Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

8,8/10  (818 Oy) · 
1.691 okunma  · 
701 beğeni  · 
5.739 gösterim
Başka Yayınevlerinden;

Meçhul Bir Kadının Mektubu (Sayfa6 Yayınları, Palet Yayınları)

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Doğu Batı Yayınları)

şeklinde yayınlanmıştır.

 Stefan Zweig Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (Brief einer Unbekannten) adlı uzun öyküsünü 1920'li yılların ilk yarısında kaleme aldı. Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu'nun kadın kahramanını sadece uzun bir mektubun yazarı olarak tanıyoruz. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun "gönderen"inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: "Sana, beni asla tanımamış olan sana". Kadın büyük tutkusunu hep bir "bilinmeyen" olarak, yani tek başına yaşamaya razıdır, bu aşk öyküsünde "taraflar" değil, sadece tek bir "taraf" vardır. Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Zweig okurunu, bir kez daha, insan psikolojisinde eşine pek rastlanmayan bir yolculuğa davet ediyor. Bu yeni yolculuğun sonunda "mutlak aşk" kavramının şimdiye kadar bilinmeyen kıyılarına varmayı amaçlamış olması da bir ihtimal!
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    68
  • ISBN:
    9786053606604
  • Orijinal Adı:
    Brief einer Unbekannten
  • Çeviri:
    Ahmet Cemal
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Oğuz Aktürk 
 06 Nis 00:07 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 10/10 puan

Zevkle inceleme yapacağım kitaplardan biri daha. Zweig'a ait okuduğum 3. kitap ve artık Zweig'la ilgili temel yapıtaşlarının kendi adıma oturmaya başladığını hissediyorum.

Zweig, romanlarında tezatlıkları seviyor. Ulaşılmak istenen taraf bazen bir kişi olsa bile bazen bir kalp oluyor bazen de bir hedef oluyor fakat o hedefte her daim bir umursamazlık hakim. Anlatıcı karakterlerin bitmek bilmeyen çabası bu kitapta da en çok göze batan çabalardan biri. Kürk Mantolu Madonna'nın Raif Bey'i gibi kapıda beklemelerden tutun da Amelie filmindeki gibi amaçlanmış kişiden başka kişilerin asla ve asla anlatıcıya tam olarak ulaşamadığı, kitapta esintileri olan konulardan.

Çocuk psikolojisi konusunda harika bir kitap olduğunu düşünüyorum. Burada fakir bir çocukluktan, zengin bir gence doğru giden bir yol var. Çocuk halinde iken anne şefkatinden bile mahrum bırakılan çocuğun başka şeylere yönelmek istemesi kadar doğal bir şey yok. Çocuk olduğumuz zaman o kadar şeyle aynı anda ilgilenmeyi istiyoruz ki, etrafımızdaki çocuklardan, büyüklerden herhangi bir tepki alamayınca bile bazen çıldırabiliyoruz. Kitaptaki anlatıcı da adamı her şey olarak gördüğü için elinden ya da ruhundan ona ait bir şeyler çıkarılınca epey pesimist bir auraya bürünmek zorunda kalıyor.

Bence bilinmeyen bir kadın hep bilinmeyen olarak kaldı. Çünkü çocukluktan kadın tanımına geçmeyi bile adamın onu tanıması olarak görüyordu. Böylelikle o ilgisizlikle yetişmiş, fakir bir çocukluk hayatından gelme insan, kendi potansiyelini gerçekleştirme uğruna kariyer, okul ya da başka herhangi bir şey değil sadece onun kendisini tanımasını istiyordu.

Bilinmeyen bir kadın, bilinmeyi istemediği kişiler tarafından o kadar çok bilinen bir kadın oldu ki bu bilinirliğini artırmak yerine ruhunun bilinmeyenliğini daha çok artırdı. Deneyimsizlik, sevgi konusundaki saflık, herhangi bir şeyden habersiz olması, manevi yöndeki eksiklikler bu kızı oluşturan parçalar.

Bu kitapta hiçbir cümle boş değil, her cümle o kadar samimi ki bilinmeyen bir kadının sevdiği adam keşke siz olaymışsınız da bu mektubu size yazsaymış diyesiniz geliyor. 1920 yılında bir gün, postacı gelip de kapınıza böyle bir mektup bıraksa sizin de eliniz ayağınız düğümlenirdi. Fakat şimdi Twitter var, Whatsapp var. Mektubun altına numara iliştirme, Twitter adresini bırakma falan var. Hatta mektup kültürü bile kalmadı artık. 20.yy'ın sevgileri bile insanın insan olarak hissetmesini sağlayan sevgiler be kardeşim. Ben bu anonimliğin, bu habersizliğin, bu veri eksikliğinin olduğu yıllarda bir kadın tarafından sevilmek isterdim.

"Sen" kelimesini bu kitapla birlikte gerçekten çok sevdim. Sanırım bu kitap bize "Sen" kelimesinin gizemli ve en samimi anlamını öğretiyor. Eğer o "sen"i bir kere bile olsun tanımak isteseydin, o kızın içinde kopan buhranları da anlayabilecektin be R. Sen onun çocuk saflığındaki sevgisini değil, bedenini istedin. Sen onu sen olarak istemedin ki hiçbir zaman, sen onu et parçası olarak gördün. Bir kere değil, bir çok kez gördün hem de R. Buna rağmen seni sevmekten hiç usanmadı ama. Biliyorsun değil mi? Sen ne kadar o kadına beden algısıyla baktıysan o kadın da sana o kadar ruhuyla baktı be R. Fakat R... O hiç pişman değil. Bugüne kadar aklına gelebilecek herhangi bir pişmanlık kavramına bile sığmaz o kadının düşündükleri. Hiçbir hareketinde pişman değil. Senden kopan bir parça olarak gördüğü o çocuk için yaptığı onca şeyden bile pişman değil. Seni sevdiği için de hiç pişman değil. Pişman olsaydı, o kadar sayfa yazı yazdıktan sonraki sözleri günümüz gençleri gibi "Allah belanı versin, engelliyorum seni." yerine "Sana teşekkür ederim... seni seviyorum, seni seviyorum... elveda." olur muydu be R?

Sana bir şarkı hediye ediyorum R, umarım bu şarkıyı dinlemek kadına baktığın bakış açını değiştirmene yardımcı olur : https://www.youtube.com/watch?v=kt7yrISdoAM

"Affetmesen de fark etmez.
Ben çoktan affettim seni,
Benimki bir beklenti değil.
Gökyüzü mavidir değişmez...."

----spoiler----
Not : Kitap gerçek anlamda tüylerimin tamamen diken diken olmasını sağlayabilmiş bir kitaptır. Sadece iki kelimesiyle.
"Kendimi sattım."
----spoiler----

Nurhan Işkın 
30 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Gizemli bir kadının onu tanımayan ünlü R'ye yazdığı mektup...

Tanınmış roman yazarı R' doğum günün de aldığı isimsiz ve adressiz mektubu incelerken; "Sana beni asla tanımamış olan sana," diye başlayan satırlarını hayretle okumaya başlıyor. İki düzine kadar özensiz olarak yazılmış bu mektuptan ziyade müsvedde benzeri kağıtlar da sıkça karşılaştığı bu cümle ile kendisine olan aşkı, masumiyeti. özlemi, acıları, korkuları, yalnızlığı, tutkuyu ve bir insana duyulan derin hisleri okuyacağından habersizdir...

Bilinmeyen kadın saf duyguları ile onu ilk gördüğü günden yıllar sonra mektubu yazdığı güne kadar olan aşkını ve onun için hissettiklerini anlatmaya çalışmıştır.

"Sana beni asla tanımamış olan sana." derken aslında karşılaştıklarını ve onun gözünde o tanınma duygusunu arayarak yıllarca içinde taşıdığı aşkı anlatırken; sizi duygularına ortak edecek kadar yalın ve kendinizi kitabın içinde onun yaşadığı duyguları hissederken bulacaksınız...

Stefan Zweig bu eseri ile aldığı tüm övgüleri hak ediyor. Bir kadının duygu dünyasına girip, onun aşka bakışını, hassasiyetini,psikolojik duygusal iniş çıkışlarını, karşısında ki erkeğin onun dünyasında ki yerini ve tutkularını, özlemini, acısını ve yalnızlığını kağıda dökmesine hayran kaldım. Henüz okumamış olanlara tavsiye ederim...

Kitap çocukluğundan beri bir adama aşık bir kadının zamanla saplantıya dönüşen aşkına yazdığı mektuplardan oluşuyor. Böyle hastalıklı platonik bir aşk olamaz diyorsunuz okurken. Kadın çocukluğumdan beri ona aşık,onunla birlikte oluyor. Ama adam kadının isminden bile habersiz. Okurken hem üzülüp hem kadına kızdım. Yazar insan psikolojisi ve davranışlarının sınırlarını ölçen bir kitap yazmış. Bunun aşk değil, takıntı haline getirilmiş, hastalıklı, saplantılı bir sevgi olduğunu anlıyorsunuz. Yazarın okuduğum ikinci ve çok beğendiğim kitabı. Tavsiye ederim...

Muzaffer Akar 
26 Haz 2015 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Karşılıksız, tutkulu ve bilinmeyen bir aşkın, gizemli kadın kahramanın ağzından mektuplaştırılarak Zweig'in büyülü anlatımıyla muhteşem bir psikoloji-aşk öyküsü. Etkilenmemek ve tekrar okumamak elde değil.

Bekir İstanbul 
13 Haz 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

Elinize alıp okumaya başlayınca bitirmeden bırakamayacağınız bir kitap. Zira benim aynı gün içerisinde hem okuduğum hem de incelemesini yazdığım ilk kitap diyebilirim. Bu Zweig'in okuduğum ikinci kitabı ve anlaşılan okumaya da devam edeceğim. Satranç gibi bu da çok sürükleyici ve çok etkileyici. Yer yer gerek hikaye açısından, gerek anlatım gücü açısından "Kürk Mantolu Madonna" kitabına benzettiğim bir aşk ve bir acı kitabı. İnsan hatırlanmak, tanınmak, bilinmek ister...

Mazlum İlhan 
 20 Kas 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Ah! Bu kadar okudum, bu kadar öykü ya da destan duydum, aşkın yolu asla düz gitmiyor.
( William Shakespeare )

Stefan Zweig'in okunan her kitabından etkilenmemek elde değil. Bunda, yazarın son derece akıcı üslubu, kelimeleri seçmedeki hüneri, kitaplarının kurgusu ve belki de en önemlisi; karakterleri, onların ruh dünyalarını olabildiğince açık bir şekilde yansıtabilmesinin büyük payı vardır.

----------SPOILER İÇERİR-------

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, doğum gününde isimsiz bir şekilde Bay R.'ye gelen bir mektupla başlıyor ve aslında öykünün yüzde doksandokuzu bu mektuptan oluşuyor. Mektup, Bay R ile daha on üç yaşlarında karşılaşan ve ona hayran olup daha sonra bu hayranlığın aşama aşama aşka (asla karşılık bulamayan) dönüşmesinin hikayesi.

Bay R., kolay olanı seven, bir kadere etki etmekten korkan ve her şeyi yüzeysel yaşayabilen, en ufak bir hareketin bile bir insanı nasıl değiştirebileceğinden bihaber bir karakter. Kadın, daha çocukluğundan beri son derece iyi gözlemci, hissedebildiği her duygusunun ayırdını yapabilen, en ufak bir olaya-davranışa en derin anlamları (belki de yaşadığı yoğun duygusal durumdan kaynaklı) yükleyebilen, aşık bir insan diyebiliriz.
Bay R.'ye duyduğu aşkı her geçen gün içinde büyüten, onu kollayan koruyan, bu uğurda her şeye katlanan karakterimiz hiçbir zaman aşkına beklediği karşılığı bulamamış. Bay R.'den bir çocuğu olmasına rağmen bu aşk serüveni bir türlü karşılıklı sevilme-anlaşılma boyutuna geçememiştir.

Bunların hiçbirinden en ufak haberi olmayan, tek bir davranışının kadının üzerinde ne denli etkiler bıraktığını bilmeyen-bilemeyen Bay R., mektupta her olayı ayrıntılarıyla okuyacak ve her doğum gününde yine isimsiz şekilde ona gönderilen beyaz gülleri koyduğu vazonun, o sabah doğum gününde boş olduğunu görecektir. Bay R.'nin bundan sonra nasıl bir iç hesaplamayla karşı karşıya kaldığı okurun takdirine bırakılmış.

Sahi aşk kaç kişiliktir?

haribu 
 27 Eki 2015 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

Konuşmayı seviyoruz.Ama her zaman konuşmak ,duyguların doğru ifade edilmesini sağlamıyor ya da gerçekten hissettiklerimizi hissettiremiyoruz.Halbuki yazmak,hele de mektup yazmak...o an ki hislerimizin olduğu gibi kağıda ,oradan da muhatabımızın kalbine aktarılmasının en güzel yolu.Bazen,dilimiz söyleyemiyor,sesli dile getirmek zor oluyor ya da çekiniyoruz ama yazarken hem duygularımız hem kelimelerimiz özgür...

Bu kitapta baş kahramanımız ,sevdiğiyle nerdeyse hiç konuşamıyor,ona kendini hiç anlatmıyor ama gel gör ki son yaklaşınca tüm hissettiklerini sevdiği bilsin istiyor ve tüm yaşadıklarını kağıda döküyor,hem de ne dökme...
Bu kitabın her satırını içime işleyerek okudum...Yazar,tüm duygularını okuyucuya o kadar net ve derinden aktarmış ki,pişmanlığını,hüznünü,mutluluğunu,heyecanını ,hayal kırıklığını hücrelerimde hissettim.
Ve aşk...içten içe yavaş yavaş büyüyen ,asla karşılığı beklenmeyen bi'ömrü hem güzelleştiren hem mahveden aşk...

Özenmeli mi yoksa koşarak kaçmalı mı bilemedim böyle bir aşktan ama hikayeyi,anlatım tarzını hele de mektup olmasını çok beğendim..

Ve tabii ki mektup bittiğinde adamın başını çevirip boş vazoyu gördüğü an,gerçekleri yavaş yavaş idrak ettiği anın tasviri harikaydı.

Tereddütsüz okuyun derim.

1 Çay 1 Kitap™ 
10 Nis 12:09 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sabah kalktınız posta kutunuzda göndereni olmayan pulsuz bir mektup…

Dikkatinizi çeker heyecanla açıp okur muydunuz yoksa fütursuzca savurup bir kenara mı atardınız?

Yazımızı okumak için :
https://1cay1kitap.wordpress.com/...bir-kadinin-mektubu/

Mithril / Esmeralda 
09 Şub 2016 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Tek kişilik büyüleyici, yoğun ve tamamen saf bir aşkın hikayesi. Meraklı, küçük bir çocuğun, aşkı için her tür çılgınlığı yapabilecek cesarette gözüpek bir genç kızın ve evladı için herşeyini feda edebilecek bir annenin; aşık bir kadının hikayesi.

Yıllar evvel, küçük bir çocukken okulundaki bir çocuğa aşık olmuş her teneffüste onu takip etmiş, bir hayran gibi fotoğraflarını gizlice çekmiş, tuvalet bahanesiyle derslerden izin alıp sevdiği çocuğun sınıfının kapısına giden ve gözetleme camından dakikalarca o çocuğu izleyen bir kız çocuğunu; ona bu platonik aşkını anlatmak için, kendisini hiç tanımamış olan çocuğa sayfalarca mektup yazan genç bir kızı; ama karşılık görmeyen aşkını kalbine gömse de her gece uyumadan evvel sevdiği gencin mutluluğu için dua etmiş, onu asla unutmamış ve her daim önemsemiş bir kadının hikayesini anımsattı bana. Gözlerim dolu dolu okudum...

mustafa tamer akder 
28 Eki 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 10/10 puan

Zweig amcanın büyüleyici dilinin içinde kitapla bütünleştim. Ana karakter yaşamını derinden hissettim. Kitabın yarısında duygusal olarak o kadar dolmuştum ki yarıda bırakıp yorum yazmaya başlamdım ama yeni taşınmamızdan dolayı evde internet olmadığı için telefondan yazdım ve düzenlerken telefon gelmesi ile silindi ve hevesim kaçtı. Kurgu bakımından ufak tefek boşluklar olsada karakterin duygusu içerisinde kaybolduğum için okurken fark etmedim. 1-2 saat geçtikten sonra duygusal olarak standart kısma gelince düz mantığım gösterdi. :D Konu olarak düzgün bir şekilde anlatamayacağım. Çünkü ana karakteri empati yapınca bir tarafım hayranlık içinde kaldı. Bir tarafım korktu. Bu kitap beni çok sarstı. Eğer akşam kafamı ve duygularımı toparlayabilirsem. Bir kez daha düzenleyeceğim. Bence ana karakterle herkesin bir kez olsun tanışması gerek ve aşka dair okuduğum en çarpıcı kitap.

Kitaptan 368 Alıntı

Sen, beni asla, asla tanımayan, bir su birikintisinin yanından geçercesine yanımdan geçip giden, bir taşa basarcasına üstüme basan, hep, ama hep yoluna devam eden ve beni sonsuz bir bekleyiş içerisinde bırakan sen, kimsin ki benim için?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 52)
Aysel 
17 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

... Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Aysel 
17 Ara 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Fatmanur Tali 
27 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

... çünkü yeryüzünde hiçbir şey kuytulardaki bir çocuğun fark edilmeyen sevgisiyle karşılaştırılamaz.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig

Senden uzaktayken mutlu, halimden memnun yaşamak istemiyordum, kendi kendimi acılardan ve yalnızlıktan oluşma, karanlık bir dünyaya gömmüştüm.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 21)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 21)
Ismail Salma 
28 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Beni teselli edecekler ve birtakım sözcükler söyleyecekler, sözcükler, sözcükler; fakat ne yardımı dokunabilir ki sözcüklerin bana?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig
Muzaffer Akar 
25 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Ben, senin dokunuşunla kendi gözümde kutsanmıştım: bu durumda kendimi benim için her şey olmuş olan seninle, hayatıma yalnızca şöyle bir değip geçmiş olan başkaları arasında nasıl paylaştırabilirdim?

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 33)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 33)
Bora Harut 
12 May 16:33 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bu korkunç saatlerde seninle konuşmayıp kiminle konuşabilirim, benim için hep her şey olmuş ve şimdi de her şey olan seninle!

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 3 - İş Bankası Kültür Yayınları, 2017, 13. basım)Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig (Sayfa 3 - İş Bankası Kültür Yayınları, 2017, 13. basım)
37 /

Kitapla ilgili 1 Haber