Geri Bildirim
  • Düşünemiyorum
  • " Yani şunu diyebiliyor muyuz, 'Ya 50 sene önce televizyon bile yoktu, yazık, kimse kimseyi sevmiyordu.' Hayır. Aksine, bence o zamanlar daha güzel seçmeler vardı. Aşklar daha temiz, daha kusursuzdu. Her şey ilerlerken nasıl oluyor da mana geriliyor? Aşklar derinleşmiyor, yüzeyselleşiyor. Dostluklar sıkılaşmıyor, yüzeyselleşiyor. İnsanlar Allah'a daha çok değil de daha az muhabbet duyuyor? Madde sürekli ileri giderken mana sürekli geri gitti. Kaçırdık asıl olan şeyleri..."
    Hikmet Anıl Öztekin
    Sayfa 65 - Hayykitap
  • Bilgisayarlar, kitaplardan sonra piyasaya çıkan ve masada öylece durup sizinle sınırsızca ve yargılamaksızın etkileşime geçen tek şeydir.
    -Playboy,1985
    Steve Jobs örnek alınası bir insandır. Belki bize verebilecek daha bir çok şeyi olabilirdi. Ama o aramızdan ayrıldı. Bu kitap bir başarı örneğidir.
  • Kitabın Yorumu

    Kitabının kapağına, “Dünyanın en çok aranan hackerı olarak maceralarım” açıklamasını koyan Amerikalı ünlü Hacker Kevin MITNICK’ın, New York Tımes yazarı William SIMON’la birlikte kaleme aldıkları “Kablolardaki Hayalet” adlı eser; MITNICK’ın telefon hatlarında ve bilgisayar sistemlerindeki illegal gezintilerini, tecrübelerini anlatmaktadır.


    Kitabın, üç kelimeyle özeti; “Merak, Telefon, Hacker”, üç kelimeyle yorumu ise; “Uzun, Teknik, Akıcı”


    Sürekli birbirine benzeyen teknik hususların yer aldığı kitabın olay örgüsünü sıralamak zor olsa da, genel olarak;

    - Ortaokul sıralarından itibaren MITNICK'ın, telefon hatlarına ve bilgisayar sistemlerine karşı engellenemez bir merak duygusunun ortaya çıkması,

    - Önce okulların bilgisayarlarına izinsiz girişler yapması, daha sonra başta telefon şirketleri olmak üzere bazı şirketlerin hatlarına müdahaleleri,

    - Hacker çevresinde ünlenmesi,

    - Devlet kurumlarının hatlarına girişleri, henüz 18 yaşına girmediğinden hafif adli tedbirlerle gözetim altında tutulması,

    - FBI’ın izlemesine takılması, kablolarda ve gerçek hayattaki kovalamacalar, cezaevine girişler, denetimli serbestlik dönemindeki hacklemeleri ve toplam 4,5 yıllık hapis hayatını takiben salıverilmesi,

    - Kongrede hacklemeleri hakkında ifade vermesi,

    - Para veya menfaat sağlamaya yönelik bir gayrete girmemesi, sadece merak ve heyecan dürtüsüyle hackerlık yapması nedeniyle, medyada gördüğü müthiş ilgi,

    - Birçok kuruluşta konferanslar, üniversitelerde dersler vermeye başlaması,

    - Artık legal alanda ünlü bir güvenlik danışmanı olarak hayatına devam etmesi, şeklinde özetleyebiliriz.


    Kitapta detaylı olarak konu edilen; bilgi sistemleri, telefon hatları, kodlar, şifreler gibi teknik kavramlar, genel okur kitlesi için pek ilgi çekici değildir. Bu nedenle kitap, daha çok; iletişim, telekomünikasyon ve bilgi sistemleri konularında çalışan, okuyan veya bu konulara özel ilgi duyanlar için faydalı bir kaynak olabilir.


    Kitabın konuları teknik olsa da, dili basitleştirilerek okunabilir şekle sokulmuş.


    Kitapta, aynı taktiklerin (telefon hileleri, çöp karıştırma vs.) tekrarı bazen sıkıcı gelebiliyor ve yaklaşık 500 sayfalık anlatım boyunca sık sık konudan kopmalar olabiliyor.


    Ara ara kitaptan kopsanız da, sosyal ve sempatik karakterli METNICK’ten kopamıyorsunuz. Özellikle hackerların ne yaptıklarını bile bilmeyen okur; yeni tanıdığı ilk hacker olan METNICK’in frekansına hemen geçiveriyor, anlatılan olayların gerçekliği de buna eklenince kitabı terk edemiyor.


    Kitabın önsözünü Apple’in kurucusu Steve Wozniak’ın kaleme alması, çok sayıda yazar ve dış yorumcuların ifadeleri de, MITNICK’ın ünü hakkında bizi aydınlatıyor.


    Anlatılan olayların gerçekliği, bazı faydalı çıkarımlarda da bulunmamıza imkân sağlıyor. Örneğin kitabı bitirince, okurda;

    - O alanda kabiliyeti ve ilgisi olan bir insanın, en karmaşık sorunların üstesinden gelebileceği,

    - Devlet kurumlarının veya büyük şirketlerin, zekice odaklanmış elektronik sızmalara karşı zayıf yönlerinin ve güvenlik açıklıklarının olduğu,

    - Okurken heyecanlı gözüken bu işlemlerin, gizli bilgilere ulaşma konusunda hastalık derecesinde meraklı olan MITNICK için bile bazen anlamsızlaştığı,

    - MITNICK'ın illegal eylemlerinin, kelimenin tam anlamıyla “macera”dan öte anlam taşımadığı, gibi düşünceler beliriyor.



    Sonuç olarak, “Kablolardaki Hayalet” kitabını; 1990'lı yılların hackerlık faaliyetleri hakkında fikir sahibi olmak isteyenlere tavsiye edebiliriz. Bu konuları özel ilgi alanı olarak takip edenler için ise; belki de bir başucu kitabıdır.
  • Seçimlerde kullanılan oy pusulaları üzerine

    Sahteydi, gerçekti, mühürlüydü, mühürsüzdü,
    Ysk mühürü var mı, il seçim kurulu mühürledi mi, sandık kurulu mühürledi mi?
    Yani aldığımız 200 tl lik banknotu bu kadar incelemiyoruz. Herhalde kötüye kullanılsın diye bu kadar işi abartıyoruz gibi yorum yapmak zorunda kalıyor insan.
    İşin pratik, masrafsız, güvenli bir yolu var:
    Her oy pusulasına özel bir karekod vermek.
    Nasıl ki, eczaneden aldığımız her ilacın bir karekodu var. Bu kod ile neleri tespit edebiliyoruz: kim üretmiş, hangi ecza deposu dağıtmış, hangi eczane satmış, hangi hasta satın almış. Hatta bu teknik ile polis bir suçluya ulaştığını izledim haberlerde.
    Her oy pusulasına karekod verildiğinde, silsile yolu ile 81 ilin oy pusulaları serisi belli olur
    İlçelerinki belli olur, her seçim binasının ki belli olur. Her sandık başkanı da, oy pusulalarını karekod listesine göre zimmet alır.
    Mühürlemeye bile gerek kalmaz.
    Bir kargo firması kadar da mı olamayacağız.
    Her sandık başkanına da bir karekod okuyucusu veririz.
    Her kullanılan oy pusulası okutularak merkezi bir servere gönderilir.
    Aynı ilacın iki kez satılamadığı gibi, aynı karekoddan iki oy da kullanılamamış olur.
    Aynı anda ysk merkezi serverinde de, anlık olarak kullanılan oy sayısı görülür.
    İl, ilçe, sandık bazlı karşılaştırmalar yapılır.
    Seçim sonuçları girildiğinde, denetim amacıyla karşılaştırma da yapılabilir.
    Gelecek seçimlerin bu teknik mantık ile yapılmasını öneriyorum.
    20.06.2018
    Ali Rıza Malkoç
    #armozdeyis
    arm.web.tr
  • “Televizyon bir iffet ve ahlak suçlusudur. Belki yakında aileler dükkan sergileri gibi kaldırıma dökülecekler.”
  • " Yeni Dünya Düzeninde, artık gazete bile okumayan insanlar 328 kanallı TV'lerinden durmadan özgür seçimler yapıyor; devlet için de 'gölge etmesin başka ihsan istemem' deniliyordu. Başbakanların, başkanların adını bilmek şöyle dursun, Dünya'nın Güneş'in etrafında döndüğünü bilenlerin sayısı bile giderek azalıyordu."
    Gündüz Vassaf
    Sayfa 17 - İletişim Yayıncılık
  • Eğer benim açıklamam doğruysa,birisinin aklına gelen herhangi bir objenin görüntüsünü bir ekrana yansıtmak ve böylece onu görünür hale getirmek mümkündür.Bu tip bir ilerleme insan ilişkilerinde büyük bir devrim yaratırdı.Bunun gelecekte başarılacağından eminim