Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

8,8/10  (472 Oy) · 
852 okunma  · 
363 beğeni  · 
3.798 gösterim
Başka Yayınevlerinden;

Meçhul Bir Kadının Mektubu (Sayfa6 Yayınları, Palet Yayınları)

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Doğu Batı Yayınları)

şeklinde yayınlanmıştır.

 Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    68
  • ISBN:
    9786053606604
  • Orijinal Adı:
    Brief einer Unbekannten
  • Çeviri:
    Ahmet Cemal
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Nurhan Işkın 
30 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gizemli bir kadının onu tanımayan ünlü R'ye yazdığı mektup...

Tanınmış roman yazarı R' doğum günün de aldığı isimsiz ve adressiz mektubu incelerken; "Sana beni asla tanımamış olan sana," diye başlayan satırlarını hayretle okumaya başlıyor. İki düzine kadar özensiz olarak yazılmış bu mektuptan ziyade müsvedde benzeri kağıtlar da sıkça karşılaştığı bu cümle ile kendisine olan aşkı, masumiyeti. özlemi, acıları, korkuları, yalnızlığı, tutkuyu ve bir insana duyulan derin hisleri okuyacağından habersizdir...

Bilinmeyen kadın saf duyguları ile onu ilk gördüğü günden yıllar sonra mektubu yazdığı güne kadar olan aşkını ve onun için hissettiklerini anlatmaya çalışmıştır.

"Sana beni asla tanımamış olan sana." derken aslında karşılaştıklarını ve onun gözünde o tanınma duygusunu arayarak yıllarca içinde taşıdığı aşkı anlatırken; sizi duygularına ortak edecek kadar yalın ve kendinizi kitabın içinde onun yaşadığı duyguları hissederken bulacaksınız...

Stefan Zweig bu eseri ile aldığı tüm övgüleri hak ediyor. Bir kadının duygu dünyasına girip, onun aşka bakışını, hassasiyetini,psikolojik duygusal iniş çıkışlarını, karşısında ki erkeğin onun dünyasında ki yerini ve tutkularını, özlemini, acısını ve yalnızlığını kağıda dökmesine hayran kaldım. Henüz okumamış olanlara tavsiye ederim...

Muzaffer Akar 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Karşılıksız, tutkulu ve bilinmeyen bir aşkın, gizemli kadın kahramanın ağzından mektuplaştırılarak Zweig'in büyülü anlatımıyla muhteşem bir psikoloji-aşk öyküsü. Etkilenmemek ve tekrar okumamak elde değil.

Yağız Buğra Yankı 
 28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Kitap çocukluğundan beri bir adama aşık bir kadının zamanla saplantıya dönüşen aşkına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Böyle hastalıklı platonik bir aşk olamaz diyorsunuz okurken. Kadın çocukluğumdan beri ona aşık,onunla birlikte oluyor. Ama adam kadının isminden bile habersiz. Okurken hem üzülüp hem kadına kızdım. Yazar insan psikolojisi ve davranışlarının sınırlarını ölçen bir kitap yazmış. Bunun aşk değil, takıntı haline getirilmiş, hastalıklı, saplantılı bir sevgi olduğunu anlıyorsunuz. Yazarın okuduğum ikinci ve çok beğendiğim kitabı. Tavsiye ederim...

Bekir İstanbul 
13 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Elinize alıp okumaya başlayınca bitirmeden bırakamayacağınız bir kitap. Zira benim aynı gün içerisinde hem okuduğum hem de incelemesini yazdığım ilk kitap diyebilirim. Bu Zweig'in okuduğum ikinci kitabı ve anlaşılan okumaya da devam edeceğim. Satranç gibi bu da çok sürükleyici ve çok etkileyici. Yer yer gerek hikaye açısından, gerek anlatım gücü açısından "Kürk Mantolu Madonna" kitabına benzettiğim bir aşk ve bir acı kitabı. İnsan hatırlanmak, tanınmak, bilinmek ister...

haribu 
 27 Eki 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Konuşmayı seviyoruz.Ama her zaman konuşmak ,duyguların doğru ifade edilmesini sağlamıyor ya da gerçekten hissettiklerimizi hissettiremiyoruz.Halbuki yazmak,hele de mektup yazmak...o an ki hislerimizin olduğu gibi kağıda ,oradan da muhatabımızın kalbine aktarılmasının en güzel yolu.Bazen,dilimiz söyleyemiyor,sesli dile getirmek zor oluyor ya da çekiniyoruz ama yazarken hem duygularımız hem kelimelerimiz özgür...

Bu kitapta baş kahramanımız ,sevdiğiyle nerdeyse hiç konuşamıyor,ona kendini hiç anlatmıyor ama gel gör ki son yaklaşınca tüm hissettiklerini sevdiği bilsin istiyor ve tüm yaşadıklarını kağıda döküyor,hem de ne dökme...
Bu kitabın her satırını içime işleyerek okudum...Yazar,tüm duygularını okuyucuya o kadar net ve derinden aktarmış ki,pişmanlığını,hüznünü,mutluluğunu,heyecanını ,hayal kırıklığını hücrelerimde hissettim.
Ve aşk...içten içe yavaş yavaş büyüyen ,asla karşılığı beklenmeyen bi'ömrü hem güzelleştiren hem mahveden aşk...

Özenmeli mi yoksa koşarak kaçmalı mı bilemedim böyle bir aşktan ama hikayeyi,anlatım tarzını hele de mektup olmasını çok beğendim..

Ve tabii ki mektup bittiğinde adamın başını çevirip boş vazoyu gördüğü an,gerçekleri yavaş yavaş idrak ettiği anın tasviri harikaydı.

Tereddütsüz okuyun derim.

Mazlum İlhan 
 20 Kas 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ah! Bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor.
( William Shakespeare )

Stefan Zweig'in okunan her kitabından etkilenmemek elde değil. Bunda, yazarın son derece akıcı üslubu, kelimeleri seçmedeki hüneri, kitaplarının kurgusu ve belki de en önemlisi; karakterleri, onların ruh dünyalarını olabildiğince açık bir şekilde yansıtabilmesinin büyük payı vardır.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, doğum gününde isimsiz bir şekilde Bay R.'ye gelen bir mektupla başlıyor ve aslında öykünün yüzde doksandokuzu bu mektuptan oluşuyor. Mektup, Bay R ile daha on üç yaşlarında karşılaşan ve ona hayran olup daha sonra bu hayranlığın aşama aşama aşka (asla karşılık bulamayan) dönüşmesinin hikayesi.

Bay R., kolay olanı seven, bir kadere etki etmekten korkan ve her şeyi yüzeysel yaşayabilen, en ufak bir hareketin bile bir insanı nasıl değiştirebileceğinden bihaber bir karakter. Kadın, daha çocukluğundan beri son derece iyi gözlemci, hissedebildiği her duygusunun ayırdını yapabilen, en ufak bir olaya-davranışa en derin anlamları (belki de yaşadığı yoğun duygusal durumdan kaynaklı) yükleyebilen, aşık bir insan diyebiliriz.
Bay R.'ye duyduğu aşkı her geçen gün içinde büyüten, onu kollayan koruyan, bu uğurda her şeye katlanan karakterimiz hiçbir zaman aşkına beklediği karşılığı bulamamış. Bay R.'den bir çocuğu olmasına rağmen bu aşk serüveni bir türlü karşılıklı sevilme-anlaşılma boyutuna geçememiştir.

Bunların hiçbirinden en ufak haberi olmayan, tek bir davranışının kadının üzerinde ne denli etkiler bıraktığını bilmeyen-bilemeyen Bay R., mektupta her olayı ayrıntılarıyla okuyacak ve her doğum gününde yine isimsiz şekilde ona gönderilen beyaz gülleri koyduğu vazonun, o sabah doğum gününde boş olduğunu görecektir. Bay R.'nin bundan sonra nasıl bir iç hesaplamayla karşı karşıya kaldığı okurun takdirine bırakılmış.

Sahi aşk kaç kişiliktir?

Berfin Demir 
02 Şub 03:08 · Beğendi · 8/10 puan

Beklentisiz Aşk mı?
“Sen yine benliğinin bütün o açık ve yürekten sıcaklığıyla benimle konuştun ve yine bana hiçbir mahrem soru sormadın, ben olan kişiye tamamen meraksızdın. Bana adımı, nerede oturduğumu sormadın: senin için tekrar yalnızca serüvendim, adsız olandım, unutuşun sisleri arasında bütünüyle eriyip giden ateşli saatlerdim.”
Ateşin izinden gitmek mi?
Elinin değdiği kapı tokmağını öptüm, dairene girmeden önce fırlatıp attığın o puro izmaritini çaldım ve onu dudaklarına değmiş olduğu için, artık kutsal bir nesne saydım…
68 sayfa, nasıl olur da bir kadının çektiği korku, sevgi, platonik aşkı, acıyı ve yalnızlığı doldurabilir? Cevabı, nevi şahsına münhasır bir eser…
R.. yıllar sonra doğum gününde beyaz güller yerine bir zarfa sığdırılmış bilinmeyen bir kadının saf duyguları ile karşı karşıya kalır.
R;
“Adam, duyguya ait hatırların varlığını hissediyor, ama onları yine de hatırlayamıyordu. Sanki bütün bu kişileri rüyada görmüş gibiydi, sık sık görmüştü onları, ama sadece bir rüya görme haliydi.”
Masumane bir aşk, bencilce davranan bir adam, beklentisi olmadan seven bir kadın, ateşin içinde gölge olup kaybolan bir adam ve geride yanan bir kadın..
Ah! R, ‘’ne kadar da kör bir adamsın, yaktığın ateşi dahi görmüyorsun. Keşke ölsen diyesim dahi geldi.
Stefan Zweig’in kusursuz kaleminden çıkan kusursuz akıcılığa sahip, kusursuz bir romantizm ağrısı.. Gözümü ayırırken kitaptan, aklım kadının nasıl unutulduğunda kaldı. R, nasıl unutabildi acaba? Kadın mektubunda sürekli “Sen beni hiç tanımadın.” dese de aslında karakterlerin yolu çoğu kez kesişmiştir. Kadın ilk olarak on üç yaşında, içinde büyük ve safi bir hayranlıkla gelip geçer adamın hayatından. Fakat adam o küçük kıza baktıysa bile esasen onu görmemiştir.
Uzun romanlarda harf harf bozulan aşklardan geriye böyle sancılı kitaplar kaldı. Bir sancı bir ömre düşer mi? Düşüyor işte. Harflerden kelimelere, kelimelerden cümlelere, cümlelerden içinize akacak bir sızı. İçinizde büyüyecek o sızı.. Keyifli okumalar.

mustafa tamer akder 
28 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Zweig amcanın büyüleyici dilinin içinde kitapla bütünleştim. Ana karakter yaşamını derinden hissettim. Kitabın yarısında duygusal olarak o kadar dolmuştum ki yarıda bırakıp yorum yazmaya başlamdım ama yeni taşınmamızdan dolayı evde internet olmadığı için telefondan yazdım ve düzenlerken telefon gelmesi ile silindi ve hevesim kaçtı. Kurgu bakımından ufak tefek boşluklar olsada karakterin duygusu içerisinde kaybolduğum için okurken fark etmedim. 1-2 saat geçtikten sonra duygusal olarak standart kısma gelince düz mantığım gösterdi. :D Konu olarak düzgün bir şekilde anlatamayacağım. Çünkü ana karakteri empati yapınca bir tarafım hayranlık içinde kaldı. Bir tarafım korktu. Bu kitap beni çok sarstı. Eğer akşam kafamı ve duygularımı toparlayabilirsem. Bir kez daha düzenleyeceğim. Bence ana karakterle herkesin bir kez olsun tanışması gerek ve aşka dair okuduğum en çarpıcı kitap.

Mithril / Morpheus 
09 Şub 2016 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Tek kişilik büyüleyici, yoğun ve tamamen saf bir aşkın hikayesi. Meraklı, küçük bir çocuğun, aşkı için her tür çılgınlığı yapabilecek cesarette gözüpek bir genç kızın ve evladı için herşeyini feda edebilecek bir annenin; aşık bir kadının hikayesi.

Yıllar evvel, küçük bir çocukken okulundaki bir çocuğa aşık olmuş her teneffüste onu takip etmiş, bir hayran gibi fotoğraflarını gizlice çekmiş, tuvalet bahanesiyle derslerden izin alıp sevdiği çocuğun sınıfının kapısına giden ve gözetleme camından dakikalarca o çocuğu izleyen bir kız çocuğunu; ona bu platonik aşkını anlatmak için, kendisini hiç tanımamış olan çocuğa sayfalarca mektup yazan genç bir kızı; ama karşılık görmeyen aşkını kalbine gömse de her gece uyumadan evvel sevdiği gencin mutluluğu için dua etmiş, onu asla unutmamış ve her daim önemsemiş bir kadının hikayesini anımsattı bana. Gözlerim dolu dolu okudum...

Rogojin 
 26 Mar 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Böyle hakiki edebiyat eserleri okuyunca nice kitap öyle basit görünüyor ki...sayfalar dolusu yazan ve insanı anlatan ama anlattıkları hiç bir his yaratamayan, cansız ölü karakterlerle hikâye anlattığını sanan nice yazar arasında Stefan Zweig gerçek bir elmas gibi parıldıyor. Yazarın en son okuduğum ve yine çok etkileyici bulduğum 'Korku' adlı hikâyesinde olduğu gibi, bu eserinde de edebi bir ruh kazısı yaptığını görüyoruz: bir aşk herhalde ancak böyle anlatılabilir, bir ruh ancak böyle betimlenebilirdi. Benim için her zaman karakter anlatabilen yazarların kıymeti daha fazla; Stefan Zweig'ın en azından okuduğum üç eserinde bu konuda insanı etkilememesi imkânsız bir üslûpla yazdığını görüyorum. Bundan çok ama çok etkileniyorum. Kitabı kesinlikle gerçek edebiyat seven herkese öneririm..

Kitaptan 154 Alıntı

Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)
Aysel 
17 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

... Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Aysel 
17 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig

Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 21)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 21)
Fatmanur Tali 
27 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

... çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytulardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Berfin Demir 
 02 Şub 12:10 · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Iyi olan şey unutulmaz, seni unutmayacağım,"

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 50 - Kültür yayınları)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 50 - Kültür yayınları)
Muzaffer Akar 
25 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Ben, senin dokunuşunla kendi gözümde kutsanmıştım: bu durumda kendimi benim için her şey olmuş olan seninle, hayatıma yalnızca şöyle bir değip geçmiş olan başkaları arasında nasıl paylaştırabilirdim?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 33)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 33)
Ismail Salma 
28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Beni teselli edecekler ve birtakım sözcükler söyleyecekler, sözcükler, sözcükler; fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
16 /

Kitapla ilgili 1 Haber