1000Kitap Logosu
Ege
TAKİP ET
Ege
@BayW
Siyaset Bilimi
314 okur puanı
27 Oca 00:34 tarihinde katıldı.
92
Kitap
35
İnceleme
154
Alıntı
0
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
Sabitlenmiş gönderi
Ege
İki Şehrin Hikâyesi'ni inceledi.
464 syf.
·
17 günde
·
Puan vermedi
Büyük Bir Çarpışmanın Arasında Bir Hikaye
Eser, tarihi bir roman niteliğini taşıdığı ve konusunu Fransız Devrimi’ nden aldığı için öncelikle Fransız Devrimini özetlemek eserde anlatılan konuyu anlamak için daha faydalı olacaktır. Not: İncelememde elimden geldiğince eser de geçen hikayenin gerçek olaylar ile bağlantısında açıklayacağım. Fransız Devrimi 1700 yılların sonlarına gelindiğinde, Fransa pek de iyi bir konumda değildi. Dış borçlanma ve kaybettikleri koloniler sebebi ile ekonomik bir kriz içindeydi. Bu durumun etkisi ile vergiler bir hayli arttırılmış, köylüler şehirlere akın etmeye başlamıştır. Halk arasında yaşayan bir takım aydın kesim, özgürlük ve eşitlik arayışı filizlenmişti. Kral 16. Louis otoritesinin Tanrıdan geldiğini (Teokrasi) savunan bir yöneticiydi. Kral her ne kadar otoritesinin Tanrıdan geldiğini söylese de iyi bir yönetici olduğunu söylemek pek mümkün değildi. Çevresinde sadece Aristokrat kesime yer veriyor ve her gün onlarla sarayda eğlenceler düzenliyordu. Fransa’da halk açlıktan tükenirken ancak bu eğlencelerden kalan artıklara ulaşabiliyorlardı. Fransa’da yaşayan Burjuva sınıfı ile köylü sınıfının hiçbir şekilde yönetimde söz hakları bulunmuyordu. Bu duruma rağmen vergi veren kesim sadece burjuvalar ve köylülerdi. Bunun sonucunda yoğun baskılar sebebi ile kral, içinde halkın temsilcilerinin olduğu bir meclis toplantısı yapmak zorunda kaldı. Bu toplantıda kralın sol yanına devrimden yana olan Jakobenler sağ tarafına ise eski düzenden yana olan din adamları ve soylular oturmuştur. Ek bilgi! Bugün bilinen sağcılık ve solculuk terimleri bu oturuş düzeninden doğmuştur. Fakat devrimin asıl sahipleri Burjuva kesimi olmuştur ve halkı yönlendirip onları bir milis gücü olarak kullanmışlardır. Burjuva biraz daha halk tabakasına göre okumuş bir kesim olduğu için, kral bu toplantıda halkın sadece çok küçük bir kesimini kayırınca artık umutlar tükenmiş ve iş çığırından çıkmış ve kral halkın tepkisinden korktuğu için meclisin kapılarını sonuna dek kapatmıştır. Halk ile kral arasındaki son iletişim yolu da bununla birlikte ortadan tamamen kalkmıştır. Meclise katılmış olan temsilciler meclis kapısının kapalı olduğunu görünce, her gün başka bir yerde toplanmaya karar verirler ve bir İnsan Hakları Bildirgesi yayınlarlar. Bunun üzerine kral halkın yanında olan bazı görevlileri görevden alır. Bunun üzerine halk ayaklanarak baskının ve işkencenin zulmü olan Bastil Hapishanesini ele geçirir. Bu durum ile halk hareketi başlamıştır. Her yerde başlamış olan hareketlenmelerin ardından insanlar birbirlerine yurttaş demeye başlamıştır. İsyanlar sonucu kurucu meclis toplandı ve İnsan Hakları Bildirgesi resmi olarak yayınlandı. Bunun ardından ulusal egemenliğe dayanan bir anayasa hazırlanarak monarşinin yetkileri sınırlandırıldı. Bunlar sonucunda feodalite yıkıldı. Kısaca Fransız Devrimi bu şekilde olmuştur. Fransız Devrimini etkileyen düşünürler. Voltaire, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau Bu üç Fransız düşünürün ortak noktası, Birçok Fransız’ı Fransız rejiminin çürüdüğüne ve yerine daha iyi bir sistemin kurulacağına ikna etmeleri olmuştur. -Voltaire: Fikir olarak sosyal ve iktisadi reformlar görüşü. -Montesquieu: Kuvvetler ayrımı ilkesi. -Jean-Jacques Rousseau: Kişisel haklar için, Toplum Sözleşmesi anlayışı. Fransız Devrimine etki olarak bu üç düşünürün ayrı ayrı görüşleri devrim için bir hayli etkili olmuştur. Sizi çok sıkmak istemiyorum fakat eserimiz Fransız Devrimi temel alarak oluşturulmuş bir hikaye olduğu için ve Fransız Devriminin sonucunun dünya tarihini kökünden değiştirecek etkisi olduğu için Fransız Devriminin sonuçlarından da kısaca bahsedip eserimizi incelemeye geçeceğiz. - Yıkılmaz diye düşünülen gücünü ve kudretini Tanrı’dan aldığını iddia edilen krallıkların yıkılabileceği gerçeği ortaya çıkmıştır. - Demokrasi ve halk egemenliği kavramı oluşmaya başladı. - Milliyetçilik ilkesi dünyada yaşayan birçok halkın zihninde oluştu ve başta Osmanlı Devleti olmak üzere birçok ulus devletin yıkılmasına sebebiyet verdi. - İnsan Hakları Bildirisi, Fransızlar tarafından dünyada kabul gören bir bildiriye dönüştü. Şimdi eserimizde yaşanan olaylar ile Fransız devriminde yaşanan gerçeklerin analizinden bahsedeceğim. 1-Giyotin: Devrim döneminde hikayede de geçtiği gibi gerçekten de kullanılmıştır. (20 Mart 1792'de giyotin resmi olarak Fransa'nın idam aleti haline geldi.) 2-Bastille Hapishanesine baskın: Devrimin başlangıç döneminde hikâyede de geçtiği gibi baskın yapılmış ve devrimin başlangıç niteliğini taşımıştır. 3-Charles Darnay’in vatan hainliği davası: Fransa, Britanya’ya karşı olarak Amerikan Devrimine finansal destek sağlamıştır. Bu durumda Fransa ve Britanya arasındaki gerginliği ve düşmanlığı daha çok artmıştır. Hikayede geçen davayı hatırlayan okurlar durumu daha iyi anlayacaklardır. Bu gerginlik döneminde casusluk olayları da hikayede de geçtiği gibi yaşanmıştır. Konunun detayı için (7 yıl savaşlarını araştırmanızı öneririm.) 4-Hikayede geçen kral ve saray: Bahsedilen dönemde, hikayede geçtiği gibi saray savurgan ve keyfine düşkün bir haldeydi. Amerikan Devrimine yapılan finansal destek ile Fransa ekonomisi iyice kötüye gitmiş ve köylüler ve burjuvalardan daha yüksek vergiler alınmıştır. 5-İdamlar: Hikayede bahsedildiği gibi gerçekte de haklı veya haksız detaylı araştırılmadan birçok insan idam ettirilmiştir. 6-Devrim: Hikayede geçtiği gibi Fransız Devrimi bir süre sonra kontrolden çıkmış, yerini kan ve dehşete bırakmıştır. Bu sebeple birçok yerde Kızıl Devrim diye nitelendirilmiştir. Ayrıca tarihte de gelmiş geçmiş en kanlı devrim olarak bilinir. 7- Devrimin planlanama yerleri: Eserde de geçtiği gibi Fransız Devriminin örgütlenme aşamaları, bar ve kafe gibi alanlarda başlamıştır. Son olarak da eserimizden bahsedelim Öncelikle Charles Dickens okumadan önce Stefan Zweig’ın Üç Büyük Usta eserini okumanızı tavsiye ederim. Eserimiz, üst kısımda da bahsettiğim gibi Fransız Devriminde yaşanan iki şehirde gelişen bir hikayeyi anlatıyor. Şehirlerimizden birisi Londra diğeri ise Paris’tir. Yazarımız hikayenin ilk girişinde Fransız Devrimini şu şekilde özetliyor bizlere, ‘’Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü hem akıl çağıydı hem aptallık hem inanç devriydi hem de kuşku, aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu, hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana ‘’ Eserin bu giriş sözünü de açıklamakta fayda olduğunu düşünüyorum. -Zamanların en iyisiydi (O dönemdeki Aristokratlar için söylenmiştir) -Zamanların en kötüsüydü (O dönemde yaşayan ezilmiş halk ve burjuva kesimi için söylenmiştir) Not: Devrim öncesi bu şekildeydi, devrimden sonra tam tersi durum yaşanmıştır. -Hem akıl çağıydı hem aptallık hem inanç devriydi hem de kuşku. (Akıl çağı diye bahsedilme sebebi o dönemde Voltaire, Montesquieu, Jean-Jacques Rousseau gibi filozofların yetişmesiydi.) (Hem aptallık, Fransız Devriminde yapılan ve öncesindeki haksızlıklara vurgu yapılmıştır.) (Hem inanç devriydi hem de kuşku, O dönemde ruhban sınıfının emirlerine körü körüne inan bir kesimin olması ve üst kısımda da bahsettiğim filozofların bu körü körüne inanç dönemin de yetişip dinin emirlerini sorgulamasından bahsedilmektedir.) -Aydınlık mevsimiydi, karanlık mevsimiydi. (Devrimin başlaması aydınlık bir gelecek içindi, fakat devrim daha sonra kontrolden çıkıp insanlar sorgulanmadan araştırılamadan vahşice katledilmeleri ve sokakların kan gölünden geçilmemesi ve son olarak devrimi yapan kesimin artık amaçlarından sapıp kişisel kinlerinin sonucu olarak yarattıkları vahşeti işaret etmektedir.) -Hem umut baharı hem de umutsuzluk kışıydı. (Devrimin başlaması umudu müjdelenmişti fakat devrim sonrasında yaşanan ve hesapta olmayan tarihi dönemlere işaret edilmektedir. Devrim sonrasını daha iyi kavramak için kısa bir tarihi araştırma yapmanızı öneririm) -Hem her şeyimiz vardı hem hiçbir şeyimiz yoktu. (Halkın devrimin gücünü elinde tutup kullanması ve bu güç zehirlenmesi ile uyuması ve sadece devrimin ateşine odaklanmış bir halkın geriye kalan her şeyden yoksun kalmasından bahsedilir.) -Hepimiz ya doğruca cennete gidecektik ya da tam öteki yana. (Devrimin yapılmasının, daha doğrusu yapılış şeklinin doğru mu olduğunu yoksa yanlış mı olduğu sorgulanmaktadır. Bir diğer açıdan da bakacak olursak yapılan devrim ezilmiş halk için bir kaos mu olacaktı veya bir kurtuluş mu? Fakat kendi görüşüme göre, iki durumda yaşanmıştır. Çünkü iyi ve kötü ayırt edilmeden sadece devrim ateşinin zehri ile halktan birçok kesimin yaşamlarını vahşice yitirmeleri, halk için hem cenneti hem de cehennemi yaşatmıştır.) Kısacası yazarın yazdığı bu söz devrimi eleştirel niteliktedir. Burada bizlere Fransız Devriminin işleyiş ve sonuçlarını vermektedir. Eserin ismi İki Şehrin Hikayesidir. Kendi görüşüme göre de konusu iki görüşün çarpışmasıdır. Fransız İhtilali'nde, ortalığı kan gölüne çeviren monarşi kurallarını ve kin dolu halkın nefretinin çarpışmasını anlatmıştır. Yazar, bu çarpışmanın tam arasına da güzel bir hikaye sığdırmıştır. Bu eseri okuduğunuzda bir hikayeden ziyade, Fransız Devriminin iç dinamiklerini de görmüş olacaksınız. Kitabın içerisinden tarih, aşk, tükenmişlik, kaos, vb. birçok olayın bizzat tanığı olacaksınız. Özellikle tarihe meraklı olup fakat akademik eserleri okumayı sevmeyenlere , bir yandan da tarih bilgisini arttırmak ve bunu yaparken de sıkılmamak istiyorsanız, işte size bu konuda güzel bir eser sunuyor Charles Dickens. Okuyacak okurlara şimdiden keyifli okumalar dilerim. Sizlerde eser ile ilgili görüşlerinizi yorum olarak belirtebilirsiniz…
İki Şehrin Hikâyesi
8.6/10
· 31,7bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
10
291
Ege
bir alıntı ekledi.
Veronika, tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi, ama işin gerçeği, başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı; çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.
26
DAHA FAZLA GÖSTER