1000Kitap Logosu
Martin Eden

Martin Eden

Okuyacaklarıma Ekle
TAKİP ET
Kitapyurdu.com
75TL ve üzeri tüm siparişlerde Kargo Bedava!

Hakkında

520 sayfa ·
Tahmini okuma süresi: 14 sa. 44 dk.
Adı
Martin Eden
Basım
Türkçe · Türkiye · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · Ocak 2021 · Karton kapak · 9786053322122
Diğer baskılar
Jack London’ın yarı otobiyografik romanı Martin Eden, 20. yüzyıl başında sosyal ve ideolojik meseleler ağırlıklı içeriğiyle Amerikan edebiyatında büyük ölçüde kabul görmüştür. London farklı sınıflar arasındaki zihniyet ve değer farklarını gözlerimizin önüne sererken, statü ve servetin Amerikan toplumundaki hayati önemine işaret eder. Romanın ana temalarından biri, başarı ve refah yolunun sosyal sınıf farkı gözetilmeksizin herkese açık olduğu şeklinde özetlenebilecek Amerikan Rüyası’dır. Ya da bu idealin yarattığı muazzam hayal kırıklığı… London, romanı bir sanatçının çıraklıktan olgunluğa geçiş sürecini işleyen Künstlerroman geleneğinde yazmıştır. Martin’in aşkı uğruna eğitimsiz genç bir işçiden başarılı ve rafine bir yazara dönüşüm mücadelesini anlatır. Kahramanı hedefine ulaştığında ise motivasyonunu ve heyecanını çoktan yitirmiş, trajik bir sona doğru sürüklenmektedir artık…
Fiyatlar

Okurlar

Kadın
% 71.3
Erkek
% 28.7
0-12 Yaş
13-17 Yaş
18-24 Yaş
25-34 Yaş
35-44 Yaş
45-54 Yaş
55-64 Yaş
65+ Yaş
9.2
10 üzerinden
18,9bin Puan · 3552 İnceleme
520 syf.
·
14 günde
·
9/10 puan
Martin EDEN - Jack LONDON (Okumadan Ölmeyin!)
Tam, "Dur, daha yeni tanıdım seni!" derken kitabın bitmesiyle ellerimden kayıp giden bir arkadaş oldu Martin Eden benim için. İncelememe başlamadan önce bir itirafta bulunmak istiyorum: Bu eseri spoiler vermeden inceleyecek kadar yeterli görmüyorum kendimi. Ona göre okuyun ki incinmesin hayat mücadelesinde yorgun düşmüş yüreklerimiz. Yarı otobiyografik bir roman. Jack London'ı büyük oranda Martin Eden kişiliğine bürünmüş olarak görüyorsunuz. Dönem aynı dönem, mekan aynı mekan, zaman yine aynı zaman ve yine kahramanlar gerçek dünyadan kahramanlar... Yirmili yaşlarda tabiri caizse halk tabakasından bir genç Martin Eden. Denizcilik ile uğraşırken bir olay sonucunda Ruth ve ailesi ile tanışıyor. Onun burjuvazi ile tanışması aynı zamanda... Ona duyduğu ya da duyduğunu sandığı aşk onu yazılar yazmaya itiyor. Başarılı bir yazar olma adına disiplinli bir çalışma başlatıyor. Büyük hayranlık duyuyorsunuz onun azmine. Ruth'un dünyasına ait olma mücadelesi girdiği aslında. Bu mücadelede onunla aşık oluyor, onunla acı çekiyor, onunla aç kalıyor ve onunla amacınıza ulaşmak için çabalıyorsunuz. Bir aşk insana neler yaptırır? Aşk sandığımız şey aslında nedir? Para nelere gölge düşürebilir? Amacımıza ulaştığımız anda daha mı mutlu olacağız sorularının cevabını alıyoruz eseri okurken... Algernon'a Çiçekler isimli bir eser okumuştum. Başkahraman zeka seviyesi arttıkça derin bir yalnızlığa gömülüyor ve aynı zeka seviyesine düşene kadar o yalnızlıktan kurtulamıyordu. Martin Eden ait olduğu sınıftan kopma mücadelesi verirken burjuva sınıfını da tanıyor. Bu tanıma süreci onu eski sınıfına da yabancı kılıyor ve her iki sınıfa da uzaklaşma başlıyor. Bu durum onu hayata daha da yakınlaştıracak dediğimiz yerde tam bir uzaklaşmanın geldiğini görüyoruz. "Yalnızlığını daha güçlü ve kendini daha yorgun hissetti." (s. 198) Zor durumda kaldıkça nelere sığınırsınız hayatta? İstemsizce bu soru karşısında hep kitaplar gelir aklıma. Martin'i bu yönden çok benzettim kendime. Eminim siz de kendinizden birçok parça bulacaksınız onda. Ve bu onunla özdeşim kurmanıza vesile olacak. "Ama ben kitapları hep sevdim ve bulduğum her şeyi okudum." (s. 72) Ama okumak insanı mutlu kılmıyor her zaman. Aksine daha çok düşünmesini, hayata ve insanlara dair daha çok kafa yormasını sağlıyor, bu da beraberinde mutsuzluk ve huzursuzluğu getiriyor. "Bir sürü kitap okudu ama içindeki huzursuzluk azalmak yerine daha da büyüdü." (s. 55) Okurken Ruth'un ailesinin tavırlarına karşı büyük nefret duyduğumu itiraf edebilirim. İnsanların geri kalanını bir proje olarak görmek ne büyük aşağılıklık. Eğer Martin, Ruth'u affetseydi eseri o an yarım bırakabilirdim diye düşünüyorum. Ruth da yine Jack London'ın okul yıllarında tanıdığı bir kızdan yola çıkarak oluşturduğu bir kahraman... Eseri okurken dönem hakkında oldukça bilgi sahibi oluyor, dönemin sanatçılarının mücadelesine daha yakından şahitlik ediyor, burjuva kesiminin insanlara bakış açısını görüyorsunuz. Son notlar önemli yer tutuyor. Eserde geçen kişi ve kavramlar hakkında derinlemesine bilgi ediniyorsunuz. Gönül rahatlığıyla "Bu çalışmada emek var." diyebilirim. Ama okuduktan sonra daha mutlu olacağınızın garantisini veremem. Hatta muhtemelen daha da büyüyecektir içinizdeki huzursuzluk. Ama şunu temin edebilirim ki Martin Eden buna değer. Çalışma hayatımdaki yoğunluk nedeniyle eserin yılın son kitabı olacağını düşünmüş ve sindire sindire okuma kararı almıştım. Ama istemsizce eserin içinde buldum kendimi. Onun dünyası kendi dünyam oldu ve o mücadelede bana da bir yer vardı. O okuyordu, ben de okumalıydım. Şimdi o bitti, ben yarım kaldım.
Martin Eden
9.2/10 · 51,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
12 günde
·
8/10 puan
Yazarlık Yolu
Jack London
Jack London
, ile önce başlamak isterim.#90566644 kitabını kesinlikle daha çok beğendim.Bunu belirtmem lazım.Daha kalıcı olacak Beyaz Diş bende. London, Dünya Ticari dergi romanının öncüsü ve zengin olabilen ilk yazarlardan biridir.Kitaptaki Martin Eden karakterine bu yönden çok benzer.Zaten otobiyografi bir romandır
Martin Eden
Martin Eden
. Birçok kısmı kendi hayatındaki ile aşağı yukarı aynı yada benzerdir.London bir köle tarafından büyütülür.Anne figürü yani bir köle kadındır.Gerçek anne ve babası ile ilgilide yoğun tartışmalar mevcut olup, belli değildir.Martin Eden kitabında geçen tüm muhitler gerçekten de London un yaşadığı ve çok iyi bildiği muhitlerdir.Bir başka ortak noktası ise onunda aynı Eden gibi bir denizci olmasıdır.Kavga, dövüş kültürü ve yakışıklılık da diğer ortak noktalardan.Diplomasının olması yine Martin Eden ile benzer başka bir ortak noktadır.Kitapta 5 dolar alınca yazmaktan vazgeçmeyi düşünen, 40 doları sonrasında aldığında ise paçayı kurtardım diye sevinen bir Eden vardır.Bu kısım da London un gerçek hikayesi ile aşağı yukarı aynıdır.
George Sterling
George Sterling
ise kitaptaki Brissenden dir.London'un, Çin, Kore gibi ülke vatandaşlarına karşı ırkçı ifadeli mevcuttur.Ölümü ile ilgili de çok fazla efsane vardır.Martin Eden gibi intihar yolunu seçtiğini söyleyenler az değildir.Ama tartışmalı bir konudur.
Martin Eden
Martin Eden
, kitabı ile ilgili olarak şunları söyleyebilirim.Alt sınıftan olduğu net bir biçimde gözümüze sokulan Martin Eden isimli bir gencin kısaca hoşlandığı Ruth isimli üst tabakadan bir kızın gözüne girebilmek için vermiş olduğu mücadele anlatılıyor.Bu mücadeleyi de yazar olmaya çalışarak bizlere gösteriyor London.Kitap 1909 da yazılmış.Bir hayal kırıklığı görmek mümkündür çoğu kısmında kitabı.Özellikle yayınevleri ciddi bir biçimde eleştirilir.Geçmişte yüzüne bakılmayan eserler bir anca özel olur çıkar karşımıza.Eden, sosyalizmi reddeder ve ona köle ahlakı der.Proletarya ve burjuva sınıfı ayrımını yazar bizlere en derinden hissedirir.Ruth un gözüne sokarken aslında tüm üst tabakanın da gözüne sokmak ister.Kendi geçmişini zaman geçtikçe reddeden bir delikanlı oluyor devam eden kısımlarda Eden.Bir yer eminim sizlerinde dikkatini çekmiştir.Parayı bulduktan sonra Eden, artık kendi yazmaz.Yazdırmaya başlar.
Friedrich Nietzsche
Friedrich Nietzsche
ve
Herbert Spencer
Herbert Spencer
ı çok sevdiği aşikar olan yazarımız intihar nedeni olarak bireyci yaklaşımın geçerli olduğunu söyler ve Tanrı ya inanmadığı için değil, insanlara inanmadığı için bu yolu seçti demeye getirir.Bu kısmı beğenmediğimi bakış açısı olarak belirtmeden geçemeyeceğim. Martin Eden kitabı yazıldığında London ünlü ve zengindi.Kitaptaki Ruth ise yine gerçek bir kişidir. Mabel Applegarth. Kitap, olağanüstü gibi gösterilse de her zaman bence sadece iyi.Genel anlamda mantığa sığmayan ve yer yer sıkan bölümler var.Hatta bazi bölümler kitapta neden anlatıldı, çünkü ileride bir tamamlayıcı olmadı da dedim.London'un edebi dilini seviyorum.Beyaz Diş daha iyiydi bence. Bu arada filmi de yapılmış Martin Eden in.
Levent Cinemre
Levent Cinemre
harika ötesi bir çeviri yapmış.Bildiğim kadarı ile ödüllü bir çeviri.Emek vermiş.Arkadaki notlar çok faydalı idi.Eline sağlık demek lazım. Kitaba puanım 8.
Martin Eden
9.2/10 · 51,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
382 syf.
Ve bu dünya öyle kurulmuş ki, para mutluluk için gerekli.
Selamlar. Uzun bir aradan sonra inceleme yazma kararı aldım. Martin Eden çoğumuzun duymuş olduğu bir kitap sanıyorum. Benim de tembelliği bir yana atıp yazmam için :D bu tuhaf öyküyü anlatmam için istek uyandırdı. Ben de nasıl daha iyi anlatabilirim diye gerildim açıkçası. Aldous Huxley'in Cesur Yeni Dünya adlı kitabında “Paranı öder, şansını denersin.” diye bir alıntı vardı. Ben eski alıntılarıma bakarken altına “Ve paran yoksa sen bir hiçsin.” yazmıştım. Etiketlemek istemiyorum zaten denk gelirse okur o yanıt sahibi. :) Altına aslında parasızlığın insanı harekete geçirdiği hakkında yorum yapmıştı. Hak verdim, Martin Eden'i okudum. O kadar iyi anladım ki... Yine popüler olan Suç ve Ceza'daki Raskolnikov karakteri biraz tanıdık gelebilir ama o yaşam mücadelesi veriyordu. Bu Tanrının çılgın aşığı Martin, bir öpücük uğruna ölecek olan Martin. Konusu ilk görüşte güzel Ruth'un aşk'ına yakalanan ve sınıf ayrımları sebebiyle bir türlü kendini sevdiğine layık görmeyen, işsiz ya da dönemlik işçi olan, sersefil yaşayan Martin'i ele alıyor. Bir yandan Dil Bilgisi, diksiyon, Edebiyat, İngilizce dersleri alırken sevdiğinden, içindeki yazma isteğini keşfeder. Çeşitli öyküler yazmaya ve geçimini sağlamaya, Ruth'a da kendini sevdirmeye çalışıyor. Bir yandan da dönemin siyasetine karışmakla meşgul. Öncesinde üst tabakanın en iyi olduğu kanısındayken hata ettiğini fark eder. Aslında kitap okurken bazen gerçekten okuruz, sayfalar geçer ama sonrasında fark ederiz ki aklımızda tek bir satır yok, kafamız dağılmış ve tekrar hatırladığımız yere geri döner, ya yeri bularak devam ederiz ya da kafamızı toplamak adına bırakırız. En azından ben böyle yaparım. İşte üst sınıf tam olarak böyledir Martin için. Dolu gibi görünen boş kafalar. Bilgi var ama kullanmak yok. Her şeyiyle özgünlüğe önem verirdi Martin. Fikirler, hareketler... Eğer bir insan kendi fikirlerini kullan(a)mıyor, geçmişteki şeylere körü körüne inanıp yani bağnazlık ediyorsa kesinlikle ondan nefret ediyordu. Neyse şu parasızlık olayı... Yazdığı öyküleri dergilere gönderiyordu ama her seferinde geri gönderiyorlardı. Aşk için umudunu yitirmedi. Parasızlıktan yüzü çöktü, yani açtı. Günler geçti hiçbir gelişme olmadı. Ruth da ne kadar inanır görünse de inanmadı, kimse inanmadı. Burada spoiler verip okuma hevesinizi kırmamak adına noktalıyorum. İşte aşk için kendini heba eden denizci Eden... Aşağıdaki metinde birazcık spoiler vereceğim dileyen geçebilir. İşte... Spoiler istiyorsanız verelim. Martin ( biraz argo olabilir ama) parayı bulup köşeyi dönüyor. Artık sıradan, sefil Martin değil BAY MARTİN EDEN idi. Değil mi, ne tuhaf? Menfaat dünyası. :) Aynı adam ama zengin oldu artık. Üst kısımda söylemedim. Aslında Ruth da ona, onu sevdiğini söyledi. Martin'in eline bir miktar para geçti, çocuklara şeker vs. aldı bayram için. Aynı mağazada Ruth ve ailesi Morse'lar ile karşılaştı. Ruth onu rezil ettiğini ve onu istemediğini söyledi. Yıkıldı tabi Martin. Sen gel, evini dahi değiştir, aşk için ilk kez dişlerini fırçalayacak kadar yani en ince ayrıntısına kadar kendini yenile ama açsın diye, fakirsin diye, alt sınıftansın diye sevginin ihanetine uğra. Çok acıdım. İşin komik yanı Martin, Ruth ve abisini yolda görür. Ruth, beni sevip sevmediğini sordum, yanıtlamadın, senin ağzından duymak istiyorum, beni gerçekten sevmiyor musun, der. “Hayır!” Milletin ağzına bakar yine kaba bir tabir ile. Komik taraf şu ki; bizimki zengin olduktan, cepleri para ile dolduktan sonra Ruth gizli gizli geldiğini, onu gerçekten sevdiğini söyler. Ruth'u gördüğünde titreyen Martin'in mimiği oynamaz ya?! Onu eve bırakmak istediğini söyler. Ruth istemese de bir çıkar dışarı ve ağabeyi görür. O dediği şey beni bitirdi ya... :( Parasızken sen gel, kız kardeşim seni sevmiyor de, kendi elinle götür, parayı bulunca da kendi elinle getir... Hayat! İşte para para para!!! Onu yolda görünce selam dahi vermeyenler, onu tanımayan yüzlerce kişi dahi, şöhrete kavuştuğu için yemeğe çağırır. Tek bir cevap BEN AYNI ADAMIM, BEN AÇ İKEN NEREDEYDİNİZ!? Ne ağır ama!.. Lizzie vardı bir de. Martin'i seven ama o kendi aşkına olan inancı kaybedebilmek için Ruth'dan daha iyisini bulamazdı galiba. Bir şarkı vardı böyle... :/ Ah Martin... Yaşama olan inancı da kaybetti. Onu hayata bağlayan tek şey, tek varlık Ruth idi. Onun da menfaatçiden başkası olmadığını görünce inancı tamamen yitti. Ve kendini derin sulara bıraktı. Bir an kapağını kapattım kitabın ve boşluk hissettim içimde. Buraya kadar okuduyanız ne mutlu, teşekkürler, okumak isteyenlere keyifli- verimli okumalar. :)
Martin Eden
9.2/10 · 51,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
25 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Martin Eden
25 günde bitirebildiğim okudukça bazı şeylerin farkına vardığım kitabım Martin Eden'ın incelemesiyle karşınızdayım bugün. O kadar yoğun bir zamanıma denk geldi ki Martin, okumaya fırsat bulamadıkça okuma şevkimin kırıldığını hissettim. :( Ama toparlandığımı hissediyorum. Kaldığımız yerden okumaya devam... Neyse incelememize geçelim o halde :) ---------------------- Martin Eden, Jack London'ın yarı otobiyografik romanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Yani kitabı okurken Jack London'ın hayatından kesitlerin olduğunu göreceksiniz (ya da gördünüz). Martin Eden, sınıf farklılıklarına kafa tutan ve bir insanın azimle, çalışmayla, istekle ve tabi ki kitaplarla karşısında hiçbir imkansızlığın olmadığını ilikilerinize kadar hissettiren, çok sevdiğim bir kitap oldu. Her ne kadar kitap başta mücadele kitabı gibi görünse de aslında bence bir yenilgi kitabı. Mart'ın o hayranlıkla izlediği burjuva sınıfının aslında hiç de hayranlık duyacak bir yanlarının olmadığını anlamasıyla hayata karşı yenilgisidir bence. "Kendim dışında kimse bana inanmıyor Gertrude." (#132353989) diyor Martin Eden. Aslında ona en yakını sayılabilecek ablası bile inanmıyorken o kendine olan inancını boşa çıkarmamakta ısrarcıydı. Ve çıkarmadı da. Bırakın bazı konularda size sizden başkası inanmasın önemi yok. Siz kendinize olan inancınızı boşa çıkarmamaya bakın. Kitap hakkında spoiler vermek istememekle beraber bu kitabı okuyun, okutun derim. En sevdiğiniz veya sizde etki bırakan kitaplar arasında kendine yer bulacağına inanıyorum. Şimdiden keyifli okumalar dilerim... Kitap dolu günleriniz peşinizi bırakmasın:)
Martin Eden
9.2/10 · 51,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
520 syf.
·
73 günde
·
8/10 puan
Hayalleri olan bir gencin hayallerini gerçekleştirmek için çok çalışırken hayallerinin neresini es geçtiğini anlatan güzel bir romandı. Zor zamanların kitabı, gerçekçi ol imkansızı iste en çok “iste olsun”u anlatan bir kitap. Martin Eden; kaba, iptidai ve ilim irfandan nasibini almamış hovarda bir denizciyken burjuva sınıfından bir adamın hayatını kurtarır ve onun evine misafir olur. Evin soylu, güzel, nazenin kızı Ruth’aya her anlamda vurulur ve hayallerinin peşinden koşmaya başlar. Ama bu sıradan bir koşuş değildir, hatta sıfırdan başlama bile değildir. Çünkü Martin Eden günlük konuşma dilinden bile yoksundur, denizci jargonunu bilir sadece. Yazarlığa giden zorlu yolda Martin Eden umut eker her yeni günde, asla vazgeçmez. Ve o, sıradan insanların hayalini bile kuramayacağı bir yerdedir artık. Sonu yoo yoo yoo hiç olmadı beklemediğim bir sondan ziyade istemediğim bir sondu. Martin Eden’in intihar etmesi ile Jack London’un intiharı da aynı bağlamda incelenebilir. Amacı bulunmayan ya da sahip olduğu kişiliğinden uzaklaşan insanlar yaşamaktan zevk alamazlar. Diyeceklerim bu kadar keyifli okumalar :)
Martin Eden
9.2/10 · 51,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.