Adı:
Fareler ve İnsanlar
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705859
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Of Mice And Men
Çeviri:
Ayşe Ece
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan John Steinbeck’in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Steinbeck romanlarında yalın ve keskin bir gerçeklik sunarken yine de her seferinde çarpıcı bir öykü ile çıkar okurunun karşısına. Tarihin bir kesitindeki dramı insani ayrıntıları kaçırmadan sergilerken, “tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun” türküsünü dillendirir. Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir.

Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small’un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi; “En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider…"
Kitap alamayan çocuklara kitaplar hediye edeceğim Youtube kanalımda, kitaplardaki alıntılar hakkında videolar hazırlıyorum. Destek olmak isterseniz abone olabilirsiniz: http://bit.ly/alintilarlayasiyorum
İncelememin daha detaylı ve kitapla ilgili çizimler içeren hali için blog'uma bakmanızı öneririm : https://kitapciziyorum.blogspot.com.tr/...-john-steinbeck.html

Hepimiz hayalleri olan varlıklarız. Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde yorulmadan hayaller kurmaya devam ederiz. Fakat zaten hayalin kelime anlamına baktığımızda da: "Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey." olarak bir açıklama görürüz. Biz canlı varlıklar, gerçekleşmesini özlediğimiz şeylerin hayalini kurarız.

1759 tarihinde doğmuş olan Robert Burns adlı İskoç şair "İnsanlarla fareler hiçbir zaman hayallerini gerçekleştiremezler." temasıyla "To a Mouse" adında bir şiir kaleme almış. Şimdi bu cümleden yola çıkarak ilk olarak 1937 tarihinde yayınlanan Fareler ve İnsanlar kitabına yaklaşık olarak 150 yıllık bir köprü kurmayı amaçladım.

Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Kadınların hayali ise -en azından Amerikalı olanların- Hollywood'da bulunup sahne alabilmektir. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir hayal döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Hatta bu duruma Amerikalıların bulduğu bir kelime bile var... Amerikan rüyası adında. Bu kitap da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor...

Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki başrol kişi söz konusu. Bunlardan George adında olan mantığı, zekayı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraf. Şimdi bu sıkıcı içerik detaylarıyla ulaşmaya çalıştığım bazı önemli noktalar var.

1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi'nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu devrim sayesinde bizden 200 yıl önce yaşayan insanların hayallerini şu an gerçekleşmiş olarak yaşıyoruz diyebilirim size. John Steinbeck'in de Fareler ve İnsanlar kitabıyla bize George ve Lennie karakterleri üzerinden bir metaforla tam da bu konuyla ilgili bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum. Sanayi Devrimi'nden önce Lennie'nin karakter özellikleri olan fiziksel güç dünyayı yöneten güçtü. Fakat Sanayi Devrimi'nin başlamasıyla birlikte artık fiziksel güç yerini George'un özelliği olan zekaya ve zihinsel güce bıraktı. Para her şeyin yerini aldı ve aşırı hızlı bir üretim süreci başladı. Kısaca zekanın fiziksel güçten daha etkili olduğu ve onun yerini hemen alması gerektiği geç de olsa anlaşılmış oldu. Aynı Fareler ve İnsanlar kitabının sonunda olan o olayın seslerini kitabın daha ilk sayfalarından duyabildiğimiz gibi.

Bu kitapla birlikte sorgulamasını yaptığım bir başka nokta ise; geniş ve büyük halk topluluklarının sayıca ve hacimce küçük ama etkili devlet sistemleriyle olan etkileşimleriydi. Yani, aslında aynı Lennie ve George gibi tamamen birbirine zıt iki karakterin arasında geçen o atışmalar ve George'un her daim Lennie üzerinde totaliter bir hakimiyet sahibi olmasından bahsediyorum. 1902 tarihinde doğmuş olan Steinbeck'in, Sanayi Devrimi'nin sonuçlarıyla beraber büyüdüğü bir çağda, güncel siyasi ve ekonomik olayları bu iki karakter üzerinden kısacık ve oldukça yalın bir dille yazdığı bu kitapla çok başarılı bir şekilde anlatabildiğini düşünüyorum.

Son olarak ise aklıma gelen bir başka şeyden daha bahsedeceğim. 1886 yılında Amerika'da yapılmış olan Özgürlük Heykeli'yle birlikte evrensel özgürlüğün temsili amaçlanmıştı. Hatta Özgürlük Heykeli'nin tacında bulunan 7 köşe, 7 kıtayı veya 7 okyanusu simgeleyen köşelerdir. Böylece evrensel özgürlük, hakların kısıtlanmaması gibi amaçlar hayal edilerek bu heykel inşa edilmiştir. İşte bu sebeple Özgürlük Heykeli'nin bulunduğu bir ülke olan Amerika'da kaleme alınan Fareler ve İnsanlar romanındaki karakterler de zencisinden kibirli beyazına, zeka olarak gerisinden fiziksel olarak ilerisine çeşit çeşit kişiyle doludur. Aynı dünyadaki bütün insanları temsil eder gibi sanki. Fakat Özgürlük Heykeli'nin amacının işlemediği bu çiftlikte insanlar bu heykeli bildiğiniz pompalı tüfeklerle ve Luger marka tabancalarıyla kovalıyorlardı!

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Birkaç gündür , bir şekilde süre gelen aksiliklerden ötürü girizgahını yapıp nihayetine erdiremediklerimden oldu bu kitap..daha önce Steinbeck okumuşluğum da vardı..ne hikmetse sahaflarda bir türlü denk getirip alamamıştım bu eserini.. methini çok duymuştum yalnız..her neyse sağolsun sahaf bir arkadaşım eline geçer geçmez ayırmış biz de kattık arşivimize.

----- Spoiler içermez rahat rahat OKU güzel kardeşim =) -----

İNCİR ÇEKİRDEĞİ VS KARPUZ!! (anlatıcam OKU sen n'apcan?!) =)

"Büyük Buhranın" başta Amerika olmak üzere tüm dünyada ailelerin ocağına incir ağacı ektiği , insanları çekirdek gibi çitleyip açlık ve sefaletten yokettiği dönemler..bu yetmezmiş gibi bir de ırkçılık ve hiçbir daim anlam veremediğim siyahlardan - beyazlardan ve akan kandan oluşan bir beşiktaş sendromu..siyahların bariz şekilde aşağılandığı , toplumdan soyutlandığı , KKK ' nin (klu klux klan) altyapıyı kurup süper ligte iyiden iyiye, bölge bölge terör estirip top koşturduğu sıralar.. bununla beraber halkın genelinde inanılmaz bir yoksulluk ve umutsuzlukta cabası..evet genele bakacak olursak romanın arka planında o zamanın Amerika' sında vaziyet bu şekilde..
gelelim kahramanlarımıza ..biri nokta biri ÜNLEM kıvamında takılan ,öncesinde kaderin bir şekilde hayatlarını kesiştirdiği , çalışmak için sürekli iş arayan bu sırada da çeşitli badireler atlatıp seyyah moduna geçmiş iki göçmen işçi..biri ufak tefek ve çok akıllı, takımın beyni.. diğeri ise bunun tam tersi ve kas gücü..hal böyle olunca başları da dertten kurtulmuyor bir türlü..
Yorum yaparken genelde olaylara girmek pek adetim değil.. sadece şunu söyleyeyim kelimenin tam anlamıyla "inanılmaz" bir arkadaşlık hikayesi okuyacaksınız..kitabın bitiminde "KURUYEMİŞ TEZGAHINDA FİYAT ETİKETİ LEBLEBİYLE =( KARIŞAN KAJUNUN BİRİM FİYATINI GÖRÜP , ANLIK BİR SEVİNÇLE " ŞUNDAN 2 KİLO GÖMEYİM BARİ" DİYEN KÖYLÜ KURNAZI MUHARREM AMCANIN , KASAYA GİDİP YANLIŞLIĞI KENDİSİNE BELİRTMELERİ ÜZERİNE YAŞADIĞI DERİN ÜZÜNTÜYÜ İLİKLERİNİZDE HİSSEDECEK", yaşanan "SON" olayın tesiri altında ise RANDOMİZE GİRİLİP PAVYONLARDA KAYDA ALINMIŞ , SONRASINDA TERSTEN KAYDEDİLEREK KOLAJLANMIŞ , YETMEMİŞ DJ AKMAN TARAFINDAN REMİXLENİP CİLALANMIŞ PARÇALARDAN OLUŞAN BİR SETLİSTİN ORTAMI GEVRETTİĞİ RUSYA'DA VUKU BULAN BİR KINA GECESİNE DENK GELMİŞÇESİNE ŞAŞIRACAKSINIZ...

roman için tanım :eğer bu 110 sayfalık incecik romanı bir İNCİR ÇEKİRDEĞİ olarak düşünecek olursak ,Steinbeck bu incir çekirdeğinin içine hayaller , umutlar , umutsuzluklar, toplumdan dışlanıp yalnız kalanlar, güçlünün hep haklı güçsüzünse sorgulanmaksızın haksız ilan edildiği durumları çok güzel bir şekilde zerk etmiş..daha dogrusu İNCİR ÇEKİRDEĞİNİ KARPUZLA DOLDURMUŞ..

Kimdir yahu bu dj akman diyenler için not :

https://www.youtube.com/watch?v=4ltYRLwGcxU

ZEHİRLENENLER İÇİN NOT : yoğurdu bol yiyin!! =)
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.843 Oy)8.445 beğeni24.231 okunma965 alıntı96.484 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (8.304 Oy)9.290 beğeni27.817 okunma2.972 alıntı122.354 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.988 Oy)9.252 beğeni30.441 okunma929 alıntı147.334 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.980 Oy)9.509 beğeni26.841 okunma1.841 alıntı136.978 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.775 Oy)8.241 beğeni22.456 okunma4.760 alıntı137.809 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.799 Oy)9.760 beğeni27.473 okunma2.022 alıntı126.840 gösterim
  • Olasılıksız
    8.6/10 (6.413 Oy)7.136 beğeni20.989 okunma816 alıntı117.539 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.206 Oy)14.031 beğeni36.462 okunma3.818 alıntı154.525 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.275 Oy)5.717 beğeni18.406 okunma1.175 alıntı64.325 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (10.072 Oy)11.864 beğeni29.864 okunma1.705 alıntı155.638 gösterim
Kitabı henüz bitirdim ve bıraktığı etkiyle kaleme, kağıda sarıldım. Bazı kitaplar vardır tam yüreğinize dokunur ve etkisinden kurtulup, gözünüzden kopup bağımsızlığını ilan eden gözyaşlarınıza engel olamazsınız. Bunun gibi kurgu olduğunu unutturup, böyle hisler yaşatan kitapları seviyorum.

George ve Lennie hayatlarını idame ettirmek için, ırgatlık yapan iki zavallı, evsiz, gezgindir. Çok nadir görülen ve çıkarsız bir dostlukları vardır. George ufak tefek, zeki bir adam. Lennie ise koca cüsseli, hayvani ve orantısız bir güce sahip, zeka geriliği olan bir karakter. George sürekli olarak yeni işler bulur. Ama Lennie bir şekilde başlarını belaya sokup, işten atılmalarına sebep olur. Arada ondan kurtulmak istediğini söyleyip isyan eder George. Ama anında pişman olur, yumuşar. Tıpkı bir anne şefkatiyle üzerine titrer, arkasını kollar, sahiplenir Lennie ' yi. Fareler ve İnsanlar, birbirine tamamen zıt iki insanın tuhaf dostluğu.

Yahya Kemal Beyatlı ' nın bir sözü vardır ; " İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. " Evet, bu söze kitapta fazlasıyla şahit oluyorsunuz. George ve Lennie ' nin hayata tutunmalarına sebep olan hayalleri vardır. Kendilerine ait, dışlanıp horlanmadan yaşayacakları bir ev ve arazi sahibi olmak. Tabi birkaç tavşan da olmalı. Çünkü Lennie ' nin tuhaf bir hastalığı, takıntısı vardır. Yumuşak şeylere dokunmayı, okşamayı çok sever. Ama gücünü kontrol edecek bir zekaya sahip olmadığı için, severken, okşarken öldürür fareleri ve diğer canlıları. İnsan en büyük zararı en çok sevdiklerine verir, sözü tam bu duruma uygun.

Çok ince bir kitap olmasına rağmen dolu dolu bir hikaye. Yoksulluk, ırkçılık, dostluk, vefa, hırs, masumiyet, saflık... gibi konulara değinmiş, zengin içerikli bir kitap. 1930' lu yılların Kaliforniyasında yaşanan insanlık ayıbı ırkçılığa özellikle yer verilmiş. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi yazar, işçileri farelere benzetiyor. Çünkü tıpkı onlar gibi bir hedefleri, amaçları olmadan, karın tokluğuna kan ter içinde çalışıyor, insan olduklarının bilincinde dahi değilmişcesine iğrenç yataklarda uyuyor, berbat yemekler yiyorlar. İşin kötü tarafı bunu kabul ediyor, değiştirmek için bir çaba sarfetmiyorlar. George ve Lennie onların aksine hayallere sahip. George her ne kadar bu hayallerin gerçekleşmeyeceğini bilsede sırf umudunu yitirmemek ve Lennie ' yi mutlu etmek için sürekli anlatıp durur. İnsanların emeklerinin karşılığını alamamasına yani işçi hakları sorununa da değinmiş John Steinbeck.

Ah zavallı Lennie koca cüsseli, çocuk akıllı, saf ve yüreği kocaman, masum adam. Senin gibi ne çok insanlar var bu hayatta. Sırf zeka geriliği yaşıyor diye toplumdan izole edilen, aşağılanan, hırpalanan... Belki de hikayenin içimize en çok dokunan, bizi bu kadar etkileyen sebebi bunun etrafımızda da varolduğunu bilmek. Bu kitabı okurken aklıma sürekli olarak Yeşil Yol kitabı geldi. Lennie ve John Coffy arasındaki benzerlik çok fazla. İki koca cüsseli ve çocuk akıllı, yüreği tertemiz, saf ve masum adam. Küçük hayalleri ve imkansızlıklar.

Uzun süredir okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyen hikayelerden biri diyebilirim. Bu kitaba Ahmed Yasir Orman ' ın ortak kitap sayımızı artırma teklifi üzerine başladım ve bu sayede okumama sebep olduğu için kendisine teşekkürü borç bilirim. :) Kesinlikle tavsiye ederim....
İnsanlar ikiye ayrılır: Güçlüler, EZİLENLER. İnsanlar ikiye ayrılır: Zenginler, FAKİRLER. İnsanlar ikiye ayrılır: Erkekler, KADINLAR. Ve insanlar yine ikiye ayrılır: Beyazlar, ZENCİLER. Bunu uzatabiliriz, daha elbette. Ve tüm bunları yazarken ciddiye almadınız beni değil mi? Almayın çünkü benim bildiğim yani inanmak istediğim insanlar ikiye falan ayrılmaz. Bir çeşit insan vardır. Etiyle, kemiğiyle ve yüreğiyle tek bir tür "İNSAN"... Sahi ciddiye aldıysanız niye aldınız ki söylediklerimi? Siz de insanları belli sınıflara bölerek algılayanlardan mısınız yoksa?

Oysa ne diyordu Sevgili Yaşar Kemal: "İnsan, evrende gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar." Ne güzel demiş değil mi? Keşke bu sözü okuyup geçmesek de zihnimize ve kalbimize harfi harfine işleyebilsek. Fareler ve insanlardan kasıt bence büyük insanlar ve KÜÇÜK insanlar. Ama ne saçma böyle bir ayrım yapmak. Ben kalbine bakarım karşımdakinin. İşte o an karar veririm. Küçük mü büyük mü, diye bakmam, mesleğine, ten rengine, zekasına ya da güzelliğine ve yahut cinsiyetine. Davranışlarına, dünyayı algılayış biçimine, bakarım; at gözlükleriyle bakıp tüm dünyayı gördüğünü ve anladığını sanan bir ahmak mı yoksa çıplak gözlerle bakıp insana sadece ve sadece insan olduğu için değer veren insan gibi insan mı? (Not: Adam gibi adam demiyorum, kadın gibi kadın da demiyorum evet yanlış duymadınız İNSAN gibi İNSAN) İşte bu yüzden insanları ikiye ayırmıyorum. Basit ve tek bir soru bu kişi insan mı değil mi?

Bu arada bazı kelimeleri özellikle büyük harfle yazdım sevgili dostlarım. Genelde insanların ilk okuduklarında küçük sınıf olarak göreceklerini düşündüğüm kelimelerdi bunlar. Onları büyük yazarak aradaki farkı kapatıp eşitlemeye çalışmadım elbette. Çünkü arada zaten bir fark yok, deminden beri anlatmaya çalıştığım gibi. Kelime büyük de küçük de yazılsa kelime olarak görüleceği gibi, insan da daima insan olarak görülmeli, bunu anlatmak istedim. Bunun için en başta beynimizdeki zincirleri kırmalıyız. Bu kadar zor mu bir insana insan olduğu için değer verebilmek, sınıfından, dilinden, dininden, fizikinden ötürü aşağılamadan insanca görebilmek?

Kitaba tekrar dönecek olursak birbirine çok zıt iki dost olan Saf Lennie ve kurnaz George'u anlatan bu hikâye kahramanlarımızın işten kovulmaları sonucunda başka bir çiftlikte işçi olarak çalışmaya gitmeleriyle başlamaktadır. Lennie, çok saftır istemeden de olsa başına belalar açmakta, George ise onu hep kurtarmakta aynı zamanda da bu durumdan şikayet etmektedir. Kitapta dikkatimi çeken birkaç husustan bahsedip incelememe öyle son vermek istiyorum. Bu kitapta dostluk ilişkisinin ele alınmasının yanı sıra hayvanlar ve insanlar arasındaki ilişki de ele alınmıştır. Bu iki kahramanımızın birlikte kurduğu hayaller vardır, daha sonra bu hayale üçüncü bir kişi daha eklenir.

Bir nokta dikkatimi çekti ki inanın çok üzüldüm bir insanın kurduğu hayal bile küçük olabilir mi? Sonra düşündüm de olabilir. Neden mi? O insan hep küçük görülmüşse ezilen sınıftaysa artık içinde bulunduğu durumu kabullenmiş ve tüm benliğine sindirmişse, hayalinde bile bundan kurtulamaz daha iyi olmayı düşünmez yine kendisinin öyle olduğu bir hayal kurar. Çünkü bilir ki daha iyisi onun için imkansızdır, bu öyle bir imkansızlık ki hayalinde düşlemek bile mümkün değildir sanki. Yine de küçük de olsa bir hayaldir ve bir umuttur onun için. Bense o hayalde çaresizce bir kabulleniş gördüğüm için umudun içindeki umutsuzluğu sezdim, bu çok acıydı bence...
Ama benim canımı en çok acıtan durum ne biliyor musunuz? Kendini diğerinden üstün gören kişinin onu aşağılaması değil. Aşağılanan kişinin onun haklı olduğunu düşünüp kendini bir aşağılık olarak görmesi. Ne yazık ki beni en çok üzen durum bu. Diğerine kendini bir başkasından üstün görmeye hakkı olmadığını anlatabilecekken oysa, çaresizliğinin esiri olmuş ve kendini diğerinden daha aşağıda gören bir insana ne diyebiliriz ki? O bile bu haksızlığı hak olarak iddia ettiğine göre kelimelerin gücü yeter mi artık savaşmaya? İşte tam da bu nokta insanı insanlığından soğutan, her şeyin bittiği ve kelimelerimin lâl olduğu nokta... Buraya kadar sabırla okuyan güzel yüreğinize sağlık. Sevgiyle kalın...
Seni bu kadar geç okuduğuma mı üzüleyim?
Aynı gün başlayıp bitirdiğim için çok kısa sürmüş olmana mı?
Yoksa hiç beklemediğim şekilde sonlanıp tüm dengemi alt üst etmene mi ?
Normal şartlar da bir kitap bitince kafandaki tüm soru işaretlerini de cevaplamış oluyorken,
asıl soru işaretleri kitap bitince başlıyor.
Ters giden planlar üzerine…
Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran iki zıt karakter Lennie ve George...

*Toprak satın alma hayalleri, İnsan Ne İle Yaşar kitabındaki Pahom’u hatırlattı bana. Hani şu çok daha fazla toprak uğruna ölümüne girdiği ve tek şartı bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretlemesi ve akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorunda olduğu yarış. İlerledikçe daha güzel meraları görüp her seferinde işareti genişlettiği için akşam başladığı noktaya vardığında ayakları kan içinde bitmiş durumda yığılıp kalır ve orada ölmesi...
Yani aslında insanın ihtiyacı olduğu üç arşın kadar bir toprak…

Gelelim kitaba
Konusunu ilham aldığı Robert Burns’un 'Tae a Moose' isimli şiirinden bir kaç dize

Merak etme minik Fare
Bir sen değilsin hayalleri suya düşen.
Fareler ve insanların en sıkı tasarıları dahi
Sıklıkla ters gider,
ve vadedilen mutluluktan geriye
Acı ve keder kalır.

Yine de şanslı sayılırsın bana göre!
Hep burada, şimdiki zamandasın:
Ama, of! Gözlerim geçmişe bakar benim,
Kaçan fırsatları arar,
Ve geleceğe bakarım, göremesem de daha,
Tahminler yapar, korkarım !

Mevsimlik tarım işçileri George ve Lennie'nin küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşama hayali için para biriktirmelerinin öyküsünü anlatır. İkilinin arasındaki dostluk ve dayanışmaları öykü boyunca önemli bir yer tutar.
İnsanın insan ile ilişkisinin yanında insanın doğa ile ve toplum ile de kurduğu ilişkiyi anlatır.
Lennie'nin başlarına iş açmaları sonucu tekrar para kazanmak ve çalışmak için en son geldiği yerdeki iş arkadaşları, patronun psikopat oğlu ve fingirdek karısı ile olan olaylar, aralarında geçen diyalogların hepsi koca bir ders niteliğinde. Tek amaçları hayalini gerçekleştirmek olduklarından dolayı her ne kadar beladan uzak durmaya çalışsalar da hayatın bazen tüm planlarını alt üst ettiğini ve bütün planlarınızın yarım kaldığı anlatılmış.

Kitaba o kadar kaptırmışım ki kendimi beğendiğim yerlerin altını çizmek için elime aldığım kalemi bile çok fazla kullanmadığımı fark ettim.

Zeki George ve onun güçlü, kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie’nin kısacık öyküsü o kadar derinden etkiliyor ki sizi, kitap bittiği zaman hissettiğim duyguyu tarif etmem mümkün değil sanırım.

Hatta dünden beri kafamda dolaşan bir dünya düşünce içinde bunları yazıyorken bir yandan da içimden saçmalamamış olmayı diliyorum. Çünkü hala ne kafamdakileri toparlayabilmiş ne de kendime gelebilmiş değilim.

Kitabın başından beri çok farklı bir duyguyla okudum zaten. Lennie de benim için kitabın ana karakteriydi. Engelli bir insanın dünyasını, düşünce yapısını anlamak için dışarı da 3-5 dakika şahit olmak yetmiyor inanın. Sadece içindeyseniz bu durumun çok net anlayabiliyor ve hissedebiliyorsunuz. Ve öyle zor bir imtihan ki bundan dolayı kimsenin bu durumu anlamamasını da dileyebilirim sırf yaşamış olmasınlar diye. O yüzden Lennie ile ilgili olan satırları birden fazla okudum her seferinde de farklı bir duygu yaşadım sanırım.

Kitabın konusuna çok kısa değindim zaten. Öykü sonuna kadar bu iki arkadaşın yaşadıklarına bazen hayranlıkla, bazen öfkeyle, bazen de üzülerek şahit oluyorsunuz. Spoiler vermemek için çok detaya inmek istemiyorum. Ama sadece şunu belirteyim bittiği zaman inanın tüm duygu ve düşünceleriniz, fikirleriniz alt üst olacak.

Çünkü kitap bitince değil tüm soru işaretlerinizin çözülmüş olması aksine asıl soru işaretleri o zaman hatta daha da artarak başlıyor.

En son hangi kitabın etkisinde bu kadar kaldım hatırlamıyorum. Belkide kendimi fazla kaptırıyor bazı karakterleri de içimde yaşıyorum. O yüzden ilk defa bir incelemeyi normal bir ruh hali ile yazmadığımı söyleyebilirim. Hata ve yanlışlık varsa da şimdiden affola.

Son olarak kitap ile ilgili yapmak istediğim tek şey elime kooccaa bir megafon alıp “OKUYUUUUNNNNN VE OKUTUUUNNN“ Diye bağırmak.

Ve tabiki okumama vesile olan Sui Generis‘e kocaman bir teşekkürr <3

Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Spoiler İçerebilir!

*Kısa Bilgi*

Fareler ve insanlar, Nobel edebiyat ödülü sahibi yazar John Steinbeck tarafından yazılmış bir romandır. İlk defa 1937 yılında yayımlanan eser, iki gezgin çiftlik işçisi olan George Milton ve Lennie Small'un büyük bunalım sırasında Kaliforniya'da yaşadıkları trajik olayları anlatır. Steinbeck insanın insanla, doğayla ve toplumla ilişkilerini konu alır bu romanında. Kitabın ismini belirlemede Steinbeck'e Robert Burns'un şiirindeki:"En iyi planları farelerin ve insanların/Sıkça ters gider" mısraları ilham kaynağı olmuştur.

*Konu*

Karakterleri birbirine zıt iki tarım işçisinin, Zeki George Milton ve onun güçlü, kuvvetli ama akli dengesi bozuk olan yoldaşı Lennie Small'un öyküsünü anlatır. Toprak sahiplerinin emri altında çalışmaktan sıkılan ikili:"Neden kendi toprağımız, evimiz, hayvanlarımız olmasın? " diyerek, insanca bir hayat yaşamanın hayalini kurarlar. Hayallerini gerçekleştirmeye her ne kadar yaklaşsalarda bazı aksi durumlar gerçekleşecektir ve bütün hayalleri sadece hayal olmakla kalacaktır.

*Kitabın Yazıldığı Dönemle İlişkisi*

Yazar, büyük bunalım dönemindeki bütün olumsuzlukları kitapta bazı semboller ve simgeler ile okuyucuya aktarmıştır.Kitapta işçilerin hayal kırıklıkları, toprak sahibi ve zenginlerin hukuksuz kazançları ve ahlaksız yaşamları başta olmak üzere, ırkçılık ve iffetsizlik gibi dönemin bütün olumsuzlukları konu edinilmiştir.

*Görüşlerim*

Fareler ve İnsanlar yazarın okuduğum ikinci kitabı oldu. Daha öncesinde İnci'yi okumuştum. İnci, John Steinbeck 'in dilini ve tarzını anlamama yardımcı olduğu için Fareler ve İnsanlar' ı çok istekli okudum. Bu yüzden kitabı elime almam ve bitirmem bir oldu. Dili sade, içeriği sürükleyici güzel bir roman olduğunu düşünüyorum. Ben kitabı Sel Yayınları'ndan okudum. Çevirisi çok iyiydi. Dünya klasikleri arasında önemli bir yer edinmiş bu kitabı okumalısınız.
Herkese hayırlı akşamlar dileyerek incelememe başlamak istiyorum.Az önce elime alıp ne ara bittiğini anlayamadığım,kapağını kapattıktan sonra bile yanaklarımdan süzülen gözyaşlarının sıcağında zihnimde ki karakterlerin yaşadıklarını gözlerimin önünden silmeye çalıştığım;çok dokunaklı ve muhakkak her yaştan okuyucunun okuması gereken değerli bir kitap.Duygularıma dair çok şey söylemek istesemde buraya sığmayacağını düşündüğümden hemen konusuna sonra da kendi aldığım derse değineceğim:
?iki arkadaş;aklı başında George,iri yarı gücü kuvveti yerinde ancak akli melekeleri yaşının oldukça altında,saf Lennie.Lennie unutkanlık sorunları yaşayan,yumuşak olan canlı cansız her cismi okşamayı çok seven, koca vücutlu adam cüssesinde bir çocuktur aslında.Tek hayalleri,kendilerine ait hayvanlarla dolu huzur içinde yaşayabilecekleri bir çiftliktir.Kaliforniya'da,Salinas Vadisi'nde bir çiftlikte iş bulurlar ve bu sefer hayallerine ulaşacakları parayı biriktirecek fırsat ellerindedir; tabii her defasında, bir çocuğun zekâsına,aynı zamanda da korkunç bir güce sahip olan Lennie yine başını belaya sokmazsa...Ve bu kez yine belaya bulaştığında,George'un çabaları arkadaşını kurtarmaya yetmez...
"Lennie iyi bir adam,"dedi Slim."İnsanın iyi olması için akıllı olması gerekmez.Hatta bazen tam tersi gibi geliyor bana.Akıllı adamların çoğu içten pazarlıklı oluyor."

Özellikle bu alıntıyı paylaştım çünkü bana göre öykünün kalbi tamda burası.

Kötülük yaparken,yaşadıklarınızdan bir ders alıp kötü olmaktan vazgeçiyor ve iyi olabiliyorsanız;akıllı! bu aklı yine kötülüğe ve çıkarınıza dönüştürüyorsanız da "kurnaz!"oluyorsunuz.Akıllıyım diye geçinen kurnazlarla kesişmesin yollarınız diyerek yeni kitabıma geçiyorum...
Yahya Kemal der ki: "İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar." Öyle değil midir gerçekten de? Bir an için tüm hayallerinizin, hayal etme yetinizin elinizden alındığını düşünün. Şahsen ben düşünemiyorum, gerçekten de biz insanlar hayal ettiğimiz müddetçe varız. Bunu elimizden alsalar öylece kalıveririz ortada. Fareler ve  İnsanlar'da da hep bir hayal durumu var. Farelerin bir yiyeceği kovalaması, kokusunu almaya çalışması gibi biz insanlar da tabiri caizse ekmek parası kovalıyoruz, meslek, aile, bulunduğumuz yer vb. bunlarla ilgili sürekli hayal kuruyoruz. Bu kitapta da iki ana karakterimizin, George ve Lennie'nin hayalleri var. Ufak tefek, çevik, sert hatlara sahip, akıllı karakterimiz George ve iriyarı, çirkin bir yüze sahip, düşük omuzlu, kısmen zihinsel bir probleme sahip Lennie'nin de hayalleri var. Lennie ve George birlikte o çiftlikten bu çiftliğe sürüklenen, buralarda çalışarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan iki yakın arkadaştır. Fareler ve İnsanlar'da George ve Lennie'nin yeni bir çiftlikte işe başlamalarını ve burda yaşadıklarını okuyoruz. Birbirinden siyah ve beyaz kadar farklı olan bu iki arkadaş arasında oldukça değişik ve anlamlı bir bağ var. Lennie yaşadıklarını, kendisine söylenenleri çok kısa sürede unutan biri, George ise ona her şeyi sıkılmadan anlatan kişi. Lennie'nin yumuşak şeylere (örneğin fare, tavşan, yumuşak kumaş vs) takıntısı var. İçinde gram kötülük olmayan Lennie bu takıntısı nedeniyle zaman zaman başına iş açabiliyor veya çevresindekilere zarar verebiliyor. George ve Lennie'nin tek istedikleri küçük bir toprak parçasına sahip olabilmek ve orada kendilerine yetecek kadar meyve, sebze hayvanla uğraşarak hayatlarını sürdürmek. Lennie'nin en çok istediği şey ise sahip oldukları çiftlikteki tavşanların bakıcılığını yapmak.

İnsanoğlu sevgiye, sevilmeye muhtaç. Ama zaman zaman anlıyoruz ki sevgi olmadan yaşayamayan insan en büyük zararı da yine sevgi nedeniyle görebiliyor. Kimi zaman çok sevdiklerimize bu sevgi nedeniyle zarar verebiliyoruz. Sevgi ve zarar verme-zarar görme arasında doğru orantı olduğunu düşünüyorum. Kitapta bunu Lennie açısından görüyoruz. Yine aynı şekilde herkesi çok fazla etkileyen kitap sonu da bunun bir başka örneği. Konusu açılmışken kitapta en etkileyici yer sonunda yaşanan olay. Kitabın çok fazla okunmuş olması ve zaman zaman yorumlar nedeniyle sonunda böyle bir şey olacağını tahmin ediyordum ama bu durum etkilenmeye engel teşkil etmiyor.

Kitapta iki kişi arasındaki dostluk bağının yanında çeşitli kişiler arasındaki ayrışmaları da görüyoruz. George ve Lennie'nin çalıştığı bu yeni çiftlikte yaşayan diğer işçiler arasında bu durum kendini fazlasıyla gösteriyor. Çiftlik çalışanlarından birinin ten rengi nedeniyle çiftliğin belirli noktalarına girememesi bu konu için iyi bir örnek olabilir. Bir bireyin fiziksel bir özelliği nedeniyle ayrıştırılması cahilliği Fareler ve İnsanlar'ın bazı karakterlerinde mevcut. Siyahi işçinin kaldığı odaya giderek onunla muhabbet etmek isteyen kişinin Lennie olması da düşündürücü bölümlerden bir diğeriydi. Kitapta da denildiği gibi iyilik veya kötülük bireyin ne kadar akıllı olduğuyla ilgili değil. Akıllı olarak nitelenen nice insan görüyoruz ki  vicdan, hoşgörü yetilerinden birine bile sahip değil ve tabiri caizse "deli" olarak adlandırılan nice insan görüyoruz, akıllı dediklerimiz "insan" olarak bu kişilerin yanlarından bile geçemez.

Fareler ve İnsanlar okuyucuda düşünce olarak bıraktığı bu noktaların dışında, benim için genel itibariyle "daha iyi bir şey bekliyordum" tanımlamasına uygun bir okuma oldu. Yıllarca okunup klasik haline gelmiş ve geniş kitlelerin beğenisini kazanmış bu gibi kitapları okumadan önce incelemelerini okumama kararı aldım. Yüceltilen şeyler beklentiyi de yükseltiyor, bu da en azından beni okuma sırasında ister istemez ve genel olarak olumsuz yönde etkiliyor. Okuyucuya verilen mesajlar ya da kitap sonu hususlarında evet iyi bir kitap okudum diyebilirim belki ama mükemmel bir kitap okudum diyemiyorum. Oysa ben mükemmel bir kitap bekliyordum sanırım. Özellikle Lennie karakterinin yaşadıkları kitap bittiğinde o anlık bir sızı bıraksa da şu anda henüz dün bitirdiğim bu kitabın bıraktığı bir iz yok içimde diyebilirim. Yine de George-Lennie ve daha da önemlisi John Steinbeck ile tanışmak güzeldi. Hepinize keyifli okumalar.
Başından sonunu tahmin edebildiğim bir kitap oldu.
Herhalde inceliği nedeniyle kitabı hemen bitirdiğim için vermeye çalıştığı duygu atmosferine giremedim ve çoğu kişi gibi ağlayamadığımı belirmek istiyorum.
Lennie yumuşak şeylere dokunmayı seven, aklı geriden gelen, ama inanılmaz güçlü bir karakter. Bu yüzdende dokunduğu yumuşak şeyleri (fareler gibi) gücünün farkında olmadığı için öldürüyor. Kitabın tamamı Lennie'nin bu özelliği üzerine kurulmuş ve aralarda ırkçılığın ,yaşlanmanın, engelliliğin yalnızlığa ve öğrenilmiş çaresizliğe insanı nasıl sürüklediği anlatılmış.
Dönemine göre bir başyapıt fakat bu döneme göre zamanın kitaplarının derinliğine ayak uyduramayan bir yıldızın sönük izlerini görüyorum üzerinde. Tabiki bu benim yorumum.. Ama ne yazıkki hala ışıldayabilen bir suç ve ceza, bir sefiller değildi benim için.
Yaşam koşulları normalin altında, köy ve kırsalda yaşamını sürdüren sefil insanların günübirlik yaşamlarını hüzün aşılayarak dile getiren yazarlar varsa onlardan bir tanesi John Steinbeck'tir. Eserlerindeki "gerçeklik" göze çarpan unsurlardan biri olur. Steinbeck'in yaşamını zorlu koşullar altında geçirdiğini; gençlik yıllarında hamallık, çiftçilik türünden işlerle uğraşmış olduklarını öğreniyoruz. J.London da yazarlıktan evvel geçimini güvertelerde, çamaşırhanede çalışarak sağladığı söylenir ve doğrudur. "Bir kişinin durumunu ancak anlayan ve yaşayan dile getirebilir" sözünü tasdik eder bu iki yazar. Türk Edebiyatı'ndan ise Yaşar Kemâl ve Orhan Kemâl bu kanayan zümrenin sesi olmuşlardır.
Gel gelelim kitaba. Arkadaşlığın sadece gerekli durumlarda değil, karşılıksız, saf olarak olması gerektiğini gözler önüne seren bir Roman Fareler ve İnsanlar... Konular sadece belirli bir olay çerçevesinde oluştuğu için, okunması kolay demek mümkün.
Lennie'nin cümlelerinde söylemiş olduğu "ki" ek'inden biraz sıkılsam da "kaçık" birinin sıklıkla dile getirebileceği bir şey olsa gerek diye düşündüm. Karakterleri ve mekânı zihinde canlandırıp, onlara kendi hayal dünyamızla biçimler vermek, kitap okumanın bizlere sunduğu nimetlerden bir tanesidir. Ufak tefek George'yi, iri yarı Lennie'yi, Çiftlik sahibinin oğlu Curley'i, Zenci Krooks'u, yaşlı kurt Carlson'u zihinde canlandırmak keyif vericiydi gerçekten.
Okumanız dileğiyle...
İnsanın gerektiği zaman değil, her zaman dostları için neler yapabileceğini anlatan bir baş yapıt. Muhteşem bir kurgu. Ayrıca hem akıcı hem de kolay çözülür olması takdire değer doğrusu. Mutlaka okumalısınız.
Hava kasvetli, ince ince yağan yağmur tane tane yumuşakça düşüyor yere. Cama vuran yağmur taneleri, odamın içinde raks eden müzik notaları eşliğinde dans ediyor. Damlalar camdan süzüldükçe, yerine bir başkası geliyor. Ayaktayım, dışarıya bakıyorum ve kahvemi yudumluyorum. İçimin hüzün dolduğunu o zaman anlıyorum.

"Fareler ve İnsanlar" bittikten sonra beni bu duruma getiriyor. Üzüldüğümü hissediyorum.

Bob Dylan - Girl From The North Country çalarken biraz daha düşünüyorum. Dalıyorum, gidiyorum.

İnsanların hayalleri her zaman ters gider. Yolunda gitmesi sanki bir yıkım olacakmışcasına ters gider. Küçük hayaller, büyük kızgın nehirlerde yerle bir olmak zorundadır. Çünkü öyle olurlar..

- "Bana kızdığını sanmıştım George, " dedi Lennie.
- "Hayır, " dedi George. Hayır Lennie. Kızmadım sana. Ben sana aslında hiç kızmadım ki... "

Herkese tavsiye eder, iyi okumalar dilerim...
"Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister." İnler gibi devam etti. "Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldımı, hastalanır."
''Biz onlara benzemeyiz. Niye mi? Çünkü, çünkü yanımda sen varsın, beni kollarsın, senin için de ben varım. Niyesi bu işte...''
İnsanın yüreğinin iyi olması için akla ihtiyacı yoktur. Bana zaten bu ikisi birlikte pek olmuyor gibi geliyor. Gerçekten akıllı bir adama bakıyorsun, hiç de iyi biri olmadığını görüyorsun.
Lennie saf saf sordu:
-Zenci ne demek?
Crooks güldü:
-Beyazlara benzemeyen adam demek...
-Neden benzemiyormuşsun? Sen de herkes gibi bir adamsın..
John Steinbeck
Sayfa 77 - Timaş Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fareler ve İnsanlar
Baskı tarihi:
Eylül 2012
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755705859
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Of Mice And Men
Çeviri:
Ayşe Ece
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Pulitzer ve Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan John Steinbeck’in çağımızın toplumsal ve insani meselelerini ustalıkla resmettiği eserleri modern dünya edebiyatının başyapıtları arasında yer alır. Steinbeck romanlarında yalın ve keskin bir gerçeklik sunarken yine de her seferinde çarpıcı bir öykü ile çıkar okurunun karşısına. Tarihin bir kesitindeki dramı insani ayrıntıları kaçırmadan sergilerken, “tozpembe olmayan gerçekçi bir umudun” türküsünü dillendirir. Bu nedenle eserleri edebi değerleri kadar güncelliklerini de hiç yitirmemiştir.

Fareler ve İnsanlar, birbirine zıt karakterdeki iki mevsimlik tarım işçisinin, zeki George Milton ve onun güçlü kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie Small’un öyküsünü anlatır. Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran bu ikilinin öyküsünde dostluk ve dayanışma duygusu önemli bir yer tutar. Steinbeck insanın insanla ilişkisini anlatmakla kalmaz insanın doğayla ve toplumla kurduğu ilişkileri de konu eder bu destansı romanında. Kitabın ismine ilham veren Robert Burns şiirindeki gibi; “En iyi planları farelerin ve insanların / Sıkça ters gider…"

Kitabı okuyanlar 20.806 okur

  • Esin Çınar
  • Mert Ekim
  • Burak MANTAR
  • Yunus Altun
  • feyza akardere
  • Ceyhun Uluğ
  • Emre Ş
  • Handan
  • GÜLSAH BASARAN
  • Genel Sekreter

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%31.8
14-17 Yaş
%15.1
18-24 Yaş
%16.6
25-34 Yaş
%15.4
35-44 Yaş
%14.4
45-54 Yaş
%4.7
55-64 Yaş
%0.4
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.8
Erkek
%34.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.8 (2.010)
9
%25.8 (1.537)
8
%22.3 (1.330)
7
%9.5 (563)
6
%3.6 (213)
5
%1.9 (111)
4
%0.8 (50)
3
%0.4 (23)
2
%0.2 (9)
1
%0.4 (22)

Kitabın sıralamaları