Gülün Adı

Umberto Eco
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

9/10
·736 syf.··
2024 106. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2024 20:54
Yazarın romanın yazılma süreci ile ilgili bölüme gelene kadar aldığım notlar çöp oldu. Farklı olayları farklı zamanlarda nedensellik içinde düşündüğümüzde sonuç bariz bir şekilde gözlerimizin önünde olur. Bende daha önce okuduğum ortaçağ romanları ve kiliseler üzerine yazılan araştırma ve incelemeleri okuduğum için başka gözle kitabı okudum ve hepsi gerçek, el yazmaları var hissinde birçok not aldım. İşte yazarın esas başarısı bu. Ve kusursuz bir plan ve üzerinde yıllarca çalışmanın sonucu. Bu kitap için anlatıcısı buydu, hikaye bu diye anlatmak çok zor. Romanın sonunda yazar kitabı açıklamak için makale yazmış, ben bir inceleme ile anlatamayabilirim. Ama ne bulacağınızı veya neyin çağrışım yaptıracağını anlatmaya çalışabilirim bir kaç konu başlığı içinde; •İçsel inançtan daha çok güçlü olanın inancını benimsiyor gözükmek. Konu inanç değil kim güçlü! •Klisenin dünya sorunları üzerine kafa yorması göksel dünya ile ilişkisizliği. Sanki papazların değilde satranç ustalığındaki politikacıların hayatları gibi. Kilisede ölümden sonraki hayat değil yaşadıkları Hayatın kazanımları. •Yanıltıcı söz sanatını kullanmakta olan kilisenin nasıl işlediği. •Baskılanan bireylerin rahat yaşamdakilerden daha saplantılı daha şehvet düşkünlüğü içinde yaşamaları… •Edebiyat ihtiraslarından uzak gerçeklerin öne çıkılması istenmesi üzerine kullanılmış üslubu ile kitap ağır ilerleyebilir. Tarih, din, sosyoloji, ortaçağlar merakı olanlar için ideal bir eser. “Öyleyse bir kitaplık gerçeği dağıtma aracı değil, onun ortaya çıkmasını geciktirme aracı mıdır?” S:888(E-kitap) Kiliselerin tarihler boyu yaptığı şey…
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Okurken her şeyi görmezden gelmeli miyiz?
Puan vermedi
Gülün Adı Merhaba 1K okur dostlarım, Kitabı yarım bıraktım. Neden mi? Hemen açıklıyorum. Kitaba başlamadan önce birçok okurun kitaba dair olumlu eleştirilerini okudum. Ayrıca kitabı okuma arzusu içinde olan pek çok okuru da bizzat gördüm. Bunun üzerine ben de okuma kararı aldım. Kitap; bir manastırda işlenen cinayeti çözmek üzere başka bir manastırdan gelen William ve yardımcısının, kendilerini olaylar örgüsünün tam ortasında bulmalarını konu alıyor. Bir cinayet çözülemeden birkaç cinayetin daha işlenmesi ve bu cinayetlerin her birinin ortak noktasının manastırdaki kütüphane olması oldukça ilgi çekiciydi. Araya minik bir aşk hikâyesinin serpiştirilmiş olması da başta merak uyandırıcıydı. Buraya kadar her şey güzeldi. Ancak kitabı 440. sayfada yarım bıraktım. Çünkü yazarın kullandığı bazı ifadeler ve betimlemeler beni ciddi anlamda rahatsız etti. Bunları sizinle paylaşmak istiyorum. Birincisi, peygamberlerimizin büyücülükle nitelendirilmesi. İkincisi ise kütüphanede bulunan Kur’an-ı Kerim için “Arapların uydurduğu, yalan yanlış sözlerle dolu” şeklinde bir ifade kullanılması. Bu söylemler hiç hoşuma gitmedi ve o an kitabın kapağını kapattım. Şimdi bazı arkadaşlara şunu sormak istiyorum: Sırf kitap okuyalım diye ya da bir kitap çok viral oldu diye bu tür ifadeleri neden görmezden gelip kitabı yere göğe sığdıramıyorsunuz? Bunu gerçekten merak ediyorum. Ben kesinlikle tavsiye etmiyorum..
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
9/10
·691 syf.··
Beğendi
·
2017 31. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2017 21:31
Acaba ben ne yaptım, ne okudum? Tüm delilleri okuyucuya veren, verdikleri deliller ile beraber cinayetleri okuyucunun da çözmesini isteyen gerçek bir polisiye mi okudum, bir Orta Çağ gerilim romanı mı okudum, dinler arası, mezhepler arası, tarikatların ve rahiplerin başrolde olduğu bir roman mı okudum, gerçek kişi ve toplulukların hâkim olduğu tarihi bir kurgu mu okudum yoksa sağlam bir bilgi yumağı olan koca bir ansiklopedi serisi mi okudum karar veremedim, aslında bu öğelerin hepsini içeren güzel bir roman okudum. Saydıklarımın hepsini içeriyor Gülün Adı, hem de edebi değeri yüksek bir eser olarak. Öncelikle şunu söylemek isterim ki roman hiç beklemediğim şekilde kaliteli öğelerle dolu bir şekilde polisiye bir roman. Okur tarafından kolay kolay bir şekilde hiç dikkat edilmeyecek unsurlar, hareketler Eco tarafından delil olarak biz okura veriliyor ve gerçek bir polisiye romanda olması gerektiği gibi de bu deliller okura ayrıntılı olarak sunuluyor, sunulduktan sonra da her bir delilin, her bir detayın analizi yapılıyor ve karakterler tarafından yapılan her bir analizin üzerine yine karakterlerin karşılıklı yorumu yapılıp okura tekrardan sunuluyor. Gerçek bir polisiye romanda olması gereken hatta bir şart olan en önemli ayrıntıdır bu durum. Yazar, okurdan hiçbir şekilde bir delil saklamamalı ve romanın karakteri ile beraber okurun da cinayete hâkim olup üzerinde düşünüp cinayeti çözmesini istemesidir, günümüz polisiye romanlarının özellikle de seri katil polisiye romanlarında bu durum yoktur çünkü okuyucuya sürpriz yapmak ister yazar ve bu sürprizini de okurdan deliller saklayarak ve sonrasında da pat diye önüne sererek yapar; ama dediğim gibi gerçek polisiye romanda bu hususlar kabul edilmez, Eco’nun yaptığı gibi her bir ince detay okura verilmelidir, okurun da
Teknoloji
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Ortaçağın karanlığı
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 06 Mart 2022 20:41
Bir inceleme yazdım, çünkü canım inceleme yazmak istiyordu. Yazmaya koyulmak için bunun yeterli bir neden olduğuna inanıyorum. İnsan doğuştan uyduran bir yaratık değil midir zaten? "İnsan doğuştan uyduran bir yaratıktır." (s. 697) Umberto Eco sağolsun. Onun canı bir roman yazmak istemeseydi ve yazmasaydı, ben bu incelemeyi biraz zor yazardım. Canım istedi diyerek, bir de size Eco'nun sözleriyle hava atıyorum :)) Kendimi bu kadar gömdüğüm yeter, şimdi sıra övgüde. Kendimi tebrik ediyorum, böyle hacimli bir kitabı sonunda okuduğum için. İtiraf ediyorum, iki yıldır hacminden dolayı kaçıyordum. Ama kaç kaç nereye kadar. Sonunda korkumun üstüne gitmeye karar verdim. Ve işte sonuç. O kadar da korkulacak bir şey yokmuş. Umberto Eco yazmışsa, bize kalan tek şey okumak. İlk sayfalarda okurken sıkıldım tıpkı Tutunamayanlar'da olduğu gibi. Hatta ya bu kitap ne anlatıyor dedim. Sonra ilerledikçe, hımmm dedim, biraz daha ilerledim, vaayy be dedim. Sonra ne mi oldu? Kitap beni kendine hapsetti, tıpkı Tutunamayanlar da olduğu gibi. Yanlış anlaşılmasın, iki kitap da aynı konuyu işlemiş demiyorum. Sadece Tutunamayanlar da, hacminden dolayı okuru korkutan ve bildiğiniz gibi en çok yarım bırakılan kitap. Neyse, gereksiz sohbette bu kadarı yeterli. Bu gidişle, ben daha kitabı anlatmadan inceleme bitecek. Bilenler bilir, bilmeyenlere söyleyeyim. Umberto Eco, İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. Gülün Adı kendisinin ilk kitabı. 1980 yılında yayınlanmış. Adamdaki, özgüvene bakar mısınız? İlk kitapta böylesine hacimli ve iddialı bir eser yazmak. Tıpkı Oğuz Atay gibi. Hayran olunası gerçekten. Ama düşündüğünüz gibi bir çırpıda yazmamış tabii. Uzun araştırmalar, incelemeler sonucu ve uzun bir sürede yazmış. Öyle olmasaydı, böyle bir eser olmazdı zaten. En güzel eserler uzun
Edebiyat
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
GÜL/ÜMSE
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2022 68. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2022 15:56
736 sayfalık bu kitabı elimden geldiğince sizleri sıkmadan açıklamaya çalışacağım. Umberto Eco'nun yazdığı bu ilk romanında yazar tüm riskleri göze almış. Sayfa sayısı, konusu, konunun geçtiği mekan, kişiler ve en önemlisi de kendi dönemini kurgulamak yerine ortaçağı seçmiş olması. Tüm bunların altından kusursuzca kalkmış bence ve bu da yazarın o büyük bilgi birikiminin bir kanıtıdır. Konusu her ne kadar polisiye diye geçse de yazar elinden geldiğince orta çağın, özellikle de kiliselerdeki tüm sorunlara uzun uzun değiniyor. Kitabın adını ilk başta "Suç Manastırı" olarak düşünen yazar bu durumda okuyucunun dikkatini sadece polisiye konusuna çekileceğini düşünmüş. Bu da kitabın içinde geçen diğer konulara gerçekten de haksızlık olurdu. Çünkü polisiye kısmı kadar şu konulara da değiniyor. Yazar, Papa ve imparatorluk arasındaki güç savaşına, tarikatlar arasındaki fikir ayrılıklarına, bir manastır içindeki kirli oyunlara, her insanın içinde ki o günahkâr kişiliğe. Ben kitabı okurken yazarın aslında değinmek istediği şeylerin bunlar olduğunu, polisiye kısmının sadece okuyucuyu romanda tutmak için kullandığını bile düşündüm. Fakat polisiye kısmı da o kadar zeka doluydu ki onu ufak bir araç gibi gösterirsem çok büyük haksızlık etmiş olurum. Yazar her iki konuyu da kusursuz bir felsefeyle okuyucuya aktarıyor. William ve çömezi (Adso) manastırda işlenen esrarengiz cinayetleri çözmeye çalışırlar. Uzun diyaloglar şeklinde geçen bölümlerde yazar sizi de konunun içine çekiyor. Onlarla beraber sizler de cinayetlerle ilgili akıl yürütmeye başlıyorsunuz. 7 gün şeklinde bölümlere ayrılmış kitap fakat bu 7 gün için de çok geniş bir zaman dilimine değiniyor yazar. Çünkü sadece manastırın için de geçen olaylara değil ortacağın tüm karanlık yanlarına da değiniyor. Bu açıdan tarihi bir
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Bir Cinayetten Çok Daha Fazlası
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2026 23:47
Kitabı bitirdim ve dürüst olmak gerekirse, üzerine bir şeyler yazmak için biraz sakinleşmeyi beklemem ve bu muhteşem kitabın hakkını vermek adına bütün notlarımı baştan sona dikkatlice incelemem gerekti. Valla ne yalan söyleyeyim, son zamanlarda okuduğum en sarsıcı, en "dolu" işlerden biriydi. Kitabı bitirdiğimde sanki o soğuk manastırdan yeni çıkmışım gibi hissettim. ​Kitap başladığında kendimi rahip William ve yardımcısı Adso ile birlikte İtalya’nın o puslu dağlarında buldum. İlk sayfalar biraz ağır gelebilir, kabul ediyorum; manastırın mimarisi, o günkü siyasi hava derken Eco bizi hemen hikayenin içine çekmiyor, önce bir sınıyor. Ama o kapıdan girdikten sonra atmosfer öyle bir sarıyor ki, sanki keşişlerin cübbelerinin hışırtısını duymaya başlıyorsun. Başta basit bir cinayet vakası gibi duruyor ama William’ın o keskin zekasını ve olaylara bakışını görünce "Tamam," diyorsun, "burada başka bir iş var." ​Hikaye ilerledikçe manastırın kalbi olan o devasa kütüphaneye ulaşıyoruz. İşte orası kitabın koptuğu yer. Kütüphane sadece bir bina değil, yaşayan bir organizma gibi. Kitaplar arasında kaybolurken sadece bir katili aramıyorsunuz; aslında bilginin ne kadar tehlikeli olabileceğini, bazı şeylerin neden saklandığını sorguluyorsunuz. William’ın bir dedektif gibi iz sürmesi, mantık yürütmesi harikaydı. Sanki Sherlock Holmes Orta Çağ'a ışınlanmış da cübbe giymiş gibi. ​Kitabın ortalarına doğru olay sadece bir polisiye olmaktan çıkıp tam bir fikir düellosuna dönüyor. "Gülmek günah mıdır?" ya da "Kilise fakir mi olmalı?" gibi sorular havada uçuşuyor. Bu kısımlar beni çok düşündürdü. Eco, o dönemin bağnazlığıyla özgür düşünceyi öyle bir karşı karşıya getirmiş ki, bugün bile hala aynı çatışmaları yaşadığımızı fark ediyorsun. Spoiler vermeyeyim ama cinayetler arttıkça
Edebiyat
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
10/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2025 31. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Eylül 2025 23:21
Okumaya başlamadan önce kalınlığına bakıp sıkılırım diye çekinmiştim. Ancak hiç öyle olmadı. Hem edebi hem sürükleyici hem de eleştirel felsefe yönü ile her anlamda keyif aldıran bir eser olmuş. O yüzden okunması gereken bir eser olarak görüyorum. Kitabın doğrudan ne anlattığından daha çok dolaylı olarak ne anlatmaya çalıştığı daha önemli bence. ... Gülün Adı, 45 yıl önce yayınlanmış olsa da, günümüzden 7 asır öncesini konu alan, hristiyan aleminin yozlaşmış, dejenere olmuş kesimini eleştirel bakış açısı ile anlatmaktadır. ... Öyle ki Din'in en büyük savunucusu, aynı zamanda Din'in en büyük düşmanı; Din'i kötülüklerden arındırmak isteyen kişi ile Din'e en büyük kötülüğü yapan kişinin aynı olması gibi. Yozlaşmışlık bir yerde budur. Din'i kendine göre dizayn ederek, kendi lehine kullanmaktır bir yerde. ... Umberto Eco'ya bir röportajında, kitabın metaforik anlatımı ile dönemin hristiyan dünyasına bir eleştiri getirip getirmediği sorulmuş. Eco'da kitap hangi dönemde geçerse geçsin aynı yargıyı oluştururdu diye cevaplamış. ... Bakıldığında hala aynı yozlaşma hala aynı sistem devam ediyor. O yüzden kitap günümüz din anlayışına da eleştiri getirebiliyor. Tabi anlayabilirsek. Neyse. Söylenecek çok söz var. Ancak bu kadarı da kafi. ​"Din, eğer aydınların elinde olursa, toplumu aydınlatır; cahillerin elinde olursa, toplumu afyonlar." İyi okurlar.
Duygu ve Düşünce
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
9/10
·736 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:48
Gülün Adı, görünüşte bir cinayet romanı olsa da derinlerinde; geçip giden zamanın, kaybolan aşkların ve insanın elinden kayıp giden güzelliklerin hüznünü taşıyan son derece şiirsel bir eserdir. Bazı insanlar hayatımıza sahip olmamız için değil, ruhumuzda bir iz bırakıp gitmeleri için girerler. Ve bazı aşklar yaşanmak için değil, ömür boyu hatırlanmak için var olurlar. Kitabın merkezindeki asıl sorunun: "Kim öldürdü?" değil, "İnsan neden bir şeyi sonsuza kadar koruyamaz?" olduğunu düşünüyorum. Günümüzdeki birçok aşk hikâyesi kavuşmayı yüceltirken, Gülün Adı kavuşamamayı, eksik kalmayı ve özlemi anlatır. Bu nedenle gençlik heyecanından çok, yıllar sonra dönüp bakınca hissedilen tatlı bir hüzün taşır. Bu yüzden Gülün Adı bana göre bir polisiye değil; hafıza, özlem ve fanilik üzerine yazılmış büyük bir edebî meditasyondur. Umut dolu kitaplara, keyifli okumalar...
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
9/10
·736 syf.··
2024 91. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2024 19:42
Roman, genç bir keşiş olan Adso ile hocası William of Baskerville’in bir manastırda yaşanan gizemli ölümleri çözmek üzere yaptıkları bir soruşturmayı anlatır. Bu süreçte manastır kütüphanesindeki yasaklı bir kitabın sırrı açığa çıkar. Cinayetlerin ardındaki sırları çözmeye çalışırken, okuyucu hem Orta Çağ’ın entelektüel atmosferine hem de farklı düşünce sistemlerinin çatışmasına tanıklık eder. Ana Karakterler • William of Baskerville: Akıllı, sorgulayıcı ve mantığa dayalı düşünen bir keşiş. Sherlock Holmes’u andıran bir karakterdir. • Adso of Melk: William’ın yardımcısı ve romanın anlatıcısı. Olayları onun gözünden okuruz. • Jorge of Burgos: Manastırın muhafazakâr bir rahibi ve hikâyedeki kilit figürlerden biri. Kitabın Öne Çıkan Yönleri 1. Polisiye Kurgu: Orta Çağ atmosferinde geçen karmaşık bir dedektif hikâyesi sunar. 2. Felsefi ve Teolojik Tartışmalar: Roman boyunca inanç, ahlak, bilgi ve sansür gibi konular derinlemesine incelenir. 3. Tarihi Arka Plan: Orta Çağ Hristiyanlık anlayışı, engizisyon mahkemeleri ve entelektüel özgürlük mücadeleleri detaylı bir şekilde işlenir. 4. Dil ve Üslup: Kitap, Latince ifadeler, eski metinlere göndermeler ve yoğun betimlemelerle zenginleştirilmiştir. Neden Okunmalı? • Felsefi Derinlik: Roman sadece bir hikâye değil, aynı zamanda insanlık tarihine dair felsefi bir sorgulamadır. • Tarihi Öğrenim: Orta Çağ’ı, onun sosyo-kültürel ve dini yapısını anlamak için harika bir kaynak. • Zekice Kurgulanmış Gizem: Polisiye roman sevenler için eşsiz bir okuma deneyimi. Okuma Notları Roman zaman zaman ağır bir dile sahip olabilir, çünkü Umberto Eco dilbilimci ve edebiyat profesörü olarak derin bir entelektüel altyapıya sahiptir. Bu nedenle, kitabı yavaş ve sindirerek okumak önerilir. Ayrıca, tarihsel ve dini göndermelere aşina
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma
Eskinin gülü yalnızca adıyla kalır,elimizde kalan çıplak adlardır
9/10
·736 syf.·
2026 23. kitabı
Öncelikle Gülün Adı kitabını okuyacaklara naçizane üç tavsiyem var; 1- Umberto Eco hakkında araştırma yapın. 2- Ortaçağ Felsefesi hakkında kısa bir bilgi edinin. 3- Yanınıza felsefe sever bir okuma arkadaşı alın. Şimdi başlayabiliriz; Bu romanda beni en çok etkileyen şey, Aristoteles’in Poetika’sına yapılan vurgu oldu. Poetika’nın trajedi bölümünün günümüze ulaşıp komedi bölümünün kayıp olması ve Eco’nun bütün kurguyu bu kayıp metin üzerine inşa etmesi gerçekten hayranlık uyandırıcı. Üstelik bunu yaparken romanı adeta bir tiyatro oyunu gibi kurgulaması — metaforlar, figürler ve dönem diliyle — metni çok daha katmanlı hâle getiriyor. Açıkçası kitabı okumaya başlamadan önce Ortaçağ felsefesinin beni sıkacağını düşünmüştüm. Çünkü bu dönem düşüncesi bana hep ağır ve yorucu gelmiştir. Fakat cinayet teması o kadar sürükleyici ki, felsefi tartışmalar göze batmadan, okuyucuyu yormadan anlatının içine ustalıkla yedirilmiş. Bilgiye boğmadan düşündüren bir roman. Bence eserin en güçlü yanlarından biri, üç temel temayı karakterler üzerinden vermesi: • William of Baskerville aklı ve sorgulamayı temsil ediyor. Gerçeği arayan, şüphe eden, gözlem yapan bir figür. • Jorge of Burgos dogmayı ve mutlak dini otoriteyi temsil ediyor. Bana göre romanın en güçlü karakteri oydu. Körlüğü bile sembolik: Görmeden inanmak. Bilginin tehlikeli olduğunu düşünüyor ama aslında tehlikenin bilginin kendisi değil, onu elinde tutan kişi olduğunu gösteriyor. • Adso of Melk ise gözlemleyerek ve deneyimleyerek öğrenmeyi temsil ediyor. Adso bana halkı hatırlattı; gördüklerinden yola çıkarak anlam kurmaya çalışan, kesin doğrularla değil süreçle ilerleyen bir karakter. Eco’nun özellikle “tehlikeli bilgi” meselesine yaklaşımı çok etkileyiciydi. Jorge bir yandan bilgiyi koruduğunu düşünürken, aslında onu
1000Kitap
Gülün AdıUmberto Eco · Can Yayınları · 202015,9bin okunma

Yazar Hakkında

Umberto EcoYazar · 65 kitap
Umberto Eco (d. 5 Ocak 1932, Alessandria), İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür. Takma ismi Dedalus'tur. Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarındandır. Eco, 1971'den bu yana Bologna Üniversitesi'nde profesör olarak çalışmaktadır ve yapısalcılık sonrası göstergebilim gelişmelerine önemli katkılarıyla tanınmaktadır. Eco, yüksek lisans ve doktora çalışmalarını Thomasçılık akımı ve bu akımın estetik anlayışı üzerine yaptı. Tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, James Joyce üzerine derin araştırmalar yapmış bir yazar. Yazarın ilk romanı Gülün Adı 1980'de yayımlandı. 1962'de Torino Üniversitesi'nde doçent, 1969'da ise Floransa Üniversitesi'nde görsel iletişim dalında profesör oldu. 1971'de Bologna Üniversitesi'ne geçti ve 1975 yılında bu üniversitenin Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü'nün başına getirildi. Eco'nun çalışmaları 1960'ların ortasından itibaren avantgarde yapıtlara, kitle kültürüne yönelmiştir. Son dönemlerde ise, güncel olay ve olguları da ele alan çalışmalar yapmaktadır. Bu çalışmalar arasında edebiyat eleştirileri, tarih ve iletişim yazıları önemli bir yer tutmaktadır. Eco özellikle tarih bilgisiyle süslediği eserlerinde tam bir ustalık gösterir. Özellikle Baudolino adlı eserinde Bizans ve IV. Haçlı Seferi hakkındaki anlatılar sürükleyicidir. Roland Barthes'tan sonra, "ayrıntıların anlamı" ya da "ayrıntıların sosyolojisi" adı verilen bir anlayışın önemli köşe taşlarından birisi olan Umberto Eco'nun pek çok eseri Türkiye'de yayınlandı. Kasım 2005 ve Haziran 2008 tarihlerinde ABD'den Foreign Policy ve İngiltere'den Prospect dergilerinin internet üzerinden okuyucu anketleri ile oluşturduğu Dünyanın ilk 100 entellektüeli listelerinde, 2005 yılında 2., 2008 yılında 14. sırada yer almıştır.