Hayvan Çiftliği Bir Peri Masalı

8,9/10  (2.620 Oy) · 
7.505 okunma  · 
2.768 beğeni  · 
21.364 gösterim
İngiliz yazar George Orwell (1903-1950), ülkemizde daha çok Bindokuzyüzseksendört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş ikinci ünlü yapıtıdır. 1940'lardaki 'reel sosyalizm'in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında 'yergi' türünün başyapıtlarından biridir. Hayvan Çiftliği'nin kişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirirler. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olanlar domuzlar; kısa sürede önder bir takım oluştururlar, devrimi de onlar yolundan saptırırlar. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin'i simgelediği açıkça görülecektir. Öbür kişiler bire bir belli olmasalar da, bir diktatörlük ortamındna olabilecek kişilerdir. Romanın alt başlığı Bir Peri Masalı'dır. Küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değildir; ama roman, bir masal anlatımıyla yazılmıştır.
(Arka Kapak)
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2014
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750719387
  • Orijinal Adı:
    Animal Farm
  • Çeviri:
    Celal Üster
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya S. 
08 Oca 22:33 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

George Orwell ' in daha önce 1984 kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Kısa bir süre önce bu kitabı tekrar okuyunca Hayvan Çiftliği ' ni de okumam gerektiği kanaatine vardım. Bu iki kitap bana göre gelmiş geçmiş en iyi kitaplar arasındadır.

Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerine zulmeden, emeklerini sömüren çiftlik sahibini domuzların planıyla devirip, yönetimi ele geçirirler. Amaç; eşit ve daha iyi koşullarda yaşayabilmektir. Başta her şey iyi gider. Her hayvan gücünün yettiği kadar çalışır, güçsüz ve zayıflar korunur. Zamanla domuzlar yeni yasalar koyar ve üstünlüğü ele geçirirler. Sözde bunları onların iyilikleri için yaptıklarını söylerler. Eşit bir hayat için başkaldırmış olan hayvanlar için bir şey değişmez. Domuzlar yönetici, diğer hayvanlar yine işçi muamelesi görür.

Hayvan Çiftliği sosyalizme, Stalin Dönemi' ne ve çarlık devrimine yapılmış bir eleştiridir. Ama aynı zamanda bugünü ve bugünün sistemini de tahmin edip eleştirmiş gibi. Orwell yine öngörüsünü konuşturmuş. Diktatör yönetimi, kokuşmuş düzeni, eşitsizliği, adaletsizliği,ayrımcılığı,sömürüyü net bir şekilde görüyorsunuz kitapta. Yazar öyle başarılı betimlemeler yapmışki kendiniz yaşıyor ve kahramanların hayvanlar olduğunu unutuyorsunuz. Tıpkı günümüzdeki gibi kitapta da körü körüne mutlak bir inançla, sorgusuz sualsiz biat eden koyunlar okuyucuyu çıldırtıyor. Domuzların adaletsizliği, emek hırsızlığıysa iki kat çıldırtıyor.

Kitabın dili ağır değil ve oldukça akıcı. Vakit bulup okuyabilirseniz 2-3 günde rahatlıkla bitirebilirsiniz. Kitabı Can Yayınları' ndan okudum ve çeviri çok başarılı. Çeviriyi yapan Celal Üster' in yine kitap hakkındaki düşüncelerini yazdığı uzunca bir yazı var. Kitabı daha iyi anlamak adına okumanızı tavsiye ederim. Velhasılıkelam çok güzel bir kitap, kesinlikle okuyun...

melisa 
 05 Haz 12:13 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitapta bütün olaylar aslında çiftlikle geçiyor.Bay Jones çiftlikte ki hayvanları kendi kölesi gibi çalıştırıyor.Üstüne üstlük karşılıgında sadece ölmeyecek kadar karınlarını doyuruyor.Hayvanların arasında yaşlı bir hayvan var.Orada ki hayvanlar ona koca reis diyorlar.Sonra bir gün bu koca reis bir rüya görüyor ve bunun üzerine çiftlikte ki bütün hayvanları toplantıya çagırıyor.Toplantıda ölecegini ve artık köle gibi çalısmayı bırakmalısınız diyor.Daha sonra rüyasını anlatıyor çiftlikte ki hayvanlara.Daha sonra aradan 3gün geçtikten sonra koca reis ölüyor.Burası çok önemli ki.Ölmeden önce bütün hayvanların ufkunu açmıştı.Bu şekilde ilerliyor olay.Uzun zamandır okumak isteyipte okuyamadıgım bir kitapyı aslında.İyi ki okumuşum.Sizin okumanızı isterim.

Hacı Seydaoğlu 
13 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Kısa ve dolu kitap. Benim okuduğum Can Yayınları'nın bastığı basımdı. 152 sayfadan oluşuyor. Bunun yaklaşık 30 sayfası resim. Dolayısıyla bir günde okunabilecek bir kitap. Fakat kısa olması, resimli olması sizi yanıltmasın 500 sayfalık bir çok kitaptan daha değerli bir kitap. Bu yönüyle kesinlikle bir çocuk kitabı değil.

Kitap şekil olarak bir sosyalizm eleştirisi gibi geliyor. Tabi tartışmalı bir durum bu. Sosyalizm hakkında yeterli bilgiye sahip değilim. Fakat gördüğüm kadarıyla bir Sosyalizm eleştirisinden çok insanın kendisine doğru bir eleştiri var. Şahsi düşüncem kitap 1984 kitabının bir uyarlaması gibi. Sorgulamadan inanan, benimseyen insanlara bir eleştiri var. Sistem ister Kapitalizm olsun, ister Sosyalizm olsun onu yöneten, ona tabi olanlar biziz. bu bakımdan insanların içindeki o "kötülükler" devreye girince sistemin adı ve biçiminin hiçbir önemi kalmıyor. Örneğin günümüz Türkiye'sinde de aynı durum var: Tek adam ve ona sorgusuz, karşılıksız bir şekilde itaat eden kimseler. Misal Türkiye'nin Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçiş sürecinde de, Rusya'nın Sosyalizm'e geçişinde de ezilen kesimler neredeyse hep aynı olmuştur. Çünkü insan ve zihniyeti değişmiyor. Bu bakımdan sistemi vesaire değiştirmeden önce "sıradan" insanlar olarak önce biz değişmeliyiz. Yoksa dünyanın en iyi, en demokratik yasalarını da getirsen hiçbir etki doğurmaz. Kişisel kanaatim insanlar da ancak ve ancak kitap okuyarak, kişisel gelişimlerini tamamlayarak gelişebilir.

Velhasıl, bu kitap bende olduğu gibi okurları bu tür düşüncelere yönlendirdiği ve doğamızdaki kötülükleri apaçık yüzümüze vurduğu için gayet değerli, okunulması gerekilen bir kitap diye düşünüyorum.

Herkese iyi okumalar dilerim.

Ama ben Bernhard’ı bir başka seviyorum bu aralar, diye düşündüm. Bernhardist Ömer takdim eder, diyesim bile oldu. Bir kahraman o kimsenin tanımadığı. Bu demek değildir ki Joyce’u görmezden geleceğim. Gelemem ki zaten, çünkü bu ön yargılı roman tüm ön yargılarımı kırmıştı zamanın behrinde, diye düşündüm. Aklımı işgal eden ama Türkçeye oturmamış tarzını romanın düşünürken bir daha okumalıyım, diye düşündüm. Üçüncü kez olacaktı. Olsun bari. Ama okuyacak ne çok şey var, diye de düşünüyordum bir yandan da. Ben yaşlandım ki artık. Hem, hele de yerliler! Yazmak da istiyor bu fukara.

Önyargılı romanı ne mi üstadın? Pardon atlamışım, Ulysses’dir o. Musil’i okumaya başlamadan evvel, ilk Ulysses’i sonra da Kayıp Zamanın İzinde’yi okudum, demiştim dost meclisinde de, yok devenin nalı demişlerdi. Doğruydu. Doğrular bile yetmiyor doğruyu anlatmaya bazen. Zaten artık gerçekleri değil, kurguları anlatmayı daha çok seviyorum.

Toplumsal gerçekçilerin galebe çaldığı zamanlarda “Batıda roman öldü” diye bir şayia çıkmıştı. Biz saflar inanmıştık. Aslında ben onlara hep inandım ve bir küncü kadar şey yoktu gerçeği destekleyen. Halbuki adamlar, Batılılar yani, post-modern edebiyatı yaratırken, biz toplumsal gerçeği yazamıyorlar mantığını nerelere ihale etmiştik. Toplumsal gerçekleri yazmayı bıraktıkları falan da yoktu. Bilemedik o zaman toplumsal gerçeklerin de değişebileceğini.

Anahtar roman Türkçesi, fakat bu bile yeterli değil anlamak için. Orijinali “Roman a clef”dir. Duymadıysanız üzülmeyin, çünkü bu konuda çok az kaynak var Türkçemizde. Bir yazar “roman a clef” türünü girdiyse saklayacak şeyleri vardır. Bu türde en sevdiğim ise Orlando’dur, Virginia Woolf’dan. Esaslıdır zira içinde ekstrem bir aşk vardır. Sahibine bağlı olmadan revize olmuş bir hayattır kurgusu. Revizyonun ise müsebbibi belli değildir. Ama doğuştan olduğu kabul görür bende. Bir nevi ruh hastalığı görenlerde vardır. Konsensüs yok anlayacağınız.

Yazacaklarım bitti ama romana gelemedim henüz. Kim bilir ne zaman okumuştum bu romanı? Pek unuttuğum söylenemez ama. Adını koyup sınıflandırdığı şeyleri unutmaz insan. Konusuna değinmeyi düşünmüyorum zaten. Anlamak bakımından Roman a clef türünü en basit anlatan kitaptır. 1984'de işlediği daha bir teorik olan durumu nesnel gerçeklerle hayvanlar üzerinden anlatır bu romanında. Ben birbirinin devamı gibi görürüm. Hayvanlarla alakası sadece roman a clef olması babındadır, yoksa anlatılan ülke, şu an yıkılmış SSSR’dir. Sovyet sisteminin hayvanlar üstünden eleştirisidir.

Elif Ünal 
06 Haz 18:45 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap tek kelimeyle muhteşemdi! Ne zamandır okumak isteyip okuyamamıştım.
Kitap Stalin'i çağrıştıran Napolèon isimli domuz ana karakter olmak üzere bir çok hayvanın da bulunduğu çiftlikte geçmektedir. Kitap ne kadar o dönemlere gönderme yapsa da ben kitabı okurken sanki içimde bulunduğumuz durumu okur gibi oldum. Kitap hem o zamanları hem de bu zamanları çok güzel bir şekilde yansıtmaktadır.
Kitapta en çok dikkatimi çeken 2 hayvan Squealar diğeri ise Boxer. Bunlardan ilki domuz diğeri ise irice ve çok güçlü olan bir at.
Squealar ' ı şuan birşeye benzetecek olsam medya olurdu. Medya gibi herşeyi farklı yansıtan, devletin her yaptığını kabul ettirmeye çalışan, herşey doğruymuş gibi gösteren alçak medya.. Boxer da çok fazla televizyon izleyip hepsine inanan kendinden her zaman daha çok fedakarlık göstermek isteyen ancak karşılığında hiçbir fazla şey almayan sevgili atımız..
Gerçekten herkesin okuması gereken bir kitap. Zaten okurken kitabı aklınızda bütün hayvanlar başka şeylere dönüşüyor. Birşeye benzetmek için uğraşmıyorsunuz bile..
Çevirisi için Celâl Üster' e de ayrı bir teşekkür etmek lazım.. Emeği geçen herkesin elline sağlık..

Uğur Ukut 
12 Tem 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tüm hayvanlar eşittir,ama bazıları daha eşittir.
Eşitlik kavramının hiçbir zaman tam olarak gerçekleşemeyeceğini her zaman hırsına yenilip başa geçmek etrafındakileri yönetmek,onları kendi çıkarları için kullanmak isteyen aç gözlü ve kendini üstün gören bir kitlenin olduğunu mizahi bir dil ile anlatan bir kitap.Çocuk masalı şeklinde yazıldığı için dili basit ve anlaşılması kolay olmuş.Gayet başarılı ve mutlaka okunulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Hera 
12 Haz 02:02 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hayvan Çiftliği, Bir Peri Masalı. Kitabın alt başlığı böyle. Bana göreyse Hayvan Çiftliği, Bir acı gerçek...
Kitap tamamıyla allegorik bir eser olmasına rağmen sizi içinde yaşıyormuşsunuz duygusundan alıkoymuyor. İnce bir kitabın içine ardı arkası kesilmeyen içler acısı olaylar sıralanmış gibiydi. Öyleki anneme kitabı anlattığımda kalın bir kitap sandı. Böyle kitapları okurken ister istemez üzülüyorum, ruhum daralıyor. Çünkü gerçekler rahatsız edicidir.

Hayvanlara yüklenen anlam çok zekice işlenmişti. Her hayvanın neredeyse ayrı bir görevi vardı. Boxer şakşakçı, Benjamin gerçekleri görse bile etliye sütlüye karışmayan, Squealer laf ebesi,.. Sanırım bir koyunlar kendi rollerinde oynuyorlar.
Kitabın sonuna kadar bekledim, bir isyan, bir ayaklanma çıkar mı diye... Ama hazin sonla bitti.
Yine de verdiği mesaj açısından gayet etkileyici bir sondu.

Gözde Albayrak 
22 Ara 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitabın kapağına baktığımız zaman ilk etapta çocuk kitabı gibi görünsede aslında hiç de öyle değil oldukça hiciv dolu bir eser.
Kitap genel olarak insanlara baş kaldıran ve çiftliğin yönetimini ele geçiren hayvanların yeni bir düzen kurup yaşamasını ele alır lakin insanlarda var olan iktidar hırsı onlarda da görülmeye başlar.
Ayrımcılık,körü körüne inanış,ezici rekabet bunların hepsini yazar belli bir dönemi eleştirmek adına güzel bir kurgu ile anlatmış.
Bence okunması gereken bir eser..

İlgen Aktürk 
 26 May 20:15 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitaba başlamadan önce beklentim çok yüksekti ve kesinlikle bunu en iyi şekilde karşıladı! Yazarın 1984 adlı kitabını da okumuştum ve Hayvan Çiftliğin'de de 1984'ten izler buldum. Konusu ise; bir çiftlikte yaşayan hayvanların, çıkarları uğruna kendilerini kullanan insanlara karşı başkaldırıp çiftliği ele geçirmelerini anlatıyor. Artık yalnızca kendileri için çalışıp, sütlerini, yumurtalarını yine yalnızca kendilerinin tüketecekleri, bütün hayvanların eşit olduğu özgürlükçü bir ortamın hayalini kurarlar. Ne yazık ki bu böyle olmaz yağmurdan kaçarken doluya yakalanmışlardır çünkü. Hayvanların en zekisi sayılan domuzlar yönetimi ele geçirip çiftliği diktatörlükle yönetirler. Zaman içerisinde bütün hayvanlar eşittir felsefesi bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittire dönüşür. Okurken göreceksiniz ki çiftliğin yönetiminden sorumlu olan Napoleon isimli domuz çagımız diktatörlerine o kadar çok benzemektedir ki.. Zaten George Orwell o dönemde Stalin'i ilham alarak oluşturmuş bu karakteri. Kitabı bunun farkındalığıyla okumak daha da bir haz verdi doğrusu. Son olarak kitaptaki çizimlere bakmak o kadar keyifli bir şeydi ki sanki bir peri masalı okuyomuş gibi hissettirdi. Bu yönüyle çocukluğumdaki masal kitaplarını hatırlattı bana :) Bence hayatınıza, okuduğunuz yazarlar arasına mutlaka George Orwell'a yer verin. Hayvan çiftliği veya 1984 adlı kitaplarından birini okuyun. Ikisi arasında seçim yapamayacak kadar çok seviyorum :)

Furkan 
27 Haz 16:29 · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

Bir "masal" adı altındaki taşlama ancak bu kadar olabilirdi. Zaten kitabın arka kapağında da anlatıldığı üzere çok açık. Kurgusu mükemmeldi, karakterler, isimler ve diyaloglar o kadar özenle seçilmişti ki... Gerçekten muhteşemdi ve neden bu kitabı 23 yaşıma kadar okumadım diye utanıyorum açıkçası. Sistem eleştirisini açık politika ve siyaset yapılan kitaplar değil de böyle masal veya hikaye arkasına yerleştiren kitaplar daha da akılda kalıcı oluyor ve umarım daha çok denk gelirim böyle türlere.

Kitaptan 261 Alıntı

Aysel 
28 Kas 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsan üretmeden tüketen tek yaratıktır. Süt vermez, yumurta yumurtlamaz, sabanı çekecek gücü yoktur, tavşan yakalayacak kadar hızlı koşamaz. Gene de tüm hayvanların efendisidir.

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 24)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 24)
Fadime YeŞİl 
15 Eki 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · 10/10 puan

Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 147)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 147)
Aleyna Sarpkaya 
28 Eki 2014 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanoğlu, kendinden başka hiçbir yaratığın çıkarını gözetmez.

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 26)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 26)
Hera 
09 Haz 01:05 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

...bu hayatta başımıza gelen tüm kötülüklerin insanların zorbalığından kaynaklandığı gün gibi açık değil mi?

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 25 - Can Yayınları, 40. Baskı)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 25 - Can Yayınları, 40. Baskı)

Şunu da unutmayın ki, insana karşı savaşırken sonunda ona benzememeliyiz. Onu alt ettiğimiz zaman bile, onun kötü alışkanlıklarını benimsemeye kalkmayın

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 27)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 27)
Hera 
12 Haz 00:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Çünkü Cumhuriyet Bunu Gerektirir(!)
... Hayvan Çiftliği'nde Cumhuriyet ilan edildi. Bir başkan seçmek gerekiyordu. Tek aday olan Napoleon oy birliğiyle başkan seçildi.

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 127 - Can Yayınları)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 127 - Can Yayınları)
Downtown Girl 
29 Oca 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Snowball, "Bak yoldaş," demişti. "Senin onsuz edemediğin kurdele, köleliğin simgesidir. Özgürlüğün kurdelelerden çok daha değerli olduğunu kafan almıyor mu?"

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 31)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 31)

Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir.

Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 9 - Celal Üster)Hayvan Çiftliği, George Orwell (Sayfa 9 - Celal Üster)
27 /

Kitapla ilgili 8 Haber

Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...!
Can Yayınları Minikitap Serisine 5 Yeni Kitap Eklendi...! Can Yayınları Minikitap Serisi yeni eklenen kitaplarla büyümeye devam ediyor. Şeker Portakalı, Dava, Simyacı, İnsanlığın Yıldızının Parladığı Anlar, Zorba ve 1984 eserleriyle toplam 6 kitap ile başlangıç yapan seri yeni eklenen 5 Minikitap; Hayvan Çiftliği, Aldatmak, Genç Werther'in Acıları, Yüreğinin Götürdüğü Yere Git, Lüsyen Tarihe Gizlenmiş Bir Aşkın Hikâyesi ile birlikte 11 kitaba yükselmiş oluyor.
Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi
Kitap okumayı sevdirecek 9 kısa kitap önerisi Kitap okumaya yeni veya yeniden başlayanlar veya kararsız okurlar için çoğu Nobel ödüllü yazarlardan, akıcı, edebiyatın gücünü ortaya koyan ve az sayfalı kült kitaplar...
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.
15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap
15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap Paramız olsa kendimizi bırakmayacak mıyız kitap evlerinin üstüne? Kitap bir fetiş türü. Okuyup okumayacağımızı düşünmeden manyak gibi alıyoruz ya. Pahalı pahalı kalın ciltlere dünyaları vermek yok. Dünyanın en güzel, en şarkılı kitapları 15 TL’nin altına elinizin altında. Şu güzel eserleri derleyelim de, kütüphaneler anlam kazansın istedik. Dimağınız sağ olsun!
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi ?
Ünlü yazarların ilk kitapları nasıl reddedildi ? Dünya edebiyatında, bugün birer başyapıt sayılan çok sayıda eser yayınevleri tarafından reddedilmişti. Bu reddedilme hikâyelerinden bazılarını derledik.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap
Ölmeden Önce Okunması Gereken Yükte Hafif Fikirde Ağır 10 İnce Kitap Hayat kısa, kuşlar uçuyor.” demiş Süreya’lardan Cemal. Okuduktan sonra kendi içinizde özümseyeceğiniz, arkadaşlarınızla kritiğini yapacağınız, altı çizili cümlelerinizi temize geçireceğiniz o kadar fazla kitap var ki. Bu galeriyle sizlere fiziksel anlamda biraz yardım etmiş olacağım. Üstelik bu galeriyi incelediğinizde ağzını yaya yaya ”Bu tuğla gibi kitapları nasıl okuyorsunuz?” diyen arkadaşların tezlerini de çürütmüş olacaksınız. İşte size dünyaca ünlü yazarların duyu belleklerinden süzüp gelen 10 muazzam kitap.