Adı:
Momo
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052993019
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Momo
Momo
Momo
Momo
Momo
Momo
Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.

Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır.

Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. Onları durduracak tek kişiyse Momo’dur.

Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ve gizemli Hora Usta’nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına durur. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir?

Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır.

“Michael Ende’nin romanları uzun yıllardır ‘kült kitaplar’ arasında.”
- Stuttgarter Zeitung

“Momo, hem çocuklar hem de yetişkinler için bir masal niteliğinde.”
- Die Welt

“Michael Ende’nin hayal gücü ve fantazyalarla dolu bu masal-romanı dünya çapında bir başarıya ulaştı ve klasikleşti.”
- Buch aktuell
304 syf.
·3 günde·9/10
Hayatınıza küçücük de olsa dokunan insanları bilirsiniz.O insanlarla zaman daha kıymetlidir.
Peki hayatınızdan zaman çalanları bilir misiniz? Eminim ki farkında değiliz.

Eskiden bir günde alınan yollar şimdi en cok 5 saatte alınıyor. Eskiden günlerce süren işlerimiz şimdi çabucak bitiyor. Eskiden haftalarca sürülen tarlalar şimdi bir gunde sürülüyor.

Hiç düşündünüz mü iş zamanı kısaldığı halde neden bize zaman yetmiyor? Neden hayatımızdan bunca kolaylığa rağmen zevk alamıyoruz? Neden bizim bazı güzellikler için zamanımız yok?
Cevapları çok da uzaklarda değil aslında. Tüketim çılgınlığı, acelecilik, insani değerlerle yeterince ilgilenmeyişimiz.

Hatırlıyorum da küçükken arabamız olamamasına rağmen akraba eş dost ziyaretlerine daha çok giderdik.şimdi ise daha kolay olduğu halde bir telefonu bile çok görebiliyoruz.halbuki imkanlar daha kısıtlıydı.

Çocukluğumda bebeklerimizi bile kendimiz yapardık.hayal gücümüz en güzel oyuncağımızdı.elim elim öpelek oynardık mesela.beş taş,bilye,ip atlama,çelik çomak,...
Şimdilerde sokaklarda çocukları nadir görür olduk. Kızıma bakıyorum herşeyi var ama sanki birşeyler eksik. Çocuklarımızı oyuncaklara boğuyoruz ama mutlu değiller.çünkü hayal kurmalarına bile fırsat vermiyoruz.kendi dalgamızla onlarıda sürüklüyoruz.daha ilkokuldaki çocukların ellerinde cep telefonları bu beni çok düsündürüyor.şekere boğuyoruz sevgiye boğacağımız yere.bizden bir şey istediğinde nedense hiç vaktimiz olmuyor.Anne ve babamıza bile vaktim yok diyebiliyoruz.

Çalışıyoruz kazandıklarımızı harcayacak zaman bile bulamiyoruz. Yine de çalısıyoruz. Bir tatile giderken bile hep bir acelemiz var.bir an once hedefe ulaşmak.arada yolda durup harikaları seyretmiyoruz.gectiğimiz semtlerin yöresel lezzetlerine bile vakit ayırmıyoruz. Hafta sonu etkinliği diye AVM gezileri yapıyoruz saatlerce mağaza mağaza dolanıyoruz.

Anlayacağınız zamanımızı dolu dolu yaşamak varken aceleye getiriyoruz.

Geçenlerde Kayseri Sivas Caddesinde kızımla yürürken kızım bana dönüp çok üzgün bir yüz ifadesi ile " Anne bu binalarda yaşayanlar çok mutsuz olmalı. Çünkü onların inekleri yok, koyunları yok, keçileri yok, tavukları yok, arıları yok.değil mi anne" dedi.meğer ne kadar fakirlermiş bu zengin semtin büyük ve süper lüks binalarında yaşayanlar. :))

Momo bu inceliği farkettiriyor bizlere. Keyifli ve düşündürücü okumalar dilerim
303 syf.
·4 günde·9/10
Momo..
Seninle tanışmamız 9 yıl öncesine dayanıyor. Dün gibi hatırlıyorum, 11 yaşına yeni girmiştim. Babamdan hediye olarak kitap almasını isterdim hep. Babam da ismine, kırmızı punto ile yazılmış olmasına, içerisindeki resimlere bakarak Momo'nun bir çocuk kitabı olduğuna kanaat getirmiş olsa gerek, elinde Momo'yla çıkagelmişti. Ee daha küçüğüm. Renkli, cıvıl cıvıl kapaklı bir kitap bekliyordum. Kitaba bakıp "Ama baba bu çocuk kitabı değil ki" dediğimi hatırlıyorum. Taa o zamanlarda doğru bilmişim. Kendisi ne çocuk kitabı, ne de yetişkin kitabı. Türüne ister roman diyin, ister masal diyin ama Michael Ende'nın bu eserini sadece çocuk kitabı kategorisiyle sınırlamak büyük haksızlık olur. Avrupa Gençlik Kitap Ödülü Şeref Listesine girmiş, yaklaşık otuz dile çevrilmiş bu kitabımızda yazar, o kadar sade ve ustalıklı bir dile sahip ki, kitap çocuklar için oldukça heyecanlı bir serüven kitabıyken; yetişkinler için zaman konusunu irdelemek açısından insanın içine işleyen masal tadında bir roman oluveriyor.
Sonrasında ne oldu bilmiyorum ama Momo kitaplığımda alındığı ilk haliyle beni bekledi onca yıl. Daha bir hafta önce gözüme çarpmasa belki daha kaç yıl bekleyecekti. İyi ki fark ettim, belki de okumam için bu zamanın gelmesi gerekiyordu. "ZAMAN" Bu kelimeye çok dikkat edelim. Birazdan yüzlerce kez kullanacağım.

Küçük bir kız çocuğu hayal edin. Bilinmeyen bir zamanda, hiç kimsenin bilmediği uzak diyarlardan gelmiş bir kız çocuğu. Ailesi, yeri yurdu yok. Dış görünüşü biraz garip, hatta temiz pak insanlara göre korkutucu. Ufak tefek, cılız yapısı nedeniyle de yaşı kimine göre sekiz, kimine göre on iki. Simsiyah, kocaman gözleri ve yine simsiyah kıvırcık saçları var. Ve öyle kimsesiz ki, adını bile kendisi koymuş. Momo!
Peki, etraftaki insanlar kimsesiz diye, pis diye dışlıyorlar mı onu? Hayır. Seviyorlar Momo'yu. Oradaki insanlar doyuruyor Momo'nun karnını. Terk edilmiş bir tiyatroda bir oyuğu ev yapıyorlar Momo için. Seviyorlar onu. Çünkü Momo gerçek bir insan. Ve her şeyden önemlisi eşsiz bir dinleyici. Dinlemekte ne var, herkes dinler diyebilirsiniz. Sanmıyorum. Momo, şimdiki zaman insanları için ne zor bir şeyi yapıyor oysa. Tüm kalbiyle dinliyor. Ona anlatılan dertler birer birer halloluyor, en utangacının bile onun yanında dili çözülüveriyor. Tüm çocuklar en güzel oyunlarını Momo'nun yanında oynuyor. Hiçbir şey yapmasa bile herkesi sakinleştiren, huzur veren, mutlu eden bir yanı var Momo'nun. Herkesi çok seviyor, herkesle iyi anlaşıyor fakat insan daima bazı insanları kendisine daha yakın hisseder. Momo için de öyleydi. İhtiyar çöpçü Beppo ve birçok işi bir arada yapan Gigi. Bu ikisi Momo'nun en iyi dostları. Gigi, Momo'ya her gece masallar anlatıyor ve kendi küçük mutluluklarıyla dünyalarını güzelleştirirken bir gün aniden ortaya Duman Adamlar çıkıyor. Ellerinde çantaları, ağızlarında sigaralarıyla çıkagelen bu takım elbiseli adamlar insanları bir bir zaman tasarrufu yapmaya ikna ederler. Zamandan tasarruf. Kulağa hoş geliyor aslında değil mi? Ama bu kitabı okuduktan sonra fark ediyorsunuz bazı şeyleri. Şöyle ki, arkadaşlarınızla, sevdiklerinizle geçirdiğiniz hoş vakitleri, birisine harcadığımız o zamanları boşa geçmiş zaman olarak nitelendiriyorlar ve o zamanları biriktirip çalışmakla geçirin diyor bize Duman Adamlar. Sonrasında ne oluyor? Ben hemen söyleyeyim. İşte günümüz insanı! Zamandan tasarruf edeyim derken, başka şeylerden tasarruf ettiğinin kimse farkında değil. Artık yol üstünde oyun oynayan çocukları gören şoförler arabalarını durdurup onlara gülümseyerek bakmıyor -ki artık yol üstünde oynayan çocuklara rastlamak bile çok güç ama- Caddelerde karşılaşan tanıdıklar durup birbirlerine gülümseyip, halini hatrını sormuyorlar. İşe gidenlerin pencere önlerindeki çiçekleri seyredecek ya da sokak hayvanlarına, küçük bir kuşa yem atacak vakitleri yok artık. Ve anlıyorum ki, artık kimsenin kimseye ayıracak vakti yok. Bu noktada yine ince şeylerin annesinin en sevdiğim sözü geliyor aklıma.
"Ah kimselerin vakti yok, durup ince şeyleri anlamaya."
Çok garip değil mi? Teknoloji bu denli gelişmişken, her şeye bu kadar kolay ulaşabilirken neden vaktimiz yetmiyor? Eskiden telefonlar var mıydı ki? Pekâlâ yoktu. Mektuplar vardı. Samimiyet vardı, sevgi vardı ve evet insanların birbirine ayıracak vakti vardı. O mektuplar, insanın kalbine uzanan ince yolda çiçekler açtırırdı. Ve şimdiye bakıyorum, telefonlar elimizin altında. Konuşmak o kadar kolayken attığımız mesajlara saatler saatler sonra cevap alabiliyoruz. Neden? Çünkü vakitleri yok. Insanlar zamandan tasarruf ettiklerini sandıkça, zaman azalıyordu. "Oysa zaman yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir." demiş yazarımız. Ne de güzel söylemişin!
Duman Adamlar demiştik, işte bu adamlar bizi sevgi, dostluk, arkadaşlık gibi değerlerden yoksun bırakıp, bizim zamanımızı çalma peşindeler. Bizden çaldıkları zamanla var olabiliyorlar. Nitekim başarıyorlar da. Momo'nun arkadaşlarını ustaca kandırıyorlar, en yakın iki dostunu bile.. Peki sonra ne mi oluyor? Sonrasını ben söylemeyeceğim. Momo, bu pis gri adamlarla baş edebilecek mi, kaybettiğimiz değerleri kazanabilecek mi, okuyun öğrenin isterim efendim.
Bu incelemeyi okumak yaklaşık 5 dakikanızı aldı. Her gün böyle bir tane inceleme okusanız ayda 150 dakika. Bunu yıl olarak hesaplarsak 1800 dakika. Yani ömrünüzden yıllık 1800 dakikayı boşa gitmiş sayar Duman Adamlar. Onlara göre okumak, öğrenmek bile zaman kaybı çünkü. İşte böyle ince hesaplarla, insan yaşamını daha tekdüze, daha zavallı ve daha soğuk geçirtmek emelleri. Saçmalık!

Bir dakika sonrasının bile garantisi olmayan şu hayatımızda, ölüm her nefeste daha da yaklaşırken, zamandan tasarruf etme çabasının ne kadar saçma, ne kadar boş olduğunu anlatan muazzam bir kitap. Bir kez geliyoruz bu dünyaya ve başka bir hayatımız daha olmayacak. Bu sebeple daha çok gülümseyin, daha çok sevin ve sevdiklerinize bolca zaman ayırın. Bu hayatı yaşanılır kılan bu çünkü. Ve bu incelemeyi yazarken, tam da ölümden bahsetmişken usta sanatçı Ayşen Gruda'nın öldüğünü öğrendim. O da gitti.. iki gözümüzün çiçeği. "Biz insanların beynine beynine vurmadan, dostça, eğlendirerek bir şeyler anlatabildik. Bizden insanlara birçok anı, gülüşler kaldı, sözler kaldı. Bunu bilmek bana hoşnutluk veriyor." demiş. Tam da incelememde günümüz insanının eksiklerinden bahsederken, siz eskilerden bize kalan anıları, gülüşleri, sözleri bilmek de bana hoşnutluk veriyor. Nur içinde uyu güzel insan!

Bu kadar zamandan bahsetmişken, değerli vakitlerinizi ayırıp buraya kadar okuduysanız ne mutlu banadır. Keyifli okumalar diliyorum, sevgiyle kalın!
304 syf.
Yazar demiş ki bu kitabın son sözünde:
"Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım, çünkü biri de bana böyle anlattı.
Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim."
Bence bu kitaptaki,insanların zamanlarını çalan , modern hayatta insanları "sanal sosyal kalabalıkta " yalnızlığa sürükleyen duman adamlar ellerinde birer akıllı telefon ile içimize yerleştiler!
Yani evet bu akıllı telefonlar yokken yazılan bu hikaye, gerçekten de yaşandı yaşanıyor...

Momo sen ne güzel bir kitapsın...
304 syf.
·7 günde
ANNE ve BABALARIN KESİNLİKLE OKUMASI GEREKEN BİR KİTAP

Kimsenin bilmediği bir yerde, bilinmeyen bir zamanda, kimsenin bilmediği başka bir yerden gelip, herkesin hayatına girip, insanların yüreklerine dokunan Momo; kimsesiz küçük bir kız çocuğudur aslında. Hatta o kadar kimsesiz ki, kendi adını bile kendisi koymuş.Kimsesiz bu kız çocuğunu çok seveceksiniz.

Kitap, fantastik bir roman.Nerden ve nasıl geldiği belli olmayan gizemli bir kız çocuğunun ana karakter olduğu masal tadında bir anlatım.İşlenen konu zaman.İşin fantastik yanı da burada başlıyor zaten. İnsanların değerli zamanlarını çalan duman adamlar var. Öyleki insanların değerli zamanlarını çalıp kendileri kullanıyorlar.Daha fazla sürpriz bozan / ayrıntı vermek istemiyorum. Kitap aslında bir modern yaşam eleştirisi.Modernliğin zamanımızı nasıl öldürdügü anlatılıyor. Ama bunu çocuklar üzerinden anlatıyor.Anne-babaları ilgilendiren kısmı da burası zaten.Bundan sonrası sosyal mesaj içerir.


"Babalık için uçurtma almak yetmez, o uçurtmayı birlikte uçurmak gerekir" demiş Can Dündar. Çocuklarimiza zaman ayırmanin ne kadar önemli oldugunu anlatan bir söz.

Çocuklarımız, biz anne babaların en değerli varlıkları.Ama hiç düşünüyor muyuz onlara ne kadar zaman ayırıyoruz ya da ayirdigimiz zaman onlara yetiyor mu? Kaç defa "şu an işim var, zamanım yok, yoruldum, hadi git odanda kendin oyna" demişizdir.Ya da daha kolayina kaçıp televizyonda çizgi film açmışızdır, tabletlere mahkum etmişizdir.Belki birçoğunuz bunları yapmıyordur ama yapan ebeveynler de az degildir diye düsünüyorum.Bu kitabi okuduktan sonra ben kendi adıma dersler cikardim ve cocuklarima az vakit ayirdigimi anladim.Anladım ki çocuklarımıza zaman ayırmak onlara hediye almaktan daha önemli ve yararlı.


Kitap, Kabalcı yayınları tarafından kırmızı punto ile yazılmış ve bence bu romana masalsı bir hava katmış.Yazarın anlatımı gayet
akıcı.Hiç sıkılmadan severek okuyacağınız bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. ZAMANımızın değerini bilmek adına okunması gereken bir kitap.
302 syf.
·Beğendi·10/10
Zaman kavramı etrafında şekillenen ve zamanımızı değerli kılmak için sürekli didinerek çabalıyor oluşumuzu eleştiren bir kitap. Benim farkındalığımın artmasına vesile oldu. Tavsiye ederim.

“Oysa zaman yaşamın kendisiydi. Ve yaşamın yeri yürekti.” diyerek en önemli mesajı veriyor bence . Düşünüyor insan ; gün içinde yüreğimle hissederek yaşadığım kaç dakikaya sahibim ? Yada var mı hissederek yaşadığım anlarım?

Küreselleşme ile birlikte çılgınca tüketen bir toplum olma yolunda ilerliyoruz. Sürekli çalışıp,didiniyor ve bunun karşılığında tüketiyoruz. Aslında farketmeden bu süreçte kendimiz tükeniyoruz. Herşeyi yüzeysel ve hızlı yaşıyoruz. Muhabbet etmeye, sevdiklerimize sarılmaya, ailemizle vakit geçirmeye , dostlarımızla dertleşmeye, yoldan geçerken etrafımızda ne olup gittiğini görmeye , bir çiçeği koklamaya bile vakit bulamıyoruz.
Müstakil evlerimizi, mahallelerimizi terkedip spor salonunu, havuzunu, cafesini,marketini içinde barındıran rezidanslara yerleşiyoruz.
Dolaylı-dolaysız bu yaşayıştan en büyük darbeyi ilişkilerimiz alıyor. Zamandan, enerjiden tasarruf etmek için ebeveynlerimizi huzurevine gönderiyor, çocuklarımız teknolojik aletlere maruz bırakıyoruz. İlişkilerimizi online yaşıyoruz.
insanın derinlikleri olduğu gerçeğini unutuyoruz. Bu derinlikle yüzleşmekten itina ile kaçınıyoruz. Çünkü zaman ve emek harcamak istemiyoruz, bunun yerine ilişkilerimizi tüketip yeni ilişkiler kurmayı seçiyoruz. Kazandığımızı zannederken çok büyük kaybettiğimizi anlamıyoruz. Kendimizden uzaklaşıyoruz...
304 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Zamanın değerini anlatan harika bir kitap. Peki zaman neydi? Sadece iş mi, para mı, güç mü? Hayır. Zamanı asıl değerli kılan sevdiklerimizle yaşadığımız anlardı.
304 syf.
·8/10
Kitap, zamanin doğru kullanılmasının önemini anlatıyor. Sıradışı bir konu. Bu kitabı okurken Tim Burton'un yönetmenliğini yaptığı Alice harikalar diyarında filminde kullanılan rengarenk kostümler, ilginç karakterler ve tarifi zor ama okuyunca her insanın farklı nitelendirebileceği bir algılamayla distopik bir eser çıkıyor karşımıza. Özellikle de hayalgücünüzü önemli ölçüde genişletiyor. Her şeyi çabucak tükettiğimiz bir toplumda hızla tükettiğimiz ömrümüzün zamanın değerini bu kadar güzel anlatan bir kitabi bir
solukta okuyabilirsiniz. İnsan yaşattığı zaman kadardır. Kendinize ayıracak vaktiniz varsa ve yaşadığınız âna değer veriyorsanız mutlaka okumalısıniz.
302 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kâinatta herşey insan için, insan Allah içinken, biz nasıl yüreğimizle dinlemeyiz insanı, nasıl kalpten zaman ayırmayız dünyâ gemisindeki yol arkadaşlarımıza?..

"Modern zamanların insanlarının yamalı zamanları var, yırtık pırtık ve her geçen gün kaynar suda yıkanmış yün gibi çekiyor, kısalıyor. Çünkü “insan” kıymetli değil. Kimsenin içinin kimsesi kalmamış gibi...

Oysaki bir minicik zamanı ayırıp sadece “dinlemek” bile bereketi hareketlendirir. Çünkü öyle kodlanmış varlık. Bu böyledir...

Momo şimdiki zamanların insanları için pek çok şey yapıyor. Tüm kalbiyle sadece dinliyor ve düğümleri çözüyor. Herkes ve her şey birbirine çok yabancı ve devasa uçurumlar açılıyor gittikçe. Oysa ki “bereket” var insanın içine harcanan herşeyde. Birilerinin kalbine uzanan o ince yolda yürürken, ve içlerine çiçekler doldururken zaman o kadar, o kadar çok büyüyebiliyor ki fazlasıyla yetebiliyor herşeylere..."
304 syf.
·4 günde
Momo kitabı çok hoşuma gitti. Bence ZAMAN kavramını en iyi anlatan kitap, dili sade ve akıcı, okuması çok kolay. Kitaptaki bütün karakterleri içimde yaşadım. Kitabı okurken o kadar korkuya ve heyecana kapıldım ki Momo ve arkadaşlarının başına bir şey gelecek diye. Acaba sonu nasıl olacak diye kitabı bir türlü elimden bırakamadım, sürekli içimden "Lütfen Momo'nun ve arkadaşlarının başına bir şey gelmesin diye diye kitabı 4 günde bitirdim.
Momo kitabını, kitap okumaya ZAMAN bulabilen herkese tavsiye ederim.
Daha çok para kazanıp, daha çok harcıyorlardı. Fakat yüzleri asıktı, yorgun ve keyifsizdiler, gözleri dostça bakmıyordu.
"Sana bu adı kim taktı ?"
"Ben kendim" dedi Momo.
"Sen kendin mi taktın ?"
"Evet."
"Ne zaman doğdun ?"
Momo biraz düşündü ve sonra dedi ki : "Hatırladığım kadarıyla ben hep vardım."
Bir insanın çok dostu olabilir, ama insan, onların içinden de birkaç kişiyi kendine daha yakın bulur ve onları daha çok sever.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Momo
Baskı tarihi:
Eylül 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052993019
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Momo
Momo
Momo
Momo
Momo
Momo
Zaman, yaşamın kendisidir. Ve yaşamın yeri yürektir.

Momo, büyük bir kentin tiyatro harabelerinde yaşayan küçük bir kızdır. Buldukları ya da kendisine hediye edilenler dışında hiçbir şeyi yoktur. Ancak olağanüstü bir yeteneği vardır: Momo, muhteşem bir dinleyicidir ve bunun için oldukça bol zamanı vardır.

Bir gün hayaletimsi topluluk “duman adamlar” ortaya çıkar. İnce hesaplı planlar kurup insanların zamanını çalarlar. Onları durduracak tek kişiyse Momo’dur.

Momo elinde bir çiçek, koltuğunun altında bir kaplumbağa ve gizemli Hora Usta’nın da yardımıyla koskoca duman adamlar ordusunun karşısında tek başına durur. Acaba Momo, zamanı çalan adamları tek başına alt edebilecek midir?

Toplumumuz ve günümüz insanının zaman algısı ve zamanı okuması üzerine bir masal olan Momo’yla Michael Ende, Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüştür. Pek çok kez sinemaya uyarlanan Momo, kırktan fazla dile çevrilmiş, tüm dünyada 7 milyonun üzerinde satılmıştır.

“Michael Ende’nin romanları uzun yıllardır ‘kült kitaplar’ arasında.”
- Stuttgarter Zeitung

“Momo, hem çocuklar hem de yetişkinler için bir masal niteliğinde.”
- Die Welt

“Michael Ende’nin hayal gücü ve fantazyalarla dolu bu masal-romanı dünya çapında bir başarıya ulaştı ve klasikleşti.”
- Buch aktuell

Kitabı okuyanlar 24,4bin okur

  • Meridyen
  • Özge Kirman
  • Raizelie
  • Nursylk
  • derin
  • Alisa Avcı
  • Egemen KAYA
  • nur
  • Mürvet Kaplan
  • Belkıs Çalışkan

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%18.2
14-17 Yaş
%18
18-24 Yaş
%19.4
25-34 Yaş
%22.7
35-44 Yaş
%15.2
45-54 Yaş
%3.6
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%2.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%80
Erkek
%20

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%29 (2.213)
9
%19.4 (1.478)
8
%19 (1.452)
7
%8.4 (642)
6
%3.1 (238)
5
%1.8 (140)
4
%0.6 (43)
3
%0.4 (27)
2
%0.2 (16)
1
%0.2 (15)

Kitabın sıralamaları