Geri Bildirim
Michael Ende

Michael Ende

8.7/10
885 Kişi
·
2.106
Okunma
·
92
Beğeni
·
3.952
Gösterim
Adı:
Michael Ende
Unvan:
Alman Yazar
Doğum:
Almanya, 1929
Ölüm:
Almanya, 1995
12 Kasım 1929’da, gerçeküstücü bir ressamın oğlu olarak Almanya’da Garmisch-Partenkirchen’de dünyaya geldi.
1945’te, on altı yaşındayken askere çağrılınca eğitimini sürdürdüğü Waldorf okulundan ayrıldı. Savaştan sonra 1948-1950 yılları arasında bir drama okuluna katıldı, aktörlük yaptı, skeçler ve kısa oyunlar yazdı, Münih Halk Tiyatrosu’nda yönetmenlik ve Bavyeralı bir yapım şirketi için film eleştirmenliği yaptı.
Yazar olarak ilk büyük başarısı, çocuklar için yazdığı Cim Düğme ve Lokomotifçi Lukas (Jim Knopf und Lukas der Lokomotivfuehrer)’dir. Fantezi dünyasını seçen, fakat gerçek dünyayla olan bağlarını da koparmayan öyküleriyle pek çok övgü ve ödül almasına karşın alçakgönüllülükten vazgeçmemiştir. Fantezi romanı Bitmeyecek Öykü’yle dünya üzerindeki milyonlarca çocuğu büyüleyen Michael Ende, 64 yaşında, Stuttgart’ta mide kanseri sonucu yaşamını yitirdi.
Yazın hayatına 1950’lerde kabare senaryoları yazarak başlayan Ende’nin en çok ses getiren kitabı 1979’da yayımlanan The Neverending Story’ydi (Bitmeyecek Öykü). Roman 30’dan fazla dile çevrildi ve uluslararası alanda çok satanlar listesine girdi. Ayrıca Momo adlı kitabı ise büyük ses getirdi. Kitabında zamandan bahseden yazar, bu romanın hikayesini birinden duyduğunu, duyduklarını hiç değiştirmeden bize aktardığından bahsediyor yazarımız.
Daha çok para kazanıp, daha çok harcıyorlardı. Fakat yüzleri asıktı, yorgun ve keyifsizdiler, gözleri dostça bakmıyordu.
"Ya öbür tarafta ne var?"
"İşte orada, bazen taa içinde duyduğunu söylediğin müziği bulacaksın. Ama artık sen de o müziğin içindeki bir ses olacaksın."
"Sana bu adı kim taktı ?"
"Ben kendim" dedi Momo.
"Sen kendin mi taktın ?"
"Evet."
"Ne zaman doğdun ?"
Momo biraz düşündü ve sonra dedi ki : "Hatırladığım kadarıyla ben hep vardım."
Bir insanın çok dostu olabilir, ama insan, onların içinden de birkaç kişiyi kendine daha yakın bulur ve onları daha çok sever.
Momo, su gibi geldi bana. Hani Türk kahvesi içerken aralarda su içer ve ağzınızı temizlersiniz. Böylece kahvenin tadını yeniler ve keskin, doyurucu bir şekilde alırsınız ya, işte öyle. Bu kitabın bende oluşturduğu keyif bununla eş değerdir. Tam da klasiklerin keskin dokusunda yorulmuşken, bir ferahlık getirdi diyebilirim. Hiç yormadı derdini anlatırken. Hatta ruhuma masaj yaptı zaman zaman. Çocuklardan daha çok büyüklere yazılmış masalsı bir hikaye okudum diyebilirim. Kesinlikle okumaya değerdi.

Konusuna da çok az değineyim başlamışken. Zamanla ilgili düşüncelerime gerçekten yepyeni bakış açıları kazandırdı. Hatta itiraf etmeliyim, zamandan tasarruf kavramını çok kez düşünmüştüm. Oysa tasarrufun kayıp olduğunu aklıma dahi getirmemiştim. Modern dünya zamanı katık ettirirken bize, aslında hayatın değerli yanlarını çalmış bizden. Michael Ende, öyle güzel işlemiş ki bu konuyu kitapta, siz de okumalısınız derim. Zamanı verimli kullanmak bize mevcut zamanda dayatıldığı gibi değildir belki de(?).
Hayatınıza küçücük de olsa dokunan insanları bilirsiniz.O insanlarla zaman daha kıymetlidir.
Peki hayatınızdan zaman çalanları bilir misiniz? Eminim ki farkında değiliz.

Eskiden bir günde alınan yollar şimdi en cok 5 saatte alınıyor. Eskiden günlerce süren işlerimiz şimdi çabucak bitiyor. Eskiden haftalarca sürülen tarlalar şimdi bir gunde sürülüyor.

Hiç düşündünüz mü iş zamanı kısaldığı halde neden bize zaman yetmiyor? Neden hayatımızdan bunca kolaylığa rağmen zevk alamıyoruz? Neden bizim bazı güzellikler için zamanımız yok?
Cevapları çok da uzaklarda değil aslında. Tüketim çılgınlığı, acelecilik, insani değerlerle yeterince ilgilenmeyişimiz.

Hatırlıyorum da küçükken arabamız olamamasına rağmen akraba eş dost ziyaretlerine daha çok giderdik.şimdi ise daha kolay olduğu halde bir telefonu bile çok görebiliyoruz.halbuki imkanlar daha kısıtlıydı.

Çocukluğumda bebeklerimizi bile kendimiz yapardık.hayal gücümüz en güzel oyuncağımızdı.elim elim öpelek oynardık mesela.beş taş,bilye,ip atlama,çelik çomak,...
Şimdilerde sokaklarda çocukları nadir görür olduk. Kızıma bakıyorum herşeyi var ama sanki birşeyler eksik. Çocuklarımızı oyuncaklara boğuyoruz ama mutlu değiller.çünkü hayal kurmalarına bile fırsat vermiyoruz.kendi dalgamızla onlarıda sürüklüyoruz.daha ilkokuldaki çocukların ellerinde cep telefonları bu beni çok düsündürüyor.şekere boğuyoruz sevgiye boğacağımız yere.bizden bir şey istediğinde nedense hiç vaktimiz olmuyor.Anne ve babamıza bile vaktim yok diyebiliyoruz.

Çalışıyoruz kazandıklarımızı harcayacak zaman bile bulamiyoruz. Yine de çalısıyoruz. Bir tatile giderken bile hep bir acelemiz var.bir an once hedefe ulaşmak.arada yolda durup harikaları seyretmiyoruz.gectiğimiz semtlerin yöresel lezzetlerine bile vakit ayırmıyoruz. Hafta sonu etkinliği diye AVM gezileri yapıyoruz saatlerce mağaza mağaza dolanıyoruz.

Anlayacağınız zamanımızı dolu dolu yaşamak varken aceleye getiriyoruz.

Geçenlerde Kayseri Sivas Caddesinde kızımla yürürken kızım bana dönüp çok üzgün bir yüz ifadesi ile " Anne bu binalarda yaşayanlar çok mutsuz olmalı. Çünkü onların inekleri yok, koyunları yok, keçileri yok, tavukları yok, arıları yok.değil mi anne" dedi.meğer ne kadar fakirlermiş bu zengin semtin büyük ve süper lüks binalarında yaşayanlar. :))

Momo bu inceliği farkettiriyor bizlere. Keyifli ve düşündürücü okumalar dilerim
ANNE ve BABALARIN KESİNLİKLE OKUMASI GEREKEN BİR KİTAP

Kimsenin bilmediği bir yerde, bilinmeyen bir zamanda, kimsenin bilmediği başka bir yerden gelip, herkesin hayatına girip, insanların yüreklerine dokunan Momo; kimsesiz küçük bir kız çocuğudur aslında. Hatta o kadar kimsesiz ki, kendi adini bile kendisi koymuş.Kimsesiz bu kız çocuğunu çok seveceksiniz.

Kitap, fantastik bir roman.Nerden ve nasıl geldiği belli olmayan gizemli bir kız çocuğunun ana karakter olduğu masal tadında bir anlatı .İşlenen konu zaman.İşin fantastik yanı da burada başlıyor zaten. İnsanların değerli zamanlarını çalan duman adamlar var. Öyleki insanların değerli zamanlarını çalıp kendileri kullanıyorlar.Daha fazla sürpriz bozan / ayrıntı vermek istemiyorum. Kitap aslında bir modern yaşam eleştirisi.Modernliğin zamanımızı nasıl öldürdügü anlatılıyor. Ama bunu çocuklar üzerinden anlatıyor.Anne-babaları ilgilendiren kısmı da burası zaten.Bundan sonrası sosyal mesaj içerir.


"Babalık için uçurtma almak yetmez, o uçurtmayı birlikte uçurmak gerekir." demiş Can Dündar. Çocuklarimiza zaman ayirmanin ne kadar önemli oldugunu anlatan bir söz.

Çocuklarımiz, biz anne babaların en degerli varliklari.Ama hic düşünüyor muyuz onlara ne kadar zaman ayırıyoruz ya da ayirdigimiz zaman onlara yetiyor mu? Kac defa "şu an işim var, zamanım yok,',yoruldum,hadi git odanda kendin oyna" demişizdir.Ya da daha kolayina kacip televizyonda cizgi film açmışızdır,tabletlere mahkum etmişizdir.Belki bircoğunuz bunlari yapmiyorur ama yapan ebeveynler de az degildir diye düsünüyorum.Bu kitabi okuduktan sonra ben kendi adıma dersler cikardim ve cocuklarima az vakit ayirdigimi anladim.Anladım ki çocuklarımıza zaman ayırmak onlara hediye almaktan daha önemli ve yararlı.


Kitap, Kabalcı yayınları tarafından kırmızı punto ile yazılmış ve bence bu romana masalsı bir hava katmış.Yazarın anlatımı gayet
akıcı.Hiç sıkılmadan severek okuyacağınız bu kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. ZAMANımızın değerini bilmek adına okunması gereken bir kitap.
Yazar demiş ki bu kitabın son sözünde:
"Ben size bütün bunları olup bitmiş gibi anlattım, çünkü biri de bana böyle anlattı.
Oysa gelecekte olacakmış gibi de anlatabilirdim."
Bence bu kitaptaki,insanların zamanlarını çalan , modern hayatta insanları "sanal sosyal kalabalıkta " yalnızlığa sürükleyen duman adamlar ellerinde birer akıllı telefon ile içimize yerleştiler!
Yani evet bu akıllı telefonlar yokken yazılan bu hikaye, gerçekten de yaşandı yaşanıyor...

Momo sen ne güzel bir kitapsın...
Absürt bir şekilde 2 Ocak 2016 da başladığım bu kitabı hala bitiremedim.. Oysa ki konu, dil, karakterler, işleniş dahil her şey yerli yerinde. Bitmeyecek öykü galiba gerçekten de hiç bitmeyecek..
Kitap, zamanin doğru kullanılmasının önemini anlatıyor. Sıradışı bir konu. Bu kitabı okurken Tim Burton'un yönetmenliğini yaptığı Alice harikalar diyarında filminde kullanılan rengarenk kostümler, ilginç karakterler ve tarifi zor ama okuyunca her insanın farklı nitelendirebileceği bir algılamayla distopik bir eser çıkıyor karşımıza. Özellikle de hayalgücünüzü önemli ölçüde genişletiyor. Her şeyi çabucak tükettiğimiz bir toplumda hızla tükettiğimiz ömrümüzün zamanın değerini bu kadar güzel anlatan bir kitabi bir
solukta okuyabilirsiniz. İnsan yaşattığı zaman kadardır. Kendinize ayıracak vaktiniz varsa ve yaşadığınız âna değer veriyorsanız mutlaka okumalısıniz.
Momo'ya çocuk kitabı diye başladım ama bence çocuklardan çok yetişkinlere daha çok hitap ediyordu. Hepimiz zaman zaman kendimizi kalabalıklar içinde yalnız, kuşatılmış hissederiz. Bazen de sanki kurmalı bir oyuncak gibi sabahtan kurulup akşama kadar oradan oraya koşturur dururuz. Zamana karşı bitmeyen bir savaş halindeyizdir. Bu koşuşturmaca içerisinde yitirdiklerimiz,keşfedemediklerimiz,kaçırdığımız anlar ne oluyor? İşte çocuktan al haberi misali tüm bu gerçeklerle bir çocuk sizi yüzleştiriyor. Hikaye Momo adlı bir çocuğun insanlardan zamanı çalan zaman tasarruf şirketi elemanları duman adamlara karşı mücadelesini anlatıyor. Bu mücadeleyi okurken sanki bir çizgi film izler gibi oldum. Çocuklar için kitabı okumak ne kadar keyifli olur bilemiyorum ama çizgi filmi yapılsa kesinlikle etkileyici olur. Bazen durdurun zamanı inecek var demenin zamanı olabilir. Durmalı ve çevremizi ,iç dünyamızı dinlemeliyiz. Belki onların da bize anlatmak istedikleri vardır. Teşekkürler Momo ve bu kitabı benimle tanıştıran 1000 kitap ailesi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Michael Ende
Unvan:
Alman Yazar
Doğum:
Almanya, 1929
Ölüm:
Almanya, 1995
12 Kasım 1929’da, gerçeküstücü bir ressamın oğlu olarak Almanya’da Garmisch-Partenkirchen’de dünyaya geldi.
1945’te, on altı yaşındayken askere çağrılınca eğitimini sürdürdüğü Waldorf okulundan ayrıldı. Savaştan sonra 1948-1950 yılları arasında bir drama okuluna katıldı, aktörlük yaptı, skeçler ve kısa oyunlar yazdı, Münih Halk Tiyatrosu’nda yönetmenlik ve Bavyeralı bir yapım şirketi için film eleştirmenliği yaptı.
Yazar olarak ilk büyük başarısı, çocuklar için yazdığı Cim Düğme ve Lokomotifçi Lukas (Jim Knopf und Lukas der Lokomotivfuehrer)’dir. Fantezi dünyasını seçen, fakat gerçek dünyayla olan bağlarını da koparmayan öyküleriyle pek çok övgü ve ödül almasına karşın alçakgönüllülükten vazgeçmemiştir. Fantezi romanı Bitmeyecek Öykü’yle dünya üzerindeki milyonlarca çocuğu büyüleyen Michael Ende, 64 yaşında, Stuttgart’ta mide kanseri sonucu yaşamını yitirdi.
Yazın hayatına 1950’lerde kabare senaryoları yazarak başlayan Ende’nin en çok ses getiren kitabı 1979’da yayımlanan The Neverending Story’ydi (Bitmeyecek Öykü). Roman 30’dan fazla dile çevrildi ve uluslararası alanda çok satanlar listesine girdi. Ayrıca Momo adlı kitabı ise büyük ses getirdi. Kitabında zamandan bahseden yazar, bu romanın hikayesini birinden duyduğunu, duyduklarını hiç değiştirmeden bize aktardığından bahsediyor yazarımız.

Yazar istatistikleri

  • 92 okur beğendi.
  • 2.106 okur okudu.
  • 79 okur okuyor.
  • 1.333 okur okuyacak.
  • 34 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları