Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2017 35. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2017 23:43
Kaç kitap oldu bilmiyorum ana karakterinin kadın olduğu bir roman okumayalı. Yazar Zülfü Livaneli olunca, romanın geçtiği yer Türkiye, kadın da dul olunca birçok gerçeklere, birçok olmaması gereken ama olan konulara da değinmiş yazar. Evlilikten, giyime, iş hayatından aile hayatına kadar birçok konuya değinmiş ve mesajlarını da vermiş Livaneli. Gerçi kitap baştan sona mesajlarla dolu, Kırım Türklerinden, ülkemizde yaşayan ve zorluklar çekmiş olan Ermeni ve Kürt vatandaşlara, Almanya faşizminden kaçan - kaçamayan Yahudilere kadar birçok konularda mesajını vermiş ve görüşlerini belirtmiş. Tarihimizin ayıplarını dile getirmiş, ayıplar olduğu için de hiç dile getirilmeyen ayıpları olması da işin boyutunu daha da büyütmüş. Hiçbir hükümetin, devletin masum olmadığının en güzel örneklerinden biri. Hiçbir iktidarın başındaki kişi eline silah alıp birini öldürmemiş olsa da verdiği kararlarla, izlediği yollarla birilerinin ölümüne, birilerinin üzülmesine sebep olmuşlar hatta hâlâ da olmaktalar. Kitabı okuyunca, bu tarihimizdeki bilinmeyen öldürmeleri görünce (bilinen öldürmeleri de tarih derslerinde övünerek ders diye işleriz) insanın duygulanmaması, duygulanırken de öfkelenmemesi elde değil. Maya’nın da dediği gibi, birilerinin saçma iktidar mücadelesi yüzünden, insanlar birbirine kavuşamamış ve acılar yaşanmış. İnsanların mutluluğu, iktidar oyunları arasında ne kadar da zavallı bir konu haline gelmiş. Serenad, bu iktidar oyunlarının altında kalan, acılar yaşayan, kavuşamayan hatta ayrı düşen, isim değiştirmek zorunda kalan, yetmezmiş gibi din ve milliyet değiştirmek zorunda da kalan insanların anlatıldığı, gerçek konulara dayanan son derece duygu yüklü bir roman. Tarihin, tarihimizin görünen yüzünün olduğu kadar görünmeyen yüzünün de anlatıldığı bir roman. İngiltere’nin,
Siyaset
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
8/10
·481 syf.··
2021 5. kitabı
Ne zaman insan kalabalığı içerisinde yüreğim sıkışacak gibi olsa Zülfü Livaneli' nin "Serenad" kitabını açar 88. Sayfayı okurum... Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru ..., insanlara karşı kendini koru! Zülfü Livaneli, Serenad
İnsan ve Duygular
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
8/10
·481 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 02 Aralık 2025 20:34
Acı… dram ve nicesinin bulunduğu bir eser olmuş. Kavuşamayan aşklar… Tarihsel unutmak isteyip de hala günümüzde insanoğlunun birbirine çektirdiği zulüm ve soykırımlar… Olay sadece Nadia Max örgüsü değil. Yada Maya . Eserde yazılanların çoğunu şuan bir bir yaşıyoruz ve toplum hala suskun… Eserde de dediği gibi herkes hayatının başrolünde , toplum hala gelişme kaydetmedi , kaydedecek gibi de görünmüyor .
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
10/10
·484 syf.··
Beğendi
·
2017 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2017 11:52
"Bir kız çocuğunun büyümesi ne zaman biter acaba? İlk adet gördüğünde mi, 18 yaşını doldurunca mı, evlenince mi, saçına ilk ak düşünce mi? Bence hiçbiri değil. Bir kız çocuğu büyümez, kaç yaşına gelirse gelsin asla büyümüş gibi hissetmez kendini." Öyle ya, büyümüyorum ben, büyümeyeceğim. Birçok hatıra ekleyeceğim hayatıma, bazısı benim, bazısı değil. Kitabı okuduğum şu 7 günde birçok kişi oldum. Ben de Maya oldum, ben de Nadia oldum, hatta ben Max oldum, Ouitz ailesi mensubu oldum. Okuduğum kitapların çoğunda "iyi ki" deyip kitaba sarılı kaldım ama bu farklı, gerçekten çok farklı. Şimdi biraz öznellikten çıkmaya çalışıp nesnel yazacağım. Sonra öznele dönerim tekrar. Umarım boğucu olmam, çünkü içimden gelen çok şey var. Kitabın dili oldukça akıcı, sıkmayan hatta çok merakta bırakan olaylarla devam ediyor. Gerek ülkemiz, gerekse başka ülkeler hakkında tarihsel bilgiler içeriyor. Okurken bir yandan araştırmaya yapmaya başladım. Birkaç olayı, ismi not ettim biraz üzerilerine düşmeyi istiyorum. Aşkın hep kutsal olduğunu düşünmüşümdür, insan sadece bir kez yaşar ve öylece kalır. Kitap aşk konusunu öyle güzel işlemiş ki! Hani durup kendi kendine düşünüyorsun "Ne aşklar var be, aşk insana neler yaptırıyor!" diye. Nazi dönemi Almanya, yahudilerin yaşadığı zorluklar, Türklerin yaşadığı zorluklar kaleme alınmış genel olarak. İnsanlığın ne kadar acımasız olduğu tekrar tekrar göz önüne seriliyor. Bu konuda çok şey yazabilirim ama "Hiçbir iktidar masum değildir. Bütün iktidarlar öyle ya da böyle, birinin katilidir…" diyerek geçmek istiyorum. En çok etkilendiğim olayı da aktarıp sonlandırayım yazımı. "Mezar taşlarına mutlu oldukları gün sayısını yazdıran insanlar" Yine kendimi sorgulatıp kaç gün yazardı benim taşımda diye düşündüğüm sayfalar... Daha küçüğüm, bir elin parmak sayısını
Siyaset
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
düzenin Güçlünün yanında olduğu düzen :(
Puan vermedi·481 syf.··
2025 81. kitabı
Bu dünyada sana kötülük yapmak isteyen insanlar çıkacak karşına, ama unutma ki iyilik yapmak isteyenler de çıkacak. Kimi insanın yüreği karanlık, kimininki aydınlıktır. Geceyle gündüz gibi! Dünyanın kötülerle dolu olduğunu düşünüp küsme, herkesin iyi olduğunu düşünüp hayal kırıklığına uğrama! Kendini koru ..., insanlara karşı kendini koru! Daha ilk satırında okuyucuyu kendine direk çeken bir kitap bunu her kitap da yakalamak çok zordur. Okurken düşündüren, sorgulatan, bilgilendiren ve 2. Dünya savaşındaki Yahudi soykırımını, Ermeni ve Kürt sorununun yanı sıra mavi Alay ve Struma olaylarını yerinde mesajları ile akıcı ve anlaşılır bir dil ile dile getiriyor. Maximillian Wagner & Nadia aşkına hiç değinmeyeceğim mutlaka okumanız gereken kitaplardan. Serenad, bu iktidar oyunlarının altında kalan, acılar yaşayan, kavuşamayan hatta ayrı düşen, isim değiştirmek zorunda kalan, yetmezmiş gibi din ve milliyet değiştirmek zorunda da kalan insanların anlatıldığı, gerçek konulara dayanan son derece duygu yüklü bir roman. Tarihin, tarihimizin görünen yüzünün olduğu kadar görünmeyen yüzünün de anlatıldığı bir roman. İngiltere’nin, Rusya’nın, Almanya’nın ve ne yazık ki Türkiye’nin ayıplarının anlatıldığı, dile getirilmeyen, dile getirilmekten kaçınılan olayların yazıldığı, bir eser.. Kitap boyunca Goethe’den Râmi'ye, Zweig'den, Nietzsche’ye ve Struma faciasına kadar uzanan geniş bir kültürel ve tarihsel arka plan var. Kültürel birikimine zaten hayran olduğum Livaneli'nin kitabını okurken devamlı bunu düşünüyorum, nasıl bir araştırma, nasıl bir zihin bunları birleştiriyor, hayranlık ve kıskançlık bir arada Zülfü LivaneliZülfü Livaneli Ve tümü kitaba öylesine serpiştirilmiş bilgiler gibi değil; romanın ruhunu besleyen, okuru düşünmeye ve sorgulamaya yönelten güçlü dayanaklar olarak yedirilmiş. "Bir
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
SERENAD !!!
2/10
·481 syf.··
2020 146. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2020 16:44
·
# Serenad, son derece popüler olan ve bu hali uzun süredir değişmeyen bir kitap. Birçok arkadaşım tarafından tavsiye edilmiş ve 1K uygulamasında dahi çok okunan kitaplar arasına girmeyi başarmış bir eser. Söz konusu Serenad olunca insanlar kitabı okuduğu gibi kitaptan alıntılar paylaşıp incelemeler yayınlamayı da hiç ihmal etmemiş. Kitapla alakalı yapılan yorum ve değerlendirmeler bende öylesine mükemmel bir Serenad beklentisi oluşturdu ki okuduğum kitabın gerçekten sizin bahsettiğiniz ve bu incelemenin hemen ardından başlayarak sayfanın sonlarına kadar uzandıktan sonra – güzelliği yeterli ifade edilememiş olacak ki - zavallı sayfayı da yırtıp geçerek sonsuza doğru uzayıp giden diğer “Mükemmel Serenad” incelemelerinizde konu aldığınız kitapla aynı olup olmadığından şüphe ediyorum. Konu olarak son derece ilgi çekici olmasına rağmen konuyu işleyişi kitabı çekilmez kılıyor. Hümanizm, insan sevgisi gibi birtakım değerlerin arkasından edilen laflar akıllara “Hümanist olmak bu mu?” sorusunu sık sık getiriyor. Burada kitap üzerinde bir ameliyat yapıp birkaç yeri neşterle alarak sizlere sunacak, sağını solunu kırparak düşüncem doğrultusunda kullanacak değilim. Bunu yapmam için hiçbir sebep de yok. Zülfü LİVANELİ’yi de tanımam etmem. Lakin kitapta milli manevi değerlerimizi neden bu kadar hor gördüğünü bir türlü anlayamıyorum. Belli dönemlerde yaşanan sıkıntılardan bahsedip Yahudi ve Ermenilerle ilgili üzüntülerini dile getiriyor olması gayet doğal. Anlamadığımız şu ki memleketlerinden gönderilenler, acı çekenler, yurtlarından sürülenler sadece onlar mı? Sırf Müslüman ve Türk oldukları için çeşitli işkenceler gören ve şansı varsa kurşuna dizilerek bir an önce öldürülen insanlarımız neden kitapta bir kez olsun geçmiyor! Merak etmeyin sayın
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
SERENAD İNCELEMESİ - Dikkat spoiler içerebilir!
10/10
·484 syf.··
2020 10. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2020 14:39
Serenad sayfa sayısı itibariyle öyle bir günde bitecek kitaplardan değildir. Ama rahat olun biraz gayretle sonunu getirebiliyorsunuz. Benim buraya inceleme yazmakta ki amacım o kadar kitap okumuslugum var roman tarzı bir eserde bu kadar bilgi ve mesajın olduğuna rastlamış değilim. Beni en çok etkileyen Hitler zulmünden kaçan Yahudi profesörlerin Atatürk'ün davetiyle universitelerimizde hocalık yapması. Daha bunun gibi birçok yakın tarih konusu bu eserde. Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Güçlünün zalim olduğu düzen
10/10
·481 syf.·
2024 39. kitabı
Zülfü Livaneli ne yazsa okurum dediğim, kalemini çok beğendiğim ve kendime yakın hissettiğim ender yazarlardan birisidir. Umarım gelecekte ben de kendi tarzımda böylesine sevilen bir yazar olurum. Temenniler kısmından sonra gelelim Serenad'a: Livaneli'nin beni en çok etkileyen eseridir diyebilirim. Hitler Almanya'sında Yahudi soykırımından kaçıp Türkiye'ye sığınan bir profesör ve yanında getirmeyi başaramadığı Yahudi asıllı karısı Nadia'nın dramını anlatır kitap. Sayfalar boyunca insanların yaşadığı zulmü ve acıyı gözlerimiz dola dola, boğazımızdaki düğümleri çözemeden okuruz. Kitabı, içimde koca bir isyan ve kalbimde derin bir sızıyla bitirdim. Görüyoruz ki, tarih tekerrürden ibaret; ne zulüm bitiyor ne de çekilen acılar. Dünün mağdurları ellerine fırsat geçince nasıl da zalim olabiliyor, bunu anlıyoruz maalesef. Bir zamanların Hitler Almanya'sının yaptığını şu an İsrail'in Filistin halkına yapması başka nasıl açıklanabilir ki? Keşke tarihten ders alınabilseydi de tüm bu acılar yaşanmasaydı diyorum. Serenad kesinlikle okunması gereken bir kitap, kaçırmayın derim.
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
Puan vermedi·481 syf.··
2023 1. kitabı
En güzel yanı Wagner'ın Serenad'ını hayallerimize bırakmış olması. Herkesin zihninde kendi ezgisi çalacak. En üzücü yanı da Wagner'ın Serenad'ını hiç dinleyemeyecek olmamız...
Edebiyat
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma
serenad für Nadia'
9/10
·484 syf.·
Beğendi
·
2020 226. kitabı
·
Tarihi olayı kendi kurgusuyla harmanlayıp okuyucuda iz bırakan harikalardan biri.. Kitap 2021 yılında The Boston Globe tarafından 2020 yılının en sevilen kitabı ödülüne layık görülmüştür. Tarihi bütün gerçekliği ile öğrenmek istiyorum diyenler; Kırım Türkleri, Mavi alay, Nazi Almanyası, Struma gemisi, faşizimden kaçan Yahudiler, Nazi katliamları kaçan bilim adamlarının Türkiye'ye gelip buradaki üniversitesi'nin temelini atması gibi duyunca şaşıracağınız birbirinden farklı tarihi olaylar mükemmel bir olay örgüsüyle harmanlanıp önümüze çıkmış. Tarihin ayıplarını, Türkiye'nin unutulmuş ayıplarını dile getiren bir kitap. Hiç bir hükümetin masum olmadığının en güzel örnekleri verilmiş.. Tarihi olayların bir kurgu ile harmanlarak anlatılması tarihi merak edip ancak okumayı sevmeyen insanlar için oldukça yararlı olmuş çünkü okurken sıkılmıyorsunuz ve yaşanmış şeyleri tarihi tarihten izleri öğreniyorsunuz ve sizde bir merak uyandırıyor ve insanı araştırmaya itiyor, eleştiri yapacağım nokta ise gereksiz ayrıntılar ve birden fazla konunun bir yerde işlenmesi merakın giderilmeden diğer olaya olan geçişi okuyucuyu yarım bırakmış olabilir yine de 7/5 lik bir eser. 60 yıl süren bir aşkı anlatsa da kitap arkasında toplumsal ve tarihsel ögeler bulunduruyor. Erkek bir yazardan baş kahramanı kadın olan bir roman; içinde her milletten acıyı bulacaksınız bizi insan kılan ve bir edenin bu acıları sahiplenebilmek olduğunu okuyacaksınız hem de tek solukta. Zaman zaman kuşak çatışmasının en acı gerçekleri ile yüzleşecek zaman zaman aşkın ölümsüzlüğüne gözleriniz dolacak zaman zaman bencilliğe ve çıkarcılara duyduğunuz öfkeyi kusacaksınız satır aralarında. Sona geldiğinizde hayatınıza dokunmuş asla unutamayacağınız tarihi ve kültürel bilgi birikimi yoğun iç içe geçmiş, kaynaşmış
Düşünce
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020163,8bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."