Sineklerin Tanrısı

8,2/10  (520 Oy) · 
1.315 okunma  · 
381 beğeni  · 
7.511 gösterim
"Sineklerin Tanrısı", günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. Konusu, R. M. Ballantyne'ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası'ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken "Sineklerin Tanrısı"; daha çok Conrad'ın kısa romanı "Karanlığın Yüreği"ni andırır. Golding'in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı'nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    261
  • ISBN:
    9789754582901
  • Orijinal Adı:
    Lord of the Flies
  • Çeviri:
    Mina Urgan
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Anıl 
 19 Oca 22:05 · Kitabı okudu · 14 günde · 8/10 puan

Yeni doğan her çocuk, tanrının insandan umudunu kesmediğinin kanıtıdır diyen yazarımızın bu düşüncesine paralel olarak; her çocuk insanlığın kurtuluşu için yeni bir umuttur diye düşünürüm çoğu zaman. Hal böyleyken biz yetişkinler içimizdeki çocuğu ya öldürürüz ya da ruhumuzdaki odalardan birine kilitleyerek, onu orada tutuklu bırakırız. İhtiyacımız olduğunda ise onu alelacele çıkarmaya çalışırız hapsettiğimiz odasından. Ancak kilitli kapısının anahtarını bulmak için tüm anahtarları elimize alır ve tek tek deneriz kapısının kilidinde her bir anahtarı. O an için doğru anahtar bulunamazsa verilen karar, yapılan eylem veyahut bulunulan davranış içimize sinmez ve sorarız kendi kendimize olması gereken bu muydu diye. Olan ve olması gereken arasındaki o ince çizgiyi fark edenlere ne mutlu ve bu insanların hapsettiği çocuklar için umut vardır diyebiliriz lakin fark edemeyenlerinse vay hallerine!

Sineklerin Tanrısı ıssız bir adada, çocukların medeniyete giden yoldaki hikayesini konu edinen bir kitaptır. Evet, hikâyenin baş kahramanları çocuklardır ve her şey bir okurun arzu ettiği gibi başlar, yetişkinin, kötülüğün ve haksızlığın olmadığı bir kurgu. Her ne kadar bir okur, böylesine ütopik bir kurguyu arzu etse bile bu düzenin asla var olamayacağını bildiği için bu tarz toz pembe hikayeleri de okumak istemez. Hoş kitabımız da bahsettiğim gibi bir kitap olmadığı için okumak isteyeceğiniz bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Hikâye genel bir gidişata sahip olsa da ilerleyen olay örgüsü okuru, tanık olduklarıyla tedirgin eder. Evet, bu kitap için doğru kelime bu olsa gerek; “Tedirginlik”. Bazı çocukların kötülüğe evrilmeleri tedirgin edicidir. Yok artık bu kadarda olmaz denen yerlerdeki gerçeklik olgusu yazarın ciddi bir başarısı. Çocuk dahi olsa; onların inişli çıkışlı ruh halleri ve gerçeklikleri kitabın edebi yönünü de ortaya koymaktadır. Adadaki hayat; iki çocuğun, diğer çocuklar üzerinde söz sahibi olmak istemesiyle yavaş yavaş çok farklı bir hal almaya başlar. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki her bir evre teker teker gerçekleşmeye başlar ta ki son evreye kadar: Kendini gerçekleştirme evresi. Bu evrede kişisel tatmin ön plana çıkar ve tüm düzeni ve hiyerarşiyi darmadağın eder. Genel olarak reel hayata bakıldığında da hep böyle değil midir; insanlar üzerinde söz sahibi olana dek farklı, olduktan sonra farklı profiller çizerler. İnsan, gücü elde edene kadar herhangi bir sorun gün yüzüne çıkmaz iken güç, insana geldiğinde sağlam bir kişilik profili çizmeyen bir lider için son derece tehlikeli bir güdü olmakla beraber söz sahibi olduğu insanlar içinse korkutucu ve tedirgin edici bir hal alır.

Adamın birinin içinde bir çocuk yaşarmış. 30, 35, 40, 45... Adam ne kadar yaşlanırsa yaşlansın, çocuk hep ama hep aynı yaştaymış. Bu insan, içindeki o çocuğu öldürmek için her şeyi yapar ama gene de onu öldürmeyi bir türlü başaramazmış. Tek yapabildiği çocuğu ruhundaki odalardan birine kilitlemek ve onu orada tutuklu bırakmakmış. Ve günlerden bir gün adam, içinden yankılanan seslere daha fazla dayanamamış ve çocuğu kapattığı odanın kapısını açmış… Odanın kapısını açtığında ne görmüş biliyor musunuz?

Ben bilmiyorum, bu sorunun cevabını verecek olanlar sizlersiniz çünkü bu, sizin hikayeniz…

ANIL AKCAN 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

William Golding...
İlk önce yazarı ele almak lazımmış bence ki.
Yazar adam ya. Kalemi puding gibi hani. Herkes baklava sevmez ama herkes puding yer. Ha, pudingi hiç sevmeyen yok mudur derseniz, kitabı hiç sevmeyenlerin varlığını hatırlatırım. Dili akıcı, yormuyor, vermek istediği felsefî mesajı, kahramanlarını doğal seleksiyon çerçevesinde düşündürürken konuşturuyor... İyiliği yüceltirken kötülüğün sebeplerini buldurtuyor yazar. Yani kötü, doğuştan kazanılır demiyor genetikçilerin aksine, sosyal-bilişçilere göz kırpıyor. Ana hatlar bakımından bir prüz yok denecek kadar yok. Çatıyı sağlam kurmuş yazar...

Kitaba gelince...

Kahramanları içimizde... İçimizde dediysem çevremizde'yi kastetmedim. Bilişsel olarak içimizde. Yani hepimiz Jack' iz biraz (kötü karakter), hepimiz Ralph'iz(iyi karakter)...
Asıl mesele, bunu ne kadar itiraf ediyoruz çevremize ya da kendimize...

Sineklerin Tanrı'sı kimdir diye soracak olursanız...

Korkularımızdır derim Naçiz'Hane fikrimce...

Okumanızı önerir miyim?

Okumadan ölmeyin derim.

Suat Özmen 
29 Ara 2016 · Kitabı okudu · 8 günde · 9/10 puan

Sineklerin Tanrısı Modern Klasikler Dizisinin okuduğum ilk kitabı oldu. Dizinin kitap listesine baktığım zaman birçok değerli kitabın olduğunun da farkına vardım. Zaten mevzu bahis İş Bankası Kültür Yayınları olunca basılan ve çevrilen kitapların kalitesi bizzat ortadadır. Ayrıca Mine Urgan ismini de ilk defa bu kitap aracılığıyla tanıdım. Kitap okumayı seven ve edebiyatla haşır neşir olarak gördüğüm kendimi böyle büyük bir çevirmen,yazar,akademisyen,dil bilimciyi tanımamış olmam büyük bir hata olurdu. Neredeyse yarım asır önce Sineklerin Tanrısını çeviren Mine Urgan'ın kitabın sonundaki incelemesi-değerlendirmesi okunmaya değer ve okurken gözden kaçırdığınız yerlerin farkına varıyor, yorumuyla farklı bir bakış açısından bakıyorsunuz.

Söz konusu Sineklerin Tanrısı ise Mercan Adası hikayesinden bahsetmemek olmaz. Ballantyne'nin 19.yy'ın ortalarında yazmış olduğu çocuk kitabı Mercan Adası gemileri battıktan sonra okyanus ortasında ıssız bir adaya sığınan üç ingiliz çocuğun kendi çalışmaları ve gayretleri ile adayı kendi uygarlıkları seviyesine nasıl getirdiklerini, bir küçük örneğini yaşatan bir hikayedir. Sineklerin Tanrısından bahsetmeden önce Mercan Adasını söylemememin nedeni William Golding'in Mercan Adası karakterlerinden Ralph ve Jack'i kendi kitabında kullanmasıdır. Ayrıca çocuklar yaşadıkları olayları ve macerayı Mercan Adası'na benzetirleri. Ama Sineklerin Tanrısı Mercan Adası gibi bir çocuk kitabı değildir. Daha modern, insan faktörünü daha iyi anlatan, insan fıtratını ve doğuştan gelen karakteristik özelliklerini daha iyi işleyen alegorik bir öykdüdür,anlatımdır...

Sineklerin Tanrısını okurken beni etkileyen karakterler oldu.Yazar karakterler-çocuklar üzerinden anlatmak istediğini güzel bir şekilde vermeye çalışmış. O yüzden karakterlerden bahsederken kısmen spoiler verebilirim. Okurken ilk sayfalar beni sarmadı diyebilirim, genellikle diğer arkadaşlarda da aynı durum söz konusu olmuş, bu kitap ne anlatıyor böyle, çok mu basit bu diye kendi kendime söylenmiştim. Okurken klasik bir çocuk kitabı olarak görüyorsunuz kitabı, basit, masalsı olarak gözüküyor en azından ilk üç dört bölüm benim için böyle oldu. Bir kitaba başlamadan önce kitap hakkında çok inceleme ve yorumlar okumamaya çalışıyorum. Okurken önyargıların olması da bu yüzden normal olabilir. Ama okudukça, sayfaları çevirdikçe basit bir kitap olmadığının farkına varıyorsunuz. Sona doğru yaklaşınca ve sonu okuyup bitirdiğinizde yazarın neden Nobel ödülünü aldığını anlıyorsunuz, sadece biraz sabır ile okumaya devam edin, kitap mutlaka sizi kendine çekecektir, beni çektiği gibi..

Olay ıssız bir adada geçer, adaya hapsolan sayısı belli olmayan farklı yaşlardaki çocukların macerası,başından geçen olaylar, çocuk bile olsa insan fıtratında her zaman kötülüğün olduğunu, başlarda güzel ve ıssız olan bir adanın giderek nasıl kötü, cehennem denecek bir hale geleceğini anlatır bizlere yazar. Ralph, Jack ve Domuzcuk.. Okuyanlar bilir bu çocukları. Hayatların devam etmesi için mutlaka iş birliği yapmaları gerektiğini söyleyen çocuklar bir lider seçerler. Bu Ralph'tır. Ralph mevcut durum kötü olmasına rağmen yine bir çıkış yolu olabileceğini düşünür. Ayrım yapmadan herkese eşit bir şekilde yaklaşmaya çalışır. Zekidir. Bana göre iyiliğin ve kötülüğün çatışmasıdır Sineklerin Tanrısı. Kötülüğün durumu ne kadar kötüye götürebeliceğini, iyiliğin her zaman haklı olduğudur. Ralph iyiliği temsil eder. Uzlaşmacıdır, herkesin bir görevi olması gerektiğini düşünen ve bu görevlerin eksiksiz yapılması gerektiğini düşünür, zira kurtuluş yolu bundadır. Liderlik özelliklerini taşıyan birisidir. Domuzcuk.. Okuyanlar hiçbir zaman gerçek ismini öğrenemeyecek belki. Şişman ve kör denecek kadar miyop birisidir. Son ana kadar Ralph'a destek veren ve onun yanından ayrılmayacak birisidir. Olayları mantık çerçevesinde düşünmesi, her zaman bir çözüm yolu bulması Ralph'i etkileyecek birisidir ama diğer çocuklardan dışlanan sevilmeyen biridir Domuzcuk. Yazar Domuzcuk ile bizlere fiziki özelliklerinden dolayı dışlanan, toplumdan tecrit edilen ama aklını ve matığını kullanabilen ender insanları hatırlatır bizlere. İyilik tarafındadır. Ve Jack. Lider olamadığı için Ralph'i çekemeyen, inatçı, kötümser, anın tadını çıkarmaya çalışan birisidir ve yanındaki çocukları kendi menfaatleri, kendi zevki için kullanan hasetçi birisidir. Kötülüğü temsil eder. Verilen görevi yapmayan, kendi arzularına göre hareket eder. Diğer çocuklarda vardır ama beni etkileyen bu üçüdür. Ralph'in inancı,liderliği; Domuzcuk'un aklı,feraseti,Ralph'e karşı sadakatı ve vefası ve Jack'in kötülüğü, arzuları peşinde koşması, hasetçiliği...

Okurken bu çocuklar neden bu kadar vahşi olabilir diye düşünebilirsiniz. Güzel bir adayı nasıl cehenneme getirecek kadar kötülük olabilir insan içinde diye sorabilirsiniz kendinize. Kötülük varsa iyiliğin olmaması olmaz. İyiliği temsil eden çocuklara vahşice davranılması.. Çocuk bile olsa insan fıtratında her daim kötülük kıvılcımın olabileceğini, eksik olmayacağını ama iyiliğin de her zaman var olacağını ve kazanacağını ve haklı olacağıdır. Yazarın ikinci dünya savaşını yaşayan ve bizzat içinde olan birisi olduğunu da düşününce adanın dünya, kötülük de savaşan devletler olabilir mi diye de düşündüm. Güzel dünyamızı mahvetmeye çalışan, cehennem haline getiren savaşan taraflar.. Ama anlık olarak aklımdan geçen bir düşünce oldu bu.

Sineklerin Tanrısı ismi nerden gelebilir diye düşündüm durdum okurken ve cevabınıda Mine Urgan'ın sonsözünde buldum. Okurken de cevabı var aslında ama kaçırmışım malesef. Kitap hakkında konuşulacak o kadar çok şey var ki hatta yazmak istediğim de birçok şey var. Okumaya başlarken önyargılı olabilir hatta sıkılabilirsiniz çok basitçe gelebilir ama sabırla okumaya devam edin. Verilmek istenen mesaj güzel bir yolla verilmiş.Ada ve çocuklar.. Keyifli okumalar..

Aysel 
12 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Golding, 1954 yılında " Sineklerin Tanrısı" kitabını hiç bir yerde bastıramaz. 20 yayınevine gider, geriçevrilir. Sebebiyse " dönemin şartlarına ters algıyla yazılmış olması "mış. Sonunda kitab`ı basmağa yanaşan bir yayıncı çıkar, kitap basılır ve kısa dönem arasında bestseller olur.

Çocuk kitab`ı sanarak başladım okumağa. Kitab`ın içinde çocuklardan başka şey yok ama bu kitap bir çocuk kitab`ı olmak için çok büyük...
Kitap bir atom savaşı sırasında güvenlik sebebiyle ülkeden kaçırılmak istenen bir grup erkek çocuğu taşıyan uçağın ıssız bir adaya düşmesiyle başlar. Yaşları 6-12 arası bir yığın çocuğun liderlik üzerinde çekişmeleri, adaya hakim olmak istekleri onları adım adım " vahşileştirir". Golding, kahramanlarını çocuk seçmekle, merhametli, melek gibi bildiğimiz çocukların da şeytanlaşabileceği, " Sineklerin Tanrısı" nı simgeleyebileceklerini anlatmak ister. Zira yazar, boşuna kitab`ın ismini " Sineklerin Tanrısı" koymamışdır. "Sineklerin Tanrısı" Musevi dininde şeytan ismi yerine geçer...

Eğer, " Hayvan Çiftliği" ni okumuşsanız, " Sineklerin Tanrısı" nı da aynı duygularla okuyacağınıza eminim. Kaba şekilde demem gerekirse, iktidar ya da liderlik söz konusu oldu mu, "hayvan" " çocuk" hiçbir şey ifade etmiyor. Hepimiz gaddarlaşıp, " vahşileşe " biliyoruz...

Keyifli okumalar...

İlker Uzun 
28 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sineklerin Tanrısı verdiği mesajlarla okuyucuya insan değerlerini sorgulatıyor.
-Hikayede iyilik, kötülük, demokrasi faşizm, gibi kavramlar sembolik olarak okuyucuya verilmiş.
- Yazar, insanların varoluşsal olarak iyiliği ve kötülüğü barındırdığını
akıl ve mantığın yerine bireysel kaygılarla gücü tercih ettiğini, kendileri gibi tercih yapmayan kendileri gibi görünmeyen insanlara zarar vermeye meyilli olduğumuzu anlatıyor.
- Kitabı bitirdikten sonra aklıma ahlakın temeli ve evrimsel kökeni ile ilgili izlediğim bilimsel bir video geldi. Deney bebekler üzerinde yapılıyor.
Kitabın konusunu bilimsel temele oturtan bir video oldugu için izlemek isteyenler olabilir diye link paylaşıyorum.
https://youtu.be/RPMMdqQ31fU

Fırat Çağlar MANTAŞ 
04 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Bu kitap hakkında söylenebilecek o kadar çok şey var ki... Toplum ve insanlık adına her şeyden bahsedilmiş neredeyse. Otorite, iktidar hırsı, iyilik, kötülük, yiğitlik, azınlık,çoğunluk, zeka, güç... Yazarın ikinci dünya savaşını bizzat yaşaması, ona insanlığın ne kadar tehlikeli ve zalim olabileceğini öğrenme fırsatı vermiş, yazar da bunu en iyi şekilde bize aktarmış. Ayrıca "insan temelde iyidir fakat sonradan kötüleşir" ya da "insan doğuştan kötüdür" gibi tartışmalara verilebilecek en güzel cevap yine bu kitapta bence. Tüm toplumların aynası niteliğinde.

Esma Tezgi 
31 May 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Sineklerin Tanrısı, insanın içindeki iyi ile kötünün savaşını alegorik biçimde, oldukça başarılı bir şekilde ele alıyor. İyiyi-kötüyü, hırsı, barışı, sevgiyi... çocuklar temsil ediyor. Adadaki çocuklar gerçek hayatın bir yansıması adeta. Başlangıçtaki davranışları, zaman ilerledikçe kendini gösteren öteki tarafları, hepimizin içinde olan iyi-kötü savaşı.. hepsini kitapta bulabiliyor ve insanın nasıl bir yaratık olduğunu baştan sorguluyorsunuz.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/...eklerin-tanrisi.html

Mustafa Oner 
06 Şub 15:37 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sineklerin Tanrısı, Nobel Edebiyat Ödüllü İngiliz romancı ve şair William Golding'in 1954 yılında yazdığı romandır. Bir kurgu romanı olan Sineklerin Tanrısı 2. Dünya Savaşı sonrasında bir zamanda geçer. Bu kitap, insan doğasında bulunan hem iyi hem kötüyü konu alır. Sineklerin Tanrısı, saf ve temiz olan çocukların bile ne kadar vahşileşebileceğini, hırslarının esiri olabileceğini gösterir. Her insanın içinde hem iyilik hem de kötülük vardır. Zamanla insanlar içinde yatkın olana eğilim gösterirler. Sorgulamayı ve düşündürmeyi sağlayan Sineklerin Tanrısı basit bir konuya sahipmiş gibi görünüp içinde çok şey barındıran değerli bir eser konumundadır.
Kitap şu şekilde özetlenebilir:
Issız bir adaya düşen ve kitapta sayıları tam olarak belirtilmeyen bir çocuk grubu yaşam savaşı vermek için kendi aralarında kuvvetlenirler. Kendi aralarında iş bölümü ve uyum sorununda anlaşırlar. Bu arada bu gruba adanın başka köşelerine düşen çocuklar da katılınca, bir yönetim ihtiyacı doğar. Kargaşanın çözümünü lider seçmekte bulurlar. Sonunda lider olarak Ralph'ı seçerler. “Domuzcuk” lakaplı çocuk bulduğu deniz kabuğuyla bir anda dikkatleri üstüne çeker fakat lidere bu kabuğu kaptırınca üzerindeki tüm dikkatler de bir anda dağılır. Bununla beraber katolik lisesi öğrenci grubu da deniz kenarındaki gruba yaklaşır ve bu gruba katılırlar. Liderlik ciddi anlamda sorun olmaya başlar. Çare olarak ise liderliği bölmekte bulurlar. Avcılıkla ilgili konuları katolik okulu başkanı olan Jack’e verirler. Küçük olan çocuklara bakma görevini Domuzcuk’a verirler. Önceliği karın doyurmaya, yatacak barınaklar ayarlamaya, korunmaya ve kurtulmaya ayırırlar. Kurtulmak için dağın en tepesine ateş yakmayı planlarlar ve bunun sorumluluğunu avcılığı üstlenen Jack’e kabul ettirirler. Ne de olsa avlanırken ateşe de bakabilir düşüncesi hakimdir. Yemek ve yatma ile ilgili işlerde sahilde kalan gruba düşer. Ateşin başındaki nöbetin aksadığı bir anda, adaya yakın bir yerden gemi geçer ve ateş söndüğü için adadakileri göremezler. Sonunda zincirler kopar ve adadaki çocuklar, bir yanda Ralph diğer yanda katolik okulu başkanı Jack olmak üzere iki gruba ayrılırlar: Jack ve onun grubunda olan çocuklar dağa çıkar ve Ralph ve Ralph’in yanında bulunan çocuklara düşmanca tavırlar takınırlar. İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır. Bunları tamamlamak için karşılıklı karşılaşmalar olur ama bu karşılaşmalar da sonuçsuz kalır. Simon’un bir gece ormanda gezerken gördüğü canavar (paraşütçü) onun sahile kadar kaçmasını sağlar. O sırada sahilde bulunan ve canavar için çözümler arayan Jack ve Ralph’in grubu Simon’u görünce karanlığın da etkisiyle canavar zannedip linç ederler. İki grup Simon’u öldürdüklerini anlayınca tekrar ayrılırlar. Tekrar barışmak için çaba harcayan Ralph ve Domuzcuk, dağdaki kalede kalan Jack ve grubunun yanına giderler. Domuzcuk, Roger'in tepeden üzerine yuvarladığı kaya ile birlikte uçurumdan yuvarlanarak denizdeki kayalara çakılıp ölür. Ralph ise kaçıp çalılıklara saklanarak kurtulur. Jack ve grubunun Ralph’ı öldürmek için tekrar aradıkları sırada adaya bir gemi yanaşır ve çocukları kurtarır.

Ahmed Yasir Orman 
 17 Haz 2016 · Kitabı okudu · 44 günde · 8/10 puan

Furkan ve Ahmet Hamza arkadaşıma hadi birlikte kitap okuyup okuduğumuz kitap hakkında konuşalım dedikten sonra Furkan’ın seçtiği bir kitap, Sineklerin Tanrısı. Kitaba başladığımda kitapla ilgili hiçbir yorum ya da yazı okumamıştım. Tamamen hiçbir şey bilmeden okumaya başladığım bu kitapta Ralph’ın elindeki boruyu öttürüp tüm çocukları yanına toplamaya başlayınca bu kitap normal bir kitap değil dedim. Yazar bize bu kitapta masum sandığımız insanlığın en masumu çocukların bile şeytanlaşabileceğini gösteriyor bize. Yazara göre felsefe çok basit: nerede insan orada düzensizlik ve yıkıntı. Kitaptaki çoğu karakter bir şeyi temsil ediyor. Ralph demokratik ve iyi yönetimi simgelerken Jack ise baskıcı bir yöneticiyi simgeler. Gene bu adada da elinde silah olan kazanır ve çocuklar vahşiliğe hızla alışırken arkadaşlarının ölmesine zerre üzülmezler. Bu kitap da dikktaimi çeken bir şey ise adadan o kadar kurtulmak için Ralph bir düzen oturtmaya çalışıyordu. Ama bu istediği düzen olmadı ve adada bir düzensizlik oldu ve bu düzensizlik sayesinde de kurtuldular adadan. Yani yazar bize burada bazen düzensizliğin iyi bir şey olduğunu mu söylemeye çalışıyor yoksa pek düşünmeden mi böyle yazmış bilemedim.
Neyse dili sade ve akıcı bir kitap. Herkesin alıp okuması gereken romanlardan. Şimdiden okuyacak arkadaşlara iyi okumalar dilerim.

Uğur Ukut 
15 Tem 2016 · Kitabı okudu · 46 günde · 7/10 puan

Günümüzün yıllar öncesinden görülüp, küçük bir adaya sıkıştırılmış halini anlatıyor Sanki. Toplum bilinci olmadığı zamanlarda kişisel ego ve çıkarların insana neler yaptırabildiğini görüyoruz. Yine de bir çok yerinde daha iyi olabileceği hissine kapıldım. Birde Yazarın anlatımı bence biraz durgun. Bir çok gizem barındırmasına rağmen bu durgunluktan dolayı bir çırpıda okuyup bitirilemiyor.

Kitaptan 67 Alıntı

Aysel 
09 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız."

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
Aysel 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler... "

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
Aysel 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" İnsan her şeyi yoluna koymak için uğraşırken, tartışma çığrından çıkıveriyor, yeni ve tatsız konular ön plana geçiyordu. "

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
şule demir 
28 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı.''

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 43)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 43)
Duygu 
08 Kas 2016 · Kitabı okudu

Her şeyin bir doktoru vardır. Kafanızın içinin bile bir doktoru vardır.

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 99 - İş Bankası Kültür Yayınları)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 99 - İş Bankası Kültür Yayınları)
Seda 
11 Ara 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Korku sizlere zarar vermez, düşlerin zarar veremediği gibi."

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 97)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 97)
Aysel 
12 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Ne var ki, zaman geçtikçe, çabada bir korku, sevinçte de aşırı bir sinirlilik belirmeye başladı. "

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding

Kitapla ilgili 6 Haber

“Sineklerin Tanrısı” ya da insani kötülük üzerine | Emel Bayrak
“Sineklerin Tanrısı” ya da insani kötülük üzerine | Emel Bayrak 1954 yılında yazdığı Sineklerin Tanrısı kitabında insanı, içindeki kötülüğü ve kötülüğün toplumda nasıl olup da bulaşıcılığı yüksek bir salgın etkisi yarattığını anlatıyor William Golding. Oysa sadece çocuklar var kitapta bir de domuzlar ve bir de Sineklerin Tanrısı. Çocuklar var çünkü sadece kendini değil insanı ve toplumu da anlamak isteyen okura insanın doğasını, en primitif hali ile nasıl yaşadığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davrandığını göstermeye çalışıyor.
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi ?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi ? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.