Didem 
 28 Ara 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

Bir çırpıda okuyup bitirdiğim bi kitapti Kuyucakli Yusuf. Beğendim mi evet beğendim aslında çok da etkilendim ama bazı şeyler bende hava da kaldi sanki. Kitap çok akıcı bi şekilde gitti tasvirler,olaylar örgüsü fln güzeldi. Hatta yeri geldi ayrıntıya girildi ama sonu sanki bi çırpıda bitti. Bi anda oldu bittiye geldi. Ben daha merakla Yusuf'un Kübra ile tekrar nerede karşılaşacağını bekliyordum. Çünkü öyle bir izlenim vardı . Yada baska bir muamma Muazzezi vuran Yusufun kurşunu muydu yoksa Şakir ateş ettiği sırada Yusufun önüne atladı da Şakir mi vurdu.Yani anlayacaginiz beklediğim cevapları alamadan kitap bitti. Sonuç itibari ile kitabı beğendim ama sanki kitap devam etmesi gerekiyordu bitmemeliydi. Keşke Sabahattin Ali yaşasaydı da Kuyucakli Yusuf 2 diye kitabın devamı çıksaydı dedim

KörKalem 
17 Mar 15:42 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Nasıl üzülüyorum bu güzel kitabı bu kadar geç okudum diye... Senelerdir kitaplığımda duran ama bir kez elime almak düşüncesinin aklımdan geçmemesi nasıl bir düşüncesizlik örneğidir...
Uzun zamandır bu kadar güzel bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum.
Kitap ilginç şekilde bir ölümle başlayıp bir ölümle bitiyor. Kahramanımız Yusuf, mağrur Yusuf, dikbaşlı Yusuf, delikanlı Yusuf... O kadar çok şey söylenebilir ki. Aşk, yoksulluk, kimsesizlik, umutsuzluk, çaresizlik... İnsan hayatına dair ne varsa içinde bulacağınız, kendinizden parçalar keşfedeceğiniz harika, tek kelimeyle harika bir kitaptı. Sakın ha okumak için geç kalmayın. Keyifli okumalar dilerim.

Emrah Özdemir 
16 Kas 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kendini hiçbir yere ait hissetmeyen bir yetimin, yanlarında kaldığı ailenin kızına olan aşkının hüzünlü hikâyesi. Aşık oldukça ait olmadığı kasabaya sıkışmasının çaresizliği. Yalnızca kendini düşünen insanlardan nefret etmek için bir başka neden.

Musab Hamza Özel 
02 Şub 23:33 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Romanı elime aldığım andan beri beni,içine sürükleyen olaylar ve zaman zaman merakımı da artıran durumlar karşıladı.Özellikle kitabın ortalarından itibaren heyecanımın arttığını kalbimin atışlarının arttığından anladım.Gerek betimlemeleri gerekse kurgusuyla dönemimize kadar kalıcılığını yitirmeyen efsane bir roman.Okurken insan kendini ilk başta olaya yabancı hissediyor.Bir süre sonra da yer yer farklı duygular ve durumlar sizi olaya bağlamaya yetiyor.

Yusuf'un bazen kendi kendine hayatın manasızlığı ve hayata olan yabancılığıyla ilgili sorduğu sorular benim en çok ilgimi çeken kısımlardır.Okuyucuya düşünmeyi de aşılıyor bu yönüyle.Siz okuyorsunuz,okuyorsunuz ve bir süre olayın akışına tam alıştım derken olay bambaşka yerlere çok hızlı bir şekilde sürükleniyor.Bu sırada siz kitap hakkındaki düşüncelerinizi gözden geçirmeye başlıyorsunuz.Kimi durumlar ağlatacak derece güçlü iken kimi durumlarda heyecanlı bir an sizi yakalayıveriyor ve seviniyorsunuz.İşte böyle bir kitap.Bazı yerlerde tasvip etmediğim ve bana itici gelen tabirlerden dolayı bir puan kırdım.Ancak okurken keyif alacağınıza eminim.Sabahattin Ali'yi ilk bu kitabıyla tanıdım.Diğer kitaplarını da en yakın zamanda okuyabilmek ümidiyle...

Kitaptan 265 Alıntı

kitapları seven 
30 Haz 2015 · Kitabı okudu · 4/10 puan

''O gelmez artık!'' dedi.
''Nereden biliyorsun?'' dedim.
''Gidişinden belliydi!'' dedi.

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
Hüseyin Erol 
22 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Kuru ve sabit gözlerin arkasında nasıl bir ateşin yandığını; yavaşça kalkıp inen göğsün içinde nelerin kaynadığı bilinmediği için, insan mütemadi bir ürkeklik ve tereddüt içinde üzülür...

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları)
Sümeyye Ev 
19 Oca 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Fakat her şey geçer, her şey unutulur. Kendini bir felâketin içinde kaybetmenin mânâsı yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır!"

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali

"Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi!
Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var..."

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 61)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 61)
Aysel 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Hayatta hiçbir şey ona kıymetli görünmemiş, peşinden koşmak, erişmek, sahip olmak arzusunu vermemişti. Etrafına daima bir yabancı gözüyle bakmış, hiçbir yere bağlanmak arzusu duymamış, bu yalnızlığının gururu içinde memnun olmaya çalışmıştı. Şimdi İlk defa bir şey istiyor, hem de korkunç bir şiddetle istiyordu. Fakat niçin bu istek bir imkansızlıkla beraber gelmişti? Niçin hayatının en büyük arzusunu, şimdiye kadar belki yine içinde, fakat en gizli yerlerde saklı duran bu arzuyu, hapsedildiği yeri parçalayarak ortaya çıkar çıkmaz öldürmeye mecbur kalıyordu?... Niçin? Kimin için?..

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
pandanın kitaplığı 
29 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Niçin durup dururken yalan söylemek ihtiyacını duyuyorlardı?

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 33 - YKY)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 33 - YKY)
Murat Karaarslan 
27 Şub 00:56 · Beğendi · 9/10 puan

"Göğsünün içinde, bu asırlık ağacın kabuğu gibi, yarıklar bulunduğunu sandı ve gırtlağına kadar bir ateșin çıktığını hissetti. Aman Yarabbi, ne kadar yalnızdı... "

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 81 - YKY)Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali (Sayfa 81 - YKY)
Aysel 
07 Eki 2014 · Kitabı okudu · 7/10 puan

“Ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız. Her hadisenin insanı eğlendirecek bir tarafı vardır..."

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
Songül 
 24 Mar 2016 · Kitabı okudu

Zaten, bir felakete sükûn ve itidalle tahammül
edenlerin manzarası, o felaket için ağlayıp çırpınanların
manzarasından çok daha korkunç ve ezicidir.�

Kuyucaklı Yusuf, Sabahattin AliKuyucaklı Yusuf, Sabahattin Ali
27 /

Kitapla ilgili 5 Haber

Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne?
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne? Kürk Mantolu Madonna (1943) nicedir okurun kabulünde! Bu benim için şaşırtıcı gelmese de; ilkin orada İçimizdeki Şeytan’ı (1940), ardından da Kuyucaklı Yusuf’u (1937) görmek istiyordum. Nitekim İçimizdeki Şeytan şimdilerde okurun ilgi odağı oldu, sanırım Sabahattin Ali’nin “kült” romanı da bunu izleyecek.
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne?
Sabahattin Ali’yi okutan, Kemal Tahir’i bekleten ne? Kürk Mantolu Madonna (1943) nicedir okurun kabulünde! Bu benim için şaşırtıcı gelmese de; ilkin orada İçimizdeki Şeytan’ı (1940), ardından da Kuyucaklı Yusuf’u (1937) görmek istiyordum. Nitekim İçimizdeki Şeytan şimdilerde okurun ilgi odağı oldu, sanırım Sabahattin Ali’nin “kült” romanı da bunu izleyecek.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.