Otomatik Portakal

8,2/10  (1.304 Oy) · 
3.325 okunma  · 
1.114 beğeni  · 
21.136 gösterim
Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum...
...
Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. "Uqueer as as clockwork orange". Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezyada "canlı" anlamına gelen "orang" sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm...
-Anthony Burges-

Karabasan gibi bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara dehşet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet? Kara mizah? Özgür iradenin irdelenişi?.. Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess antikahramanı için yeni bir dil yaratır: Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı.

... ve Stanley Kubrickin muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir...
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2016
  • Sayfa Sayısı:
    168
  • ISBN:
    9789944885706
  • Orijinal Adı:
    A Clockwork Orange
  • Çeviri:
    Dost Körpe
  • Yayınevi:
    Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Mathmazel 
 18 Haz 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · 7/10 puan

(Bakara suresi 30 ):Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Bu ayetler hep düşündürmüştür beni. Çünkü o meleklerin sorduklarını ben de soruyorum. Bu soruyu bir insan olarak soruyorum üstelik. Bu sorulara daha fazla soru ekleyerek soruyorum.
" Bu dünyada iyilik ve düzen istiyorsa Rabbim neden müdehale etmiyor? Bunca tecavüz, katillik, taciz, acımasızlık,savaş,terör,haksızlık,açlık,safalet...vs varken neden müdehale etmiyor?"

Eminim ki bu soruları benim gibi birçok kişi sormuştur.Hatta ulaştığı sonuç belki de yaratanı inkardır.Hatta ve hatta " Bu dünyada yaşanılmaz o halde en iyisi ölüm." diyerek kendini infaz da olabilir.

Peki Rabb (Tanrı) müdehale etseydi acaba biz insanlar bu durumdan memnun kalabilecek miydik? Bu sefer de seçim hakkı tanımadığı için sorgulamaz mıydık?
Tanrı' ya inanmayan bir kişi bile böyle bir müdehaleden hoşlanmazdı zannımca. İnsanı insan yapan seçimleridir. İyi ya da kötü... Yanlış ya da doğru... Önemli olan kendi karar vermiş olması.

İnsanı hayvan ve melekten ayıran şey yaptığı bir hareketinde kendi güdülerinden çok iradesini kullanmasıdır. İnsanı hayvandan daha aşağı ya da meleklerden daha üstün kılan şey bu iradedir işte.

Dünyaya hiçbir hayvan insanların verdiği zararı vermemiştir. Aslında dünyanın imtihanı insanladır. İnsan öyle bencil,öyle acımasız, öyle vahşidir ki hayvanlar daha üstündür böylelerine göre. Hiçbir hayvan bir hayvan sürüsünü bombalamaz, onlar üzerinde acımasız deneyler yapmaz, burası benim alanım diye hiçbir sürüyü katletmez, herşey benim hizmetimde demez.

Fakat insan,bir hayvandan daha aciz olan insan,doğduğunda yürümeyi dahi beceremeyen insan dünyaya meydan okur! Savaşlar yapar katleder, bilimsel deneyler adı altında eziyetler eder. Kendinden olmayanı, hatta kendi düşüncesinden olmayanı dışlar.Bunun için savaşmaktan, masumları katletmekten çekinmez. Bütün dünya kaynaklarını sadece kendisine aitmiş gibi bencilce kullanır.Hayvanların yaşamaya çalıştığı ormanları beton yığınlarına dönüştürür, sonra hayvanların sokaklarda başıboş dolaştığından şikayet eder onları da katleder.
Hayvanlar yemek için öldürürler peki insanlar?! Çanta,ayakkabı,kürk,krem... için öldürür. Hatta bu vahşeti engellemeye çalışan, bunları insanlığın vicdanına duyurmaya çalışan kendi cinsindekileri bile öldürür. Demek ki insan hayvandan daha aşağı adi bir yaratığa dönüşebilir. Ve bu vahşet her insanın kanında dolaşır. En iyi dediğimiz insanların bile kanlarında...

İşte bu damarlarda dolaşan vahşete rağmen, hayvani duygulardan daha aşağı duygulara rağmen insan, bu vahşeti durdurabiliyorsa, dizginleyebiliyorsa, üstelik meleki duygularla hareket ediyorsa insan meleklerden üstün olur.

Bu sebeple benim Rabbim:
"Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi meleklere. Çünkü bütünüyle kokuşmuş bedenden bir eser yarattı. Adına insan dedi. Şeytan burun kıvırdı. "Kokmuş çamurdan eser de yapsan o kokmuş çamurdur." dedi. "Secde etmem!" dedi. Şeytan oldu. Şeytan cennetten kovuldu ve dedi ki "Senin istediklerini yaptirmayacağım göreceksin, onu yoldan çıkaracağım.Ona kokuşmuş çamur olduğunu hatırlatacağım, hayvandan da daha aşağı olacak; senin istediğin gibi melekten üstün olmayacak!"

O gün bugündür şeytan bize kokuşmuş taraflarımızı gösterdi. Peki Rabb ne dedi: "O'nu yoldan çıkarsan da o tevbe ettiği müddetçe, hatasını anlayıp meleki duygularla hareket etmeye çalıştıkça, beceremese de iyiliği yaymaya ve yapmaya çalıştıkça ben onu en iyi mükafatla mükafatlandıracağım.Benim görmek istediğim kokuşmuşluğuna rağmem meleklerin yaptıklarını yapabilmesi."

Şimdi soruyorum sizlere? Rabb mı acımasız insanlar mı?
Benim cevabım: İnsanlar!
Rabb onun acziyetinin farkında ve mühlet veriyor, hemen cezalandırmıyor. Peki insanlar ne yapıyor?! İnsanları geçmişleriyle, hatalarıyla, düşünceleriyle yargılıyor. Hatasından dönebilme ihtimalini hiç yakıştıramıyor. Ne kadar iyi olmaya çalışsa da kötü diye yaftaladığı kişinin insan olmasına fırsat tanıyamıyor.

Bir ara İbrahim Akay arkadaşımız bir iletisinde soru sormuştu:"Kişinin Suç İşlemesine Birey mi İter ? Yoksa Toplum mu İter ? Neden ?" #17153384 diye. Bu kitapla bireyi suça bazen toplum itebilir cevabına da ulaşmış oldum.

Bu söylediklerim yanlış anlaşılmasın katlin,tecavüzün,terörün (kesin delillerle ispatlandığı takdirde ki bu günümüz teknolojisiyle pekala mümkün) cezası Rabb tarafından belirlenmiş: Ölüm!
Fakat bu durum o kadar ince bir durumdur ki iftira gibi bir detay da sözkonusu. İnsanların kanunlarının yetersiz kaldığı yerde yüce mahkemenin devreye gireceği düşüncesi bile rahatlatıyor insanı. Sonsuz cennet ve cehennem fikri...

Bu kitapla bu hisler depreşti bende.İnceleme sayılmasa da yazdıklarım duyguların dışa vurumu diyebiliriz.
Puanlamaya gelince 4 puan kırmak istedim çünkü dili ve anlatımı çok rahatsız ediciydi. Sonra haksızlık etmek istemedim 3 puan kırdım çünkü kötülük ancak bu şekilde anlatılabilirdi. Okumak ya da okumamak size kalmış. Az çok alıntılardan anlaşılır diye düşünüyorum.

Duygu Kr 
11 Nis 2015 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Kitaptan önce dikkatimi çeken, yazarın hikayesi oldu nedense.. Anthony Burgess, tümör nedeniyle 1 yıldan az ömrü kaldığını öğrenir ve ölümünün ardından karısının geçimini sağlaması için kitaplar yazmaya başlar. Daha sonra ise yanlış tanı koyulduğu öğrenilir ancak Burgess artık ünlü bir yazar olmuştur. Alex karakterinin öfkesi ve nefreti bu hikayeyi öğrendikten sonra daha net anlaşılıyor bence..

Nurhan Işkın 
 10 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı bir gün de okudum...Yazım dili argo kelimeler ile dolu olsada " Otomatik Portakal" ismini argodan aldığını yazar en başta açıklamış...
Kitabın konusuna gelince; Birinci bölümde Alex ve çetesi suç işlemekte sınır tanımıyorlar.Aklınıza gelebilecek her tür suçun içindeler, bu bölümde Alex'in insanlık dışı davranışları karşısında ondan tiksinip yok artık dedim...Fakat kitap ilerledikçe onun başına gelenlere çok şasırdım. Herkesin ondan faydalanmak için sebepleri vardı, politikacılar, doktorlar ve geçmişinin çete üyeleri...
Alex ne yapacağını bilmemekle beraber yaşattığı her şey ile yüzleşene kadar, kim olduğunu keşfedebilecek gücü kendinde bulmakta zorlanıp, duygularını nasıl kontrol altına alacağının yolunu bulabilecek miydi?

Okuduğum en ilginç kitaplardan bir tanesi. Henüz okumamış olanlara tavsiye ederim...

Ayrıca kitabı,İzmir1000Kitap toplantısında bizlere sunan Funda Hanıma çok teşekkür ederim...

Esas Adam 
26 Oca 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Distopik bir kitap olan Otomatik Portakal, tabiri caizse dünyanın çivisinin çıktığı bir zamanda geçiyor; gençlerin bir eğlence aracı olarak ölçüsüz şiddet kullandığı, polis güçlerinin noksan olduğu ve insanların geceleyin dışarıya çıkmaktan dahi korkar olduğu bir dünya. Bu gençlerden biri de, çetesiyle beraber takılan Alex. Ergenliğin tüm devinimleriyle beraber, zamanının modasına da ayak uyduran Alex, çeşitli suçlar işlemekten uzak durmuyor ancak bir gün yakayı ele veriyor ve devletin, suçluları ıslah etmek ve hapishanelerdeki yoğunluğu azaltmak adına uyguladığı bir politikanın ilk deneği oluyor. Şartlandırma tekniğine dayanan bu uygulama, insanların kötülük yapmasını tam anlamıyla engelliyor ve insanların iyi olma seçeneklerini ellerinden alarak iyi olmalarını mecbur kılıyor.
Kitabın temel felsefesinde de bu durum sorgulanıyor zaten; Burgess, otoritenin insanları birer otomatik portakala çevirme gayesi üzerinden sosyal ve toplumsal eleştirilerde bulunuyor. Bunu yaparken, içerikte öğretici bir üsluptan uzak durmayı başarmış olsa da eserin ana hatlarında kalın bordürlerle çizilmiş bir didaktisizm söz konusu... Hem distopya, hem de kült eserler arasında olması sebebiyle okunması tavsiye edilir...

Derya Yalınkılıç 
12 Oca 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 8/10 puan

Kitap suç işleyen bireyleri toplumun ve devletin istediği şekilde tektipleştirilip, onları birer otomatik makine haline getirilmesini konu alıyor. Suç oranını azaltmak için kendince bulduğu yöntemle suç işleyen devleti sert bir dille eleştiren harika bir eser Otomatik Portakal. Yazar insan iradesini, iyiliği, adaleti, özgürlüğü, bilimin etik kavramını derin derin sorgulatıyor okurlarına. Psikolojik analizleri ve kurgusuyla son derece etkilendiğim bir kitap oldu.

Kitabın kendine has dili olan "nadsat" (yakın geleceğin argosu demekmiş) her ne kadar orijinal olsa da ben pek sevemedim. Sürekli aynı kelimelerin kullanılması göze batsa da okunmaya değer. Okuyun, ufkunuz genişlesin. Keyifli okumalar dilerim. (:

Apollo 
19 Ara 2017 · 7/10 puan

İLGİNÇ BİR İNCELEME!!!


Sonunda bir kitap daha bitirdim. Bunun sevinciyle biraz coşup eğlenmek benim de hakkım. Dedikodulu bir inceleme yapmak isterim:)
Belki bazılarınız bu iletiyi #25598163 görmüştür. Eveeeet, ben de görenlerdeki o heyecan gibi bir heyecana kapılarak sevgili, Saudade ile bu etkinliğe katılma kararı aldık. İletide de gördüğünüz üzere kitabın arasına yaşadığımız şehrin fotoğrafını koyacaktık. Ben Saudade ye Ah'lar Ağacı adlı kitabı aldım ve fotoğrafı koydum.Peki sizce ben Otomatik Portakal ın içinde ne buldum dersiniz? tabiii ki de http://www.ulker.com.tr/...ler/cokonat-yeni.png paketini gönderdi:))))))) Aslında hiç de şaşırmadım diyebilirim. Konu Saudade olunca şaşırmamak elde değil. Bunun için sevgili Saudade ye minnettarım ve ayrıca Mustafa Diyar a da teşekkürlerimi iletiyorum:)

BUNDAN SONRASI SPOİ:)

Alex ve çetesinin yaptığı yasa dışı ve ahlaksız olayları ele alıyor kitap. Birilerinin evine girmek için kendilerini acındırıp, insanlara tuzak kurup kötü şeyler yapıyorlar.(bir kadına tevavüz, yaşlı bir adamı darp ve hırsızlık bunlardan birkaçı) Ben çete elemanlarının ilk başlarda 30-35 yaşlarında olduklarını düşünmüştüm. Yaşlarını öğrendikten sora şok oldum. Sadece 15(!!!!!!) yaşında olan bu çetenin baş elemanı da tabii ki Alex.

Kitabın anlatımı sıkıcı değil ama kendimi Çavdar Tarlasında Çocuklar tekrar bu kitabı okuyor zannettim. Çünkü ikisi de ergen tip bir çocuğu anlatıyor. Çok da sürükleyici bir kitap değildi ama sıkıcı da değildi. İlk defa ANTHONY BURGESS okuduğum için alışkın olmamış da olabilirim. Ama şunu söylemem gerekirse kitabın en yakın arkadaşlarımın birinden gelmesi zaten benim için ayrı bir heyecandı:)

Kitap hakkında düşündüklerim bu kadar. Kitabı okurken inşallah cezalarını çekerler diye dua da etmedim değil:) çok şükür de kabul oldu. Her kitap herkesin beklediği bir sonla bitmese de umarım gönlünüzdeki bir kitabı okuyabilirsiniz demek istiyorum. Herkese iyi okumalar:)))))))))))

Rumeysa özaçmak 
23 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Puan vermedi

Kitabın adı, içeriği ve yazarın hayatı ilgi çekici. Kitabın başları sıkıcı ve anlaması güç. Kitap yapılan sosyal bir deneyi, toplumlaşmış önyargıları anlatıyor. Psikolojik olarak yoğun bir kitap, herkes okuyamayabilir, belki de ağır gelebilir. Yazar kitabı samimi bir dil ile anlatmış olsada bazen aşırıya kaçmış sözcükler kullanmış. Genel olarak güzel bir kitap ama ben bu kadar beğeniyi abartı buldum.

Mehmet Deligöz 
28 Eki 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

"Eee, ne olacak şimdi ha?"

Kitap bu soruyla başladı ve ne olmadı ki!

Alex neler yapmadı sonrasında kendisinde neler yapılmadı?

Kitabı okumaya başladığınız ilk dakikadan itibaren kendinizi müthiş bir argo şöleninde buluveriyosunuz ey kardeşlerim ve biricik kankalarım!

Alex'ten rol çaldığıma bakmayın, içimdeki sokak jargonunu canlandırdı. Artık çevremdekilerle de bu şekilde anlaşıyorum, çakozladınız mı durumu?

Çevirmen "Dost Körpe" kankama da hakkını teslim edelim. İngiliz argosunu Türk argosuna böylesine çevirmek hakkaten büyük iş.

Neyse Alex'in hayatını dikizleyelim biraz.
Tam bir sokak serserisi olan Alex ve mafyası yaşadıkları çevreyi geceleri yaşanılmaz kılıyorlar adeta. Önlerine çıkanı gasp edip marizliyolar şey yani ağız burun dağıtıyorlar. Üstünde başında ne varsa soyup soğana çeviriyolar filan ey kardeşlerim. Gasp'ın yanında hırsızlık, adam yaralama, tecavüz bok püsür ne ararsan var.

Kitabın ikinci bölümü diyebileceğimiz kısımda ise Alex'in ıslah edilme süreci var. Alex çektirdiklerinin karşılığını fazlasıyla alıyor almasına da burada kitabın etik sorgulaması filan başlıyor ey kardeşlerim.

Velhasıl kitabın üslubunu az buçuk çakozladığınızı düşünüyorum ey kardeşlerim. Okumak isteyen bu durumu göz önüne alarak okusun. İncelemeye Alex'in çağrısı ile son verelim.

Küçük kankanız Alex'le birlikte her yere gittiniz, onunla birlikte acı çektiniz ve bizim Tanrı'nın yarattığı en adi piç kurularından bazılarını dikizlediniz, hep eski kankanız Alex sayesinde. Cidden korkunç, adi, şerefsiz bir dünya bu ey kardeşlerim. Küçük kardeşiniz Alex'inizi arada sırada hatırlayın. Amin. Ve de bok püsür.

Sevda 
 06 Oca 02:02 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Genellikle güncelde okuyor olduğum kitaplardan alıntı yapmaya çalışıyorum. Fakat kitabı ilk okumaya başladığım zamanlarda o ilk bölümden o kadar nefret ettim ki "Asla" alıntı yapmayacağım ve puanını çok "Düşük" vereceğim diye kitaba ayar çekiyordum. Evet çok komik ama kitabı cezalandırma şeklim bu şekildeydi. :D Hatta kitabı pdf olarak okumamış olsam kesinlikle kaldığım sayfalarda ayraç kullanmak yerine kenarını köşesini katlardım...Gelelim bende iğrenç bir etki bırakan o ilk bölüme.
  Öyle bir dünya ki bir anda saldırıya uğruyorsunuz ya da hayatınız elinizden kolay bir şekilde alınıyor üstelik bu durumda bunu yapan kişiler yaptıkları  bu iğrenç fiillerinden zevk alıyor. Delirmemek elde değil henüz 15 yaşında Alex adında bir 'Çocuk' çetesi ile birlikte yolda yürüyen yaşlı bir Amcayı oldukça ahlaksız bir şekilde gasp ediyor ve bu durumu anlatırken bana KARDEŞİM diye hitap ediyor. Yemişim kardeşliğini tövbe okurken sinirlerim alt üst olmuştu. Her cümlenin sonunda yer alan Kardeşim kelimesini bir yerden sonra okumamak için çaba sarfediyordum artık "sen kimsin be ne kardeşliği" falan diyordum inanın bir yandan okuyor bir yandan delicesine kavga ediyordum kitapla. :D Sadece bu yaşlı amca olayı değil neler var neler... Aslında tüm bunlardan yazarın yapılan iğrençlikleri aktarmada nasıl da başarılı olduğunu görüyoruz. Ama beni başarılı aktarımdan ziyade aktarılan şey ilgilendirdiği için hala ilk bölüm için bir tiksinti hissediyorum iliklerime kadar.

Şu ana kadar kitap hakkında az biraz spoi verdim fakat bundan sonrası son paragraf haricinde gerçek bir spoi içeriyor(!)
 2. Bölümde ise Alex yakayı eleveriyor, işte o an ne kadar mutlu olduğumu size söylememe gerek yok sanırım. Okurken o kadar yaşıyorum ki kitabı daha önce bir kitapta bunu yaşadım mı hiç bilmiyorum tarif edilemez bir duygu... Alex beyi sapık mahkumların içine atıyorlar sonra orda yine ben de delirmeceler ilginç bir şekilde bu sefer de Alex beye üzülüyorum... Daha sonra pek bakımlı mavi gözlü İŞİŞleri Bakanı çıkıyor ortaya. Artık bu tür kötülüklerin yaşanmayacağını vaad ediyor. Bu konuda denek olarak zavallı Alex kulanılıyor. 2 haftalık bir deney, Allahımmm Alex ne hissetti ise bu hislerin ben de 1. bölümü okurken ortaya çıkmış olduğunu farkettim bir an. (Aslında ben de kendi kendimi bu deneye tabi tutmuşum da haberim yok. İşte o an kitaba olan bakış açım 180 (:D) derece birden değişti.) Bu deney sonucu Alex artık kötü bir insan olmuyor fakat ne kadar kendi seçimiyle diyebiliriz ki ? Vücudunun kötü bir durumda verdiği tepkiler yüzünden davranışları bu acının dinmesine yönelik oluyor ve aslında kendi seçmiyor.

    Başta düşük puan vereceğim, alıntı yapmayacağım diyerek başladığım bu kitap, bütün olarak incelediğimde bende büyük bir etki bıraktı. Okumanızı tavsiye ediyorum fakat şöyle bir durum var ki kitabın argo konusundaki yaklaşımı bazı yerlerde oldukça rahatsız edici, zaten 8 puan veriyor olmamın sebebi ilk bölümden ve bu argo olayının abartısından kaynaklanıyor... Hatta bu argo durumu (incelemede de geçen)kitaba dair duygularımı aktardığım bölümlere bile yansıdı. Onlar için de özür diliyorum :)

Selman Ç. 
17 Oca 2017 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kitabı okumaya başladığımda sonunda bu kadar etkileneceğimi hiç düşünmemiştim. Başlarda Alex önderliğinde genç bir grup sürekli şuç işleyip, bir şekilde millete hayatı zindan eden kişiler olarak karşımıza çıkıyor. Tabi bu gençlerin kendi aralarındaki çatışmalar da ayrı.
Sonrasında Alex’in yakalanıp polisin eline düşmesiyle hikaye bambaşka bir boyut kazanıyor. Bundan sonrası tamamen psikolojik, sosyolojik konuların sunumu gibi.
Alex’in suçlu bulunup hapise girmesi ve içeride suçlularla yaşadığı diyaloglardan etkilenmemek mümkün değil.

Sonrasında devletin olaya el atması (Tabi buradaki el atma olayının amacı daha sonra anlaşılıyor.) ve Alex’in ıslah edilmesi olayı var. Burası gerçekten etkileyici. Yıllarca yapmış olduğu suçların benzerlerinin ve daha da kötülerinin sinema ekranında kendisine izletilmesi tamamen psikoljik baskının uygulanması olayı. Tabii empatiden yoksun olan kahramanımız da bu durumdan sonra çoğu şeyi algılayabiliyor. Şu alıntı çoğu şeyi açıklayacaktır. “Gerçek dünyanın renklerinin filan ancak beyazperdeden dikizleyince gerçek gelmesi tuhaf.” Algılıyor ama aslında içinde var olanı değiştirmek mümkün mü orası muamma.

Dikkatimi çeken bir konu aile kavramının detaylı şekilde olayın içinde olmaması. Bu çocuklar neden böyleler diye düşündüğümde ailenin rolünün ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkıyor. Yazar çok fazla değinmeyerek belki de bu çocukların yalnızlığına vurgu yapıyor.
Yazar bazı bölümlerde devletin insanları tek tip yapma gayretine atıfta bulunuyor. Okunmaya değer bir kitap olarak görüyorum.
Ayrıca Stanley Kubrick’in yönetmiş olduğu kitapla aynı ismi taşıyan filmi de var. Daha önce filmi duymuştum. Bu kitaptan sonra mutlaka izleyeceğim.

Kitaptan 400 Alıntı

Esra B. 
07 Tem 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

"Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hâlâ kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim."

Otomatik Portakal, Anthony BurgessOtomatik Portakal, Anthony Burgess
Hakan TEKİN 
14 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Seçme hakkına sahip olmayan kişi kişiliğini yitirmiş demektir."

Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 176)Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 176)
Hakan TEKİN 
12 Eki 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

"Bugünlerde kitap okuyan birini görmek gerçekten göz yaşartıcı..."

Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 11 - İş bankası kültür yayınları)Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 11 - İş bankası kültür yayınları)
Hatice 
08 Nis 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"...Senin gibi iyi bir genci bir makine parçasına dönüştürmekle övünmek, ancak baskıcılığıyla böbürlenen bir hükümetin işi olabilir."

Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 137)Otomatik Portakal, Anthony Burgess (Sayfa 137)
Derya Yalınkılıç 
09 Oca 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Artık az kalmıştır herhalde. Bitmek üzeredir. Acının doruklarını yaşadım ve daha fazla acıya katlanamam."

Otomatik Portakal, Anthony BurgessOtomatik Portakal, Anthony Burgess
insan_okur 
18 Şub 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · 9/10 puan

İyilik içten gelir. İyilik bir seçimdir. Bir insan seçemezse, insanlıktan çıkar..

Otomatik Portakal, Anthony BurgessOtomatik Portakal, Anthony Burgess
Derya Yalınkılıç 
10 Oca 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

"Pencereyi açın da içeri temiz hava girsin, taze fikirler girsin, yeni bir hayat tarzı girsin."

Otomatik Portakal, Anthony BurgessOtomatik Portakal, Anthony Burgess
Cansu 
10 Tem 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Bana vursanız bile acı duymayacak kadar sarhoşum, öldürseniz memnun olurum.

Otomatik Portakal, Anthony BurgessOtomatik Portakal, Anthony Burgess
40 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Aaa, Bu Filmin Kitabı mı Varmış?
Aaa, Bu Filmin Kitabı mı Varmış? Tüm sanat dallarını içinde barındıran sinemanın en kadim dostu -çalkantılı ilişkilerine rağmen- edebiyattır. İlginizi çekebilecek, yeniden ele almak isteyebileceğiniz sinemanın ve edebiyatın mihenk taşı olmuş 20 kitap ve filmlik listenin ilk 10’u…
15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap
15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap Paramız olsa kendimizi bırakmayacak mıyız kitap evlerinin üstüne? Kitap bir fetiş türü. Okuyup okumayacağımızı düşünmeden manyak gibi alıyoruz ya. Pahalı pahalı kalın ciltlere dünyaları vermek yok. Dünyanın en güzel, en şarkılı kitapları 15 TL’nin altına elinizin altında. Şu güzel eserleri derleyelim de, kütüphaneler anlam kazansın istedik. Dimağınız sağ olsun!