1984 Bin Dokuz Yüz Seksen Dört

8,9/10  (2.850 Oy) · 
7.421 okunma  · 
2.873 beğeni  · 
34.199 gösterim
Parti'nin dünya görüşü, onu hiç anlayamayan insanlara çok daha kolay dayatılıyordu. (...) Her şeyi yutuyorlar ve hiçbir zarar görmüyorlardı çünkü tıpkı bir mısır tanesinin bir kuşun bedeninden sindirilmeden geçip gitmesi gibi, yuttuklarından geriye bir şey kalmıyordu.

George Orwell'in kült kitabı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, yazarın geleceğe ilişkin bir kâbus senaryosudur. Bireyselliğin yok edildiği, zihnin kontrol altına alındığı, insanların makineleşmiş kitlelere dönüştürüldüğü totaliter bir dünya düzeni, romanda inanılmaz bir hayal gücüyle, en ince ayrıntısına kadar kurgulanmıştır. Geçmişte ve günümüzde dünya sahnesinde tezgâhlanan oyunlar düşünüldüğünde, ütopik olduğu kadar gerçekçi bir romandır Bin Dokuz Yüz Seksen Dört. Güncelliğini hiçbir zaman yitirmeyen bir başyapıttır; yalnızca yarına değil, bugüne de ilişkin bir uyarı çığlığıdır. 

Can Yayınları, bu "bütün zamanların kitabını" Celâl Üster'in özenli çevirisiyle okura sunmaktan kıvanç duyuyor.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2016
  • Sayfa Sayısı:
    352
  • ISBN:
    9789750718533
  • Orijinal Adı:
    Nineteen Eighty-Four
  • Çeviri:
    Celal Üster
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:

Hayatımın her döneminde okuyabilecağim kitaplar arasındadır 1984. Diktatörlüğü ve iktidarın kendi çıkarları için yapabileceklerini en iyi anlatan kitaptır sanırım. George Orwell, bu kitabında ütopik bir dünya kurmuş gibi görünsede bana göre büyük öngörü sahibiymiş. Okurken sürekli olarak bu dönemle kıyasladım kitabı.

Okyanusya, Avrasya ve Doğu Asya yaşanan savaşlar sonucu üçe bölünmüş ülkelerdir. Ülkenin dört bir yanında posterleri olan, despot lider Big Brother' in yönettiği Okyanusya, yasaklar ve korkularla sindirilmiştir. Her evde bulunması zorunlu olan tele ekran ( bir çeşit televizyon) ile özel hayat ortadan kaldırılmıştır. Bu tele ekranlar sayesinde parti propaganda yapıyor, isyankarlara karşı nefret aşılıyor insanlara. Aynı zamanda bu ekranlar sayesinde insanların yaptığı her şey görülüp, dinleniyor. Bangır bangır eşitlikten bahseden yöneticiler ve halk arasındaki yaşam kalitesi uçurumlar kadar. Ama yozlaştırılıp, uyutulan halk bunun bilincinde dahi değil. Sistemin ( partinin) insandan önemli olduğu bir dönem yaşanıyor. Sorgulamak, düşünmek, aşık olmak, yakın arkadaşlık kurmak...sistemin istemediği ve sisteme zarar verecek her türlü duygu ve düşünce yasak. Bu duygu ve düşüncelerin yasak olduğu Okyanusya' da aksi bir durum olursa Düşünce Polisi tarafından yakalanıp, idamla ya da işkenceyle cezalandırılıyor insanlar. Sevginin olmadığı kendi anne, babasını Düşünce Polisine şikayet eden çocukların ülkesi haline gelmiştir Okyanusya. İşte insanların robotlaştırıldığı bu ruhsuz ve totaliter rejime karşı olan Winston Smith' in aşkını ve isyanını anlatan olağanüstü bir kitap.

Sadettin TANIK 
23 Nis 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

Daha önce pek çok kitapta karşımıza çıkan yöneten-yönetilen ilişkisinin doğası “Bin dokuz yüz seksen dört” ün de ana sorununu oluşturuyor. Yazar “oligarşik kollektivizm” olarak tanımladığı yönetim şeklinin, kitleleri nasıl pasifize ettiğini, onları nasıl sömürdüğünü ve bilinçlerini nasıl egemenlik altına aldığını göstermeye çalışıyor bizlere. Bilim ve teknolojik ilerlemeye karşı olan yönetim, bireylerin dış dünyayla ve geçmişleriyle olan bağlarını da her gün biraz daha fazla kopartıyor. Küçük ve ayrıcalıklı bir azınlığın büyük bir çoğunluğu yönettiği yönetim şekli olan oligarşi, yeni bir sosyalizm, kitaptaki adıyla ingsos (ingiliz sosyalizmi) olarak karşımıza çıkıyor. Fakat sosyalizmin evrensel ilkelerini hiçe sayan bir sosyalizm bu. Dolayısıyla da ne eşitlikten ne de özgürlükten bahsetmek mümkün. İşte Orwell da Marx’ta olduğu gibi umudun ve kurtuluşun proleterlerde olduğunu düşünüyor ve bu sınıfın bilinçlenip örgütlendiği aşamada devrimin gerçekleşeceğini söylüyor.
“Bin dokuz yüz seksen dört” ü mutlaka okuyun. Okuyun ki, bireyler arası eşitliğin, özgürlüğün, bilimin, bilinçlenmenin, etrafımızdaki gerçekliği farkında olmanın, düşünce ve konuşma özgürlüğünün aslında hayatımızda ne kadar da önemli bir yer teşkil ettiğini farkedin.

ANIL AKCAN 
 30 Oca 04:00 · Kitabı okudu · 15 günde · Beğendi · 10/10 puan

1984

Ne demeli şimdi?

Kitaplar bu yüzden sevilir aziz dostum. Azınlık tarafından benimsenmesi, bir kuble "yarardan" değildir. İnsanın bedenine vuran aydınlığın, karanlıkla buluşan ekinoks çizgisinde saklıdır cevheri. Ve bu cevher ki her zihinde aynı etkiyi yaratmaz.

"Ya beyazsındır ya da kara." Öyle bir şey yok aziz dostum! İnsan gridir. Kimisi karaya yakın kimisi beyaza.

1984...
Kitabın içeriğine dair inceleme yapmayı , insanların merakını gidermekten öteye geçmediğini farkettiğimden beri, daha çok kitabın üzerimde yarattığı etkiyi dile getirmeyi daha doğru buluyorum fakat burda ufak bir atıfta bulunup "senztez" in buharından faydalanarak küçük bir istisna yapmak istiyorum.

Açıkçası, klasik olarak evreni simülasyondan ibaret olarak düşünmek ya da yapay boyut dedğimiz adeta bilgisayar yazılımı gibi kurgulamak fikri birçok "cesur yeni insan" tarafından düşüncesinde dile getirilmiştir. 1984' ün bana en büyük getirisi, en çokta da bu noktada geçmişin ne derece değiştirilebileceği düşüncesi olmuştur. Ve tabi ki yeni bir dil yaratmanın sıfır zihin üzerine ne derece etki edebileceği...

Düşünün bi, üç beş bilim insanı bir araya geliyor ve kısıtlı bir dil yaratıyor. Kişiler 100 kelime hazinesiyle düşünebiliyorlar. Ve bu 100 kelimenin 80' i itaat, boyun eğmek, saygı göstermek, söyleneni yapmak, kurallara uymak, gelmek, gitmek v.s.

Kısıtlı düşünen insanın davranışları da kısıtlı olmaz mıydı?

Hoşgörü, sevgi, mutluluk, iyi, güzel, yakışıklı, saadet gibi duyguların tanımlaması olmadan kişiler ne kadar özgür düşünebilirdi? Benlikleri kendileri tarafından ne derece günümüz insanları gibi biliçli bir şekilde kabul görürdü? Benlik kişinin kendisine özgü düşünceleri değil midir?

Acı...

Bir insanı seviyorsunuz... Anne gibi, kardeş gibi, sevgili gibi, eş gibi, hayvan sevgisi gibi...

Onun beyinlerini günlerce aç bırakılmış farelerin kemirmelerini düşünmeyi sevebilir misiniz?
İzlemek?
Ya da İSTEMEK?
Öyle ya istemek?

İşte bunun cevabını da sürekli düşünmekle beraber, yapılan Nazi deneyleri ve 1984 sayesinde Koca bir Evet olduğunu bilmek, bizi ahlak ile etiği tekrar sorgulamanın yoluna götürmesi beni de üzüyor aziz dostum.

Sınırsız veya sınırlı olan tek bir şey varsa o da zihin midir?

Öyle midir?

Neden olmasın?

Pelin 
19 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 15 günde · 9/10 puan

İlgiyle ve merakla okuduğum bir kitap oldu, çoğu okuyucunun söylediği gibi yazarın "Hayvan Çiftliği" kitabının genişletilmiş versiyonu gibi...

Kitabı okumaya başlarken kitabın özetinde yazdığı gibi ütopik bir hikaye okuyacağımı düşünmüştüm ama okudukça aslında olayların günümüzde fazlasıyla yaşandığını fark ettim. Özellikle şu günlerde mutlaka her okuyucunun okuması ve dersler çıkarması gereken bir roman olduğunu düşünüyorum.

Kitapta insanlar üzerinde kullanılan "Geçmişi kontrol eden, geleceği de kontrol eder, şu anı kontrol eden geçmişi de kontrol eder." yöntemi sanki günümüz dünyasının yöneticileri tarafından çok iyi öğrenilmiş ve uygulanıyor gibi... Okuyun mutlaka, okuduktan sonra bireyselliğin ve özgürlüğün önemini daha iyi anlayacaksınız ama asıl soru şu: İki kere iki kaç eder?

Hârizmî 
 15 Ağu 09:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bu sabah her zaman olduğu gibi aynı saatlerde uyandım. Bir süre kendime gelmeye çalışırken, kurduğum alarmdan önce uyandığımı anladim. Zor da olsa yataktan çıktım ve telefonun alarmını kapattım. Bir süre daha bekledikten sonra, kahvaltı yapmak için mutfağa yöneldim. Masaya oturunca bir şey yemek gelmedi içimden. Boş bir şekilde tabağıma bakıyordum. Yine de bir şeyler atıştırdım. Yerimden kalktım ve gözüme çarpan ilk şey bende bir heyecan uyandırdı. Yıllardır içtiğim sade kahve. Sanki ilk kez içiyormuşum hissi... muazzam kokusu... işte o anda anladım bir şeyler yapmam gerektiğini. Odama geçtim... bitireli 2-2,5 hafta olan 1984 kitabını önümde buldum. İşte dedim. İşte yapmam gereken şey. Bu duygular ile incelememi yapmak istiyorum...

George Orwel'ın okuduğum ilk kitabı 1984.
Kitap; daha ilk sayfalarında beni kendine esir etti. Her an aklımda, her saniye gözümün önünde!
Kitap, konu olarak hepimizin gayet iyi anlayabileceği ve düşünce bakımından bize bir şeyler katabilcek niteliktedir.
O dönemin kapitalist sistemi ve sömürücü ( düşünceyi, düşünmeyi imkansız kılan ve kayıtsız şartsız itaat isteyen) yönetimin çok iyi bir şekilde kaleme alındığını söylemeden edemem. Buna örnek olaraka Parti'nin (iktidarın) sözleri;
SAVAŞ BARIŞTIR
ÖZGÜRLÜK KÖLELİKTİR
CAHİLLİK GÜÇTÜR

Kitabın başrol karekteri olan Winston bende ayrı bir yer etti. Özellikle de düşünme isteği diyebilirim. Sonraları tanıştığı Julia ise biraz kopuk bir şahıs izlenimi bıraktı. Fakat asıl önemli olan konuydu zaten. Her ne olursa olsun düşünmek ve özgürlüğü daim kılmak. Bunun tam tersi istikametinde yol alan Büyük Birader (iktidar) ise sadece hayal ürünü olmasına rağmen insanlar ve zihinleri üzerinde yarattığı etki korkunç! Ama Parti her zaman haklıdır! Büyük Birader yanılmaz! Tabii kitabı okunyunca bunların ne kadar yanlış olduğunu anlayacaksınız..

Daha falaz bilgi vererek kitabın içeriğini dökmek istemiyorum o yüzden biraz kısa keseceğim için Üzgünüm.
Bu eseri mutlaka okunması ve zihin dünyamızda bir yerlere yerleşmesi gerekmektedir.

Not: okuyun, anlayın, hissedin. Özellikle de düşünün!...

Sarya 
22 Eki 02:10 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 10/10 puan

Bayadır aldığım fakat okumaya bir türlü fırsat bulamadığım ama okumak için de her zaman fırsat kolladığım bir kitaptı. Bla bla bla...
Büyük bir beklentiyle başladım ve aynı heyecanla bitirdim. Sağ olsun hayal kırıklığına uğratmadı.
Orwell'in ütopyası; geçmişin kontrol altına alındığı, karanlık, baskıcı bir yönetim ve bu yönetimin yaptıklarını bilen ve buna kabullenen insanlar...
Çok sağlam bir kurgu ve zekice dizayn edilmiş ayrıntılar...
Okurken sürekli günümüzle bağlantılar kurmaya çalıştım.
Kafka'nın da dediği gibi "Eğer okuduğumuz bir kitap bizi kafamıza vurulan bir darbe gibi sarsmıyorsa, niye okumaya zahmet edelim ki?"
Gerçekten herkesin ölmeden önce okuması gereken bir kitap çok beğendim tek kötü tarafı heyecanla okudum ve hemen bitti.

Elif Ünal 
11 Eyl 01:50 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

İnsan kitabı bitirince bir duruyor böyle, ne düşüneceğini şaşırıp resmen kitapta kayboluyor. Belki de okuduğum en iyi kitaptı diyebilirim. Kitaplığımda uzun zamandır duran, okumayı hep ertelediğim bir kitaptı. Ertelememin sebebi ise kitap hakkındaki yorumlardı. Böyle bir kitabı kendimi çok iyi hissettiğim bir zaman okumak istedim ve sonunda bu muhteşem kitabı okumak kısmet oldu.
Öncelikle Celâl Üster'e teşekkür etmek gerekiyor sanırım.. Böyle güzel bir eseri bize kazandırdığı için. Emekleri için kendisine sonsuz teşekkürler..
Yazarın bu kitabı verem hastalığıyla savaşırken yazdığını kitabın sonundaki açıklamalardan öğrendim ve kitaba, yazara olan ilgim daha da arttı açıkçası. Hastalıkla uğraşırken, hem de o zamanın şartlarıyla, kaleme aldığı eser taktire şayan.. Anlatımı, kurgusu, zekâsı yadsınamaz şekilde muhteşem.. Hayatımın her döneminde okuyabileceğim, ara sıra rastgele bir sayfasını açıp kaybolabileceğim bir kitap.. Kitapta ciddi uyarılar var aslında. Günümüz şartlarına ve geleceğe yönelik.. Yarım yüzyıl önce yazılmasına rağmen bize hâlâ hitap edebiliyor hatta geleceğe hitap edebiliyorsa, diyecek çok da bir şey yok aslında.
Herkesin hayatında bir kere bile olsa okuması gerektiğini düşünüyorum. Şimdiden keyifli okumalar..

Bekir İstanbul 
 03 Kas 2015 · Kitabı okudu · 15 günde · Puan vermedi

Öncelikli olarak sert ve sarsıcı bir kitap olduğunu söylemeliyim. Öyle herkesin okuyabileceği türden değil ya da en azından benim tarzım değil. Sebep iç karartıcı bir geleceğin anlatılması değil, başka bir şey, belki partinin acımasız yöntemleri belki de insanların çaresizliği. Fahrenheit 451 de karanlık bir gelecek sunuyor fakat okuması daha keyifliydi.

"Bin dokuz yüz seksen dört" günümüz ile de benzerlikler taşıyor. "Bazıları" bu kitabın yöntemlerini uyguluyor gibi...

Duru Ezel 
26 Eki 16:55 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Etkisinden uzun süre kurtulamadığım özel bir romandı benim için. insanların nasıl değiştiklerini insanların nasıl yalnız kaldıklarını insanların nasıl asosyal olduklarını anlatan ve her şeyden korkan insanlar haline geldiğimiz bir baş yapıt diyebilirim. Ben çok beğendim ve çok etkilendim bu kitaptan

Melek kapilar 
 14 Nis 18:12 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı okurken George Orwell'ın bilinçaltının sınır tanımazlığı karşısında hayrete düşüp,özgüvenine hayranlık duymaktan kendimi alamadım.Yazarın 2.dünya savaşı sonrası kaleme aldığı romanını ;Savaşın ezici gücünün ve bilinçaltında onarılması inkânsız travmaların yazınsal izdüşümü olarak değerlendiriyorum.
1946 Ingiltere"sinde,neredeyse her ağzını açan komünist yaftasıyla tanışırken,George Orwell da bu fişlemelerden nasibini alıyor.Ingiliz hükümeti : "Aşırı komünist bir adam,göz önünde tutulmalı"diyerek hayatını mercek altına alıyor.Bu baskılar onu yazma eyleminden alıkoymuyor,Aksine, (Prophecies of fascism)Faşizm'in kehanetleri başlığında derlenen 12 bölümden oluşan metinler yazıyor.Yine Faşizm'e tepki olarak yazdığı,1945 yılında basılan"Hayvan çiftliği' ile totaliter rejimleri hicvetmiş ve 1950 de yazar'ın Tüberküloz'dan ölümü sonrası dünya çapında tanınmış.

Ütopik romanı 1984 içerik bakımından oldukça zengin.Yazar'ın hayâl gücünün yarattığı bu ütopya'nın gerçek olabilme ihtimali hiç de uzak değil gibi geldi bana.Zaten bir reportajında,proleterlerler(işçi sınıfı)ezilmekten vazgeçip bir şeyler yapmazsa,buna benzer yaşamlar yaşanabilir diyor.
Paragrafların içinde bazen nefesinizi tutmuş ilerlerken,karanlık,izbe bir binada penceresiz kaldığınızı hissettiğiniz anlarda,yazar bunu öngörmüş olacak ki ;büyük bir nezaketle,size düş dünyasından pencereler inşaa ediyor.Umut ile korkunun kol kola gezdiği olaylar silsilesinde böyle bir denge oluşturmuş yazar.
Umutsuzluk içinde umuda tutunuyor sanki Aşık olduğunda.Gerçek bir Aşk ve ona bağıntılı süregelen cinsellik düşlemek imkânsız gibi.Yazar,kitabında bunu şu cümlelerle anlatıyordu : "Tüm kadınlar,partinin amaçladığı gibi ulaşılmazdı.Istediği sevilmekten çok,ömründe bir kez de olsa,bu erdem duvarını yıkmaktı.Cinsel eylem başarıyla yerine getirilirse başkaldırmak demekti.Birisini istemek bir düşünce suçuydu."
Aç karnını doyurabilmek için bir parça ekmek çalan çocuk gibi ensesine biniyorlar.Tutuklanıyor roman kahramanımız Winston Smith,sevdiği kadın ile birlikte.
Bu süreçte,film senaryolarına konu olan 101 numaralı odada,Ortaçağ'dan kalma,fiziksel ve zihinsel işkenceler silsilesi başlıyor...
2 x 2=5 ettiğini öğretiyorlar belleğini boşaltıp çiftdüşün tekniğiyle.
"Büyük birader" Big brother,iktidarın gerçek mi sanal mı belli olmayan lideri.Tele-ekranlardan sisteme başkaldırabilecek insanları izliyor.herşey kontrol altında.Çocukların ajan olarak yetiştirildiği ütopik ama gerçek olması imkânsız olmayan bir dünya ülkesi (Okyanusya)...düşüncesuçu,yüzsuçu gibi icat edilen dikta suçları da cabası...

Kitap yayınlandıktan 32 yıl sonra komünizm propagandası yapıyor suçlamasıyla yasaklanarak,tarihteki onurlu yerini alıyor.

Çoğu paragrafı manifesto niteliğinde olan romanda öğrendiklerimden biri de şudur : "Asla zaaflarını ve korkularını kimseye deşifre etme.Çünkü onları sana karşı kullanabilirler"
Ingsos partisi(ingiliz sosyalizmi) Bireyselliğin ve özgür düşüncenin kelime anlamını bilmeyen nesiller yaratmak istiyorlar (yenisöylem) ile.
Sosyalist söylemlerle iktidara gelip despot,totaliter bir rejim uygulayan Okyanusya'da sistemin kölesi insancıklar arasında geçmişten bir iz bulmaya çabalayan Winston"ın acı hikâyesini 70 yıl sonra Celâl Üster'in başarılı çevirisi sayesinde ilgiyle ve sıkılmadan okudum.Kitabın kapağındaki gözbebeğine benzeyen lâbirentlerdeki farelere bir anlam verememiştim.Kitabı okuyunca Onca farenin neden cirit attığını,hayat dersi niteliği taşıyan bir olay ile öğreniyorsunuz.

Bu dikta çemberini,saksıda fotosentez yapan bir bitkinin kırmasının imkânsızlığı gibi,Winston"ın içine düştüğü düşsel kör kuyularda,bir ışık hüzmesi ararken,faşizm'in acımasız gücünü,güçlü bir anlatımla hissediyorsunuz...

Öyle ya : Yarın nasıl bir Dünya'ya uyanacağımızı kim bilebilir ?

Kitaptan 986 Alıntı

Ferah 
30 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

''...Bize duymak istediklerimizi söyleyen kitapları severiz...''

1984, George Orwell1984, George Orwell
Sadettin TANIK 
 03 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Yaşam
Zekilik kadar aptallık da gerekliydi. Ama aptalca davranmak da zekice davranmak kadar zordu.

1984, George Orwell1984, George Orwell
Hacı Seydaoğlu 
 19 Ağu 2014 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Başkaldırı
Bilinçleninceye kadar asla başkaldıramayacaklar, ama başkaldırmadıkça da bilinçlenemezler.

1984, George Orwell (Sayfa 95)1984, George Orwell (Sayfa 95)

" insan insana nasıl hükmeder ,Winston?
Winston biraz düsünüp "Acı çektirerek " dedi.

1984, George Orwell (Sayfa 302 - Can yayinlari)1984, George Orwell (Sayfa 302 - Can yayinlari)
Sadettin TANIK 
03 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Biz düşmanlarımızı yok etmek için uğraşmayız, onları değiştiririz. Bilmem, anlatabiliyor muyum ?

1984, George Orwell1984, George Orwell
Vedat Geçit 
26 Eki 2014 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Yaptığınız, söylediğiniz ya da düşündüğünüz her şeyi en ince ayrıntısına dek ortaya çıkabilirler ama gönlünüzün derinliğine, işleyişine, sizin bile bilmediğiniz o yere el uzatamazlar.

1984, George Orwell1984, George Orwell
Sadettin TANIK 
03 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Belki de deli dedikleri tek kişilik bir azınlıktır.Bir zamanlar dünyanın güneşin çevresinde döndüğüne inanmak nasıl delilik belirtisi olarak görüldüyse şimdi de geçmişin değiştirilemeyeceğine inanmak delilik belirtisi olarak kabul ediliyordu.Bu inancı bir tek kendisi taşıyor olabilirdi ve eğer öyleyse, o zaman delinin tekiydi.Ama deliliği pek dert etmiyordu, onu asıl ürküten yanılıyor olabileceğiydi.

1984, George Orwell (Sayfa 105)1984, George Orwell (Sayfa 105)
Kübra BAYINDIR 
 14 Ağu 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

bağlılık nedir
Bağlılık, düşünmemek demektir, düşünmeye gerek duymamak demektir. Bağlılık, bilinçsizliktir.

1984, George Orwell (Sayfa 78)1984, George Orwell (Sayfa 78)
Sadettin TANIK 
03 Haz 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Geçmiş silinmekle kalmıyor, silindiği de unutuluyor, sonunda yalan gerçek olup çıkıyordu.

1984, George Orwell1984, George Orwell
Ezgi Sezgin 
12 Mar 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

İnsanın azınlıkta olması, tek kişilik bir azınlık olması bile, deli olduğu anlamına gelmiyordu. Bir doğru vardı, bir de doğru olmayan; doğruya sarıldığın zaman, tüm dünyayı karşına bile alsan, deli olmuyordun.

1984, George Orwell (Sayfa 249)1984, George Orwell (Sayfa 249)
99 /

Kitapla ilgili 12 Haber

George Orwell’in Kült Romanı 1984
George Orwell’in Kült Romanı 1984 George Orwell, dünya edebiyatını toplumsal bellek üzerinden işlediği eserlerle farklı bir noktaya getirmiştir. Yaratım süreçlerinde karşısına çıkan ve içinden geçtiği gerçek dünyayı dönüştüren yazar, aslında salt sanat yapıtının ne işe yaradığı sorusunu da böylelikle cevaplamıştır. Çünkü tarih, gerçeğin ve gerçeğin sürekliliğini her geçen gün biraz daha belirginleştirdiği için, insan da mevcut duygu durumundan bağımsız kalmamakta, mutlaka bir söz söylemektedir. Sistemin yanına ya da karşısında olmak meselesi ise farklı bir tartışmanın konusudur. Ancak yine de söz konusu süreçten bağımsız değildir.
Dünyaca Ünlü 29 İsmin En Sevdikleri Kitaplar Sorulduğunda Verdikler Cevaplar
Dünyaca Ünlü 29 İsmin En Sevdikleri Kitaplar Sorulduğunda Verdikler Cevaplar Sevdiğiniz oyuncuların, yazarların favori kitaplarını öğrenince onlarla aynı zevke sahip olduğunuzu görebilirsiniz. Okumadıklarınızı ise bir an önce okumak isteyebilirsiniz. İşte dünyaca ünlü 29 ismin favori kitapları:
George Orwell ve Ürkütücü Distopyası "1984" Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 15 Bilgi
George Orwell ve Ürkütücü Distopyası "1984" Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 15 Bilgi Dünyaca ünlü yazar George Orwell’in kaleme aldığı “1984” hem yazıldığı dönemde hem de günümüzde devletlerin baskıcı ve totaliter karakterini son derece başarılı bir biçimde ortaya koyuyor. Hatta öyle ki, kimi gözetleme ve propaganda yöntemleri kendi yaşadığı çağı aşıp, günümüzü de çok derin bir biçimde açıklayacak bir önseziye sahiptir. Biz de bu çarpıcı kitap ve yazarı hakkında muhtemelen bilmediğiniz bilgileri bir araya getirdik.
OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP
OKUNDUĞU SÖYLENMESİNE RAĞMEN OKUNMAYAN 10 KİTAP İngiltere’nin önemli yayın organlarından The Guardian gazetesinde yayımlanan haberde, okunduğu söylenmesine rağmen okunmayan kitaplar incelendi ve ortaya Tolstoy ve Dostoyevski’nin de içlerinde bulunduğu 10 kitaplık şaşırtıcı bir liste çıktı.
George Orwell’a ilham veren kitap: Biz
George Orwell’a ilham veren kitap: Biz George Orwell‘ın 1984’ünü neden sevdiyseniz, Yevgeni Zamyatin‘in Biz‘ini sevmeniz için en az 1984 kadar nedeniniz var.
Karanlığın Hakimiyeti : 11 Maddede Cesur Yeni Dünya
Karanlığın Hakimiyeti : 11 Maddede Cesur Yeni Dünya Distopya dendiğinde akla ilk gelen, okumayanın kendini eksik hissetmesi gereken kitaptır Cesur Yeni Dünya. Yazıldığı sırada daha İkinci Dünya Savaşı bile patlak vermemiştir fakat yine de karanlık bir hava hakimdir ona. Çağının çok ötesinde bir hayal gücü ve karamsarlığın timsalidir nereden baksan. Hal böyle iken Aldous Huxley’nin 52 yıl önce dünyaya gözlerini yumduğu bu haftada biz de Cesur Yeni Dünya’yı değerlendirelim dedik ve kolları sıvadık.
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü
Farkında Mısınız? Sabahattin Ali 1948'de Öldü Son yıllarda Muhteşem Gatsby, Dublinliler ya da Satranç'ın farklı yayınevleri tarafından basılan çevirilerini gördük. 2015 yılında ondan fazla yayınevi Gulyabani bastı, sayısız Küçük Prens baskısı gördük. 2016'da muhtemelen çok sayıda yayınevi Aşk-ı Memnu basacak. Ama asıl fırtına için biraz daha beklememiz gerekecek. 70 yıllık telif süresi Sabahattin Ali'nin eserleri için 2018 sonunda, George Orwell'ın eserleri için 2020 sonunda dolacak.
Son anda isimleri değişen 10 klasik roman
Son anda isimleri değişen 10 klasik roman Edebi bir eser ortaya çıkartmak kadar, ona bir isim bulmak da güçtür. Aşağıdaki listede, bugün severek okuduğumuz pek çoğu artık klasikleşmiş eserin, isim konusunda başlarından geçenlerle ilgili ilginç bilgiler bulacaksınız. Bir kısmı sadece pazarlama gayesiyle, bir kısmı da daha akılda kalıcı olması amacıyla isimleri değiştirilen 10 edebiyat eserini, mentalfloss’tan filmlervekitaplar.com çevirdi.
2 /