Sineklerin Tanrısı

8,2/10  (678 Oy) · 
1.728 okunma  · 
531 beğeni  · 
8.616 gösterim
"Sineklerin Tanrısı", günümüzde bir atom savaşı sırasında, ıssız bir adaya düşen bir avuç okul çocuğunun, geldikleri dünyanın bütün uygar törelerinden uzaklaşarak, insan yaradılışının temelindeki korkunç bir gerçeği ortaya koymalarını dile getirir. Konusu, R. M. Ballantyne'ın Mercan Adası gibi eşsiz bir mercan adasının cenneti andıran ortamında başlayan bu roman, çağdaş toplumlardaki çöküntünün, insan yaradılışındaki köklerini gözönüne sermek amacıyla Mercan Adası'ndaki duygusal iyimserlikten apayrı bir yönde gelişir. Uygar insanın yüreğinde gizlenen karanlığı deşerken "Sineklerin Tanrısı"; daha çok Conrad'ın kısa romanı "Karanlığın Yüreği"ni andırır. Golding'in romanındaki çocuklar da başlangıçta tıpkı Kurtz gibi, uygar toplumun baskılarından uzak bir örnek düzen kurmak isterlerken, gitgide hayvanlaşır, korkunç bir kişiliğe bürünürler. Bu yönüyle Sineklerin Tanrısı'nın Mercan Adası ile öbür ıssız ada serüvenlerinden ayrıldığı en önemli nokta, ıssız ada yaşamının çetin güçlüklerini ya da mutluluğunu anlatmaktan daha çok, bir insanlık durumunu, kişiler arasındaki çatışma aracılığıyla ortaya koymaya çalışmasıdır.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    261
  • ISBN:
    9789754582901
  • Orijinal Adı:
    Lord of the Flies
  • Çeviri:
    Mina Urgan
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Anıl 
 19 Oca 22:05 · Kitabı okudu · 14 günde · 8/10 puan

Yeni doğan her çocuk, tanrının insandan umudunu kesmediğinin kanıtıdır diyen yazarımızın bu düşüncesine paralel olarak; her çocuk insanlığın kurtuluşu için yeni bir umuttur diye düşünürüm çoğu zaman. Hal böyleyken biz yetişkinler içimizdeki çocuğu ya öldürürüz ya da ruhumuzdaki odalardan birine kilitleyerek, onu orada tutuklu bırakırız. İhtiyacımız olduğunda ise onu alelacele çıkarmaya çalışırız hapsettiğimiz odasından. Ancak kilitli kapısının anahtarını bulmak için tüm anahtarları elimize alır ve tek tek deneriz kapısının kilidinde her bir anahtarı. O an için doğru anahtar bulunamazsa verilen karar, yapılan eylem veyahut bulunulan davranış içimize sinmez ve sorarız kendi kendimize olması gereken bu muydu diye. Olan ve olması gereken arasındaki o ince çizgiyi fark edenlere ne mutlu ve bu insanların hapsettiği çocuklar için umut vardır diyebiliriz lakin fark edemeyenlerinse vay hallerine!

Sineklerin Tanrısı ıssız bir adada, çocukların medeniyete giden yoldaki hikayesini konu edinen bir kitaptır. Evet, hikâyenin baş kahramanları çocuklardır ve her şey bir okurun arzu ettiği gibi başlar, yetişkinin, kötülüğün ve haksızlığın olmadığı bir kurgu. Her ne kadar bir okur, böylesine ütopik bir kurguyu arzu etse bile bu düzenin asla var olamayacağını bildiği için bu tarz toz pembe hikayeleri de okumak istemez. Hoş kitabımız da bahsettiğim gibi bir kitap olmadığı için okumak isteyeceğiniz bir hikayesi olduğunu düşünüyorum. Hikâye genel bir gidişata sahip olsa da ilerleyen olay örgüsü okuru, tanık olduklarıyla tedirgin eder. Evet, bu kitap için doğru kelime bu olsa gerek; “Tedirginlik”. Bazı çocukların kötülüğe evrilmeleri tedirgin edicidir. Yok artık bu kadarda olmaz denen yerlerdeki gerçeklik olgusu yazarın ciddi bir başarısı. Çocuk dahi olsa; onların inişli çıkışlı ruh halleri ve gerçeklikleri kitabın edebi yönünü de ortaya koymaktadır. Adadaki hayat; iki çocuğun, diğer çocuklar üzerinde söz sahibi olmak istemesiyle yavaş yavaş çok farklı bir hal almaya başlar. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisindeki her bir evre teker teker gerçekleşmeye başlar ta ki son evreye kadar: Kendini gerçekleştirme evresi. Bu evrede kişisel tatmin ön plana çıkar ve tüm düzeni ve hiyerarşiyi darmadağın eder. Genel olarak reel hayata bakıldığında da hep böyle değil midir; insanlar üzerinde söz sahibi olana dek farklı, olduktan sonra farklı profiller çizerler. İnsan, gücü elde edene kadar herhangi bir sorun gün yüzüne çıkmaz iken güç, insana geldiğinde sağlam bir kişilik profili çizmeyen bir lider için son derece tehlikeli bir güdü olmakla beraber söz sahibi olduğu insanlar içinse korkutucu ve tedirgin edici bir hal alır.

Adamın birinin içinde bir çocuk yaşarmış. 30, 35, 40, 45... Adam ne kadar yaşlanırsa yaşlansın, çocuk hep ama hep aynı yaştaymış. Bu insan, içindeki o çocuğu öldürmek için her şeyi yapar ama gene de onu öldürmeyi bir türlü başaramazmış. Tek yapabildiği çocuğu ruhundaki odalardan birine kilitlemek ve onu orada tutuklu bırakmakmış. Ve günlerden bir gün adam, içinden yankılanan seslere daha fazla dayanamamış ve çocuğu kapattığı odanın kapısını açmış… Odanın kapısını açtığında ne görmüş biliyor musunuz?

Ben bilmiyorum, bu sorunun cevabını verecek olanlar sizlersiniz çünkü bu, sizin hikayeniz…

ANIL AKCAN 
12 Ara 2016 · Kitabı okudu · 13 günde · Beğendi · 10/10 puan

William Golding...
İlk önce yazarı ele almak lazımmış bence ki.
Yazar adam ya. Kalemi puding gibi hani. Herkes baklava sevmez ama herkes puding yer. Ha, pudingi hiç sevmeyen yok mudur derseniz, kitabı hiç sevmeyenlerin varlığını hatırlatırım. Dili akıcı, yormuyor, vermek istediği felsefî mesajı, kahramanlarını doğal seleksiyon çerçevesinde düşündürürken konuşturuyor... İyiliği yüceltirken kötülüğün sebeplerini buldurtuyor yazar. Yani kötü, doğuştan kazanılır demiyor genetikçilerin aksine, sosyal-bilişçilere göz kırpıyor. Ana hatlar bakımından bir prüz yok denecek kadar yok. Çatıyı sağlam kurmuş yazar...

Kitaba gelince...

Kahramanları içimizde... İçimizde dediysem çevremizde'yi kastetmedim. Bilişsel olarak içimizde. Yani hepimiz Jack' iz biraz (kötü karakter), hepimiz Ralph'iz(iyi karakter)...
Asıl mesele, bunu ne kadar itiraf ediyoruz çevremize ya da kendimize...

Sineklerin Tanrı'sı kimdir diye soracak olursanız...

Korkularımızdır derim Naçiz'Hane fikrimce...

Okumanızı önerir miyim?

Okumadan ölmeyin derim.

Aysel 
12 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Golding, 1954 yılında " Sineklerin Tanrısı" kitabını hiç bir yerde bastıramaz. 20 yayınevine gider, geriçevrilir. Sebebiyse " dönemin şartlarına ters algıyla yazılmış olması "mış. Sonunda kitab`ı basmağa yanaşan bir yayıncı çıkar, kitap basılır ve kısa dönem arasında bestseller olur.

Çocuk kitab`ı sanarak başladım okumağa. Kitab`ın içinde çocuklardan başka şey yok ama bu kitap bir çocuk kitab`ı olmak için çok büyük...
Kitap bir atom savaşı sırasında güvenlik sebebiyle ülkeden kaçırılmak istenen bir grup erkek çocuğu taşıyan uçağın ıssız bir adaya düşmesiyle başlar. Yaşları 6-12 arası bir yığın çocuğun liderlik üzerinde çekişmeleri, adaya hakim olmak istekleri onları adım adım " vahşileştirir". Golding, kahramanlarını çocuk seçmekle, merhametli, melek gibi bildiğimiz çocukların da şeytanlaşabileceği, " Sineklerin Tanrısı" nı simgeleyebileceklerini anlatmak ister. Zira yazar, boşuna kitab`ın ismini " Sineklerin Tanrısı" koymamışdır. "Sineklerin Tanrısı" Musevi dininde şeytan ismi yerine geçer...

Eğer, " Hayvan Çiftliği" ni okumuşsanız, " Sineklerin Tanrısı" nı da aynı duygularla okuyacağınıza eminim. Kaba şekilde demem gerekirse, iktidar ya da liderlik söz konusu oldu mu, "hayvan" " çocuk" hiçbir şey ifade etmiyor. Hepimiz gaddarlaşıp, " vahşileşe " biliyoruz...

Keyifli okumalar...

Nurhan Işkın 
04 Mar 17:48 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Sitemiz de ki kitap kardeşim olan Hakan Kahraman Beye, bu kitabı okumama vesile olduğu için çok teşekkür ederim...

Altı ile on iki yaş arasında olan çocukların, atom savaşı esnasında güvenilir bir yere götürülürken uçakları saldırıya uğrar ve çocuklar kendilerini bir adanın ortasında bulurlar. Bundan sonra hayatlarının iki amacı vardır; hayatta kalmak ve kurtarılmayı beklemek...

İlk günler birbirini tanımaya ve aralarında lider seçerek hayatlarını devam ettirmeye çalışırlarsa da, bu cennet ada da yavaş yavaş söz sahibi olmanın ve ilkel dürtülerinin ne denli güçlü olduğunu keşfetmeye başlarlar. Avlanmak, barınak yapmak hatta canavarlara karşı birlikte hareket etme amacı güden bu çocuklar, gün geçtikçe kendilerinde ki değişimi fark etmeye başlarlar. Ada da söz sahibi olmak, lider olmak artık tehlikeli bir boyutla çocukların iç dünyasından bir gölge gibi karanlık ve ürkütücü bir şekilde, nefes gibi dışarı çıkmaya başlar...

Domuzcuk bilgeliği ve aklıyla, Ralph sabrı ile Jack ve Roger ise ilkel dürtüleri ile diğer çocukların hayatını etkilemeye ve onları taraf olmaya zorlamaya başlarlar. Saf ve masum olan bu çocuklar kurtulmayı beklerken, ilkel şartların onlar için sunacağı tüm olanaklardan faydalanmaya çalışırken, kendi korkuları ile de baş etmeye çalışıp bir kedi fare oyunu gibi birbirlerinin izini sürmeye başlarlar...

Zayıf ve güçlü olanın karşı karşıya geldiği, baş kahramanlarının çocuklar olduğu bu eser insanın hiç de ummadığı bir kabusa dönüşürken, insan denen varlığın çocukta olsa içinde taşıdıklarını fırsatını bulduğunda nasıl da dışarıya aktardığını bir kez daha gözler önüne seriyor...

Mina Urgan'ın eşsiz çevrisi ile edebiyat şölenine dönüşen bu eseri okurken, çocuklar hakkında ki karalarımızı tekrar sorgulamamız gerekecek. Acaba dediğiniz bir çok cümle ile karşılaşacağınıza emin olabilirsiniz....

İlker Uzun 
28 Tem 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Sineklerin Tanrısı verdiği mesajlarla okuyucuya insan değerlerini sorgulatıyor.
-Hikayede iyilik, kötülük, demokrasi faşizm, gibi kavramlar sembolik olarak okuyucuya verilmiş.
- Yazar, insanların varoluşsal olarak iyiliği ve kötülüğü barındırdığını
akıl ve mantığın yerine bireysel kaygılarla gücü tercih ettiğini, kendileri gibi tercih yapmayan kendileri gibi görünmeyen insanlara zarar vermeye meyilli olduğumuzu anlatıyor.
- Kitabı bitirdikten sonra aklıma ahlakın temeli ve evrimsel kökeni ile ilgili izlediğim bilimsel bir video geldi. Deney bebekler üzerinde yapılıyor.
Kitabın konusunu bilimsel temele oturtan bir video oldugu için izlemek isteyenler olabilir diye link paylaşıyorum.
https://youtu.be/RPMMdqQ31fU

Hera 
 07 May 18:23 · Kitabı okudu · 9 günde · 7/10 puan

Sineklerin Tanrısı çok merak ettiğim bir kitaptı. Ama kitabı okurken başlarda sıkıldım. Mekan tasvirine çok fazla gidilmişti bence ve belki de ben girememiştim tam olarak hikayenin içine. Sonralara doğru daha ilginçleşse de olaylardan dolayı okurken bana acı verdiğini inkâr edemem. Çünkü bir bakıma insanlığı bugünkü hâlini gördüm diyebilirim.
Zaten çeviri yapan Mina Urgan'ın da dediği gibi bu bir çocuk romanı değil allegorik bir eser. Simgelerden yararlanılmış.
Bana kalırsa kitapta açlığın öldürücü etkisi ön planda. Bu yalnızca bir et parçasına duyulan açlık değil. İktidar açlığı, kan dökme açlığı. Çocukların başına gelenler bundan dolayı geliyor.
Kitapta bazı cümleler düşündürücü ve can alıcıydı. Elbette bunların en başında "Bizden başka canavar yok belki..." cümlesiydi. Zaten zaman da bunu kanıtlar nitelikte. Hem romanda hem de gerçek hayatta. Ne kadar acı olsa da...

Fırat Çağlar MANTAŞ 
04 Kas 2016 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Bu kitap hakkında söylenebilecek o kadar çok şey var ki... Toplum ve insanlık adına her şeyden bahsedilmiş neredeyse. Otorite, iktidar hırsı, iyilik, kötülük, yiğitlik, azınlık,çoğunluk, zeka, güç... Yazarın ikinci dünya savaşını bizzat yaşaması, ona insanlığın ne kadar tehlikeli ve zalim olabileceğini öğrenme fırsatı vermiş, yazar da bunu en iyi şekilde bize aktarmış. Ayrıca "insan temelde iyidir fakat sonradan kötüleşir" ya da "insan doğuştan kötüdür" gibi tartışmalara verilebilecek en güzel cevap yine bu kitapta bence. Tüm toplumların aynası niteliğinde.

Mustafa Oner 
06 Şub 15:37 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Sineklerin Tanrısı, Nobel Edebiyat Ödüllü İngiliz romancı ve şair William Golding'in 1954 yılında yazdığı romandır. Bir kurgu romanı olan Sineklerin Tanrısı 2. Dünya Savaşı sonrasında bir zamanda geçer. Bu kitap, insan doğasında bulunan hem iyi hem kötüyü konu alır. Sineklerin Tanrısı, saf ve temiz olan çocukların bile ne kadar vahşileşebileceğini, hırslarının esiri olabileceğini gösterir. Her insanın içinde hem iyilik hem de kötülük vardır. Zamanla insanlar içinde yatkın olana eğilim gösterirler. Sorgulamayı ve düşündürmeyi sağlayan Sineklerin Tanrısı basit bir konuya sahipmiş gibi görünüp içinde çok şey barındıran değerli bir eser konumundadır.
Kitap şu şekilde özetlenebilir:
Issız bir adaya düşen ve kitapta sayıları tam olarak belirtilmeyen bir çocuk grubu yaşam savaşı vermek için kendi aralarında kuvvetlenirler. Kendi aralarında iş bölümü ve uyum sorununda anlaşırlar. Bu arada bu gruba adanın başka köşelerine düşen çocuklar da katılınca, bir yönetim ihtiyacı doğar. Kargaşanın çözümünü lider seçmekte bulurlar. Sonunda lider olarak Ralph'ı seçerler. “Domuzcuk” lakaplı çocuk bulduğu deniz kabuğuyla bir anda dikkatleri üstüne çeker fakat lidere bu kabuğu kaptırınca üzerindeki tüm dikkatler de bir anda dağılır. Bununla beraber katolik lisesi öğrenci grubu da deniz kenarındaki gruba yaklaşır ve bu gruba katılırlar. Liderlik ciddi anlamda sorun olmaya başlar. Çare olarak ise liderliği bölmekte bulurlar. Avcılıkla ilgili konuları katolik okulu başkanı olan Jack’e verirler. Küçük olan çocuklara bakma görevini Domuzcuk’a verirler. Önceliği karın doyurmaya, yatacak barınaklar ayarlamaya, korunmaya ve kurtulmaya ayırırlar. Kurtulmak için dağın en tepesine ateş yakmayı planlarlar ve bunun sorumluluğunu avcılığı üstlenen Jack’e kabul ettirirler. Ne de olsa avlanırken ateşe de bakabilir düşüncesi hakimdir. Yemek ve yatma ile ilgili işlerde sahilde kalan gruba düşer. Ateşin başındaki nöbetin aksadığı bir anda, adaya yakın bir yerden gemi geçer ve ateş söndüğü için adadakileri göremezler. Sonunda zincirler kopar ve adadaki çocuklar, bir yanda Ralph diğer yanda katolik okulu başkanı Jack olmak üzere iki gruba ayrılırlar: Jack ve onun grubunda olan çocuklar dağa çıkar ve Ralph ve Ralph’in yanında bulunan çocuklara düşmanca tavırlar takınırlar. İki tarafın da belli başlı eksikleri vardır. Bunları tamamlamak için karşılıklı karşılaşmalar olur ama bu karşılaşmalar da sonuçsuz kalır. Simon’un bir gece ormanda gezerken gördüğü canavar (paraşütçü) onun sahile kadar kaçmasını sağlar. O sırada sahilde bulunan ve canavar için çözümler arayan Jack ve Ralph’in grubu Simon’u görünce karanlığın da etkisiyle canavar zannedip linç ederler. İki grup Simon’u öldürdüklerini anlayınca tekrar ayrılırlar. Tekrar barışmak için çaba harcayan Ralph ve Domuzcuk, dağdaki kalede kalan Jack ve grubunun yanına giderler. Domuzcuk, Roger'in tepeden üzerine yuvarladığı kaya ile birlikte uçurumdan yuvarlanarak denizdeki kayalara çakılıp ölür. Ralph ise kaçıp çalılıklara saklanarak kurtulur. Jack ve grubunun Ralph’ı öldürmek için tekrar aradıkları sırada adaya bir gemi yanaşır ve çocukları kurtarır.

Esma Tezgi 
31 May 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · 9/10 puan

Sineklerin Tanrısı, insanın içindeki iyi ile kötünün savaşını alegorik biçimde, oldukça başarılı bir şekilde ele alıyor. İyiyi-kötüyü, hırsı, barışı, sevgiyi... çocuklar temsil ediyor. Adadaki çocuklar gerçek hayatın bir yansıması adeta. Başlangıçtaki davranışları, zaman ilerledikçe kendini gösteren öteki tarafları, hepimizin içinde olan iyi-kötü savaşı.. hepsini kitapta bulabiliyor ve insanın nasıl bir yaratık olduğunu baştan sorguluyorsunuz.

http://yorumatolyesi.blogspot.com/...eklerin-tanrisi.html

Numan Kılınç 
04 Mar 21:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

İlginç ve bir o kadar da muhteşem bir kitap. William golding, bu kitabında insanların kötü huylarını irdeliyor. Bu kötü huyların yanında ender iyiler de var ama kötülerin egemen olduğu bu kitapta her türlü ahmaklığı bulabilirsiniz. Çocukların başrolde olduğu bu kitapta yer yer olayın içine girip birilerinin ağzını burnunu kırmak, bazen de koşup onlara yardım istiyorsunuz. Olay akışı sizi şaşırtacak bu kitapta buluşmak dileğiyle...

Kitaptan 131 Alıntı

Aysel 
09 Oca 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

"Birinden korkunca ondan nefret edersiniz ama boyuna da düşünüp durursunuz onu. Kendi kendinizi aldatırsınız; aslında kötü değildir dersiniz. Ama onu görünce, tıpkı nefes darlığına tutulmuş gibi olursunuz, soluk alamazsınız."

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
Aysel 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Ayrı ayrı yaşantıları, ayrı ayrı duyguları olan iki kıta gibiydiler... "

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
Hera 
01 May 01:17 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Ama sanki sen avlamıyorsun da...seni avlıyorlar.

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 34. Baskı)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 59 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 34. Baskı)
Aysel 
11 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" İnsan her şeyi yoluna koymak için uğraşırken, tartışma çığrından çıkıveriyor, yeni ve tatsız konular ön plana geçiyordu. "

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
şule demir 
28 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

''Cahilliklerini bilmenin utancı içindeydiler ve bilgisizliklerini nasıl açıklayacaklarını da bilemiyorlardı.''

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 43)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 43)
Nurhan Işkın 
02 Mar 01:36 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

"Onları bıraktım, dönsünler. Ama ben, yolumda gitmek zorundayım. Ben..."

Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 57)Sineklerin Tanrısı, William Golding (Sayfa 57)
Aysel 
12 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

" Ne var ki, zaman geçtikçe, çabada bir korku, sevinçte de aşırı bir sinirlilik belirmeye başladı. "

Sineklerin Tanrısı, William GoldingSineklerin Tanrısı, William Golding
14 /

Kitapla ilgili 6 Haber

“Sineklerin Tanrısı” ya da insani kötülük üzerine | Emel Bayrak
“Sineklerin Tanrısı” ya da insani kötülük üzerine | Emel Bayrak 1954 yılında yazdığı Sineklerin Tanrısı kitabında insanı, içindeki kötülüğü ve kötülüğün toplumda nasıl olup da bulaşıcılığı yüksek bir salgın etkisi yarattığını anlatıyor William Golding. Oysa sadece çocuklar var kitapta bir de domuzlar ve bir de Sineklerin Tanrısı. Çocuklar var çünkü sadece kendini değil insanı ve toplumu da anlamak isteyen okura insanın doğasını, en primitif hali ile nasıl yaşadığı, nasıl düşündüğü ve nasıl davrandığını göstermeye çalışıyor.
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi ?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi ? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.