1000Kitap Logosu
Resim
Jack London

Jack London

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.5
67,1bin Kişi
218bin
Okunma
10,4bin
Beğeni
175bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
Sponsorlu
Tam adı
John Griffith Chaney
Unvan
ABD'li Gazeteci ve Roman Yazarı
Doğum
San Francisco, ABD, 12 Ocak 1876
Ölüm
Kaliforniya, ABD, 22 Kasım 1916
Yaşamı
12 Ocak 1876’da San Francisco’da doğdu. Gerçek adı John Griffith Chaney’dir. Evlilik dışı bir çocuk olarak dünyaya gelen Jack London, soyadını, henüz sekiz aylıkken annesinin evlendiği John London adlı savaş gazisinden aldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle küçük yaşta okulu bırakıp gazete satıcılığı, tayfalık, balıkçılık, istiridye korsanlığı, gazetecilik, sahil koruma devriyeliği gibi çeşitli işlerde çalıştı ve Amerikan işçi sınıfını tanıdı. 1894’te serserilik suçlamasıyla otuz gün hapis yattı. Hapisten çıktıktan sonra hayatını değiştirmek arzusuyla liseye kayıt yaptırdı. Lise öğrenimini bir senede tamamlayarak 1896 yılında Kaliforniya Üniversitesi’ne girdi. Bir dönem okuyabildiği üniversiteden maddi zorluklar sebebiyle ayrıldı. 1897’de Klondike bölgesinde altın arayanlara katıldı ama bir yıl sonra yine yoksul ve işsiz olarak geri döndü. Yoğun bir çalışma programı hazırlayarak şansını yazarlıkta denemeye karar verdi. Soneler, baladlar, nükteli fıkralar, anekdotlar, korku ve serüven öyküleri yazmaya başladı. 1909’da yazdığı Martin Eden bu dönemi yansıtması bakımından otobiyografik izler taşır. İlk kitabı Kurt Dölü (1900) büyük ilgiyle karşılandı. Aynı yıl Elisabeth Maddern ile evlendi ve bu evlilikten iki kızı oldu. Ancak bu beraberlik uzun ömürlü olmadı ve 1904’te sona erdi. Charmian Kittredge ile ikinci evliliğin ardından 1916’da Kaliforniaya’daki çiftliğinde hayatını kaybetti. London yazarlık kariyeri boyunca elliye yakın kitap yazdı ve döneminin en çok okunan yazarlarından biri oldu. Yazdıkları, yaşadıkları etrafında şekillenmiş, sosyalizmin de etkisiyle toplumcu bir dünya görüşüne ulaşmıştır. Başlıca eserleri arasında Beyaz Diş, Martin Eden, Uçurum İnsanları, Vahşetin Çağrısı yer alır.
520 syf.
·
14 günde
·
9/10 puan
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini daha yorgun hissetti." (s. 198) Zor durumda kaldıkça nelere sığınırsınız hayatta? İstemsizce bu soru karşısında hep kitaplar gelir aklıma. Martin'i bu yönden çok benzettim kendime. Eminim siz de kendinizden birçok parça bulacaksınız onda. Ve bu onunla özdeşim kurmanıza vesile olacak. "Ama ben kitapları hep sevdim ve bulduğum her şeyi okudum." (s. 72) Ama okumak insanı mutlu kılmıyor her zaman. Aksine daha çok düşünmesini, hayata ve insanlara dair daha çok kafa yormasını sağlıyor, bu da beraberinde mutsuzluk ve huzursuzluğu getiriyor. "Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü." (s. 55) Okurken Ruth'un ailesinin tavırlarına karşı büyük nefret duyduğumu itiraf edebilirim. İnsanların geri kalanını bir proje olarak görmek ne büyük aşağılıklık. Eğer Martin, Ruth'u affetseydi eseri o an yarım bırakabilirdim diye düşünüyorum. Ruth da yine Jack London'ın okul yıllarında tanıdığı bir kızdan yola çıkarak oluşturduğu bir kahraman... Eseri okurken dönem hakkında oldukça bilgi sahibi oluyor, dönemin sanatçılarının mücadelesine daha yakından şahitlik ediyor, burjuva kesiminin insanlara bakış açısını görüyorsunuz. Son notlar önemli yer tutuyor. Eserde geçen kişi ve kavramlar hakkında derinlemesine bilgi ediniyorsunuz. Gönül rahatlığıyla "Bu çalışmada emek var." diyebilirim. Ama okuduktan sonra daha mutlu olacağınızın garantisini veremem. Hatta muhtemelen daha da büyüyecektir içinizdeki huzursuzluk. Ama şunu temin edebilirim ki Martin Eden buna değer. Çalışma hayatımdaki yoğunluk nedeniyle eserin yılın son kitabı olacağını düşünmüş ve sindire sindire okuma kararı almıştım. Ama istemsizce eserin içinde buldum kendimi. Onun dünyası kendi dünyam oldu ve o mücadelede bana da bir yer vardı. O okuyordu, ben de okumalıydım. Şimdi o bitti, ben yarım kaldım.
Martin Eden
9.2/10 · 55,2bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
12 günde
·
8/10 puan
Yazarlık Yolu
Jack London
, ile önce başlamak isterim.#90566644 kitabını kesinlikle daha çok beğendim.Bunu belirtmem lazım.Daha kalıcı olacak Beyaz Diş bende. London, Dünya Ticari dergi romanının öncüsü ve zengin olabilen ilk yazarlardan biridir.Kitaptaki Martin Eden karakterine bu yönden çok benzer.Zaten otobiyografi bir romandır
Martin Eden
. Birçok kısmı kendi hayatındaki ile aşağı yukarı aynı yada benzerdir.London bir köle tarafından büyütülür.Anne figürü yani bir köle kadındır.Gerçek anne ve babası ile ilgilide yoğun tartışmalar mevcut olup, belli değildir.Martin Eden kitabında geçen tüm muhitler gerçekten de London un yaşadığı ve çok iyi bildiği muhitlerdir.Bir başka ortak noktası ise onunda aynı Eden gibi bir denizci olmasıdır.Kavga, dövüş kültürü ve yakışıklılık da diğer ortak noktalardan.Diplomasının olması yine Martin Eden ile benzer başka bir ortak noktadır.Kitapta 5 dolar alınca yazmaktan vazgeçmeyi düşünen, 40 doları sonrasında aldığında ise paçayı kurtardım diye sevinen bir Eden vardır.Bu kısım da London un gerçek hikayesi ile aşağı yukarı aynıdır.
George Sterling
ise kitaptaki Brissenden dir.London'un, Çin, Kore gibi ülke vatandaşlarına karşı ırkçı ifadeli mevcuttur.Ölümü ile ilgili de çok fazla efsane vardır.Martin Eden gibi intihar yolunu seçtiğini söyleyenler az değildir.Ama tartışmalı bir konudur.
Martin Eden
, kitabı ile ilgili olarak şunları söyleyebilirim.Alt sınıftan olduğu net bir biçimde gözümüze sokulan Martin Eden isimli bir gencin kısaca hoşlandığı Ruth isimli üst tabakadan bir kızın gözüne girebilmek için vermiş olduğu mücadele anlatılıyor.Bu mücadeleyi de yazar olmaya çalışarak bizlere gösteriyor London.Kitap 1909 da yazılmış.Bir hayal kırıklığı görmek mümkündür çoğu kısmında kitabı.Özellikle yayınevleri ciddi bir biçimde eleştirilir.Geçmişte yüzüne bakılmayan eserler bir anca özel olur çıkar karşımıza.Eden, sosyalizmi reddeder ve ona köle ahlakı der.Proletarya ve burjuva sınıfı ayrımını yazar bizlere en derinden hissedirir.Ruth un gözüne sokarken aslında tüm üst tabakanın da gözüne sokmak ister.Kendi geçmişini zaman geçtikçe reddeden bir delikanlı oluyor devam eden kısımlarda Eden.Bir yer eminim sizlerinde dikkatini çekmiştir.Parayı bulduktan sonra Eden, artık kendi yazmaz.Yazdırmaya başlar.
Friedrich Nietzsche
ve
Herbert Spencer
ı çok sevdiği aşikar olan yazarımız intihar nedeni olarak bireyci yaklaşımın geçerli olduğunu söyler ve Tanrı ya inanmadığı için değil, insanlara inanmadığı için bu yolu seçti demeye getirir.Bu kısmı beğenmediğimi bakış açısı olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Martin Eden kitabı yazıldığında London ünlü ve zengindi.Kitaptaki Ruth ise yine gerçek bir kişidir. Mabel Applegarth. Kitap, olağanüstü gibi gösterilse de her zaman bence sadece iyi.Genel anlamda mantığa sığmayan ve yer yer sıkan bölümler var.Hatta bazi bölümler kitapta neden anlatıldı, çünkü ileride bir tamamlayıcı olmadı da dedim.London'un edebi dilini seviyorum.Beyaz Diş daha iyiydi bence. Bu arada filmi de yapılmış Martin Eden in.
Levent Cinemre
harika ötesi bir çeviri yapmış.Bildiğim kadarı ile ödüllü bir çeviri.Emek vermiş.Arkadaki notlar çok faydalı idi.Eline sağlık demek lazım. Kitaba puanım 8.
Martin Eden
9.2/10 · 55,2bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
258 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Jack London
okumayı seven biri olarak bu kitaba da başlarken pozitif bir ön yargı ile başladım, sonuçsa benim ön yargımdan çok yazarın başarılı kaleminden ve hayal gücünden dolayı bu kitabı çok ama çok beğenmem oldu. Bana kalırsa bu kitabı yorumlamak ve incelemek gerçekten büyük bir ustalık gerektirmektedir. Bu da Yazarımızın en beğendiğim kitabı olan
Martin Eden
gibi okuyup bitirdikten sonra bile günlerce kafa yorulabilecek kadar ince konuları işlemiş ve bunu vahşi bir Kurt'un insanla tanışıp onun modern dünyasına katılıp uyum sağlamaya çalışan hayatını anlatarak gözler önüne sermiş olmasından kaynaklanmaktadır. Kitapla ilgili tek kusur birçok yayın evinden basılmış ve ne yazık ki bunların bir çoğuda neredeyse orijinal kitabın ortasından başlıyor olması, benim aldığım kitap eski bir basım ve dediğim gibi neredeyse orjinalin ortasından başlıyordu. Bir arkadaşımın kitap hakkında konuşurken uyarması ile doğru kitabı okudum. Esas kitap birkaç adam ve kızak köpeklerinin yolculukları sırasında kurt sürüsünün saldırısına uğramaları ile başlıyor. Beyaz Diş kitabı bana bazı bölümlerde geçen yazılar ve olaylardan dolayı
Vahşetin Çağrısı
kitabıyla bir bütünlermiş izlenimi verdi. Kitabımızda etnik köken kavgalarından, saf sevgiye, sadakatten, hayatta kalmak istiyorsan o seni yemeden sen onu yemelisin mottosu"na kadar bir sürü alt konu işlenmiş. Bakış açısı ne olursa olsun bu kitabı okuyan bir çok insana çok sayıda ders ve örnekler verebilen bir kitap. Benim için bir kitabın iyi olduğunu gösteren en önemli unsur; hikayeleştirmedir ki hikayesi iyi olmayan bir kitap akıcı olmayacağı için bir çok kitapta da gördüğümüz gibi yarım kalır. Fakat bu kitapta yazar olay örgüsünü o kadar iyi sıralanmış, hikayeleştirmeyi o kadar iyi yapmış ki bir yerden sonra kendinizi Beyaz Diş için endişeleniyor ya da üzülüyor buluyorsunuz. Eğer bu kitabı okumayı düşünüyorsanız, düşünmeyi bırakın. Hemen harekete geçin ve kitabı okumaya başlayın, eğer doğru yayın evinden alınmış bir kitap sa ki bunun nedeni den yukarıda bahsettim, ilk 30 40 sayfadan sonra olay örgüsü sizi öyle içine almış olacak ki bırakmak istemeyeceksiniz. Üstelik bazı kitaplarda olduğu gibi daha kitabın ortasına gelmişken sonu tahmin edilip sıkılabilinecek bir kitap değil. Baştan sona çok sürükleyici bir kitap.
Beyaz Diş
8.7/10 · 55,3bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.