Beyaz Diş

8,3/10  (1.341 Oy) · 
5.536 okunma  · 
1.180 beğeni  · 
32.628 gösterim
Jack London’ın Issız Diyarı, yabanı, buz kalpli Kuzey Toprakları’ndaki hayatı konu edindiği ikinci romanı Beyaz Diş’tir. Vahşetin Çağrısı’na kendini bırakmış bir annenin yavrusu Beyaz Diş’in diyarıdır anlatılan. Onun hayranlık uyandırıcı zekası ve içgüdüleriyle kendini var edişinin ve "insan tanrılar"ın yaşamına geri dönüşünün enfes hikayesi...
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2017
  • Sayfa Sayısı:
    258
  • ISBN:
    9786053600138
  • Orijinal Adı:
    White Fang
  • Çeviri:
    Levent Cinemre
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:
Damla Köseoğlu 
18 May 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Yine bir Jack London eseri. Yine vahşi doğa, zorluklar, hayatta kalma mücadelesi ve bir hayvan dostumuz... Jack London okumaya Vahşetin Çağrısı ile başlamıştım ve o kitap bende güzel düşünceler bırakmıştı. Bir sonraki London kitabı olarak Beyaz Diş'i okumaya karar verdim. İyi ki böyle bir karar vermişim! İki kitap arasında bir karşılaştırma yapacak olursam Beyaz Diş'i tercih ederim diye düşünüyorum. Bunda Beyaz Diş karakterinin etkisi büyük. Vahşetin Çağrısı'nda Buck'ı sevdiğimden çok daha fazla sevdim Beyaz Diş'i. Henüz London okumadıysanız Beyaz Diş'i Vahşetin Çağrısı'ndan sonra okumanızı öneririm. Bunun nedeni sadece Beyaz Diş'in daha güzel olması değil, Vahşetin Çağrısı 1903, Beyaz Diş ise 1906 yılında çıkmış, dolayısıyla çıkış tarihine göre okuyarak da yazarın benzer bir konuda kendini nasıl geliştirdiğini görebilirsiniz.

Ana karakterimiz kitap ile aynı isimli yarı köpek-yarı kurt olan Beyaz Diş. Ancak kitabın giriş kısmında Beyaz Diş değil annesi çıkıyor karşımıza. Beyaz Diş'in annesi Kiche ile ilgili birkaç bölüm okuduktan sonra Beyaz Diş'in dünyaya geldiği kısımlara geçiyoruz. Bu kısımlarda Beyaz Diş'in kendisini ve çevresini keşfetme, içgüdülerinin farkına varma ve dünyayı anlamlandırma sürecini okuyoruz.

Romanında yer verdiği ortamları kendisi de gidip görmüş olan Jack London bu sayede Kuzey Toprakları'nın vahşiliğini, sert hava şartlarını daha gerçekçi bir şekilde aktarıyor okura. London Beyaz Diş ile belki de hayvanlar aracılığıyla bizlere gönderme yapıyor. Beyaz Diş'in insanları Tanrı olarak görmesinin arka planında insanların çeşitli otoritelere bakış açısı vardır belki de. Beyaz Diş romanında ön plana çıkan noktalardan biri de yaşanan olaylar ve durumlar karşısında Beyaz Diş'in zihninden geçenlerin anlatıldığı bölümlerdi. Bu noktada ortaya konan başlıca düşünce davranışları şekillendiren çevresel unsurlardı. İnsanın doğuştan gelen çeşitli güdüleri olsa da davranışlarının şekillenmesi anlamında çevrenin etkisi kesinlikle yadsınamaz. Romanda bu durum Beyaz Diş'in doğduğu ve ardından zorla içine sokulduğu çevreye uyum sağlama süreci ile anlatılıyor. Aslında biz canlılar ne kadar benzeriz birbirimize. Alıştığımız ortamdan koparıldığımızda, yeni bir düzene ayak uydurma konusunda bir hayli zorlanıyoruz. Yine dikkat çeken bir diğer nokta da şu: Adilbarış adı verilen bir kavram vardır ve bu kavramın mantıksal çerçevesi şu şekilde çizilebilir: "Eğer adalet istiyorsak adil olmalıyız." Kötülük yaptığınız birinden iyilik veya saygı beklemek şekline indirgeyebiliriz bu durumu Beyaz Diş için. Beyaz Diş ve diğer kurt, köpeklere yapılanların yanında onlardan tam bir itaat beklemek oldukça trajikomik.

Jack London'un insan dışında bir canlıyı ele alıp bu denli ustaca anlatışına diyecek söz yok tabii ki. Sanırım genelin aksine ismini söylediğimizde aklımıza insan karakterler yerine kurt, köpek gelecek tek yazar Jack London. Bunu da sonuna kadar hakkını vererek yaptığına şüphe yok. Sanırım yazarın ana karakterlerini hayvanlardan oluşturduğu iki kitabı kaldı: Deniz Kurdu ve Katıksız Sevgi. Beyaz Diş ile yükselen beklentilerim bu kitaplarda da karşılanacak mı diye merak etmiyor değilim. Sonuç olarak Beyaz Diş sevdiğim bir kitap ve karakter oldu. Jack London okumaya başlamamın da oldukça doğru bir karar olduğu aşikar. Okumayanlara, okumayı düşünenlere, okumakta tereddüt edenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar.

insan_okur 
26 Kas 2015 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Merhaba 1K Ailesi.

Diğer yorumlarıma benzer bir yorum olmayacak sanırım bu sefer. Biraz daha kişiselleştireceğim ama kurallara da sadık kalmaya çalışacağım. Vahşetin Çağrısı ve Martin Eden’i okuduktan sonra benim Jack London hassasiyetim zirvelere çıktığı için o yüzden çok büyük bir beklenti içinde okudum. Beklentim boşa mı çıktı? Elbette ki “ Hayır ! “ Jack London’un diline alıştıktan sonra, o süslü ve sürükleyici, harika betimlemelere hayran kaldığım için diğer kitaplarını da okuma gereği duyup hemen elime aldım.

Gelelim kitapla ilgili bölüme; Son derece sürükleyici ve merak uyandırıcı bir roman. Başlarda ne oluyor falan deyip sıkılıp kitabı bırakmayın sakın. Bir kurt ile köpeğin kanını taşıyan Beyaz Diş’in Vahşi Yaşamdaki hayata gözlerini açışı ve hayat mücadelesi var. Sonradan Kızılderelilerle tanışıp vahşeti tanıması, insanların acımasızlığını görmesiyle devam eden süreç. Dünyayı , yaşamı, insanları ve hayvanları bir kurdun gözünden görmemizi ve onun gibi düşünmemizi sağlıyor bu roman. Onun yaşadığı maceralarda onunla beraber acımasız olabiliyorsunuz, sevgiyi yeterince tatmadığı ve bilmediği için yaptıklarından dolayı yadırgamıyorsunuz. Çünkü kendi yaşam mücadelesi ve geldiği yerin dokusu var onda. Bir kurt köpeği yaşamı değil de içinde insanlık var. Hayatta kalma mücadelesi var. London; boyun eğmez, amansız bir doğal ve sosyal çevrede, insan ve hayvanın yaşama mücadelesini etkileyici bir gerçeklikle sunmuş. Daha sonra yine insanlardan sevgi ve şefkat gördüğünde bu kez buna karşılık olarak sevgi ve saygı vermesi gerektiğini öğretmiş bu romanında. Sonlara doğru o vahşi köpeğin evcilleşmesi öyle duygusal ki. Son bölümlerde sahibine karşı olan ilgisi hele hele son bölümün tamamı artık duygusallık doruktaydı. Gözler dolabilir... Dikkat !!

Ana fikire değinip bitireyim. Her canlı vahşi de olsa sevgiye muhtaçtır. Hayatta kalmak için savaşıp zorluklarla mücadele etmelidir. Sevgiyi ve saygıyı öğrettikten sonra, şefkatle yaklaştıktan sonra hayvanlar vahşi de olsa evcilleştirilebilir.

Elbette ki tavsiye ediyorum. Bir çok yayınevinden çıkmış. Ama siz güzel bir çeviri ile okuyun. Kitap okurken kurtlarla ilgili belgeselin tadına da bakacaksınız. ;-)

İyi okumalar arkadaşlar.

Necip Gerboğa 
 08 Ara 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Jack London'la tanışma kitabım Adem'den Önce adlı eseriydi. Kaynaşma kitabım ise hemen ardından okuduğum Beyaz Diş oldu... İki kitap arasında hem konu, hem konuyu ele alış şekli hem de mesaj itibariyle bol bol benzerlik yakalamak mümkün. Ancak tabii ki ayrıştırıcı taraflar da var. İki eseri bu kadar kısa süre içinde peş peşe okuduğum için doğal olarak incelemeye de yansıyacaktır bu durum... Bende bıraktığı etki açısından Adem'den Önce, burun farkıyla önde. Ve nedeni de sanırım, o kitabın olabildiğince insandan arındırılmış olması... Mesaj çok açıktı ve size sadece bir film şeridi gibi ya da sanal gözlük takıp bir ormanın içinde dolaşmak gibi kitabı okumak kalıyordu.

Beyaz Diş'de ise durum biraz daha farklı. Mesaj yine çok açık. Ancak bu kez kaptırıp gitmek o kadar kolay değil. Kitabın başından sonuna kadar farklı coğrafyalarda gezinip, farklı insanların ve hayvanların yaşamlarına tanık olup, farklı duygu yoğunlukları arasında gidip geliyorsunuz. Beyaz Diş'in sahiplerine bağlanması gibi siz de ona bağlanıyorsunuz. Beyaz Diş kendini öyle ya da böyle sevdirmeyi başaran bir kurt. Jack London bu sayede bütün kontrolü ele alıyor. Kitapta sizi bir o yana bir bu yana savuruyor okur olarak. Karşı koyma ihtimaliniz neredeyse yok.

Kitabın giriş bölümlerini oluşturan ilk üç bölümü büyük bir hayranlıkla okudum. Ki, Beyaz Diş'in sahneye çıkması 5 veya 6. bölümde gerçekleşiyor. Burada Jack London'ın bana göre müthiş bir yazarlık yeteneği ön plana çıkıyor. İlk kitapta da görmüştüm onu ama bu kadar baskın değildi. Bitmek tükenmek bilmeyen betimlemelere bulaşmadan sizi öyle bir sokuyor ki atmosferin içine; sanırım peş peşe iki kitabını okuyup üçüncüsünü de sipariş etmemin ardında yatan nedenlerin başında bu geliyor. Çık çık bitmeyen vadileri, çatallaşan yolları, şehre uzanan patikayı, tepenin ardındaki eskimiş kulübeleri, gölgesinin bilmem ne yaptığı uzun ağaçları hiç işin içine sokmadan sizi, anlattığı yerle buluşturuyor. Ve öyle bir buluşma oluyor ki bu, yazmayı o an bıraksa, sanki kaldığı yerden devam edecekmişsiniz gibi kendinizi oraya ait hissediyorsunuz.

İşte böyle bir ortamda başlıyor kitap. Eğer okuduğunuz ortam da bu atmosfere dahil olmanıza izin veriyorsa kendinizi üşürken ve olacakları endişe içinde beklerken bulmanız mümkün. Anne kurdun kısa hikayesiyle birlikte geçiş süreci tamamlanıyor ve Beyaz Diş yaşamın ışığını takip ederek aramıza katılıyor.

Bundan sonrası kitabı okuyacaklara ait... Ben yine çevre yolundan dolaşmaya devam edeyim ve kitabın bana yaptırdığı bazı iç hesaplaşmaları ve sorgulamaları sizinle paylaşayım...

Kitap boyunca en fazla içgüdü kavramını sorguladım. Kendi içgüdülerimi... İçimde var olan, hayatımın ne kadarında etkili olduğunu kestiremediğim içgüdüler... Hani hep deriz ya, 'insan da bir hayvandır' ya da 'insanın bir hayvan tarafı vardır' diye... İşte bunu sınamanın ölçüsü içgüdüler olsa gerek. Bizi hayvandan ayıran aklımıza sığınıp elimizin tersiyle ittiğimiz içgüdüler. Akıl varsa içgüdüye ne hacet? Ne de olsa her şeyi akıl yönetmiyor mu? O yüzden yeryüzünün en güçlü canlı varlığı biz değil miyiz?

Ancak kazın ayağı öyle değil sanırım. İçgüdülerimize ihtiyacımız var. Biz onu ikinci plana atsak da hala onun etkisi altındayız aslında. Belki çoğu zaman akıldan bile üstün geliyor üzerimizdeki etkisi... Acaba günlük yaşamda akıl ve mantıkla verdiğimizi düşündüğümüz tepkilerin, davranışların kaç tanesinin gizli öznesi içgüdülerimiz? Acıkınca yemek aranmaktan bahsetmiyorum. En yakın kebapçıyı arayarak 1,5 az acılı dürüm söyleyerek karnımızı doyurabilme becerimiz değil söz konusu olan... Hayata bakarken, hayatı algılarken, insanlarla kurduğumuz ilişkilerde, duygularımızda, beklentilerimizde, hırslarımızda içgülerimizin ne kadar etkisi altındayız?

Ya da daha önemlisi kendimiz için bir karar alırken... Ya da 6. his dediğimiz ve hiç beklemediğimiz yerlerde karşımıza çıkan o gizemli dürtü... Bazen karar vermeden önce uzun uzun düşünür, mantık köprüsünden geçer, içler dışlar çarpımı yapar, toplumun baskısını, çevrenin dayatmasını, 'elalem ne der'leri tek tek hesaplar, tüm bunların ardından alınması gereken kararın ne olduğunu net bir şekilde ortaya çıkarmamıza rağmen son saniyede hiç tereddüt etmeden mutlak bir bilgelikle tam tersi bir karar veririz. Çünkü bizim Beyaz Diş'inki gibi ensemizde dikleşen tüylerimiz, genizden gelen hırıltılarımız olmasa da, ona gelen sinyali bize de gönderen mutlak bir güç var içimizde... İşte o güç içgüdülerimiz olsa gerek...

İşte Beyaz Diş'in bana öğrettiği en güzel şey buydu. İçgüdülerinle barış, aklını kullanırken onu da ihmal etme. Hatta beyninde ve kalbinde ikisine de yer açarsan senden alâsı olmaz dedi bana. İçgüdülerinle barışık olursan kendini topluma karşı, insanlara karşı, yenilgilere karşı, kötü sürprizlere karşı korursun diye ince ince anlattı bu işin inceliklerini...

Bir sonraki Jack London buluşmamızda 'Vahşetin Çağrısı'na kulak vereceğim... İçgüdülerim, onun da bana anlatacağı çok güzel şeyler olacağını söylüyor... Herkese keyifli okumalar dilerim...

Harun Inan 
 05 Oca 18:16 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

"JACK LONDON ile YABANİ KUZEY TOPRAKLARINA DOĞRU"

Bir incelemeden daha hepinize merhabalar saygıdeğer okurlar. Bu sefer üç yıl önce aldığım ve bu zamana dek okuyamadığım nacizane "Beyaz Diş" eserini inceleyeceğim. İlk kez Jack London okuduğum için hayatını da araştırmak bana farz oldu.

"TATAVA YAPMA, MEVZUYA GEL DİYENLERİ 1 SONRAKİ PARAGRAFA ALALIM" =))

Maddi sıkıntılı bir çocukluk geçiren Jack London AĞABEYİMİZ. Liseye gitmeyip 15'li yaşlarında San Francisco kıyılarından para kazanmak için kendi teknesiyle maceralı bir hayata açıldı. Tüm Amerika'yı dolaştı. Parası olmayınca da dilendi. (TOPLUMUN EN DÜŞÜK SEVİYELERİNİ GÖRMÜŞ ANLAYACAĞINIZ) Sonrasında hayatını değiştirmek üzere lise sınavlarını dışarıdan vererek üniversiteye girdi. Daha sonrasında maceralı hayatını özlemiş olacak ki Kanada'da altın bulmak üzere yolculuğa çıktı. Bu yolculuk onun yazarlığının keşfi oldu. 3'ü roman 15 tane eser yazdı hayatında. Tabi maceralı bu hayattan vücudu yorulmuş olacak ki 1916'da 40 yaşında hastalığı sebebiyle hayata gözlerini yumdu.

Yolculuklarından fazlasıyla etkilenmiş olacak ki (YOLCULUKLAR EN İYİ OKULDUR) bu eserinde tek solukta okunacak macera kitabı havası var. Dahası kitabın dili o kadar temiz ve sade ki her yaştan birine ver okusun.

Kitabın konusu; vahşi hayatta doğan, büyüyen, insanlarla yaşamaya çalışan ve türlü zorluklar geçiren kendi gözünden anlatılan bir kurdun hayatıdır. İnsanların ve hayvanların birbirlerine muhtaçlığını, bir evcil kurdun gözünden insanları (yani tanrıları) çok hoş bir biçimde anlatıyor.

"MACERA KİTABI ARAYAN KARDEŞİM JACK LONDON'A GEL"

Macera kitabı arayıp hem de kendisine bir şeyler katmasını isteyenlere ilk bu eserden başlamalarını öneririm. Hatta herkesin okumasını öneririm. Çok akıcı bir eser bakmayın 3 günde okuduğuma 1 günde su gibi akıp gider. OKUYUN SİZ DE KUZEY TOPRAKLARINA YOLCULUK YAPIN...=))

Bir incelemenin daha sonuna geldik saygıdeğer okur arkadaşım. Buraya kadar okuyabildiysen bu müzik de benden. =))

Ek:https://youtu.be/0GGJQbahDcQ

silaes 
 21 Nis 2016 · Kitabı okudu · 22 günde · Beğendi · 10/10 puan

Ben bu kitabi muhtemelen çoğu okurdan daha farklı bir gözle değerlendiceğim. Hani şu haberlerde gördüğünüz barınak basan, hayvan katillerinin üzerine yumurta fırlatan sizin, kırık oldugunu düşündüğünüz insanlar varya. Hah iste ben bizzat onlardanim. Hayvanlarla aram insanlara nazaran daha iyi. Markete giderken sokak kopeklerine selam veririm. Bu sebepledir ki bu kitap beni zırıl zırıl aglattı. Hayvan emeginin sömürülmesine karsiyim. Aladdinin ciniyle karsilassam köpek dövusturen insanlarin soyunun kurumasi ilk dilegim olur. Hele scoot o guzel smith in suratina yumrugu indirdi ya nasıl hosuma gitti anlatamam.Bu kitapla ilgili tek olumsuzluk ise bu kitabi daha önce neden okumamis oldugum. Beyaz diş benim hayatimda yeni bir sayfa açti. Böyle kitaplar iyki var. Bide konusu gelmisken sokak ortami malum. Onlar icin bi kap mama bi kap su koymayı ihmal etmeyin. Kamu spotumu da verdim bitiriyorum =)

Nurhan yıldırım 2 
 18 Şub 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Kitap çok güzel kitapta bir köpeğin maceralarını anlatıyor o dondurucu soğukta dayanması dövülmesi acı çekmesi bulunması mutlu olması ve birçok şey beyaz diş bu köpeğin adıdır bu köpek çok güçlü olduğu için herkes o köpeği istemektedir ayrıca kitabın filminide izledim bide araştırmalarıma göre beyaz diş hikayesi gerçekte yaşanmış bir hikayedir bunu filmin sonundada söylüyorlar kitap harika herkese tavsiyem mutlaka okuyun

Onur Erol 
22 Nis 2017 · Kitabı okudu · 11 günde · Beğendi · 10/10 puan

London'ın Vahşetin Çağrısı'ndan sonra okuduğum ikinci kitabıydı. Yazarın yazarlık süreci Kanada'ya gittiği sıralarda başladığı için Kurtların hayatını çok iyi gözlemlediğini düşünüyorum. Jack London okurken gerçek anlamda bir görsel şölene tanık oluyorum. Muhteşem betimlemeler inanılmaz tasvirler birbirini ardına soluksuz bir şekilde sayfaları çevirmenize neden oluyor. Birde yazarın en büyük özelliği inanılmaz kelime haznesi. İsimler dışında aynı kelimeyi belki hiç bir daha okumuyorsunuz hissine kapılıyor insan. Bu da kitaba inanılmaz bir zenginlik katıyor. Bu yüzden London okurken hiç sıkıldığımı hatırlamıyorum. Kitap elinizden akıp gidiyor.

Hikaye içinde hikaye olan bir kitap bir yerden alıp sizi öyle yerlere sürüklüyor ki, nefes nefese kalıyorsunuz. Hikaye geçişleri öyle güzel kurgulanmış ki, hepsi zincirleme bir halkayla tutuşturulmuş gibi başınızın üstünde dönüyor. Bir kurdun yaşamı ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi. Gerçek olaylara dayanması da kitabı daha ilgi çekici kılıyor diye düşünüyorum. Mutlaka ama mutlaka okuyun derim!

Büyük küçük herkesin okumasını tavsiye ederim. Bu hayata birde bazı insanlardan daha insan olan hayvanların gözünden bakmaya ihtiyacımız var.

Esra turk 
22 Şub 2017 · Beğendi · 1/10 puan

Kendi cinsinden ve insanlardan nefret gördüğü, hiç durmadan onlarla mücadele ettiği için büyümesi çabuk fakat tek yönlü oluyordu. İçindeki şefkat ve sevginin filizlenmesi olanaksızdı. Böyle şeyler için en küçük bir umudu bile yoktu. Kuvvetliye boyun eğmek, zayıfı ezmek kuralını öğretmişti. Gri kunduz kuvvetli bir tanrıydı. Bu yüzden Beyaz Diş ona boyun eğiyordu. Fakat kendisinden küçük olan köpek, ezilmesi gereken zayıf bir yaratıktı. Onunki kuvvet yönünde bir gelişmeydi. Devamlı acı çekmek, hatta mahvolmak tehlikesine karşı koyabilmek için,m yırtıcı ve savunmacı özellikleri aşırı derecede gelişmişti. Diğer köpeklerden daha çabuk hareket ediyor, daha hızlı koşuyordu. Onlara oranla daha hileci, daha çevikti. Çelik gibi kasları, ipince sinirleri olan, cesur, zalim, yırtıcı ve akıllı bir hayvan olup çıktı. Bütün bu niteliklere sahip olması şarttı, aksi halde ne ayakta durabilecek ne de içinde bulunduğu bu düşman çevrede yaşayabilecekti.

Çalışkanarı Çiğdem Özdemir 
28 Şub 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Okumayı bilen insanlardan tavsiye almak ne güzel. Teşekkürler Ülkü Ciner. Ama açık söyleyeyim çok beğenmeme rağmen, çok da etkilenmedim. Belki okuyabildiğimde 30 ları ortalamam, belki de yaklaşık 350. Kitabım oluşundan. Ama ne olursa olsun okunmalı.

Kitaptan 347 Alıntı

Damla Köseoğlu 
14 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

İnsan yenildiğini düşünürse, yarı yarıya öyle sayılır.

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 24 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Damla Köseoğlu 
16 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Bütün canlılar gücü sever.

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 164 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 164 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Sadettin TANIK 
20 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir kimse kişiliğine uymayan bir şeyi yapmaya zorlanamaz.

Beyaz Diş, Jack LondonBeyaz Diş, Jack London
Damla Köseoğlu 
17 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Hayatın bin yüzü vardı...

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 238 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 238 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Damla Köseoğlu 
16 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Annelik ise ister vahşi hayatta olsun, ister olmasın annelikti, yırtıcı bir korumacılıktı...

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 66 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Damla Köseoğlu 
15 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Dolu bir mide, tembel tembel güneşin altında yatmak gibi şeyler çekilen bütün zahmetlerin, verilen bütün emeklerin karşılığıydı.

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 85 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 85 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Damla Köseoğlu 
15 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Dünya, şaşırtıcı bir yerdi. İçinde hayatın kıpırdanışını hissetmek, kaslarının hareketini fark etmek, sonsuz bir mutluluk kaynağıydı.

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)
Sait çelik 
06 Ara 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Onun sevgisi ibadet gibi sessiz ve gösterişsiz bir sevgiydi.

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 218)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 218)
Sadettin TANIK 
20 Haz 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Ödü patlıyordu korkudan. Çünkü bilip tanımadığı şeylerdi bunlar ve bilinmeyen herşey onun düşmanıydı.

Beyaz Diş, Jack LondonBeyaz Diş, Jack London
Sokrates'in teyzesii 
03 Kas 2016 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hayat başka bir hayata bağlıydı. Yiyenler ve yenilenler vardı.
Bu kanun:''YE YOKSA YENİRSİN'' kanunu idi.

Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 31)Beyaz Diş, Jack London (Sayfa 31)
35 /

Kitapla ilgili 2 Haber

Beyaz Diş, Jack London’ın ölümünün 100. yıl dönümü münasebetiyle yeniden basıldı
Beyaz Diş, Jack London’ın ölümünün 100. yıl dönümü münasebetiyle yeniden basıldı Jack London’ın çocuk klasiklerinden sayılan “Beyaz Diş”, yazarın ölümünün 100. yıl dönümü münasebetiyle Sena Yayınları tarafından yeniden yayımlandı.
Trajik ve Destansı Jack London Hikayeleri
Trajik ve Destansı Jack London Hikayeleri Yaşamı boyunca 200’e yakın hikayeyi kaleme alan Jack London’ın hayatın kavgasına dair öykülerinin yer aldığı Meksikalı, Can Yayınları tarafından yayımlandı.